Allah dururken gavslardan yardım beklemek

günümüz insanının tevhid sıkıntısı mevcut. yani Allah haşa kainatı yaratıp düzene koyup bir yerlerdxe olanı biteni izlemiyor. bize şah damarından daha yakın olduğunu bildiriyor "insanı biz yarattık. onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de biz pek iyi biliriz. çünkü biz ona şahdamarından daha yakınız."kaf-16
bizimle her an birlikte olan bir Allahımız var. ve devamında kur'an ayetlerinde Allah'ın kullarıyla konuştuğunu doğrudan açıklayan ve bildiren bir ayet bilmiyoruz. ancak kur'an okuyan ve dinleyen her mümin Allah'ın kelamını konuştuğu ve dinlediği için onunla konuşmuş ve onu dinlemiş demektir. bu anlamda Allah kur'an okuyan her mümin ile konuşur denilebilir.

kur’an, bizi cennete ulaştırıp, cehennemden koruyan merhamet ve şefkat dolu bir kitaptır. asla zatını kavrayamayacağımız, ama isim ve sıfatların tecellilerini kâinatta mutlaka bulmamız gereken yüce Allah’ımızın bizi muhatap kabul edip bir mektup göndermesi eşsiz bir güzelliktir. kur’an’ı okurken, insan bir noktaya gelir ki, cenab-ı hakk’la konuşur gibi olur. ayetler bizzat ona ait olduğu için ağızdan çıkan her kelime o’nun emir, müjde ve yasaklarının yeniden canlanmasına vesile olur. her bir kelimeye karşılık olarak yaratılan güzel ruhlar ve melekler, hadislerin ifadesiyle kıyamete kadar o güzel kelimeyi zikreder ve sahibine sürekli sevap yazılır.

âlemlerin rabb’i olan Allah, bir lütuf eseri olarak kullarıyla konuşmuş ve onlara kitaplar göndermiş. o da yetmemiş izah etmesi ve yaşantısıyla da birebir örnek olması için peygamberler göndermiş. bazı vaatlerde ve uyarılarda bulunmuş, tâ ki insanoğlu imtihanını başarıyla verebilsin.

diğer taraftan Allah'ın mahlukatıyla konuşması vardır. cenâb-ı Allah ezelî ve ebedî kelâm sahibidir. peygamberlerine vahiy gönderdiği gibi, mahlûkâtıyla da ilhâm yoluyla konuşur, mahlûkâtının her ihtiyâcını onlara ilham yoluyla bildirir, onlara imdat eder. kullarının kalbine dilediği bilgileri ilhamla aktarır, doğruları ilham eder.

cenâb-ı hak, peygamberleriyle vahiy yoluyla konuşur. hazret-i mûsâ (as)’nın tûr dağında vahye mazhar kılınışını ve Allah’ın kelâmına muhatap oluşunu kur’ân’da şöyle buluruz:

“mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelince, rabb’i onunla konuştu.”1

bir sonraki âyet:

“ey mûsâ! seni gönderdiklerimle ve konuşmamla insanlar arasından seçtim.”2

bir başka âyette şöyle buyurulur:

“bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık. bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah mûsâ ile gerçekten konuştu.”3

şu âyet de, cenâb-ı hakk’ın kullarıyla konuşmasının keyfiyeti hakkında bize bilgi vermektedir:

“allah bir insanla ancak vahiy sûretiyle veya perde arkasından konuşur. yahut bir elçi gönderir; izniyle dilediğini vahyeder.”4

ilhamlar da Allah’ın çok perdelerden geçmiş konuşmalarıdır. fakat vahiy kadar gölgesiz ve sâfî değildir. üstad saîd nursî hazretlerine göre, ilhamların husûsiyet ve külliyet cihetinde çok çeşitli dereceleri vardır. en cüz’îsi ve en basiti hayvanların ilhamıdır. onlardan biraz yüksek, avam insanların ilhamları gelmektedir. sonra sırayla ilhamlar, avam melâikenin ilhamları, evliyâ ilhamları ve melâike-i izam ilhamları tarzında derece derece yükselmektedir. ilham sırrına binâen her bir velî kalbinin telefonuyla: “kalbim benim rabb’imden haber veriyor.” diyebilmektedir.5

cenâb-ı hak yaratıklarına vazîfelerini ilhamla bildirir, ilhamla telkin eder, kullarına istikâmeti ilhamla gösterir ve hidâyet verir. bilhassa hayvanâtın hemen hepsi dünyaya geldikleri zaman nasıl hareket edeceklerini, rızıklarını nelerden ve nasıl elde edeceklerini, hastalıklarında nasıl şifâ bulacaklarını, hayat şartlarına nasıl ayak uyduracaklarını bir içgüdü de denilen ilâhî sâik hâlinde, yani sevk-i ilâhî tarzında, yani telkin edilmiş bilgi paketleri tarzında beyinlerinde bulmaktadırlar. cenâb-ı hak tüm canlılara yaşadıkları sürece ihtiyaçları olan şeyleri eksiksiz telkin ve ilham etmektedir.
1. a’râf sûresi, 7/143.
2. a’râf sûresi, 7/144.
3. nisâ sûresi, 4/164.
4. şûrâ sûresi, 42/51.
5. sözler, s. 124.
devamını gör...
Allah ile arana vesile koymak. Allah azze ve cella ayetinde kullarım beni sana soracak olurlarsa ben onlara çok yakınım, isteyecekleri zaman benden istesinler diye birçok kere belirtmiştir. kulların kendilerini yaratan Allaha değil de sırf kendileri gibi yaratılmış aciz vesilelerden yardım talep etmesi kulun ihlasından taviz vermesidir ve bunun ihlali tevhidi yaralamaktır. resulün getirdiği öğretilerin, dinin nasslarından tavizdir ki bunun adı da bid'attir. birincisinin ihlali la ilahe illallahı ikincisinin ihlali ise muhammedenresulullahı yok saymaktır.

ben öyle bi Allaha inanıyorum ki her şeyi görür, yerin üstündekileri de görür yerin yedi kat altında olanları da. ben öyle bir Allaha iman ediyorum ki yerin üstünde bulunanları da işitir yerin yedi kat dibinde çıkan sesleri de. bunun aksini iddia eden ise bilinen bi hususdur ki kafirdir, dinden çıkmış mürted olmuştur ya da hiç girmemiştir bile.

yukarıda belirttiğimiz gibi sen gavs gelir beni kurtarır, beni işitir, uçakta seyahat ederken medet desem yanımda belirir, beni her yerde duyar, kalbime hakimdir diye Allaha ait olan özellikleri bi yaratılmışa verirsen senin bu dinle hiçbir bağın kalmaz, yüzüğün parmaktan çıktığı gibi Allah muhafaza dinden çıkarsın.
devamını gör...
--- alıntı ---

Allah ile arana vesile koymak. Allah azze ve cella ayetinde kullarım beni sana soracak olurlarsa ben onlara çok yakınım, isteyecekleri zaman benden istesinler diye birçok kere belirtmiştir. kulların kendilerini yaratan Allaha değil de sırf kendileri gibi yaratılmış aciz vesilelerden yardım talep etmesi kulun ihlasından taviz vermesidir ve bunun ihlali tevhidi yaralamaktır. resulün getirdiği öğretilerin, dinin nasslarından tavizdir ki bunun adı da bid'attir. birincisinin ihlali la ilahe illallahı ikincisinin ihlali ise muhammedenresulullahı yok saymaktır.

--- alıntı ---
devamını gör...
rızkı veren Allah olduğu halde fırından ekmek alan müşriklere(?!) dert olmuştur. hadi aç elini de iste Allahtan. ne o? ekmek gelmiyor mu semadan?
devamını gör...
açık ve net; şirktir.

fatiha suresi;
-rabbimiz!- ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.

aç elini et duanı. araya hatırlı birilerini koymanı gerektirmeyecek, sana yeryüzünden görebileceğin her şeyden daha yakın ve seni duyan biri var.
devamını gör...
gavstan istemek, o'nun -haşa- yaratmasını istemek değil onun hatrına Allah'ın vermesini dilemek demektir yoksa hiçbir kimse peygamber de olsa cenab-ı hakk'ın kudretinden hariç birşey yapamaz, olduramaz, yaratamaz. nitekim maide/35'te mealen "o'na yaklaşmaya vesile arayın" buyruluyor, bu vesile salih amel olabileceği bir kamil mürşid de olabilir. hatta sahabe-i kiram efendilerimiz de böyle vesilelerle dua etmişlerdir. şöyle ki; hz. enes b. mâlik’ten rivâyet edildiğine göre ikinci halife döneminde, müslümanlar kuraklık yüzünden kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya geldikleri zaman, halife hz. ömer (ra), hz. abbas bin abdulmuttalib’i vesile kılarak Allah’tan yağmur talebinde bulunur ve şöyle der: “allah’ım! bizler daha önce peygamberimizi vesile edinerek sana niyazda bulunurduk. sen de bize yağmur verirdin. şimdi ise peygamberimiz'in amcasını vesile kılıyor ve senden taleb ediyoruz, bize yağmur ihsan et."
enes b. mâlik, hz. ömer (ra)’in bu duâlarından sonra kendilerine yağmur ihsan edildiğini belirtir. sahih-i buhari, istiska,3'te geçen bu hadiseden çok net anlaşıldığı gibi, birşey Allah'tan istenir, kişiler de vesile yapılabilir. tabiri caizse evliyaullah, Allah katında hatırlı kişilerdir.

devamını gör...
her şey güzel hoş da Allah dururken ibaresi hoş değil. Allah mutlak vardır. Allah yerine ibaresi daha uygun olur gibi.
devamını gör...
kibirli insana zor gelen fiil. o da insan ben de insan diyor kendince. halbuse Allah kur'an'da hiç bilenle bilmeyen bir olur mu buyuruyor.
devamını gör...
kısaca gavstan kimse bir şey istemiyor durumudur. kendini bilen rabbilaleminden istenmesini biliyor zaten . misalen; "duası kabul olmuşların hatırına bu mübareklere , diğer mübareklere sövme alışkanlıklarını terketmelerini nasib eyle. amin.
devamını gör...
kuran tam da bunu diyor. Allah ile aranıza aracılar koymayın diyor.

''kullarım sana beni sorduklarında de ki ben çok yakınım; bana dua ettiğinde, dua edenin isteğine karşılık veririm. o halde, benim davetime uysunlar ve bana güvensinler ki doğru yolu bulabilsinler.'' (bakara suresi 186. ayet)

kuran'ın tek bir ayet ya da tek bir cümlesinde aracılarla gelin gibi bir şey var mıdır ? (dayanak gösterdikleri maide suresi 35. ayet var ve o aracıdan bahsetmiyor.)

puta tapmaktan anladıkları taştan heykel dikip önünde secde etmek olanlar doğru buluyor. mekke müşriklerinin putları onların kutsalları, salih kimselerinin adına diktikleri heykelleri idi. onları vesile kılarak dua ederlerdi. bu putlarının da (bugün sapık tarikat anlayışında olduğu gibi üstün güçleri olan şeyhleri, gavsları) bir takım üstün yetenekleri vardı. (!) yani müşrikler öncelik olarak Allah'a inanıyorlar ve putlarına da alt tanrılar olarak inanarak bazı şeylerde putlarını Allah'a ortak koşuyorlardı. islam bunu reddettiği için islam olmadılar. sebep bu zaten. sadece Allah'a has bazı vasıfları kendi büyüklerine, yani putlarına da vermişlerdi.

(bkz: tevbe suresi 31. ayet)

yoksa onlar bilginlerini, rahiplerini, meryem oğlu isa'yı nasıl rab edinsinler ? böyle.

putperestliktir. şirktir.
devamını gör...
yardım değil aracı desen itirazı bırakır mı bu çocuklar...

yalnız senden medet umarız diyenler doktora koşmaz mı eee koşar zira resul'u kibriya doktor da kaderdendir buyurmuş...

karnın ağrıyınca doktora gidiyonda kalbin ağrıyınca manava niye gidesin...

kica deryaya düştüğünde bir transatlantik gelse kurtulamazsın binemezsin ona ama bir filika indirdi mi transatlantik sana yırttın paçayı anladın mı...

ınen filima da transatlantikten zaten ...
devamını gör...
http://www.muhammed.gen.tr/... burada yakınlarınızda olan birisini aracı koyun demiyorlar. muhtemelen gavs denen kişide beni aracı koyun demiyordur tamamen müridin tüm işlerini torpille yapmasından dolayı oluşan bi alışkanlıktan ibarettir.
devamını gör...
bu durum yalnızca makam sahibi olanlar için geçerlidir.

aksi halde bu bakış açısına göre arkadaşından dahi yardım istememen gerekir.
devamını gör...
aracılığı kaldırmak için gönderilmiş peygamberi bile aracı yapanların, tevhidi anlamayanların eylemi.

Allah "sen ölülere işittiremezsin" demesine rağmen "yeytiş ya geylanii!!!" diye yakarırlar tanrılarına.


yardım veya şefaat beklerler onlardan.

işte yaratıcımızın kapı gibi cevabı;

yunus 18: onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. de ki: “siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? hâşâ! o, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”

fatiha 5: [ey rabbimiz!] yalnız sana ibadet/kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.
devamını gör...
şirktir diyenleri bile olan fitne söylemi. fitneden başka hiçbir şeye hizmet etmez bu söylem.

kuran bana yetercilerin işleri herhalde.

sorum gayet basit: Allah, neden peygamber göndermiştir. o peygambere neden kuran göndermiştir. Allah insanlarla arasına neden aracı koymuştur yani?

mesela bir insan mevlana'yı ziyarete neden gider. Allah'ın sevdiği kulu olduğu için. mevlana'dan medet umduğu için değil. ki halis niyetli müslümanlar bilirler ki, ameller niyetlere göredir.

Allah'ı seveni Allah sevmez mi? Allah'ın sevdiğini kulları sevince neden şirk oluyormuş?

özetle Allah rızası olan her amel iyidir. fazla teferrauta girenlerin niyetleri halis değildir benden demesi.

ekleme: 2013 yılında ankara'ya, mühendislik tamamlama sınavına giderken, arkadaşım memo ile tartıştığımız konuydu. kendis islamoğlu müridi idi.
devamını gör...
doktor veya Allah için sevmek gibi örnekler getiren olmuş. o kadar da değil yani.

piyasadaki bazı tarikatlarda görülen durumlar var. adamın şeyhi uçuyor kaçıyor, oraya buraya iplik bağlanıp dileklerde bulunuluyor, tip için şeyhi o kadar kutsal hale gelmiş ki ne bir eleştiri ne de hata kabullenme. ki peygamber bile hata yapmış ve Allah uyarı göndermişken şeyh nedir.

hasta olursan doktora gidersin, ilaç alırsın bir çözümüne bakarsın veya işinin iyi gitmesini istiyorsan işini en iyi şekilde yaparsın ondan sonra artık derdin neyse Allah tan yardım istersin. sen oturduğun yerden yardım istersen senin hiçbir çözüm aramadığın derdine Allah'ın da yardım etmemesi çok doğal. yani ilk önce elinden geleni yapacaksın sonra derdini anlatıp yardım dileyeceksin. elma ile armutu karıştırmayalım.

veya bir Allah kulunu Allah için sev. bunda ne olabilir ki. zaten müslümanlara birbirlerini sevmeleri emredilmiş veya hz. nuh'a senin ehline diye gösterilen kan bağı olan kişiler değildi. bunun şirk ile ilgisi ne. ama onun yüzü suyu hürmetine dediğin zaman iş değişiyor orda. senin direk muhatabın Allah iken tutup herhangi bir aracı ile Allah a gidemezsin. Allah kitabında bana dua et bekliyorum diye açık açık demişken herhangi birini araya sokmak yanlıştır.

eğer müslüman Allah ve peygamberinden fazla şeyhi ile ilgileniyorsa, şeyhinden korkuyor veya kalbi şeyhi ile titriyorsa yanlış orda başlıyor. sevme veya yol yordam öğrenmeye/danışmaya/bulmaya yardımcı olan kişilerden bahsedilmiyor şirk konusunda.

sonuç olarak kalpler şeyhi veya mübarek kişiyi değil Allah ı zikretmekle huzur bulur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar