femimuhsin

femimuhsin
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 2173.48
  • Kayıt: 2017-08-15 20:59:50
  • En son giriş: 2018-06-19 15:36:18
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 3
  • Aktif Tanım: 1185
  • Açılan Başlık: 256
  • Artı Oy: 3415
  • Eksi Oy: 742
  • Alınan Artı Oy: 2912
  • Alınan Eksi Oy: 241
  • Alınan Favori: 52

femimuhsin - en çok favorilenen tanımları

dünyaitiraf.com

bazen gece uyanıp gördüğüm rüyaları not alıyorum. uzun uzun yazmıyorum elbette, anahtar kelimeler kullanıyorum. bazen de saçma cümleler. sabah olduğunda hatırlamak istiyorum, bazılarını yazsam da hatırlayamıyorum ve bu durum hoşuma gidiyor.
devamını gör...

o generalin apoletlerini sökeceğim

1632 sayılı askeri ceza kanununun onuncu fasıl askeri disiplini bozan sair filler arasında sayılan siyasi faaliyetlerde bulunanlar başlıklı 148. maddesine göre

askeri şahıslardan;

a) siyasi bir partiye üye olmak için müracaat eden veya herhangi bir suretle siyasi partilere girenler,

b) siyasi amaçla toplantı yapan veya aynı amaçla siyasi gösterilere katılanlar,

c) siyasi amaçla nutuk söyleyen, demeç veren, yazı yazan veya telkinde bulunanlar,

d) siyasi toplantılara resmi veya sivil kıyafetle katılanlar,

e) herhangi bir sebeple yalnız veya toplu olarak siyasi mahiyette beyanname hazırlayan,
hazırlanmış beyannameyi imzalayan, imzalatan veya yayın organlarına ulaştıran veya dağıtanlar,

fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, bir aydan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılırlar.

cumhurbaşkanı malatya'da türkiye esnaf ve sanatkarları konfederasyonunun(tesk) iftarına katılıyor. ismail metin temel'de 2. ordu komutanı. tesk iftarı siyasi amaçla düzenlenen bir toplantı değil, bu durumda 2. ordu komutanının katılma amacının ne olduğu hiç önemli değil. bu ahvalde asck 148/2 ve 148/4'ün koşullarının oluştuğunu söylemek gerçekçi olmaz.

rütbe sökme meselesine de değinelim; buraya detaylı yazmayacağım ama bir kere cumhurbaşkanın yapabileceği bir iş değil. merak edenler askeri ceza kanunu 30. maddeye bakabilirler. baktıklarında tsk'dan çıkarma cezasının olduğunu görecekler, fakat bir siyasi toplantıya katılmak 30. madde kapsamına da girmiyor, çok daha ağır suçlar sonucu bu madde uygulanır. mesela ergenekon davalarında ilker başbuğ ve diğer generalller uygulanmak istenen 30. maddeydi. suçlama ise darbeydi. rütbe sökme ise 35. madde kapsamında ve sadece erbaşlar için uygulanır. erbaşların rütbeleri 30. maddede sayılan suçların işlenmesiyle erliğe indirilir.

yani muharrem ince'nin afiyetle yiyeceği bir beyan olmuş.
devamını gör...

5 günlük erin darbecilikten müebbet alması

yine bir fetö dezenformasyonuyla karşı karşıya olduğumuz kesinleşti. sözlükte de buna bilinçli-bilinçsiz çanak tutanların olduğunu da görmüş olduk.

olayın aslı şöyleymiş:

--- alıntı ---

er ahmet özdemir'in de aralarında olduğu 42 şüpheli er'den 11'i tüm suçlardan beraat ederken özdemir'in de aralarında bulunduğu 31 er, 14 kişiyi "kasten öldürmek" ve 182 kişiyi de "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ceza aldı.

er hakan kavun'un telefonunda yapılan inceleme sonucunda 15 temmuz gecesi er ahmet özdemir'in "darbe varmış la" şeklinde atmış olduğu mesajı tespit edildi ve özdemir'in "darbe olduğundan haberimiz yoktu" iddiası bu mesaj ile çürümüş oldu. yani darbe olduğunu biliyordu.

yine 15 temmuz gecesi emniyet personeli tarafından ibb binasında göz altına alınan 23 kişi arasında ahmet özdemir de bulunuyordu. hazırlanan tutanakta, ibb'yi işgal eden askerlere defalarca ikaz yapılmasına rağmen polisin ve halkın üzerine ateş ettikleri yer aldı.

sonuç olarak er ahmet özdemir ve 31 er, 15 temmuz'da darbe girişiminde bulundukları için değil 14 vatandaşımızı şehit, 182 vatandaşımızı da gazi yaptıkları için bu cezayı aldı.

--- alıntı ---
devamını gör...

charlie hebdo

sonra kuaşi kardeşler neden dergiyi bastı oluyor. kaşınırsan kapının önüne yine bir siyah citroen yanaşır.

t: kağıt israfı dergi.
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

anası babası düğüne giden 4 (dört) yaşındaki amcaoğluna refakat ediyorum bu akşam. beraber çizgi film izledik. biraz uykusu gelir gibi oldu, masal anlatmamı istedi. ne anlatacağımı bilmeden bir varmış bir yokmuşla başlayan klasik girişi yaptım, keloğlan kurtarıcım oldu. padişahın kızını istemiş vermemişler diyerek ve yer yer sesim titreyerek devam ettim*
"ne anlatıyorsun abicim" der gibi baktı çocuk. hakikaten ne anlatacağımı bilmiyorum, olay örgüsündeki fantastik ögelere kızıp beni azarlayacakmış gibi hissediyorum. dinozor makineler diye çizgi film izliyor. ben masalda dinozordan bahsedince, "öyle bir şey yok ki" diyor.

sonunda, dinle beni aslanım dedim. kendi hikayemi anlatacağım sana.
devamını gör...

sevda bakışlarında mana gözlerindedir

sultaniyegah şarkı. beste ve güfte alaeddin yavaşça. youtube da alaeddin yavaşça kaydı yok ama henüz dün yüklenen bir kayıt var elimizde.

ikindi vakti, hafif akşamüzeri dinlenecek bir havası var şarkının. sultaniyegahtan mıdır bilinmez.

şöyle buyurun

sevda bakışlarında, mana gözlerindedir
aşka füsun veren sır, sanki gözlerindedir
her an gözlerimdedir her an kalbimdedir
gönlümü okşayan, o narin yürüyüşün
devamını gör...

ahmet murat

“bizi eski bir resimde gördüm bugün
o ikisini orada unutmuşuz gibiydi,
ellerimiz acemiymiş, gözlerimiz usta
ve çok gençmişiz - dur ağlama.”
devamını gör...

ofiste tek başına

anılarımı yazacağım kitaba düşündüğüm isim. şimdilik önümdeki dosyalara cumartesi çalışmanın faziletlerinden bahsediyorum. ömürleri ofiste geçen bu cefakar ve asosyalliğe mahkum edilmiş varlıklara, dışarıdaki çılgın yaşamı anlatıyorum ve pazar gününü bir anlığına da olsa tahayyül etmenin istiflenmiş kağıttan müteşekkil uvuzlarına kattığı enerjiyi anlatmalarını istiyorum ve son cümleyi yine ben kuruyorum; "pazartesi görüşürüz."
devamını gör...

trenler de gecikir

çok güzel bir mustafa akar şiiri. okudum ve uykum kaçtı.

insan sessizlikte ve asansörlerde yaşlanmıyor
bizim için cennetten yer ayırtacak diye uğurluyorsun ölüleri
insan haksızlığı ve atların titreyişini sevmiyor
çünkü tatlı tatlı yaşlanmanın da keyfi yok

kimsenin kimseye aşkı
ortadoğu’da planları altüst etmiyor
mermisini evde unutmuş avcının şaşkınlığı
namlunun ucundaki kuşun hakikatine kader

üzülme sen en güzel yarının bir öncesisin
sen en kötü günün ta kendisisin
en güzel gün gelmeden
asla şiir sevmemelisin


sen şiir seversen uçaklar hakikate düşer
sen hepimizin yağmuru olsan seni sevmezdik
kimsenin yağmuru kimsenin sevgisine göre değil zaten

annen çaya tek şeker atardı
çayın bile çığlığını öpsün diye
yüzü yere bakan dağları gösterirdi sana
incinmiş iki çirkin haydut olurduk
misafire çam kokulu ve süslü yorganlar çıkartan
taşra kadınlarını anlatmak istemek, şiirdir

sus ve en kırgın ismini sakla herkeslerden
daha büyümeye niyetlenmemişsin
tali yolları kullanıyorsun, iyi
sana suyu hıfzetmek
bana apansız, bana gücenik belalar kaldı

yer yatağındaki tarağı erkeğin akrep sanılır
sen ki kayıp kafiyeyi arama
hasan’la hüseyin’e devam et
vefadır adı bunun
trenler gecikirse, görüşürüz
devamını gör...

geceye şiir

"uyu! yediveren gülleri bahçemizdedir…
ve sevdan arsız sarmaşıklar gibi içimde.
dertlerimiz ya uzakta bir denizdedir
ya saçlarından sonra unuttuğum mevsimde"
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

birilerine laf çarpmak, sataşmak, bilgiçlik yapmak ihtiyacı hasıl oldu bu gece.

başlıklara baktım, numan ali khan denen boş adamla ilgili bir şeyler karalamak istedim içimden gelmedi. gerekçesiz bir şekilde bursluların gerçekten fakir olduğunu yazmak istedim*, koral elektronik harp sisteminin füze falan fırlatmadığını ve şu dakikalarda sınırda görev yapan sistemin taarruz değil, savunma maksatlı orada olduğunu, çünkü sistemin tam halinin 2020 gibi teslim edileceğini, amerikanın ypg lileri bonbalamasının* teyit edilmemiş olduğunu yazmak istemedim. sütlü ve şerbetli tatlılar arasında ayrım yapamayacağımı belki yazarım. henüz yeni katılan yazarların türlü sebeplerle gitmeden önce yarım sayfa yazı döşemesini de çok saçma buluyorum.* güle güle. katkısı olmayan kitapların varlığına da inanıyorum. biraz rahatladım.
devamını gör...

hadis inkarcıları

Allah ıslah etsin dediğim güruh. akıl ve mantık süzgecinden geçirdiklerimizi kabul edelim diyor bazıları da. sizin köhne mantığınıza mı kaldık, haddinizi bilin. iki kitap okuyan hadis alimi oluyor memlekette, ne güzel istanbul be.
devamını gör...

loving vincent

akşam izlediğim değişik film. değişik diyorum çünkü daha önce bu tarzda bir film izlemedim, animasyon gibi ama değil.

van gogh'un son mektubunu kardeşi theo van gogh'a vermek üzere oğlunu görevlendiren posta müdürünün oğlunun, film boyunca bu talihsiz adamın çevresiyle konuşarak onu daha yakından tanıması ve izleyiciye karakterinin ve van gogh'un son günlerinin anlatılması üzerine devam eden bir hikaye.

benim gibi bu sanatın cahillerine filmdeki karakterlerin tablolarla karşılaştırılmasını da göstermeleri iyi olmuş.*

müziklerini de ayrıca not ettim.*

mademoiselle ravoux tablosundaki adeline ravoux karakterini poldark'ın kızıl kızı eleanor tomlinson canlandırmış*, hayran hayran izledim. animasyon olmasına rağmen o surat ve ifadeler ancak bu kadar başarılı olabilirdi.


baştaki oyuncumuz,ortadaki tablonun aslı, sonuncusu filmde canlandırılan.

devamını gör...

geceye şiir

"yılgınım, yılkıdayım, kitabımı kapattım
çayhaneden ayrıldım çaya benzemez çayı
şöyle şeyler söylüyor şımarık zamaneler:
"kibritin var mı tanrım yakasım var dünyayı"

böylesini yapamam, ben böyle öğrenmedim
gençliğimiz en fazla edepli bir günahtı
atalar tekdir eder dönerlerdi divana
boyun burup susardı iki cihan bedbahtı

...

dünya bir kalabalık ıssızlıkmış anladık
kalp testisi sızmasa yanarmış bütün bütün
avunalım diyeymiş kabre nazır bu cümbüş
narkoz ve teselliler sofya loren ve tütün"

...


süleyman çobanoğlu - yılkı
devamını gör...

demem cânâ beni yâd et

bestesi şevki bey'e ait olan hicaz şarkı. daha önce hiç dinlememiştim, ercümend batanay'ın* giriş taksimi yaptığı bir kayda rastladım ve böylece tanışmış olduk. 1951 yılına ait bir kayıt ve yorumlayan tülûn korman.

demem cânâ beni yâd et
ne zulm istersen icâd et
ricâmı dinle imdâd et
beni öldür de azâd et
kimi ister isen şâd et



devamını gör...

çoban taksimi

tanburi cemil bey'in kemençesiyle yaptığı hüseyni taksimin adıdır.

ismi çoban taksimidir çünkü cemil bey kemençeden köpek, kurt, koyun sesleri çıkartarak dinleyenleri maharetiyle mest eder. pastoral ezgiler ve anadolu'yu hatırlatan hüseyni makamı ile.

devamını gör...

emine bostancı

kemençevi hanımefendi. geçen sene tanburi cemil bey derneğinde kemençesini dinlemiştim. hollanda da yüksek lisans yapıyormuş. özer özel'in öğrencisi.



devamını gör...

kütüphanede sabahlamak

öğrencilik hayatımda sadece bir kez yaptığım eylem. dört arkadaş toplandık, dedik okul bitiyor, finallerde yaklaşıyor gidip bir kütüphanede çalışalım hem de hiç kütüphanede sabahlamadık demeyiz dedik.
akşamın erken saatlerinde başladık. geceyi üç farklı kütüphanede geçirdik. iyi de çalıştık şimdi Allah var. sabaha karşı 6 gibi "beyler gözüm kanıyor" diye mesaj atan arkadaşın yoğun ikna çabalarıyla çalışmayı sonlandırdık. bize göre değilmiş. buradan öğrenci arkadaşlara tavsiyem; vakitlice çalışın, macera aramayın.
devamını gör...

doğu perinçek

"hz. muhammed, lenin ve mao büyük devrimcilerdir. hz. muhammed arap kabilelerinin birbirleriyle sürekli kavga ettiği ve savaştığı bir coğrafyada büyük işler başarmıştır." dedi hadsiz ve terbiyesiz bunak.

ve devam etti, "hz. muhammed kaç oy almış,bizim etkimiz de oyla belirlenemez."

t: vatan partisi genel başkanı, istikameti eline tutuşturulan kaşarlanmış avrasyacı.
devamını gör...

klasik kemençe

tanburi cemil bey'in fevkalbeşer biri olmasının alameti bu sazdır dersek yalan söylemiş olmayız hatta eksik söylemiş oluruz.*

mesela tanbur tizlerde kendini tutar, ağlamamak için tutar yanlış anlaşılmasın. ama klasik kemençenin hıçkırıklarını dahi duyabilirsiniz.
devamını gör...

yalnızlar

tarık buğra'nın 1930'lu yıllarda geçen romanı. nedense biraz ötelenmiştir her tarık buğra romanı gibi. beni çok etkileyen bir kitaptır. yazarın hangi ruh haliyle yazdığını hep merak etmişimdir. bu kitabın baş karakteri murad kervancı, tarık buğra'nın diğer bir romanı olan ibiş'in rüyasında da geçer. bu iki kitabı ard arda okuyup ibiş'in rüyasında murad kervancı'ya rastladığımda uzun süredir görmediğim bir dostla karşılaşmış gibi olmuştum.

ayrıca enteresan karakterler de ihtiva eder bu roman. sadist diyebileceğimiz bir karakter vardır "doktor rıza candaş" ve okudukça yorar insanı.
devamını gör...

yapılan duble yollar ile övünmek

övünülecek hizmetlerden biridir.
"neden övecekmişim, benim vergilerimle yapıldı, o kadar vergi alıyor yapacak tabi" gibi argümanlarla buna karşı çıkanları anlamıyorum. bu ülkede hiçbir vergi mükellefi ak parti iktidara geldikten sonra vergi vermeye başlamadı. "daha önceden de vergi veriyorduk ama neden yapılmadı" sorusunu sormanız lazım. sağlık, ulaşım gibi hizmetleri itibarsızlaştırırsanız sizin hiçbir itibarınız kalmaz. eğer bir muhalefet yapacaksanız bu işlerde dönen rantı, adam kayırmacılığı ve dönen rüşvetleri eleştirin, biz de eyvallah deriz merak etmeyin. muhalif olanlar önce dürüst olacaklar.
15 sene önceyi övmenin ne kadar gereksiz ve saçma olduğunu söylemeyelim size. şunu da bilin, bir iktidar kendinden gördüğü iş adamını zengin eder, bu doğal bir reflekstir. her iktidar kalıcı olmak için kendi sermayesini oluşturmak zorundadır. ak parti bunu ne kadar başarmıştır tartışılır. ihalelerin hep aynı çevrelere verilmesinin de sebebi budur ve bunu eleştirmek yersizdir.
devamını gör...

açıl kızım gelen öpsün giden yalasın

sakarya valisinin abisi olması, üslubunu değiştirmesine engel değildir.
"konuşması dinden soğutuyor-uzaklaştırıyor" meselesine hiç girmiyorum. hocanın üslubu bu, ama bir konuşmayla "dinden soğuyacak" kıvama geliyorsanız kendinizi sorgulayın.
devamını gör...