red franz

red franz
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 10589.6
  • Kayıt: 2013-02-16 15:15:00
  • En son giriş: 2018-07-18 15:07:31
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 23
  • Aktif Tanım: 4264
  • Açılan Başlık: 494
  • Artı Oy: 15350
  • Eksi Oy: 1476
  • Alınan Artı Oy: 10484
  • Alınan Eksi Oy: 499
  • Alınan Favori: 272

red franz - tüm tanımları

fetö

geriye doğru bakınca gördüklerim:

-geçmişte gülen cemaati olarak bildiğimiz yapının merkezinde yer alan şebeke, güdümündeki kadroları kullanarak 15 temmuz öncesinde "suç örgütü" olarak tarif edebileceğimiz şekilde hareket etmiş, birtakım suçlar işlemiştir. (soru çalarak veya torpille kadrolaşma, tasfiye, yargı ve emniyetteki kadrolarla insanları özgürlüğünden/canından etme, 17-25 aralık sürecinde işlenen suçlar vs.)

-aynı şebeke ordu içindeki unsurları kullanarak, 15 temmuz'da darbe yapmaya kalkmış, başaramamıştır. meclisi bombalamış, 250'den fazla insanı öldürmüştür. bu saatten sonra gülen cemaati veya suç örgütü kavramları doğal olarak yerini terör örgütüne bırakmıştır. artık merkezdeki şebeke ile taban ayrımı şeklinde bir ayrım yapmak ne mümkün, ne gerekli ne de mazur görülebilirdir.

-15 temmuzdan sonra türkiye yeni bir döneme girmiş ancak bu dönem eskisinden daha iyi bir dönem olmamıştır. sözgelimi 15 temmuzda bombalanarak lağvedilmek istenen ve insanların korumak için canlarını ortaya koydukları gazi meclis, ohal süresi boyunca neredeyse tamamen işlevsiz kalmış, 24 hazirandan sonra ise artık tamamen dekoratif bir unsura, bir süs eşyasına dönüşmüştür. bunun üzerinde iyi düşünmek gerekir.

-yine bu dönemde yargı ve idare verdiği sınavda eskisinden daha iyi bir performans sergilememiş, darbeyle veya daha önce işlenen suçlarla ilgisi olmayan yüzbinlerce insan soruşturma geçirmiş, cezalandırılmış, ekmeğinden edilmiş, onlarcası bu duruma katlanamayıp intihar etmiş, bir o kadarı cezaevi şartları nedeniyle ölmüştür. kalanlar medeni birer ölü haline getirilmiştir. yargı önünde aklandığı halde bile işine dönemeyen çok sayıda insan vardır. bunlara bir de yakınları bu süreçleri yaşadığı için üzüntüden vefat eden ana babaları vs.'yi eklemek gerekir.

-zamanında bulundukları makamları kullanarak yaptıkları katkılar, verdikleri kararlarla örgütü sıradan bir insanla asla karşılaştırılamayacak ölçüde güçlendiren birçok insan ise bu süreçte korunmuş, aynı yargı ve aynı idareler tarafından görmezden gelinmiştir.
bu yargının ve bu idarelerin işleyişlerindeki bu seçicilikleri bakımından fetö kadrolarıyla benzerliği üzerinde de iyi düşünülmesi gerekir.

-yine mesela fetö tarafından işletilen torpil, iltimas, haksız kadrolaşma tarzı usulsüzlüklerin aynen devam ettiğine dair kuvvetli emareler mevcuttur.

haliyle artık şapkayı önümüze koyup, kazanıyor muyuz? doğru yolda mıyız? nereye gidiyoruz? sorularının cevaplarını samimiyetle aramak durumundayız.
devamını gör...

su topu milli maçında 26 fark yemek

erkek milli takımımızın dün yunanistan'a 27-1 yenilmesi olayı.

benim açımdan işin komik tarafı, başlık açılmış mi diye bakarken "ha evet açılmış" diyerek bu başlığa gelmem ve fakat başlıktaki mağlubiyetin 2016 yılına ve bayan takımına ait olması.
devamını gör...

sonsuz teslimiyet imandan önceki son aşamadır

epiktetos'un -ki azatlı köledir- hürriyetle ilgili görüşünü akla getiren düşünce.

"ancak, bütün hakikatinizle ve bütün kalbinizle 'rabbim, Allahım, bana nasıl dilersen öyle muamele et' diyebildiğiniz zaman kölelikten kurtulup tam anlamıyla hür olabilirsiniz.

hür bir adam, engelle karşılaşmaksızın efendilik edebildiklerinin efendisidir. ve hiçbir engelle karşılaşmadan efendilik etme hürriyetimizin olduğu yegâne şey, kendimizdir. o yüzden, kendisini değil de başkalarını kontrol etmeyi isteyen bir kişi görürseniz, bilin ki o hür değildir: o, insanlara hükmetme tutkusunun kölesi olmuştur."
devamını gör...

hemhal

aynı kartopunun içinde iki kar tanesi olmak gibidir.

pratik hayatta mapus arkadaşlığı bir bakıma hemhalliğin bir örneği sayılabilir.
devamını gör...

kuş kanadından

güzel bir niyazi akıncıoğlu şiiri.

halim selim değilim,
baştan kara ettiğim günler olur benim de.
sevdiğim olur dert olur halim;
ezbere mecnunum bazı çöllerde.

kırılır kolum kanadım,
naçar kalırım türkülerde;
anasız babasız, öksüz kalırım.
yeşil kurbağalar öter yeşil göllerde,
ben garip, perişan gurbet ellerde.

gurbet eller yoldur:
bir ucunda tevellüdüm müjdelenir,
kara haberim gelir öbür ucundan;
ve her çeşme başında üçe ayrılır.

üç kardeşin en küçüğü ben avareye
kervan geçmez yollar salık verilir.
gitmem demem.

böyle yazmış yazan, aklı karalı
dere tepe, yokuş demem giderim.
giderim de kanlı yaşlar dökerim,
akman demem, aksın varsın, silerim.

elin olsun gül memeler arası,
meskenimdir benim hanlar, kahveler;
olmazsa, bahçeler, bağlar benimdir.
benimdir ovalar, kartallar semti,
nerde akşam orda sabah ederim.
yastıceğim taş olur,
"altım toprak, üstüm yaprak"
ama gönlüm hoş olur.

rumeli'nden bir türkü çalmayagörsün hele,
çıkmayagörsün aliş tuna boyundan,
ilk kadehte sarhoşum.
iflah olmam artık, hekim kâr etmez,
efkârlanır içerim, içer efkârlanırım.
komşu kızları mı, ölüm mü geçmez,
neler geçmez hatırımdan, bir ben bilirim.
evvel ve ahir geçer,
yunus-u biçare, şair nedim, sakiya,
ömrün tesellisidir; geçer,
sultan süleyman'a kalmayan dünya.

unuturum da sonra garipliğimi,
heheyyt!...derim bir, kuşlar, ağaçlar!
ve çıkarım dağlara.
nereli bu rüzgâr, bu su deli mi?
iznim olmayınca yasak macera.
selamım, baş üstüne,
kavgam, dert-yaş üstüne,
mazlumun âhıdır başımda esen
gocunsun paşalar, beyler
alimallah komam taş-taş üstüne.

ve döğünsün eller, eller;
ayvaz'ımın perçemi düşmüş sol kaş üstüne.
çok sürmez velakin bu saltanatım,
tüfek icat olur,
hasetinden kır-at'ım,
ben, arımdan ölürüm.
devamını gör...

merhaba vs selamun aleyküm

bizim oranın sevdiğim bir adeti vardır. önce selam verilir, selam-toka-sarılma faslı bitip herkes yerine oturunca bu kez hazır bulunanlar yeni gelenle sırayla bir de merhabalaşır, sonra sohbet kaldığı yerden devam eder.

bizde versus yok yani erenler, iki selam sözünün kardeşliği var. tavsiye ederim diyecem ama kulağınıza garip geldi, yapmazsınız muhtemelen.
devamını gör...

çin aslanı

anadolu'da çelimsiz insanlara herkül, battal, toraman filan deyip kinayenin dibine vururlar. sanırım bu arkadaş için de aynı durum geçerli.

budistler de haklı ama, misal ben görsem tapınağa saldırmaktan vazgeçip bunu severim.
devamını gör...

avradım

bu kelimeyi kullanan kesimin kadına bakışı öyle hoyrattır ki, bu hoyratlık kelimenin zeminini bile oynatarak anlam kaymasına neden olmuştur da denebilir.

avrat deyince mahremi anlamayışımız bundandır sanıyorum.
devamını gör...

ölen eşine kavuşmak için ölümü bekleyen adam

yok abi, adamsa yapamaz bunu, kesin "düşer mi acaba" diye yapıyodur, Allah bilir karısı öldüğünden beri neler neler uu-huu, zaten aptulakamittarhan da makberi yazıp haftasına evlenmiş, biz olsak yapamayız da erkekler ı ıh anacım, cok özluyorduysa instada yazacağına yanına gitseemiş ya, erkek milleti diil mi köküne kibrit suyu vs. vs.

(bkz: no country for all men)
devamını gör...

kylian mbappe

kupadan alacağı 500bin euro'luk primi de engelli çocukları spora teşvik eden kurumlara bağışlayacağını söylemiş.

futbolla ilgilenmediğimden kendisini tanımamam bir yana, maşallah dediğim üç günden fazla yaşamadığından şöyle ağzımı doldura doldura güzel insan diyemiyorum yahu. bu da bana dert olsun.
devamını gör...

çeviri yapmak

metne haysiyetini kaybettirmeden yapmak çok zor.

hatırladıkça burkulduğum bir cümle: kitap bitmeden para vermiyorlardı, kitap bitmiyordu. (c. meriç, tercümeyi kastediyor)
devamını gör...

kara gün kararıp kalmaz

en sevdiğim atasözümüz.

ilhami çiçek "ve sabır olmasaydı/ yeryüzünde bir gün kalınabilir miydi" demişti. ben sabır yerine umut olsun istiyorum, o kelime sabra dönecek kadar bezmeyelim, bezdirilmeyelim istiyorum.

Allah ümidimizi artırsın.
devamını gör...

erdoğan'ı desteklemeyen kafirdir iddiası

cehaletten kaynaklanır.

daha az cahil olanları kâfire yardım etmekle, aynı safta olmakla suçlar sizi.

cahil olmayanları yanlış yolda olduğunuzu düşünür. sizin onlar hakkında düşündüğünüz gibi.

sonuncular gelsin ciğerimi yesin, ötekilere ise Allah feraset versin.
devamını gör...

finlandiya

5.5 milyon nüfuslu bir ülke düşünün, bu ülkenin vatandaşları kütüphanelerden bir yılda tam 68 milyon kitap almışlar.

bu öyle bir ülke ki kuruluşunun 100. yılında kendisine doğum günü hediyesi olarak 115 milyon dolara bir kütüphane armağan ediyor.

evet, gerçekten beyaz zambaklar ülkesi.

buradan
devamını gör...

35 yaş sendromu

1 ocak doğumlu olduğumdan 35 yaş benim için aynı zamanda başından sonuna ömrümün en boktan yılı olarak da tanımlayabileceğim bir zaman dilimini ifade ediyor.

çoğu zaman bana can sıkıntısını sıkıntı edenler için uydurulmuş gibi gelen bu tarz sendrom tanımlamalarını bildiğin lüks gösterecek kadar berbat bir yaş-yıldı evet.

o sendromu da ağız tadıyla yaşayamadık, onu da ertelemek zorunda kaldık yani gençler.. neyse, 35 yaş sendromunu da kırkımızda yaşarız inşallah diyelim bari.
devamını gör...