.

.
(Yazar)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 4011.31
  • Kayıt: 2011-04-20 20:37:00
  • En son giriş: 2017-12-29 14:20:41
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 5
  • Aktif Tanım: 1534
  • Açılan Başlık: 203
  • Artı Oy: 3221
  • Eksi Oy: 129
  • Alınan Artı Oy: 3667
  • Alınan Eksi Oy: 133
  • Alınan Favori: 16

. - son oylananan tanımları

dan brown

kitaplarının bazılarını aynı kurguyla yaza.. da vinci şifresinin dijital kale'den bir farkı yoktur ve on beşinci sayfasında sıkar, fazla yoruma gerek yoktur.
devamını gör...
|

bermekiler

abbasi devletinin meşhur vezirlerinin mensub olduğu aile. nevbahar budist tapınağı rahiplerinden olan "bermek" astronomi ve tıp ilimlerinde yetişmiş biri olarak hekimliğinden istifade edilmek adına şama götürülmüştü. burada müslüman olan oğlu hâlid abbasi devletinin kurulmasına öncülük etmiştir. bermekiler abbasi devletinin idaresinde ve yayılmasında, ziraat, sanat ve ticaretin gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.

--- alıntı ---

halife harun reşid, bermek olan veziri cafer bin yahya ile birlikte, “saray’ın bahçesi”nde gezerken, canı “meyve” çekiyor... “elma”yı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; “orta boylu” olduğu için, meyveye yetişemiyor!..

veziri yahya’ya diyor ki;

“omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!”

vezir “zayıf” olduğu için, “halife’nin omzuna” çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...

meyveyi yiyen halife harun reşid, “çok lezzetliymiş” diyor, “bana bahçıvanı çağırın... bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.”

zaten az ileride duran ve olan-biteni “hayretle” seyreden bahçıvan geliyor... halife, ona; “sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen” diyor...

bahçıvan diyor ki;

“sultanım, sizden bir tek isteğim olacak... bana, benim bermekî olmadığıma dair bir belge verir misiniz?”

halife şaşırıyor!..

“herkes devlet kademesinde görev almak için bir bermekî şeceresi uydururken, herkes bermekî olmaya can atarken, sen niye bermekî olmadığına dair belge istiyorsun ki?..

kaldı ki, sen bir bermekî’sin!.. bermekî olmaktan niye kaçınıyorsun?..”

“belge”yi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; “evet, bir bermekî’yim... ama, madem ki, benden bir istekte bulunmamı istediniz... ben bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!”

halife harun reşid de; “madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana” diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...

aradan yıllar geçer...

halife harun reşid, yattığı “uyku”dan uyanır, “göz”leri açılır, “kulak”ları duymaya başlar...

“civar ülkelerden gelen uyarılar”ın ve “halktan yükselen tepki”lerin, hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başlar!..

bermekîler ; halife harun reşid’in kendilerine beslediği “büyük güven ve yakın ilgi”yi “istismar” ederek, sadece “saray kademeleri”ni değil, “eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye” başlarlar!..

devletin her kademesini anlayacağınız bir “ur” gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile “kendi adamlarını”yerleştirmişlerdir!..

yattığı “derin uyku”dan uyanan halife, bermekîlerin “ bir devlet içinde devlet” kurmak için uğraştıklarını “ülkenin her yanını elegeçirdiklerini” ve “kendisini devredışı bıraktıklarını” fark edince, derhal emir verir:

“bermekîleri kılıçtan geçirin!..

yaşlılarını da zindana atın!”

emir, yerine getirilir!..bermekiler öldürülür.

peki, “bahçıvan”a ne olur?..

halife’nin emri üzerine, görevliler “bahçıvan”ın evine de giderler... ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..

ama, bahçıvan; hemen, “bermekî olmadığına” dair, “halife imzalı belge”yi gösterir!..

“gördüğünüz gibi, ben bermekî değilim”der ve kellesini kurtarır!..

“kılıçtan geçirme ve zindana atma operasyonu” sona erince, harun reşid, son durumu öğrenmek için “kurmay”larını çağırır ve sorar;

“emrimi yerine getirdiniz mi?”

kurmaylar der ki;

“listedeki herkes; ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı... sadece bir adam kaldı... ama, ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız bir belge vardı!”

halife; “hatırladım ben onu... onu bulun ve bana getirin” der...

bahçıvan huzuruna getirilince, harun reşid sorar adama;

“o gün, bermekî olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin... ben de verdim... peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın?”

bahçıvan der ki;

“sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken, vezir, sizin omzunuza basmıştı ya... işte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!”

harun reşid, araya girip; “ama ben söyledim omzuma basmasını” deyince, bahçıvan der ki;

“farketmez sultanım... sizin, sultan olarak, vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür... siz istemiş olsanız bile, vezirinizin omzunuza basması ise; hem şımarıklık, hem hadbilmezlik, hem de küstahlıktır!..

sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi!..

bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve hadbilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!.. ben, işte o gün bu felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.”

evet, atalar ne demiş: "islâm'ın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir". zira, unutulmamalı ki, haddini aşanlara Allah eninde sonunda haddini bildiriyor!..hz ali cennet mekanı da unutmamak gerekiyor her şeyin affı olur ancak devlete ihanetin asla....

--- alıntı ---
devamını gör...
|

annem

*doğum günüm geçeli yirmi gün olmadı henüz.

her yıl doğum günümde, doğduğum saatte arayıp tatlı sesinden, billur dilinden latif kelamlar döktüren dert insanı, bu yıl babamın koşuşturmalı hastalığı yüzünden unutulup gitmişti.

daha önce doğum gününe hiç önem vermediğimi düşünürdüm. vermiyordumdu ama işte her yıl beni doğduğum dakikada arayan ve varlığımı tüm içtenliğiyle kutlayan kutlu kadın, bu yıl eşine olan hassasiyetinden dolayı beni unutuvermişti.

iki gün önce bir arkadaşımın doğum günü idi. dün de hıdırellez. annem aramadı ama birazdan arar. birileri hıdırellez olduğunu söyleyince doğum günüm annemin aklına gelip arıyor demişti de bu muhabbet geçmişti aramızda.

biraz önce annem bana bir şey unuttuğunu söyledi.

-oğlum. ben bir şey unuttum bu yıl ama..

kadıncağız bunu bile utana çekile söyledi. tevafuk bu mudur bilmem, onun da iki gündür aklına geliyormuş da iki gündür bunu söyleyecekmiş.

tanım:hakkı hiç bir zaman ödenemeyecek, hiç bir tanıma sığmayacak dert kadınıdır annem. annelerimiz.
devamını gör...
|

dünyaitiraf.com

yaklaşık üç hafta önce sözlükten ayrılmaya karar vermiştim. ayrılacaktım, tam hesabımı kapattırayım diyordum ki bir mesaj aldım.

biri bana fena halde gıcık olmuştu ve gitmemi istiyordu. sırf gıcıklığına gitmedim. günlerce değersiz tanımlarımdan hiçbirini girmedim.

altta kalmamak ve kırmamak için kendimi çok zorladım ve o arkadaşa bir kaç mesaj sonrasında sağlam bir cevap yazdım.

sonra ondan cevap beklerken garip bir şekilde başka bir arkadaş edindim. ve bir tane daha. sonra baktım ki hala buralardayım. ayar yiyenden de hala ses soluk yok.

neyse işte hala pinekliyorum böyle buralarda.. tam olarak gitmediğimi daha yeni farkettim.. bunu da neden yazma gereği hissettim onu hiç bilmiyorum.*


devamını gör...
|

bir 2012 kehaneti olan manyetik alanın yok olmasından sonra dünyanın hali

malum, artık mübarek 2012 yılının içerisindeyiz. illuminatinin takvimi de yakın zamanda bitti takdir edersiniz. taa bilmem kaç yıl önceden mayaların gösterdiği şerefli yıla girmiş bulunmaktayız. farklı farklı cemaat ve tarikattaki arkadaşların "en büyük mehdi bizim mehdi oluumm" sözlerinin arasında bu sene kıyametin kopacağını ve ne kadar kaza namazlarını kılmamızı öğütleyenler vs.. kısacası böyle bir çorbanın içindeyiz şimdilik. neyse ben konuya geçeyim..

bir çok insanı tırsıtan bu kehanetlerden benim en çok korktuğum manyetik alanın yok olması. bir düşünsenize son model mercedes beş para etmez bir alet olacak. aylardır kundaklara sarılan iphone lar bir halta yaramayacak. bilgisayar yok, telefon yok, internet yok.

ben şimdiden hazırlığımı yapıp bir at aldım. evet bir kaç ay sonra görüşürüz ey evgili sözlükçüler.* o zaman bir mercedes parası edecek. en çok koyan da daha bölümü bitirmemiş olmam nan. benim gibi mühendislik mezunları adamların hepsi işe yaramaz sünepe tipler olacak.
devamını gör...
|

herılt yani

tam olarak neydi hatırlamıyorum ama "e herılt yani" diye omuz silkerek söylenen bişeydi. tanım bu kadar.*
devamını gör...
|

ilk türk uzay gemisinde olabilecek aksesuarlar

bunu düşünebilmemiz için öncelikle bir ilk türk uzay gemimizin olması gerekir. yoksa bilgisayarı alınmadan mauspedi, bisikleti almadan kapak yaptırmayı düşünen bebeler gibi oluruz.

önümüzdeki bin yıl içerisinde bize ait tüm değerler yok olmadan bir uzay gemisi yapılırsa benim için şunu koysunlar.

(bkz: iğne oyası)
devamını gör...
|

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi

herkesin ihtiyaçları farklıdır bi kere arkadaşım, banane maslow'dan dediğim falancanın ihtiyaçlar hiyerarşisidir. mesela ben okulu bitireyim ilk maaşımla bir karavan alıp içinde yaşayacağım. sonra uydu internet taktırıp freelance wep tasarım yapacağım. akşamları kadıköy'e çekip önünde obua çalarak topladığım paralarla mor çatıya bağışta bulunacağım felan fişman..

standart fani türk erkeğinin ihtiyaçları ve primat kafasındaki kısır piramit ise şöyledir.

................................oku
...............................iş bul
.............................askerlik
...........................kız bulmak
.......................düğün yapmak
....................araba sahibi olmak
..................krediye girip ev almak
................emeklilik için yazlık almak
........dünya işlerini terk edip hacca gitmek
yeter azrail, bu pramit çok büyük oldu öleyim artık.
devamını gör...
|

500t

kış aylarında maltepe civarında bindiğimde* kokusundan bostancı'ya kadar dayanamayıp indiğim; boş yer bulma imkanları varken, romen vatandaşları yine ortadaki boş alana heybeyi yığmış yatarken gördüğüm; oturanların yüzde doksanının uyuduğu; ortaya mısırcı, sucu, wc, yemekhane açılsa tutacak dediğim; adının 'h1n1' olarak değiştirilmesini beklediğim;* kavacık-kozyatağı arası makaslayarak uçup tuzlaya kadar sürünerek giden; kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela, her nesilden, çeşit çeşit insanların bindiği; hergün türlü garipliklere sahne olan (bkz: insan konservesi)
devamını gör...
|

kesnizani tarikatı

kürtçede "kimse bilmiyor" anlamına gelen ve saddam rejiminde çok yaygın olan tarikatla ilgili, doç. dr. ramazan kurdoğlu'nun "hollywood ve kabala'nın 13. havarisi evanjelizm" kitabında şöyle bahsediliyor:

abd ırak'a vurduğunda, ırak abd'ye adeta altın tepsi içinde teslim edilmişti.

herkes "esas savaş bağdat'ta olacak" derken bağdat savaşmadan teslim edilmişti. tarih 10 nisan 2003'ü gösteriyordu. teslimatı yapan, gerçekte ırak'ta herkesin bildiği ama ortalıkta gözükmeyen kesnizani tarikatıydı.

tarikat "körfez savaşı"ndan sonra saddam'ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. saddam'ın karısı, çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının başındakiler... hepsi tarikat "müritleriydi."

--- alıntı ---

son otuz yıla baktığımızda, yaşanan akıl tutulması 15 temmuz gecesi karşımıza, örgütlenmiş, ülke yönetimine el koymaya kalkabilecek güce erişmiş bir şer yapı olarak çıktı. toplumsal şok yaşadık. şok yavaş yavaş atlatılırken ortaya çıkan tablonun korkunçluğu, boyutu, ülkenin bütün kurumlarını örümcek ağı gibi saran bir yapı ile karşı karşıya olduğumuzu gördük. devlet içinde devlet oluşturmak için yıllardır gece gündüz demeden çalışmışlar. örgütlenme noktasında başarılı da olmuşlar.

bu duruma nasıl gelindiğini herkes biliyor ama alınması gereken tedbirler alınmıyor. kumpas davaları sürerken mağdur edilmiş insanlara destek amacıyla yurdun dört bir yanından silivri'ye gitmek isteyen insanları engellemek için otobüsleri arayıp "ceset torbası" yok diye yollarını kesen irade, devlet içinde devlet olmak için yıllarca yarı gizli, çoğu zaman açıkça yürüttüğü faaliyetleri güya görmemiş, hatta gördüğü halde göz yummuş, dolayısiyle zımnen destek olmuştur.

ülkedeki gelişmeleri izlerken ırak'ta 2003'de yaşananlar aklıma geldi. ramazan kurdoğlu'nun; "hollywood ve kabala'nın 13. havarisi evanjelizm (syf. 292-296)" adlı kitabından paylaşacağım bir bölüm türkiye'de olanları daha iyi anlamamıza yarayacaktır.

"abd ırak'a vurduğunda, ırak abd'ye adeta altın tepsi içinde teslim edilmişti. herkes "esas savaş bağdat'ta olacak" derken bağdat savaşmadan teslim edilmişti. tarih 10 nisan 2003'ü gösteriyordu. teslimatı yapan, gerçekte ırak'ta herkesin bildiği ama ortalıkta gözükmeyen kesnizani tarikatıydı. tarikat "körfez savaşı"ndan sonra saddam'ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. saddam'ın karısı, çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının başındakiler. hepsi tarikat "müridleri"ydi. kesnizani tarikatı, mossad ve cia tarafından saddam'ı içten yıkmak, ırak'ı kolayca teslim almak için organize edilmişti.

saddam 33 yıllık diktatörlüğünde, birçok karşı ihtilal, suikast atlatmıştı. ancak "tarikatın" metodu hepsinden farklıydı. tarikatın "müridleri" saddamın en yakınında olanlardı. onun her hareketini, her adımını an be an tarikat şeyhinin oğlu nehru'ya aktarıyorlar, sonra da bilgiler kuş olup mossad ve cia istasyonlarına doğru uçuyordu. şeyh muhammed abdülkerim kesnizani, zikirden ziyade, siyasete meraklıydı. müridlerine de kur'an eğitimi yerine adını zikretmeden kabala öğretilerini /mistizmini anlatıyordu. kesnizani tarikatı, baba abdülkadir zamanı da dahil saddam'a bağlılıkta kusur etmiyordu. kürt, türkmen, arap rejim muhaliflerini anında baas parti istasyonlarına bildiriyordu. şeyh muhammed kitap yazmaktan da geri durmamıştı. tarikatın dönüşümü şeyh efendinin etrafındaki islam alimlerince, gerçekte mossad ajanı hahamlarca hızlandırılmıştı.

şeyh'in kitabı, kabala öğretilerini islam mistizmi adı altında imanlı müridlerin beyinlerine ve kalplerine ince ince enjekte etmek için başucu kitabı olarak kullanılmaktaydı. müridlere mossad'ın hahamlıktan tövbekar hocaları ders veriyordu. aslında tarikatın asıl hedefi ırak ordusuydu. öncelikle generaller ve subaylar keznizani tarikatının müridleri haline getirildiler. genelkurmay başkanı, genel askeri istihbarat başkanı, hava kuvvetleri komutanı, hepsi şeyh muhammed abdülkerim kesnizani'nin ayağını öperek müridler arasına girmişti. ırak'ın acımasız el-muhaberat'ının sivil-asker elemanları da tarikatın müridleri olmuşlardı. müridler arasında bir isim vardı ki, saddam'dan sonra baas'ın en kudretlisiydi: ibrahim izzet el duri. duri bütün karanlık odaklarla ilişki kuruyor, saddam'ın bütün pis işlerini organize ediyordu. duri şeyhin ayağını öpenler arasına çoktan dahil edilmişti.

öte yandan saddam'ın karısı sacide hayrullah, saddam'ın kardeşleri vatban ve barzan ile oğul uday da müridler arasındaydı. birinci körfez savaşında baba bush, bağdat'ın işgali reddetmişti. israil bu duruma çok bozuldu. ırak hızlı bir şekilde parçalanmalıydı. gözüne kestirdiği kürt tarikatı kesnizani'lik üzerinden ırak'ın islami hayatını da kontrol altına alacaktı. mossad kesnizani tarikatının önde gelenleriyle muhtelif yollardan temasa geçti ve ilişkileri hızla geliştirdi. ırak devleti'nin mekanizması içinde yer alanlar, medya mensupları uhrevi yollardan ikna edilemezlerse mossad'ın cömertçe tarikata aktardığı dolarlarla ikna ediliyor, mürid yapılıyordu. saddam'ın yatak odası dahil, istihbaratçı müridlerden derlenen bilgiler oğul nehru'da toplanıyor, nehru'da bunları mossad'a aktarıyordu. artık saddam ve çevresinde neler olup bittiğinden kesnizani tarikatı ve şeyhi vasıtasıyla mossad anında bilgi sahibi oluyor ve gereği yapılıyordu. tarikatın içine mossad iyice yerleşmişti. şeyh adına rahat rahat operasyon yapar hale gelmişti. kısaca, güneyde şii müslümanlar kuzeyde ise türkmenlerin büyük çoğunluğu hariç sivil araplar, kürtler ile ırak devlet mekanizmasını elinde bulunduranlar kesnizani tarikatı kullanarak mossad ve cia tarafından devşirilmişler ve psikolojik harbin kurbanı olmuşlardı. saddam en yakınlarının bile tarikat tarafından mürid yapıldığını, her hareketinin cia ve mossad'a ulaştırıldığını fark ettiğinde iş işten geçmişti.

amerika, ingiliz birlikleri ırak'a saldırdılar. güneyde müthiş bir dirençle karşılaştılar. dünya medyası, bu arada türk medyası, akademisyen, emekli asker, strateji uzmanları asıl savaşın bağdat ve çevresinde olacağını dile getiriyorlardı. halbuki bağdat ve çevresi saddam'ın askerleri tarafından hiçbir direnç gösterilmeden amerikan askerlerine teslim ediliverecekti. niçin böyle olmuştu?tarikat yoluyla ırak devlet mekanizması devşirilmişti. şeyh muhammed müridlerine amerikan askerlerine direnmemelerini öğütlemişti. şeyhin emrindeki mürid generaller vatanlarının bağımsızlığı için savaşmak yerine şeyh muhammed'in emrine uydular. bu arada izzet el duri de boş durmamış, bağdat'ın kuzeyini de o teslim etmişti amerikalılara. şeyhin isteğinde mutlaka bir keramet vardı. bağdat bağdat olalı böyle bir şerefszilik görmemişti."

--- http://www.medyagunlugu.com... ---
devamını gör...
|

trt world

türkiyeyi yakından ilgilendiren bazı haberlerin de ulusal ajanslardan çok önce verilebildiği haber kanalı. ayrıca günlük takip ingilizce pekiştirmek için bire bir.
devamını gör...
|

evlenmemeye karar vermek

evliliğin adayca sorgulandığı evrelerden biri. her genç kızın ve oğlanın başına gelir, korkulacak bir şey yok. zibilyon kere değişir o evliliğe bakış açısı.
devamını gör...
|
27. (Tematik)

herkes hayatında bir kere yapmalı

hep gitmek istediği bir tatil beldesine* ani bir kararla, bir sırt çantası eşya ile karar verdiği günün akşamında tek başına gitmeli.

daha sonra telefonunu, cüzdanını ve tüm önemli eşyalarını, yanında kimse olmadığı halde teknedeki havlusunun altına bırakmalı ve bir şort bir terlik kelebekler vadisinin sonuna kadar yol almalı.
devamını gör...
|

namazda akla gelenler

subhaneke, euzu besmele, fatiha, tüh la ayakkapları sağlam yere koymadık, *, zammı sure, alluhekber, subhane rabbiyel azim, çorap ta delikmiş ya la, *, semiallahu limen hamideh, ikinci rekattamıyım birincide mi?, rabbena lekel hamd, Allahuekber, subhane rabbiyel ala, Allahuekber, derse gitmesem mi ya, *, Allahuekber, subhanerabbiyel ala, çabuk la çabuk kaçıncı rekattayım ben...

*(bkz: namazda akılda olması gerekenler)*
devamını gör...
|

rabbim ve milletim beni affetsin kandırıldım

arkadaş güveniyorum ben, ak partinin içindeki fetöcülerin temizlenmemiş olduğunu düşünmeme rağmen, erdoğan'ın müslüman kimliğine güveniyorum. bu sözü söylemiş olması onu sorumsuz kılmıyor. ancak herşeyden de sorumlu tutulmamalı. gönül isterdi ki kanmasaydı. ben kanmadım ama on beş temmuz gecesine kadar da ne yapabileceklerini kestiremiyordum. bence o da kestiremedi ama bu da ona yakışmadı.
devamını gör...
|

kurtuluş savaşı'nda dindarların hiç rol oynamaması

Allah aşkına ne fuzuli bir başlık ve tartışmadır. savaş bitince birbirimizi en az yüz yıl yemeliyiz diye bir antlaşma da yapmış mıydık? kim ne uğruna savaştıysa kendisine savaştan kalan odur. savaşmış şehit olmuş insanların ardından yapılacak tartışmalar bu basitliğe indirgenmiş olamaz.
devamını gör...
|

park

katledilen doğadan katle katkıda bulunanlara verilen bir avuç rüşvet. yuvaları yok olmuş güvercinlerin, vicdanlarını kandırmak isteyenler tarafından yemlendikleri sürrealist şehir tablolarıdır.
devamını gör...
|

kuğulu park

bir yerin bir madde, nesne ya da canlı ile anılabilmesi için üç* sayısı yeterli ise kuğulu olan; kişi başı bir metrekareden az olan yerler çevre unsuru sayılıyorsa park kabul edilebilecek "güzide" alandır.
devamını gör...
|

hiçbir cemaate tarikata bağlı olmayan müslüman

cemaatler islam dininin temsilci halkalarıdır. cemaat olmak müslüman için üstünlük değil sorumluluktur. ve bir cemaat ya da tarikat ancak kur-an ve sünnetten ayrılmadığı sürece hak olarak kalır. müslümanların çoğunun fıtratına uygun bir hak topluluk vardır. kendine hiçbir topluluğun uygun olmadığını düşünenler islamı kur-an ve sünnet çerçevesinde yaşadığı sürece hak yolda ilerleyenler olacaklardır. başlığın muhatabı müslüman budur.
devamını gör...
|

sözlük yazarlarının karalama defteri

kitaplarda ilham verici cümlelere rastlayıp birbirimize aktaracağımız yerde, sosyal medyada hiç okumadığımız kitaplardan aforizmaları, şiirleri hayretli sözcüklerle paylaşıyoruz.
devamını gör...
|

evlisin sonuçta ne kadar entelektüel olabilirsin ki

evlenmese sanki büyük bir entelektüel olarak anılacağını sanmanın ifadesi. bekar pervasızlığının gölgesinde kitaplardan edinilecek birikim, evlilik-çocuk sorumluluğunun getireceği yük ile birleşmediğinde pratiğe dönüşmeden unutulur gider. bütün büyük entelektüeller evliliği yaşamıştır.*
devamını gör...
|

kadının çalışması

hayatı dünyadan ibaret olan kadın için varolma sebebi olsa da, bu tercihi kadını bir özgürlük illüzyonunun içerisine hapseder. evde eşine karşı emir almamayı galibiyet olarak görüp, işyerinde değil eşinin, babasının dahi yapmadığı muameleyi patronundan, müdüründen görüp, ay sonunda bir akıllı telefon parasına denk maaşının hatırına sineye çeker.

çalışan kadın, kendi hayatını yaşama odaklıdır. çocuklarını unutur, kaliteli bir nesil yetiştiremez. çocuk yapmaktan da kaçınarak sonu emekliliğinin ötesine gidemeyen kısa geleceğini hedefler. çalışan kadın dünyanın sonu demektir.

evini, çocuğunu gözeten hanım ise hayırlı nesli yetiştirecek olandır. aldığı maaşın tamamını da verse evde çocuğuna kendi vereceği eğitimin yarısını dahi veremeyecek kalitesiz ve güvensiz ortamlara çocuğunu sokmaması gerektiğini bilir.*

kadın zamanını yaşayıp neslini kurutacağına, neslini yaşatıp geleceği kurtarmalıdır.
devamını gör...
|

kendi sırtına çıkmak

tam zamanlı çalışırken aynı zamanda yüksek lisans yapmaktır. bir üniversite okuyorken çift diploma sahibi olayım diye alakasız bir açıköğretim bölümü okumaktır. akşam vücut kendini dinlemeye bırakırken saatin onu göstermesine aldırış etmeden vücudu fit tutmak için koşu bandını aşındırmaktır. en güzel sırta çıkma durumu elin ensede kumandanın göbekte olduğu pozisyondur.
devamını gör...
|

grup 84

gerçek adının sex and dirt olduğu iddia edilen grup. dolaşımdaki bilgi kirliliğinin yalancısıyım.
devamını gör...
|

augmented reality

nokia eski bir modelinde kullanmıştı. az hatırlanır bir oyundu 'agent v'. ben de sonradan bakınca hatırladım. tuşları kullanmadan oynanan bir oyundu. kameranın üzerinde çıkan havada dönen nesnelere telefonu yaklaştırdıkça çarparak yok ediyordunuz. tabi devamlı telefon oraya buraya hareket ettiğinden vücut şekilden şekile giriyordu. o zamanlar artırılmış gerçeklik pek para etmezdi ama hatırladığım en eski ar uygulaması bu sanırım.


devamını gör...
|

augmented reality

biraz büyü-lenelim: http://www.ted.com/talks/la...


yok arkadaş bu adamlar her gün daha da uçuyor. biz de hala sözlük yazmaya çalışıyoruz.*

klasik kahvehane yorumları gelsin o zaman:. adamlar yapmış abi.. bizim türk bilimadamlarında varya, hiij bişey olmaz öyle oturup laflasınlar anca..
devamını gör...
|

augmented reality

"artırılmış gerçeklik" veya "sanal gerçeklik" olarak da adlandırılır. bu yeni teknoloji ile varolan nesnelere sanal öğeler katarak bir bilgisayar ekranında alınan görüntü ile kontrol edilir veya teknolojinin uygulandığı nesne üzerinde çalışan küçük panel ve ışık demetleri oluşturulur.

savaş filmlerinde pilotların kullandığı elektronik gözlüklerde normal görüntülere gelen ek göstergelerin olduğu "head-up display" augmented reality ye ait ilk örneklerdendir.

..
şu an en bilinen ve ulaşılabilir örneği için:

(bkz: ar.drone)

http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
|

yazılımcımızdan ne istiyorsunuz

menü barı fixed istiyoruz. böylelikle uzun tanımları okuduğumuz sayfaların altından kaydırıp kaydırıp tekrar yukarı gelmek zorunda kalmadan başlık değiştirebiliriz ya da sağ alta sayfanın en üstüne aniden çıkmayı sağlayan çapa tuşu olabilir.

bir de yakın twitter lite gibi uygulama geliştirmeye ihtiyaç duymadan dünya sözlük lite uygulaması yapabilir, ekranda dünya sözlük ikonu ile tadından yenmez.
devamını gör...
|

dünyaitiraf.com

bu güne kadar hiç o noktaya ulaşamadığım için, yazılı ve zor bir sınavda ikinci kağıdı isteyenleri hep kıskandım.
devamını gör...
|

fahrettin fahrenheit

kendisinden medine hurması istediğim yazardır. buna karşılık kendisine bol bol mahlasaltı tanım yazacağım, ama tabii o böyle şeylerden geçmiş bir vaziyette şu an.*
devamını gör...
|

çay house

sorsan tek davam islam diyecek birçok insanın yapamadığını yapmak kendilerine nasip olmuş genç topluluk. vahşice eleştirilmeyeydi iyiydi.

hazırladıkları vidyoları birkaç gündür izliyorum. öne çıkan gençlerden adını hatırlamadığım gözlüklü olanı henüz 22 yaşında, serkan aktaş ise 27 imiş. bu arkadaşlar birçoğumuzun aklından geçirip yapmaya cesaret edemediklerini yapabilmiş, gençliğin damarını yakalamış, sosyal medyada hatırı sayılır bir takipçi sayısı elde etmiş, youtube kanalları yüz bin aboneye ulaşmış, thug life a takke tespih giydirip takva life yapmış üç beş delikanlıdan ibaret. giyim tarzları biraz irrite edici ama romantik islamcı eleştirilerine maruz kalmayı hak etmeyecek kadar aklı başında gençler. Allah doğru yola hidayetle yollarını açık etsin.
devamını gör...
|