senhudai

senhudai
(Yazar)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 10788.5
  • Kayıt: 2011-04-09 22:51:00
  • En son giriş: 2018-02-09 16:07:47
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 7
  • Girilen Aktif Tanım: 4519
  • Açılan Başlık Sayısı: 1249
  • Beğendiği Tanım Sayısı: 13439
  • Beğenmediği Tanım Sayısı: 1855
  • Tanım Beğenilme Sayısı: 10005
  • Tanım Beğenilmeme Sayısı: 801
  • Tanım Favorilenme Sayısı: 77

senhudai - en beğenilen tanımları

inanır mısınız ben de ne çizdiğimi bilmiyorum sergisi

+ resimlerinizle vermek istediğiniz mesaj nedir?
- inanır mısınız ben de ne çizdiğimi bilmiyorum. bu sergiyi de zat...
+olağanüstü, muhteşem! "ben resimlerimin anlamlarını sanatseverlere bıraktım" demek istiyorsunuz yani.
- ya bakın ben aslında herkes kendi kafasına göre takılsın diye şe...
+böylesi dünyaya gelmemişti, müthiş! sanat toplum içindirden de öteye gittiniz, sanat herkesin kafasına göre takılmasıdır diyorsunuz.
- afferin lan, bu manyak oldu işte, benim felsefem oluversin, ehehe. laf aramızda annem sigortalı bir işte çalıştığımı sanıyor

ne iş yapıyordun diyen kız babasına sözlük yazarıyım demek

-sözlükçüsün demek.
-evet efendim, sözlükçüyüm.
-hangi sözlük?
-cogito sözlük efendim.
-yaa, tesadüfe bak, mahlasın neydi senin?
-damat aday adayı efendim
-bak seenn... geçen gün bana ayar vermeye çalışan hıyar sendin demek!
-ımm, şeyyy, kız babası mıydı mahlasınız?
-yaa!..
-seri artı oy veren melek(ğ)iniz olayım efendim, n'olur müsaade edin evlenelim.
-hanım, bana müsaade butonunu göster şuna.
-ama efendim... bi çay daha içip kalksaydınız demek de mi yok?
-aması maması yok, bundan sonra engelliler listemdesin!

bu evleri kimler alıyor

istanbul'da yaşayan (diğer büyük şehirler de olabilir) ve ev alamayan, fakat hızla yükselen dev binaları ve fiyatlarını görünce dayanamayanların sorduğu soru; kim alıyor lan bu evleri? istanbul'un göbeği beylikdüzü'nde aylık ödemesi 3000 lira olan 2+1 daireyi, aylık maaşı yine evin aylık ödemesi kadar olan vatandaş alabiliyor mu mesela? ya da istanbul'un bir başka göbeği ıspartakule'de 1+0 dairelere istenen paraları kimler ödeyebiliyor? kiradan kendini amorti edebilme süreleri 30-40 yılı bulan dairelerde kimler "ev sahibi" olarak oturabiliyor? topkapı'da bilmem hangi şirketlerin ortaklığında yükselen ve hayat boyu -neredeyse- 2100 tl ödemeli 1+1 dairelerin alıcıları kimler? zillerine basıp kaçıcam!

konut sektörü ve sektördeki fahiş fiyatlar ortada. bundan rahatsız olan genişçe de bir kitle var. fakat beklenen o mortgage krizi bilmem kaçıncı rötarını yaptı. evler halen çatır çatır yapılıyor. yapılıyor ve satılıyor arkadaş, satılıyor da bu evleri kimler alıyor!

(bkz: kara muratlar kimler)

çocuklarla girilen amansız diyaloglar

yetişkinlere "yetişememişiz" dedirten diyaloglardır.


-abi yıldızlar nasıl havada duruyolaar?
-bilmem, sence nasıl duruyolardır?
-onların yıldızları var ya onları mı çırpıyolar?
-hı?
-hani yıldızların yıldızları var ya, kanat gibi ya işte uff... onları çırparak duruyolardır.
-yıldızların yıldızı mı varmış?
-var ya abi hani köşelerinde.

*rakibi nakavt etmeye yönelik soru:

-tamam yıldızların yıldızları var çırpıyolar, ay nasıl duruyo havada? *
-uff abi ya, bi şeyi de bilmiyosun, onu da yıldızlar üflüyolaaar!*

saçları yıkarken kafaya fantastik dokunuşlar yapan berber çırağı

birgün çok pis dayak yiyecek berber çırağıdır. olm ustan saçımı keserken o kadar uğraşmıyor, sende bir havalar, bir hareketler.

kafayı alıp musluğun altında sokuyorlar, o esnada şampuanlarken tuhaf hareketler. kafaya masaj yapıyorum mesajlı garip baş sıkmalar, huylandırıcı dokunuşlar. saçları duruladıktan sonra havluyu boğarcasına sarıp kafayı hızla geri çekmeler. hunharca kurulamalar. biri bunu gerçekten dövecek, sonra hepsine bu olay emsal teşkil edecek.

bir haftada tasarlanıp atılan mesaja cnm çk ttlsn diye yanıt gelmesi

taslak: hayat çok engebeli be nergis.
birinci düzenleme: hayatın engebeli arazilerinde birlikte koşturma...
ikinci düzenleme: çay içsek bahçesinde ailenin, aşsak engebeleri...
üçüncü düzenleme: hayatın engebesi varsa rondo' nın kreması...
...
gönderilen: seninle, benim için engebeli arazi olan bu hayatta, aile çay bahçesi açıp işletmek istiyorum nergis.

cevap: ayy cnm yaa çk ttlsn

10. (Tematik)

15 mart 2015 cogito sözlük erkekler çay zirvesi

geç katılıp erken ayrıldık. yolda sözlük harici her zirvede gördüğüm zerhoş ile birlikteydik*, daha sonra aramıza fahrettin fahrenheit de katıldı. yoğun sisten bir ara anadolu yakası görünmüyordu, hava muhalefeti sebebiyle iptal olur falan dedik ama olmadı. eve vardığımızda kapıyı elinde kısır tabağı olan, bıyıklı biri açtı. zirve sonuna kadar sormadım sen kimsin diye, sonradan söylediler adı birol'muş. fahrettin fahrenheit'tan laf yiyip durdu zirve boyunca. içeriye girdiğimde beni ikinci kez yolculuk öncesi satan ilşah'la karşılaştık, pas vermedim. salona geçtiğimde iki tane abi merkezdeki koltukta muhabbet ediyorlardı, seviye biraz yukarıda olunca kafam görünmez bir şeye çarptı ama çaktırmadım. sırayla dolaşırken ssknkvlcm, mahlasının açılımının suskunkıvılcım olmadığını bana 324. defa açıklamak zorunda kaldı, çok sakin biriydi. bu arada salona geçmeden önce mutfağın yanındaki odadan gelen duman gözüme çarpmıştı, o koku 2 ay çıkmaz oradan, ben dedim içmeyin diye. salonda sırayla mahlas sordum, bazılarına ikinci kez sordum. ama o başta söylediğim bıyıklıya soramadım bir türlü, görürsem soracağım. ararsan 3. gezegendeyim sigara içenleri, sigara odası olarak belirlenen o dumanlı odaya geçerlerken çok fena süzdü. ottomanson abi suriye meselesine farklı açılardan yaklaşınca ilşah'ın gözündeki parıldamayı kaçırmadım, hak da verdim. mavera bıyıklı arkadaşa bir ara bir şeyler itelemeye çalışıyordu ki konu bir anda o merkezi koltukta oturan abiler, gok yunus ve çölde kanat sesleri, tarafından edebiyata getirildi. ben en son ikinci yenicilerin isimlerini ezberlerken bu kadar zorlanmıştım. derdifenâ ve eyjafjallajökull diyemeyen izlandalı yan yana oturdular ve benim bulunduğum süre boyunca pek konuşmadılar. tabiri mekruh'un kısırından yemek nasip olmadı, yer misin diye de sormadı. kimse bir şey sormadı, aç gittim aç geldim. şaka şaka, hemen gözleriniz parlamasın, o masada bir tek yok yoktu. bu arada mistakaelinde tütün torbasıyla gelince, o bıyıklı arkadaş tütünü sarıp dumanlı odada içti. buradan yetkililere duyurulur. ispiyonsa ispiyon.

11. (Tematik)

15 mart 2015 cogito sözlük erkekler çay zirvesi

kısmetse ilşah'la birlikte katılacağım zirve. yalnız derviche'in 25 adamı bir evde toplaması hayra alamet değil. ya boya-badana işi var, ya da evi taşıyor. başka bir açıklaması olamaz. bu arada çaydan başka alternatifler de sunmazsa olmaz, söyliyim.

merhaba

bazen ilginç tartışmalara konu olur. lise zamanında biyoloji hocasıyla sınıf arasında geçen diyalog:

biyoloji hocası: bh
birkaç erkek öğrenci: eö

nerden açıldıysa konu selamlaşmaya gelmiştir.

bh: ben anlamıyorum bunu arkadaşlar, güzel türkçemizde caaanım merhabamız dururken adam selamun aleyküm diyo yaa
eö: hocaaam, merhaba da arapça
bh: evet çocuklar, dna almaşıklı şeker ve fosfat artıklarından...

fahrettin fahrenheit

-derviche moderne: (yaklaşık olarak) bunun şimdi bu kadar olduğuna bakmayın, 2011'de bu kadarcıktı (eliyle tarif ediyor)
-fahrettin fahrenheit: 2011'de de senden uzundum
22. (Tematik)

üniversite sınavına kendi kalemiyle girmiş efsane nesil

muhtemelen girdikleri sınavın kısaltması öss olan nesildir. onlar ki sınava hazırlandıkları kalemle girebilmişler, hatta yanlarında yiyecek falan da sokabilmişlerdir. bir kısmı üç kulhuvallah bir elham okuduktan sonra geceden suda ıslattıkları kalemlerini sabah kullanılamaz halde bulsalar da bu durum o neslin efsaneliğinden bir şey kaybettirmez. aynı zamanda bu nesil sınava uçlu kalemle girebilen son nesildir.

bu ösym o kadar gaddar ki şimdi yaptığı sınavlarda hep uçsuz kalem dağıtıyor.

çay

her ortama ayak uydurur, her sohbete eşlik eder, yaz da olsa kış da olsa içilebilirliğinden * hiçbir şey kaybetmez. bir noktada insanların içecek zevki çayla standartlaşmıştır aslında. şöyle ki, biriyle dertleşmek, sohbet etmek için "gel birer kola/ayran içelim" demezsiniz. default olarak bu cümlenin nesnesi çaydır. çünkü içmeyeni diğerlerine göre daha azdır. bir de mesela kahve de her ortamda içilmez. ya da birkaç bardak kahve içmek diye bir şey yoktur.* hele ki türk kahvesi biraz daha ciddi mevzular içindir, kimse futbol muhabbeti yaparken karşılıkı türk kahvesi içmez. yani türk kahvesi saygı bekler ama çay saygı beklemez. bu durum türk kahvesinin kibirli oluşunu göstermez, çayın mütevazi oluşundan kaynaklanır.

çayın türklerle olan ilişkisi yüz yıllık geçmişe sahipmişçesine gösterilse de tabii ki inanmıyoruz. orta asya'da çinlilerden önce kesin biz içmişizdir. yoksa bir şeyin 100 yılda bu kadar çabuk benimsenip bizden olması pek mümkün değil.

(bkz: ben bu yazıyı çaya yazdım)

cogito sözlük dilimiz damağımıza yapıştı iftar zirvesi menü fiyatları

yetkililer tarafından üzerinde titizlikle çalışılırken, hesap makineleri havada uçuşup enflasyon oranlarıyla güreşe tutulmuşken içeriden sızan bilgilere göre şöyle olan fiyatlardır:

öğrenci menüsü: çorba-kuru-pilav-salata: 6,75 tl, ayran opsiyonel
oruç tutmayan yazar menüsü: sınırsız çay-3 lira
modlar menüsü: çorba, şefin spesiyeli, salata, turşu, ayran: beleş
lüks yazar menüsü: pide, ayran: 90 tl
açlık değil de susuzluk çok fena menüsü: yarım litre su: 5 tl

sözlük yazarlarının yaşadığı paranormal olaylar

ne zamandı o zaman pek mühim değil.
bir keresinde cami tuvaletini kullandım. fakat tuvalet için ücret ödemeye muhatap bulamadım. zira kimse yoktu ortalıkta. ben de parayı çıkıştaki kulübenin camının önüne bıraktım. az sonra şadırvana abdest almak için tekrar döndüm. bir yandan da içimden "vay be, helal olsun bana, fırsattan istifade beleşe kullanmayı düşünmeyip doğru olanı yaptım. benim yerimde başka biri olsa koyar mıydı parayı oraya. hey yavrum bee, şu asalete bak, yediği üzümün parasını asmaya bağlayan ataları gibi mübarek" diye cümleler kuraraktan enaniyet ibresini tavan yaptırıyorum. abdest aldıktan sonra ayağa kalkarken yine bu düşünceler eşliğinde kafamı tavana öyle bir çarpıyorum ki, bütün osmanlı tarihi gözümün önünden geçiyor.
yok be, gözümün önünden hiçbir şey geçmedi çünkü çarpmanın etkisiyle gözlerim kararmıştı.
o gün bugündür kimse yoksa ücret ödemiyorum.
şaka şaka, cami tuvaletlerini kullanmıyorum.
yok ya hu, kullanıyorum ama aklımdan kötü şeyler geçirmiyorum.

bi çay daha içip kalksaydınız

"tamam" deyip çay beklerken hayâl kırıklığına uğruyor insan; çay yok, üstelik sözlükten de çıkmışsınız.
"iptal" diyorsunuz ama gene çay falan gelmiyor. çayla kandırılmak zoruma gidiyor.

senhudai

Allah'ın emri peygamberin kavliyle sevdiği kızı kendisine istetmiş yazardır.

adam değilsin deniz ateş bitnel.

meybuz vs algida carte d or selection meyve şöleni

edebiyata lüzum yok. meybuz her türlü döver. biz burada fiyat/performans oranını baz alıyoruz. meybuz 10 kuruş, 35 ml. carte d or meyve şöleni 10 lira 900 ml. meybuzun litresi yuvarlarsak 2 lira 86 kuruş yapar. carte d or'un litresi ise 11 lira 11 kuruş. fiyat böyle. ya performans? susuzluk halinde meybuz ve carte d or'dan alınan haz hemen hemen aynı. hatta 900 ml carte d or'u tek seferde gömmeye kalksanız azalan marjinal fayda yasası gereği zevk bir anda işkenceye döner. halbuki 35 mllik meybuzlardan bir tane, bir tane daha, hadi bir tane daha derken hararet zaten etkisini yitirir ve daha fazlasına lüzum olmaz. bir de açık olalım, çocukken cebimde 10 lira olsa, carte d or'a sadece bir bakış atar, meybuzu yapıştırırdım.

bu acı geçiyor mu

bu acı geçiyo mu ya da bu acı geçiyor mu. gündelik hayatta sorulabilecek basit bir soru.

ya da basit değil. biz bunu ismail abi' den duyunca canımız yandı. o sahne benim karşılaştığım en gerçekçi dizi sahnesiydi. serkan keskin o "konuşsa ağlayacak" rolünü mükemmel bir şekilde yapmış. hatta bence rol değil, orada gerçekten konuşsa ağlayacakmış gibi.

-gitti işte... sanki böyle... buram acıyo gibi ha... buram sanki... sanki buram çok acıyo gibi oldu şimdi... bu acı geçiyo mu?

http://www.cogitosozluk.net...

adamın gol diyor

şüpheli poziyona yönelik gol mü değil mi tartışmalarının yaşandığı esnada bir anda mahalleyi sessizliğe bürüyen ve tartışmanın yönünü değiştiren cümledir. bu söz, kendi takımını satan ya da "bakın ben adaletliyim" diyerek ucuz kahramanlık peşinde koşan veya düşük bir ihtimalle sonraki pozisyonlar için kendi takımına taviz hakkı doğurmaya çalışan oyuncununun "ben gördüm, gol o gol" deyişine yönelik söylenir. sebep her ne olursa olsun, adamın gol diyor lafının muhatabı olan tarafın eli kolu bağlıdır. çünkü mahalle maçları kuralları gereğince sonuç değişmeyecektir: gol.

1794 yılında üst üste 97 kez mahalleler arası futbol turnuvasını kazanan brezilya' nın aşağı somaçlar mahallesi takım kaptanı alberto dos aldair, "golün geçerli olup olmadığına dair tartışmalara nasıl son verilir" başlıklı yazısında kalenin belirleniş yöntemine dikkat çekmiştir. "yan direklerinden birisi kaldırımın bir köşesi, diğeri bir taş yahut park halindeki bir aracın tekeri ve üst direği göz kararı olarak belirlenen; gol çizgisi ise ekvator misali tamamen hayâli olan kalenin gol mü değil mi tartışmalarına gayet meyilli bir yapısı olduğu tartışmasız bir gerçektir. tartışmaların %34,45' inin üst direğin göz kararı belirlenmesi, %30,63'ünün yan kale direklerinin boyunun 15 cm' yi geçmemesi sebebiyle yaşandığı düşünülürse 'adamın gol diyor' uygulamasının pek de adaletsiz bir çözüm olmadığı görülmektedir.çünkü başka çare yok, varsa siz söyleyin ama yok işte mübarekler" diyerek uygulamaya destek vermiştir.

uğur ışılak

istanbul'dan aday gösterilen eskilerin halk yenilerin saray ozanı. görürsem "ula uğur, ne idun ne olmişsun" diyeceğim.

life is too short to remove usb safely

bir kamyon arkası yazısı. şaka şaka tişört önü olacaktı. windows açılış mesajı da olabilir, ya da usb'yi çıkarırken gelen uyarı mesajı. ama işaret edilen çok açık; güvenli kaldır demeye hiç gerek yok, zaten bozulacak.

gülen cemaati

en çok takip edip gündeme getirenlerinin, kendilerini takip etmenin baş ağrısı olduğunu düşünenler olması ilginç ve komik. baş ağrısı yapıyorsa takip etmemek en iyisi. ya da çektirip kurtulacaksın.

27 şubat 2015 cinnet getiren askerin 3 askeri şehit etmesi

ağrı'da gerçekleşen acı olay. cinnet getirmiş nöbette, gitmiş 3 arkadaşını vurmuş. keşke önce kendi kafasına sıkaydı.

ben bu meseleye bir türlü akıl sır erdiremiyorum. her sene bunun gibi onlarca olay yaşanıyor. böyle dengesiz tiplerin daha önceden tespit edilebilmesinin bir yolu olmalı. ya da askeriye, abuk subuk meselelere kafa yoracağına, "kimin eline silah verilir, kime verilmez" mevzunun üzerinde daha iyi düşünmeli. teröristini, kazasını geçtim de askerde en hiç yok yere ölüm bu olsa gerek. sen git, dengesiz bir tiple aynı bölüğe düş ve vursun seni. o 3 askerin ailesi ne yapsın şimdi?

sağlık sorunu olan adam askere alınmıyor da, bu sağlık problemleri yalnızca fiziki mi? niye daha fazla dikkat edilmiyor, neden psikolojik rahatsızlıklar için de geniş bir filtreleme yapılmıyor?

hoşlanılan kızın babasına söylenebilecek alternatif sözler

- selamun aleyküm, siz hoşlanılan kızın babası olmalısınız
+aleyküm selam, sen kimlerdensin?
- hoşlanılan kıza açılamayangillerden.
+değişik bi sülaleye benziyor.
- sizden değişik olmasın ama dedem 47 yaşında açılmış babanneme.
+bak sen...
- evet yaa... 25 yıllık evlilermiş...
+bunları bana niye anlatıyorsun delikanlı?
- hiçç... belki şurda hoşlanılan kıza açılamayan bir damat adayı vardır...
+ama gelip babasına açılabiliyor öyle mi?
- açılmak demey...
+belki şurda bir kör kurşunlu av tüfeği vardır
- yoktur, yoktur
+vardııır.!

ekmeleddin ihsanoğlu nun akit muhabirine verdiği ayar

kahramanlık yapmaya çalışan akit muhabirinin yediği ayar. bari cips fiyatını sor, ne bileyim 2.5 litrelik kolanın fiyatını sor, bim'in osmanoğlu eklerini sor, muratbey peynir'i sor... bunları yapma, git ekmeğin fiyatını sor, sonra da ekmeğin fiyatı 1 lira değil diye karaktersizlik örneği göster. bre andaval, bizim mahallede iki fırının fiyatı bile tutmazken, bakkal ayrı, market ayrı fiyattan satarken sen adamın nokta atışı yapmasını bekliyorsan aptalsın, yapacak bir şey yok. orada türkiye'de ekmek fiyatının aritmetik ortalamasını alsan yine yaranamazsın.

ekmeleddin ihsanoğlu'nun "evabım yeterli değilse siz benim ağzımdan istediğiniz cevabı yazabilirsiniz. çünkü sizin adetinizdir" deyişi daha bir hoşuma gitti.