sorun kendi içinde paradoksal olsa da, tartışılmaya değer bir mesele.

kiekergaard ibrahim ve ishak kıssasını inceler, tanrı'nın ibrahim'den istediği şeyin, sıradan insan ahlaklılığının onaylayamayacağı bir şey olduğunu ima eder. eğer bir efendi, hizmetçisinden böyle bir şey yapmasını isteseydi, onun tiran olduğunun düşünülmesi gerektiğini söyler. kieerkagaard, sonuç itibariyle tanrı'nın tiran olduğu yargısına varmaz ancak burda bir ikilem sözkonusudur.

"etik olan en üstün şey değildir." bu sav, ahlak tartışmalarında önemli bir noktadır. kieerkagaard şöyle devam eder; "varlığı yaşamlarımıza anlam veren bir tanrı varsa o, bizim anlayışımızın ötesinde kaldığı oranda, emirleri bazen bizim doğru olarak düşündüklerimizi yönetemeyecektir. o, insan ahlaklılığının 'ötesinde' kalacaktır."

devamını gör...
Allah var! * madem ki var. o halde neden onun yarattığıklarını "o" olmasaydı diye tartışabilelim ki. ahlakı da Allah yarattı. insanı da. herşeyi de o yarattı.

şunu belki vakti çok olanlar konuşulabilir;
Allah ahlaklı olmayı emretmeseydi, ahlak kavramına göre yaşayan insanlar olurmuydu?

*
devamını gör...
karamazov kardeşler romanında irdelenmiştir.
devamını gör...
olabilir fakat ahlak kavramı ilah olmadan rasyonel bir çerçeve içerisinde değerlendirilemez. bu da insanın koduna, genetiğine, fıtratına vs. aykırı olmak demektir ki ortaya çıkan ahlakın çöküşü kaçınılmazdır.
devamını gör...
marks idealist ahlaka balans ayari getirmistir. bir yonu ilede iyi yapmistir. islam ahlaki bu tezimden ayridir.
devamını gör...
ahlak hulk'un çoğulu. hulk, yaratılış. yaratan ilah.
*
devamını gör...
herhangi bir ilah'i olmayan topluluklar da kendi iclerinde bir ahlak kavrami gelistirdiklerine gore var olabilir tabi ki seklinde cevaplanabilecek meseledir.
devamını gör...
ateist şebeklik örneklerinden biri. şimdi müslüman birini ilah olmasa şöyle olur muydu gibi düşündürmeye çalışarak küfre sürüklemek istiyorlar. bir müslümanın Allah olmasa şöyle olur muydu diye düşünmesi, söylemesi küfürdür desem yalan olmaz sanıyorum.

halamın bıyıkları olsa mevzusunda olduğu gibi, hormon bozuklukları hariç, böyle bir şey "olmayacağı" için düşünmek de, konuşmak da insanı sahip olduğu değerlerden koparır. imanını elinden alır.

islamda felsefe yoktur, tefekkür vardır. kapiş?
devamını gör...
bence olur. insan iyiye de yönelir eğer iyi biriyse.
devamını gör...
din, ahlaki degil, inanci odullendirir. islam uzerinden konusursak, ahlakli bir insan inancsiz oldugunda cezasi sonsuza dek cehennemde yanmak iken, ahlaksiz bir musluman da aksine sonsuza dek cennetle odullendirilir. bu sebeple, esasinda ahlak, ancak ilah olmadiginda var olabilir. cennet beklentisiyle uyulan kurallar silsilesi "ahlak" olarak adlandirilamaz.
devamını gör...
ahlak kelimesinin etimolojisi bile ilahidir. hadi olayı cennet bahsine de getirelim. kim bana bir ''beklenti'' olmaksızın iyi bir davranışın sergilenebileceğini söyleyebilir?! belki bilinç düzeyinde bu söylediğim inkar edilebilir. lakin bilinçaltında bu iyiliğin sonucunda kişide hasıl olan ''manevi tatmin'' hepimizce malumdur. kaldı ki, islamiyet'te evla olan; yapılanı Allah rızası için yapmaktır. söylenecek çok şey var da, burada bunları konuşmayı lüzumsuz buluyorum açıkçası. duvara karşı konuşuyor hissi kadar insanı konuşmaktan men eden bir şey yok. neyse... son olarak adl-i ilahi üzerinden yürüyen kafirlere ise, şu misali vereyim ve bitireyim:

"birbirinden gayet uzak iki adedin sırr-ı münasebeti şudur ki: katl ve küfür, tahrib ve tecavüz olduğu için, gayre tesirat yapar. bir dakikada katl, lâakal zâhirî âdete göre on beş sene maktulün hayatını selbeder, onun yerine hapse girer. bir dakika küfür, binbir esma-i ilahîyi inkâr ve nukuşlarını tezyif ve kâinatın hukukuna tecavüz ve kemalâtını inkâr ve hadsiz delail-i vahdaniyeti tekzib ve şehadetlerini reddetmek olduğundan kâfiri, binler seneden ziyade esfel-i safilîne atar, halidine de hapseder."
devamını gör...
hüsn kubh tartışmasına vakıf olanların islami açıdan cevabına vakıf olabilecekleri mesele.
devamını gör...
ahlaksız bir müslümanın ebediyen cennetle ödüllendirileceğini bize öğreten olağanüstü tespitler de içinde barındıran mesele.

Allahsız ahlak olur veya olmazdan öte ben bu tespite takıldım. peygamberi muhammedül emin olan bir dinin öğretisinde ahlaksız cennete girilebileceği anlayışı varmış. burayı sayfalarca islamın inşa etmek istediği insana ve topluma dair ayet ve hadislerle doldururum, ama gerek yok. benim teşhir etmek istediğim tanımadan tanımlayan ahlaksızlıktır. olumsuz örneklerden yola çıkarak muhteşem tespitini delillendirmeye çalışacaktır muhtemelen. islam önce insanın temelini kurar. müslüman kimliğini inşa etmeden de insanın üzerine ahlak inşa eder. mekke süreci ahlaklı müslüman, medine süreci de ahlaklı toplum inşa etme sürecidir. neyse...
devamını gör...
--- tekfir incoming ---

"ilah" olmadan bilinç yahut hisiyat/hissiyat-algısı teorik olarak mümkün olamayacağından kelli ahlak yahut ahlaksızlık gibi konseptler de oluşamayacaktır diye açıklanabilecek mesele.

--- tekfir gone ---
devamını gör...
ahlaklı ateist ahlaksız müslüman ikileminde şöyle bir durum var. tanrı'ya inanmak da ahlaka dahil. çok iyi bir insansın falan ama tanrı'ya minnetin yok. yani büyük bir ahlaksızlık içindesin aslında. sonra da diyorsun ki "ya ben sana inanmadım ama bunlardan daha iyi işler yaptım." adama derler ki you had one job. kul ol diye yarattım diyor sen diyorsun ki kul olmadım ama başka iyi şeyler yaptım. e ggwp kardeşim. bir tek yükümlülüğün var onu da yapmamışsın diyorsun ki ben bunlardan daha ahlaklıyım. bizimla deyılsın.
devamını gör...
genelde zaten ilaha inananların ahlaksız, inanmayanların ahlaklı olduğuna dikkat edilirse bir mesele bile değildir. 5 vakit namazında olup dinine toz kondurmayan esnaf, milleti aldatmak için her haltı yer, imam efendi kaynına atlar, köylü hacı mehmet ağa kızına hallenir vs. ahlakla din bağımsızdır. ahlaksız olacak insan ne kadar dindar olursa olsun ahlaksız olur, ahlaklı adam da neye inanırsa inansın ahlaklıdır.
devamını gör...
bizler müslüman olarak mevzuya neden sadece insani ilişkiler düzeyinde bakıyoruz, iyi ve kötü tanımlarımızda neden ilahi ölçüleri gözardı ediyoruz, neden -tabiri caizse- her şeye allah'sız bir nazarla bakıyoruz? bunu anlamakta cidden zorlanıyorum. sonuçta da bu durum beni ciddi anlamda üzüyor. çünkü biz her şeyden evvel, Allah'ın adil olduğuna iman etmişiz. cennet ve cehennem bahsi, bizim için bu noktada füruattandır. hz. muhammed (s.a.v)'in ahlakının ''kur'an ahlakı'' olduğunu kabul etmiş ve onu ahlak cihetiyle insanların en üstünü olarak bilmişiz. hal böyleyken, neden şimdiki ''kur'an ahlakına sahip olmayan'' müslümanlara bakıp, bir kafirin de dediği gibi ''müslümanlar böyleyse eğer, o zaman ahlak ve din kavramları birbirinden ayrıdır.'' diyoruz?! bakın bu noktada bir kafirin bakış açısını kısmen kabul edebilir ve tartışabilirim. ama bir müslüman için bunu yapmam. çünkü müslüman, müslümanlığın tanımı gereği zaten imansız bir ahlakın var olamayacağını baştan kabul etmiştir. mevzuyla ilgili ayet ve hadis paylaşmaya da gerek yok. üzüldüğüm noktaları belirttikten sonra başlığa dönelim. insan ve toplum ilişkilerinde hak ve adalet gözetilerek, insanlara iyi muamelede bulunarak (insan-insan ilişkisi bakımından) ahlaklı olunabilir mi? elbette olunabilir. temel meseleleri göz önüne alarak evet. yalnız buradaki ''tatmin'' kısmını da es geçerek evet. çünkü insan, ''fıtratı gereği'' her şey de bir çıkar/menfaat/tatmin gözetir. bilinç düzeyinde olma şartı da yok. peki, bir ilah olmadan/düşünülmeden ahlak olgusu nasıl temellendirilebilir? asıl sorulması gereken soru budur. daha da temel üç soru sorayım: bir ilah olmadığına göre benim ahlaklı olup olmadığımı kim belirler? eylemin ahlaki oluşundaki sınırları kim koyar? ve beni buna ne zorlar? bu o kadar ucu açık bir meseledir ki... yani benim ahlak anlayışıma göre nüdistlerin çıplak gezmesi ahlakidir. ama sana göre olmayabilir. bana göre devlet, bireye tahakküm etmelidir ve bu ahlakidir. ki bunun savunucusu da az değil. sana göre ise tam tersi olabilir. bana göre ergin bir bireyin, bir çocukla evlenmesi ahlaki olmayabilir. ama sana göre de ahlaki olabilir. bana göre bankaların işletilmesi ahlaki olmayabilir. sana göre ise bu ahlaki olabilir. bizim kıstasımız ne olacak peki? benim bu soruma cevap verin!.. tee antik yunan filozofları da bu sorunun cevabı üzerine durmuştur. (kaba tabirle) batı filozofları da dinsiz bir ahlak kavramını ortaya koymak için belki de canla başla çalışmışlardır. başarılı olmuşlar mıdır? onu da başka bir başlıkta veya özelde tartışırız.
devamını gör...
kendimi düşününce olmaz dediğim meseledir.
biraz akıllı uslu duruyorsak Allah korkusundandır.
devamını gör...
tuhaf dur gol atim burdan hemen...

bunu mesele yapanlar demek hiç okumuyor...

aliya ali izzetbegoviç'in dünya durdukça durası doğu batı arasında islam isimli eserinde bu hususu anlatır...

güzelde örnekler misal bir çocuk için hayatını tehlikeye atmak ahlaklı bir davranıştır şimdi bir evin üçüncü katında bir yangın çıksa ve bir çocuk olsa orada o çocuğuda kirtarmaya bir ateist gitse...

ahlak kavramının din ile bir alakası yoktur kendinize ve etrafa saygıdır ahlak...

geçen yaşadığım bir hadise bir mesele için sıra beklemedeyim bir sakallı amca geldi yanında türbanlı hanımlar ki muhtemelen ev halkı bizim beklediğimiz banko nun görevlisiyle bir kucaklaşmalar bir sarıl.alar falan derken amca işini halketti tam gidecek yapıştım koluna...

zevahiren mümin bir görüntün var ama az önce benim hakkımı ve bekleyenlerin hakkını hasp ettin bu sana yakışıyor mu hakkımı sana helal etmiyorum ki bir daha başka insanların haklarına tecavüz etmeyesin... ( biraz daha farklıydı diyalog elbette ki ) ...

Allah a inanmayan bir kişi ahlaklı namuslu olabilir ammaaaa esas mesele müslümanın ahlak timsali olmasıdır sadece ahlaklı kişiler esas mümin ve mümine olma yolundadır...

kendim istanbul da ikametliyim gidin bir istanbul da mahalle camiine naz bitimi hacı amcalar ayakkabılarını giyerken daha konuşmaya başlıyor " sen kaç para yaptın kirayı" diye bunun iz anla dahi bağdaşmasına imkan yok iken kaldı ki ahlak...

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar