senhudai

senhudai
(Yazar)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 10788.5
  • Kayıt: 2011-04-09 22:51:00
  • En son giriş: 2018-02-09 16:07:47
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 7
  • Girilen Aktif Tanım: 4519
  • Açılan Başlık Sayısı: 1249
  • Beğendiği Tanım Sayısı: 13439
  • Beğenmediği Tanım Sayısı: 1855
  • Tanım Beğenilme Sayısı: 10005
  • Tanım Beğenilmeme Sayısı: 801
  • Tanım Favorilenme Sayısı: 77

senhudai - son oylananan tanımları

fırat yılmaz çakıroğlu

kalleş köpekler tarafından öldürülen üniversite öğrencisi. savunduğu siyasi görüş itibariyle de bizim turnusolumuz. şayet sol görüşlü biri olsa malum gruplar ayağa kalkar, ak partili biri olsa ak gençler twitter'ı yıkardı. kimse acının rengi yok edebiyatı yapmasın, var işte anasını satayım.

keşkül

osmanlı döneminde hindistan cevizinin oyulmasıyla elde edilen kapken, zamanla bu kabın içerisinde fakirlere dağıtılan tatlının adı olmuştur.

(bkz: keşkülüfukara)

sevgili sözlük

sabah kalktım. valide hanım kahvaltı sofrasını hazırlarken ben de elimi yüzümü yıkamak üzere lavaboya gittim. aynaya şöyle bir baktım; ayna bana bidon kafalısın dedi. ben de eyvallah dedim. birden ellerim istemsiz olarak göbeğimi kaşımaya başladı, müdahale edemedim. n'olmuştu bana sabah sabah?
sofraya geçtim, kahvaltıyı bir başka yapıyordum bugün. köy peyniri vardı, bir güzel yedim. sonra anneme "okulu bırakıp çoban olmak istiyorum" dedim. annem hiçbir şey söylemedi.
birden tarihî olaylar aklıma geldi, bizans'a sempati duymaya başladım. anneme "bizim soyumuz heraklius' a mı dayanıyor?" diye sordum. annem yine bir şey söylemedi. ne desin kadın? ben de anlam veremiyordum kendime. "n'oluyo lan" dedim, "n' apıyorum ben?".
dayanamadım kalktım sofradan. sahi ya, oy vermeye gidecektim. gidip kullandım oyumu. ondan da bir şey anlamadım. sanki ezberlenmiş bir şey yaptım. sonra döndüm eve.
hâlâ kendime gelemedim sözlük, içimde salak olduğuma dair bir his var.

öğretim üyesi yetiştirme programı

bu dönemin 2. ilanları yayınlandı, tercih işlemleri de bugün başladı. 1200 küsur kişilik kontenjan var. yüksek lisans yapıyor olmak şartlı ilan sayısı, geçenkine göre epey fazla. o sebeple puanların az biraz düşeceğini düşünüyorum.

öğretim üyesi yetiştirme programı

programda zaten akademisyen olmanız için yabancı dil şartı aranıyor, ingilizce puanını alamadan yüksek lisansa başlayamıyorsunuz. öyp' nin çekiciliği de tam olarak bu: dil desteği ve devlet memurluğu.

öğretim üyesi yetiştirme programı

öğretim üyesi eksiği bulunan devlet üniversitelerinin bu eksiğini gidermek amacıyla yök tarafından uygulanan bir program. kısaca "öyp" diye geçer.

üniversiteler, daha doğrusu devlet üniversiteleri iki yolla araştırma görevlisi ya da öğretim üyesi alırlar. birisi cari usül, diğeri de öyp' dir. cari usülde şartlar ve karar üniversiteye bağlıdır. öyp' de ise süreç merkezi yerleştirme sistemi mantığında işler.

öyp' de adaylar açılan kadrolara göre üniversite tercihlerini yaparlar. burada sıralama kriteri öyp puanıdır. bu puan, ales' in ilgilli alanından alınan puanın %50' si, okul başarı notunun yüzlük sistemdeki karşılığının %35' i ve yabancı dil puanının %15' i alınarak hesaplanır. burada ingilizce puanı olmasa bile başvuru yapılabilir. fakat kazanıldığında yüksek lisansa başlayabilmek için 2 yıl içerisinde üds ya da kpds' den 65 puan almanız istenir. bu süre zarfında ingilizce kursu masraflarınız da devlet tarafından karşılanır.

öyp' nin karşılığında ise, kaç yıl bu programda yer aldıysanız, doktoranızı tamamladığınızda o kadar yıl kadronuzun açıldığı, yani en başta tercih yaptığınız üniversitede görev yapmanız gerekir.



edit: 2012 yönetmeliğine göre ales %60, okul notu %25 ve dil puanı %15 etki ediyor.

kurban kesimi iş paylaşımında ayak tutuculuğuna talip olmak

deri yüzülüp etler parçalandıktan sonra payları dağıtmakla nihayete erer. malumunuz birkaç ortaklı kurbanlarda, parçalanan etlerin ortaklara dağıtımı da önemlidir. burada önce göz kararı ayrılan hisseler, daha sonra tartılır. her ne kadar kilolar eşitlenmiş olsa da bir ok atma ya da random seçtirme gibi uygulamalar devreye girer. deri yüzülürken ayak tutan vatandaşa "arkanı dön" denilir ve sırayla "bu kimin" diye sorulur. o da rastgele pay sahiplerinin isimlerini söyler.

zor iş aslında.

dokunmatik ekran kelimesindeki inanılmaz mantık hatası

bu zamana kadar dile getirilmemiş olması ilginç olan mantıksızlık. ecnebilerin touch screen dediği şeye biz dokunmatik ekran diyoruz. hadi ekran neyse de, dokunmatik ne? oradaki "matik" eki bende, "kendinden dokunmalı" çağrışımı yapıyor. yani sanki biz bir şey yapmıyoruz da o ekran kendi kendine dokunup meseleyi hallediyormuş gibi. hiçbir şey bilmiyorsan git temaslı ekran koy adını. ne güzel. adam gibi bir isim koyamamışlar. bak aklıma geldikçe sinirleniyorum.

çocuklarla girilen amansız diyaloglar

yetişkinlere "yetişememişiz" dedirten diyaloglardır.


-abi yıldızlar nasıl havada duruyolaar?
-bilmem, sence nasıl duruyolardır?
-onların yıldızları var ya onları mı çırpıyolar?
-hı?
-hani yıldızların yıldızları var ya, kanat gibi ya işte uff... onları çırparak duruyolardır.
-yıldızların yıldızı mı varmış?
-var ya abi hani köşelerinde.

*rakibi nakavt etmeye yönelik soru:

-tamam yıldızların yıldızları var çırpıyolar, ay nasıl duruyo havada? *
-uff abi ya, bi şeyi de bilmiyosun, onu da yıldızlar üflüyolaaar!*

ahmet turan alkan

"siyaset; en zorlu ibâdet" başlıklı son yazısında, "ümerâmızın çoğu, ömer (ra) olmak yerine muaviyeliği seçtiler" şeklinde bir cümlesi var. ilk kez bir yazısını okurken bu kadar rahatsız oldum. bahsettiği meselelerde osmanlı mukayesesi yapsa acaba fikirlerinde bir değişiklik olur mu, yoksa aynılarını osmanlı için de düşünür mü merak ediyorum. neticede osmanlıda da saltanat anlayışı vardı. yer geldiğinde tahtın talibi öldü ya da öldürdü. bilmiyorum, bu konuda hiç yazmasaymış daha iyiymiş.

http://www.zaman.com.tr/ahm...

fahrettin fahrenheit

-derviche moderne: (yaklaşık olarak) bunun şimdi bu kadar olduğuna bakmayın, 2011'de bu kadarcıktı (eliyle tarif ediyor)
-fahrettin fahrenheit: 2011'de de senden uzundum

a bittersweet life

mafya temalı 2005 yapımı güney kore filmi. orjinal adı dalkomhan insaeng.kendi listemde ilk 10' da bulunmakla beraber kore sinemasını takip edenlerce de sevilen bir filmdir. aşağıda hafiften anlatacağım.

--! spoiler !--

mafya babası, onun sevgilisi ve en sadık adamı. yok hayır, en sadık adamıyla sevgilisi arasında bir şey olmuyor. mafya babası sevgilisinden şüphelenip sadık adamıbı peşine takıyor. bundan sonraki süreç farklı gelişiyor. konu sıradan gibi gelse de film güzel. gayet güzel.

--! spoiler !--

trafikte dörtlülerin yeri ve önemi

ehliyet kurslarında okutulması gereken derslerden bir tanesi.

trafiğin vazgeçilmez parçalarından biridir dörtlüler. trafiğin olduğu kadar gündelik hayatın da bir parçasıdır. mesela güney koreli bilim adamlarının 2003 bebek üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre, dörtlülerin yanıp sönerken arabanın içerisinde çıkardığı o çıt çıt sesi bir bebek üzerinde anne ninnisinden daha tesirliymiş. o derece etkili yani dörtlüler... kimi zaman öndeki aracı takip eden takipçi aracın, kimi zaman "iftara yetişmem lazım diyen" trafikteki tek niyetli aracın, kimi zamansa acemi sürücülü bahtsız aracın derdini anlatma yöntemidir. hayatımızda böylesine yer edinen bir şeyin ders olarak okutulması, üzerine tezler yazılması gerekir.

(bkz: dörtlü 101)

önemini toplum olarak iyi anlamışız da yeri noktasında sıkıntılarımız var. nerde yakılır nerde yakılmaz tam olarak kestiremiyoruz.

bu acı geçiyor mu

bu acı geçiyo mu ya da bu acı geçiyor mu. gündelik hayatta sorulabilecek basit bir soru.

ya da basit değil. biz bunu ismail abi' den duyunca canımız yandı. o sahne benim karşılaştığım en gerçekçi dizi sahnesiydi. serkan keskin o "konuşsa ağlayacak" rolünü mükemmel bir şekilde yapmış. hatta bence rol değil, orada gerçekten konuşsa ağlayacakmış gibi.

-gitti işte... sanki böyle... buram acıyo gibi ha... buram sanki... sanki buram çok acıyo gibi oldu şimdi... bu acı geçiyo mu?

http://www.cogitosozluk.net...

uç isterken kalemin tepesine sürekli basmak

bir mucize olur da kalemden uç çıkarsa etrafa dönüp "vermezseniz vermeyin ulan, zaten ucum varmış" demek için yapılır. karşı taraf da bunu "gerçekten ucu bitmiş bak, basıyor ama çıkmıyor" diye anlar. roller değişse de anlamlar değişmez.

posta kutusundaki mızıka

"sevgili dost

güneş doğdu. artık yıldızları ceplerimizde bile saklayamayız. şeytanın hantal elleri boğazımızdan koptu. artık tutsak olamayız."

person of interest

finalleriyle fena yamultuyor. o tarih öğretmeninin elias çıktığı bölümden sonra #499576">#499576 burda da bahsedildiği gibi finch' ten bile şüphe eder oldum. ilk sezonu bitirmeme 2 bölüm kaldı. yer yer durağanlaşıp sıkıcı bir hal alabiliyor fakat geneli itibariyle dizi güzel. özellikle john ve finch' in birbirlerine laf sokmaları eğlenceli oluyor.

futbol matematiği

bu işin özü şu: aynı hedefe yakın olduğunuz rakip ya da rakiplerinizin kaybettiği her puan, sizin aldığınız puandan küçük ya da aldığınız puana eşitse, size + olarak yazılıyor. sizin aldğınız puandan büyükse, o haftaki kaybınız sadece kendi maçınızda kaybettiğiniz puan.

sizin o hafta aldığınız puan: x
rakibinizin kaybettiği puan: y
x >= y ise, sizin o haftaki kazancınız= x+y
x<y ise, sizin o haftaki kaybınız= x

mesela, sizin 3 puan aldığınız haftada, iki rakibinizden biri berabere kaldı, diğeri kaybetti.
sizin o haftaki maçınızın değeri= kazandığınız 3 puan + birinci rakibinizin kaybettiği 2 puan + ikinci rakibinizin kaybettiği 3 puan = 8 puan

diğer bir örnek, sizin 2 puan kaybettiğiniz haftada, rakiplerinizden biri kazandı, diğeri kaybetti.
maçınızın değeri= kazandığınız 1 puan + birinci rakibinizin kaybettiği 0 puan + ikinci rakibnizin kaybettiği 3 puan = 4 puan

siz kaybettiniz, diğerleri kazandı. kaybınız 3 puan.
herkes kaybetti. rakiplerinizin kaybettiği= 3 puan > sizin kazandığınız= 0 puan. o sebeple o haftaki kazancınız yalnızca x=0.

soru ve görüşleriniz için: http://tinyurl.com/nk98k66

bizim ligde bir takımın sezon sonunda alabileceği maksimum puan 34*3= 102' dir. bu puana ulaştığınız takdirde hiçbir hesabı yapmanıza gerek yok, garanti şampiyonsunuz. hesaplar "n" 'in 1 den düyük ve kaybedilen maç sayısı olarak devreye girmesiyle başlıyor. o yüzden al 102' yi girme bu işlere.çok temiz.