ankara

ankara'nın taşına bak
gözlerimin yaşına bak
biz düşmanı esir ettik
şu feleğin işine bak
pek şanlıyız...

gibi raif özünsal tarafından yazılmış türküye konu olmuş türkiye cumhuriyeti'nin merkez ilçesi.
devamını gör...
orada yaşayan üniversite öğrencileri (en azından benim tanıdıklarım) tarafından sıkıcı olduğu rivayet edilen şehir.
devamını gör...
türkiye de bir çok şehir görmüş bir üstad olarak evet üstad oldum ankara yı hiç bir şehre değişmem, üstelik ankaralı da değilim.
devamını gör...
en güzel yanı melih gökçek gibi bir insanın sırıtışını şehrin çeşitli yerlerinden görebiliyor olmanızdır. yüce mevlam bundan daha güzel bir hediye veremezdi ankara'ya.
devamını gör...
camisi yok denecek kadar az olan sehir. bir yarı-istanbullu olarak apısıp kalmamıza sebebiyet vermistir.
apartman altlarında mescidler var ama yabancılar icin yonlendirici ok işaretleri filan lazım.
devamını gör...
malesef 5 sene daha i.melih gökçek'e tahammül etmek zorunda olduğumuz şehir.
devamını gör...
gridir rengi. orada yaşadığında hiç sevmediğini sanırsın ama öyle olmadığını başka bir şehre gittiğinde anlarsın. özlediğim en yakın zamanda ise gideceğim şehir.
devamını gör...
ölü doğmuş bir şehirdir. bitkisel hayatta yaşatılmaktadır. tarihin gerdanlığını boynunda taşıyan bir başkentten ziyade, rakım efendiye özenen bir süslü sığınaktır.
devamını gör...
kendisiyle ilgili en sevdiğim şarkı benim için ankaradan ablam gelmiş olarak uyarlanılası:


--- alıntı ---
grup gündoğarken - ankaradan abim geldi

içimi kemirir durur çok zaman
olur olmaz bir yerde
olur olmaz sorular
açılır zaman zaman bir kapı
olur olmaz bir yerden
olur olmaz bir yere
bir sinemanın önündeyim
siyah beyaz bir film varmış
annem babam beni çok severmiş
ankaradan abim gelmiş
evde bir bayram havası
annem babam beni çok severmiş
dağılır duman duman bir ömür
olur olmaz karşımda
olur olmaz geceler
karışır mesafeler o anda
olur olmaz uzaklar
olur olmaz kısalır
kadıköyden istanbula
ilk avare akşamlar
alnımda ergenlikler
ilk aşkı müjdelermiş
annem babam beni çok severmiş
bir sinemanın önündeyim
siyah beyaz bir film varmış
annem babam beni çok severmiş
ankaraâ’dan abim gelmiş
evde bir bayram havası
annem babam beni çok severmiş
of annem, annem
--- alıntı ---

olan şehirdir.
devamını gör...
şehrim. her türlü yaşanmazlığına rağmen sevdiri kendini ve dünyanın en güzel şehri haline glir.
devamını gör...
çehresi son 15 yılda çok değişmiş ve sevims,zleşmiş olsa da, yaşamadan anlanamayacak kadar değişik ve güzel bir şehirdir.
ankara suratsız bir şehir gibi görünse de ankaralılar kesinlikle suratsız insanlar değillerdir. hemen herkesin bir yerden bir ortak geçmişi veya tanıdığı çıkabileceği garip bir büyükşehirdir.
izmir ve istanbul'dan gelip de "ama burda deniz yok, hıh" diyenlere verilebilecek en güzel cevap; "evet, ankara'da deniz yok ama hala dostluklar var" olacaktır. çünkü gerçek budur, ankara'da arkadaşlıklar, dostluklar diğer iki büyük ilimizde olduğundan hep daha sağlam olmuştur.
devamını gör...
başına ne gelse hakeden sakinlerin yaşadıkları başkent.

yol kenarındaki havuzlardan su içtiler. kızılırmak'tan zehirli su içtiler. doğalgazık yediler. osman adında biri tarafından katana ile terörize edildiler. her kuruş vergileri vs. olmadık yerlere harcandı.

gene de i melih gökçek ille de i melih gökçek

eskiden gururla doğduğumu söylediğim kentti. artık hiç içimden gelmiyor.
devamını gör...
nefretle uyanılan bir günü ters yüz ettiği zaman ankara'nın hakkını yediğimi anladım.hakkının yendiğini.
"herkes buraya tatile geliyor,sen niye başka yerler görmek istiyorsun ki" cümleleriyle büyüdüm. kendimi çok bir şeyler sandığım çağda,her genç gibi "gideceğim" dedim, "başka şehirde okumak istiyorum,başka insanlar,başka yerler...", "sıkıldım senden" dedim herkese, her şeye.
istediğim oldu. giderken şiir nedir bilmeyen babam, bana kavafis'in meşhur dizeleriyle baktı sanki. kısa bir hüzün...
sonra yine her genç gibi, okumaya gittiğim şehre burun kıvırdım."denizsiz şehirde yaşanmazmış kızım!"
yıllarca ciğerime deniz kokusu çekmiştim,havada nem bile yoktu.
falezlerde kayalıkların üstünde oturmaktı huzur, kimsenin olmadığı bir yerde boş boş bakınmak denize. insan ve betondan oluşan bir şehirde huzur nerde bulunurdu ki...
yağmurdan sonra hemen güneş açardı yaşadığım yerde,umut getirircesine. burada ise gün nasıl başlarsa öyle, çoğunlukla kapalı.
memleketimi sevmek için, nedensiz yere mutlu olmak için çok sebep vardı, sorunlardan kaçabildiğiniz,yalnız kalabildiğiniz bir yer.
fakat ankara her şeyle ve herkesle yüz yüze getirdi beni, cesur yaptı. alışmanın zorluğunu anlattı bana... yağmurdan sonra her zaman güneşin olmayacağını,hayalleri ve umutları insanlara bakarak da kurabileceğimi...
teşekkür ediyorum ona, olgunlaşmamı sağladı.
devamını gör...
lise yıllarımda 23. nisan'da kar yağması nedeniyle kar tatili olmuş şehir. yoksa o 23 nisan tatili miydi.* an itibariyle karla karışık yağmur yağmakta, lise anılarım depreşmektedir. soğuğu adamı dondurur, ayazıyla meşhurdur.

şamatası safsatıyla böbürlenmeyen insanların samimi dostluklar kurduğu bi şehirdir. aşmış doğal güzellikleri olmasada, güvenilir, sağlam ve kalıcı arkadaşlıklara ev sahipliği yaptığı için değerlidir. dış görünüşü değil iç güzelliği hitap eder ankaralılıara, bu nedenle çok sevilir.******
devamını gör...
cahit zarifoğlu ve nihat gençâ´in anlattığına göre yetmişli\seksenli yıllardaki camilerinin çoğunlukla yeraltında olduğu kent.

ya da şehir mi?
bilemedim şimdi..

yeryüzünde bu kadar sevilmeyen ve hatta küçümsenen bir başka başkent var mıdır onu da bilmem.
devamını gör...
16 yıl boyunca yaşadığım şehir. kıyaslama yapmam istenirse bu şehri sadece geçmişim burada olduğu için seviyorum. arkadaşlarım... aşklarım... delikanlılık yıllarım... lise ve üniversite hayatım... kızılay'daki dersanem... bütün bunları çıkardığımda son derece yabancı geliyor bana ankara.

yine de tunalı hilmi caddesi'nde bir aşağı bir yukarı yürümeyi, kuğulu park'ta oturup dinlenmeyi, kızılay'da ellerim ceplerimde dolaşmayı hiçbir şeye değişmem.
devamını gör...
memur kenti olması hasebiyle bilimum ekonomik krizlerde en az düzeyde etkilenen kırmızı çatılı gecekondukent.
devamını gör...
iğrenç bir şehir. her yer gri, bir dost ziyaretine gelinmiş olup artık sıkmıştır. gidilecektir artık ama birazdaha sinir edilecek insanlar vardır.
devamını gör...
şimdilerde ağlayan, yalnız bir şehirdir. eski sakinliğini kaybetmiş olsa da yalnız, kimsesizdir. elinden oyuncağı alınmış bir çocuğun hüznünü taşır sokakları ve her geçen gün artmakta hüzünlü sokaklarında taşıdığı insan kalabalığı. kalabalık günden güne canımı sıkmakta ayrıca. artık hüznüne ortak etmiştir beni. hadi gel bu gece birlikte ağlayalım seninle ankara.
devamını gör...
nedense onun dışında başka şehirde yaşayamayacağımı düşündüğüm şehir.ankaralı da değilim oysa ki...
devamını gör...
türkiye'nin en soğuk iklimine sahip ili olduğu yapılan araştırmalarda ispatlansa da bilinen en sıcak memlekettir. manevi açıdan.
devamını gör...
orada yaşamayanların, 40 yılda bir o da resmi bir dairede işi olduğu için gelip sadece kızılayı, bakanlıkları görüp "gri bir şehir" kalıbına hemen inanıp, körlerin fili tarifi gibi, hızla acımasız trafik, pahalı bir hayatı olan istanbul'a dönmeleridir. her şey gibi bir görmeyle anlaşılamaz, kendine has eşsiz güzellikleri vardır. çevresi çok yeşildir, kesinlikle kıraç değildir. her keseye uygun yaşam tarzı vardır, ucuzdur. kendisi istanbul'da annesi ankara'da yaşayan biri olarak söylüyorum.
orada yaşamayanların çoğu idareye, yönetime gıcık kaptıkları için direk onları değilde ankara'yı karalarlar. bol bol b.k atarlar. ankara'da son yıllarda konut güzelliği bulunmazdır. keçiören'de 100.000 tl ye satılan bir daireyi aynı şekilde istanbul'da yapsınlar abartmıyorum 700.000' satarlar. dünyanın en estetik yapılarının olduğu istanbul'da müteaahitler, zerre kadar ankara'daki estetik anlayışına yaklaşmazlar nedense? istanbul'da bile yeni yapılan binalarda ayrılan yeşil alanlar ankara'daki lerin yanında mendil gibi kalır.
devamını gör...
her gittiğimde ortadoğuda bir ülkedeymişim hissine kapıldığım şehir. sıcak, kurak, ağaçsız, ruhsuz
devamını gör...
beceriksiz bir ressama zorla yaptırılmış bir resim...
devamını gör...
"bebe" kelimesinin en çok kullanıldığı ilimiz, hatta tek kullanılan ilimiz; hele "la bebe" diye başlıyorsa cümle, sonu hayra alamet değildir. "angara" diye okunur, ankaralıların geneli tarafından. yaz mevsiminde çok fena sıcak olur, kışın ise ayazı pek serttir; tipik karasal iklim özelliği işte. tanıdığım ankaralılar iyidir, hoştur. iç anadolu daki şehirler içinde en büyük olanıdır(nüfus yönünden). 2 günden fazla kalındığında bünyeyi sıkmaya başlar. belki, istanbul'dan sonra, en fazla sivaslının yaşadığı yer olabilir. plakası 06, telefon kodu 312 dir.
devamını gör...
ayrılmak zorunda kalıp küçük şehire göç edince değerinin katmer katmer anlaşıldığı kenttir.
devamını gör...
başka şehirlere gittiğimde hemen ertesi güni istanbul a gittiğimde üç gün sonra hemen dönmek istediğim şehir.
devamını gör...
bir zamanlar, düşman askeri ankara yakınlarına kadar gelmişken mecliste mebuslar meclisi daha doğuda bir ile taşımayı tartışmaktalarmış. güvenlik konusunda kalplerinin emin olması için.

mebuslar ikiye bölünmüş.
1) -burada güvende değiliz efendiler yunanlı sakaryayı aştı geliyor. erzuruma gidelim.
2) -savaştaki tek silahımız millettin morali ve bu meclise olan itimadıdır. gidemeyiz.

bu konuşmlar sırasında meclisin ikinci katında bir adamın elinde kuran-ı kerim ile bağardığı duyulur:
- Allah kuran'da ankarayı terketmeyin diyor!!!
bu sesin sehibi mehmet akif ersoydur

sonra bir bakar ki meburlar, dünya üzerinde işgal altında olmayan tek başkenttir ankara.
o meclisin mebusları. doğudan batıdan memleketin her yerinden şeçilerek gelen şahislar. alırlar ellerine tüfekleri gelirler meclise. islamın son başkentini, yunana ezdirmemek için.

ilgili ayet:'' elbet koruyacağım islamı''

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar