ne desem ki şimdi

ne desem ki şimdi
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 4749.1
  • Kayıt: 2011-08-06 19:49:00
  • En son giriş: 2018-06-18 01:05:46
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 6
  • Aktif Tanım: 2067
  • Açılan Başlık: 45
  • Artı Oy: 6897
  • Eksi Oy: 1516
  • Alınan Artı Oy: 4690
  • Alınan Eksi Oy: 272
  • Alınan Favori: 124

ne desem ki şimdi - en çok favorilenen tanımları

dünya sözlük kelimelik ekibi

bir dünya sözlük yazarıyla yaran bir mesajlaşma yaşamama sebep olan ekip. listede oyun isteği gönderdiğim yazarlardan birine durumu bildiren bir mesaj göndermeyi unutmuşum. yazar da haklı olarak merak edip hangi yazar olduğumu sordu. yaran diyaloğumuz aşağıdaki gibi seyretti. merhabalaşma faslından sonra...

-dünya sözlükten istek yolladım size.

+biliyorum onu tahmin ettim, ama hangi yazarsınız acaba?

-ne desem ki şimdi.

+direkt nick'inizi söyleseniz mesela.

-nickim ne desem ki şimdi. hahaha o kadar mı bilinmeyen bir yazarım.

+hayır biliniyorsundur da, bu nick'le çıkaramadım... *

-doğrudur çok aktif değilim sözlükte...

+yoksa şu glfahfdkanafdodl nick'li yazar mısın?

- :) :) :) :) hayır, nick'im ne desem ki şimdi...

+ :d :d :d tamam şimdi anladım...


hayır yani boşuna mahlassızım demiyorum, hiç nick gibi duruyor mu gerçekten...
devamını gör...

gay olma nedenleri

kendi cinsine ilgi duyan insanların beyinsel işleyişlerinin farklı olması, eşcinselliğin kabul edilebilir olduğunu göstermez. aynı şekilde ağır suç işlemiş pek çok suçlunun da beyinsel yapılarının farklı olduğu ispatlandı tarihte. fakat bunu suçluları aklama mekanizması olarak kullanmıyoruz.

yukarıda da bahsedildiği gibi, evrimsel açıdan bakıldığında bile hayatta kalmaya ve nesli devam ettirmeye faydası olmayan tür davranışları en hafif tabiriyle "anlamsız"* olarak nitelenebilir. bu durumda benimsenen, iki kişinin rızasının olması ve üçüncü kişilere zarar gelmemesi gibi argümanları da pek destekli bulmuyorum şahsen. acı çekmekten zevk alan bir mazoşist ve sadist arasindaki ilişkiyi de makul bulalım o zaman. ya da doğada türler arası ilişki var diye zoofiliyi de savunalım.

tüm tanımları okurken şunu anladım şahsım adına. ahlaki olarak eşcinselliğin uygun olup olmadığını bilim yoluyla ispatlayamazsınız. bilimin bulgularını kullanarak savınıza destek bulursunuz sadece. ama zaten bir müslüman olarak ben eşcinselliğin haram ve kabul edilemez olduğunu biliyorum. kaynak olarak da Allah'tan gelen vahyi gösteriyorum. bilim bunu bir delil olarak kabul etmeyebilir, ama eşcinselliğin ahlaki olduğunu hiçbir zaman ispatlayamayacağı için sorun yok sanırım.
devamını gör...

camide kız erkek karışık sohbet etmek

bence tartışılması gereken konu kadın-erkek karşılıklı sohbet etmenin caiz olup olmadığı. dışarıda istedikleri gibi konuşsunlar camiye gelince yüzlerini görmesinler. bence mantıklı değil. hz. ömer'e mehir kararıyla ilgili karşı çıkan kadın da camideydi, demek ki sohbete rahatlıkla katılabileceği bir yerde duruyordu. ama bu yan yana namaz kılmalarına bir gerekçe teşkil eder mi emin değilim.

cami sosyal hayatın bir yansıması olmalı bana göre. aslolan günlük hayatta edep ve hayanı ne kadar muhafaza edebildiğin. sen kendini muhafaza etme derdindeysen her yerde muhafaza edersin. "camide yapmayın bari" anlayışı bana göre olayın özünü kaçırıyor maalesef.
devamını gör...

ülkeyi arabistan'a çevirmek

(bkz: beğenmeyen yallah amerika'ya)**

maalesef eline fırsat geçtiği ilk anda dinini yaşamaya çalışan insanların boğazına çöreklenecek epey insan var ülkede. nasıl bir nefret, nasıl bir tahammülsüzlük... hep şöyle dua ediyorum: Allah fırsat vermesin...

geçen gün bir komşumuzun başına gelen hadiseyle bu durumun bir kez daha farkına varmış oldum şahsım adına. market kasasında sıra bekleyen çarşaflı bir kadın, kendisine dik dik bakan bir adama, yanlış yerde mi duruyorum acaba düşüncesiyle neden baktığını sorar. herif pişkince "nerene bakayım ki, bakılacak bir yerin mi var?" der. komşumuz bunu anlattığında sinirden saçımı başımı yolacaktım. cevap vermedin mi, haddini bildirmedin mi diye sorduğumda ne söyledi biliyor musunuz? korktuğunu. ulan nasıl bir kabustu ki, 15 yıldır kurtulamadı insanlar bu aşağılık psikolojisinden... öyle bir ezilmişlik, sindirilmişlik... tüm güçleriyle, medyayla, okulla yaptılar bunu... çocukları çarşaflı annelerinden utandırdılar. ince bir dalgalanmayla bu kadarını yapmaya başlayan, olur da bu zihniyet başa gelirse neler yapmaz? bunlar kendileri gibi olmayanların başını ezerek nefes alıyorlar. ironik olansa tam da bununla karşı tarafı suçlamaları. ne diyoruz, Allah fırsat vermesin. bu milletin başını, laik kemalist teyzelerin ahkamları karşısında eğdirmesin.
devamını gör...

misafirliğe çıplak ayakla gitmek

küçücük bir ilkokul öğrencisiyken çorap giymekten nefret ederdim. bir gün okula spor ayakkabılarımın içine çorap giymeden gittim. dışarıdan bakıldığında anlaşılması imkansızdı. öğretmenim sıraların arasında dolaşırken eğildi, eliyle ayakkabımın kenarını kontrol etti ve hayretten kocaman olmuş gözlerle "çorap yok mu ayağında? niye çorap giymiyorsun?" diye sordu. yaşadığım şok ve öğretmenimin bu ürkütücü dikkati yüzünden ayağıma lehimlenmiş çoraplarla yaşadım sonraki hayatımı. bu sebeple şahsım için söz konusu olamayacak eylemdir.
devamını gör...

laik atak geçiren kemalist kadın

teyze son 10 seneyi resetlemiş sanıyorum. nasıl bir dinazor kafasıdır bu ya. sana mı soracak nasıl giyeceğini. o kanunu yazanlar kime sormuşlar da koymuşlar, halkın uymasını bekliyorlar. bir avuç, gücü elinde bulunduran azınlık istediğini yazmış koymuş, sonra da "soç oşloyorsonoz." en büyük insanlık suçu işlendi asıl 90 sene önce kimse hesap soramıyor.

ulan bir de biz bu adamlara niye oy veriyoruz, ne işi var o maddenin hala orda ya. okuduğu madde de din adamlarıyla ilgili sanırım, halkı bağlamıyor aslında. boşa parçaladı kendini iyi mi.

not: nasıl sinirlendiysem, hiç tarzım olmayan bir şekilde yazmışım. ulan falan. ama hak etmemiş mi.*
devamını gör...

sözlük yazarlarının koleksiyonları

kinder sürprizden çıkan oyuncakların koleksiyonunu yapıyorum. 100'e yakın parça var. benim de servetimi akıttığım ve kurtulamadığım bir bağımlılığım var artık *.

edit: dayanamadım, akşam akşam çıkartıp resmini çektim... resmen terapi şunlarla uğraşmak...

devamını gör...

haftada 2 gün dersi olan öğrenci

yüksek lisans ya da doktora yapıyordur. ama lisansa göre çok daha fazla ders çalışmak durumunda olduğu için, okula az gidiyor olmanın zevkini yaşayamaz. hayat kendisi için okuma yapmak, orijinal araştırma konuları bulmak, ödev hazırlamak üçgeninde geçer.

sınav olmuyorsunuz, haftada iki gün okula gidiyorsunuz, ne güzel geliyor kulağa dimi. öyle değil işte. üniversiteye hazırlanırken bile bu kadar çalıştığımı hatırlamıyorum. bir de üstüne işi olanlar var, onlar dönem sonunu serumla falan getirebiliyorlar anca.
devamını gör...

makyaj yapmamak

bundan çok değil 5 yıl kadar önce sosyal medyada resimlerini paylaşan tesettürlülere "dudağınızda ruj mu var?", "gözünüze kalem çekip dışarı çıkmışsınız, bu tesettüre uygun mu?" tarzında yorumlar yapılırdı. şimdiyse makyaj yapmak o kadar kanıksanmış ki, yapmayana anormal gözüyle bakıyorlar. biri makyajsız fotoğrafını paylaşsa "yüzünüz çok donuk, bir iki şey sürseydiniz!!!" diyecekler neredeyse. her neyse ne yapıyoruz herkes yapıyor diye caiz olmayan bir eylemi normalleştirmiyoruz gözümüzde. inanan bir kadın dışarı çıkarken makyaj yapmaması gerektiğini bilir, yapmaz ve dahi yapanları uyarır *
devamını gör...

saç dökülmesi

sac dökülmesini engelleyen bir tarif: 4 su bardağı kaynamış suya 1 yemek kaşığı lavanta tohumu * eklenir ve ılımaya bırakılır. banyodan sonra temiz saçlar bu lavantalı suyla durulanır. en az yarım saat bekletip tekrar su ile durulayabilirsiniz *
devamını gör...

bayramlarda kadının kocasının elini öpmesi

bizim evde, ardından kocanın eşinin elini öpmesiyle devam eder. çok seviyorum annemle babamı ben, sonra bir gülüşüyoruz, hoş saadet dolu dakikalar yaşıyoruz hep beraber. tabi esprili bir biçimde gelişiyor her şey ama annemi de bizim gibi sıraya girip babamın elini öperken hayal edemem kimse kusura bakmasın. en güzeli işte böyle, birbirlerinin elini öpsünler.
devamını gör...

plastik topla voleybol oynamak

eğlenceli olabileceği tek durum kaçan topları neden hep ben alıyorum? diyecek kadar gözü açılmamış bir çocuğun etrafta olmasıdır. asla kendisine atılmayacak topa vurmak için azimle bekleyen çocuktur bu aynı zamanda. insafsızlar bari bir iki top atın sevinsin garipçeğiz.
devamını gör...

öğrenme bilimleri

öğrenmeyi çalışan interdisipliner bir alan. felsefe olarak eğitime mühendislik perspektifiyle baktığını söyleyebiliriz. amaç öğrenmeyi arttıran yenilikçi ortamlar dizayn etmek ve etkili öğretim metodları geliştirmek.

bilişsel bilim, bilgisayar bilimi, eğitim psikolojisi, eğitim teknolojisi, antropoloji ve dilbilim gibi alanları tek çatı altında birleştiriyor. dünyanın pek çok ülkesinde lisansüstü seviyesinde eğitimi verilen bir alan. türkiye'de de iki yıl önce boğaziçi üniversitesi'nde doktora düzeyinde faaliyetlerine başladı.
devamını gör...

afrin'i geri alacağız

hdp eş başkanı sezai temelli'nin yaptığı açıklama. amaçlarının afrin'i işgalden kurtarmak olduğunu söylüyorlar.

hdp'nin seçim bildirgesini gün kürdistan ittifakını sağlama günüdür sözüyle açıkladığını da hatırlayalım. adamlar türk ordusunu düşman, operasyonlarını da işgal olarak görüyor resmen. hdp baraj altında kalmasın diye ona oy vermeyi planlayanlar vardı bir de değil mi?

kaynak
devamını gör...

eğitimde fırsat eşitliği

öğrenci başarısını yordayan en önemli faktör ailelerin sosyal ve ekonomik durumu olduğu müddetçe çok da işe yaramayacak olandır. istediğiniz kadar okul kapasitesini ve öğretmen kalitesini arttırın, aile refahı başarıyı belirleyen asli unsur olmaya devam edecek.

peki yapılması gereken şey ne? toplumun her kesiminin sosyal ve ekonomik olarak belirli bir refah düzeyine ulaşması gerekiyor. e bunu eğitimle de yapamıyoruz. alın size nur topu gibi bir paradoks.
devamını gör...

pedagojik formasyon

öğretmen ihtiyacının 90,000 olduğu ülkemizde atama bekleyen öğretmen sayısının 450,000 olduğu düşünüldüğünde, tek açıklamasının ekomik çıkarlar olduğu bariz olan program. meb'in kendi yayınladığı kılavuza göre ise fen-edebiyat fakültesi mezunlarının işsizlik sorununu çözmek gibi dahiyane bir gerekçeleri daha var. kulislerde konuşulan değil, bizzat meb tarafından yayınlanan kılavuzda geçiyor bu ifade. şaka gibi gerçekten. ciddi öğrenci talebi ve ekonomik baskı olmasına rağmen sadece boğaziçi üniversitesi ve odtü'de uygulanmıyor.
devamını gör...

kıskançlık

kıskançlık aslında çok da kötü bir duygu değil. hep olumsuz ve yıkıcı etkilerinden bahsedildiği için öyle algılıyoruz sadece. bence hayatta iyi yerlere gelen kişilerin içlerinde az da olsa kıskançlık var. çünkü bu duygu insanı kamçılayan, harekete geçiren bir şey...

bu gerçekle ilk kez anneannemin okulunu uzatan kardeşime yaptığı atarla tanıştım. bal yanaklım çok rahat bir modda takılan kardeşime aynen şöyle çemkirdi: "ya senin içinde hiç kıskançlık yok mu? niye gayret etmiyorsun okulunu bitirmek için?". sonra döndü bana, doktora yollarında helak olan torununa dedi ki: "sen kıskançsın dimi yavrum? kıskançlık öyle iyi bir şey ki, adamı profesör yapar." tam olarak övdü mü yerdi mi hala daha emin olamasam da kastettiği şey epey anlamlı bence. insanlardan içten gelen safi duygularla ve hiç mukayese yapmadan iyi yerlere gelmelerini beklemek epey ütopik gibi.
devamını gör...

oğul kişisinin babanın yanında değilken ayrı bir yaşam formuna dönüşmesi

karakteristik özellikleri bilumum afrika dansları yapmak ve karabasan gibi arkadaşlarının ensesine çökmek olan haşarı çocukların, babalarının yanında adeta süt dökmüş birer kediye dönüşmeleri olayıyla birbirini tamamlayan durumdur.

saygı mıdır korku mudur buna sebep olan şey bilinmez... fakat bu haytaların mağdur ettiği çocukların izlemekten büyük zevk aldıkları sahnelerden biridir babalarının karşısındaki o zavallı halleri.
devamını gör...

2018 minimum bayram harçlığı

mahallenin imamıysanız eğer, fitre bedelinin yarısı gibi bir tutarın sizi iflas ettirmesi pek muhtemel. mahalledeki tüm çocuklar muhakkak ziyaretenize geliyor çünkü. biz de alternatif olarak sürpriz yumurta veriyoruz çocuklara... para olarak düşünüldüğünde pek makbule geçmeyen bir tutarla çocukların gözlerini ışıldatan bir hediye vermiş oluyorsunuz.
devamını gör...

bayram temizliği

mağdurlarının şu saatlerde yorgunluktan sızıp kalmış olabileceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. asansörde kendi kat düğmelerini ovalamakla meşgul olabilirler.
devamını gör...

recep tayyip erdoğan

ekranda yorgun yüzünü her gördüğümde içimi ağlama hissiyle dolduran adam. bu ülke için gözümüzün önünde ömrünü tüketti resmen, yaptığı fedakarlıklarla, aldığı kararlarla ve dahi hatalarıyla... sen ne onun ne de bizim yüzümüzü düşürme rabbim...
devamını gör...

chp kütahya mitinginde kuran okunması

laz fıkrası gibi resmen. nelere kadirmiş bu oy sevdası... en solcusuna el açıp dua ettiriyor, kur'an dinlettiriyor. keramet gösterişte değil dini yaşamakta bir anlasalar... anlayamadıkları için zaten saçmalıyorlar ya böyle. kınadığınız, hunharca eleştirdiğiniz şeyleri bir bir yapmaya devam edin, izlemesi çok zevkli oluyor.*
devamını gör...

bir vaat olarak halka para dağıtma

"sana oyuncak alıcam" vaadiyle çocukları kandırmaya çalışmak gibi bu. alım gücünü arttırmadıktan sonra dünya kadar para dağıtmışsın hiçbir anlamı yok.

çocuklar somut dönemdeyken, bir bisküviyi parçalara bölüp verdiğinizde, tek bir bisküviye göre daha çok bisküviye sahip olduklarına inanırlar. halkın somut dönemi çoktan geride bıraktığını varsayarsak, insanları etkilememesi gereken bir vaat bu.
devamını gör...

hâlâ yol yaptılar diyebilen insan

pek çok güzel iş başardı şu anki hükümet. ama eksik oldukları çok fazla konunun olduğu da bir gerçek. fakat bu adamların inancı, samimiyeti ve yaptıkları, daha güzel işler yapacaklarının teminatıdır bana göre. bırakın yolu molu, 10 sene önce hayal bile edemeyeceğim bir üniversitede akademik olarak ilerleyebiliyorum başımdaki örtüyle. sırf bu sebepten bile bir ömür boyu destekçisi olacağım bu insanların.
devamını gör...

önemli bir şey düşünürken birinin sizinle konuşması

bu hayatta belki de en iyi yaptığım şey odaklandığım anlarda beni çeldirmeye çalışan insanlarla mücadele etmek. ama bunun kaynaklandığı şey aynı anda birden fazla şeye odaklanamama problemi sanırım. asla bir işle uğraşırken bir yandan da başka biriyle konuşamam. çekmecelerimi düzelteceğim mesela, adeta bir görev bilinciyle ritüel şeklinde girişirim o işe. aynı anda evdekilerle sohbet edemem. konuşmaya her çalıştığımda gerilirim, yaptığım işin verimini azaltıyormuş gibi hissederim.
devamını gör...

ibrahim halil üçer

üniversitede okurken yaşadığımız çağdan duyduğu memnuniyetsizliğin kendisini nasıl bir girdaba sürüklediğini anlatmıştı geçen günlerde bir konferansta. gündüzleri dışarı çıkamadığından, geceleri yolda yürürken şehrin tabiatında oluşan maddi ve manevi bozulmayı daha az hissettiğinden ve bu sebeple hep geceleri dışarı çıktığından bahsetmişti. hayatının bir döneminde yaşadığı bu "kaçış", çok anlamlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda bence. "doğru soruları sorabilmek" için mücadelesini akademi alanında veren çok değerli bir hoca. Allah sayılarını arttırsın.
devamını gör...

gelinlik

annem lila renk, cepkenli ve geleneksel esintiler taşıyan ipek bir gelinlik giymişti. zamanının hararetli ilahiyat gençliği arasında kimse annem kadar popüler olanın dışına çıkmayı tercih etmemişti. tüm o büyük başörtülü, bol pardesölü ablalar paşa paşa giymişlerdi beyaz, taşlı, tüllü gelinlikleri... şu zamanda bir kişi de çıksın desin ki ben beyaz gelinlik giymeyeceğim, örfümüze adetimize uygun bir kıyafet tercih edeceğim... şunun olma ihtimali milyonda bir bile değil bak söylüyorum. bazı şeyler o kadar kanıksanmış ki üzerine söz söylemenin hiçbir anlamı olmuyor. "e telefon da kullanma o zaman" falan diyor insanlar. kültürel yozlaşma tam olarak bu olmalı sanırım. bozulmuşsun ama farkında değilsin.
devamını gör...

aldattığından dolayı evliliği bitmiş biriyle evlenmek

başlıkta kadın ya da erkekten bahsedilmemiş. ama otomotik olarak herkes kadın olduğunu düşünmüş çünkü erkeklerin aldatması o kadar sıradan ki boşanmak için bir sebep bile olamaz*.

öncelikle böyle bir kadınla evlenme şansınız düşük çünkü türk erkekleri bu tip durumlarda boşanmak yerine öldürmeyi tercih ediyor. gerçi böyle bir erkekle evlenme ihtimaliniz de düşük çünkü evlilikler erkek aldattığı için bitseydi, evli çift kalmazdı ülkede sanırım. çifte standart, ikiyüzlülük...
devamını gör...

şeytanın hileleri

henüz 10 yaşında bir çocukken okuduğum ve şeytanla peygamberimiz arasındaki diyaloğun adeta zihnime kazındığı kitap. şeytanın kendi ağzıyla yatsıyı kılmadan uyuyan kişilerin kulağına bevlettiğini söylediği bir bölüm vardı. ne zaman yatsıyı kılmadan uyuyacak olsam kulaklarımı ellerimle sıkı sıkı kapatırdım*. gerçi somut dönemden çoktan çıkmış olmam gereken bir yaş ama mecazları anlamada sıkıntı yaşamışsam demek ki biraz. düzenli olarak kılmaya başladığım ilk vaktin yatsı olduğunu söylememe gerek var mı bu arada?*
devamını gör...

bütün piknik ve mesire alanlarının suriyeliler tarafından kapılmış olması

aklıma almanya'da yaşadığım zamanlarda tüm yeşil alanları hoyratça gasp edip çekirdek çitleyen türk'leri getiren tespit. oradaki alman'lar için etki çok daha sarsıcı olmalı, zira türk'lere zerre benzemiyorlar. ama suriyeli kardeşlerimizle hem coğrafi hem de karakter olarak daha yakın olduğumuz için, sosyal alanlardaki davranışları epey tanıdık aslında. hiç birbirimizi kandırmayalım, daha önce gidip o yerleri kapamadığımız için gıcık oluyoruz sadece.
devamını gör...

tokalaşmak için uzatılan elin havada kalması

hassasiyet sahibi insanların en önemli imtihanlarından birisidir bu durum. kişi inançlarının gereği olarak karşı cinsle tokalaşmak istemez. ve "hangi devirde yaşıyoruz", "nasıl bir yobazlık bu" damgalamalarıyla karşılaşır çoğunlukla. yani yobazlıksa yobazlık, kişisel algılamaya gerek yok bu durumu bence. muhafazakar insanlarda "elini sıkmazsam nasıl bir tepki verir?" gerginliği yaşatmaya kimsenin hakkı olmamalı. bunu kabullenmek niye bu kadar zor anlamıyorum? düşünce şeklim nasıl farklıysa selamlaşma şeklim de farklı olabilir. bunu aşma konusunda ciddi sıkıntılar var ülkede maalesef.
devamını gör...

şenol güneş'in kafasını yaran kişiyi bilmiyorum ama inanın alkoliktir

bir adamın kafasına sert bir cisim atarak onu öldürebilecek ruh haline sahip birisi için suizanda bulunulması, şahsımı en son rahatsız edecek şeylerden birisi heralde. alkolik dediğimiz nedir abi, niye herkes alkolik güzellemesine girişti anlamadım. içip içip ne yaptığının farkında olmayan, çevresine ve kendisine zarar veren, insanlıktan çıkmış kişiler değil mi bunlar? böyle bir kişinin bu eylemi yapmasından daha doğal ne olabilir? hayır yani duyan da alkolikler kendi hallerinde, münzevi takılan zavallı kişiler falan sanacak. rte'nin bu açıklamasında eleştirilecek bir şey göremiyorum ben. cismi atanı mı ötekileştirmiş, alkolikleri mi toplumdan ayırmış ne yapmış.
devamını gör...