ne desem ki şimdi

ne desem ki şimdi
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 4749.1
  • Kayıt: 2011-08-06 19:49:00
  • En son giriş: 2018-06-18 01:05:46
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 6
  • Aktif Tanım: 2067
  • Açılan Başlık: 45
  • Artı Oy: 6897
  • Eksi Oy: 1516
  • Alınan Artı Oy: 4690
  • Alınan Eksi Oy: 272
  • Alınan Favori: 124

ne desem ki şimdi - tüm tanımları

plastik topla voleybol oynamak

eğlenceli olabileceği tek durum kaçan topları neden hep ben alıyorum? diyecek kadar gözü açılmamış bir çocuğun etrafta olmasıdır. asla kendisine atılmayacak topa vurmak için azimle bekleyen çocuktur bu aynı zamanda. insafsızlar bari bir iki top atın sevinsin garipçeğiz.
devamını gör...

nussknacker

almanya'nın ucuz yollu ve insanda margarin yiyormuş hissi uyandıran meşhur çikolatası. gurbetçiler fiyatının 35 cent olması hasebiyle koli koli taşırlar bu çikolatadan izne gelirken.
devamını gör...

pisa

her üç senede bir uygulanan, 15 yaşındaki çocukların matematik ve fen okuryazarlıklarını ölçen uluslararası sınav. 2015 yılında düzenlenen sınava 72 ülkeyi temsilen yaklaşık 28 milyon öğrenci katılmıştı. türkiye tüm alanlarda oecd ülkelerine göre genellikle son sıralara yerleşiyor.
devamını gör...

numbeo

şehir ve ülkelerin yaşam koşullarıyla ilgili bilgi veren dünyanın en büyük veritabanı. inceledikleri değişkenleri hayat pahalılığı, sağlık hizmetleri, trafik, suç oranları ve kirlilik olarak açıklamışlar. ülkelerle ilgili taksi tarifesinin kaç liradan başladığına kadar detaylı bilgi edinebiliyorsunuz. web sitesinin tasarımı sevimli değil bir tek, epey ilkel duruyor.

link
devamını gör...

öğrenme bilimleri

öğrenmeyi çalışan interdisipliner bir alan. felsefe olarak eğitime mühendislik perspektifiyle baktığını söyleyebiliriz. amaç öğrenmeyi arttıran yenilikçi ortamlar dizayn etmek ve etkili öğretim metodları geliştirmek.

bilişsel bilim, bilgisayar bilimi, eğitim psikolojisi, eğitim teknolojisi, antropoloji ve dilbilim gibi alanları tek çatı altında birleştiriyor. dünyanın pek çok ülkesinde lisansüstü seviyesinde eğitimi verilen bir alan. türkiye'de de iki yıl önce boğaziçi üniversitesi'nde doktora düzeyinde faaliyetlerine başladı.
devamını gör...

sanat simsarı

sanat eserlerini varlıklı insanlara ve koleksiyonculara satan kişiler için kullanılan tabir. hani filmlerde açık arttırma yoluyla değerli bir eseri satmaya çalışan sinir bozucu abiler var ya, sanırım onlar.
devamını gör...

i am groot

filmdeki seslendirilişi çok vurgulu ve duygulu olan replik. dublajı yapan kişi çalışırken yaklaşık 1000 kez tekrar etmek zorunda kalmış. karakterin sonu ise pek duygusal.*
devamını gör...

dikkat ölüm tehlikesi

filmlerde küçük bir çocuk okul çıkışında her zaman kullandığı güzergahı değiştirmek ister ve çimenli bir bölgeye girer ya... ve kamera tam o sırada yeşil tellerin üzerine asılmış sarı bir levhaya zoom yapar. işte o levhanın üzerinde geçen ve insanın kanını donduran ifade bu.

yüksek elektrik gerilimi, zehirli maddeler ve radyoaktivite olması durumunda kullanılması zorunlu. bahh yavrum, kurcalama öyle herşeyi ölürsün sonra demenin levhacası.
devamını gör...

suriyelilere git savaş diyenlerin tsk'ya katılmama sebepleri

orda bir asker var uzakta, o asker bizim askerimizdir mantalitesinin verdiği rahatlıkla, ülkemizde misafir mültecilere adeta kaynanalık yapan kişilerin savunduğu sebepler.

suriyelilerin sosyal hayata karışmasından ve işyerlerinde çalışmasından rahatsızlık duyanların, ama onlar da savaşsın söylemlerini zerre samimi bulmuyorum. ülkeye sığınmış diye adamların karşınızda hazır ola geçmesini bekliyorsunuz adeta. bu adamlar keyiflerinden gelmedi ki buraya.

suriyeliler gitsin diyenler, evlerine misafir geldiğinde yaramazlık yapmasın diye çocukların gözünü korkutan, evim dağılıyor gerekçesiyle misafir ağırlamak istemeyen huysuz insanlar gibiler gözümde.

o insanları bir yük gibi görmezsek belki Allah da bizim sırtımızdan alır bazı yükleri. ekranlarda azarlarcasına bir milleti küçük düşürmek yerine, sistematik şekilde suriyelilerin de askere alınmasıyla ilgili projeler üretmek daha insanca sanki.
devamını gör...

üzerinde bira markası logosu olan ödülü kabul etmeyen futbolcu

mısır uruguay karşılaşmasında maçın adamı seçilen mohamed el shanewy, üzerinde bira markası reklamı bulunan ödülü kabul etmedi. sosyal medyada yaşanan tartışmalarda kendisine yönelen eleştirilerin yanında destek mesajları da mevcut.

eleştiriler genellikle sporcunun çağdışı olduğu ve o kadar hassassa bir bira markasının sponsor olduğu turnuvaya katılmasaydı madem argümanları üzerinden yapılıyor.

önemli bir kesim ise bunun futbolcunun kişisel kararı olduğunu, kimseye hakaret etmeden bu kararı uyguladığını belirtip futbolcuya destek çıkıyor. verilen ödüllerin reklamsız olması ve sadece turnuvayı temsil eden logolar taşıması gerektiği yönünde yapılan öneriler de var.
devamını gör...

afrin'i geri alacağız

hdp eş başkanı sezai temelli'nin yaptığı açıklama. amaçlarının afrin'i işgalden kurtarmak olduğunu söylüyorlar.

hdp'nin seçim bildirgesini gün kürdistan ittifakını sağlama günüdür sözüyle açıkladığını da hatırlayalım. adamlar türk ordusunu düşman, operasyonlarını da işgal olarak görüyor resmen. hdp baraj altında kalmasın diye ona oy vermeyi planlayanlar vardı bir de değil mi?

kaynak
devamını gör...

bağlanma kuramı

bebeklerin, kendilerine bakan kişilere fiziksel ihtiyaçları karşılanmış bile olsa yakın olma arzularını açıklayan kuram.

bununla ilgili harlow'un maymunlarla yaptığı bir deney var. doğumlarında annelerinden koparılmış maymunlar iki sahte oyuncak maymunla bir kafese kapatılır. maymunlardan birisi kürklü bir örtüyle kaplıyken diğeri tellerden yapılmıştır.

bebek maymunlar, oyuncak maymunların yanına konulmuş yiyecek ve içeceklerle beslenirler. deneyin en ilginç kısmı, korkutucu bir uyarı verildiğinde maymunların kürklü oyuncağa yaklaşmalarıdır.

yani yeni doğmuş bebekler çevreden gelen uyarılara karşı, kendilerine benzeyen bir canlının fiziksel yakınlığına ihtiyaç duyuyor. evrimsel olarak bakıldığında ise savunmasız yenidoğanları tabiatın tehlikelerinden koruyan muazzam bir mekanizma bu. hele hele başının çaresine bakabilmesi uzun yıllar alan insan türü için.
devamını gör...

gürültü yapan sınıfı uyarmaya giden göreve yeni başlamış öğretmenin dramı

var böyle bir dram. mesleğe yeni başlamış olmanın verdiği idealizmle umutlu bir öğretmensindir. her ders bir fetihtir senin için.

ama o da ne? derslerden bir ders yan sınıfın hocası gelmemiştir. öğrenciler bir ordunun çıkarabileceğinden daha fazla gürültü yapmaktadır. biraz da acemi olmanın getirdiği ruh haliyle önce bir kararsızlık yaşarsın müdahele etme konusunda. ama ders işlemen imkansız hale gelmiştir. üstelik dersi normalde de anlamayan işgüzar öğrenciler hocam hiçbir şey anlamıyouureazz diye yakınıyordur*.

sonra gürültü yapan sınıfa gidersin, seni görünce susarlar. yan sınıfta ders işlendiğini, çok ses yaptıklarını, sessiz olmaları gerektiğini söyleyip sert bir dille uyarırsın. kapıyı kapattığın anda tekrar gürültüye başlarlar. tam o anda anlarsın ki asla kazanamayacağın bir savaştır bu. sınıfa geri dönersin gelmeye devam eden gürültüler eşliğinde. öğrencilerin gözünde otoritenin yerle bir olduğunu hissedersin. her biri anlamlı anlamlı seni süzerken içlerinden biri o şok tespiti yapar: hocammm gürültü gelmeye devam ediyeahh.

biraz öfkeli, ama yine de başı dik tutmaya çalışarak tekrar gidersin o sınıfa. bu sefer ses tonun daha yüksektir. etkili olacağını düşündüğün için teker teker her öğrencinin gözünün içine bakarak yaparsın uyarılarını. kapıyı kapattığın anda gürültülere ek olarak kahkaha sesleri duyarsın bu sefer. hergeleler bir de senin öfkenle dalga geçiyordur.

omuzların çökmüş, mağlup bir ifadeyle dönersin sınıfa. sesler gelmeye devam etmektedir tabi. gururlu takınmanın bir işe yaramayacağını bilirsin çünkü herşey ayan beyan ortadadır. neyi yanlış yaptığını düşünürsün ama bulamazsın. dersin bitimine 5 dakika kala uff keşke müdürü çağırsaydım fikri gelir aklına. öğrencilerin gözünde yerle bir olmuş otoritenin sorgulamaya başladığın yetkinliğinin acısıyla bitirirsin dersi*.
devamını gör...

çalışkan görünümlü tembel öğrenci

öğretmenlerde büyük beklenti yaratıp, sınav sonuçlarıyla tam bir hayal kırıklığına sebep olurlar. kısacık öğretmenlik demeyimime dayanarak bunun çakal öğrenciler tarafından uygulanan bir taktik olduğunu söyleyebilirim. amaç hocanın zihnindeki çalışkan öğrenci imgesinden nemalanıp yüksek sözlü notunu kapmak.
devamını gör...

eğitimde fırsat eşitliği

öğrenci başarısını yordayan en önemli faktör ailelerin sosyal ve ekonomik durumu olduğu müddetçe çok da işe yaramayacak olandır. istediğiniz kadar okul kapasitesini ve öğretmen kalitesini arttırın, aile refahı başarıyı belirleyen asli unsur olmaya devam edecek.

peki yapılması gereken şey ne? toplumun her kesiminin sosyal ve ekonomik olarak belirli bir refah düzeyine ulaşması gerekiyor. e bunu eğitimle de yapamıyoruz. alın size nur topu gibi bir paradoks.
devamını gör...

probability distribution

istatistiksel analizlerin kalbi olan dağılım. çalışma prensibi insanı hayrete düşürecek cinsten.

diyelim bir grupla ilgili bilgi edinmek istiyorsunuz. mesela türkiye'deki lise öğrencilerinin mühendislik kariyerlerine olan ilgisini merak ediyorsunuz. tüm ülkedeki lise öğrencilerinden veri toplamanız mümkün değil, çok masraflı olur çünkü. bu yüzden tercihen rastgele seçilmiş küçük bir örneklemle çalışıyorsunuz.

ama asıl sorun bu grubun türkiye'deki öğrencileri temsil edip etmediği. işte olasılık fonksiyonu sayesinde, topladığınız azıcık veriyle bu sorunun cevabını verebiliyorsunuz. yani türkiye'deki tüm öğrencilerin mühendislik kariyerine karşı olası ilgisinin dağılımını elde ediyorsunuz. bir de üstüne sizin grubunuzun bu dağılımın neresinde olduğunu buluyorsunuz. böyle de muhteşem bir şey... sosyal bilimci de olsanız tez yazacaksanız muhakkak anlamanız gereken bir dağılım bu.
devamını gör...

çekingen olmak

çekingen bir çocuğu oyuncaklarla dolu tanımadığı bir odaya bıraktığınızda, aynı o bıraktığınız şekilde kalır orada. bi gezeyim dolanayım, şuraları karıştırayım, oyuncaklarla oynayayım demez. ağlaya zırlaya anasının gelip kendisini almasını bekler.

heh aynısı büyük insanlar için de geçerli işte. örneğin okula gidiyor ya da çalışıyor çekingen kişisi. bir sürü insanla dolu tanımadığı bir odaya bırakılmış gibi oluyor adeta. insanlara yaklaşamıyor, iletişim kurmak için ne yapması gerektiğini bilmiyor. kazara birileri yanına gelip selam çekingen, biz dostuz dese, uzaylı görmüş gibi bakıyor. halbuki korkmasa, oynayacağı çok güzel oyuncaklar keşfedecek, kendisini mutlu edecek iyi insanlar tanıyacak... bu sorunun çözümüyle ilgili değişik yöntemler ortaya atılabilir, fakat ben size neyin işe yaramayacağını söyleyeyim: azıcık sosyal ol, insanlarla tanış. hayat çok güzel... şeklindeki dahiyane tavsiyeler...*
devamını gör...

edis

çökük yüzü, kendisinin kısa zamanda çok fazla kilo verdiği konusunda şüpheye düşürüyor. bazı fotoğraflarda inanılmaz yaşlı durmasının sebebi bu bence. tip olarak ise uraz kaygılaroğlu'na benzeten bir tek ben miyim?
devamını gör...

horseshoe

hakkında, ingilizler'deki naifliğe bakar mısınız? at ayakkabısı diye bir terimleri var... biz ise aynı kelime yerine ne kullanıyoruz? nal! minvalinde komikli bir tespit olan kelime.

psikolojide bu durumun bir açıklaması vardır kesinlikle. en nihayetinde atın ayağına giydirilen bir nesneden bahsediyoruz, ha at ayakkabısı demişsin ha nal... *
devamını gör...

karizmatik cevaplar

- abi sadece iki nokta yetmez, bir de parantez eklemen gerekiyor gülücük yapmak için, ":)" bu şekilde yani...
+ ben gözlerimle gülüyorum sadece, ":" yeter... nasıl göndereceğim şimdi peki?
- send'e bas abi...

internetin yeni popüler olmaya başladığı zamanlardan, etkileyici bir alıntı...
devamını gör...

pedagojik formasyon

öğretmen ihtiyacının 90,000 olduğu ülkemizde atama bekleyen öğretmen sayısının 450,000 olduğu düşünüldüğünde, tek açıklamasının ekomik çıkarlar olduğu bariz olan program. meb'in kendi yayınladığı kılavuza göre ise fen-edebiyat fakültesi mezunlarının işsizlik sorununu çözmek gibi dahiyane bir gerekçeleri daha var. kulislerde konuşulan değil, bizzat meb tarafından yayınlanan kılavuzda geçiyor bu ifade. şaka gibi gerçekten. ciddi öğrenci talebi ve ekonomik baskı olmasına rağmen sadece boğaziçi üniversitesi ve odtü'de uygulanmıyor.
devamını gör...

kadınların dinle ilgilenmemesi

camiler için geçerli değil bu bahsedeceğim karşılaştırma... ama okullarda, hastanelerde ve alışveriş merkezlerinde ezan okunur okunmaz mescitlere koşan genelde hanımlar oluyor. hatta bazı birleşik mescitlerde zavallı kadınlar bekliyor ki erkekler cemaat olsun da onlar da uysunlar... ama nerde...

üstelik yapılmış pek çok araştırmaya göre de kadınların daha dindar olduğu ve daha sık ibadet ettiği kanıtlanmış durumda. buna sebep olarak fıtri birtakım özellikler gösterilse de toplumdaki sosyalleşme sürecinin de etkili olduğu varsayılıyor.

örneğin güç ve zenginlik geleneksel olarak erkeğin kontrolünde. bu durum kadınların ekonomik, sosyal ve politik olarak daha zayıf hissetmesine sebep oluyor. onlar da tüm bu olumsuz koşullarla baş etmek için dine yönelmeye daha meyilli oluyorlar. her ne kadar kulağa rahatsız edici gelse de, bilimsel olarak bu şekilde açıklanıyor durum. her toplum özelinde işleyiş çok farklı olabilir tabi.
devamını gör...

ekşi sözlük

her yükselen muhalif sesin küfür, hakaret ve troll yaftasına maruz kaldığı, okuması insanın psikolojisini bozan sözlük. sıcacık, herkesin fikirlerini özgürce ifade edebildiği sözlüklerin kıymetini bildiren cinsten...
devamını gör...

bim vs şok

bim'deki kasiyerlerin iletişim becerileri şok'takilere göre çok daha iyi. para üstünü 5 kuruşum yok bahanesiyle vermeme olayı şok'ta yaşanıyor daha çok mesela. ama kasiyer o kadar umursamaz bir şekilde söylüyor ki bunu, sanki mecbursunuz oraya 5 kuruş hibe etmeye. böyle durumlarda gıcıklığına bende 5 kuruş var siz bana 10 kuruş verin diyorum*.

geçen gün mesela iftara çok az bir süre kalmış, kasiyer ürünleri geçirdi kasadan, sıradaki adamın kartını pos makinesine okuttu. sonra uflayarak kağıt kalem çıkartıp adamdan doldurmasını istedi. adamcağız şaşırıp nolduğunu sorunca pos makinesinin çalışmadığını ve ürünleri kasadan geçtiği için form doldurulması gerektiğini açıklama zahmetinde bulundu. ama sanki adam suçlu, öyle bir konuşması var kadının. bırakıp gitti adam da ürünleri. normalde hödüklük olarak algılananabilecek bu davranış tam da o kasiyerin hak ettiği şeydi aslında. insan özür diler, şu saatte sizi mağdur ettik sorun bizde falan der ama nerde...
devamını gör...

kıskançlık

kıskançlık aslında çok da kötü bir duygu değil. hep olumsuz ve yıkıcı etkilerinden bahsedildiği için öyle algılıyoruz sadece. bence hayatta iyi yerlere gelen kişilerin içlerinde az da olsa kıskançlık var. çünkü bu duygu insanı kamçılayan, harekete geçiren bir şey...

bu gerçekle ilk kez anneannemin okulunu uzatan kardeşime yaptığı atarla tanıştım. bal yanaklım çok rahat bir modda takılan kardeşime aynen şöyle çemkirdi: "ya senin içinde hiç kıskançlık yok mu? niye gayret etmiyorsun okulunu bitirmek için?". sonra döndü bana, doktora yollarında helak olan torununa dedi ki: "sen kıskançsın dimi yavrum? kıskançlık öyle iyi bir şey ki, adamı profesör yapar." tam olarak övdü mü yerdi mi hala daha emin olamasam da kastettiği şey epey anlamlı bence. insanlardan içten gelen safi duygularla ve hiç mukayese yapmadan iyi yerlere gelmelerini beklemek epey ütopik gibi.
devamını gör...

15 haziran 2018 portekiz ispanya maçı

insanda, şimdiye kadar izlediğimiz o maçlar neydi öyle gızzz? tepkisi oluşturan, bana göre dünya kupasını gerçek anlamıyla başlatan maçtır. tahta kemirmişiz, sunta yemişiz resmen o savunma odaklı kuzey afrika ve arap ülkelerinin maçlarını izlerken.*
devamını gör...

oğul kişisinin babanın yanında değilken ayrı bir yaşam formuna dönüşmesi

karakteristik özellikleri bilumum afrika dansları yapmak ve karabasan gibi arkadaşlarının ensesine çökmek olan haşarı çocukların, babalarının yanında adeta süt dökmüş birer kediye dönüşmeleri olayıyla birbirini tamamlayan durumdur.

saygı mıdır korku mudur buna sebep olan şey bilinmez... fakat bu haytaların mağdur ettiği çocukların izlemekten büyük zevk aldıkları sahnelerden biridir babalarının karşısındaki o zavallı halleri.
devamını gör...

verilen borcu geri isteyememek

kişiyi en çok strese sokansa borç verdiğiniz kişinin sanki hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi davranmasıdır. halbuki arada kaş göz yapsa, "abi bende o iş, halledeceğim en kısa zamanda" tadında küçük el hareketleriyle sırtınıza dokunsa o kadar da dertlenmeyeceksinizdir.

borcu çatır çatır isteyip sonra üzerine konuşmayı gururuna yedirememek çok ilginç bir psikoloji gerçekten. bir işaret ver insafsız, unutmadığını bilelim.
devamını gör...