president

president
(Süresiz Uzaklaştırılmış)
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 11978.8
  • Kayıt: 2016-07-08 19:21:00
  • En son giriş: 2018-05-16 19:16:17
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 14
  • Aktif Tanım: 4019
  • Açılan Başlık: 369
  • Artı Oy: 6805
  • Eksi Oy: 392
  • Alınan Artı Oy: 14235
  • Alınan Eksi Oy: 513
  • Alınan Favori: 617

president - tüm tanımları

president

sözlük’e ve sözlük’ün çok değerli yazarlarına veda edecek olan mod/yazar.

yazar dostlar aranızdan ayrılıyorum, bu gidiş asla bir unutulmak eylemi ile sonlanmasın dilerim. hep iyilik ve hayırla anacağınız işler yapmaya çalıştım sözlük’te. açtığım başlıklarda, girdiğim entry’lerde her daim adaleti gözetmeye çalıştım, fikir-düşünce-ırk-siyaset ayrımı yapmamaya özen göstermeyi kendime hep bir yol gösterici tayin ettim.

uzun süreli yazarlık süreci ile başlayan sözlük hayatım, sizlerin oyları-destekleri ile mod olmakla taçlandı; bu misyonu bana yakıştırıp iyi işler yapmama vesile olduğunuz için sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

mod olurken söylemiştim: sözlük hayatı da tıpkı dünya hayatı gibi gelip geçicidir; mod olmak-yazar olmak; veyahut dünyalı olmak anonim olmak...tüm bunlar hiçbir statü belirtmez. mühim olan insanlara güzel şeyler katmak ve hoş bir sadâ bırakabilmek...umarım bu niyetle başladığım modluk/yazarlık sürecimde bunu az da olsa başarabilmişimdir.

haklarınızı helal edin, bu süreçte yanlış kelime seçimleri ile incittiğim yazar üstadım olmuştur elbet...bu vedanın hatrına o da president’ı affetsin...

sözlük sizleri bir araya getirme imkanı sağlıyor, düşüncelerinizi ifade etme ortamı sunuyor, aynı düşüncedeki bambaşka bir şehirde ve meslekteki insanla tanışma fikir alışverişi yapma imkanı sağlıyor dostlar. bu yüzden sözlük’ün size olan katkısını mutlaka hissedeceksiniz.

diğer sosyal medya ortamlarından ayrıyız, farklıyız, internet ortamında güzel olan ne varsa; ahlak sınırlarını aşmayan-maneviyatı eksiltmeyen ne varsa bu sözlük’te hissediliyor, yaşanıyor. bunu diğer sözlük’lerde yazar olan/olmuş arkadaşlarımız bilirler...

sözlük’teki bu havayı her daim muhafaza edin, düşüncelerinizi-hislerinizi bu çerçeve dahilinde yansıtmaktan geri kalmayın.

küfür ile değil; sağlam argüman ve dik duruşlu kelimeler ile yazarlık kariyerinizi devam ettirin. bu hem sizi kişilik olarak ilerletecek hem yazarlar arasında sevilen biri olmanızı sağlayacak hem de oluşturduğunuz-çizdiğiniz profil izlenimini daha da kalıcı hale getirecektir...

sözlük’e ve sizlere dair sıralanacak bir hayli kelimem var; ama beni tanıyanlar bilir başta da dediğim gibi bu veda hiçbir zaman unutulmak vedası olmasın dilerim...
hüzün biriktirmek çok da istemiyorum bu entry’de o yüzden ben gideyim, adım kalsın; dostlar beni hatırlasın...

haklarınızı helal edin, sizleri Allah’a emanet ediyorum...
devamını gör...

kişinin birgün mutlaka öleceğini bilmesi

insanın ölüm gerçeğini kabullenmesi, bu gerçeğe dair elde ettiği bilginin derinliği onu, korkulu ve kötümser bir ruh haline sevk etmekten çok; kendinde bulunan değerlerini gerçekleştirebileceği bir yaşama yöneltir.

bir gün mutlaka öleceğini bilen kişi, kendini varoluş nedeni üzerinde düşünmeye zorlar. aynı zamanda kişide ölüm düşüncesinin sağlıklı bir şekilde oluşması, ona kendini daha iyi tanıma fırsatı verebilir ve kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu kavradığı ölçüde bu dünyadaki ödevlerinin ve yapabileceklerinin farkına varır.

kişinin kendi kendini tanıması, ölümü kendi içinde taşıyan bir varlık olduğunu algılaması ve özümsemesi kişiyi ölüm bilincine sahip kılacaktır. bu da kişinin yaşamına ‘anlamlı ve imanlı bir hedef’ koyacak ve onu üstlenmesine yardım edecektir.
devamını gör...

ventriküler fibrilasyon

ventriküller fibrilasyon da sıra dışı bir elektriksel odak hakim hale gelerek kasılma hızını o kadar yüksektir ki kas lifleri kasılamaz hale gelir. netice de organize olmayan kaotik bir şekilde seğirmeler halinde kasılır hale gelir.
devamını gör...

modern çağda ölüm anlayışı

modern dünyada ölüm, insan yaşamının sınırlarının dışına itilmiş bir durumda ve her geçen gün daha da üstü örtülen ve rahatsız edici bir duruma dönüşüyor. bu rahatsız ediciliğin en büyük sebebi ise ölüme dair bilgisizlik.

– rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyuruyor ki:

dikkat ediniz. eğer siz dünya zevkine ve eğlencelerine son verdiren ölümü çok hatırlayıp anlasaydınız şimdi gördüğüm durumdan ölüm sizi vazgeçirirdi. öy­le ise lezzetleri kesen ölümü çok hatırlayınız.

önderimiz rasulullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) sözlerinde geçen ‘anlasaydınız’ kelimesi üzerinde durmamız gerekiyor… anlamak: bir şeyin ne demek olduğunu ve neye işaret ettiğini kavramak değil midir?
devamını gör...

eskiden mangal gibi iman vardı

şöyle bir yakın tarihe göz atınca hasretle anıp imrendiğimiz zaman dilimi.
şimdilerde ne iman kaldı ne de onu taşıyacak güçte yürek...

bu bir karanlık dönem, her yerde savaşın olduğu, anlık hareketlerle devletlerin titrediği – titretildiği kapalı bir dönem…

Allah’ın gerek musibetle, gerek hidayeti temiz koruyanlara nasip ettiği büyük bir imtihan dönemi…

kim adil olursa kazanacak, kim vasat olursa kazanacak, kim merhametli olursa kazanacak, kim saygı duyarsa kazanacak….

kim adaletsiz olursa kaybedecek, kim aşırı olursa kaybedecek, kim zalim olursa kaybedecek, kim ukala olursa kaybedecek…

sadece diyorum ki; Allah için, cenneti kazanmak için, insanların hidayeti için, ekilen tohumların semeresi için, kardeşlik hakkı için, dertli ve mazlum ümmetin ümidine layık olmak için,
adalet!
devamını gör...

ardına kadar açık olan tövbe kapısını elinin tersi ile kapatmak

günümüzde alışmış yada alıştırılmış olduğumuz cahiliye düzeni sebebiyle tevbe kapısına gelip tekrar hataya dönmek gibi bir yaşayış biçimi oluştur insanlar günlerini gün ederek, günah üstüne günah ekleyerek, zamanla haramların bile masum hatalara dönüştüğü bir yaşam…

bu yaşam biçimi zamanla öylesine benimsenmiştir ki, bu düzeni kendilerine bir din edinmiş olanlar haramlardan uzak kalanları; “bu devirde faizsiz nasıl ev alacağız? erkeklerle görüşmezsen nasıl evleneceksin? çalgı olmadan düğün mü olur? oy vermezsek nasıl rahat yaşayacağız, ülkeyi diktatörler mi yönetsin?” gibi sorularla islam ile zerre alakası olmayan söz ve fillere teşvik etmekten kendilerini alamıyorlar.
devamını gör...

hastalar ve ışıklar

hasta psiklojisini anlayabilmek ve bu konunun da bir rehabilite yöntemi olduğunun idrakine varabilmek adına okuduğum bir rasim özdenören eseri.

spoiler: bu eserdeki hasta karamsarlıkta zirveyi zorluyor, bunu bilerek okumaya başlayın, yok sonra ‘vay efendim ben bu kitaba nasıl denk geldim?’ demeyin. president’tan demesi...

--- alıntı ---

“ ...yan odaya da bazı bayramlarda olduğu gibi, uzaktan yakından gelen akrabaları yerleşmişlerdi. usulca kalktı, kapıyı açıp aşağı indi. herkes ve her şey uyumuştu. yan odanın kapı aralıklarından ışık sızıyordu. mutfağın kapısı gıcırdadı açılırken. geçip ayakyolunu buldu. geri döndü. dönerken babasının büyük, eski, kara kunduralarına takıldı ayağı. birden gördü kunduraları ve işte o zaman çok iyi tanıdığı korku, içinden bir demirci balyozu gibi yekindi. arkasından itiliyormuşcasına koşarak çıktı merdivenleri. kapıyı hızla açıp çarparak kapattı ve yatağına attı kendisini. (babası). yorganını gözlerine çekerken anne uyandı. tam o sırada, duvara asılmış, babasının kocaman, gülen resmiyle karşılaştı. çok tuhaf bir biçimde gülüyordu. bütün bu anlamsızlıklarla olup bitenleri, bu vıcık vıcık karanlık geceyi, oradan gözleriyle yöneten oydu sanki.

"ne oluyor?" diyerek yekindi annesi. baktı ama sesini çıkarmadı. bir çengel gibi kıvrılıp takılmış soru gittikçe sivrilip sertleşerek engel oldu. annesi kalktı, sırtında ağır bir yorgunluğu sürükleyerek yanına geldi. her gün tahta silmekten, bulaşık, çamaşır yıkamaktan pörsümüş ellerini başının üstünde, saçlarında dolaştırdı. "uyu" dedi. annesinin yüzüne baktı, bir şeyi anlamak istiyordu, ama bir türlü bulamıyordu onu. ıslak gözleri görünüyordu annesinin((sen niye uyumadın?
. "hadi artık." bırakıp çekildi yatağına. annesinin sesinde duyduğu güvenle yastığına yasladı sırtını. eşya biraz daha duruklaşmış, biraz da berraklaşmıştı.”

--- alıntı ---
devamını gör...

schopenhauer sözlükte yazsaydı

“zeki bir insan yalnızlıkta, düşünceleri ve hayal gücüyle mükemmel bir eğlenceye sahiptir.” deyişinden de anlayabileceğimiz gibi gece sözlükte kimseler yokken yazıp çizerdi sırf eğlence anlayışı bunu gerektirdiği için.

bu dünyadan bir hayli garip adamlar geçmemiş de değil hani.
devamını gör...

arthur schopenhauer

“iyimserlik dinlerde olduğu gibi felsefede de gerçeklerin yerini almış temel bir yanılgıdır.” diyebilecek karamsarlık çukurunda en dibe batmış filozof.

düşünme ve düşünsel süreçler üzerine muazzam tespitleri olsa da bir noktada hep tıkandığını fark edersiniz yazılarını onu okudukça. bu da iyimserlik limanını terk edişinin sonucu olsa gerek...
devamını gör...

şikayet ve öneri kutusu

kafamın içini temsil eden kutuya verilen isimdir. milletin ne şikayeti bitiyor ne de önerisi...herkesin derdi var, dile geliyor ama bunu yazıya döküp o kutuyu dolduran yok. kutu dolsa da boşaltmaya; şikayet ve önerileri azaltmaya yönelik eylemsel harekete kalkışan yok. yalnızca sözlerin kuru kalabalığına sığınmış tonlarca insan...

ne diyelim; kafamızın içi rahat yastık değil...
devamını gör...

su

doğal afet durumlarında afet koordinasyon birimlerinin ilk olarak temin etmesi gereken temel ihtiyaçmış, bugün halk sağlığı föyünde okudum.

ama ne hikmetse bizler tırlarca ilaç ve battaniye yardımını eksik etmiyoruz...
devamını gör...

ramazan

ramazan; ekmeğe, suya karşı olunduğu gibi, harama, yalana karşı da oruç tutmaktır.
ramazan bereket, ramazan zerafettir. ramazan yükseliş, ramazan kalbin sabır ırmaklarının insan bedeninde gürül gürül akmasıdır...

ramazan zikir, ramazan fikir mevsimidir.
on bir ay ruhunu bedenine râm eden insan, ramazan’da bedenini ruhunun hizmetine sunar...
devamını gör...

suyu düşünmek susuzluğu gidermez

başlığa şöyle bir bakacak olursak müslüman olarak bizler ne haldeyiz; icraat yapmak için konuşmayı bırakıp harekete geçmemiz gerekmiyor mu? yani kudüs’ü istanbul’u fetheden o büyük komutanlar sadece yazarak yada konuşarak değil harekete geçerek fethettiler.

hareket demek sadece savaş değildir. hareket bazen cahil bir kişiye ilim öğretmektir, yardıma muhtaçlara yardım götürmektir, yeri geldi mi emri bil maruftur…
allah yardımcımız olsun...
devamını gör...

islam’ı kavmiyetçi düşüncede değerlendirmek

yadsınamaz derecede mukavemet gösteren eylem. yutulana kadar kafirlerin yönetimi altındaki islam bölgelerini seyredip duruyoruz. sonra onları acıklı hutbelerle, yağmur gibi gözyaşlarıyla, münasip la havle sözleriyle ve bol bol ah çekmelerle anıyoruz.

islam'ı, islami-kavmiyetçi bir düşünce çerçevesinde değerlendiriyoruz ve ufuklarımız kafirlerin bize çizdikleri ve belirledikleri coğrafi sınırların ötesine geçmiyor.
devamını gör...

gazete ile yapılabilecekler

cumhuriyet rejimini benimsetmek adı altında halkın mayasında olmayan kültürü empoze etme çalışmaları. bir zamanlar gazeteler halka yön verirmiş, öyle anlatıyor büyüklerimiz.
devamını gör...

15 mayıs nakba büyük felaket

israil’in 20. y.y’ın başlarından itibaren filistin’de gerçekleştirdiği ihlal ve katliamlar, 14 mayıs 1948’de filistin toprakları üzerinde işgal devletinin kuruluşunu ilan etmesiyle daha da şiddetli bir hal almıştır.

hakları, toprakları, vatanları, canları, malları gasp edilen filistinliler takvimlerin 15 mayıs 1948’i gösterdiği bu günü büyük felaket anlamına gelen “en-nakba” olarak adlandırmaktadırlar.
500’den fazla köyün siyonist israil tarafından yerle bir edildiği topraklar, sağ kalanların ve eşleri çalışma ya da toplama kamplarına götürülen kadınların önce canlarını ve çocuklarını sonra da yıkılan evlerinden kurtarabildiklerini alarak en yakın arap ülkesine sığınmalarına şahitlik etmiştir. 800.000 filistinlinin kitlesel göçü ile sonuçlanan nakba, filistinli mülteciler sorununun da başlangıcını oluşturmaktadır. bu olay, filistinli mülteciler sorununu uluslararası toplumun gündemine taşımıştır.

nakba günü 1948 yılından bu yana şehit olan filistinlileri anmak israil katliamları sonucunda kaybedilen canların, hakların, toprakların, malların, mülklerin yasını tutmak; filistinlilerin bu yolda göstermiş olduğu direnişe destek olmak için tüm filistin halkı ve dostları tarafından dünyanın her yerinde gerçekleştirilen çeşitli gösteriler ve protestolar ile idrak edilmektedir.

15 mayıs günü büyük felaket nakba’nın 66. yıl dönümü. ve bugün dünyanın dört bir yanında milyonlar filistin halkına destek olmak üzere bir araya gelecek, israil işgali ve katliamları protesto edilecek.
devamını gör...
23. (Tematik)

merozit

sıtmalı kanında schizont'un bölünmesinden oluşan gen hücrelerden her biri, genç sıtma paraziti.
devamını gör...

co git o kral

gün geçmiyor ki üstadım beni seri artılamasın. yine bi öyle gece yine bi krallıkta co git duruşu...tam da böyle bir yazar. Allah razı olsun’umu eksik etmem kendisinden; öyle de severim zat-i hallerini, varolsun!
devamını gör...

mohamed salah

kimse de çıkıp demiyor “allah’ım yarabbim sen şu çocuğu nazardan,kem gözden muhafaza et.” öyle bi futbolcu.

arkadaşlar bakın görüyorsunuz, anlatmaya gerek yok...
devamını gör...

neler de duyuyorum

ortaya karışık şaşırma ifadesi.

lisede “nikah şahidim sen olcan he” diyenler benden habersiz evleniyor olmuş. böyle bir dünya işte. resmen kimler kimlerle beraber...
devamını gör...

niyazi ve nerval

tek bedende nasıl 2 ruh oluyorsa; tek mahlasta 2 kişi barındıran yazarımız. dikkat çekmedi değil. *

umarım bu mahlasın sakinleri, kendi aralarında iyi anlaşıyorlardır...
devamını gör...

rafta duran ilacın şifa vermemesi

gözle görünür derecedeki hakikat. hastalığınıza karşı yazılmış muazzam bir reçetedeki ilaç nasıl doğru vakt-i zamanı gözetilerek kullanılmadığında bünye için hiçbir fayda vermiyorsa kitaplıkta bin bir heves alıp sıra sıra dizip bir yığın haline getirdiğiniz o kitapları da okumadıkça fayda vermeyecektir zihninize, gelişiminize, ruh ve gönül aleminize...

tozlanmasın kitaplar raflarda, açın okuyun. kirlenmiş dünyaya karşı temiz bir sayfa açabilmek adına okuma eylemini bir zırh bilin. kelimeleri kuşanın düşman yüreklerin zehirli oklarına...

aklı başa getiren gecikmeli edit: şifayı veren hüda’dır, ilaca minnet eylemem!
devamını gör...

hüzün ile mutlu olabilmek

“hüzün ile mutlu olan mı var?” diye sordurur en başta. demek ki varmış ki yüreğimize dert olmuş.

ey sineye hüznü gark ettirenler, sadece hüznü ile dahi mutlu olabilen kalpleri dört duvar arasında üzüntüsü ile boğuşur hâle getirdiniz. hatırlatayım: allah var.
devamını gör...

birlikte yenince tat veren yiyecekler

bu başlıktaki birlikte kelimesi yalnızca birden fazla yenilebilecek nesne anlamını taşımıyor sadece. mesela ben bu birliktelik kavramından birden fazla insan ile birlikte yeme manasını da çıkarıyorum.

şöyle diyebilirim: sevdikleriniz ile birlikte olduktan sonra ne yerseniz yiyin midenize de gönlünüze de tat verir, verecektir de.
devamını gör...

gecenin yalnızlığın avlusu olması

gece, kendini hiçbir yere ait hissedemeyenlerin mabedi. bu yüzdendir temsil edişindeki yalnızlığın avlusu duruşu.

çünkü gecenin sırrında gizlidir o herkesçe farklı yorumlanan ve yorumlanmak muştusunu taşıyan.
devamını gör...

mahmut derviş

“bir filistin vardı
bir filistin gene var.”
dizesi ile tanıdığım şair.

yalın bir dil ile ne de güzel anlatmış ahvalimizi, acizliğimiz, nisyanımızı, ziyanda oluşlarımızı...
devamını gör...

şiirin başkaldırması

nizar kabbani’den öğrendiğim ve şiirin bir duruşunun olduğuna veya olabileceğine o anda şahitlik edişimdir.

“başkaldırmıyorsa, nedir ki şiir?
azgınları ve azışları devirmiyorsa, nedir ki şiir?
zamanda ve mekanda
sarsıntı yapmıyorsa,
kisra nuşirevan’ın başındaki tacı
yere çalmıyorsa,
nedir ki şiir?”
devamını gör...

müslümanın gündemini yanlış şeylerle meşgul ediyor oluşu

iki tane papaz vatikan’dan dünyayı yönetirken,bizim başa koyulan din adamlarımız saçma sapan fetvalarla gündemde kalsın, ne güzel değil mi...
kardeşim neden insanların saçı-başı, namazı, orucu vs ile uğraşıyorsunuz? neden “ey müslümanlar uyanın kardeşlerinize sahip çıkın!” demiyorsunuz?

neden islâm sancağı altında insanlara çağrı yapmıyorlar? dili, ırkı, şekli ile değil; müslümanım diyen herkesi tek çatı altında kenetlemiyorlar? neden bir meşale yakip batılın korkulu rüyası olmuyorlar?

bizim bürokrasiye ihtiyacımız yok. bizim ümmete sahip çıkacak ümmetine aşık insanlara ihtiyacımız var.

susmaktan yorulmadınız mı siz?

doğu guta
arakan
filistin
gazze
batı şeria
sudan
nepal
yemen
somali
mısır
libya...

müslümanlar bilinçli olarak yok ediliyor sıra bize gelmez mi sanırsınız bundan sanırım bu rahatlık. yoksa imanınız da mı var bir hafiflik...

eger varsa ulemalar, veliler ve kıymetli hocalar bireysel olarak bu zalimlere dur diyen ki mutlaka vardır; lütfen şu cemaat senin bu cemaat benim bırakın bi kenara birleşin artık. islâm sancağını ümmet olarak onurumuzla biz taşıyalım!
devamını gör...

yedi kere düştüğünde sekizinci için kalkmak

dışarıya kulaklarımı kapatıp yaşamak istiyorum. çünkü herkes birbirine yorum yapma konusunda o kadar ustalaşmış ki kim nasıl hissediyor, kim nasıl düşünüyor sizin söyledikleriniz nasıl bir etki oluşturacak hiç haberleri yok.

vaziyet tam da iç güveyisinden halliceyken bile kalkmak elzem ve mutlak şart. kaçıncı kez olursa olsun...
devamını gör...

senin üzüldüğün şeyleri dertten sayamayacak kadar çok derdi olan insanlar var

geçenlerde kitap almak için bir kitapçıya uğradım. raflarda yer alan kitapları incelerken gözüm bir kitaba ilişti. aldım elime hemen, kapağını inceledim önce sonra sayfalarını karıştırmaya başladım.öyle bir sayfaya denk gelmiştim ki defalarca okuyup, uzun uzun düşündüm…yazar aynen şunları yazmıştı o sayfada;

istediğin şeylere sahip olacak kadar iyi maddi durumun mu yok? boşver ve sahip olduklarınla yetin. sen bunu okurken açlıktan ölmemek için direnen insanlar var.
kendini beğenmiyor musun? gözleri görmediği için kendini görmeden yaşayan binlerce insan var.
üzüldüğün şeyler için bir kez daha düşün. çünkü senin üzüldüğün şeyleri dertten sayamayacak kadar çok derdi olan insanlar var.”
devamını gör...

zor zamanlarda islam’ı yaşamak

biz, “güneşi sağ elime koysalar, ayı da sol elime koysalar yine de ben bu davamdan vazgeçmem’’ diyen peygamberin ümmetiyiz. biz de vazgeçmeyeceğiz elbet o zor zamanlarda. budur islam çizgisindeki yerimiz, duruşumuz.
devamını gör...

iyilik yapma fırsatını kaçırmak

arkadaşlar açıkçası çok büyük ziyandayız. bahanelerin ardına o kadar sığınmışız ki bizi engelleyenin nefsimiz olduğunun farkında değiliz. daha en yakınımıza iyilik yapmaktan aciziz. sabretmeyi bilmiyoruz. sözle olmasa da fiilerimizle isyan ediyoruz. oturup nimetlere şükretmek yerine daima lüksün peşindeyiz.

dışarıda yemek yiyip paralar harcıyoruz ama bir kardeşimize hediye almaktan aciziz. bunu çok sever ona alayım diyemiyoruz. fakir miyiz?boğazımızdan lokma mı geçmiyor ? bizi bir kardeşimizin yüzünü güldürmekten uzaklaştıran nedir? kardeşimizi unutturan,kardeşlik bağlarını kopartan,ne yaparsa yapsın deyip kenara cekilmemize sebep olan nedir ? bir kardesimizin hatasına seviniyor muyuz yoksa düzeltmek için çaba mi harcıyoruz ?

bir kek yapıp komşulara dagitamaz misin ? bir yaşlı teyzenin elindeki poşetleri tasımasına yardım edemez misin ? kapının önüne ,balkonuna cicekler dikip insanları tebessume davet edemez misin? dosdoğru bi tesettürü taşıyıp islamı haykıramaz misin ?

senden her şey olur kardeşim, peki engelleyen ne?
devamını gör...

bir gayret olarak yetişmeye çabalamak

bir duruştur. az görür olduk. ve bizi bu hale getiren yaşayıp gördüklerimiz, yapıp ettiklerimiz. kendi elimizden kayıp gidişimiz...

yetişmeye çabalamaktan vazgeçince her şeyin rengi yerine gelir; yürümenin, durmanın, geride kalmanın. en çok da bunu unuttuk.
devamını gör...