o değil de

o değil de
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 2650.7
  • Kayıt: 2014-04-18 16:39:00
  • En son giriş: 2018-06-19 14:02:15
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 12
  • Aktif Tanım: 1619
  • Açılan Başlık: 188
  • Artı Oy: 7901
  • Eksi Oy: 408
  • Alınan Artı Oy: 2810
  • Alınan Eksi Oy: 306
  • Alınan Favori: 24

o değil de - son oylananan tanımları

haram da olsa aşık olmak

--- alıntı ---

"aşk, şiddetli bir muhabbettir. fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder."

"işte, insanda binlerle hissiyat var. her birisinin, aşk gibi, iki mertebesi var: biri mecazî, biri hakikî."

"güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli."



--- alıntı ---
devamını gör...

namahremle zirve yapmak

ayrı ayrı olması lazım tabi.

şimdi alt tarafı diyo oturup çay içiyoruz yemek yiyoruz bişey olmaz demiş. ama genç kızlar genç erkekler bakarlar birbirine günah olur.

zaten iş yerinde okulda mecburen beraberiz bakacak adam orada da bakar diyebilir. ama biz elimizde geldiğince dikkat etmeye çalışalım. yani zaten her yerde beraberiz diye koyuvermek olmaz.

zirve yapalım tabi kaynaşalım ama kız kıza erkek erkeğe daha iyi olur.
devamını gör...

cumhurbaşkanı olduğumda beni ilk ziyaret eden o kaşarlar olacak

tayyip erdoğana güç zehirlenmesi oldu diyenler bir de buna baksınlar. yok paşaların apoletini sökme yok gazetecilere kaşar demek falan.

cumhurbaşkanının sahip olduğu gücün hayali bile yetti muharrem beyi zehirlemeye.

Allah tayyip erdoğanı başımızdan eksik etmesin. yoksa böylelerine kalırsak halimiz duman. Allah muhafaza...
devamını gör...

pizzayı bize nasıl yedirdiler

1989 yılı… türkiye ilk defa yabancı menşeili pizza dükkanlarıyla tanışır. türkiye’ye birkaç dükkan açarak pazarın nabzını yoklayan ünlü marka aldığı sonuçla şoka girer. bekledikleri gibi olmaz. boğazına düşkün olduğu için pizzayı seveceğini düşündükleri türk tüketicisi, pizzayı sevmez. dükkanlar kapatılır. geri dönülür.

1991 yılı… murakami-wolf-swenson productions’ın ürettiği bir çizgi film dünyada büyük ilgi görür. yapımcı şirket türkiye’deki bir özel kanala bu çizgi filmi teklif eder. kanal şaşkındır, fiyat gerçekten olması gerekenin %10’udur. adeta kapandaki peynir gibi duran bu teklifi kaçırmaz özel kanal. yayınlanmaya başlar.
çizgi film türkiye’de de çok tutulur. oyuncakları, rozetleri, kartpostalları, defterleri ve kitap kapları ile müthiş bir pazarlama da beraberinde gelir.
1994 yılına gelindiğinde çizgi film dizisi milyonlarca çocuğu ve genci etkisi altına almıştır. bu çocuklar tuhaf bir biçimde annelerinden pizza pişirmesini istemeye başlar. türk anneleri pizzayı nasıl yapacağını bilmez. talep gitgide artar.

derken pizza zinciri dükkanlarını yeniden aktif hale getirir, yeni dükkanlar açar. çocuğu yemek yemeyen anneler mecburen pizza sipariş eder. liseli, üniversiteli gençler arasında bir itibar nesnesi haline gelir.

türk mutfağının demode lahmacunu, pidesi terk edilmiş, gençler gruplar halinde pizza dükkanlarına gider hale gelir.

tesadüfen(!) pizza talebini patlatan bu çizgifilmi çoktan tahmin ettiniz değil mi? bravo! o çizgi film “ninja kaplumbağalar” o pizza zincirini de tahmin ediyorsunuzdur, onu da buraya yazmayayım.

şimdi o çocuklar büyüdü, çizgifilmi ilk izleyenler 30’larına geldi. ilk jenerasyon genç evli, yeni nesil aile oldu. onlardan sonraki jenerasyon şimdilerde üniversite öğrencisi, ya yurtta ya da öğrenci evinde kalıyor. ilk jenerasyondaki evliler evde yemek pişirmek yerine sık sık şöyle diyor : “pizza mı söylesek?” bir sonraki jenerasyon da yurt odasına ya da öğrenci evine neredeyse her akşam pizza sipariş ediyor.

işte algılarımız böyle yönetiliyor. 20-30 yıllık stratejiler çiziliyor, uygulanıyor. bizim eğlenceli diye izlediğimiz masum çizgifilmler, diziler, sinema filmleri birtakım fikirlerin beyinlerimize çok daha hızlı zerk edilmesini sağlayan katalizörlerden ibaret. ve emin olun, bu bilinçaltı pazarlamacıları, bu algı sihirbazları bize sadece pizza yedirmiyor…!

bu sadece bir örnekti… her amerikan filminde apple bilgisayarların görünmesi bugünkü apple çılgınlığının temeliydi. her filmde sabah işe giderken elinde starbucks kahve ile koşturuyor olması bugün bir kahveye 15 lira ödüyor olmamızın müsebbibi. afrika’da ayağında ayakkabı olmadığı için petşişe bağlayan afrikalı gençlerin elinde içine su doldurulmuş coca-cola kutularıyla gezmeleri ve bununla sınıf atladıklarını düşünmeleri de yıllardır coca-cola’nın yaptığı “mutluluk” reklamlarının sonucu. gerçekte mutlu olmayanlar içtikleri içecekten mutluluk akıtmaya çalışıyor işte, başka bir şey değil.

biz hatırlamayız ama babalarımızın hayranı olduğu western (vahşi batı) filmlerindeki karizmatik kovboyu. o kovboyun ağzındaki marlboro sigarayı babalarımız bugün hala bırakabilmiş değil. etkiye bakar mısınız?işte bu yüzden unutmayalım;bize sunulan görüntülerin, reklamların, film ve dizilerin %99’u bir amaca hizmet ediyor.inanmadan, etkilenmeden, kendimizi kaptırmadan önce iki kere düşünelim.

“bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter” diyordu malcolm x, uyanık olmayana pizzayı da yedirirler, kolayı da içirirler üzerine de bir sigara yaktırırlar…
devamını gör...

starbucks içmeyin

starbucks’ın değerli müslüman müşterileri (!)


dünya çapında 90.000’in üzerinde çalışanı, 9.700 tane mağaza ve haftalık 33 milyon müşteri hacmiyle starbucks firmasına yıllık 6.4 milyar dolar kar ettirdiğiniz için ne kadar sevinseniz azdır. içtiğiniz her bir fincan (latte ve macchiato) abd ve israil arasındaki bozulmaz dostluğa ve yakın ittifakına katkıda bulunmaktadır. bu dostluğun bir nişanesi olarak firma yetkilisine verilen, “50 yıllık israil siyonist dostu ödülü” bu yönden siz müslümanlar için çok derin manalar ifade etmelidir. bu ödül, israil’in uzun yıllar, halkla ilişkiler ve ticari firmalarla olan bağlarını güçlendirmek ve onları teşvik etmek için kullandığı bir ödüldür.

gelelim starbucks yöneticilerine bu ödülü kazandıran nedenlere… gününüzün vazgeçilmezi haline gelen ve her gün tükettiğiniz çikolata parçacıklı frapucinolardan gelen gelir, abd ve israil arasında yapılan anlaşmayla gerçekleştirilen öğrenci projeleri için harcanmaktadır. bu öğrenciler israil’in intifada’da zarar gören öğrenciler olarak seçtiği gruplardan oluşmaktadır.

starbucks, jerusalem fund of aish hatorah‘ı (aish hatorah kudüs fonu – uluslar arası özel yahudi eğitim merkezlerini bir şemsiye altında toplayan organizasyon) kullanarak israil’de geliştirilen en son savunma teknolojilerinin, amerika, avrupa ve israil askeri mühimmat marketlerine tanıtılmasını sağlamakta ve böylelikle israil ordusuna yardım etmeyi hedeflemektedir.

orta doğuda devam eden çatışmanın arkasındaki esas sebep olan anti semitizmin (yahudi düşmanlığı), küresel yükselişine karşı sizin starbucksa verdiğiniz desteğinizle; savaşın israil tarafını haklı çıkartmak için yalan ve yanlı haberlerin üretimini üstlenen “http://honestreporting.com” websitesinin sponsoru olan aish hatorah’a yardımları kesintisiz devam etmektedir.

starbucks’ın değerli müslüman müşterileri, sayenizde müslümanların güya terörist saldırılarına karşı israil halkını korumaya yardım etmek için heryıl gerekli olan yüzlerce milyon doları temin etmeye muktedir olabiliyorlar. abd devletinin her yıl verdiği 5 milyar dolar, anti semitist müslüman terörizmi(!)’ne karşı masum israil halkını korumak için gerekli silah, bulldozer ve güvenlik duvarları örmek için yeterli olmadığından, sizler, tamamlayamadıkları ihtiyaçları starbucks içerek sağlıyorsunuz.

daha geniş perspektiften bakmak gerekirse, starbucks teröre karşı açılan savaşta (war on terror) amerikan hükümetine destek olmak için, bir tane mağazasını tamamiyle bağışlamıştır. bu savaş, starbucks’a göre yahudi eyaleti olarak anılan israil’in idame ettirilmesinde hayati önem taşımaktadır.

starbucks’ın değerli müslüman müşterileri, starbucks coffee, amerika’da her yıl 27 haziran’da düzenlenen homoseksüeller festivalini (gay pride parade) destekleyenlerin de başında geliyor. starbucks coffee’nin washington müdürü heywood mcguffy, şirketin bu tavrını savunarak “biz, çalışanlarımızı ve müşterilerimizi ilgilendiren her şeyi desteklemekle yükümlüyüz” dedi. son festivalde, starbucks coffee çalışanlarından 75 homoseksüel, üzerlerinde homoseksüelliği ifade eden gökkuşağı renkleri ve starbucks coffee arması bulunan t-shirtlerle festivale katılanlara bedava kahve dağıttılar.

starbucks şirketi, bu festivale destek vermek dışında kürtajı da teşvik ediyor. şirket, “planned parenthood federation of america” kuruluşunun resmi sponsoru.

şirket, görüldüğü gibi hem resmi hem de “sivil” hareketlerin her zaman yanında. ama kimi sivil hareketlerle de başı dertte. özellikle hormon karşıtı olanlarla… starbucks’ın hormonlu maddeler kullanmaya son vermesi için 300 amerikan kentinde ve 8 ülkede kampanya düzenleneceği bildiriliyor.

lütfen tükettiğiniz herbir starbucks amblemli ürünle, çok asil(!) bir gayeye hizmet veren bu firmaya destek olduğunuzu ve müslüman kardeşlerinize ihanet ettiğinizi hatırlayın.

halen ikna olmamışsanız, her zaman starbucks’u ziyaret edin ve bir bardak çikolatalı cips frappucino için… düşünün ki böylece müslüman bir kardeşinizin kanını içiyorsunuz. afiyet olsun!

farklı birşey yapabiliriz… gelin starbucks’ı boykot edelim
devamını gör...

itü'de atatürk portrelerinin çöpe atılması

eskimiştir belki yerine yenisi asılmıştır ondan yani.

yıllardır orda asılı resim eskiyemez mi ne yapacak adam o zaman. yaksa daha büyük suç olur.

uygun bi yerde toprağa gömmesi lazım belki de. üstüne de bi işaret konulsun da basılmasın.

töbe töbe.
devamını gör...

bunu erdoğan'a sorsana delikanlı

o değil de muharrem ince baya tayyip erdoğan taklidi gibi. her şeyiyle sanki örnek alıyo.rol model olarak belirlemiş kendine onu. geçen seçim bürosunu gördüm. ak parti bürosu sandım mesela.

ikinci tura kalırsa gerçek tayyip erdoğanla taklidi yarışacak gibi.
hadi bağalım...
devamını gör...

peynir ekmek yeriz yine de erdoğan'a sahip çıkarız

katıldığım ifade.

bence de para çok önemli değil. Allah imanlı namazlı liderleri başımızdan eksik etmesin.

ki zaten ülke zenginleşti yani bu bariz bişey. durumumuz iyi hamdolsun. kanaatkar olmak lazım. hesabını kitabını iyi yapan sıkıntı çekmez bu ülkede. maalesef bir çokları israf içinde ve açgözlülük yapıyor.
devamını gör...

başörtülüler müslümanlar ve afrikalılar giremez

yuh diyorum yani bu kadar sapla saman karıştırılmaz.

yok efendim parası olmayanlar lüks meknlara giremiyomuş da yok mini etekle gezerken ters ters bakıyolarmış da yok içersi doluyken biri kalkmadan başkasını almıyomuş da. ulan onunla bunun ne alakası var. burada ırk din veya renk ayrımı gözeterek ayrımcılık var. bunun belgesi de varsa bu adamlar kesinlikle ceza alacaktır. buraya yazıyorum.
devamını gör...

erbakan ödülleri programında uğur dündar'a ödül verilmesi

ödül verdirilmesi şeklinde olması gereken başlık.

o değil de hala bu konuda savunma yapan saadetçi kardeşler var. şöyle :
efenim bu adam erbakanı severdi onunla röportaj yapardı onu konuk ederdi televizyona falan.

yani erbakana dosttu ama islamiyete düşman. onu ne yapacağız. cumaya giden çocuklara terörist gibi haber yapıyodu onu ne yapacağız.

aslında o erbakan dostluğu da samimi değil. o erdoğan düşmanlığının bir ifadesi. yani erbakanın partisi yüzde elli oy alsa tayyip erdoğan yüzde üç alsa o zaman da tayyip dostu olurdu bu adam.

Allah akıl fikir versin herkese. dikkat etmek lazım. siyasi husumet yüzünden din düşmanlarıyla aynı taraf olmamak lazım.vesselam.
devamını gör...

zamanda iz bırakan kadınlar

ezvacı tahirat annelerimiz en başta.

hazret aişe(r.a) mesela:
efendimiz(sav)in ahlakı nasıldı diye sorulduğunda "siz kuran okumuyor musunuz onun ahlakı kurandır" demesi çok büyük bir deha olduğunu gösteriyor.
devamını gör...

felsefe

tehlikeli bir ders.

şimdi nasıl bilmem ama bizim zamanımızda öyle idi.iyi bir kuran dersi almamış çocuk bu dersi okuyunca kafası karışabilir.

benim felsefe hocam imanlı bir adamdı. risalei nur da okuduğum için çok şükür zarar görmedik inşallah. ama dediğim gibi önce islam ve kur an ve iman dersi verilmeli çocuklara bu çok önemli.
devamını gör...

filtre kahve

candır.

ben şahsen severim. kahve dünyası, deryası, rüyası falan tarzı bi yere gittiğimde filitre kahve içierim ben. zengin olsam eve de alırdım makinesini.
devamını gör...

anonim yazar

anlaşılamayan durumdur.

o değil de ben niye anonim oldum ya. yıllardır burdayım. bin küsur tanımım var.

geçenlerde http://sahibinden.com a kimlik fotosuyla fatura gönderdim isterseniz buraya da gönderiyim yani.

anonim değilim ben. anam belli babam belli.
devamını gör...

sahibinden.com

rezil site.

babamın arabasını satayım diye koydum üyeliğimi iptal ettiler. nüfus cüzdanı bir de fatura istediler. onları da gönderdim günler geçti haber yok. telefonla aradım yine olmadı.

şimdi en son araba ruhsatını gönder diyolar.
devamını gör...

ilk buluşmada tavuk döner mi havyar mı yersin diyen erkek

manyak bi adamdır.
kız arkadaşı ise ondan daha manyak.

+hayatım tavuk döner mi yersin yoksa havyar mı
-neden sadece 2 seçeneğim var
+tercihlerimiz bizim karakterimizi gösterir.bu seni daha iyi tanımak için yaptığım küçük bir test.
- o zaman peynirli kır pidesi alayım ben. yanına da açık saçık saçma sapan bi ayran...
devamını gör...

abdullah gül

kendini bitirmiş insan.

bu saatten sonra hiç kimse onu dinlemez kimse ona değer vermez. ne bunlar,ne şunlar...

benden hiçbir farkı yok artık. sadece bir oy hakkı var, bir de twitter hesabı...
devamını gör...

abdullah gül

cumhurbaşkanlığından sonra aktif siyasette yer almayı düşünmediğimi söylemiştim diyor.

ama geniş bir mutabakat olursa sorumluluktan kaçmam diyor.

keşke birazcık delikanlı olsaydın. tayyip erdoğan kardeşime tüm kalbimle destek veriyorum diyebilseydin. yazıklar olsun.
devamını gör...

tanzimat fermanı

günümüz türkçesi ile :

bismillahirrahmanirrahim
herkesin bildiği gibi, devletimizde kuruluşundan beri kuran'ın yüce hükümlerine ve şeriat kanunlarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tebaasının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli sebeblerle şeriata ve yüce kanunlarına uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. oysa, şeriat kanunları ile idare edilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

tahta geçtiğimiz mesud günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlemizin refahı maksadına yönelik oldu. eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi mevkisini, verimli toprakları ve halkının kabiliyetlerini gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Allah'ın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

yüce Allah'ın yardımına ve peygamberimiz hazretlerinin ruhaniyetine sığınarak, yüce devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde idare edilmesi için bundan böyle bazı yeni kanunlar çıkarılması gerekli görüldü.

mezu bahis olan kanunların başında can güvenliği; ırk, namus ve malın korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma müddeti gibi hususlar gelmektedir. şöyle ki; dünya'da can, ırz ve namustan daha kıymetli birşey yoktur. bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa bile, canını ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur. bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır. buna karşılık, can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz, işi ve gücü ile devletine ve milletine faydalı olur.

mal emniyetinin olmadığı yerde ise kimse devlet ve milletine ısınamaz, ülkesinin yükselmesi ile alakadar olmaz, hep korku ve üzüntü içinde yaşar. buna karşılık, malından, mülkünden emin olmadığı zaman hep kendi işi ve işinin genişletilmesi ile uğraşır. devlet ve millet gayreti, vatan sevgisi kendisinde her gün artar.

vergi mevzuna gelince: bir devlet, ülkesini korumak için askere ve gerekli öbür masraflara muhtaçtır. bu, para ile olur. para, tebaadan toplanacak vergiler ile oluştuğundan bunun en iyi şekilde toplanması gerekir.

evvelce gelir sanılmış olan "yed'i vahit" belasından ülkemiz hamdolsun, kurtulmuşsa da yıkıcı bir usul olup hiçbir zaman faydalı netice doğurmamış olan iltizam usülü hala sürüyor. bu, ülkenin siyasi işlerini ve mali konularını bir adamın keyfine, hatta cebir ve zulmüne teslim etmek demektir. bu adam iyi bir insan değilse hep kendi çıkarına bakar, bütün davranışlarında kötülüğe, zulme yönelir. bu sebeble, ülkemiz insanlarının her biri için, malına ve gelirine göre bir verginin saptanması ve kimseden bundan fazla birşey alınmaması gerekir. yüce devletimizin karada ve denizdeki askeri masrafları ile öbür masrafları kanunlarla belirlenip sınırlandırılmalı ve uygulama ona göre yapılmalıdır.

askerlik de, yukarıda belirtildiği gibi, mühim bahislerden biridir. ülkenin korunması için asker vermek halkın başlıca borcudur. fakat, bir memleketin mevcut nüfusuna bakılmaksızın, şimdiye kadar yapıldığı gibi, kiminden tahammülünden çok, kiminden az asker alınması hem düzesizliğe; hem tarım, ticaret ve bayındırlık işerinin kötü gitmesine; hem ömür boyu askerlik bıkkınlığa; hem de nüfusun azalmasına yol açar. bu sebeble, her memleketten alınacak asker miktarı için münasib bir usül konulmalı ve dört veya beş yıl hizmet için sıra usulü getirilmelidir. bunlar yapılmadıkça devletin kuvvetlenip gelişmesi, huzur ve asayişin sağlanması mümkün olmaz. bütün bunların mesnedi yukarıda açıklanan hususlardır.

bu sebeble, bundan böyle suç işleyenlerin durumları şeriat kanunları gereğince açıkca incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında, açık veya gizli, idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır. hiç kimse, başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır. herkes malına, mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır. birinin suçluluğunun saptanması halinde mirasçıların o işle ilgileri bulunmayacağından, suçlunun malları elinden alınıp varisleri miras hakkından yoksun bırakılmayacaklardır.

yüce devletimizin tebaası müslümanlarla öbür milletler bu haklardan tam istifade edeceklerdir.

can, ırz, namus ve mal bahislerinda, ülkemizin bütün halkına şeriat kanunları gereğince teminad verilmiştir. öbür mevzularda da oybirliği ile karar verilmesi için, meclisi ahkam-ı adliye üyeleri gerektikçe artırılacaktır. yüce devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli günlerde orada toplanarak, görüşlerini çekinmeden açıkça söyleyeceklerdir. can, mal emniyetine ve vergilerin belirlenmesine ait kanunlar böyle hazırlanacaktır.

askerlikle alakalı bahisler bab-ı seraskeri dar-ı şurası'nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra sonsuza dek tatbik edilmeleri için tasdik edilmek üzere tarafıma gönderilecektir. mevzu bahis olan kanunlar sırf din, devlet, ülke ve milleti kalkındırmak maksadı ile çıkarılacaklarından, bunlara tam uyacağımıza yemin ederiz. bu mevzuda, hırka-i şerife odasında, bütün din adamları ile bakanların hazır bulunacakları bir sırada yemin edecektir.

din adamı ve vezirlerden kanunlara aykırı hareket edenlerin, isbat edilecek suçlarına göre, rütbelerine ve hatır ve gönüle bakılmaksızın cezalandırılmaları için hususi ceza kanunu çıkarılcaktır.

memurlara yeterli maaş bağlanmış olup, henüz bağlanmamış olanlarınkiler de belirlenecektir. bu yolla da, şeriata aykırı olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü bir kanun ile ortadan kaldırılmış olacaktır.
bütün bu sayılan hususlar eski hükümlerin bütünden değiştirilmesi demek olacağından işbu fermanımız istanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır. bundan başka, dost devletlerin de bu idarenin sonsuza dek tatbik edilmesine şahit olmaları için fermanımız, istanbul'daki bütün büyükelçilere resmen bildirilecektir.

Allah hepimizi başarılı kılsın; kanunlara uymayanlar Allah'ın lanetine uğrasın ve ömürleri boyunca rahat yüzü görmesin. (amin). 3 kasım 1839
devamını gör...

anıtkabir'i izmir'e taşımak

mantıklı bir proje.

kısa sürede maliyetini kurtarır. bir çok izmirli ankaraya gitmek zorunda kalmaz.

hatta yap işlet devret modeli de olabilir. devletin cebinden 5 kuruş çıkmadan iş hallolur. yıllık 5 milyon ziyaretçi garantisi verilebilir.

yalnız ismet inönünün mezarını da unutmasınlar. o tam karşıdaki küçücük olan. onu da getirsinler.
devamını gör...

türkiye'nin birçok avrupa ülkesinden daha fazla kitap okuması

şaşırtan istatistiktir.

hep onların kitap okuma oranı çok yüksek bizimki düşük deniliyordu ama öyle değilmiş demek.

tabi bence o kadar şey değil yani. kitap okumak falan tek başına çok geçerli bir ölçü değil.

biz öncelikle mukaddes kitabımızı çok okumalıyız. diğer kitaplar onu anlamaya vesile oluyorsa değerlidir.
devamını gör...

anti-islamizm

islam/müslüman düşmanlığı. sözlüklerde ya da arama motorlarında pek karşınıza çıkmayan bir kavramdır. en azından islamofobi ya da anti semitizm kadar sıklıkla rastlamazsınız.
oysa bugün dinsizlerle yahudilerin çoğu; hristiyanlarla müslümanların da bir kısmı islam düşmanıdır. oysa biz onları öyle severiz ki tutup içimize sokasımız gelir * adeta.
hayır bu (ara: hoşgörü) değil bu düpedüz (ara: gaflet ).


--- alıntı ---
ırzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...
hey sıkılmaz, ağlamazsan bari gülmekten utan!
--- alıntı ---
devamını gör...