ateizm

tanrıya veya ruhsal varlıklara olan metafizik inançların reddedilmesi. var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir düşünce akımıdır.

ateistler; bazen "tanrıtanımaz" kelimesiyle anılsalar da, bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. ateizm inanç koşullanmalarını, hayali yaratıkları ve olayları reddeder. ateist bakış açısıyla tanrının yanı sıra tüm metafizik inançlar ve tüm ruhani varlıklar da reddedilir.ateizm sıklıkla "dinsizlik" ile özdeşleştirilse de, theravada budizmi gibi bazı dinlerde de tanrının varlığına rastlanılmaz.bu yönüyle ateizm ile dinsizlik birebir örtüşmez. deist akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür.ateizm, yaratıcı ve müdaheleci bir tanrıyı kabul eden teizm[4] ile yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden temelde ayrılır. ayrıca, tanrının varlığı ve yokluğu konusundaki soruları "cevapsız" veya "cevaplandırılamaz" diyerek cevapsız bırakan agnostizmden de ayrılır.


devamını gör...
genel manada kapitalizm'in çarklarını yağlamak dışında pek işe yaramayan görüştür.

ateizm görüşü; afrikalı, avrupalı, japon, koreli, arap, türk, hintli, slav, latin vs toplumların bir kısım inancı zayıf ya da maneviyatı eksik bünyeli temsilcilerini, bağlı oldukları toplumdan koparıp yozlaştırdıysa, o toplumlarda görülen kapitalist yayılma da doğru orantılı olarak gelişmiştir.

bir japon ateist ile bir türk ateist arasındaki fark, soğan ile patates arasındaki fark kadardır ve katiyyen Allah'ın tekil varlığını inkar dışında ortak bir paydaları bulunmamaktadırlar; biri budizm öğretileri hakkında, diğeri de islam ritüellerini inkar ettiği için aralarında görüş paylaşımı mümkün olmamaktadır.

tüm bu nedenler, ateistlerin küresel bazda toplumlaşmasını engelleyen en önemli unsurlardır, dolayısıyla içlerinde doğan anarşist yapı nedeniyle de teizm, deizm ya da başka türlü inanç kriterlerinin değerlerine rahatlıkla saldırıp alaya alabilmektedirler.

elbette mantık'la hareket eden bu bünyeler, hala bedensel evrim halkasına inanması da bundandır, bunların akli evrimleri ise mümkün değildir.

arayıp durdukları o kayıp halka ise hala yaşayıp duran ta kendileridir işte.
devamını gör...
feminizm kocayı buluncaya,komünizm parayı buluncaya,ateizm uçak sallanıncaya kadardır derler.
devamını gör...
bu fikre sahip insanların bazılarının, müslümanlardan daha çok kur'an üzerine kafa yorduğuna eminim. ama işte okudukları şeylerde duydukları şüphe, onlar okudukça daha da derinleşiyor, bağlı bulundukları inançsızlıklarını daha da körüklüyor.

ama özeleştiri yapmak lazım, az okuyoruz.
devamını gör...
dünya üzerinde soluk alıp vermiş bilim adamlarının yüzde doksanını bilim adamı yapmış kavramdır.
devamını gör...
tanrının olmadığına inanmak değil, tanrının olmadığına inandığına inanmaktır.
devamını gör...
yani bir tanrıya inanıyorsun
ya da inanmıyorsun
ama tanrı inancı ahan da budur denilecek bir şey olmadığından,
yani insanın
velev ki tanrıya inanıyorum diyen bir insanın kurguladığı, konuştuğu ,istediği, gücünü hissettiği
yani bir ateistçe şizoit paranoyak tavırlar olarak algılanabilecek haller içerisine o insan girdiğinde tanrı artık vardır.
bu hallere girilmiyor ise zaten tanrının varlığı üzerine düşünülmediğinden bir varlık arayışı da yoktur. varlığı ve yokluğu o insanı zaten bağlamıyordur. ve bir varoluş da o insan için söz konusu değildir, yok oluş da.
yani tanrıya inanç, inancı hisseden insanı bağlar ki bunun dışındaki insanlar konuyla ilgili laf söyleyecek bir yolda yürümemişlerdir.

paranoya ve şizoit diye etiketlenme durumu ile ilgili olarak ise şöyle bir gerçek vardır ki, varlık bakışımızın şeklini alıyor. yani duyu organlarımızın algıladığına var diyoruz. ancak tanrı kavramını düşünce dünyamız kabul edebiliyor, insan zihni buna müsait. ve sadece insan zihni buna müsait olduğu için insan tanrıya inanabiliyor. ve akli olgunluğa erişmiş insanların inanmasını mümkün kılıyor inanç sistemi. insan zihninin bu diğer düşünsel duyuşlarını inkar etmek bir noktada soyutu da inkar demektir.

tanrı varolabilen ve yok olabilen bir varlıktır. varlığını yaşayan ile yaşamayan gündüz ile gece gibidir. güneşi görmeyen için güneşin varolması ne anlam ifade etsin.

tanrı, insanı özgürleştirir.


devamını gör...
teizmin yoksunluğudur.. yani hem tanrının varlığını inkar eder hem de ibadet, peygamber, kurallar, cennet ve cehennem olgusunu reddeder..
sadece tanrıya inançsızlık olsaydı; adeizm olurdu.. ibadet fikrine de tamamen karşıdır..
devamını gör...
esasında problem tanrının varlığı yokluğu meselesi değildir. asıl problem, tanrı bize karışabilir mi, karışamaz mıdır?
devamını gör...
türkiye'deki karşılığı islam düşmanlığıdır. şimdi şu ateizmi bir inceleyelim. daha doğrusu mantığını analiz edelim. ateizm ne der? tanrı yoktur. peki bir varlığın olmadığı nasıl ispat edilebilir? onun var olduğuna dair her kanıtı çürütmek gerekir ki gerçekten var olmadığı kanıtlanabilsin. şöyle ki; bir odada sandalye yok diyebilmeniz için; önce o odayı didik didik etmeniz gerekir. bir sandalyelik boşluğu bile atlamamanız gerekir çünkü o boşluğun varlığı bile sizin iddianızı çürütmeye yeterdir. zira siz yok demiştiniz. yok diyebilmek için en ufak ihtimali bile atlamamanız gerekir. şu da örnek olarak verilebilir. bir eve açılan yüz kapı varsa, bir tane kapı bile açıksa o eve girebilirsiniz. "bu eve girilmez" diyebilmek için bütün kapıların kapalı olması gerekir.

peki nedir bu ateistlerin durumu? tamamen bir inançtır aslında. çünkü ateistler "tanrı yok" diyemez. onun yerine "ben tanrı'nın varlığına inanmıyorum" derler ki bu da görüldüğü üzere bir inançtır. şimdi bu durum bizim pek akıllı ve mantıklı ateistler "ateizm bir inançsızlıktır" diyerek ne kadar mantıklılar? zira gittikleri yol bile çelişkili. ancak kendileri çok akıllı, diğerleri ise aptal. ne güzel memleket!

ateistler, özellikle türk ateistler kendi mantıklarına göre tanrı'nın varlığını inkar ederler. zira ortak bir delil yoktur. herkes kendi mantığına göre reddeder. kimisi adaletini sorgular, kimisi kadının toplumdaki yerini sorgular, kimisi savaşı, ayrımcılığı öğütlüyor der vs. vs. şimdi bu, bizim ateizme uyuyor mu? ateizm mantıktan dolayı yani somut belgelerden dolayı "tanrı yok" der. halbuki ateistlerin ateist olma sebebi tamamen subjektif. kişisel nedenler.

tabi dedik ya en üstte eşittir islam düşmanlığı diye. dünyanın kanına susamış yahudiler ve hristiyanlar göze batmıyor nedense. müslümanlar ise terörist. he canım he. biz de yedik.
devamını gör...
yanlış hatırlamıyorsam andre gide'in bir sözü vardı, şöyleydi aklımda kaldığı kadarıyla:

"bir inanmayanım ben, din düşmanı değil"

benim için güzel bir ateist tanımı bu lakin sözlük ateistleri için aynı şey geçerli olmuyor çoğu zaman.

zurnanın zırt dediği yer de burası oluyor zaten. bir insanın bir yaratıcıya, bir tanrıya, bir dine inanmamasını doğal karşılarım. dine ve dini olgulara eleştirel bir üslupla yaklaşması da kendi durduğu noktada gayet doğaldır ve bir inanmayanın bu tür eleştirileri beni rahatsız etmez çünkü inanmıyor adam elbette kabul etmeyip sorgulayacak eleştirecek. ammaaa iş dine, dine inanan insanlara, dini değerlere hakaret, küfür, aşağılama, alaya alma noktasına gelmişse orada benim için hoş görülecek, anlayışla karşılanacak bir durum kalmamıştır artık. elbette vuralım öldürelim fikrinde değilim ama sadece mümkünse duymak ve görmek istemiyorum senin hakaretlerini, bu sebeple ne güzel demişler, herkes kendi çöplüğünde gıdaklasın.
devamını gör...
gerçekte olmayan akımdır hangi mal Allah ın olmadığına inanır ki hristiyan masonlarının islama hakaret etmek için sosyal medyada kullandıkları maskedir.allah yoksa seni kim yarattı geri zekalı diye sorun verim evrim çevirim çevre evre tamam bilmiyorum devre kem küm diye laflar ederler.youtube de bu hristiyan masonlara laf sokmak bir harikadır.
devamını gör...
kendini kandırma sanatına verilen ad. bu işte öyle usta olanları var ki şizofren seviyesinde.
devamını gör...
en büyük insan hakkı ihlalidir.

insan kendi elinden, en temel ihtiyacı olan "allah inancı" hak ve hürriyetini alarak, karanlığa mahkum ediyor kendini. ve evet, bunu bilinçli bir şekilde yapıyor. nefsini hakim olan tek güç olarak görmek için, modern görünebilmek için, isyanını, şehvetini kimseye hesap vermeden özgürce yaşayabilmek için... nedenler çoğaltılabilir. gerçek olan şu ki; mutlak özgürlük, sadece Allah'a teslim olarak, Allah'ta kaybolarak, ve yine kendini Allah'ta bularak tadılabilecek olan olgudur. bunlar basit sloganlar olarak gelebilir. samimi bir şekilde anlamak isteyen kişiler, mısırdaki idam mahkumlarının yüzündeki gülümsemeye baksın ve biraz olsun üzerinde durup düşünsün. "cenneti yüreğinde taşıyanları ölümle korkutamazsınız!" diyorlar. ah bunun sırrını bir kavrayabilsek. mü'minin dünyadaki cennetinin, ölümle burun buruna yaşamakta, ölmeden önce ölmekte olduğunu bir çözebilsek. sloganları bırakıp, işin özüne inebilsek...

her şey zıttı ile kaimdir. sonsuz hayatı isteyen insan, ölümden geçmek zorundadır. memento filminde * adam film boyunca hafızasını kazanmaya,hatırlamaya çalışıyor. filmin ana temasını anladığınızda, adamın aslında unutmaya çalıştığını fark edip irkiliyorsunuz. "seni unutmam gerektiğini hatırlayamıyorum." diyerek ağlaması da, başlı başına bir film zaten. demem o ki, dünyadaki tüm zıtlıklar, birbiri ile deveran içinde, ve büyük bir işbirliği içerisinde sürekli tavaf edip dururlar. onların işbirliği yapması, bize savaş olarak görünür. ateizm, yani inançsızlık da böyledir. sürekli iman ile cilveleşip durur. bir ateistin kalbini yarıp görebilme imkanı bulsaydık, onun biteviye, "hayır Allah yok, din yalan." diye imansızlığını muhafaza etmek için çırpındığını görebilirdik. çırpınmasa zaten iman edecek. gururu, kibri, öfkesidir onu tutan.

öfke demişken; atiestleri hep böyle, Allah'a bir öfke içinde bulursunuz. * sürekli yalanlar. iman edeni köşeye sıkıştırmaya çalışır. çelişki arar. olmayana(!) öfke kusup, habire hakaret eder... onun bu öfkesinin temel nedeni, iç dünyasında bitip tükenmeyen o malum kavga, o en kadim deverandır. içinde kavga olmayan insanın, öfkelenmek için sebebi de olmaz.

devamını gör...
bir düşüncenin ürünü değil kin ve nefretin ürünü "inanç" biçimi.
devamını gör...
buna inanınca nasıl bu dünyada yaşanıldığını bir türlü anlayamıyorum.
ben işime gelmeyince Allah a havale ediyorum bir yamuk gördüğümde.
atesitler dünyadaki onca zalimle nasıl yaşayabiliyorlar acaba?
devamını gör...
aklın ürünü olsa "tanrı yoktur" demez tanrı olabilir de olmayabilir de der en fazla. o da agnostisizm oluyor zaten. "tanrı yoktur" demek bir düşünce değil inançtır.
devamını gör...
türkiye sınırları içersinde sadece islama yokuş yapanların yolu. yani adamlar hristiyanlığı ve musaeviliğin tamamlayıcısı olarak islamı tanımışlar besbelli. bu da benim beynim işte ister inan ister inanma. bak taş orda hadi koş al gel.

türkiye de ateistsin sonuçta ne kadar ateist olabilirsin ki? deden gavurun tohumu diye seviyor lan gerçekçi düşünün. neyse, Allah a inanın olm var hakkaten.
devamını gör...
üstad şöyle demiş;

gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan... akılsız, aklın içinde kalandır; akıl fıçısı içinde, "nârıbeyzâ"dan aşk parmaklariyle cidar pencereleri açamadan ve bu işte aklı kullanmadan ermeye de yol kapalı...

akıl, o "ufacık fıçıcık, içi dolu turşucuk" maskara, inanmadığı şeylere "acaba, ya olursa, belki" gözüyle bakar da, inandığı şeylere "niçin, ne sebeple, neden dolayı" gibilerden bir şüphe tavrı ve ille anlama kaygısı gösterir.

eli inmeli, dili düğümlü, kalbi buruk, edası pısırık, sermayesi korkak, işi ürkek, ahlâkı katlanmak, ibadeti saklanmak...

bu mu müslüman?..
bir şeye malik olmak için o şeyi istemenin yeter olduğunu anlarlar. ama istemenin istemek olması için dudakların yetmeyeceğini anlasalar..
işık saniyede 300 bin kilometre yol alıyor ve aydan dünyaya 1 saniyede geliyor da, hayâl, milyarlarca ışık senesi tutan mesafeyi bir anda kestiriveriyor. neyi ve nereyi hayâl ederseniz, onda ve oradasınız. demek insanda zaman ve mekân üstü bir arayıcılık kudreti var... aranan ve arayan olmadan arayan ve arama olmayacağına göre, ki arıyorum, kimi aramaya memur bulunuyorum?

yok!
diyenlere bir sözüm var:
- siz bana gerçekten yok olan bir şeyi gösterebilir misiniz ki, yok'u ispat edebilesiniz?.. gösterebilecek olsanız zaten o şey yok değil, var olur. gösteremeyince de yok demeye imkânınız kalmaz! Allah'a yok diyebilmeniz ayrıca ispat ediyor ki, o "var"ın ta kendisi, "yok"un da yaratıcısı...

kapıları yıkarcasına tekmeleyeceğim, limandaki bütün vapurların ve şehirdeki bütün fabrika bacalarının canavar düdüklerini öttüreceğim, trafiği durduracağım, insanları oldukları yerde mıhlayacağım ve gök tavanını yıkan bir sesle haykıracağım geliyor: - insanlar! Allah var! o'nu düşünmekten başka her işe paydos!...

bana "deli" mi diyecekler?

canım kurban, aklın son durağı olan böyle deliliğe!..
varlık hudutsuz girift bir ağaç... ve sen ey dinatın efendisi; onun, hudutsuz girift köküsün! bu köke bağlı gövde... bu gövdeye bağlı ince dal... ince dala bağlı yaprak... yaprağın üstünde el ayası gibi lif lif bir ağaç haritası... onun üstünde de küçücük bir böcek...

ben de buyum!.. bütün insanlık budur!.. ve senin getirdiğin nizam ağacının en küçük yaprağında bir böcek olmaktan üstün paye yoktur!

Allah'a iki cins insan inanır. ya en aptal, ya en akıllı!.. îkisi ortası dediğimiz hakikî ahmak, inkâra memur...

akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum.

zekâ azaldıkça iman engelleri de azalıyor ve iman bir "az" üzerinde durabiliyor. zekâ çoğaldıkça da engeller yıkılıyor, kökünden sökülüyor ve iman bir "çok" üzerinde duruyor.

vah, ikisi ortası nasipsizlere!..
her ferdin tepesinden geçmiş, çelikten, mahrut şeklinde kalın bir çadır var... ilâhî nura yol vermeyen bir çadır... bu nefstir! ne mutlu, onu incelte incelte sigara kâğıdına çevirenlere ve içeriye nuru sızdıranlara!.. ve ne mutlu onu delip ileriye geçenlere!.

madem ki nefs had tanımaz, doymaz, kanmaz ve razı olmaz, sen de kes onun bütün istihkaklarını!..

namazda teslimiyet vardır. onun içindir ki, namaz nefse giran gelir. yalnız bu kadarı islâmın hak ve namazın mutlak ibadet olduğunu göstermeye yeter.

nefslerini şartlandıranlar, namaza yaklaşamazken, müslüman geçinenler de onun kabuğunda kalır ve gerçek namaz pek az kimseye nasib olur.

büyük velî abdülhakîm efendi hazretlerinin en güzel sözlerinden birisi, ermişlerin benlik haline dair şu görüşü;
"- mevzuunu bulamaz ki, ben diyebilsin..."
bizse "ben"den başka mevzuu olmayan biçareleriz


aman yarabbi, aman yârabbi; biz seni lâfta, yalnız lâfta ve kelimede anıyoruz. üstelik hikmetin karşısında vecd ve hayrete düştüğümüzü sanıyoruz. senin, hikmetten bahsedici aklı yaratan hikmet sahibi olduğunu düşünüyorum da, patlayacak kadar şişen kafatasımı secdeye mıhlamak ve öylece kalmaktan başka yol göremiyorum. zira secde, kendimde sandığım, kendimin diye vehmettiğim şeylerin sana iadesidir.

aman yârabbi; ne büyük sır var secdede!.. anlar gibi oluyorum ama yine anladığımı iddia edemiyorum.

bana öyle geliyor ki, münkirin gözünü çıkarsalar, kulağını sağır etseler, burnunu tıkasalar, dilini sükseler ve temas hissini dondursalar, o zaman görür, işitir, koklar, tadar ve temastan anlar...

eyvah, görmemek için göz, işitmemek için kulak taşıyanlara!..
bu âlemde hiçbir şeyin tam ve mutlak izahı yoktur. bir şeyi izah etmek için kullandığımız kelimenin izahı bile ayrıca izaha muhtaç, başka bir kelimeyle... bütün izah edilemezleri yine izah edilemezlerle izaha çalışırken, farkında mıyız ki, bu izahı izah edilemeyenlerin en büyüğü, yine Allah?.. kâinatın tek ve mutlak izahı, Allah...

dünyada hiçbir akıl, imam-ı gazalî'nin şu idrak inceliğine ulaşamaz:
- size bir kâhin, filân gün falan renkteki elbiseni giyersen ölürsün, dese, siz bu lâfa inanmaz, fakat o gün o ~ elbiseyi de giymezsiniz. buna karşılık bir peygamber, günde şu kadar rekât namaz kılın dediği zaman ona inanıyor, sonra da "niçin?" diye soruyorsunuz!

hiç bir şey için değil, Allah böyle emrettiği için... şeriat, mutlak ve ulvî sebeplere bağlı bütün bir esrar âleminin dış ölçülerinden ibarettir; onu böyle bil ve ona böyle bağlan!

akıl, o "ufacık fıçıcık, içi dolu turşücuk" maskarasının, inanmadığı şeye ayırdığı "belki" payı ile, inandığına da tahsis buyurduğu "ama niçin, ne sebeple" istifhamı arasındaki uçurumu gör!

Allahım, nasıl da insanlardan kendi korkunç tezadlarını gizliyor ve tüneksiz kuşlar gibi bir duman halkasından bir su kıvrımı arasında onları, o teselliden bu teselliye gezdiriyorsun!.. ey kudret sahibim!..

bize 10 dakika sonra öleceğimizi söyleseler ne yaparız?.. dünya ile en küçük alâkamız kalabilir mi?.. susuzluktan dilimiz kurumuş olsa böyle bir ihtiyacı düşünebilir miyiz?.. dünya o anda bütün nimetleriyle başımıza yağsa dönüp bakabilir miyiz?..

peki; 10 dakika yerine 10 veya 100 yıl olmuş, farkı ne?.. hiç'in milyon veya milyara darbı, hiç'i büyütmeye çalışmaktan başka neye yarar?..

aklı kopuncaya kadar geremedikçe, bunu yapamadıkça, ya taklitçi mümin, yahut sersem kâfir olmaya mecbursun!

üstad necip fazıl kısakürek
devamını gör...
akıl ürünü olduğunu iddia etmek için bir takım isimleri sayanları gösteren inanç biçimi.

bir de uyanığın birinin hinlikle dolu cümlesi paylaşılmış. neymiş "evrenin oluşmasında bir tanrıya gerek olduğuna dair bir kanıt yoktur"!!!

yoktur??? afbuyur da bilader sen daha dünyanın dışına 1000 km ötesine zor gidiyorsun. sonsuz büyüklükteki kainatı bir çırpıda nasıl dolaştın ve böyle bir karara vardın?

bir de dinler dogmalarla doludur derler. hinin birinin salladığı cümleye "iman" edip burda akıl ediyoz yea diyenler komik duruma düşüyorlar.

tartıştığım bütün ateistlerin sonu hep aynı: aslında ben agnostikim.
devamını gör...
belli bir kesiminde işsizlik ve parasızlıktan yöneldiği akımdır... hemen hemen herkesin etafında vardır böyleleri...
devamını gör...
son nefeslerini alıp veren dogmalar yığını. çaresizlikten eli ayağı titriyor. ateizme göre bilinç diye bir şey yoktur. bilinç de tamamen atomlar arası ya da daha alt seviyede adına her ne derseniz deyin yani özünde maddeler arası etkileşimden ibaret. biz aslında yoğuz yani. bilinçliymiş gibi davranan atomlar yığını. Allah'ın delileri.

neden böyle düşünüyorlar? mecburlar. bir iradenin, bilincin varlığını kabul etmek demek direk yaratıcıyı kabul etmek demek çünkü. halbuki evren öyle kendi halinde, başıboş takılan bir gudik di'mi?
devamını gör...
çocuklar ölüyo öyleyse bir tanrı yok zeka düzeyinde müntesibleri olan din.
devamını gör...
bildiğim kadarıyla kuran ın doğrudan muhatap almadığı inanç sistemi. Allah putperestlere, yahudilere, hristiyanlara vb çeşitli şekilde hitap etse de hiçbir yaratıcıya inanmayanları muhatap almamaktadır. neden acaba?
devamını gör...
nihat hatipoğlu'na ateistlerle ilgili görüşlerinden dolayı afşin kum bir yazı yazmış. çok ta ikna edememiş.
devamını gör...
kaçınılmaz gerçek. başlangıç düzeyinde-lise çağlarında sahip olunması gereken düşünce. daha sonrasında alınacak bir dünya yol var tabii.
devamını gör...
1. [dinb.] evrendeki her şeyi yaratan, evrenin işleyişini düzenleyen ve sonunda her şeyi ve herkesi yargılayacak olan doğaüstü ilahi bir gücün var olduğuna inanmayan ya da yokluğunu ortaya koymaya çalışan, Allah inancına olumsuz yaklaşan akım, tanrıyadsımacılık, tanrıtanımazlık.

2. [fel.] [insb.] [topb.] görgül ya da deneyimsel kanıtın olmadığını söyleyerek, tanrı ya da tanrıların varlığına inanmama durumu; Allah'ın olmadığını düşünme.

(alm. atheismus, m, gottlosigkeit, f; fr. athéisme, m; ing. atheism; yun. atheos)

*
devamını gör...
çocukken camideki hocaların dövdüklerinden müteşekkil dine küskünler topluluğu. hınçlarını tanrı'dan almak üzere sözleşmişlerdir.
devamını gör...
türbülansa giren uçakta ateist olmazmış derler. acziyeti ile başbaşa kaldığında ve sığınacak bir şey aradığında diline dolanacak ilk kelime allah olacaktır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.