corto maltese

kendisi ile 2011 senesinde tanıştığım hugo pratt'ın ultra karizmatik, nevrotik, melankolik çizgi roman kahramanı.

http://www.cogitosozluk.net... - caps

--- alıntı ---

corto maltese, hugo pratt'ın hayalinde, malta'nın la valetta kentinde 10 temmuz 1887'de doğar. babası cornouailles asıllı bir ingiliz denizcidir, annesi ise sevilla doğumlu, "cebelitarıklı liña" lakaplı bir çingene. bu durumda, corto maltese babası gibi ingiliz uyrukludur. resmi ikametgâhı da antiller'in antigua kentidir. oysa onundur denebilecek tek adres hong kong'dadır.

bir tuz denizi şarkısı'nın roman versiyonu sayesinde (corto maltese, una ballata del mare salato, einaudi, 1995) corto'nun gençliği hakkında daha çok şey öğreniriz; özellikle de 10 yaşındayken yaşadığı cordoba'nın yahudi mahallesindeki günleri üzerine. romanın ilk sayfalarında şu olaylar anlatılır: annesinin amalia adlı bir arkadaşı çocuğun avucundan geleceğini okurken talih çizgisinin olmadığını farkeder. bunda genç corto'yu üzecek bir yan yoktur. hemen babasının usturasını alıp eline "derin ve uzun bir çizgi çeker."(bkz: corto maltese/2) bundan böyle güzel bir talih çizgisi olacaktır.

corto maltese, çin'de ilk kez 1900 yazında, ülke boxerlar savaşı ile (haziran - ağustos 1900) çalkalanırken bulunur. ilk savaş başarısını bir topu kullanamaz hale getirerek gösterir. 13 yaşındadır 1904 yılının sonuna doğru, mançurya'da şubat 1904 'le eylül 1905 arasında yapılan rus - japon savaşı sırasında onunla yine karşılaşırız. o sırada savaş muhabirliği yapan jack london ile dostluk kurar. çarlık ordusundan kaçmış olan rasputin'le de ilk kez karşılaşır. onunla birlikte afrika'ya gitmek üzere gemiye biner, etiyopya'da altın arayacaklardır.

ama gemide bir ayaklanma meydana gelir. iki gencin varabildiği yer arjantin olur. 1905 yılında patagonya'dayızdır. corto'yla rasputin birleşik devletler 'de aranan ünlü kanun kaçakları bucth cassidy, sundance kid ve etta place ile tanışırlar.

1907'de corto italya'da, ancôna'dadır. orada cugaşvili adlı biriyle tanışır. adı geçen o zamanlar bir otelde geceleri bekçilik yapmakta olan geleceğin stalin'dir. bu dostluk sayesinde corto, 14 yıl sonra semerkand'ın altın evinde bir belayı ucuz atlatacaktır.

1908'de arjantin'e dönüşünde tekrar jack london'la buluşur. corto 1908 - 1913 arasında marsilya'da, tunus'ta, antiller'de new orleans'da, hindistan'da ve yeniden çin'de ortaya çıkar. bir hugo pratt uzmanı olan joan antonio blas'a göre corto, 1910 yılında boston'daki liverpool'a giden bir gemide ikinci subaylık yapmaktadır. gemide corto, ileride kominist enternasyonal başkanı olacak john reed'i savunur john reed o sırada muço'dur ve kaptan tarafından başka bir muçonun öldürülmesiyle suçlanmaktadır. corto mahkemede de reed'i suçsuz çıkarmaya uğraşır. o andan itibaren de kaptanların "kara listesi"ne girer.

sonunda korsan olmuştur. 1913 'te esrarengiz keşiş'in hesabına çalışmakta, güney pasifik'te dolaşmaktadır. 31 ekim'de corto'nun tayfaları ayaklanır (tayfalardan yana kesinlikle şansı yoktur). çarmıha gerilerek denizin ortasına bırakılır. ertesi gün 1 kasım 'da, kendisi de keşiş'in gizli örgütünün bir üyesi olan rasputin tarafından kurtarılır. bu "bir tuz denizi şarkısı"nın başlangıcı ve hugo pratt'ın yapıtlarında corto maltese'nin ortaya ilk çıkışıdır.

corto maltese ve kader arkadaşları, avrupa'da savaşın başladığını, 169 derece batı enlemi, 19 derece güney boylamında bulunan düşsel ada escondida'da keşiş'in ağzından öğrenirler. almanya çıkarına karanlık bir kaçakçılık faaliyeti başlar. pandora, cain ve tarao'yla birlikte sürdürlen yolculuk bitmek bilmez. hikâye yüzbaşı slutter'in ölümüyle sona erer. 1915 yılı ocak ayının bilinmeyen bir gününde, corto ile rasputin pitcairn adasına doğru escondida'yı terk ederler.

güney amerika serüveninin başlangıcı. corto maltese, 1916 'da yanında prag üniversitesi profesörlerinden jeremiah steiner ve genç tristan bantam olmak üzere sırasıyla paramariba saint laurent-du-maroni, bahia salvadoru ve brezilya'da amazon nehri ağzında dolaşıp durmaktadır. 1917 'de antiller'deki saint kitts'de, honduras'da, venezuella'daki, maracaibo'da, barbodos'ta, orenaque deltasında ve peru'da amazonlar'dadır. bunlar "oğlak burcu altında"da derlenen serüvenlerde ve "corto, git gidebildiğin kadar" adlı albümünde anlatılır.

corto atlantik'i aşar ve yolculuğu 1917 yılında avrupa'da sona erer. keltler albümü venedik'te başlar. ardından 24 kasım 1917'deki carporetto muharebesine sahne olan adriyatik denizi'nde, bağımsızlık için savaşan irlanda'da, dublin ve stonehedge'de, "bir kış sabahı" öyküsünde ise ingiltere'de geveze kargalar ve perilerin ortasında karşımıza çıkar. corto 1918 baharında 21 nisan'da vaux-sur-somme'da kızıl baron'un sonuna tanık olduğu fransa'dadır. kuzey denizi'nin sahilleri keltlerin'de sona erdiği yerdir.

bir ay sonra etiyopyayılar öyküsü başladığında ise corto maltese yemen'dedir. danalik savaşçısı cush, "esirgeyen Allah 'ın adıyla" adlı birinci bölümde ortaya çıkar. eylülün 13'ünde, ingiliz somalisi'ne geçer, bu bir lütüftur. etiyopya'ya dönüş (hem diğer romeo'lar hem diğer juliet'ler), ardından leopar adamlarla alman işgalindeki doğu afrika topraklarına saldırı.

corto savaşın 11 kasım 1919 'da sona erdiğini hong kong'daki evinde öğrenir. "hırsızlarla ve güzel kadınlarla dolu" bir mahallede oturmaktadır. yağmurluğu içinde alabildiğine şık, yeni serüvenler yaşamanın sabırsızlığıyla kıvranan rasputin'de orada bulunmaktadır. bu corto maltese sibirya'da öyküsünün başıdır. kızıl fenerler adlı gizli bir örgütçe görevlendirilmiş olarak rasputin'le birlikte herkesin göz diktiği rus hanedanının hazinesini bulmaya rusya'ya giderler. bu işten başarıyla çıkmak kolay olmayacaktır. zira altın zırhlı bir trenle taşınmaktadır. amiral kolçak'ın treniyle. corto 1919 'da şangay'a gelir. sibirya 'ya komşu olan 3 sınırlı bölgeye geçer. bölge o sırada karışık bir yerdir. batılı güçlerle desteklenen beyaz rusya'yla bolşevikler birbirleriyle burada çatışmaktadır. corto sürekli kendi zaferleri ve çılgınlıklarıyla peşindeki çılgın baron von ungern-stemberge ile karşılaşır. general çang çetesinin şubat 1920'de yenilgiye uğratılışının ardından yeniden hong kong'a döner. bu asya serüveni nisan 1920'de çin'in taşra kenti jiangxi'de son bulur.

hemen sonra, tekrar asya'ya dönmeden önce, corto maltese, 19-23 nisan 1921 tarihleri arasında bir tiyatro oyunu biçimindeki venedik masalı (sirat al bunduqiyyah) için venedik'te bulunur. venedik'den rodos'a, geçilmesi gereken bir tek akdeniz vardır arada ve böylece corto da sonbaharda ege'ye geçer. bu onu türk kıyılarından afgan dağlarına götüren yeni bir asya yolculuğunun başlangıcıdır. yaklaşık bir yıl boyunca büyük iskender'in hazinesini bulmak üzere yol alır. adana'dan yola çıkar, van'a kadar türkiye'yi kateder ve azerbaycan'dan geçer. orada kızıl ordu güçlerince tutuklanır. birazcık eli çabuk bir halk komiserince kurşuna dizilmekten son anda kurtulur. ancôna'da tanıdığı bekçi çugaşvili, aradan geçen sürede stalin olmuştur, bir telefon onu kurtaracaktır. ardından corto bakü'den çıkıp krasnovodska'ya gitmek üzere hazar denizini geçer buhara emirliği 'nde rasputin'le buluşur. 4 ağustos 1922'de enver paşa'nın ölümüne birlikte tanık oldular. yolculuğun sonunda onca aradıkları hazineye afganistan'da kavuşur gibi olurlar (bu bir sanrı mıdır?). semerkand'ın altın evi corto 'yla rasputin'in pakistan sınırını bir grup ingiliz askeri eşliğinde geçmeye karar verdiği sırada sona erer.

haziran 1923'te corto maltese arjantin'dedir. tango öyküsünde, venedik masalı'nda tanıştığı louise brokozowyc'in kayboluşunu araştırmaktadır. genç kadının bir ara onlar için çalıştığı bir kadın pazarlama şebekesi olan "varşova" örgütünden kendini korumak zorunda kalacaktır. corto louise'in ölümünden sorumlu olan polis şefi estevez'i öldürür. 20 haziran gecesi arjantin'i terk eder.

1924'te corto maltese, isviçre kantonlarında dolaşır. bu isviçreliler öyküsüdür. profesör steiner ile birlikte montagnada'da yazar herman hesse'de kalır. gerçekçi yapısına karşın, corto isveç düşgücüyle karşılaşır. düşünde paracelsus'un iksirini içer ve ölümsüzlüğe ulaşır. ama bu bir düşmüdür gerçekten de?

corto maltese, 1925'te levi colombia'nın daveti üzerine rasputin'le birlikte atlantis'i o yitik kıtayı aramaya çıkar. bu mû albümüdür.

aralık 1928'de corto, romancı henry de monfreid ve paleontolog ve tanrıbilimci teilhard de chardin'le birlikte etiyopya 'nın harar kentindedir. bunu hugo pratt'ın corto maltese'yle aynı adı taşıyan dergide yayımlanan bir sulu boyasından öğreniriz. 1936 'da uluslararası tugaya katılır. böylece romantik serüvenlerin sonuncusu olan ispanya savaşına gider. 1941 'de cush, çöl akrepleri 'nde şöyle diyecektir. "görünüşe bakılırsa ispanyol iç savaşı sırasında kayboldu" ama kaybolmak ölmek değildir. zaten corto da ispanyol iç savaşı sırasında ölmüş değildir. bu hugo pratt'ın arzusudur. sayısız söyleşisinde birçok kez dile getirilmiş bir arzu. okuyucuya daha başında bundan kuşku duyabilir. zira "bir tuz denizi şarkısı"nın girişinde 1965 tarihli bir mektupta zikredilen pandora 'nın bir mektubu vardır. buradan da anlaşılır ki corto yaşamaktadır. pandora, corto'yu tarao'nun ölümüyle beli bükülmüş, "bahçede tek başına, gözlerinin feri kaçmış, yüzü koca denize dönük" otururken anlatır.
"her şeyin elektronik olduğu her şeyin ince ince hesaplandığı ve sanayicileştiği bir dünyada corto maltese gibi birinin yeri yoktur": hugo pratt, 1980 yılında v.mollica ile m.paganelle 'nin pratt adlı kitaplarında böyle söyler.


--- alıntı ---

kaynak: http://www.cizgiroman.com/
devamını gör...
0 - 'aç parantez - kapa parantez' temalı post - modern bir prolog

tanıyanlar beni, tutkulu mu tutkulu bir çizgiroman (çizgi roman şeklinde yazılımı da yanlış değildir. doğrusu ben, zaman zaman birini, zaman zamansa diğerini kullanan kararsızlardanım (belki de ilkesizlerdenim demeliydim (parantez içinde parantez açmada, bilindiği üzere, oldukça flu olan hudutlar caridir. yazının tekniğine, metnin teknolojisine dair olan bu 'alt yapısal imkânlar, hiç kuşkusuz, yazarın ustalığı ve okurun sabrı ve okuma iştahı gibi esasa ilişkin olan 'hudutlar'ın yanında tâlidir, ikincildir (hudut tayinin, gramer ve sentaks'a dair olan teknolojik ve metinsel alt yapıya müteallik olan veçhesini küçümsediğim, azımsadığım sanılmasın sakın; aksine, bunları ziyadesiyle ehemmiyetli bulurum (en sonuncusuyla birlikte beş adet parantez açtın ey müellif, şimdi de bunları teker teker kapat bakalım))))) fanı olduğuma şehadet edeceklerdir. hatta, bunlardan bazılarına göre bu halim, pekalâ, bir comics - freak olduğumdan şeklinde dahi tavsif edilebilir.

küresel çizgiroman evreninin en önemli unsurlarından olan corto maltese'e olan afinitem, paylaştığım bu merakım yüzünden, sanırım son derece de normal karşılanacaktır. evet, ergen jargonuyla, ya da, ayhan sicimoğlu diskuruyla söyleyecek olursam, 'corto'nun hastasıyım!'.

corto maltese, sadece külliyatını severek defalarca okuduğum bir kahraman değildir. o, aynı zamanda hakkında araştırma yaptığım bir popüler kültür ikonudur da.

türkiye çizgiroman evreninde son bir yılda yaşanan aktüel bir gelişme, corto'nun maceralarının yeniden basılıyor oluşu, ona dair olan çalışmalarımın bazı sonuçlarını paylaşmaya teşvik etti beni.

aşağıdaki satırlar, ortaya çıkışını, işte bu zemine borçludur.

1 – corto maltese’in ‘mana ve ehemmiyeti’

çizgiroman evreninin en sıra dışı kahramanlarından birisi, malta asıllı (maltese, maltız) italyan grafik sanatçısı ve yazarı hugo pratt’ın (1927 – 1995) yarattığı corto maltese’dir. bu eksantrik kurmaca karakter, yaratıcısından kaynaklanan (‘sanatçı – sanat eseri diyalektiği’ bağlamında normal karşılanabilecek) otobiyografik esinlenmeler taşımak keyfiyetiyle yetinmemiş, üstüne üstlük, çoğu durumda, yaratıcısının yerine geçmeyi (daha doğrusu, onunla özdeşleştirilmeyi / özdeşleşmeyi) de becerebilmiştir[i].

pratt’ın, bu fevkalâde sıra dışı (çizgi üstü) sanatçının, kendisinin kişilik özelliklerinden hareketle temellerini attığı, akabinde de, muhayyelesindeki ve tasavvur alemindeki kimi beşeri hususiyetleri bu kurmaca benliğine haritalayarak olgunlaştırdığı corto maltese, bu satırların yazarının en ziyade hayranlık duyduğu ve yakınlık hissettiği popüler kültür ikonlarından birisidir. bu girizgâhın, ‘niçin bu metin, niçin bir corto yazısı?’ sorusuna verilebilecek en makul ve meşru cevap olduğunu düşünüyorum.

metnin ‘niçin?’ini gerekçelendirdikten sonra, onun ortaya çıkış öyküsüne (sürecine) dair de bir çift lâkırdım olacak. okumakta olduğunuz yazıyı epeydir yazmaya niyetlenmiş; hatta onun, malzeme toplamak ve plânını kurmak gibi, temel ön hazırlıklarını da tamamlamıştım. öyle ki, bahse konu metin, ilki, corto’nun türkiye’deki yayınlanma macerasına[ii] dair olan ağırlıkla teknik mahiyetli; ikincisi ise, onun ve yaratıcısının hayatına, felsefesine ve dünyaya kattıklarına dair (esasta metin analizi temelli) olan iki yazıdan oluşacaktı.

lâkin, gerek dünyanın ve ülkemizin sür’atle değişen gündemi ve gerekse de benim bazı spesifik konulara (onların bendeki tesir ve izdüşümlerinin özel ve önemli oluşlarına binaen) öncelik tanımam yüzünden, söz konusu metnin ‘tezgâhım’dan çıkması bir türlü gerçekleşemiyordu.

ne zaman ki kanat atkaya, http://www.hurriyet.com.tr/... linki ile erişilebilecek olan yazısını yayınladı; işte o saatten sonra, bahsettiğim yazı taslağımı, okumakta olduğunuz metne tahvil etmekten başka bir devam yolu kalmamıştı benim için.

bu arada, yeri gelmişken paylaşayım: bu satırlar, popüler kültürün önemli bir mecrasına hasrettiğim yazılarımın ikincisidir [iii].

2 – corto maltese bir ‘anti-kahraman’[iv] mıdır?

ilerleyen satırlarda corto maltese külliyatı, esas olarak, onun ülkemizdeki yayın realitesi temelinde ve daha çok da teknik özellikleri (detayları) bağlamında ele alınacaktır. bir diğer deyişle, gerek corto maltese ve gerekse de yaratıcısı olan hugo pratt, bu yazı da kendilerine; yapıp ettikleri, felsefeleri, dünya görüşleri nokta-ı nazarından çokça yer bulamayacaktır. maltese’nin ve pratt’ın evrenlerine[v] dair olan kapsamlı tespit ve yorumlarımı ise, bu metnin devamı niteliğindeki ‘corto maltese: anti-kahraman olduğu söylenen bir kahraman mı; yoksa sinik ve bencil bir müptezel mi?’ başlığı altında kristalize ederek paylaşmayı plânlıyorum.

okuduğunuz metnin, mezkûr külliyatı, içeriğinden çok, esas ve ağırlıklı olarak, onun, türkiye’deki okuruyla buluşmasına dair olan (format ve şekil özellikleri gibi) hususlarla değerlendirmesi bundandır.

ancak bu durum, bu satırların yazarının, corto maltese’nin, ona çok yakıştırılan ve neredeyse ismiyle özdeşleşen o ‘anti-kahraman’ vasfına dair olan görüşünü kısaca paylaşmasına da engel teşkil etmemektedir.

anti-kahraman; gerek bizlerin her gün deneyimlediğimiz gerçek dünyada ve gerekse de sinema, tv dizileri, grafik sanatlar, edebiyat, plastik sanatlar, sahne sanatları ve bilgisayar oyunları gibi, kurmacanın dominant olabildiği düzlemlerde (varlık dairelerinde) boy gösteren bir çeşit ‘aktör’ ya da ‘figür’dür. lâkin bu entite, zikredilen ‘kurmaca dominant varlık kümeleri’nde çoğunlukla görmeye alışık olduğumuz o iyi, olumlu, faydalı, ahlâklı, özverili, cesur, sebatlı, tutarlı, faziletli karakterlere çok benzemez. hatta, çoğunlukla da onun zıttı ve ‘mevhum-u muhalif’idir.

corto maltese’nin, ‘karşı-kahraman’ olmaklığına dair esas tespit ve yorumlarımı yukarıda zikrettiğim devam yazısına bırakıyor olsam da; sözün burasında şunu teslim etmeyi zorunlu addediyorum. bu satırların yazarı, insanlığın, istikbalde, konjonktürel olarak aktüel mahiyetinden çok daha ileri bir düzeye evrilerek, kahramanlara muhtaç olmadığı bir olgunluğa erişebileceğine 'iman edenler'dendir.

işte bu yüzden de; renkli, cazip, cerbezeli ve ama bir o kadar da zehirli teklifleriyle esiri kıldığı insanoğlunu, küresel bir felâkete doğru adım adım sürüklediğine inandığım neo-liberalizmin; ‘algı, ideoloji, alışkanlık ve kültür mekanizmaları’ gibi aktüel/verili alt bileşenlerinin ürettiği kodlardan (klişe, sembol) olan ‘kahraman’ tipolojisine prim vermektense [vi], 'mezkûr müesses nizâm'ın tekfir edip dıştalamayı tercih ettiği ‘karşıkahraman’ entitesine yakın durmayı tercih ettiğimi itiraf ediyorum.

3 – hem stalin ve hem de enver paşa’nın dostu olan yegâne çizgiroman kahramanıdır corto

diğer birçoklarının yanı sıra jack london, ernest hemingway, yosif çugaşvili (stalin), john reed, herman hess, butch cassidy, enver paşa ve general ungern von stenberg gibi tarihi kişiliklerle; kendi yarattığı, insanda ‘metafizik’ bir algı yaratan ‘keşiş’ ile, eli kanlı rasputin gibi kurmaca karakterlerini büyük bir başarıyla hikâyelerinin örgüsüne yedirme mahareti, hugo pratt’ın, okuyanı / bakanı eserinin içine çeken büyülü gerçekliğinin asli unsurlarındandır.

pratt’ın ‘gerçeklikle kurmacayı meczetme’ ustalığı; osmanlı imparatorluğunun son yıllarına, özellikle de osmanlı ermeni ilişkilerine ve enver paşa’nın pan-türkizmine dair enteresan yorumlarda bulunmasında; corto’nun elinden, başta thomas more’un ütopya’sı olmak üzere, kimi klasikleri hiç düşürmemesinde; külliyatın çeşitli maceralarında, en gerçekçi olay örgüsünün bir yerlerinden okültist, magic, şamanik, kabalist, panteist unsurların başını kaldırıvermesinde; rus – japon savaşı (1904 – 1905), bolşevik devrimi (ekim 1917), 1. dünya savaşı (1914 – 1918) ve ispanya iç savaşı (1936 – 1939) gibi tarihi olay ve süreçlerle, çok başarılı tasvir edilmiş kent ve coğrafya enstantanelerinin, bilinçaltının ve rüyaların ürünü olan gerçeküstü olaylara dekor teşkil etmesinde; arjantin’de yapılan otantik bir tangoyu, bir yahudi gettosundaki kabalist bir ayini, ya da venedik’teki bir maskeli baloyu, kâdîm mu efsanesine bağlayabilme gibi enteresan ve sıra dışı sentezlerde kendisini ele vermektedir.

4 – corto matesenin türkiye macerası

dost kitabevi edisyonu:

1980’lerin başında, hürriyet çocuk dergisinde ilk defa bizlere merhaba diyen corto maltese’nin 10 macerası, 1999 – 2004 arasında ankara merkezli dost kitabevi tarafından yayınlanmıştır. corto’nun 21 x 27 cm ebadında olan dost kitabevi külliyatı edisyonu, 2. hamur kâğıda siyah – beyaz olarak basılmıştır. karton olan ön kapaklarının merkezindeki ufak corto maltese resimleri renkli olup, bunun üzerinde yer alan kabartma corto maltese yazıları da her ciltte ayrı renkle basılmıştır. serinin editörleri, maceraların bazen başlangıcına, bazen sonuna ve bazen de hem başlangıca ve hem sonuna, eserle ilgili açıklayıcı ve bol görselli yazıları eklemişlerdir.

işte, dost kitabevinin bastığı sıraya göre corto maltese albümleri:

ı - bir tuz denizi şarkısı, © casterman 1975. mayıs 1999. çevirmen: levent yılmaz. 184 sayfa. maceranın başında hugo pratt’ın bir sayfalık ithafı, macerayı tamamlayan ve maltese’in hayatındaki (nerede ve ne zaman öldüğüne dair olan) o en önemli gize ışık tutan kurmaca bir mektup, umberto eco’nun dört sayfalık ‘corto maltese ya da kusurlu coğrafya’ yazısı, iki tam sayfaya yayılan hayali ‘escondida adası haritası’; maceranın sonunda üç sayfalık ‘tarihlerle corto maltese’in yaşamı’, iki sayfalık ‘tarihlerle hugo pratt’ın yaşamı’ yazıları kitapta anlatılan olay örgüsünü besleyen ve destekleyen ilâve unsurlardır.

ıı – oğlak burcu altında, © casterman 1975, ağustos 1999. çevirmen: levent yılmaz. 144 sayfa. maceranın sonunda, ilk albümde de yer alan, üç sayfalık ‘tarihlerle corto maltese’in yaşamı’, iki sayfalık ‘tarihlerle hugo pratt’ın yaşamı’ yazıları yer almaktadır.

ııı – corto, git gidebildiğin kadar…, © casterman 1979, haziran 2000. çevirmen: levent yılmaz. 122 sayfa. maceranın sonunda, ilk iki albümde yer alan üç sayfalık ‘tarihlerle corto maltese’in yaşamı’, iki sayfalık ‘tarihlerle hugo pratt’ın yaşamı’ yazıları tekrar basılmıştır.

ıv – keltler, © casterman bruxelles 2000, nisan 2004. çevirmen: hasan fehmi nemli. 140 sayfa.
maceranın başında, hugo prat’ın yazdığını sandığım bir sayfalık açıklayıcı bir metin var.

v – etiyopyalılar, © casterman bruxelles 1978, nisan 2004. çeviren mehmet emin özcan, 104 sayfa. maceranın başında, didier plateau tarafından yazılmış yedi sayfalık görsellerle desteklenmiş açıklayıcı bir metin var.

vı – tango, © casterman bruxelles 1975, haziran 2004. çeviren mehmet emin özcan. 66 sayfa.
maceranın sonunda, 5 sayfalık metinlerle süslü açıklayıcı bir metin var.

vıı – semerkant’taki altın yaldızlı ev, © casterman bruxell, haziran 2004, çeviren hasan fehmi nemli. 146 sayfa.

vııı – corto maltese sibirya’da, © casterman bruxelles 2001, ekim 2004. çeviren hasan fehmi nemli. 126 sayfa.
maceranın başında, didier plateau tarafından yazılmış iki sayfalık bir harita, desenler ve fotoğrafla desteklenmiş sekiz sayfalık açıklayıcı bir metin var.

ıx – venedik masalı, © casterman 2001, eylül 2004. çeviren mehmet emin özcan. 76 sayfa. maceranın başında, hugo pratt tarafından yazılmış ve yine onun elinden çıktığını sandığım desenler, semboller ve fotoğrafla desteklenmiş dokuz sayfalık açıklayıcı bir metin var.

x – kayıp kıta mu, ©casterman 2001, ekim 2004. çeviren hasan fehmi nemli. 176 sayfa.
hikâyenin başında, hugo pratt tarafından yapılmış ve iki sayfaya yayılmış desenlerle desteklenmiş plato’dan bir alıntı var.

ntv edisyonu:

ntv yayınları, corto maltese’yi kuşe kâğıda renkli olarak basmakta. ancak bu renkli nitelemesi sizi yanıltmamalı. bilgisayar marifetiyle yapılan soğuk, donuk, ruhsuz, cansız ve sevimsiz bir renklendirme olmuş bu. bu arada, bu edisyonun karton kapaklarının da bütünüyle renklendirildiğini eklemeliyim. dost kitabevi’nin yaptığı siyah – beyaz edisyonun, maltese’nin evrenini daha iyi yansıttığına ve bu tarz baskının göze daha hoş ve estetik geldiğine inananlardanım. ntv edisyonunun ebadı da, ilkine göre oldukça küçültülerek 14 x 21 cm’e indirilmiştir. adeta irice bir cebe sığabilecek bir boyuttur bu .

ntv’nin bastığı ilk iki corto maltese macerası şunlardır:

ı – gençlik yılları, © 1981 cong s.a., lausanne © 2006 casterman, bruxelles. çevirmen: alev er. 72 sayfa. bu macera dost kitabevi tarafından basılmamıştı.

ıı – tuzlu denize balad, © 1967 cong s.a., lausanne © 2006 casterman, bruxelles. çevirmen: alev er. 256 sayfa.

ntv yayınları, ilk iki kitabın ardından, bugüne değin 5 corto maltese kitabı daha yayınladı. bunların okumalarını, dost yayınlarından çıkan mütekabilleriyle mukayeseli olmak kaydıyla, henüz yapamadım. bu yüzden de, bu 5 kitabın tanıtımını, bahse konu okumaları tamamladığım ilerleyen günlerde yapacağım.

5 - dost ve ntv edisyonlarının karşılaştırılması:

yukarıda da dillendirdiğim üzere, dost kitabevi edisyonu, büyük boy ve siyah – beyaz oluşu yüzünden tercih nedenimdir. ayrıca, mezkûr edisyona ait olan ciltlerin başında ve sonunda yer alan açıklayıcı metin ve görseller de corto maltese’nin evrenine girmemize yardımcı olmaktadır. öte yandan, bu baskının büyük boy sayfaları, doğal olarak, diğerinden daha fazla kare içermektedir. dost'un edisyonunun, corto’nun ilk göründüğü macera olan ‘gençlik yılları’nı basmamış olması, benim bakış açıma göre, bu serinin en büyük eksiğidir.

ntv yayınları edisyonu; kuşe kâğıda ve bilgisayar renklendirmesiyle yapılmış küçük boy baskı olması gibi handikapları barındırmaktadır. ntv edisyonunun albümleri, diğerine göre oldukça küçük olan ebatları yüzünden, bir sayfada daha az kare içermekte, bu yüzden de daha kalın tertip edilmiş kitaplar olarak satışa sunulmak durumunda kalmışlardır. ayrıca, yeni edisyona ait bazı karelerin, sayfaya sığdırılabilmeleri için, (dört bir taraftan kırpılarak) siyah – beyaz edisyondaki mütekabillerine kıyasla daha küçük tutuldukları görülmektedir. bu küçük boyutların, söz konusu kitapların çeşitli tatil vasatlarında, yolda ya da kuyrukta okunması sırasında kolaylık, rahatlık ve pratiklik sağladığını da teslim etmek durumundayım. dost kitabevi edisyonunun içerdiği ilâve metin ve görsellerin yer almaması ntv edisyonunun en bariz ve rahatsız edici eksiğidir.

ntv’nin bastığı albümlerin dost’unkilere kıyasla oldukça pahalı olduğunun da altını çizmek durumundayım.

çeviriler bakımından yapılacak bir karşılaştırmada ise, doğrusu söyleyebileceğim çok az şeyim var. zira, her şeyden önce orijinal metne sahip değilim. gerçi olsaydım da, fransızcamın çok yetersiz oluşu yüzünden yine de kesin hükümlerde bulunmaktan kaçınırdım. bu bahiste, yine de şunu eklemeden geçemeyeceğim: türkçe metinleri kıyasladığımda, her iki edisyon da bende özenilerek yapılmış iyi çeviriler oldukları izlenimini, sezgisini ve kanaatini oluşturmaktadır.

6 – dost mu, ntv mi: hangi edisyonu okumalı?

çizgi roman meraklıları, koleksiyonerler, alanın araştırmacıları ve özellikle de corto maltese tutkunları pek tabii ki her iki edisyonu da edinerek okuyacaklardır. benim, çizgiromanla ilişkisi ve ünsiyeti henüz tutku düzeyine erişmemiş olan ortalama okur için önerim ise, çok daha ucuz olan dost kitabevinin edisyonunu temin edip, bunu da ntv’nin bastığı ‘gençlik yılları’ albümüyle tamamlayarak okumalarıdır.

faydalanılan kaynaklar:
1 – sanat dünyamız, ‘çizgi roman: çizgi, roman’ özel sayısı. yıl: 22, sayı: 64, yapı kredi kültür sanat yayıncılık, 1997.

2 – çizgiroman ansiklopedisi, hakan alpin, inkılâp kitabevi yayını, 2006.

3 – argos, mart 1989, no 7. ‘sekizince sanat: çizgi roman’ başlıklı dosya, s: 138 – 153.

4 – çizgiroman sözlüğü, mazlum akın. cinius yayınları, 2008.

5 – türkiye’de çizgi roman, levent cantek. iletişim yayınları, 2. baskı, 2002.

6 – çizgili hayat kılavuzu, levent cantek. iletişim yayınları, 2002.

7 – serüven kılavuzları, corto maltese (serüven dergisinin eki), oğlak yayıncılık, 2004.

8 – corto maltese külliyatı, 10 cilt, dost kitabevi yayını, ankara. mayıs 1999 – ekim 2004.

9 – corto maltese (ikili set): tuzlu denize balad, gençlik yılları. ntv yayınları, ocak 2012.

10 – http://tr.wikipedia.org/wik...

11 – http://en.wikipedia.org/wik...

12 – http://en.wikipedia.org/wik...

13 – http://www.dostyayinevi.com...

14 – http://www.ntvyayinlari.com...

15 – http://www.ntvyayinlari.com...

16 – http://www.hurriyet.com.tr/...

[i] yoksa, ‘vice verca’ mı? bir diğer deyişle, yarattığı kahramanla, corto maltese’yle özdeşleşen / özdeşleştirilmesinde beis olmayan hugo pratt mıdır? cari soruyu bir de şöyle soralım: kim kime haritalanmıştır? pratt mı corto’ya, yoksa corto mu pratt’a? esasen ben, bu önermelerin / argümanların her iki kipinin de birbirinin beslediğine inananlardanım.

[ii] corto maltes, ülkemizde ilk kez, 1983’de, hürriyet çocuk magazin dergisinde yayınlanmıştı.

[iii] sergio bonelli’nin ölümü üzerine paylaşmıştım çizgiroman alanına dair olan ilk yazıma http://ziyaversencan.blogsp... linki üzerinden erişilebilir. bu arada, çizgiroman kültürüyle ilgili birkaç metnimin taslağının da an itibarıyla tamamlanmayı beklediğini belirtmek isterim. işte, ‘tezgâhımda’ olan ve bitirilmeyi bekleyen çizgiromana dair yazı taslaklarımdan bazılarının başlıkları:

‘corto maltese: anti-kahraman olduğu söylenen bir kahraman mı; yoksa sinik ve bencil bir müptezel mi?’,
‘güçlü bir karikatür geleneğine sahip türkiye’de, neden kayda değer bir çizgiroman sektörü (endüstrisi) yok?’,

‘çizgiroman yayıncılığında uzun soluklu bir başarı öyküsü: lâl yayınlarının ilk on yılı’,

‘ölüm defteri (death note): başarılı bir manga’nın çok katlı anlam dairelerine nüfûz etmek için alt okuma önerileri’,

‘son on yılda, diğer birçok şeyin yanı sıra, bir milyon sayfadan fazla çizgiroman okumuşum!’,

‘abd’liler neden western filmlerini sever de, çizgiromanına yüz vermez; ya da, ‘vahşi batı’yı avrupalı çizgiroman sanatçıların merceğinden görmek’,

‘watchman: çizgiroman evreninin koordinatlarını sonsuza değin değiştirmek. veya, onu, ‘kehanet – psikolojik harekât’ dikotomisinin parantezinde okumak’.

bunları ve ismini burada anmadığım diğerlerini, içime sinecek şekilde tamamlayarak, en kısa zamanda konunun meraklılarının önüne, efkâr-ı umumiyenin nazar-ı dikkatine ve ‘ramp ışıkları’nın altına sunabilmeyi umuyorum.

[iv] türkçe ve ingilizce metinlerde anti-kahraman, antikahraman, karşı-kahraman, karşıkahraman, anti-hero, antihero şeklinde yazılışlarla ifadesin bulan bir kavramdır. anlamı, metin içinde paylaşılmaktadır.

[v] aslında, kurmaca ve gerçeklik düzlemlerinde ifadesini bulan iki farklı evrenden çok; yaratıcısının, parçası olduğu gerçeklikle, hayalhanesindeki tasavvurları mezcedip, akabinde de bunu, bristol kartonu üzerine siyah çiniyle izdüşürmesi sonucu ortaya çıkan komplike ve spesifik bir entiteden bahsediyorum.

[vi] sınıflı toplumların umumi tarihi göz önünde bulundurulduğunda, neo-liberal entellektüellerin/ideologların; kabaca 5,000 yıl boyunca zuhur eden çeşitli sosyo-ekonomik formasyonların hakim sınıfları ve yönetici bloklarıyla biyolojik artikülasyon ve simbiotik çıkar ilişkisi geliştiren ‘organik aydınlar' içerisinde; verili ‘sistemin efendileri’ adına sıfırdan ideolojik klişe, stereotip (streotype) ve arketipleri (archetype) üretmekte, ya da, eski düzenin, önceki toplumsal formasyonun ve üretim tarzının ürettiği eski ideolojik üst yapı komponentini devralıp, bunları, sistemin aktüel ihtiyacına göre yenilemekte, güncellemekte, ardında da, bu entelletüel unsurların yapıtaşları olduğu bir zeminde, sert ve / veya yumuşak ‘rıza mekanizmaları’ üretmekte ve nihayet, onların üzerinden de mevcut düzenin konsolide edilerek devam ettirilmesine katkı vermekte en ehil olan ‘hizmet erbabı’ olduğu ortaya çıkmaktadır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.