aziyade

ünlü fransız yazar pierre loti'nin osmanlı türkiye'sinde görüp büyük bir aşkla bağlandığı kadındır. pierre loti bir müddet ayrılıktan sonra türkiye'ye geri döndüğünde genç kızın ayrılık acısına dayanamayarak, kahırdan öldüğünü öğrendikten sonra aziyade adlı eseri yayınlar...

esas tanım; böylesine güzel bir ismi, mahlas olarak seçmesinden anladığım kadarıyla, sözlüğe kaliteli tanımlar kazandıracak müstakbel sözlük yazarı. hoş gelişler ola efendim...

devamını gör...
aziyadé pierre loti'nin tanınmasını sağlayan ve 1879da yazdığı kitap.

*
. . . aziyedé’ye dönüp ilave edelim ki, bu kitabın vakası abdülaziz’in son günlerinden başlayarak 93 harbi içinde nihayet bulur ve aziyadé kendisini bir ingiliz zabiti şeklinde tasvir eden loti ile sevişip sonra kederinden ölen genç, ve yaşlı bir kocaya verilmiş bir çerkes kızıdır.
bu aşk macerasının gerçekliğini loti ölünceye kadar iddia edecektir. eserin içinde deli saçması denecek derecede hayal mahsülü iddialar ve tasvirler çoksa da harikulade şiirli sahifeler de aynı nisbette mebzuldür.
---

sevgili aziyade ise, gayetle hoş bir yazardır. *

devamını gör...
moderatörlüğü hayırlar getirsin.. *
devamını gör...
hoş geldin diyemediğim ender yazarlardan biri.**

hoş gelmiş , hoş yazar.
moderatörlüğü de hayırlı oldu inşaallah.*
devamını gör...
takdirimi kazanmış bir moderatör...

kendisini ve onu moderatör yapan yüce heyeti tebrik ediyorum...selamlıyorum...

niçün ? şunun içün : formata uygun bulmadığı girimi silmeden önce bana mesaj gönderip, kısa bir tanım yazarsanız yazınız silinmez dedi.bu sözlükte * alışkın olmadığım bir durumdu. bu mesajı alınca çok şaşırmakla beraber çok sevindim. umarım örnek teşkil eder. *

tabi girimizi kılıfına uygun bir tanımla silinmekten kurtardık. * *


kibar, düşünceli hoş insana tekrar teşekkür ederim...
devamını gör...
benım tanımımı bana onceden haber vermeden sılmıs ama, sonrasında kıbarca nedenını acıklamıs moderatordur. benım de takdırımı kazanmıstır.bır takdırde bızden olsun efenım.
devamını gör...
içinde yanan uzak ışıklara, rabb'in hikmetinin serinliği serpilsin.
her daim yüzün gülsün güzel kardeşim , hayrlı ömürlerin yazıldığı bir kaderde mevlam dualarının kabulü ile yollarını kesiştir inşallah.
nice yaşlara tüm sevdiklerinle..
devamını gör...
üniversitenin bittiği yaz.
hayat boşluktan ibaret.askerlik durumu meçhul. en iyisi onlar gelip alana kadar bir işe girip çalışmak. teyzeoğlu tepehome da satış görevlisi. yeni açılacak maslak sanayi şubesine personel alınacakmış. evrakları hazırlayıp götürdüm. müdür mezun olduğum bölümü gördüğünde pazarlamayla ilgili birkaç soru sordu. verdiğim cevapları beğenince "yarın sabah 10.00 da gel,hayırlı olsun " dedi.
ertesi sabah 10.00 da işyerindeyim. çiçek ve vazo reyonuna bakan bir adamın yanında takılıyorum. gelen müşterilerle o ilgileniyor. ben de işi öğreniyorum. büyük bir yer. mankenler, dizi oyuncuları falan geliyor arada hareketlilik çok. çalışanların çoğu bayan. akşamları iş çıkışı mağazadaki iki çocukla birlikte bara gidip takılıyorlar. sevda isminde bir kız var kasa da duruyor. bindiğim servise bindi tanıştık. dakika bir elindeki cipsi ağzıma uzattı. tersledim. şakaya vurup özür diledi. kafamı diğer yana çevirip dışarıyı izledim.

üçüncü günün akşamı eve geldiğimde mahalleden arkadaşım arayıp evine çağırdı. gittiğimde başka bir arkadaş daha vardı. hal hatırdan sonra eski çalıştığı muhasebe bürosuna eleman aradıklarını söyledi. araya haftasonu girmek üzere. günlerden cuma. pazartesi giderim dedim. sohbet muhabbet akarken telefonum çaldı. özel numara. açtım ses vermiyor. son iki haftadır birkaç kere özel numaradan arayıp dinleyen bir sapığım olmuştu. "konuşsana kardeşim" diye başlayıp küfürle devam edecek bir konuşmaya giriyordum ki kapadı.
yarım saat sonra tekrar çaldı. bilmediğim bir numara arıyor. açtım bir kız sesi.
" alo kimsiniz ? "
" tanımadın mı ? "
" hayır kimsin kardeşim ? "
" tanımadıysan boşver "
" ya söylesene oynama benimle sevmem böyle şeyleri ebru musun ? canan ? derya ? "
" nee ? sus sus tamam " dıt dıt dıt ...

kim olduğunu çok da düşünmeden yattım. ertesi gün işe gitmedim. birkaç defa aradılar açmadım. akşam dün evinde kaldığım arkadaşım işten geldikten sonra mahalleye çıktık.
bana dün telefondaki kızın kim olduğunu sordu:
" bilmiyorum "
" ben biliyorum "
" nerden biliyon ? "
"bugün öğrendim aradım konuştum "..
" kim oğlum söylesene ". adını söyledi. yutkundum önce. "hadi lan " dedim. " valla, valla oymuş bugün tam iki saat uğraştım zorla aldım ağzından " "... "
"ne susuyorsun oğlum ?" dedi. kalktım oturduğum kaldırımdan oynamaya başladım. safça beni izliyordu arkadaşım.
" oğlum mal mısın napıyon ?"
" hacı ben ne zamandır bu anı bekledim ooh bee oh bee sonunda aradı "
" amma sevindin lan ? "
" herhalde aga ayrılırken öyle dua ettim ki bi gün bi çağrı bi mesajla bile dönsün bana diye"
" lan ne şerefsizsin kız seni seviyor oğlum"
" nerden biliyon ?"
" ben biliyorum "

oturup konuşmaya başladık. defalarca mesaj atmış adını öğrenmek için."yüz kontör borçlusun bana " dedi. güldüm sonra " .... ya gidecekmiş okumaya " dedi.
" ne ?" " evet .... ya gidiyormuş yarın görüşmek için ikna ettim bi saat kadar görüşeceğiz bi yerde " diye ekledi " ben de geleceğim " dedim. " sen gelirsen çok ayıp olur haber vermeyeceğime söz verdirtti " dedi.
" bak kırarım kafanı senin senin yerine ben gideceğim " dedim. "oğlum ben onu bi daha nasıl göreceğim ..... ya gidiyor diyorsun " " evet " deyip sustu.
sonra " tamam lan ama ben karışmam kötü bi şey olursa yalvar yakar ikna ettim diyeceksin çok ayıp olur kıza seni görmeyi hiç istemiyor " dedi. " tamam " dedim.
içimde mahallede deli gibi bağıra çağıra koşmak geçiyordu.

gece güç bela uyudum.
günlerden 30 ağustos. sabah kalktığımda buluşma saatine 3 saat vardı.dünyanın en uzun 3 saati.
hazırlanıp erkenden yola çıktım. onu beklemek bile güzeldir diye kafeye yarım saat önceden gittim. dışarıyı gören masalardan birine oturdum. neler konuşacağımı,nasıl konuşacağımı düşünmeye başladıkça kalbimin gürültüsü kulaklarıma geliyordu. " şu okul işi nerden çıktı ikna ederim belki de gitmez " gibi saçma bir düşünce oturmuştu dün akşamdan beri aklıma. ne yapıp edip ikna etmeliydim gitmemesi için. onca sene nasıl geçecekti ayrı şehirlerde. saatime baktım on beş dakika kalmıştı. kafeye göz attım. buraya daha önceden birkaç defa gelmiştim ama böyle bir buluşma için geleceğim neyse..
bunları düşünürken arkadaşım aradı. " hacı geliyor şu an merdivenleri çıkıyor " dedi. kendimi topladım. merdivenlerden elinde tepsiyle bulunduğumuz kata çıktı. uzun kahverengi bir etek giymişti, başını kahverengi bir şalla örtmüş ve beyaz bir ceket ve içine beyaz bir penye. melek gibiydi. arkadaşımı aradı gözleri sonra ben ayağa kalkınca bana baktı. gülümsedim. geri dönmek için döndü koşarak yanına gittim arkadaşımı sordu. " birazdan gelecek " dedim. " yok ben gidiyorum " dedi. kolunu tuttum. ona dokunmanın yarattığı şaşkınlığa rağmen kendimi toplayıp " gel beş dakika konuşalım şurda " dedim. " hayır ! " " yaa beş dakika sadece beş dakika ".
masaya yürüdük. ben de beyaz bir gömlek giymiştim. tıpkı konuştuğumuz zamanlardaki gibi aynı renk kıyafetler giymiştik.
karşılıklı oturduk. ben ona bakarken o etrafa bakıyordu. bir kez bile bana bakmadı. kafedeki televizyonda çıkan klipleri izledi bir süre ben onu izlerken. sonra hal hatır sorduk birbirimize. uzun suskunluklar vardı cümlelerimiz arasında durmadan arkadaşımı soruyordu " birazdan gelecek " diyordum. bakmıyordu hiç yüzüme. dışarı bakarak konuşuyordu. çekingen bir hali vardı. önündeki gazoz kutusunun açma halkasıyla oynamaya başladı. laf açmaya çalıştıkça kestirip atıyordu. sonra bir ara bana baktı. gözlerine baktım. gözlerime bakarak istemsiz mırıldandı: " off gözlerin çok güzel ! "

afalladım. önüne bakarak sustu. söylediğine pişman olmuş gibi bir hali vardı.
kalkıp kucaklamak istedim. ellerine gitti ellerim çekti ellerini. " yapamam dedi ... ya gidiyorum okumaya " " gitme " dedim "gitme birkaç ay ver bana sadece birkaç ay " " olmaz başkası var " dedi. " ya bırak yalan atmayı bir kez de beni düşün. haklı gerekçelerinle defalarca gittiğin yerde bıraktığın beni düşün yok başka birisi olamaz ". sustu. ellerini tutmak istedim tekrar çekti. birden sordum " benimle evlenir misin ? ". zamansızdı biliyorum. bir buçuk yıldır görmediğin sevgiliyle ilk buluşmanda kurulacak en son cümle bu biliyorum ama bu soruyu sorabileceğim tek insandı.
" evet " dedi.
" ama önce okul. ben okuldan gelene kadar görüşmeyeceğiz. " diye ekledi.
" şaka mı yapıyosun ? "
" yoo çok ciddiyim,"
" ben yapamam "
" bekleyemezsin yani "
" evet bekleyemem "...
" sen bilirsin, ben bekleyeceğim ? "
" sen bekle ben bekleyemem yaa nasıl beklerim onca zaman görüşmeden "
" ben başkasıyla evlenemem. gelene kadar bekle. ben bekleyeceğim. sabredeceğiz."

cevap veremedim. varlığı yokluğundan daha ağır gelmişti sanki. gitmek için kalktık. onunla birlikte yürümeyi öyle özlemişim ki onunla beraber yürürken birilerinin bize bakmasını.
minibüs durağına kadar götürdüm. susuyorduk yine. birbirimize saatlerce konuşacak kadar açtık oysa. minibüse bindi ve hareket eden minibüs gözden kayboldu.
eve nasıl geldiğimi yatağa kendimi nasıl attığımı hatırlamıyorum. annem girdi on dakika sonra. sabah ki hazırlığımdan bir şeyler sezdiğini biliyordum.
her şeyi anlattım. görüşmeden nasıl bekleyeceğimi. " beklemelisin oğlum " dedi. " ama merak etme yarın arar o seni " dedi.
ertesi gün muhasebe bürosuna gittim görüştüm. şartları konuştuk. askere gidene kadar çalışacağımı söyledim kabul etti yeni patronum. o gün yeni işlerimi öğrendim.
akşam eve dönerken telefonum çaldı. arayan o ydu. heyecanla açtım:

" nasılsın ? "
" iyiyim işten dönüyorum sen ? "
" iş mi ? "
" evet muhasebe işi oldu bugün yarın başlıyorum "
" hayırlı olsun ben de markete çıkmıştım bi arayayım dedim "
" sesimi duymak istedin yani "
" evet " ....

en güzel hikayem kaldığı yerden böyle başladı.
günlerden 30 ağustos tu ve zafer de bayram da benimdi.

* *
devamını gör...
**
nice mutlu ve huzurlu yıllarda, en sevdiklerinle bir arada olman dileğiyle..
rabbim her daim seninle/sizinle olsun.
devamını gör...
doğum günüymüş yazarı.

napak, doğum günün kutlu olsun mu diyek?
devamını gör...
gülen yüzünün ve mutluluğunun bir ömür ailesiyle iman, hayır, huzur, sağlık, içinde sürüp gitmesini dilediğim naif yazarımız.
devamını gör...
doğum günüymüş.rabbim ömrünü hayırla güzelliklerle donatsın.gönlündeki dua ve niyetlerin kabul http://olsun.doğum günün kutlu olsun...
devamını gör...
akrostişli bir şiir hazırladım kendisine, ama bugününü mahvetmemek adına sildim.* madem bugün doğmuştur, o zaman iyi ki doğmuştur.
devamını gör...
birinci yaşı haricinde her doğum gününde yanında olduğum yazar.yine doğum günün kutlu olsun.yine hayırlı mutlu nice senelerin olsun.
not:kardeşin *
devamını gör...
hakkında bu kadar tanım yazılınca yeniden doğdu sandım.öyleymiş.
mutlu yıllar olsun.
devamını gör...
hani becerebilsem var ya acayip bir doğum günü tanımı yazacam ama yok ben de o kabiliyet. gerçi sağolsun, üvey ne var ne yok yazmış, hatta okurken o tanımın devamındaki tanımları da farketmeden o tanımın devamı sanıp öyle okudum ve kendi kendime "eleman sağlam yazıyor ama çok uzatınca sapıtıyor, kafa bulaşık teli kıvamına geliyor, konu bütünlüğü kalmıyor" diye düşündüm.

neyse, konumuz o değil. şimdi bir doğum günü mevzusu ver ve ben bu başlığa o yüzden geldimdi. yazarımızın doğum gününü tebrik eder, vatana millete hayırlı olmasını dilerim... oldu mu? olmadı...

devamını gör...
hayırlı ve hayra hizmet eden bir ömür dileğiyle..

"doğum gününü nerede kutlayacağız buarada. her yer dolu. neyse ki dervish babanın bir çiftliği var. herhalde çiftliğinde pasta da vardır"
devamını gör...
öncelikle doğum günümü kutlayan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum.* *

bu durumdan rahatsız olan arkadaşlarım var belli ki. buranın bir aşk sözlüğü olmadığının uvey de ben de son derece farkındayız bu zamana dek kimse anlamasın diye birbirimizin mahlas altına dahi birşeyler yazmadık. fakat bu günün benim için hem özel olması hem de uvey den ayrı geçirmem gerektiğinden bana böye bir jest yapmıştır.bundan rahatsız olan yazar arkadaşlarımdan özür dilerim buna sebebiyet verdiğim için.
devamını gör...
bir kez gönül yıktın ise
bu kıldığın namaz değil
yetmişiki millet dahi
elin yüzün yumaz değil..

yol odur ki, doğru vara,
göz odur ki, hakkı göre,
er odur ki, alçak dura,
yüceden bakan göz değil... *

istemeden de olsa gönlünü kırdığımız yazardır. kendisinden helallik diliyorum...


biz buraya gönül kırmaya gelmemiştik...

editasyon: bu tanımın bir üstteki yazı ile alakası yoktur...
devamını gör...
sözlükte beni tanım yazmaya iten moderatör. * kendi aramızda eğleniyoruz sayesinde. aaaa ne biçim eğlence anlayışın var senin de diyenler için, biz daha iyisini bulana kadar ,en iyisi budur efendim.
sağolsun , sağolsun da hep uzun yazsın ben özetliyim dediğim nazik yazar.

bir nick altı cancişlimde benim olsun projem dahilinde ancak bu kadar cancişlik yapabildim.* zamanla daha canciş şeyler yazarım. *
devamını gör...
amarok'la devamlı karıştırdığım, ''daha ziyade'' dermiş gibi bir his bırakan nikin sahibi yazar.
devamını gör...
pierre loti'nin selanik'te tanışıp istanbul'da da görüşmeye devam ettiği, vefatından sonra da mezarını sık sık ziyaret ettiği sözde kadın... kadının ismine bakarak kafkas kökenli olması ve büyük ihtimalle azad edilmiş bir cariye olması gerekir. bu sebeple isminin 'azade' olması gerekiyor idi. ancak, pierre loti "azizzade" ismini "aziyade" olarak telaffuz eder ve kitabında da o şekilde tanıtır. aziyade'yi tanıtırken de alakasız bir şekilde "türk kadını, kocalarına rağmen başka erkeklerin koynuna girmek için can atar." der. sözün özü şudur ki; pierre loti'nin aziyade diyerek bizlere yutturduğu kadın, esasında selanikli azizzade tahsin efendi"den başkası değildir.
devamını gör...
nick altı çılgınlığından nasibini almayacağını düşünen yazar, çok yanılıyor. *
devamını gör...
uzun bir aradan sonra ortaya çıkmış yazar.özledik yahu*
devamını gör...
nerededir, neden gözükmüyor hiç, yine misafir mi ağırlıyor diye sorduğum yazarcığım. arada bir gir de selam ver özledik yahu*
devamını gör...
yazar a ithafen ;

ya rabbi !

bu güzel vakitlerin hatrına onu hz fatıma validemize komşu eyle.
devamını gör...
sevgili dost,
el el üstünde kimin eli var? bu oyunu hatırladın mı?
bir kule; herkes elini bir başka el üstüne koyuyor.
gözünü açsa görecek; hayır oyunu bozmuyor..
el el üstünde kimin eli var? yalnız bu oyun var hatıralarda.
etten ve kemikten bu babil kulesi'nin, ellerin acaba hangi katında?
ellerin hangi ellere değiyor?

sevgili dost,
şimdi ben bu elleri ne yapayım? bulunmasalar saklardım, tavan aralarında.
atsınlar diye görenler ellerini, ellerimi dilencilere atardım..

sevgili dost,
eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar,
ellerini bulabilirdim onların içinden..
**
devamını gör...
lachen onze gezichten met de komst van de engel engel.*
devamını gör...
bir günde 292 yazı ile cogito veritabanının başını döndürmüş, tematik karayollarına nur yağdırmıştır.*

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar