president

president
(Süresiz Uzaklaştırılmış)
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 11978.8
  • Kayıt: 2016-07-08 19:21:00
  • En son giriş: 2018-05-16 19:16:17
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 14
  • Aktif Tanım: 4019
  • Açılan Başlık: 369
  • Artı Oy: 6805
  • Eksi Oy: 392
  • Alınan Artı Oy: 14235
  • Alınan Eksi Oy: 513
  • Alınan Favori: 617

president - en beğenilen tanımları

president

sözlük’e ve sözlük’ün çok değerli yazarlarına veda edecek olan mod/yazar.

yazar dostlar aranızdan ayrılıyorum, bu gidiş asla bir unutulmak eylemi ile sonlanmasın dilerim. hep iyilik ve hayırla anacağınız işler yapmaya çalıştım sözlük’te. açtığım başlıklarda, girdiğim entry’lerde her daim adaleti gözetmeye çalıştım, fikir-düşünce-ırk-siyaset ayrımı yapmamaya özen göstermeyi kendime hep bir yol gösterici tayin ettim.

uzun süreli yazarlık süreci ile başlayan sözlük hayatım, sizlerin oyları-destekleri ile mod olmakla taçlandı; bu misyonu bana yakıştırıp iyi işler yapmama vesile olduğunuz için sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

mod olurken söylemiştim: sözlük hayatı da tıpkı dünya hayatı gibi gelip geçicidir; mod olmak-yazar olmak; veyahut dünyalı olmak anonim olmak...tüm bunlar hiçbir statü belirtmez. mühim olan insanlara güzel şeyler katmak ve hoş bir sadâ bırakabilmek...umarım bu niyetle başladığım modluk/yazarlık sürecimde bunu az da olsa başarabilmişimdir.

haklarınızı helal edin, bu süreçte yanlış kelime seçimleri ile incittiğim yazar üstadım olmuştur elbet...bu vedanın hatrına o da president’ı affetsin...

sözlük sizleri bir araya getirme imkanı sağlıyor, düşüncelerinizi ifade etme ortamı sunuyor, aynı düşüncedeki bambaşka bir şehirde ve meslekteki insanla tanışma fikir alışverişi yapma imkanı sağlıyor dostlar. bu yüzden sözlük’ün size olan katkısını mutlaka hissedeceksiniz.

diğer sosyal medya ortamlarından ayrıyız, farklıyız, internet ortamında güzel olan ne varsa; ahlak sınırlarını aşmayan-maneviyatı eksiltmeyen ne varsa bu sözlük’te hissediliyor, yaşanıyor. bunu diğer sözlük’lerde yazar olan/olmuş arkadaşlarımız bilirler...

sözlük’teki bu havayı her daim muhafaza edin, düşüncelerinizi-hislerinizi bu çerçeve dahilinde yansıtmaktan geri kalmayın.

küfür ile değil; sağlam argüman ve dik duruşlu kelimeler ile yazarlık kariyerinizi devam ettirin. bu hem sizi kişilik olarak ilerletecek hem yazarlar arasında sevilen biri olmanızı sağlayacak hem de oluşturduğunuz-çizdiğiniz profil izlenimini daha da kalıcı hale getirecektir...

sözlük’e ve sizlere dair sıralanacak bir hayli kelimem var; ama beni tanıyanlar bilir başta da dediğim gibi bu veda hiçbir zaman unutulmak vedası olmasın dilerim...
hüzün biriktirmek çok da istemiyorum bu entry’de o yüzden ben gideyim, adım kalsın; dostlar beni hatırlasın...

haklarınızı helal edin, sizleri Allah’a emanet ediyorum...
devamını gör...

mistaka

inna lillah ve inna ileyhi raciun!
elbette biz, Allahu teâlâ’nın kuluyuz, ölümden sonra dirilerek yine o’na döneceğiz*

kıymetli babasını kaybetmiş modumuz. babasına Allah’tan rahmet, kendisine ve ailesine de sabırlar dileriz.
devamını gör...

küfür etmenin basitlik göstergesi olması

altına imzamı atacağım önermedir. o kadar hak verdim çünkü.

şöyle ki, öfkelenilen birine "o.. çocuğu" diye hakaret etmek çok yaygın. oysa bu ifade, Allah'ın gazabını gerektirebilecek
kadar ağır. eğer atıf yaptığınız anne gerçekten o... değilse, o zaman aşağıdaki ayet devreye giriyor. ağız alışkanlığı bile
olsa, Allah'ın şakası yok:
" namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. onlar için çok büyük bir azap vardır." *

dil âfettir. sakınabilenlere ne mutlu...
devamını gör...

muhafazakarların saldırgan olmaları

yaşım kaç oldu, daha muhafazakar kelimesinden kasıt nedir bi türlü çözemedim.

gel gelelim Allah teala’nın bizleri nitelendirdiği sıfat olan müslümanlığa:
ayette şöyle buyruluyor: “...kafirlere karşı şiddetli, mü’minlere karşı ise merhametlidirler."*

saldırganlık asla bir masuma veya hak etmeyene yapılmıyor, sana-dinine-değerlerine saldırana karşı sert olman emrediliyor.
ki zaten islam devletinin lideri peygamber efendimizin savaşlarında savunmada kaldığımız her daim biliniyor.

velhasıl: muhafazakar her kimse saldırgandır/değildir; ben orasını bilemem. ama müslüman bir birey ona saldırana saldırır,sert davranır; kendi aralarında ise müslümanların ruhu naiftir, yüreklerde her daim hüküm süren sessiz bir hüzün vardır.
devamını gör...

allah’a dayanmak

yalnızca bir eylem değildir, şu hayatta ayakta durmamı sağlayan yegane şeydir. zorlukların üstesinden gelişim, karanlıklardan aydınlıklara çıkışımdır. sabrım, umudum, direncimdir.

ben tüm bu düşüncelere kapılmışken bir ayet sarıverir beni ve tüm dertlerime ilaç olur:
..allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.*
devamını gör...

dünyevi mecmua 7. sayı

umut zaafiyetini okuyunca ruhsal bunalımlarınıza açılan bir pencere hissi oluşuyor. evet evet tam da böyle hissetmiştim. diyorsunuz. yazının dilinde öyle muazzam bir betimleme kullanılmış ki sahne bir anda karşınızda beliriveriyor.

bir şeyi anlatmak yaşamasından zor diyor hikayede. mottomuz bi dünya derdimiz var olunca, bir avuç yazarın derdine de kelam oluveriyor bu hikaye.
dinleyen salim miydi, yoksa biz mi salimleştik, belki de biz baştan hikayenin sonunda gidendik...

evrensel batı medeniyeti ile titreyip kendinize geliyorsunuz. inceden inceye çuvaldız önce kendimize sonra başkasına batırılmış. makale havasında okurken hah tam 12’den vurmuş dediğim birçok ezberbozan cümle oldu. altını çize çize okumalık bir dertleniş olmuş.

yeremya hezeyan’ın aniden gidişinin tahmin edilebilir sonuçları bir nefeste okunamayan başlığın, bir solukta okunan duygu durum hikayesi. onca derdimizin içinden sımsıcacık bir sesleniş var bu hikayede; sana bana ve yaremya’ya dair beyne çakmalık bir cümle: babaların yapamadıklarını oğullar yapar.

leylasını/mecununu arayanlara bir alternatif : hangimiz sevmedik. mecnun kimdir? mecnun’laşmak nedir? leyla niye leyla’dır? ve sevmek nedir? ... bu yazıyı okuduktan sonra aradığımız sevgiyi en başından itibaren sorgulama eylemi oluşuyor. mecnun ile leyla hikayesine açılan farklı bir pencere olmuş bu yazı.

sonsuza kadar- aşk eli değmiş albüm mecmuadaki bunca deneme ve hikaye arasında farklı bir renk ve farklı bir soluk olmuş.

farkındalık oluşturma açısından şöyle açık denizde fırtına gibi bir yazı: türkiye’de kurumsal hizmet mantığı. doğru bildiklerimizin üstünü çizip geçmemizde bir pusula olacağa benziyor, ele alınması ve gümdem edilmesi elzem olan bu konunun yeterince idrak edilmesini can-ı gönülden dilerim.

şiiri ne denli sevdiğim bilinir sözlükte. haymatlos’u şöyle gür bir nida ile hafif sert ve yürekten bir fon müzik ile okumak istedim. hele bazı dizeler var ki ahh bir dili olsa da konuşsa... tam da böyle bi’ şiir olmuş. herkese güzel yazı olmuş; sana yüreğine sağlık şair dost...h a y m a t l o s l a n d ı k *)

manzarayı sırtlayanlar bakıp göremeyenlerin, en çok da bakmasını bilmeyenlerin dünyasında bi dünya derdi olanların derdine bir iç ses olmuş. yüreğimize naif bir dokunuş var yazıda: “yüreğe işlemek manzaranın gönle sirayet ediş şeklidir.” bir kadraj ile gönle sirayet etmenin derdinde olanlar için bir soluklanma niteliğini barındırmış, çok da iyi olmuş.

sıdk diye yazılır ebubekir (r.a) diye okunur. hz. ebubekir’i anlatmaya ne kelimeler yeter ne de gücümüz. doğrulukların bu denli çöküşte olduğu çağımızda hz. ebubekirce bir dert olsun yüreğimizde diyenlere sıddıkların sultanı bir hatırlatıcı oluyor. yazıyı okuyunca fark ettim ki bizler ebubekirlere hasret kaldık... doğru olmak, dürüst olmak ve bu çağ... elimizden kayıp gidenler...özlüyoruz seni ya ebubekir!

gark köşesini okur okumaz esaslı bir soru çıkıyor karşımıza. sahi sahip çıkamadıklarımız başkasının olur muydu? peki kaybettiğimiz değerler? dilimiz? kaybolan kültürümüz? batı ve doğu arasındaki git-gel’lerimizi anlatan bir yazı. yani bizden, en içimizden durumlara temas edilmiş. yazıyı okurken ya cidden tam da böyle diye diye bir hal oldum. verilen emeğin had safhada olduğu bir yazı. tarih/dil/kültür sevenlere hitap eden toplumsal kimlik arayışı niteliğinde...

vee mecmuanın tam da sonunda muazzam bir serbest şiir ile uğurlanıyorsunuz: dönüş. şiirin resmen kendi içinde bir konusu var. bi dünya derdimiz var dedik ya hani taa derginin kapağında, derdimizin derya olduğu mecmua bir şiirle de sonlandırılmış. dönüş şiiri bunca gürültüye bir şiir sessizliği olmuş, insanlar bunca derdin arasında boğulurken hızla akıp giden hayatta işaretleniyordu çoktan, seçmeli sorular...
devamını gör...

timetürk - dünya sözlük yazarları röportajı

röportaj soruları da cevapları da birbirinden kaliteli. yazarların verdiği cevaplarla, sözlüğe, yazarlarımızın genel düşüncelerine ve sözlük ortamına ne kadar hakim olduğunu görebiliyoruz.

elbetteki bu güzel cevapların altında dünya sözlükte yazmayı seviyor oluşun büyük katkısı var, bu herkesçe de anlaşılıyor. bunu bu röportaj vesilesi ile yansıtabilmiş olmak muazzam hareket.

ilgili röportajın dünya sözlüğü daha büyük kitlelere ulaştırması ve yazarlarımız arasındaki birliğin, huzur ortamının devam etmesi duası ile...
devamını gör...

intihar eden doktorun veda mektubu

29 ekim’de adana’da bir doktor 6.kattan aşağı atlayıp canına kıydı. ardından o kadar çok konuşuldu ki bu olay ne desek boş...

ama veda mektubu gerçekten insanı derinden etkiliyor:

annemden özür diliyorum. hayat benim için çok zor. bunaldım bu hayattan. umarım ölümüm bazı güzel değişikliklere yol açar. kimse kimsenin dedikodusunu yapmasın. lanet hastaneler doktorlara yüklenip durmasın. kredi kartı borcum var ama 10 binden fazla para var. dert etmesin erbil ağabeyim, borç yıkmıyorum. annemi üzmesin kimse tek isteğim budur. ha birde ola ki anında ölmezsem seçimim ölmekten yana kimse beni yaşatmaya çalışmasın.

bir doktorun seçiminin ölüm olması...
devamını gör...

dünya sözlük

bu aralar yazar sayısının kanser hücresi gibi kontrolsüzce çoğaldığını gözlemlediğim sözlük.
online yazar listesinde tanıdık yazar bulmak zorlaşsa da girilen tanım sayısının artması sevindirici bir durum.

metrekareye düşen yazar sayısı artıyor, klimalar yetersiz; yönetim el atsın.
devamını gör...

sosyal medya ahlaksızlığı

ahlak yoksunluğunun, zaman-mekan fark ettirmeyişini açıklayan başlık.

çevremizde tek sermayesi küfür ve yalan olan insanlar var ve bunun yanı sıra insanları güldürmek adına sosyal medya’da meşhur olmuş (fenomen) birçok insan, islam’ın nehyettiği birçok şeyi normalmiş gibi yapıyorlar.

özellikle sosyal medya’da takip ettiğimiz hesapların “eğlence” “komedi” “makara” gibi kavramların altına sığınarak yapmış olduğu maskaralıkları şöyle bir düşünüp aklettiğimizde, genç kitlede (hangi ideolojiyi benimsediğinin önemi yok) ahlak erezyonunun ne derece ciddi boyutlara ulaştığını görebilirsiniz.
devamını gör...

president

ders arası verince ilgili seçimde oylandığımı görmüş oldum.
bu kadar ara yeter bence. ben artık notlarıma geri döneyim.

diğer 6 yazar dostumu da destekliyorum. hepsinin sözlükte ayrı ayrı emeği var, hepsini de tanımlardan tanıdığım kadarıyla iyi insanlar. ben hariç hepsine can-ı gönülden oy verebilirsiniz.

dünya hayatı gelip geçicidir, dünya sözlük moderatörlüğü de... mühim olan birliğimizi muhafaza edebilmemiz, sözlükteki bu güzel, aile çay bahçesine benzettiğimiz atmosferin devamlılığını sağlayabilmemiz.

şu ayeti anmasam olmazdı:
rabbimiz al-i imran 103’te bizlere der ki:
hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin.
devamını gör...

her derdin devasının olması

Allah devasız dert yaratmamış derler, doğrudur. peşinden ilave ederler: ölümden gayrı her şeyin devası vardır; yanlıştır. çünkü ölüm dert değil devadır; doğmak derdinin devasıdır ölüm.

ille de içinde ölüm geçen bir dert bulacaksak kendimize, ölmeden önce ölmek dertlerin hasıdır.
devamını gör...

evi yuva yapan detaylar

bulunması aslında çok da zor olmayan detaylardır.

“ev ne zaman yuva olur?” sorusuna zizekvâri bir cevap: “ev onu satın alamayacağımız şeylerle doldurduğumuzda artık yuvadır.”
devamını gör...

allah’ın her duaya icabet etmemesi

ayette şöyle geçer: “insan çok acelecidir, hayra dua eder gibi şerre de dua eder.” durum böyleyken Allah teala’nın her duamıza cevap vermiyor oluşu aslında bizim hayrımıza. ya bilmediğimiz halde bizim zararımıza neticelenecek duamız kabul olsaydı?
sırf bu inanış için iman edilir, sırf Allah teala’nın bu merhameti için o’nun yolunda ömür tüketilir...
devamını gör...

neden dünya sözlük

dörtte üçü bilgiyle kaplı küfürsüz sözlük mottosu ile dikkatimi çekti, henüz daha yazar olmadan.
sahi bu devirde böyle bir sosyal platform olabilir miydi? sözlüğe girdikten sonra yazarların kalitesi, tanımlardaki özen ve dikkat, esprilerdeki ince anlayış ile bunun mümkün olabileceğini anladım.

sözlüğü sözlük yapan yazarlardır. yazarların bilgi birikimi ve sıcakkanlılığıdır. dünya sözlük sanki birbirini yıllardır tanıyan insanların buluşma noktası gibi.

burda her düşünceye saygı var. yeri geliyor gündeme dair bilgi ediniyorsun, yeri geliyor içini dökebileceğin bir mecra oluyor.
burası tüm bunlar için en ideal yer. kutuplaşma ve ayrımcılığın yaşandığını da henüz görmedi bu gözler.

şunu da belirteyim sözlükteki huzur ise gerçekten yazmaya ve okumaya değer.
devamını gör...

ahed et-temimi

rabbimiz ayette şöyle buyuruyor:
“onlar korkak bir topluluktur.”*

bunu gördük, bu kez de... diğerlerinde de olduğu gibi.
devamını gör...

geceye şiir

bağırıyorum ”çıkmaz sokak!” duymuyor kimse
olmuşlar bana sağır… gencim
bir volkan gibi
tutsalar elimden patlayacağım ben de
devamını gör...

insan beyninin allah’a inanmaya programlanması

fıtrat, yani, Allah’a inanmanın delili, ilmi araştırmalarla ortaya konmuş. yale üniversitesi tarafından yapılan ve dünyanın en saygın bilim dergilerinden new scientist’ta yayınlanan bir araştırmaya göre ortaya çıkmış bu düşünce.

bebekler ve çocuklar arasında yapılan araştırmaya göre, insan beyninin tabiatında Allah’a ya da bir yaratıcıya inanmak var. beyin “sebep ve sonuçla” çalışıyor. beyin, “beyin ile ruhun” birbirinden ayrı olduğunu düşünmek için programlı... bu da “hayalî arkadaşlar” edinmeye veya “allah’a ve dinlere inanmamıza” sebep oluyor...

araştırmaya göre, hiçbir din eğitimi almamış 6-7 yaşında çocuklar bile dünyadaki her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyor. taşların, nehirlerin veya kuşların yaratılmasının bir sebebi olduğunu düşünüyor.

ee tabi bu düşüncenin ardından darwincilere de cevap hakkı doğması kaçınılmaz.
devamını gör...

gececi tayfanın sözlükteki değeri

değer kelimesinin anlam kazandığı yerlerden biridir geceleri sözlükteki yazarlar. gece sözlük başkadır, geceleri sözlük semalarında süzülen yazarlar da bir o kadar...

çünkü hüzün en çok gecedir, gecededir. gececi tayfaya selam olsun!
devamını gör...

kabuk bağlayamayan yara

gariptir insanoğlu, yarasına merhem aramak dururken kabuk bağlayan yarayı koparır. derdimize derman olacak yine kendimizken, kendimizin yarası oluyoruz.

hal böyleyken kabuk tutmuyor yaralarımız...
devamını gör...

ramazan

ramazan; ekmeğe, suya karşı olunduğu gibi, harama, yalana karşı da oruç tutmaktır.
ramazan bereket, ramazan zerafettir. ramazan yükseliş, ramazan kalbin sabır ırmaklarının insan bedeninde gürül gürül akmasıdır...

ramazan zikir, ramazan fikir mevsimidir.
on bir ay ruhunu bedenine râm eden insan, ramazan’da bedenini ruhunun hizmetine sunar...
devamını gör...

çare kur’an’ı anlamak

biri fatih'te her yere 2-3 aydır “çare kuranı anlamak” yazıyor ve ben gördükçe “evet!” diyorum.
geçen cevizlibağ'da durağın sol tarafında da gördüm ve daha gür sesle “evet!” dedim.

kur’an’ı anlayacağız ki Allah’ın emirlerini özümseyebilelim. kur’an’ı anlayacağız ki ahlakı kur’an olan rasul aleyhisselam’ın yolundan gidebilelim.

kurtuluşumuzun reçetesi budur!
“de ki: Allah’a ve peygambere itaat edin.”*
devamını gör...