aydınlıkızı

aydınlıkızı
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 801.246
  • Kayıt: 2018-04-29 21:54:29
  • En son giriş: 2018-07-18 01:57:11
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 5
  • Aktif Tanım: 241
  • Açılan Başlık: 82
  • Artı Oy: 1514
  • Eksi Oy: 0
  • Alınan Artı Oy: 942
  • Alınan Eksi Oy: 33
  • Alınan Favori: 84

aydınlıkızı - son oylananan tanımları

mezuniyet filmi

mezun olan öğrencilerin, okuldaki arkadaşları hocaları dersler vs. kendi dönemlerini ilgilendiren her türlü konuyu işledikleri amatör çalışma.
başkaları için pek bir anlam ifade etmese de bu onlar için büyük öneme sahip güzel bir hatıradır.
devamını gör...

müslüman ülkelerin müslüman çıkmaması

ilginç bir araştırma sonucu.
bu durum, tüm dünyada, müslüman gibi yaşamanın erdemli yaşamak olduğu anlamına mı geliyor?
kültürümüzde kafir, gavur, yahudi gibi kelimeler küfür addediliyor, onlar müslüman deyince akıllarına ideal insan tipi mi geliyor yani?
devamını gör...

president

yazarlara selamını iletmemi söyledi*. ayrıca yazar dostlarından bol bol yazmalarını, sözlüğü sessiz sakin bırakmamalarını istedi.
döneceğini umuyorum.
devamını gör...

tek dil bilen hiç dil bilmez

insan anadilinden başka bir dil bilmiyorsa, bu dile dair hiçbir şeyi tam anlamıyla bilmiyordur. kavramların, başka bir dilde karşılaşmadıkça, tam olarak neyi karşıladığını bilemez.
bu dinler için de böyledir. yalnızca kendi dinini bilen, nasıl bir din üzere olduğunu tam olarak anlayamaz.
devamını gör...

eşi vefat edince yüzüğü çıkarmayan insan

iyi biridir.
(bkz: ahmet özel). eşini kaybedeli yıllar olmuş, hala çıkarmamış. çok ince bir insan zaten.
eşine şiirler yazıyor:

tahassür

bir zamanlar
yaseminden nergisten çiğdemden incinirken
şimdi
hangi güle el attıysam kanadı
bir ırmağa konuşsam
dalgalar durulur
bir gölgeye otursam
kuşlar halkalanırdı
şimdi
o aşk sözleri
o gönül esintileri
hüzün sayfalarında kaldı
bu hazan bahçesinde artık
ne dal ne dalda kaldı

(10.04.2017
)
devamını gör...

ahmet özel

marmara üniversitesi ilahiyat fakültesinden emekli islam hukuku profesörü.

--- alıntı ---

1952 ağrı doğumlu. atatürk üniversitesi islamî ilimler fakültesi’ni bitirdi (1977). aynı fakültede doktorasını tamamladı (1982). islam araştırmaları merkezi’nde (isam) fıkıh ilim heyeti başkanlığı, genel müdür yardımcılığı, danışma kurulu üyeliği gibi çeşitli görevler yanında başından beri ansiklopedinin inceleme heyeti başkan yardımcılığını yürüttü. eylül 2004’ten itibaren ansiklopedi çalışmalarından sorumlu isam başkan yardımcısı, ağustos 2006’dan itibaren ayrıca yönetim kurulu üyesi olarak görevini sürdürdü. ağustos 2011’de marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi’nde islam hukuku anabilim dalında öğretim üyeliğine atandı. arapça, farsça, fransızca ve ingilizce bilmektedir.

--- alıntı ---
devamını gör...

avrupa yakası

türkiye’de şimdiye kadar çekilmiş en tasarruflu sitcom. *
birbiriyle alakasız iki karakteri oynayan oyuncular vardı, jeneriği oyuncular söylüyordu. aslı zaten dizinin senaristiydi. *
bu kadar iddialı başka bir dizi daha yok sanırım.
devamını gör...

sahneye dalıp tüm oyunu bozmak

tiyatro esnasında oyuncuların arasına girip her şeyi dağıtmak suretiyle gerçekleşmesi muhtemel olaydır.
bu ihtimali düşündükçe tiyatronun sahteliğini daha da hissediyorsunuz. aslında öyle değiller ama göz göre göre başka biri gibi davranıyorlar. bunu bildiğiniz için her an replikleri unutacaklar diye geriliyorsunuz bir de. film ya da dizi izlerken öyle olmuyor ama. olaylar bir ekranın içinde dönüyor, müdahale edemezsiniz. her şey daha gerçekçi.
önceki tecrübelerimle mi alakalı bilmiyorum, tiyatroya karşı kıramadığım bir önyargı var. gerçekmiş gibi davranmaları sinir bozucu geliyor.
çok güzel hareketler’de de en çok eser’i severdim sürekli güldüğü için.
devamını gör...

dişlerini fare mi yedi

dişlerini yeni kaybetmiş bir çocuğa sorulabilecek son soru.
kendi halinde konuşup gülerken delinin biri birden “dişlerine noldu gece fareler mi yedi?” diye sorar, tadı tuzu kalmaz çocukcağızın.
devamını gör...

keşke gitmesen

ayrılacağınız yerdeki insanların, yokluğunuzu hayal ettiğinde oluşan hüznün bir tezahürü olarak söylediği duygu yüklü temenni cümlesi...
devamını gör...

arapça türkçe sözlük

arapça öğrenenlerin başvurabileceği kaynaklardan biri. bunların başında serdar mutçalı’nın sözlüğü gelir.
(bkz: dağarcık)
yazar, arap dilinde sözlük telif edebilecek yetkinliğe sahip olmamasına rağmen, fransızca arapça sözlüğü türkçe arapçaya çevirerek bunu başarmış.
sözlük, yazarı bu yönüyle eleştirilmekle birlikte arapça öğrenmeye başlayanların en çok başvurduğu kaynaktır.
devamını gör...

dünyayı ölüm durdurur

dünyanın durması derken kaim olması kastediliyorsa eğer, bunu açıklamak için insanların zarar verdiği tabiatın moğollar’ın yaptığı kıyımdan sonra normalleştiği örneğini getirenler var. acımasızca ama gerçekçi. tarihi gerçekliği nedir tartışılır tabii.
devamını gör...

memleketi anlatan sanat eserleri

memleketlerini farklı bir üslupla tanıtmayı tercih edenlerin eserleridir. bu bazen bir roman, bazen bir şiir, bazen bir resim, bazen de bir türkü olabilir.

sözleriyle, müziğiyle, görüntüleriyle muhteşem bir örnek:*


açıklamalı sözleri:
oh ne güzel sazak* çıktı. gız anam hışımız çıktı*.
neydi o deli boyraz? her yeri yaktı yıktı.
gel hele de gelin gel hele. çık şu dama bak hele.
firik olmuş mu tarhana, bir iki diş ver hele.
ceviz, bademi gırın, hırın hışın ayırın*.
anişgil* horantalı*, bitimcik* fazla salın.
gız firik heyle oluk*? Ellahım datlı oluk*.
hatca dama mıhaat ol*, çıkmasın çoluk çocuk.
nakarat.

ayrıca (bkz: malatyalıların ortak özelliği) isimli şarkı da çok başarılı bir örnek.
devamını gör...

çalgılı düğün

davul, zurna seslerini dinlerken ne kadar sanatsal oldukları üzerine düşündüren eğlence.
sanatsal olduğu söylenecek olursa, sanat görecelidir sonucu çıkıyor. zira davulun sesi uzaktan böyle geliyorsa yanındayken kim bilir nasıl geliyordur. hani davulun sesi uzaktan hoş geliyordu?
devamını gör...

ammice

halkın konuştuğu arapça. her arap ülkesinin farklı bir ammicesi var. bir ürdünlü bir katarlının nereli olduğunu konuşmasından anlayabiliyor. karadenizlileri r harfini söyleyişlerinden tanıyabildiğimiz gibi.

--- alıntı ---

ferid aydın ammice için: "islam'a açılmış bir savaştır" der.

--- alıntı ---

dil bozulmamış bir şekilde akademide, ilmi ve bilimsel çalışmalarda kullanılmaya devam ediyorsa o kadar da ciddi bir mesele olmadığı kanısındayım. hatta zenginliktir diyebiliriz. her dilin ammicesi vardır.
türkçe her bölgenin kendi karakterine göre farklılaşıyor. dilin özüne bir zararı da olmuyor.
“ne yapıyorsun?” sorusunun onlarca söylenişi vardır:
napıyon, notin*, nedin*, napin*, nişlin*, nörüyon* görüyorsun) benim bildiklerim.
araplar da bizim gibi konuşma dilinde kolaylığa gitmişler. bu çok doğal. neden? demek için لأي شيء yerine لَيْش diyorlar mesela. bunun gibi.
arapça kur’an dilidir bozulmamalıdır tabii ki. bozulmayacaktır da inşallah.
devamını gör...

kuran'ı tek hakikat kabul etmek

hata değildir. kuran’ı tek hakikat kabul etmek hz nuh’u, hz musa’yı da hakikat kabul etmek demek. bunu kuran söylüyor bize.
kuran’ı kabul etmekle hz muhammed gibi yaşamak tıpatıp aynıdır desek yanlış olmaz.
çünkü hazreti musa’yı hakikat olarak anlatan kuran’ı kerim’i baştan sona bize aktaran odur.
devamını gör...

dünya nüfusunun savaş zihniyeti azaldıkça artması

doğru orantılı değildir. savaş zihniyetinde değişiklik olduğu bir gerçek. ama nüfusun artmasıyla doğrudan ilişkilendirilmesi çelişkili.
zira tarihte savaşanlar en az can kaybıyla bitirme kaygısındaydı. iki ordu bir araya geldiğinde üçer savaşçının dövüştüğü savaşlarda hangi tarafın savaşçıları alt ederse savaşın galibi sayılması bu kaygı sonucu icat edilmiş olsa gerek. çünkü eskiden insana duyulan ihtiyaç şimdikinden fazlaydı. insanın yaptıklarını yapabilecek teknolojiye sahip değillerdi. değişmeyen tek anlayış pragmatizm gibi.
devamını gör...

sağlık çalışanları ve insan ilişkileri

birbirleriyle bağlantıları hayati önem arz eden iki mevzu.
hastanelerde çalışan insanların dünyanın en zor işlerinden birini yaptıklarını kabul etmek gerekiyor. insanın merkezde olduğu başka meslek grupları muhakkak var. fakat bu mesleği yapanlar sağlık problemi yaşayanlarla ve onların yakınlarıyla muhatap oluyorlar. dolayısıyla insan ilişkileri konusu, azami hassasiyet gerektiren bir hal alıyor.
bu yüzden işin zorluğundan dem vurulduğu kadar hakkını vererek yapılması, hastalara, hasta yakınlarına muamelede hassas olunması lazım.
oraya gidenler * güleryüz beklemiyorlar zaten. düzgün bir moralle, sorunsuz bir şekilde evlerine dönsünler yeter.
insanların hastaneden ayrılırken “ne iyi insanlar, hiç yüksünmeden yardımcı oldular.” demeleri bizi şaşırtır hale gelmemeli.
devamını gör...

beleş

arapça bedelsiz, karşılıksız anlamındaki “bilâ şey” (بلا شيء) söz öbeğinin ammicesi. ne kadar naif değil mi?
diyelim birinden bir hediye aldınız. bu beleştir. gerçekten çok naif * *
devamını gör...

şuyuu vukuundan beter

topluma zararı olan bir vakanın *kınayanlar eliyle daha da zararlı hale getirilmesini ifade eder.
--- alıntı ---

suç işlemeye meyilli olan tipler senin benim gibi bakmaz olaylara. sen istediğin kadar paylaşımlar yap, bu paylaşımlar sadece o tiplerin cesaretini arttırır. senin yayıp alenileştirdiğin her vaka, o kişide yalnız olmadığı ve kendisi gibi tiplerin aslında epeyce bir yekün teşkil ettiği fikrini destekleyecektir. bu konularda islami bakış, kötülerin cezalandırılması ama kötülüğün alenileştirilmemesidir. hz. peygamber sav. -ben zina yaptım, beni cezalandır. diyen birisine sırtını dönmüş ve o kişiyi duymazdan gelmiştir.. suçu kınayalım diye suçun reklamını yapmayalım. suça meyyal olan tipler için bu paylaşımlar ibret değil, sadece reklam vesilesidir. suçla mücadelenin en iyi yolu, suçu işleyen kişinin toplumda yanlız olduğu, kendisi gibi tiplerin nadirattan olduğu algısını oluşturmaktır...
*

--- alıntı ---
devamını gör...