lise yıllarındayken bir konu hakkında tartışmıştık. bağırdı çağırdı falan, sinirlendirdi beni. sonra bakkala göndermek istemişti de gitmiyorum demiştim. kısa süreli bir baş kaldırıydı bu aslında. sonuçta bakkalın yolunu tutmuştum.
devamını gör...
"ne diyon sen lan" demiştim o da "ulan cebine harçlığını koyan benim onu diyorum" deyince problemi çözmüştük.

böyle bir olay oldu tabi ama başlığa konu olan başkaldırı evi terkedip istanbul'a gitmem ve bir daha dönmeyip 1,5 sene civarında konuşmamamız olmuştu. marifet mi dersin, yok itten pişmanım lan. şimdi çocuklarıma bakıp bana yaşatma Allah'ım deyip babama olabildiğince düzenli gazetesini götürerek halini hatırını soruyorum.
devamını gör...
çocukken bazı kanalları izlemek yasak idi bizim evde bunlardan biri de "kanal d" babama karşı en büyük başkaldırım o zaman "sihirli annemi" defalarca izlemek idi.


- pişman mıyım ? aslaaaaaaa ...
devamını gör...
düşündüm ve aklıma sadece şu geldi:
5 yaşındayken zatürre ye yakalandığım sıralar doktorun ayın her gününe iğne yazmasından sonra babama iğne vurunmayı reddetmiştim. babam hergün parka götürme bahanesiyle beni sağlık ocağına götürdü. 30 günün 30 unda da bu tufaya düştüm. başkaldırım bu kadar.
devamını gör...
max planck ve einstein'in tartışmasında o yobazca planck'ı tutarken ben realizme inandım.
devamını gör...
3 kişinin tutması sonucu babanın ağzını burnunu kırmanın eşiğinden dönmek, iyi ki tutmuşlar diyorum ama bi taraftan da iyi ki dövmeye kalkışmışım diyorum, şimdi pambıh gibi.
devamını gör...
ateist olduğum halde bunu söylesem babam beni öldüreceği için cenabet cumalara gittim ve dua okumayıp başka şeyler düşünüp içimden şarkı söyledim pişman değilim.
devamını gör...
delikanlılıkta eve geç geldiğimde "nereden geliyorsun ulan bu saatte" sorusuna karşılık, her zaman "hiçbir yerden" cevabını vermemdir. o da bu hiçbir yeri bildiğinden başka soru sormazdı.
devamını gör...
namaz konusunda kavga ediyorduk, en sonunda sinirlenip o zaman dinden çıkıyorum deyince hayatında ilk kez tokadı bastı. gözlüğüm bir yana elimde ki telefon başka bir yana uçmuştu. hayatımda babamdan yediğim ilk ve tek tokat olarak hatıralarımda yerini aldı. sonuç olarak hak etmiştim.
devamını gör...
ülkeyi terketmek. dönüşüm muhteşem oldu diyemeyeceğim tabii.
devamını gör...
lise ikide sevgilim olduğu için telefonuma el koydukları dönemde arkadaşımın annesinin nüfus cüzdanı fotokopisi ile yeni hat alıp yanları ışıklı telefonumla 30a yakın erkekle mesajl
devamını gör...
üniversitede farklı bir şehirdeydim. ilk senemin sonunda evimin karşısında olan eğitim fakültesine başvurup yatay geçiş yapmamı istediler. ortalamam da buna yetiyordu. orda okuyacağıma hiç okumam diye biraz mızmızlanınca kazanan taraf oldum.
devamını gör...
başkaldırı olarak sayabileceğim en büyüğü çok kilolu olup çok yediği için önündeki tabağı almak ve yeter artık çok yedin demek.
devamını gör...
şehir dışından bir arkadaşım evine kalmaya davet etmişti beni babam da uzak bir memleket olduğu için izin vermemişti ben de bidaha yüzümü göremezsiniz diye tehditler savurmuştum. sonra göndermek zorunda kaldılar çünkü yüzümü göremeyeceklerini biliyolardı Allah affetsin.
devamını gör...
bir keresinde birlikte kırtasiyeye bir şeyler almak için gitmiştik. ben de önceden konuştuklarımız dışında bir ürün dosyasının fiyatını sorma girişiminde bulundum. fakat sağolsun kendisi genel adeti olmak üzere "ne yapacaksın o dosyayı, ne gerek var?" diye kükredi. öyle cimri bir insan da değildir ha karakteristik olarak gıcıktır sadece. sonra benim gözler dolsun, sen bir şey demeden eve koş. neyse eve geldim ben nasıl ağlıyorum, kırtasiyedeki adam tüm bunlara güldü diye daha da şiddetleniyor hıçkırıklar. sonra babam eve geldi, çağırdı beni. bir de ağlıyorum ya ona da tahammül edemiyor. "kes, kes ağlama, noldu sanki?" diye susturmaya çalışıyor beni. ben nasıl dolduysam artık... "anlayamazsın sen ne olduğunu, çünkü senin duyguların yokk!!!" diye bir bağırdım. ağlaya zırlaya nasıl çıktım o odadan hala şaşarım. peder beye yapamazsın yani böyle şeyler yüzyılın despotudur kendisi. ben bağırıyorum ama bir yandan da korkuyorum gelip beni döver mi diye. odur budur kendisiyle dışarıya çıkıp bir yerlere gitmek istemem.
devamını gör...
babamla bizim tarihimiz zaten başkaldırı ve isyan üzerine... konudaki tüm yazılanları okudum, çoğunluğun hayırlı evlatlığı, itaatkarlığı karşısında kendimi karşıma alıp ayıpladım, hatta biraz da çemkirdim, azarladım.
gerçi ben hep isyancıysam bunun nedeni de babamdır, onun verdiği terbiye nedeniyledir o ayrı konu.
neyse uzatmadan ben de anlatayım bir iki olayımızı madem;
lisedeyim o vakitler. yerel seçimler yaklaşıyor ve her gün evlerde siyasi tartışmalar, analizler gırla gidiyor. büyüklerin yanında küçüklere laf düşmez olayı olmazdı bizim evde. rahatça fikrimizi söyler, tartışmalara katılırdık. sağcıların iki adayı da zayıf. ve solun dürüst, halk arasında sevilen bir başkan adayı var. babamlar seçimi böyle giderse sol alır minvalinden konuşuyor. ben de lafın gelişine;
-baba varsın sol parti alsın seçimi. zaten belediyede parti değil bence kişi ve yapacağı hizmetler önemli. hatta siz de soldaki dürüst adaya vermelisiniz. demeye kalmadan babamın gözlerinden fışkıran alevi görür görmez topukladım. bir olimpiyatçı atlet gibi kapıya rüzgar gibi ulaşmışım. kapatır kapatmaz babamın kapıya fırlatılan terlik sesini duydum.
sonra yine aynı seçim mi hatırlamıyorum ama yine bir yerel seçimdi. babam bir gün eve gelip anneme, hazırlanın başkan bizim aşağı mahalleye geliyor konuşma yapacak mitinge gidiyoruz dedi.
ben konuşmalarını bölerek, ben gelmem dedim. kimsenin şakşakçısı, alkışçı başısı olamam kusura bakmayın diyerek kestirip attım. manyak merry, hastayım falan desen ya..! neyse adam delirdi tabi, kızdı bağırdı ama beni bırakıp gitti. maçoydu, deliydi ama hiçbir çocuğuna da eli kalkmamıştır, böyle de adamdır babacık.
sonra bir de unutamadığım, üniversitede yine bir tartışmamızın ortasında suratına telefon kapatmışlığım var. haklı da olsam başka babaların affetmeyeceği bir davranıştı. onun değerini perçinlemiştir bende.
şimdilerde memlekete gidişlerimde babamla takışmalarımızı bazen komşular, eski dostlar anlatıyorlar. ben çoğunu unutmuşum ama meğer bazıları anektoda, komikli fıkralara dönmüş, halk arasında örnek verilir olmuş.
Allah ondan razı olsun... merry'yi büyüten iklimi sunan velinimetimdir.
devamını gör...
babamda tıpkı tüm babalar gibi * evini geçindirmeye çalışan ; işten yorgun argın geldikten sonra eline televizyon kumandasını alıp televizyon karşısında uyuyakalan , sıcak yaz günlerinde beyaz atletiyle , soğuk kış günlerinde hırkasıyla evde gezinen babalardandı. Allah'a şükürki hala öyle . neyse konuyu dağıtmayayım ; babamın babaca bir huyu daha vardır . işten yorgun argın geldikten sonra televizyon karşısında dört beş saat uyuyakalır. nispeten uykusunu aldıktan sonra gece vakti uyanır , sodasını içer ,biraz televizyon izler tekrar yatardı . işte benim içinde ilk ve en büyük başkaldırım bu huyundaki zaafıyla gerçekleşti. nedenini inanın hatırlamıyorum ; lise yıllarında babamla tartışmıştık . ertesi gün okula gitmeyecek kadar kızmış ; epey bir sinirlenmiştim.

tartıştığımız günün ertesi ; yani okula gitmediğim gün en büyük başkaldırımı yaptım .akşam babam gelene kadar buzdolabındaki tüm sodaları içtim. babamdan da olan bitenden habersiz akşam işten gelip aynı rütuelleri uygulayarak televizyon karşısında uyuyakaldı. tabi bende yatmış uyumuşum ; başkaldırımın sonuçlarını izleyemeden. adamcağız gecenin bir vakti kalkmış bulamamış sodasını.anneme felan da sormuş ; annem anlatmış tabi durumu. ertesi sabah kalktığımda babam işe çoktan gitmişti . anneme sormayada çekindim açıkcası babamın tepkisini.
çok fazla üstünde durmadım babamın o büyük başkaldırıma çok güzel bir cevap vermesinden habersiz...
güzelce kahvaltımı yaptım güzelce hazırlandım.
evden çıkarken annem durdurdu cebime bir iki haftalık harçlığım kadar para koydu.. babam bana vermiş parayı . gelirken soda almamı , üstünü de dilediğimce harcamasını söylemiş. ben nasıl mahcup nasıl mahcup. akşam olmak bilmedi tabi. babam işten gelince de şöyle en kocamanından sarıldım babama . sodasını da almıştım hemide* bir daha da başkaldırı felan tövbe.
buda bir profesyonel profesörün en büyük başkaldırı anısıdır işte ; şu güzel diyara kaydedelim*
devamını gör...
en büyük mü bilmem ama bir gün dolmuştan şurada in, seni alayım dedi. alma sebebi de ona anahtar yetiştirmeye çalıştığım için dolmuşta olmam ha, yanlış anlaşılmasın. ben de gidip yanlış durakta inmişim. aradı, yanlış yerde olduğumu öğrenince bas bas bağırdı, almıyorum ne halin varsa gör dedi. ben de bas bas bağırdım ağlayarak. * orada öyle kalakaldım ve senin arabana mı kaldık lan diyerekten tekrar dolmuşa bile binmeden çok da tehlikeli ve eve de uzak olan o yolları koşaradım, ağlayarak gittim. telefonlara da bakmadım. elime de bir taş almışım yerden, bir şey olursa diye.

peki eve gidince ne oldu? ben köpürdüğümle, ağladığımla kaldım bu adam hiçbir şey olmamış gibi aynen devam...
devamını gör...
ulan sanırsınız hepiniz bir yavuz sultan selim. başkaldırıp ne yaptınız? tahta mı oturdunuz, devlet yönetimine el koydunuz ne yaptınız yani? ertesi gün gidip yanına kuzu kuzu harçlık istediniz.
devamını gör...
sessiz sedasız odaya gitmektir. altmış yaşına da gelsen baba babadır.

babası vefat eden arkadaşlarım var. baba sözcüğünü kurduğumuzda yüzlerindeki ifadeyi görünce kullanmamaya artık daha bir özen göstermeye başladık.

Allah onları başımızdan eksik etmesin.
devamını gör...
birçok başkaldırı oldu hatta sayamayacağım kadar çok. hep şiddetle bastırıldı. en son hatırladığım para vermediği için bende evden ayrılıp otobüslerde çalışmaya başlamıştım. telefonu satmıştım ulaşamasın diye. sonra bir ya da iki hafta sonra annem arkadaşımın numarasını bulmuş bana ulaştı ağlıyordu bende öyle döndüm eve.

tabi bursu kazanıp yurtdışına çıkınca o benden istiyor arada arayıp soruyor nasılsın diye. vesaire. öyle paslaşıyoruz. sanırım onun için en başarılı oğlu oldum. eski günlerden bahsetmiyor pek. bende bahsetmiyorum annem biraz suçluluk psikolojsiyle olacak baban sizin için çok şey yaptı deyip duruyor. bende hiç bir art niyet olmadan evet diyorum geçiyorum.
devamını gör...
bir keresinde ergenliğimin zirve noktasında bana araba kullanmayı öğretiyordu babam. ben tabi yeni olduğum için bütün çukurlara girip tüm puanları topluyordum. en sonunda dayanamadı bağırdı bi dikkat et falan diye bende bağırdım. sonra o kalkan başım tek bakışla indi işte. bu kadar. başka da yok zaten. ama Allah razı olsun babam bana sıfır kilometre gıcır gıcır arabayla öğretti sürmeyi. şimdi buralarda olaydı daha çok şeyler öğretirdi bence.
devamını gör...
"aklı selim" statüsüne ulaştıktan sonra ölene dek pişmanlık ve nedametle anımsanacak hatadır. istediğini yapsın. bağırsın, çağırsın, isterse dövsün. değil başkaldırı, cevap vermek bile adabsızlıktır. baş üstünde gezdirmek, ayaklarının altını öpmek lazım.
devamını gör...
caiz değildir!

ana-baba hakkı
Allah'tan hemen sonra
ibadetlerden çok önce gelir!

Allah'tan sonra
ana-babaya da şükredilir!

o yüzden herkes haddini bilsin!


"allah'tan başkasına tapmayacaksınız, anne-babaya, yakınlığı olanlara, öksüzlere ve biçarelere de iyilik yapacaksınız. insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin." (bakara 83)

"biz insana, anne-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. önce bana, sonra da anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. dönüş ancak banadır." (lokman 14)
devamını gör...
her gün yaptığım için hangisini söyleyeceğimi bilemediğim başkaldırıdır. amma velakin çay demlemediğim zamanlar çok kızıyor bence bu olabilir. günlük limitini aşmasın diye akşamları çay demlemiyorum ona yoksa üşendiğimden falan değil*!!!


demek isterdim ki; anne babaya of bile demeyin. siz yine demeyin gençler. biz babamlan böyle anlaşıyoruz. birbirimize eziyet ederek gösteriyoruz sevgimizi. canım babam.*
devamını gör...
yok. arada tartışsak dırdır etse de anlaşıyoruz biz tontonumla.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar