şimdi malum bu abd kudüsü israilin başkenti olarak tanıdı.
madem bu aciz ! tc devleti ve diğer aciz ! müslüman ülkeler, hatta müslüman olmayan diğer ülkeler , aciz dünya müslümanları ve türkiye'deki insanlar gazlarını çıkarmak için meydanlara çıkıp sadece bağırıp çağırmaktan başka birşey yapamayacak , devletler ve uluslarası kuruluşlar sadece açıklama yapacak ;
buyrun ne yapılması gerekiyor yüksek fikirlerinizi paylaşın derleyip toplayıp gönderelim ilgili yerlere.
devamını gör...
islam devletleri ve müslümanların tek vücut hareket etmesi gerekir. hadi islam devletleri toplanıp ortak karar alsınlar ve abd ile israil büyükelçilerini geri çeksinler. şimdi birileri çıkar ve der ki "o güç bizde yok" lan oğlum islam alemi batı'nın pazarıdır. ne kazanıyorlarsa sen kazandırıyorsun. bizim onlara değil de onların bize muhtaç olduğunu ah bir anlasa şu islam alemi.

bunun dışında siyasi ilişkiler askıya alınıp ticari ilişkiler zayıflatılabilir. bu ülke vatandaşlarının vizeleri iptal edilebilir. lan biz zararlı çıkarız demeyin hemen, ortak hareket etmekten bahsediyorum.

gel halk kanadına. yahudi ve abd menşeli ürünleri boykot. kepenk kapattıracak boykot hem de. bak altını tekrar tekrar çiziyorum; sadece biz ya da bir kaç devlet değil, tüm islam alemi.

ama kime diyorum ki, protesto edenlere gazını alan adam gözüyle bakılmaya başlandı bile.
devamını gör...
bir öğrenci olarak dilimden ve kalbimden gelen dua etmek. kısır tartışmalara girmemek. dua etmek. üzülmek. amel barındırmayan geçici nitelikte olan sloganik paylaşımlar yapmamak. kendi içimde üzülmek.
devamını gör...
çözüm önerim yok, ama küçük bi tavsiyem var, abd büyükelçiliğini protestoya giderken nike veya converse'lerinizi evde bırakın.
devamını gör...
ya tamam boykot bir duruştur etkisi de hafife alınmaz fakat her seyde dışa bagimli ülkesin sen bunu nasıl göremezsin? sen boykot edersin olan yine sana olur çünkü ürettiğin hiçbir halt yok. o ısı geçeceksin bu yüzden. elinde iphone ile yazanlar özellikle sussunlar.

cozum mu? al sana cozum.

okuyacaksın, çalışacaksın, ahlaklı olacak kaliteli nesiller evlatlar yetiştirecek hiç olmazsa bundan sonraki jenerasyonun birşeyler yapabilmesi adına dua edeceksin.

devletin ve milletin icin mesain disinda ekstra çalışacaksın, fedakar olacaksın, yalakaligi bırakacaksın. torpille ise görmediğin gibi öyle evlat yetiştireceksin ki o da bu ise yanaşmayacak. çıkarını düşünmeyecek komşunla iyi geçinecek, akrabalarını gözeteceksin. her zaman ama
her zaman bu isler yakından başlar. önünde hz. muhammed örneğin var ahlak abidesi adamlığın forma bürünmüş hali! o da böyle yaptı en yakınından basladi ıslaha.

simdi içinizden ne diyor ulan bu diyenler olacak. bir ısı kökten çözmezsen temeli problemli bir binanın asla düzgün yükselemeyeceğini unutma. emin’im hepimizin kalbi temiz fakat yetmiyor yetmeyecek. elin gavuru çalışırken emek verirken sen bu şekilde hiçbir yere varamazsın.
devamını gör...
1. bm genel kurulunda güvenlik konseyinde konuyu gundeme getirmek. gerekirse yaptırım kararı çıkartma(gerçi bu imkansız güvenlik konseyinde amerikanın olmasından ötürü) o olmazsa bir kınama çıkartmalı.
2. islam ülkelerinin üye olduğu bütün uluslararası örgütlerde konuyu gündeme getirip, boykot yaptırım ne varsa yaptırılmalı. ve kudüs'ün filistin başkenti olduğu ilan edilmeli.
3. islam ülkeleri ambargo kararları almalı israile karşı.
4. bütün müslüman ülkeleri özellikle güney amerika'daki antiemperyalist devletler ile irtibat kurup, onları yanlarına çekmeli. onlarında bu tarz kararlar alması sağlanmalı.
5. islam ülkelerindeki israil büyükelçileri persona non grata ilan edilmeli. ve israildeki bütün büyükelçiler geri çekilmeli
nihayetinde yapılacak tek şey israili sıkıştırabildikleri kadar sıkıştırmak. sıkıştırdıkça agresif davranacak ve olmayan bütün meşruiyeti daha fazla ortadan kaybolacak.
teorik olarak bunlar mümkün ama pratikte olmayacak. katara ambargo uygulayan islam ülkeleri sıra israile gelince süt dökmüş kediye dönüyorlar.
devamını gör...
önce kendimizle, sonra aynı çatı altındaki kardeşimizle, sonra komşumuzla, iş arkadaşımızla, sözlük arkadaşımızla... farklı mezhepten dindaşımızla... "insan"la barışacağız. barışamıyorsak anlamaya çalışacağız..

kul hakkı yememeyi öğreneceğiz.. kabak lastikle yola çıkmayacak, lüzumunda sinyal vermeyi ihmal etmeyecek, sağa sola çöp atmayacak, bunların küçük değil çok büyük meseleler olduğunu kavrayacağız..
.
.
.
"kerametin büyüğü fena bir huyunu değiştirmendir." -sehl b. abdullah tüsterî-
devamını gör...
konuyu iç siyasete taşımamak gerek bunu seçim propagandası olarak kullanmamak gerek sakin ve sağduyulu olmak gerek. ab ve bm onaylamıyor olayın galeyanına gelip saçma sapan eylem hareketlerine girmek bize bir şey kazandırmaz mısır olayında gördük kazandırmadı. bütün partilerin ortak demeci gibi sağlıklı ve bir bütün adımlar atmak gerek. dua etmek gerek gereksiz paylaşımlardan popülizmden uzak durmak gerek. bu bizim iç meselemiz değil bu uluslar arası anlamda bir problem tek başımıza hareket edeceğimiz eyyyy amerika minvalinde bir olay değil.
devamını gör...
"karanlık geceyi aydınlatan sabahtır yüzlerdeki zilleti yok edecek olan silahtır."

şeyh usame bin ladin
devamını gör...
politika , kınama, amborgo falan bunlar hikaye... bu iş devletlere kalırsa nasıl ki dün endülüs'ü, sonra istanbul'u, șam'ı, bağdat'ı; bugün kudüs'ü kaybettikse yarın da mekke ve medine'yi kaybedeceğiz. yapılacak iş çok basit. kalkarsın abdest alırsın. istikametini kudüs'e verirsin. sonra "ya Allah" deyip bir adım atarsın. sonra bir adım daha, bir tane daha. 1.5 milyar müslüman 3 gün kudüs istikametinde yürüsün. bak o zaman yahudi gavuru buna cüret edebiliyor mu?
devamını gör...
siyasi anlamda türkiye'den bir şey beklemek zor. tepkimiz, tavrımız, ancak fert veya topluluk inisiyatiflerine bağlı. türkiye'deki rejim batı'dan tümüyle kopacak şekilde değişmedikçe pek bir şey ummuyorum. yani her ne kadar bunları filistin mücadelesiyle alay eder tarzda sayarak işi kahpeliğe götürseniz de türkiye'nin pratikte eli kolu bağlı.

yalnızca siyasî, ekonomik, şu bu yönden değil; başta kültürel hassasiyetlerimiz itibariyle büyük bir dengesizlik-ayrışma mevcut. ayrışma derken, tabiî meşhur kutuplaşma klişesine bağlamıyorum; bizimki çok başka. evvela sun'î ve hayli yüzeysel.

aksa eylemi olur: "ayasofya dururken ne aksa'sı? önce bunu halledin..." ayasofya eylemi olur: "memlekette cami mi kalmadı? önce süleymaniye'yi doldurun..." özgür kudüs eylemi olur: "coca cola içen insanların samimiyetine inanmıyoruz." israil mallarına boykot başlar: "olacak iş mi şimdi bu!" her cephede hassasiyetlerini mevcut statükoya kaptırmak ve döneklik etmek yerine kimsenin aklına sistemin topyekün değişmesi için bir çaba vermek gelmiyor. çaba vermemek de değil bakın; bu aklınıza bile gelmiyor.

parça parça da olsa yerinde tavır koymaya çalışan samimi müslümanlara da sadece dil çıkarıyorsunuz, ancak pislik yapıyorsunuz. bütüncül ve tutarlı bir mücadele vermenin yolunu soruşturmak yerine, mevcut sistemin beslediği çelişkileri istismar ederek nerede bir mücadele görseniz sulandırmaya bakıyorsunuz.
devamını gör...
ben anlamam siyasetten demokrasiden ben düz mantık bir insanım. bir canım var o da kudüse feda olsun. olay çok basit bir israil ordusu kadar müslüman yürekli çıkmaz mı? belki atış talimleri yapmıyoruz ama attığımızı vuracak imanımız var. ha cihad kadına farz değildir biliyorum ama bir çok erkek görünen etekli yandaşlardan daha iyi sıkarım kafire. olay siyaset meselesi değil olay ümmet meselesi!!!!!
devamını gör...
* kale almamak

* yapılan zulümleri uluslararası arenaya tüm diplomatik yaptırımlara rağmen taşımak! geri basmamak!


daha önce de yazdım, yine yazıyorum. mevzu kudüs değil. kudüs dediğin sadece bir sembol. oradaki bir müslümanın canı bin kudüsten önemlidir. zulüm hala devam ediyor, isterse israil başkentimiz adisababa desin. ee ? müslümanların hayatı mı düzelecek orada ? müslüman yahudi ile eşit fırsatta yaşayabilecek mi o toprak parçasında ? bana bundan haber verin. "kudüsü başkent yaptılar :(" diye ağlamak filistinlilerin gayri insani koşullarını, açlıktan ölen bebeklerini mi kurtaracak lan ?

geri adım attılar diyelim. israil meşruiyet mi kazanacak gözümüzde ?
devamını gör...
şu mağduriyet ve ümitsizlik psikolojisinden çıkıp yeni bir kimlik inşası gerekiyor.
ötekine rağmen var olma , çatışma , çatışma ile bir düşmana ihtiyaç duyma.. sıyrılmalıyız artık bu tarz rövanşist hareketlerden.
dünyanın herhangi bir yerinde canı yanan masumlara yeterli duyarlılık sergilemezken, israil'in zulümlerine çok kesin duruş sergileniyor. bu neyle açıklanır?
alemi islamın marazı bu. israil ile çatışmaktan besleniliyor bu yıkılası kimlik.
yeni bir duruşumuz olmalı, taa baştan olması gerektiği gibi.uzlaşmacı, toplumun her kesimiyle ittifak etmeye çalışan bir duruş.
düşünün bi, müslüman bir kimlik, yolsuzlukla, hırsızlıkla, husumutle, garazla nasıl özdeşleşebilir ? din bu değil. o halde karşımızda dinsiz bir müslümanlık var. maneviyatsız bir müslümanlık var.
amelde noksan olunursa iman kalpte teşekkül etmez. yerini nifak alır. bizim asıl sorunumuz bu. o zaman ilk iman hesabına çalışılmalı.

psikolojide bodrum katlar vardır. ülkemizdeki insanların geneli, bozulmaya maruz kaldığından içinde lağımı da barındıran kokuşmuş mekanlarda hayat sürüyor. şimdi insan olmanın hakkını verme yolunda çaba sarfeden kesim bu olayların altından nasıl kalkacağız diye düşünürken karşısına kollektif şuur kavramı çıkacak. el ele verme. ancak bir bakacağız ki kimisi yarasa gibi karanlığı seviyor. kimisi ''ateş düştüğü yeri yakar '' furyasına katılmış kimi bilmem ne bela.. insanların nefisleri olduğu gibi toplumların da nefsi vardır. malesef nefsi emmare şehrinde yaşıyoruz. siz ''kardeşim bu duyarsızlık insanlık değil '' diyeceksiniz. kimse kusuru üzerine almayacak, alacaksa da yüz teville tevil edip alacak. zaten kusuru kabul etme büyüklüğünü bu şehirde yaşayanlardan beklemek safdillik olur. vicdan lisanından anlayan bir toplumun oluşması lazım. misal patlamalar olurken bir yerde bir tarafta insanlar survivor izlememeli.

uzaktan bakıldığında aynı ortamda merhamet ve garaz birbirinden alabildiğine kopmuş. kıyamet gibi. ama peygamberimizin (sav) müjdesi var. ahir zamanda nur zulmete galebe çalacak diye. biz olsak da çalacak olmasak da.. Allah bizleri bu ateşe su taşıyanlardan eylesin.

çözüm peygamber yolunda. siyer felsefesine aşina olanlar bilir ki peygamberimizin risalet hayatında saklı bütün sorunlar ve çözümler. ashabı suffeyi yetiştirdiği gibi rol model olup inandığımızı yaşamamız şart. bunun gerçekleşebilmesi için ızdırap gerekli. ızdırabını çekmediğimiz hiçbir şey bizim değildir.

özetin özeti de budur, ızdırap.
devamını gör...
bu problem için asıl müdahil olması gereken, asıl çözüm getirmesi gereken devlet ve devlet erkanı bundan ne kadar uzak olsa da, uygulamaları bunun için ne kadar engel oluştursa da; kişinin yaptığı işte, sanatında, mesleğinde, akademik ve entelektüel birikiminde insanların, kurumların sizi ve fikirlerinizi ciddiye alacağı bir birikime ulaşması, ve kendini yetiştirmesi öncelik. gerçekten önce kendi mevcudiyetinizi tamamladıktan sonra sözünüzün bir ağırlığı olabilir. şte ancak o zaman bir insan üzerinde, bir devlet üzerinde etki oluşturabilirsiniz. yoksa ben hiç sanmıyorum ki kola dökmekle, büyükelçilik önünde slogan atmakla fikrini değiştirsin herhangi bir amerikalı ya da yahudi. mesela tam da bu yüzden amerikanın beyanı önemli. ekonomisi , teknolojisi, eğitim sistemi ve bunların sonucu olarak askeri gücü olan bir ülke olarak bunu söylediğinde ciddi bir durum ortaya çıkıyor. aynı şeyi, büyükelçiliğini kudüse taşıma ve kduüsü israil'in başkenti olarak tanıma kararını nuku hiva, faroe adaları hükümeti filan almış olsa kimse ciddiye bile almazdı.

o yüzden bence kişinin birey olarak en önemli vazifesi kendini yetiştirmesi. mevcut sistem buna katkı sağlması ya da engel oluşturması gibi bahanelerin arkasına sığınmadan. daha iyi bir gelecek, daha yüksek bir kazanç filan için değil, bir müslüman, bir vatansever olarak adaletin şaştığı, zulmün egemen olduğu yerde hükmü verebilecek ağırlığa ulaşabilmek için.
devamını gör...
pratikte yapılması gereken türkiye'nin israil büyükelçiliğini asla kudüs'e taşımaması, karşı atak olarak da doğu kudüs'teki filistin başkonsolosluğumuzu (eğer teknik olarak mümkünse) büyükelçilik statüsüne getirmesi olabilir. yani "biz de filistin'in başkenti diyoruz lan o zaman" tepkisi.

uzun vadede yapılması gereken boş boş dolaşıp yönetime kızacağımıza uğraşımız her ne ise onda en iyisi olup safımızı güçlendirmektir. klişe olmasın dediğimi biraz detaylandırayım. yabancı dile yatkınsan arapça ibranice öğren devletin ilgili yerlerine gir abi, mühendissen bak aselsan orda. tabii aklında hep bi soru, ya bu laik devlet filan... kardeşim bi karar vereceksin o zaman eğer laik devletten tepki bekliyorsan demek ki o kadar da öyle değil o iş he ? sen gene inandığına göre yaşa, müslümanlara faydası olacak motivasyonuyla devletin imkanlarını kullanarak bir şeyler üret. iha üret siha üret... kredi çek* yapabiliyosan tohumculuk yap, domateslerimizin alayı israil menşeili.
durum bu yani. küstüm oynamıyorum demekle olmaz illa hareket.
devamını gör...
kısa vadeli hiçbir öneri istenilen neticeleri aldırmaz. karşı duruş sergilenmek isteniyorsa seferberlik halindeymişiz gibi önce pisa değerlerini yükseltmemiz sonra birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmak için hukuk müesseselerinin adil kararlar verecek şekilde yeniden düzeltmemiz gerekiyor. eğitimli halkınla güçlü adalet sistemi birleşince karşında sıçrama yapan ekonomi bulacaksın. hah işte bu dünyanın anladığı güç o ekonominin altında yatıyor.
devamını gör...
her iki piç konsoloslukların önünde vardiyalı olarak durmadan protestolar yapılmalıdır. mümkünse geri zekalıları, alınacak görüntü için uzak tutacak bir ekip olmalı. adidas montunun cebinden marlboro çıkarıp yakacak bir sığır işin ciddiyetini bozar. mümkünse ses sistemleriyle tevhidler ve tekbirler ve intifada marşları çalınmalıdır. şimdilik en kolay olarak görüneni budur.
ama imkanlar dahilinde olsaydı en mantıklısı ''her daim holokost'' ve ardından yaşasın kafirler için cehennemdir. ayasofya'yı cami yapmakla tehdit etmek bizi küçük düşürür, ki cami zaten olması lazım. ama bu da bir seçenek ve ciddi manada geri adım atmaya sebep olacaktır ve istek şu an çok dile getirilmekte ve yıllardır gönüllerde yatmaktadır. kudüs bir mavi marmamara kadar basit* değildir. kudüs giderse gövde üstündeki başın, taş üstündeki taşın bir değeri kalmaz.
devamını gör...
kökten bir çözüm var.
ama çok maliyetli.
doları rezerv para, enerji parası olmaktan çıkarmak.
abd'nin yegane gücü buradan gelir.
bir savaş makinesi olarak hayatını devam ettirmesinin altında bu yatar.

bu gücü kıramadığın sürece abd kovboyluk yapmaya devam eder.
devamını gör...
benim önerim çok tehlikeli olabilir ama bence dünyanın eksenini değiştirir, herkesin içini bir korku salar. samimi söylüyorum, hiç silah yok, ölüm yok şiddet dahi içermiyor ama kesinlikle herkesi hizaya sokacak bir öneri... zaten müslümanların yapabileceği ki ondan bile emin değilim ama yinede yapılabilir bir eylem olarak düşünüyorum...

işte geliyor, eğer kafirler müslümanlardan elini çekmezler ise, tam 31 aralık günü tüm müslümanların anlaştığı bir anda, bütün müslümanlar oldukları yerde bir kere zıplasınlar, 2 milyara yakın müslüman var dünyada, bence dünyanın eksenini değiştirebilecek bir şiddet oluşturabiliriz. böylece herkes korkar ve müslümanlar üzerindeki kötü niyetlerinden vazgeçerler...

he diyeceksiniz ki yapabilirler mi, mümkün değil. çünkü o dediğinizi ancak bir duvarın taşları gibi birbirine sımsıkı kenetlenmiş Allah'ın ipine sımsıkı sarılmış insanlar yapabilir...

not: anlamayacak insanlar için yazıyorum bu yazı ağır ironi içerir....
devamını gör...
kişisel olarak: boykot, dua ve mümkünse filistin'e para ve silah yardımı.

kitlesel olarak: kamuoyunu sürekli zinde tutmak için gösteriler, yürüyüşler, paneller yapmak. sesimizi dünyaya duyurmak.

devlet olarak (kendi ülkem adına yazıyorum): nato'dan çıkmak için hazırlıklara başladığımızı açıklayalım, abd ve nato üslerinin kapatılacağına dair meclis kararı alalım, abd şirketlerine zorluklar çıkaralım, mısır ile yakınlaşıp filistin'e her türlü malzeme desteğimizi (donanma korumasında) gönderelim, israil'e askeri, ekonomik, siyasal zorluklar çıkaralım.
devamını gör...
kaale alınacağından emin olamadığım, ancak sözlükte can siperane savunucularının, belki bir umut hükümete veya meclise götüreceklerini umduğum çözümlerdir. çokkk büyük olasılıkla burada zırvalayacağız, bir taraf söyleyecek diğeri eksileyecek, kendi pisliğimizle debelenip, üç gün sonra da tamamen unutacağımız başlıktır.

, dün geceden beri aklımda olan bir kaç öneriyi de sıralayayım, umulur ki okuyan birileri çıkar...

önce bir iki tespitle başlayalım... ülkemizin israil ziyaretinde, bizzat erdoğan tarafından itiraz edilmeyen bir durum var ortada, "israill'in başkenti kudüs'e hoşgeldiniz" ifadesine ses çıkarmamışız. yani biz fiilen tanımışız bile çoktan... ancak amerikan'ın, şimdi tam da ortadoğu'da golan tepeleri mevzusu patlamışken, ekonomimiz istikrarsızken ve suriye üzerinde pençesini gösteren rusya ve avrupa faktörleri mevcutken bunu dillendirmesinin maksadı, avami tabirle "ortalığı karıştırma gayreti"dir.

diğer taraftan suudi arabistan yakın zamanda çok büyük bir silah alımı gerçekleştirdi bu ülkeden, yanyana koyun koyuna pozlarla resimler çektirdi iki ülke liderleri. şimdi o silahların bir şekilde kullanılması ve gelecekte yenilerinin de satılması için bir mevzu lazım. silah da en çok nerede lazım, malum...

ambargoyu deldiğimiz gerçeği de var ortada ve iran'a gıcık kapan amerika'ya bu hareketi çekmekle, kudüs beyanı arasındaki bağ şaşırtıcı değil. ülkemizi müslüman ülkeler safında gördükleri için, kudüs hassasiyetini kaşıyorlar ki, hem türkiye'nin laik-müslüman iddiası'na, hem de diğer islami ülkelerle olan bağlarına bir darbe vurulmak amaçlanıyor.

amerika her zamanki gibi kalleşlik yapmıştır ve şaşırtmamıştır. ancak tüm bunların denk geldiği dönem çok büyük talihsizlik oldu maalesef. rıza zerrab gibi bir pisliği bizim yöneticilerimiz kullanmış, şaibeli işler yapmış ve büyük ölçüde de halkın güvenine ve rızkına ihanet etmiştir. lütfen komplo, montaj şantaj demeyiniz bunlar gerçek... ve yine maalesef chp de bir şekilde, man adası belgelerini daha önce açıklamadığı veya bu dönemde eline geçip de açıkladığı için, ülkenin zayıflamasına hizmet etmiş oldu.

ülkemiz çok berbat bir döneme girdi sayın sözlük yazarları. şimdi yazacaklarımı lütfen dikkatle ve tarafsızca okumaya gayret edin. çünkü yazarken bende onu yapmaya çalışacağım:

- bu karışık dönemde, ülkenin yaka paça savaşa götürülüyor olması ihtimali ortada iken, "tayyip istifa", yada "seçim olsun" demek başta amerika olmak üzere düşmanın ekmeğine yağ sürmek olur. bu söylemi bir kenara koyalım...

- ortada böyle bir amerikan mahkemesi ve öten zerrab varken, bunca suskunluk ülkeyi germektedir. eğer sesimiz ulaşabiliyorsa, hükümete çağrım acilen bir dava açılıp tüm bu isimler incelenmelidir. dokunulmazlık da mevzu bahis olmadığına göre beklemenin anlamı nedir? suçsuz insan bu kadar suç isnadına rağmen neden hiç bir yasal girişimde bulunmaz, yada araştırma önergelerini reddeder?

- cumhurbaşkanı tez elden bağırma şeklinde konuşmaktan vazgeçmeli, halkına karşı anlayışlı ve saygılı olmalıdır. bu şekilde konuşmakla yarın öbür gün olası bir savaşta muhalif olanları kaçıracak ve desteksiz kalacaktır. olan biteni gerçek bir samimiyetle anlatmalıdır. zerrab davası konusunda da harekete geçmeli, reflekssel olarak bağırmaktan vazgeçmelidir.

- yapılacak olan şey savaş kışkırtıcılığı olduğu için, bir çeşit kamuoyu oluşturulmalı ve kudüs konusundaki hassasiyetimiz düşmanca olmayan şekillerde dile getirilmelidir. bu ifadelerde "yahudileri bulduğunuz yerde öldürün" şeklinde değil de, "ehl-i kitap" anlayışından uzaklaşılmamalıdır. gerçek islam'ın selamet ve sulh olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

- amerikan'ın sürekli kaşıdığı mezhep farklılığı olgusuna karşı artık silkelenip kendimize gelme zamanıdır. şii - alevi - sünni tartışmaları hiç dile getirilmemeli, usul usul kaynaşmanın yolları bulunmalıdır ki, bu yara kurusun ve sürekli tırnaklanmasın.

- bir iki gündür basında tanık olduğum "halay çeken pyd'lilerin halay başı siyahi kadın komutan" şeklindeki haberlerin de makyajının neye yönelik olduğunu hatırımızda tutmalıyız. kürt kardeşlerimiz bizim canımız... lakin bugün suriye'deki pyd'ye şirinlik yapan amerika'nın daha şurda iki ay önce suudilerle ve bizle nasıl can ciğer kuzu sarması olduğunu hatırlayınız. amerika'nın sahte sevgi gösterileri zehirlidir. can kardeşim, kürt kardeşim; biz biriz her zaman... gerçek tevhid'de ikilik yoktur ki türkü kürdü olsun... sadece dikkat edip gaza gelmeyelim mevzu bu...

- ve muhalifler... aranızdanım, kırgınım, kendimi aldatılmış hissediyorum. lakin bu kudüs meselesi büyüyecek ve ortadoğuyu kasıp kavuracak. körleşmiş ve yozlaşmış bir muhalefet davranışının da bir yararı yok şu dönemde...

- şu anda ekonomimiz hızla çökme yolunda, geçen ay patronumun oğluna hediye altın almıştım 260 liradan, dün 275 dedi komşum... gelecek ay ne olacağı belli değil... işe gittiğim her gün şükrediyorum desem yeridir ve ne zaman işsiz kalabilirim diye düşünmeden edemiyorum. şimdi az sakin olalım, ilk etapta lüzumsuz yere para harcamayalım, bu işler büyürse bugün savurduğumuz her lira azap sebebi olacaktır maalesef... insanlık olarak çokça nankörlük edip şımardık, yokluğu pek tatmadık, lakin bu gidişat bizi korkarım ona doğru sürüklüyor... eldeki tek lokmayı karşıt düşünen insanlarla bölüşmek zorunda kalacağız ki, Allah insanları terbiye ederken azabı kullanmaktan çekinmez. aziz'dir, hakiym'dir.

- ve biraz da batıni olarak yapabileceklerimize değineyim. illüminati denilen şeytani oluşum, dünyaya kötü enerjilerle hükmediyor. her gün her saat adeta yayın yapıyorlar ve dünyanın yıkımı adına durmadan çalışıyorlar. bizler şeytanla mücadele eden ve kendine müslüman diyenleriz. Allah'ın "bire karşı 100'le sizi destekleriz" ayetini hatırlayacak ve elimizin daha güçlü olduğunu unutmayacağız. bu dünya yalan dünya eyvallah, lakin bu dünyayı düzeltecek olanlar da yine insanlar yani bizleriz... bu dünyada ekmediğimizi ahirette de biçemeyiz...

yapılacak belli öğütleri sıralayayım (ki bu dönemin geleceği yıllardan beri biliniyordu ve o yazılardan derlediğim yegane tavsiyeler bunlar)

- moralinizi düşürmeyin asla, hangi koşulda olursanız olun, kıyamet kopmak üzere bile olsa fidan dikin... bu çevreci bir öğüt gibi olsa da, hayata saygı ve umudun davranışıdır. işinizi gücünüzü sorumluluklarınızı aksatmayın.

- her an abdestli bulunmaya gayret edin, başta namazınızı ve tüm ibadetlerinizi ihmal etmeyin,

- günde en az 70 veya 100 kez istiğfar (bu resulullah sünnetidir), bir de yine o kadar salevat çekin. bu ikisinin yararları hakkında günlerce yazabilirim o kadar diyeyim...

- asıl savaşımız düşman enerjileri ve şeytan olduğundan o enerjileri bertaraf etmek adına çokça nas ve felak sureleri ile, ayetel kürsi okuyun. bir dostum o şeytani enerjileri banka atm'lerinden dahi yaydıklarını söyledi, düşünün bir kez durum çok ciddi...

- nefs'inize yardımlaşmayı ve infakı öğretin. yiyecek bir tencere aşımızı paylaşmak zorunda kalabiliriz.

- ırkçı ve özellikle arapları, iranlıları, israillileri dışlayıcı fikirler yerine hepimizin Allah kulu ve kardeş olduğumuzu sık sık hatırlayın, bunu anlatın çevrenize... bizler kardeşiz... savaşmamızı isteyenler başkalarıdır ve onların dertleri silah vs satmaktır.

şimdilik önerilerim bunlar. Allah bu gidişatın sonunu hayreylesin.... *
devamını gör...
(#5996363)

öncelikle, iki gündür yazdıklarım genel bir eleştiridir. yaşım malum 38 oldu sayılır.

filistin meselesi ben daha doğmadan başlamış bir mesele ama 1. intifada'yı hatırlıyorum daha küçücük çocuktum, azıtmış israil askerleri, genç bir çocuğun kolunu taşla ezerek kırmışlardı. tek suçu askerlere sapanla taş atmaktı.

bosna'da sırplar katliam yaptığında yaşım 13 falandı. sokak sokak ev ev dolaşıp bosna için yardım topladım. rahmetli babam annem ile gizli gizli konuşurken duyardım haberleri okurken bugün yine çocuklar ölmüş diye, hep bir suçluluk duygusu hissetmişimdir o dönemde onlar başlarından aşağı bombalar yağarken ben sıcacık yorganların altında, sıcacık evimde oturuyordum.

çeçen savaşı başladığında 19 yaşındaydım, o günleri anlatmak istemiyorum, o zamanlar öyle klavyeler ile delikanlılık yapılmıyordu. o kadar söyleyeyim gerisi mühim değil.

2. intifada olduğunda 20 yaşlarında üniversite öğrencisi bir gençtim, uzun uza anlatmayacağım...

askere gittiğimde, sicil dosyam dört parmak kalınlığındaydı.

mısır'da mursi, ihvanı katlettiğinde bu sözlükte yazardım. günlerce meydanlarda dolandım. en çokta o koydu, hiç bir şey yapamamak. 3 gün sisi için hakaretler ettik, ihvan'a sevgiler gönderdik, 4. günü akşamı artık şölen havasına dönüşmüştü...

bana niye böyle konuşuyorsun diye kızıyorlar. niye sokaklara çıkanları eleştiriyorsun diye kızıyorlar. eleştirdiğim sokaklara çıkılması veya protesto edilmesi değil. eleştirdiğim bunun 3 gün sonra unutuluyor olması. sokaklara çıkılıyor bağırılıyor çağırılıyor iki göz yaşı dökülüyor sonra evlerimize gidip huzur içinde uyuyoruz. şimdi hayır sen uyuyorsun ama bizi kendin gibi zannetme diyenler çıkabilir. doğrudur belki benim zannım o yöndedir. belki 37 yıllık hayat tecrübesi beni yanıltıyordur. klavyeleriyle sabahtan akşama kadar kahramanlık yapanlar. fişi çekince uyumadıklarını bilsem, yine bir nebze hak verebilirim.

bu başlıkta öneriler sorulmuş, önce samimi olacağız. biliyorum şimdi bana sen bizim samimiyetimizi nereden biliyorsun denilecek. bilmiyorum elbet ama ahvalimiz ortada. bugün ahlaki sorunlarımız ver dediğimde bana kızanlar, acaba nedir bizim ahlaki sorunlarımız diye sorma zahmetine bile düşmediler. hep başkasını şeytanlaştırıyoruz, hep başkasında hatalar arıyoruz, israil kötü, amerika kötü, avrupa kötü eyvallah kötü...

ama onların bugün ki güçlerine ulaşmaları kimin suçu, kim onların bu hallerini görebildiği halde hiç bir şey yapmadı. islam dinin yüksek ahlak ve mücadele gücü ne oldu. artık şunu anlamakta zorlanıyoruz. insanlar günü kurtarmak için uğraşmaktan vazgeçsinler, bugün istediğimiz kadar bağıralım çağıralım, diyelimki amerika yarın bu kararından vazgeçti ki geçmeyecek ne değişecek yarın daha manyak biri gelecek ve kudüs'ü israil'in başkenti olarak tanıyacak.

günü kurtarmaktan vazgeçelim artık, önümüze bakalım 10 yıllık 20 yıllık planlarımız olsun, Allah resulünün sabrı olsun, mekke'den çıkarken 2 kişiydiler, 10 yıl sonra mekke'ye girdiklerinde 10 binler vardı. artık bunu anlayalım. günü kurtarmak çözüm değil, geleceği sabırla dikkatle inşaa etmek. aslında yapmamız ve yapacağımız şey bu...

ben bunu biliyorum... boş hamasi söylemlerle bu iş yürümüyor, yürümeyecek... sen artık yeni gazaliler, yeni selahaddinler yetiştirmediğin sürecede ancak meydanlarda kahrolsun israil diye bağırırsın...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar