derviche moderne

derviche moderne
(Admin)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 61443.7
  • Kayıt: 2011-04-08 21:43:00
  • En son giriş: 2018-01-22 01:52:40
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 17
  • Girilen Aktif Tanım: 18599
  • Açılan Başlık Sayısı: 7741
  • Beğendiği Tanım Sayısı: 105443
  • Beğenmediği Tanım Sayısı: 4727
  • Tanım Beğenilme Sayısı: 61952
  • Tanım Beğenilmeme Sayısı: 2730
  • Tanım Favorilenme Sayısı: 496

timetürk - dünya sözlük yazarları röportajı

dünya sözlük'ün kurallarını, çizgilerini, hassasiyetlerini, amaçlarını öğrenmek için bilhassa yeni aramıza dahil olan arkadaşlarımızın ve aramıza dahil olmayı düşünüp henüz bilgisi olmayan arkadaşlarımızın mutlaka okuması gereken röportajdır.
sorulara mümkün mertebe örneklendirmeli, detaylı, samimi, dürüst ve ciddi cevaplar verilmesine itina gösterilmiştir ki adeta bir sözlüğümüzün tanıtım broşürü havası vermektedir.
lütfen bu röportajın linkini sözlüğümüzle ilgili zihninde soru işareti mevcut kimselere gönderiniz. sağda solda saçma sapan sahte hesaplarla yazılan, belli bir algı modifikasyonunun parçası olan, gerçek dışı ve kötü maksatlı tanımlamalar bizi yansıtmamaktadır. bilginize sunarım değerli arkadaşlarım...

dünya sözlük moderatörlerine çağrı

hedefine ulaşmıştır, üç gündür bu konuda gerekli özen gösterilmektedir ve dahası da gösterilecektir.
insanız; hata yaparız, gözümüzden kaçar falan ama ola ki trollükte ısrar eden veya kurallarımızı doğrudan çiğneyen olursa uzaklaştırma veya gömülme yaşayacağını yazarlarımız gayet iyi bilir. öneri için teşekkür ederiz.

dünya sözlük öykü köşesi

kahraman mı, katil mi?

gözümde büyüyen, yürüdükçe uzadığı hissini veren ve sonu ufacık evimize çıkan yolun son taksidine, yani sokağımıza döndüm. eğimli sokağın yukarısına baktığımda yorgunluğum daha da arttı, neyse ki yarısına varmadan yazın sıcaklığını hiçe sayan buz gibi betonarme haneye ulaşacak ve salondan önce bahçeye uğrayıp annemin ‘sen gelene kadar çıkmış olur!’ dediği valide kokan pidelerden aşıracaktım, geriye kalan tek şey ise demlemekte usta olduğum çay olacaktı ki hiç sorun değildi…

ilk gözüme takılan evimizin artık klasikleşen eşiğiydi… komşu kadınlar, salya sümük gezen tertemiz hayalgüçlerine inat toz toprak içinde kalmış mahallenin minnacık başıboş kopilleri, babamın köyden tanıdığı hiçbir zaman aşina olamadığım kimseler ve orada hatıraları bulunan otururken pantolonları eskiyen geceyi sabaha muhabbetle bağlayan delikanlılar… herkes severdi evimizin önündeki beton çıkıntıyı, özellikle kütahyalı fatma’nın(çocukların taktığı isimle şeker anne’nin) ailecek inşa ettiğimiz odun fırınında ekmek yaptığı günler. zira her hafta bu özel günde ardı arkası kesilmeyen pideler eşikte oturanlara ve yakında kokuyu duyan büyük küçük herkese dağıtılırdı, yetmezse taptaze sımsıcak köy ekmeği kesilir, isteyene sade isteyene tereyağı ile paylaştırılırdı.

eşikte oturan bizim haşarı mahalle çocukları bu kez yaramazlığı abartmışlar, yeni bir furya olan ‘kuş vurma’ olayını grup halde organize olacak kadar saçmalamışlardı. ve bu kez işi icraata dökmüşler, sapanları gerili cepleri yedek taşlarla dolu bekliyorlardı. ekmek yapılan günlerde fatma hanım’ın misafirleri insanlardan fazlasıydı. dökülen hamur ve kırıntılar, onları kışın bile aç bırakmayan anneme kendi dillerinde belki de beste yapan kuşları cezp ediyordu. evet, biraz daha dikkatli baktığımda yaklaşık 10-15 metre önümde yere konmuş on kadar serçe vardı. serçeleri dikkatle kesen ve sapanını doğrultan kişileri de tanıyordum, taşı ustalıkla fırlatırlar ve vicdansızca kuşu vurunca; ‘allah onları yiyelim diye yaratmadı mı abi, öyle olmasa etleri yenmezdi ki!!!’ gibi savunma yapmaya kalkarlardı. acele ederek kuşların uçmasını sağlamalı ve küçük bir kahramanlık yapmalıydım, bizim elemanların katil olmasını engelleyecektim. elime ilk gelen taşı aldım, onlardan önce harekete geçme paniği ile fırlattım kuş grubuna doğru.

- oh be, havalandılar işte hepsi, hayır hayır bir tanesi yerde kaldı, neden acaba, taşı fark etmedi mi, neden uçmadı, dur kovalarsam kesin kaçar…

bunları düşünerek yukarı doğru on onbeş adım attım, kuş hala yerdeydi ve maalesef can çekişiyordu, attığım taş hemen yanındaydı. çocuklar eşikten kalktılar, ayakta olanlar bir çırpıda yanıma geldi ve:

- helal olsun abi ya, bizim sapanla yapamadığımızı elinle yaptın, nasıl attın da vurdun abi, valla bravo!!!

onların katil olmalarını engellemiştim gerçekten. lakin şimdi yalnızca onların gözünde kahramandım, kendime göre ise katil…

bir çift el aniden can çekişen hayvanı yerden aldı ve başını tek hamlede kopardı.

- mındar olmasın, hem acı da çekmesin hayvancağız… ve gülüşmeler…

ben hala sessiz ve durgundum. ne yapacağımı şaşırdım, bilemedim, mecalsiz halimle evimize doğru yöneldim. içimde inanılmaz bir his oluştu, kalbim hızla atıyordu. iştahım kaçtı…
zihnimde kol gezen vesvas’ın ‘’sen olmasan belki de bir değil üç beş kuş ölecekti!’ gibi zırvavari vızıltısına zorla tahammül ediyordum…

asıl düşündüğüm daha bir atiye yönelikti. bu insanlar büyüyecekti ve belki de bu en masum halleriydi…

hiç kimseye pide vermek istemedim o gün, annem tek başına dağıttı yaptıklarını, ‘şeker anne, bana da!’ nidaları arasında….

derviche moderne

saçmallık

saçma argümanlarla mal mal konuşanların cehalet kokan hobisi. dışarıdan ne kadar ergen, aciz, ucuz, komik göründüklerinin farkına varsalar üç ay aynaya bile bakamazlar utançtan. pardon utanç ne gezer onlarda, arrrrssıııııızzzz yalancı herifler!

içiyorum o halde barım

filozofik takılan bohem ruhlu değişik tiplerin yakışabileceğim, güzel bir bar ismi olur bence. alkol sektöründe perakende satış yapan mekan açmayı düşünenler, bulsun beni telifte anlaşalım.

eski yazarlar vs yeni yazarlar

yazarlar hatta yazarlarımız kümesini oluşturan, yani esasen var olmayan kavramlardır.

''bir olacaaağızzzz, iri olacaaaaaaağızzz, diri olacaaaaaağız!'' diyor ya hani muhterem. işte o misal, birlikten hem kuvvet hem bereket doğacaktır inşallah.

ortamın düzelmesi için eylem yapan yazarlara küfür etmek

mide bulandırıcı, aşağılık bir tepki. belli nedenlerle alışkanlık ve sadakat duydukları sözlüğün daha seviyeli ve nitelikli olmasını talep etmek, emektarların hakkı değil mi? bunu dile getirdikleri için onlar halen sözlükteyken veya arkalarından iğrenç küfürler etmek nasıl bir insanlık? buna nasıl göz yumuluyor anlamak mümkün değil. yani eyvallah yapılan eylemi doğru bulmazsın, giden isimleri sevmezsin belki ama belden aşağı vurmak berbat bir arsızlık değil midir? velhasıl tepki sahiplerinin haklılığını ona katlayan çirkin bir yaklaşımdır bu, yazıklar olsun...

forumsal tanım

manası gerçek anlamda anlaşılmamış bir terimdir.
forumsal tanım olmayan her tanım bilgi içerikli, istanbul türkçesi ile girilen, keyifli olmayan, mizah veya tepki içermeyen tanım demek olmuyor.
forumsal tanım, bir interaktif sözlükte en belirgin çerçeve olan ''yazılan şeyin başlığı işaret etmesi'' kuralını ihlal eden ve okuyana herhangi bir değer katmayan niteliksiz içeriklere denir.

dünyaitiraf.com

bu sabah tuhaf bir şey oldu...
marmaray'ın yenikapı istasyonundan çıktım. yolun karşısına geçip alt geçitin oradaki duraktan otobüse binip iş yerine gidecektim. tam alt geçitin karanlık kısmına gelince bir bey amcanın ''ulan şerefsiz'' diyerek arkasına dönmesiyle ortada bir yan kesicilik durumu olduğunu farkettim. amcanın bol ve geniş kumaş pantolonunun arka cebinden cüzdanı kapan kapüşonlu genç, adam aniden dönünce savrulup elindeki cüzdanı düşürdü. cüzdan bir iki metre yanında yerdeydi, o an ya cüzdana uzanıp yakalanma riskini alacaktı ya da kaçacaktı ve kaçmayı tercih etti. zaten ne olduysa o an oldu; sanırım cüzdanı çalınmak istenen amcayla babamı özdeşleştirmiş olmalıyım ki refleks olarak kaçan çocuğun peşinden koşmuş bulundum. çiroz tipli, sevimsiz ve atik yapılı normal bir kapkaççıydı alt tarafı. niyetim 10-15 metre içerisinde yakınlaşabilirsem bir çelme takmak veya arkadan tekme atıp düşürmekti. fakat üzerimde parka, parkamın cebinde telefon-anahtarlık-cüzdan olduğu için sanırım hemen yakalayamadım. fark kapanmadığı gibi hırsızın az ileride sağ taraftaki sokağa girmesiyle bir an duraksadım, aklım başıma geldi herhalde ki beş-on saniye nefeslenip geri döndüm. işin garibi döndüğümde bahsi geçen mağdur amca orada bile değildi, kaldı ki bir ''allah razı olsun delikanlı'' falan desin. insan aklına her an sahip çıkmalı, aklıyla hareket etmeli, aklının ekseninden ayrılmamalı...

sansür hakkında girilen entrynin sansürlenmesi

ilgili tanım aşırı argo ve küfür içermesinin yanı sıra kurallarda bildirilen bir duruma ters düşüyor ise, o da sansürlenir veya gizlenir.
biz kurallarımızı yazarlarımızın hassasiyetlerine ve kalite-seviye çıtasını sabit tutacak şekilde belirledik, kimse kusura bakmasın lütfen.

sözlüğümüzdeki oylama duyarsızlığı

yazarların yazma şevkine darbe indirmektedir ve cogito sözlük'e zarar vermektedir, bu iki sebep de beni ciddi manada üzmekte ve düşündürmektedir..

bu hususta tüm yazarların empati yapması gerekir.. nasıl olsa oy veren birileri olur mantığıyla duruma yaklaşmak zamanla kendi topuğumuza sıkmaktır..

en çok oy veren 7 ismin sözlüğün yönetimindeki ve moderasyonundaki isimler olması oldukça manidardır..

başlığın okunma sayısı yerine göre 100 falan oluyor ama ne eksi ne de artı verilmemiş.. lütfen birazcık hassasiyet..

her cümle bir emektir, birikimden hasıl olmaktadır.. bunu unutmayınız rica ediyorum..

lütfen bu başlığı silmemi sağlayacak denli bu problemin üstesinden gelelim, oylayalım, oylanalım..

şahsen az oy vermiş kimselerin tanımlarını oylarken bundan sonra tekrar düşüneceğim, açtıkları başlıkları da canlandırmamayı tercih edeceğim..

saygılar..

uludağ sözlük mültecileri

yedi yıldır süregelen “dünya sözlük’te mekanın sahibi yazarlardır” düsturundan hareketle, hoş gelenler mülteci değil muhacirdir ve ayak bastıkları an burası onlarındır birnevi.

not: ola ki geldikleri sözlük yaşadığı değerli yazar kayıplarının farkına varıp radikal revizyonlar yapıp güzel ülkemize ve insanlarımıza yakışır bir ortama dönüşürse gönül rahatlığıyla geri göçebilirler. yeter ki kaliteli bir yerde emek versinler, derdimiz toplumsal kültür ve sosyal iletişimin idealizasyonu...

timetürk - dünya sözlük yazarları röportajı

18 ocak 2018 perşembe akşamı haber dili seviyesi ve haber konusu tercihleriyle türkiye’nin en beğenilen web haber kanallarından biri olan http://timeturk.com’da yayınlanmış röportajdır. timetürk haber editörlerinin daha önceden belirlediği sorulara sözlüğümüzün yazarları tarafından verilen cevapların uygun biçimde birleştirilmiş hallerinin tashih-redaksiyon görmüş metne dönüştürülmesi söz konusu röportajı daha anlaşılır ve anlamlı hale getirmiş belli ki. hayırlı olsun, teşekkürler timetürk...

https://www.timeturk.com/so...

timeturk - dünya sözlük röportaj sorularına yazarlardan cevaplar

kıymetli arkadaşlar, sözlüğümüzün tanıtımı ve daha fazla kişiye ulaşması adına timeturk haber sitesinde yayınlanacak olan röportaj için ilgili platformdan sorular tarafımıza iletildi. soruları sözlüğümüzün var olma sebebi ve gerçek sahipleri olan sakinlerinin cevaplaması daha doğru olur. sizden ricamız, aşağıda yer alacak sorulardan cevaplamak istediğinizi alıntılayıp altına da uygun gördüğünüz cevabı yazmanızdır. en iyi cevaplar toparlanarak mevzubahis site editörlerine gönderilecek. şimdiden ilginize ve duyarlılığınıza teşekkür ederiz.

1- sözlükler, kutsal değerlere ve şahsiyetlere hakaret tartışmalarıyla gündeme geliyor. bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz; kutsiyete dil uzatmanın sosyal medyada prim ve rağbet görmesinin nedenleri ne olabilir, önlenmesi gerekir mi ve önlemek için ne yapılmalıdır?

2- web mecralarının yükselişi nedeniyle gazetelerden kitaplara kadar geniş bir yelpazede yazılı bildirimlerin azaldığı ve sanal ifade kültürünün artışa geçtiği görülüyor. bu durumun avantajlarını ve dezavantajlarını nasıl değerlendirmeliyiz?

3- internetin bir taraftan bilgiye ulaşmayı kolaylaştırırken diğer taraftan bilgi çöplüğüne dönmesiz söz konusu, değerli ve faydalı içeriklere erişim sağlamanın yolları nelerdir?

4- ilk olan ekşi sözlük'ün açıldığı 1999 yılından bu yana yüzlerce interaktif sözlüğün ortaya çıktığını biliyoruz. peki bunlar arasında dünya sözlük'ün önemi ve farkı var mıdır, varsa nedir?

5- interaktif sözlüklerin kullanışlılık açısından fonksiyonları nelerdir; sadece sözlük mü, haber sitesi mi, iletişim mecrası mı, anket platformu mu, kişisel blog mu, örgütlenme mekanı mı, bilgi ortamı mı?

6- dünya sözlük için kullanılan ''muhafazakar sözlük'' tanımlamasına yaklaşımınız nasıl; buradaki muhafazakar kavramı neyi karşılıyor, bu algının oluşma nedenini açıklayabilir misiniz?

7- sözlüğünüzün geleceğine dair öngörüleriniz nelerdir?

her yazar üyesi olduğu bir sözlükte isyan çıkarıyor kampanyası

her yazar bir arkadaşını sözlüğe getiriyor kampanyası yeterince kesmeyen sözlük sahibinin başlatmak istediği kampanya. işe yarayabilir, denemek lazım...

edit: sadece burada yazar olanlar için kampanyamız geçerli değildir. büyük düşünür nez'in deyimiyle:
''sakın sakın sakın ha, ayaklanmayın bana!
az mı çektirdiniz bana, zehir oldu bu dünya...''


(bkz: dikkat ironi var)

sol frameye gelmeyen başlıklar

sözlükte formatın intizamını koruma, nitelikte istikrarı yakalama, forumsallaşma temayülünü azaltma gayeleriyle bilhassa kültürel veya tematik bilgi içermeyen anketimsi başlıklara yönelik ara sıra uygulanan bir prosedürün sonucudur. bilgilerinize arz ederiz...

ya bu fişler ne

mabel matiz hayranı kocanın, çok alışveriş yapıp üstüne bir de inkar edip safa yatan müsrif karısına yönelik suali. adamın sinirleri bozulmuş, olacak o kadar.

--- mizansen ---

-yahu kadın batıracak mısın sen bizi?
+noldu ki yaağğ?
-bi ton şey almışsın yine kendine, gerekli gereksiz!
+hayır, hiç de bile. asıl sen çok para harcıyorsun!
-beni boşver deeeee, ya bu fişler neeeeeeee?


--- mizansen ---

ifşa tehdidi ile kız çocuklarına tecavüz eden şerefsiz

öncelikle bir kız çocuğunuz olduğunu düşünün, sonra haberi okuyun. bu şerefsizin yaptığı yazışmaları gördüm. cezası net biçimde; sorguda gerekli jop montelerinin yapılmasından sonra, tecavüzcülerle dolu bir koğuşta en az on beş yıl hapis olmalıdır. içerideki mahkumlara da gardiyan aracılığıyla talimat verilmelidir, içeride bunu gerekli şekilde cezalandırmayana avlu izni ve su yok diye.

ayrıca telefonundaki tüm yazışmalar incelenmelidir; ifşaları yaptığı erkek arkadaş grubundaki buna tanık olup ihbar etmeyen tüm itler de hapis cezası almalıdır. bunu bir yerlerde görüp, nerede olduğunu bilip de gerekeni yapmayan konyalı erkekler adam değildir.