aydınlıkızı

aydınlıkızı
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 801.246
  • Kayıt: 2018-04-29 21:54:29
  • En son giriş: 2018-07-18 01:57:11
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 5
  • Aktif Tanım: 241
  • Açılan Başlık: 82
  • Artı Oy: 1514
  • Eksi Oy: 0
  • Alınan Artı Oy: 942
  • Alınan Eksi Oy: 33
  • Alınan Favori: 84

aydınlıkızı - en çok favorilenen tanımları

şuyuu vukuundan beter

topluma zararı olan bir vakanın *kınayanlar eliyle daha da zararlı hale getirilmesini ifade eder.
--- alıntı ---

suç işlemeye meyilli olan tipler senin benim gibi bakmaz olaylara. sen istediğin kadar paylaşımlar yap, bu paylaşımlar sadece o tiplerin cesaretini arttırır. senin yayıp alenileştirdiğin her vaka, o kişide yalnız olmadığı ve kendisi gibi tiplerin aslında epeyce bir yekün teşkil ettiği fikrini destekleyecektir. bu konularda islami bakış, kötülerin cezalandırılması ama kötülüğün alenileştirilmemesidir. hz. peygamber sav. -ben zina yaptım, beni cezalandır. diyen birisine sırtını dönmüş ve o kişiyi duymazdan gelmiştir.. suçu kınayalım diye suçun reklamını yapmayalım. suça meyyal olan tipler için bu paylaşımlar ibret değil, sadece reklam vesilesidir. suçla mücadelenin en iyi yolu, suçu işleyen kişinin toplumda yanlız olduğu, kendisi gibi tiplerin nadirattan olduğu algısını oluşturmaktır...
*

--- alıntı ---
devamını gör...

kuran'ı tek hakikat kabul etmek

hata değildir. kuran’ı tek hakikat kabul etmek hz nuh’u, hz musa’yı da hakikat kabul etmek demek. bunu kuran söylüyor bize.
kuran’ı kabul etmekle hz muhammed gibi yaşamak tıpatıp aynıdır desek yanlış olmaz.
çünkü hazreti musa’yı hakikat olarak anlatan kuran’ı kerim’i baştan sona bize aktaran odur.
devamını gör...

tarçın ve yumurta

bir araya geldiklerinde cilt temizleme maskesine dönüşen ikili.
* Bir yumurta * ve bir miktar tarçını iyice karıştırdıktan sonra yüzünüze sürün ve on dakika kadar bekleyin deniyor * *. Sonra bol suyla temizleyin. İşe yaradığını göreceksiniz. Deneyen herkes* iyi geldiğini söyledi.
devamını gör...

dişlerini fare mi yedi

dişlerini yeni kaybetmiş bir çocuğa sorulabilecek son soru.
kendi halinde konuşup gülerken delinin biri birden “dişlerine noldu gece fareler mi yedi?” diye sorar, tadı tuzu kalmaz çocukcağızın.
devamını gör...

avrupa yakası

türkiye’de şimdiye kadar çekilmiş en tasarruflu sitcom. *
birbiriyle alakasız iki karakteri oynayan oyuncular vardı, jeneriği oyuncular söylüyordu. aslı zaten dizinin senaristiydi. *
bu kadar iddialı başka bir dizi daha yok sanırım.
devamını gör...

ammice

halkın konuştuğu arapça. her arap ülkesinin farklı bir ammicesi var. bir ürdünlü bir katarlının nereli olduğunu konuşmasından anlayabiliyor. karadenizlileri r harfini söyleyişlerinden tanıyabildiğimiz gibi.

--- alıntı ---

ferid aydın ammice için: "islam'a açılmış bir savaştır" der.

--- alıntı ---

dil bozulmamış bir şekilde akademide, ilmi ve bilimsel çalışmalarda kullanılmaya devam ediyorsa o kadar da ciddi bir mesele olmadığı kanısındayım. hatta zenginliktir diyebiliriz. her dilin ammicesi vardır.
türkçe her bölgenin kendi karakterine göre farklılaşıyor. dilin özüne bir zararı da olmuyor.
“ne yapıyorsun?” sorusunun onlarca söylenişi vardır:
napıyon, notin*, nedin*, napin*, nişlin*, nörüyon* görüyorsun) benim bildiklerim.
araplar da bizim gibi konuşma dilinde kolaylığa gitmişler. bu çok doğal. neden? demek için لأي شيء yerine لَيْش diyorlar mesela. bunun gibi.
arapça kur’an dilidir bozulmamalıdır tabii ki. bozulmayacaktır da inşallah.
devamını gör...

oy

kazan türkçesinde görüş, düşünce anlamına gelen sözcük.
seçimlerde kullanılan oyun ingilizcede ve arapçada karşılığı “ses”tir: vote ve savt (صوت).
ayrıca arapçada, türkçede olduğu gibi görüş anlamına gelen* rey (رأي) de oy anlamındadır.
sesini duyurmak ve görüşünü belirtmek arasında bir fark olmalı.
devamını gör...

acı

bir duygu olarak acıyı herkes tatmıştır.
elle tutulan, gözle görülen, tadı, rengi, kokusu olan somut bir acı vardır, pek bilinmez.
bu acıyla haşır neşir olduğunuz zaman gerçek acıyı hissedersiniz. acıya neden acı dendiğini daha iyi anlarsınız.
dokunduğunuzda, tattığınızda yakar,
içinize çekmek durumunda kaldığınızda içinizi yakar, ciğerlerinizi söker,
eğer acılı ellerinizle gözünüze dokunursanız yine yakar, ağlatır.
bir rengi var, kırmızı.
evet, maraş biberi.
devamını gör...

kadınların aklen noksan olması

burada illaki bir karşılaştırma yapılacaksa, vakıaya baktığımızda karşı cinse nispetle değil kadının kendi vicdanına nispetle aklen daha zayıf olduğunu söylemek gerekir.
illa karşı cinsle karşılaştırma yapılacaksa da erkeğin kadına nispetle duygusal olarak daha zayıf olduğu söylenebilir.
sonuç olarak yaratılışta kadınlar duygusal yönden erkeklerse mantık bakımından daha üstündür diyerek bir uzlaşmaya varılabilir.
şunu da eklemek gerekir, kadının vicdanı, aklından daha kamildir dediğimizde onun aklının erkeğin aklından eksik olduğu sonucu çıkmaz. burada sadece oransal bir üstünlük söz konusu.
*
devamını gör...

aydınlıkızı

aydın ilinden olmayan aydınlı kızı.
kahramanmaraşlıyım.
babam küçüklüğümden beri bana aydınlı kızım der. bu yüzden nick olarak seçtim fakat yazar arkadaşlar aydınlı olduğumu düşünene, ve dahi sarı incirden söz edilene kadar * aydınlı olmadığım halde babamın niye öyle dediğini hiç sorgulamamıştım.
şöyle ki, buranın yerlileri yörük kızlarına aydınlı kızı derlermiş.*
meğer babam daha askere gitmeden bir aydınlı kızı’na aşık olmuş ondan bana aydınlı kızım deyip duruyormuş. bir tür “çocuğa ilk aşkının adını verme vakası”yla karşı karşıyayız... * *
devamını gör...

sürekli mutlu olan insan

mutlu olacak bir şey bulamayanların başına bela oldukları kişidir. ortada hiçbir şey yokken hüzün çöktürmek isterler bu adama.
mutlu görünen insanları bir bırakın. yok sen çok gülüyorsun bu gülmelerin altında mutlaka bir hüzün gizli olmalı.
yok esprili adama bu adam acılarından kaçtığı için her şeyi dalgaya alıyor.
herkes mutsuz olmak zorunda mı?
devamını gör...

sahneye dalıp tüm oyunu bozmak

tiyatro esnasında oyuncuların arasına girip her şeyi dağıtmak suretiyle gerçekleşmesi muhtemel olaydır.
bu ihtimali düşündükçe tiyatronun sahteliğini daha da hissediyorsunuz. aslında öyle değiller ama göz göre göre başka biri gibi davranıyorlar. bunu bildiğiniz için her an replikleri unutacaklar diye geriliyorsunuz bir de. film ya da dizi izlerken öyle olmuyor ama. olaylar bir ekranın içinde dönüyor, müdahale edemezsiniz. her şey daha gerçekçi.
önceki tecrübelerimle mi alakalı bilmiyorum, tiyatroya karşı kıramadığım bir önyargı var. gerçekmiş gibi davranmaları sinir bozucu geliyor.
çok güzel hareketler’de de en çok eser’i severdim sürekli güldüğü için.
devamını gör...

memleketi anlatan sanat eserleri

memleketlerini farklı bir üslupla tanıtmayı tercih edenlerin eserleridir. bu bazen bir roman, bazen bir şiir, bazen bir resim, bazen de bir türkü olabilir.

sözleriyle, müziğiyle, görüntüleriyle muhteşem bir örnek:*


açıklamalı sözleri:
oh ne güzel sazak* çıktı. gız anam hışımız çıktı*.
neydi o deli boyraz? her yeri yaktı yıktı.
gel hele de gelin gel hele. çık şu dama bak hele.
firik olmuş mu tarhana, bir iki diş ver hele.
ceviz, bademi gırın, hırın hışın ayırın*.
anişgil* horantalı*, bitimcik* fazla salın.
gız firik heyle oluk*? Ellahım datlı oluk*.
hatca dama mıhaat ol*, çıkmasın çoluk çocuk.
nakarat.

ayrıca (bkz: malatyalıların ortak özelliği) isimli şarkı da çok başarılı bir örnek.
devamını gör...

tek dil bilen hiç dil bilmez

insan anadilinden başka bir dil bilmiyorsa, bu dile dair hiçbir şeyi tam anlamıyla bilmiyordur. kavramların, başka bir dilde karşılaşmadıkça, tam olarak neyi karşıladığını bilemez.
bu dinler için de böyledir. yalnızca kendi dinini bilen, nasıl bir din üzere olduğunu tam olarak anlayamaz.
devamını gör...

çalgılı düğün

davul, zurna seslerini dinlerken ne kadar sanatsal oldukları üzerine düşündüren eğlence.
sanatsal olduğu söylenecek olursa, sanat görecelidir sonucu çıkıyor. zira davulun sesi uzaktan böyle geliyorsa yanındayken kim bilir nasıl geliyordur. hani davulun sesi uzaktan hoş geliyordu?
devamını gör...

sağlık çalışanları ve insan ilişkileri

birbirleriyle bağlantıları hayati önem arz eden iki mevzu.
hastanelerde çalışan insanların dünyanın en zor işlerinden birini yaptıklarını kabul etmek gerekiyor. insanın merkezde olduğu başka meslek grupları muhakkak var. fakat bu mesleği yapanlar sağlık problemi yaşayanlarla ve onların yakınlarıyla muhatap oluyorlar. dolayısıyla insan ilişkileri konusu, azami hassasiyet gerektiren bir hal alıyor.
bu yüzden işin zorluğundan dem vurulduğu kadar hakkını vererek yapılması, hastalara, hasta yakınlarına muamelede hassas olunması lazım.
oraya gidenler * güleryüz beklemiyorlar zaten. düzgün bir moralle, sorunsuz bir şekilde evlerine dönsünler yeter.
insanların hastaneden ayrılırken “ne iyi insanlar, hiç yüksünmeden yardımcı oldular.” demeleri bizi şaşırtır hale gelmemeli.
devamını gör...

telkin

bir düşünceyi karşı tarafa empoze etmek, anlatmak, aşılamak anlamına gelir. arapça tef’il babından لَقَّنَ mazi fiilinin mastarıdır.
ingilizcedeki talking ile benzeşiyor
hatta (bkz: ele verir talkını kendi yutar salkımı) *

telkin yoluyla kişinin kendisini yönlendirebileceğini söylüyorlar:
“beyin bi şeyi ne kadar çok tekrar ederse, o şeye ne kadar çok maruz kalırsa, o onun gerçekliği olur.”
https://twitter.com/uranyen...
devamını gör...

medipol üniversitesi

asistanlarının, okul öğrencilerinden birini aşağıladıkları gerekçe gösterilerek şikayet edilmelerine rağmen yönetimin konuyla ilgili herhangi bir adım atmadığı iddia edilen kurum.
devamını gör...

bir elin beş parmağı

sondan başa doğru:
serçe parmağı: “pır” yani bir,
yüzük parmağı: “eki” yani iki,
orta parmak: “uç” yani üç,
işaret parmağı: “dürt” yani dört,
başparmak: “baş” yani beştir.
devamını gör...

hoşbeş etmek

öz türkçeymiş gibi görünen ama arapça “güleç olmak” anlamındaki iki fiilin birleşiminden oluştuğunu öğrendiğim deyim:
(هش و بش) : heşşe ve beşşe
sohbet etmenin bildiğimiz beşle ne alakası var diye düşünürdüm, yokmuş meğer.
(bkz: bir elin beş parmağı)
devamını gör...

zaman zıvanadan çıktığında ben bir başkasıdır

kant’ın zamanla ilişkiye dair yorumu.

--- alıntı ---

kant’a göre zaman ve mekân, eskisi gibi algımızla ilgili değildir, ona önceldir. kavramın değişimiyle zaman artık düz-çizgisel hâl alır. gilles deleuze kant derslerinde shakespeare’in “zamanın zıvanadan çıkması” ile rimbaud’un “ben bir başkasıdır” cümlelerini “zaman zıvanadan çıktığında ben bir başkasıdır” biçiminde yorumlar. bu durumda düz-çizgisel zaman üzerinde ilerleyen insan zamandaki bir kesikten ibaret olur. kant’ın zamana dair bu yorumu saf tenzihi bir noktaya işaret eder ve deleuze’ün zaman imgesine ulaşan çizgiyi oluşturur. bu öncel oluş zaman ve uzaya ait olmayanı bilemeyeceğimizi söylerken kant’ın sanat anlatışında öne çıkan yüceliğe atıf yapar. zira yücelik imgeselliği olmayandır.

--- alıntı ---

*
devamını gör...

temkinli ve soğukkanlı erkeğin aklını çelmek

yalnızca “dini ve aklı eksik olan kadın”ın becerebildiğidir.
“...temkinli ve soğukkanlı erkeğin aklını, sizin kadar eksik akıllı ve eksik dinli hiçbir kimsenin çelebildiğini görmedim...” *
peygamber efendimiz bu sözü hangi bağlamda söyledi bilmiyorum ama, ben bunu bir cinsi yüceltip diğerini yeren bir mukayeseden ziyade, kadın ve erkeğin yaratılışlarının farkını ve karmaşıklığını ifade eden önemli bir tespit olarak yorumluyorum.
eskiden beri, kadın ve erkek akıl bakımından karşılaştırılmış. bence bu konuyu daha farklı ele almak gerekiyor.

(bkz: kadınların aklen noksan olması)
devamını gör...

yaşama sevinci

kimilerinde öyle güzeldir ki hayrete düşürür.
yolunda görünen neredeyse hiçbir şey olmamasına rağmen umursamazlar. açıkça görmeseniz hiç dertleri yok sanırsınız. şaşırtıcı olan da budur.
samimiyetle sevmeyi seçmişlerdir. etrafındakiler de onları sever hiç zorlanmadan, istemsiz. sonra biraz daha sevinirler, biraz daha sevindirirler.
yaşamak nedir en çok onlar biliyor, en güzel onlar öğretiyor.
şimdi böyleyken, kim bilir cennette nasıl yaşarlar.
devamını gör...

türkiye batmaz batarsa denizler taşar

(bkz: alev alatlı)
devletimize, ülkenin vatandaşlarına olan güveni ifade eden söz. “bu millet ne olursa olsun vatanına sahip çıkacaktır.” bu güzel bir düşünce.
fakat ülkeyi kendi elleriyle uçurumdan aşağıya iterken “türkiye kendini her zaman toparlamıştır yine toparlayacaktır” diye düşünen asalaklar için çok tehlikeli.
devamını gör...

gamzade

[ımg][/ımg]
en son yazdıklarımı beğensin diye başına gidip okuması için baskı yaptığımdan, eminim görseldeki arkadaşlardan biri onu temsil ediyor. diğer arkadaşın kim olduğuna dair bi tahminim var ama emin değilim.*
devamını gör...

bu vadiden gayrı bir tarz ihtira etseydik nasıl olurdu

afili bir soru.
ikinci beyazıt, hocası şeyh hamdullah’a sormuş bu soruyu.
bu vadiden gayrı bir tarz ihtira etseydik nasıl olurdu?
yani:
bu üsluptan başka bir tarzın patentini alsak nasıl olur?

o döneme kadar hat sanatında arap üslubu kullanılıyormuş.
ikinci beyazıt’ın bu isteğinden sonra şeyh hamdullah eliyle türk üslubuna geçilmiş.
bu bir anlamda “ben özgün bir tarz oluşturuyorum. çünkü benim hakim olmak iddiam var, ben artık bir otoriteyim” demekmiş.
devamını gör...