.

.
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 4057.5
  • Kayıt: 2011-04-20 20:37:00
  • En son giriş: 2018-07-16 20:36:57
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 5
  • Aktif Tanım: 1552
  • Açılan Başlık: 204
  • Artı Oy: 3380
  • Eksi Oy: 141
  • Alınan Artı Oy: 3737
  • Alınan Eksi Oy: 143
  • Alınan Favori: 17

. - son oylananan tanımları

atari salonu

istanbul'da 4. levent civarında artık bir tane vardır. yaşıma başıma bakmadan girip oynadım evet..* ama zevkli oluyor ne yapayım,, kollu ataride bir street fighter, king of fighters, tekken oynamanın tadını hiç bir yeni nesil bilgisayar oyunu veremiyor.

(bkz: cogito sözlük atari turnuvası)*
devamını gör...

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi

herkesin ihtiyaçları farklıdır bi kere arkadaşım, banane maslow'dan dediğim falancanın ihtiyaçlar hiyerarşisidir. mesela ben okulu bitireyim ilk maaşımla bir karavan alıp içinde yaşayacağım. sonra uydu internet taktırıp freelance wep tasarım yapacağım. akşamları kadıköy'e çekip önünde obua çalarak topladığım paralarla mor çatıya bağışta bulunacağım felan fişman..

standart fani türk erkeğinin ihtiyaçları ve primat kafasındaki kısır piramit ise şöyledir.

................................oku
...............................iş bul
.............................askerlik
...........................kız bulmak
.......................düğün yapmak
....................araba sahibi olmak
..................krediye girip ev almak
................emeklilik için yazlık almak
........dünya işlerini terk edip hacca gitmek
yeter azrail, bu pramit çok büyük oldu öleyim artık.
devamını gör...

annem

geçenlerde namazdayken burnum birden fena halde kaşınmaya başladı. hapşırsam biliyorum ki ortalık birbirine girecekti. bende de bir alerji var, burnum bi kaşındı ya ille de hapşıracak. o sümük o yuvadan çıkacak. neyse hızlı hızlı kılıyorum namazı, üçüncü rekata gelmiştim heralde, artık dayanamadım gerildim gerildiim verdim hapşuruğu. neyse ki korktuğum gibi bir şey çıkmadı. ama bıyığımın üzerinde bir şey hissediyorum ılık mı ılık. annem de beni görecek şekilde ön tarafta bir yerlerde iş yapıyordu. bir şey hissettim koşarak gelen annem olmalıydı. anladım ki almış eline kocaman temizlik bezini koşturuyor üzerime doğru. ne yapacağını sezdiğim için iyice hızlanayım dedim ki duraksayıp ayeti baştan almak zorunca annem gelmişti bile. yıllar öncesinden antrenmanlı olduğundan kapattı kocaman bezi yüzüme, ağzımı burnumu sildi ve hiç bir şey olmamış gibi gitti. benim derdim artık sümük değil ama içimden nasıl bir gülmek geliyor. bıraksam kendimi sırtüstü yatıp karnım kasılana kadar gülecem. neyse de o gün namazı kesip baştan mı kıldım yoksa bitirdim mi hatırlamıyorum. ama annem annelik görevini o anda bile yerine getirdi ya işte benim annem diyorum.
devamını gör...
7. (Tematik)

yetim tanımlar

bir çok insanın insanda aradığı, mükemmele hayranlık duygusu.

insan aşkı insanda aramak ve bulmak ister. çünkü insan insana sahip olabilir. aşık olduğu kimseyi de mükemmel model olarak gördüğünden, ona sahip olduğunda mükemmele de sahip olacağını düşünür.

işte bu yüzden platonik aşklar birlikteliğe dönüştüğünde kusurların ortaya çıkmasıyla aşkın bittiği düşünülür.

işte bu yüzden azıcık kusurlu bulduğu birine tam olarak bağlanmayı istemez insan.

insanın aşkı insana ise, mükemmele sahip ve yakın olabilme arzusundandır.

oysa mükemmel bir tanedir. kusursuz bir tanedir. sahip olma arzusundan sıyrılıp teslim olunca insan,, gerçek aşka erecek demektir.

**
devamını gör...
8. (Tematik)

formatsavar

ulan buranın formatsavarı bile xx sözlüğün normal tanımlarının yanında xy kalır..
devamını gör...

muharrem ince

kılışdarın saf dışı bıraktığı rakibi, "gel bakalım muharrem" değil bir manada "git bakalım muharrem" demiş oldu.

şimdi temennim o ki galiz küfürler ettiği polis memuru yarın savcılığa gidip vekilliği düşen ince hakkında suç duyurusunda bulunmalı.
devamını gör...

barış atay

hatay'dan hdp milletvekili olarak meclise girmiş. artık o güzel! yüzünü daha sık göreceğiz.
devamını gör...

muharrem ince'nin seçim sonuçlarını kabul etmesi

hangi kafa ile açıklandığı malum yenilgiden olduğu anlaşılan açıklama:
"bu seçim ilan edilme biçiminden, sonuçların açıklanmasına kadar her şeyiyle adaletsiz bir seçim olmuştur...
... görevlilerimizin bize ulaştırdıkları tutanaklarda, ysk’nın açıkladığı oranlar ve rakamlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur. olan farklılıklar toplam sonucu değiştirecek nitelikte değildir. dolayısıyla seçim sonuçlarını kabul ediyorum."

günler boyu tek adam olmak için mi uğraştın derler adama. sokağa çıkmayın ama kazananı da hiçbir zaman kabullenmeyin şeklindeki mesajı:
"tam anlamıyla bir tek adam rejimine geçilmiştir. sistemin içinde bir mekanizma yoktur. geleceğimize dair her zaman büyük endişelerimiz ve kaygılarımız olmaya ne yazık ki devam edecektir. biz mücadele etmeye, halkımızla bütünleşmeye devam edeceğiz."

yenmiş de yenmiş diyen adama ters düşen açıklama:
"beni aday yapan partime ve tüm seçmenlerimize dönük çıkaracağımız sayısız dersler mevcuttur. yapılan her şey eksiklikler içerebilir. o halde eksikliklerimizi tamamlamak zorundayız. yapılan her şeyde yanlışlar bulunabilir. o halde bize düşen yanlışlarımızı düzeltmek olmalıdır...
...15 milyon insan bana güvenip oy vermiştir. 50 günlük kampanya yerine, 500 günlük 5 bin günlük kampanya ile devam edeceğiz.''
devamını gör...

devlet bahçeli

şu an* seçim sonucu sonrası mükemmel yapıcı, birleştirici bir dil kullanıyor. bu dönemde yaptığı iyilik ve verdiği destek unutulmamalı. Allah razı olsun.
devamını gör...

halk tv

şu an* seçim sonrası yaklaşık beş milyon kişinin izlediği çok kaliteli bir dram gösterimi var. neden kimse gülmüyor anlamış değilim.
devamını gör...

cumhuriyet halk partisi

balık hafızalı olsam da bugün yapılan hdp desteğini hiçbir zaman unutmayacağım parti.

erdoğanın terör politikasını eleştirip yüzde on birden yedilere düşen hdp oyunu tutup yine yüzde on bire çıkardınız. yapılan onca operasyonu göz ardı ettiniz. yüzde 22 chp, yüzde 4 hdp ye giden oy. evet gerçekten her evden bir oy çıkarmayı başarmışsınız. terör sevici vekillerinizin sizi gerçekten temsil ettiğini bize kanıtladınız.
devamını gör...

vücut geliştirme

nezaketen tanım: spor.

gerçekten spor amaçlı ya da vücudunu düzene sokma amaçlı yapanları hariç tuttuğum tanım: kollarını iki yana gerip sallaya sallaya yürüyen kenar mahalle delikanlılarının evrilmiş versiyonu olarak belediye otobüsüne dahi binerken göğüs kısmını kasmaktan bitap düşen, ağırlık çalıştığı için ille sıkı gömlek-baldırı sıkan pantolon giymek zorunda hisseden, soyunma odasından insta'lık foto göndermeyi seven ha bir de yaptığı sporu belli etmek için under armour giyenlerin hobisi, yaşama tutunma çabasıdır.
devamını gör...

zenci

2018 dünya kupasını izliyorum, afrika sömürgesi ne kadar ülke varsa hepsinde en az bir siyahi var. ne kadar sömürmüş iseler o kadar çok siyahi oynatıyorlar sanki. gavurun ekmeğini yiyen kılıcını kuşanır, maalesef siyahiler de bunu tasdikler konumda.
devamını gör...

iteklemek

gençliğe kadar ite kaka, iş hayatında iteklenerek, emeklilikten ölüme itekleyerek ömrünü tüketen insanın yaşam evrelerinden biridir.
devamını gör...
26. (Tematik)

aa

az önce sekiizinci seviyeye kadar oynadığım, gözlerimi beş dakika içerisinde yoran oyun. sildim elhamdülillah.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

inci sözlük başlığını sol şeritte görmekten nefret ediyorum ve sırf bu yüzden hakkında bir tanım daha girmiyorum.
devamını gör...

namaz kılan babanın üstüne çıkmak

baba secdeye giderken çocuğu kenara koyup secdeden kalkarken tekrar omzuna aldığı sürece sıkılmayacak ve namaza küsmeyecek çocuğun eylemidir.

*efendimiz*'in namaz kılarken hz. hasan veya hz. hüseyin'in üstüne çıkmasına rağmen namazı bozmadığı ve secdeye giderken omzundan indirip secdeden kalkarken tekrar omzuna aldığı rivayet edilir.
devamını gör...

dan brown

kitaplarının bazılarını aynı kurguyla yaza.. da vinci şifresinin dijital kale'den bir farkı yoktur ve on beşinci sayfasında sıkar, fazla yoruma gerek yoktur.
devamını gör...

bermekiler

abbasi devletinin meşhur vezirlerinin mensub olduğu aile. nevbahar budist tapınağı rahiplerinden olan "bermek" astronomi ve tıp ilimlerinde yetişmiş biri olarak hekimliğinden istifade edilmek adına şama götürülmüştü. burada müslüman olan oğlu hâlid abbasi devletinin kurulmasına öncülük etmiştir. bermekiler abbasi devletinin idaresinde ve yayılmasında, ziraat, sanat ve ticaretin gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.

--- alıntı ---

halife harun reşid, bermek olan veziri cafer bin yahya ile birlikte, “saray’ın bahçesi”nde gezerken, canı “meyve” çekiyor... “elma”yı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; “orta boylu” olduğu için, meyveye yetişemiyor!..

veziri yahya’ya diyor ki;

“omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!”

vezir “zayıf” olduğu için, “halife’nin omzuna” çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...

meyveyi yiyen halife harun reşid, “çok lezzetliymiş” diyor, “bana bahçıvanı çağırın... bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.”

zaten az ileride duran ve olan-biteni “hayretle” seyreden bahçıvan geliyor... halife, ona; “sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen” diyor...

bahçıvan diyor ki;

“sultanım, sizden bir tek isteğim olacak... bana, benim bermekî olmadığıma dair bir belge verir misiniz?”

halife şaşırıyor!..

“herkes devlet kademesinde görev almak için bir bermekî şeceresi uydururken, herkes bermekî olmaya can atarken, sen niye bermekî olmadığına dair belge istiyorsun ki?..

kaldı ki, sen bir bermekî’sin!.. bermekî olmaktan niye kaçınıyorsun?..”

“belge”yi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; “evet, bir bermekî’yim... ama, madem ki, benden bir istekte bulunmamı istediniz... ben bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!”

halife harun reşid de; “madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana” diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...

aradan yıllar geçer...

halife harun reşid, yattığı “uyku”dan uyanır, “göz”leri açılır, “kulak”ları duymaya başlar...

“civar ülkelerden gelen uyarılar”ın ve “halktan yükselen tepki”lerin, hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başlar!..

bermekîler ; halife harun reşid’in kendilerine beslediği “büyük güven ve yakın ilgi”yi “istismar” ederek, sadece “saray kademeleri”ni değil, “eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye” başlarlar!..

devletin her kademesini anlayacağınız bir “ur” gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile “kendi adamlarını”yerleştirmişlerdir!..

yattığı “derin uyku”dan uyanan halife, bermekîlerin “ bir devlet içinde devlet” kurmak için uğraştıklarını “ülkenin her yanını elegeçirdiklerini” ve “kendisini devredışı bıraktıklarını” fark edince, derhal emir verir:

“bermekîleri kılıçtan geçirin!..

yaşlılarını da zindana atın!”

emir, yerine getirilir!..bermekiler öldürülür.

peki, “bahçıvan”a ne olur?..

halife’nin emri üzerine, görevliler “bahçıvan”ın evine de giderler... ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..

ama, bahçıvan; hemen, “bermekî olmadığına” dair, “halife imzalı belge”yi gösterir!..

“gördüğünüz gibi, ben bermekî değilim”der ve kellesini kurtarır!..

“kılıçtan geçirme ve zindana atma operasyonu” sona erince, harun reşid, son durumu öğrenmek için “kurmay”larını çağırır ve sorar;

“emrimi yerine getirdiniz mi?”

kurmaylar der ki;

“listedeki herkes; ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı... sadece bir adam kaldı... ama, ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız bir belge vardı!”

halife; “hatırladım ben onu... onu bulun ve bana getirin” der...

bahçıvan huzuruna getirilince, harun reşid sorar adama;

“o gün, bermekî olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin... ben de verdim... peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın?”

bahçıvan der ki;

“sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken, vezir, sizin omzunuza basmıştı ya... işte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!”

harun reşid, araya girip; “ama ben söyledim omzuma basmasını” deyince, bahçıvan der ki;

“farketmez sultanım... sizin, sultan olarak, vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür... siz istemiş olsanız bile, vezirinizin omzunuza basması ise; hem şımarıklık, hem hadbilmezlik, hem de küstahlıktır!..

sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi!..

bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve hadbilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!.. ben, işte o gün bu felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.”

evet, atalar ne demiş: "islâm'ın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir". zira, unutulmamalı ki, haddini aşanlara Allah eninde sonunda haddini bildiriyor!..hz ali cennet mekanı da unutmamak gerekiyor her şeyin affı olur ancak devlete ihanetin asla....

--- alıntı ---
devamını gör...

annem

*doğum günüm geçeli yirmi gün olmadı henüz.

her yıl doğum günümde, doğduğum saatte arayıp tatlı sesinden, billur dilinden latif kelamlar döktüren dert insanı, bu yıl babamın koşuşturmalı hastalığı yüzünden unutulup gitmişti.

daha önce doğum gününe hiç önem vermediğimi düşünürdüm. vermiyordumdu ama işte her yıl beni doğduğum dakikada arayan ve varlığımı tüm içtenliğiyle kutlayan kutlu kadın, bu yıl eşine olan hassasiyetinden dolayı beni unutuvermişti.

iki gün önce bir arkadaşımın doğum günü idi. dün de hıdırellez. annem aramadı ama birazdan arar. birileri hıdırellez olduğunu söyleyince doğum günüm annemin aklına gelip arıyor demişti de bu muhabbet geçmişti aramızda.

biraz önce annem bana bir şey unuttuğunu söyledi.

-oğlum. ben bir şey unuttum bu yıl ama..

kadıncağız bunu bile utana çekile söyledi. tevafuk bu mudur bilmem, onun da iki gündür aklına geliyormuş da iki gündür bunu söyleyecekmiş.

tanım:hakkı hiç bir zaman ödenemeyecek, hiç bir tanıma sığmayacak dert kadınıdır annem. annelerimiz.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

yaklaşık üç hafta önce sözlükten ayrılmaya karar vermiştim. ayrılacaktım, tam hesabımı kapattırayım diyordum ki bir mesaj aldım.

biri bana fena halde gıcık olmuştu ve gitmemi istiyordu. sırf gıcıklığına gitmedim. günlerce değersiz tanımlarımdan hiçbirini girmedim.

altta kalmamak ve kırmamak için kendimi çok zorladım ve o arkadaşa bir kaç mesaj sonrasında sağlam bir cevap yazdım.

sonra ondan cevap beklerken garip bir şekilde başka bir arkadaş edindim. ve bir tane daha. sonra baktım ki hala buralardayım. ayar yiyenden de hala ses soluk yok.

neyse işte hala pinekliyorum böyle buralarda.. tam olarak gitmediğimi daha yeni farkettim.. bunu da neden yazma gereği hissettim onu hiç bilmiyorum.*


devamını gör...

bir 2012 kehaneti olan manyetik alanın yok olmasından sonra dünyanın hali

malum, artık mübarek 2012 yılının içerisindeyiz. illuminatinin takvimi de yakın zamanda bitti takdir edersiniz. taa bilmem kaç yıl önceden mayaların gösterdiği şerefli yıla girmiş bulunmaktayız. farklı farklı cemaat ve tarikattaki arkadaşların "en büyük mehdi bizim mehdi oluumm" sözlerinin arasında bu sene kıyametin kopacağını ve ne kadar kaza namazlarını kılmamızı öğütleyenler vs.. kısacası böyle bir çorbanın içindeyiz şimdilik. neyse ben konuya geçeyim..

bir çok insanı tırsıtan bu kehanetlerden benim en çok korktuğum manyetik alanın yok olması. bir düşünsenize son model mercedes beş para etmez bir alet olacak. aylardır kundaklara sarılan iphone lar bir halta yaramayacak. bilgisayar yok, telefon yok, internet yok.

ben şimdiden hazırlığımı yapıp bir at aldım. evet bir kaç ay sonra görüşürüz ey evgili sözlükçüler.* o zaman bir mercedes parası edecek. en çok koyan da daha bölümü bitirmemiş olmam nan. benim gibi mühendislik mezunları adamların hepsi işe yaramaz sünepe tipler olacak.
devamını gör...

herılt yani

tam olarak neydi hatırlamıyorum ama "e herılt yani" diye omuz silkerek söylenen bişeydi. tanım bu kadar.*
devamını gör...

ilk türk uzay gemisinde olabilecek aksesuarlar

bunu düşünebilmemiz için öncelikle bir ilk türk uzay gemimizin olması gerekir. yoksa bilgisayarı alınmadan mauspedi, bisikleti almadan kapak yaptırmayı düşünen bebeler gibi oluruz.

önümüzdeki bin yıl içerisinde bize ait tüm değerler yok olmadan bir uzay gemisi yapılırsa benim için şunu koysunlar.

(bkz: iğne oyası)
devamını gör...

500t

kış aylarında maltepe civarında bindiğimde* kokusundan bostancı'ya kadar dayanamayıp indiğim; boş yer bulma imkanları varken, romen vatandaşları yine ortadaki boş alana heybeyi yığmış yatarken gördüğüm; oturanların yüzde doksanının uyuduğu; ortaya mısırcı, sucu, wc, yemekhane açılsa tutacak dediğim; adının 'h1n1' olarak değiştirilmesini beklediğim;* kavacık-kozyatağı arası makaslayarak uçup tuzlaya kadar sürünerek giden; kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela, her nesilden, çeşit çeşit insanların bindiği; hergün türlü garipliklere sahne olan (bkz: insan konservesi)
devamını gör...