kim var imiş biz burada yoğ iken

kim var imiş biz burada yoğ iken
(Yazar)
(Süresiz Uzaklaştırılmış)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 41871.8
  • Kayıt: 2014-08-11 03:11:00
  • En son giriş: 2018-01-24 19:48:47
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 29
  • Girilen Aktif Tanım: 19740
  • Açılan Başlık Sayısı: 6817
  • Beğendiği Tanım Sayısı: 17278
  • Beğenmediği Tanım Sayısı: 6070
  • Tanım Beğenilme Sayısı: 36272
  • Tanım Beğenilmeme Sayısı: 2402
  • Tanım Favorilenme Sayısı: 331

müslümanın artık fiil yerine fail ile uğraşmaya başlaması

koskocaman bir sorundur.

insanı doğru yola iletmede islam ahlakı, failden ziyade fiile yoğunlaşmıştır.
eğer ki bir insana doğrudan sen münkirsin, mücrimsin derseniz o insanın izzet-i nefsi, gururu ve sair özellikleri harekete geçer ve redd yahut inkar yolunu seçer. üstelik suçlayıcı bir tavır olan bu eylem o insanı daha da öteler, yalnızlaştırır ve daha da azdırır. böylece bu insanı doğrultmak yeri gelir muhal olur.

fakat bunun yerine cürm, inkar, suç, kabahat, günah orataya konsa ve bunların faili kendisi kendi kendine hissesini alsa; ayrıca biz doğrudan değil de dolaylı yoldan uyarırsak güzel sonuçlar almamız işten bile değil...

kısa kestim çünkü uzun tanımları kimse okumuyor.
|

osmanlı'da kardeş katli

kur'anî herhangi bir hükme isnad edilemeyecek bir vahşettir.
zira islam'da kamu düzeninin birey rağmına sağlanması hükmü âkil ve buluğa ermiş kişiler için geçerlidir. kundaktaki sabi masumun müstakbel tehlike, kamu yararını zedeleyeci olarak görülmesi ve katline ferman verilmesi eylemi islam ile kat'a, zinhar, asla bağdaşmaz. hiç bir kitapta yazmaz...

(bkz: ve her kimesneye ki evladımdan saltanat müyesser ola hükmü)

|

dünya sözlük sosyal medya editörünü arıyor

oğul* bu meşakkatli bir yoldur. ya bu yola girme ya da aldığın işi tamam et! Allah klavyeni selis, zihnini keskin, menşınını keng, retüvütünü mezid etsin. sakin olasın, trollere aldanmayasın. zinhar sırat-ı müstakimden şaşmayasın.

*: kıza uymuyor. Uydurmaya kalksak kızıl oluyor. Siz ögüdü unisex alın.
|

toplumsal çöküş dönemlerinde yönetimde artan israf ve lüks düşkünlüğü

toplumsal çöküşten kasıt, ilimde, irfanda, insanlıkta geriye gidiş, fazilet, haysiyet gibi insani değerler yerine, mal, mülk, şöhret, şan gibi masivaya yönelmektir. bu dönemlerin en bariz bir diğer özelliği ise toplumun aynası olan yönetimin, yönetici kesimin, kısacası ümeranın aşırı lüks düşkünü olmasıdır.

mezkur dönemde ümera, evvelki dönemin yöneticilerinin sadeliğine taban tabana zıt bir anlayışa sahiptir. misal fatih sultan mehmed gibi bir sultan (hatta halefleri birçok sultan dahil) topkapı gibi mütevazı bir sarayda oturur idi.

osmanlı toplumu ne zaman ki daha yukarıda sayılan çürüme ve bozulma ile malul oldu ve bunların bir sonucu olarak askeri, siyasi ve ilmi manada gerilemeye başladı; evvela aynı saraya lükse kaçan eklemeler yapıldı. mesela revan köşkü, bilmem ne köşkü...

mesela aynı dönemin sultanı sultan ibrahim devri için samur devri denir. Zira Sultan, lüks tüketim olan samur kürke düşkün idi. Malumunuzdur ki daha sonra lale devri gelir. her ne kadar bu tanımlar ve sıfatlar dönemin bütününü şamil olmasa da hakikate müteallik bir yön barındırmaktadır.

sonraları bu da yetmedi ve dolmabahçe, çırağan, beylerbeyi gibi israf ürünü, şaşaalı ve lüks saraylar yapıldı. üstelik düşman addedilen avrupa üslubu hakim olan saraylar idi bunlar. sorulduğunda bu durum itibar ve prestij göstergesidir denildi. fakat burada bahsedilen itibar, itibari bir şeydi. sathi ve tamamen makyaj idi. zaten bu itibarın pek etkili olmadığını, lise veya ortaokul düzeyinde tarih bilgisi olanlar bilirler.

ragıp paşa vardır meşhur. bahsedilen bu gerilemenin yaşandığı dönemin devlet ricalinden. o der ki osmanlı, dişleri ve pençeleri sökülmüş bir aslan gibidir. uzaktan bakınca aynı heybeti mevcuttur ve korkutur. fakat yanına yaklaşınca işin iç yüzü anlaşılır.

tabii bu şatafatın ve şaşaanın bir bedeli vardı. misal topkapı eklemeleri olan yapılar, mevcut hazineden yenmesine sebep olurken; sonra saydığım müstakil saraylar ile birlikte dönemin diğer şatafat ve lüks tüketimi (hanedan azasının günlük hayatta kullanılan lüks araç-gereçler, arabalar edinmesi) yüzünden dış borçlanmaya gidilmesine sebep olmuştur.

bahsedilen konuda, bu dönem yöneticilerinden tek istisna sultan hamid’tir. bu bile onu kurtarmaya yeter bence. diğerleri ise müsrif sultanlar olarak tarihe kaydolmuştur.

kısacası bir toplumda ve özellikle yönetici kesimde lükse düşkünlük had safhaya ulaşmışsa oturup yıkılışı bekleyin.

hâmiş: bu mantık ile bakarsak türkiye cumhuriyeti ıskat-ı cenin’dir. Zira cumhuriyetin başından beri lüküs hayat sahnelenmektedir.

imdi türkiye’yi ne bekliyor diye merak edenlere tavsiyem, oturup tarih öğrenin. unutmadan dondurmacı ile müfteri mıstık’tan değil. adam gibi tarihçiler var. onlardan öğrenin. aksi halde size sadece yalın kılıç küffar üzerine giden ecdadı anlatanların duygusal tuzaklarına düşersiniz. çünkü tarihin faydası ve amacı sizin koltuklarınızı kabartmak değildir. ibret alıp tezekkür etmenizi sağlamaktır. kuran-ı kerim’de belirtilen şekilde...

(bkz: nahl suresi 90)

vallahu alem bi’s-savab ve ileyhi’l-merci ve’l-me’ab.
|

derviche sen misin

aslı şöyledir:
- derviche, sen misin?

sözlüğü derviche-vâri benimseyen arkadaşlara latifemdir.


hâmiş: ilaveten sayın monark gibi kelime latifesi yapanlar dahi ihtar ve ikaz manası da içerden bu söz öbeğinden nasiplerini alırlar.
|

kuran mekke de nazil oldu mısır da okundu istanbul da yazıldı

aslı "kur'an mekke'de nâzil oldu, kahire'de okundu, istanbul'da yazıldı" olan darb-ı mesel, veciz söz öbeği.

yani ki mekke-i mükerreme'de nâzil olan kur'an, mısırlı hafızların güzel sesiyle okundu ve istanbullu hattatların enfes hattiyle yazıldı. bu söz öbeğindeki her bir belde ismi geçen mevzularda birer ekol sahibidir.
|

dünyevi mecmua kapak tasarımları

bir öneri, hayata geçmesi işten bile olmayan bir öneridir. maharet sergileme meydanı da diyebiliriz.

basit olandan başlayalım:

|

cumhurbaşkanının tarihi bilmek için payitaht abdülhamid'i izleyin demesi

inşallah işgüzar yahut artniyetli bir trt çalışanının yediği halttır da doğru çıkmaz dediğim bir haber.

bakın bir ülkenin cumhurbaşkanı, o ülkenin gençlerine tarih öğrenmek için “oturun eski yazıyı öğrenin, yazmaları okuyun; arşive girin, belgeleri okuyun.” demiyor da televizyonu adres gösteriyor.

http://www.trthaber.com/m/?...
|

holeey sözlüğümüze atayiz gelmiş

kimse o buranın değerini bilsin. diğer sözlüklerde koyun iken burada abdurahman çelebi oluyor.

hâmiş: yalnız buranın atayızı da keramet ehli oluyor. baksana oylar eşit olmasa da kendisi hakkındaki bütün tanımlar birinci sayılıyor. zuhurat, büyük zuhurat!*



|

bavul dergisi’nin pedofil yazarı

bavul dergisi’nin iğrenç yazısını yayınladığı yazar. bavul adlı kağıt israfında yayınlanan bir yazı şu an tepki üzerine tepki çekiyor. sosyal medya şu an itibariyle kaynamakta.

bu rezillik için en azından özür dileyeceklerine bir de pişkince suçu yazara atıyorlar.

--- alıntı ---



--- alıntı ---
|

erzurum atatürk üniversitesi’nde yapılan doktora tezi rezilliği

rezilliğin dik alası hem de...

eleman bölüm geçmek için next next next yapan insanmış meğer.

tezi inceleyince göreceksiniz ki en büyük gayreti içindekileri yazarken sarf etmiş.

aşağıda linki verilen tezi yapan bu zat aynı zamanda erzincan üniversitesi’nde de yrd. doç. dr. ünvanıyla hocalık(!) yapıyor.

tezsiz yüksek lisans yapıp da doktoraya geçmek bu kadar kolay mı ya?*

zaten özgeçmişi her şeyi anlatıyor:






meşhur tez:

ilk taşı atan günahsız:
|

derviche moderne'i zuhuratı ile çarpan yazar

benim. bilmeyenler için belirteyim kendisi ile bir zamanlar bisav'da teşrik-i mesaimiz oldu. burada türlü komiklikler, şakalar gırla idi. bir dostumuz daha var. üçümüz nasıl eğleniyoruz anlatamam. lakin bunlar bena bir oyun planlamışlar. yemekhanede, yemek yedikten sonra, ben ellerimi yıkamaya gittiğim vakit, evvela derviche efendi bir dolaba girip saklanmış; ardından diğer arkadaş bunu görmüş ve o da girmiş dolaba. hesapta benim oradan geçmemi bekliyorlar. ben geçerkene böööö diye çıkacak ve aklımı alacaklar. fakat benim şerbetli olduğumu bilmiyorlar tabii.

obsesif olduğum içün elimi en az üç veya katları sayıda yıkarım. bu sebeple ben, sultan abdülhamid suikastı misali, lavaboda oyalanınca bu arada temizlik görevlisi abla gelip dolabın kapağını açtı ve olanlar oldu. ortalık fena karıştı.

neticede bana yaptıkları plan başlarına çalındı.

pilan yapmayın pilan!
|

osmanlı'da eşcinsellik hukuku

ilim sahibi olmadan fikir; fikir sahibi olmadan da zikir sahibi olmamak lazım gelir. zira seni siygaya çeken bir molla kasım gelir.

imdi, osmanlı'da eşcinsel ilişki var mıydı? evet vardı. bunların serbestisi var mıydı? evet vardı. peki hukukları var mıydı? evet vardı. hukukunun olması için ne gerekli idi? kaydının olması. peki bunların kaydedildikleri bir yer var mıydı? evet vardı.

(bkz: defter-i hizan)
|

27 temmuz 2017 istanbul tufanı

üsküdar bağlarbaşı civarında yakalandığım doğal afet. yumruk kadar dolular gökten yağmaya başladı. inşaallah kimseye zarar gelmemiştir. Allah bizi gazabından ve azabından korusun. amin.
|

geçmişte fetö liderini savunmayan şerefli azınlık

alınlarından öpülesi ehl-i hakikat. ekalliyetler evet ama dirayet, firaset, basiret ehli şerefli ekalliyet.

yıllarca söyledik... soru çaldılar, hakka giren hake girsin dedik. alnı secdeye değenden zarar gelmez dediler. ulan münafıkların da alnı secdeye değiyor idi...

(bkz: hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi)

ulan Allah var Allah. ha bir de yatağa girdiğin zaman peşini bırakmayan o ses var.**
|