ibrahim kalın

eski seta başkanı. başbakanlık başdanışmanı. ahmet davutoğlu ekolünden. seyyid hüseyin nasr'ın da öğrencisi. iyi bir dış ilişkilerci.
devamını gör...
istanbul üniversitesi tarih bölümü 'nden mezun.
devamını gör...
başbakanın stratfor'un casusu olduğu ithamlarına maruz kalan başdanışmanı.
devamını gör...
bir dönem kendisinden islam ve batı ilişkileri tarihine giriş dersini aldığım, alanına hayli vakıf olduğunu bildiğimiz güzel insan.
dönemin son dersini verdiği 9 mayıs 2009 tarihi dün gibi aklımdadır. altını üstünü çizerek okunmaz hale getirmiş olduğum islam ve batı isimli kitabının başına imzasını çakıverirken yalnızca birkaç saniye içinde kitabın başındaki notuma mukabele manasında yazdığı dilekleri gözlerimi doldurmuştur. sonrası zaten vesileler vesileler..

çok iyi bağlama çalar ve iyi söyler-miş ki bunu henüz öğrenmiş bulunuyorum. bir yerde bir fasılda olduğunu duyarsam damlayacağım anında, takipteyim.

bir örnek: bülbülüm altın kafeste
http://www.cogitosozluk.net...
devamını gör...
cnn int. yayına bağlamış şu taksim gezi parkı meselesi hakkında konuşuyorlar, ancak şunları diyince/sorunca yayın aniden kesilmiş:

"siz elinde molotoflarla insanların beyaz saray etrafında eylem yaptığını hayal edebiliyor musunuz?"
"dhkp-c abd elçiliğine saldırınca terörist, türk polisi'ne saldırınca mı özgürlükçü oluyor?"

demokrasi böyle bi'şey işte, adamına ve yerine göre değişebiliyor. vakti zamanında biri demişti demokrasi "fahişe gibidir" diye, çok da haksız değilmiş hani. neyse buralara fazla girmemeyim.

not: şuan twitterde mr. kalin olarak tt olmuştur. ha bu arada cnn'den amanpour kapak biriktirmeye başlamış.
devamını gör...
kendisini yayından çıkaran christiane amanpour'dur. hani arafat'ın karargahı israilin buldozerleri ile yıkıldığı esnada telefon ile bağlanıp yüzsüzca arafat'a 'şiddeti durduracak mısınız' diye soru soran, abd istihbaratı ile sıkı fıkı kadın gazeteci.
bir nevi tongaya düşmüştür. amanpour, kendisini 'show is over' diyerek yayından çıkartmıştır.
devamını gör...
vizyonu geniş zat. ilerleyen yıllarda kendisini hariciye nazırı makamında görmek sürpriz olmaz.
devamını gör...
ak parti içinde sevdiğim nadir isimlerdendir.
kadın spiker "show is over, ı am sorry" diyor, bizim ingilizce bilmeyen entelektüellerimiz program bittiyi şov bitti diye anlıyor.
devamını gör...
zehir gibi bir zeka ve analitik-sentezci yorum gücü, ilahiyyât destekli zihin dünyası, seyyid hüseyin nasr'a talebe olmak, davutdoğlu geleneğinden gelmiş olmak ve ondan sonra bu geleneğin devamını sağlayabilecek tek kişi olmak.

sesi de güzel adamın. eeee daha ne olacaktı!?
devamını gör...
abdullah tivnikli'ye, doğudaki kaçak elektrik bedellerinin devlet tarafından karşılanması yardımı üzerine, "benim kızın okul taksitleri var, himmetinizi bekliyoruz", diyerek yarar sağladığı, ses kayıtlarıyla iddia edilen başbakan danışmanı.

demek ki "himmet"i sadece gülen cemaati toplamıyor. her kuvvet sahibinin, kendince bir himmet algısı, himmet bahanesi olabiliyor. bazı şeyleri 'paralel' diyerek sınırlandırmamak gerekir. bu kadar genel bir tabir ile, kavramı genişletmiş değil, daraltmış olursunuz.

hâl böyle olunca, her şeyin bir paraleli tanımlanabilir. paralel danışmanlık, paralel bütçe, paralel himmet diye uzar gider. zaten hepsi birbirine paraleldir, asitmetrik olan her zaman halkın kendisidir. 'halk' diyerek de kavramı daraltmayalım. cukkacı olmayan halkın kendisidir diyelim.
devamını gör...
kızının okul takidi için belirtilen davranışı yapmışsa hesabını çatır çatır verecektir.
devamını gör...
yediği naneleri paralel yapmıştır paralel.

başbakan ve danışmanlarının asla nefsi yoktur!

asla hata yapmazlar!
devamını gör...
"büyük adamların" küçük çıkarlar için düştüğü durumun son örneğidir.
devamını gör...
şahsı ile ilgili tek bilgim daha önce çalıştığım bir firmanın kendisine ait bebekteki villasında bilabedel 2 trilyon tutarında tadilat yapması olan bürokrat. tadilatı yapan firma ahmet çalık'ın sahibi olduğu gap inşaat firmasıdır.
devamını gör...
haber doğruysa cumhurbaşkanlığı sözcülüğü yapacakmış.

şimdi kuyuya bir taş atalım, kısaca saray sözcüsü! biliyorsunuz beyaz saray sözcüleri meşhurdur, 1 den fazladır bunlar. şu sıralar ne konuştuklarını kendileri dahi anlamıyor. elbette ibrahim kalın onlar gibi olmayacaktır, diye ümit ediyoruz.
devamını gör...
donanımlıdır. fakat biraz suratsızdır. az gülmeyi becerebilse sempatik olabilir bu donanımla.
devamını gör...
politikacı, teolog ve tarihçi. sanatla da arası iyi. sesi de pek hoş.
devamını gör...
ak parti teşkilatı içinde değer verdiğim isimlerden çok ciddi ha bir de erzurumlu.

kısaca hayatı:

aslen erzurum’lu olan ıbrahim kalin 1971 yilinda ıstanbul’da dogdu. alanya lisesinden mezun olduktan sorna ıstanbul universitesi tarih bolumune kayit yaptirdi. 1992 yilinda buradan mezun oldu ve ıslam dusuncesi ve felsefe sahasinda yuksek lisans yapmak icin malezya’ya gitti. 1994 yilinin sonunda turkiye’ye dondu. “mulla sadra’da hareket-i cevheriyye nazariyesi” baslikli yuksek lisans tezini tamamladiktan sonra 1996 yilinda amerika’da george washington universitesinde yine felsefe ve ıslam dusuncesi sahasinda doktora calismalarina basladi.

1998 yilinda 3 ay fransa’da dil egitimi gordu. kanada, fransa, ıngiltere, ısvicre, urdun, ıran, pakistan, ısrail, bosna, makedonya ve hirvatistan gibi ulkelere seyahat etti ve uluslararasi konferanslarda tebligler sundu. halen washington dc’de ikamet etmekte ve mulla sadra’nin bilgi teorisi ve anti-subjektivist bir epistemolojinin imkani uzerine olan doktora tezini yazmaktadir. ıslam felsefesiyle ilgili ıngilizce yayinlanmis makaleleri var. turkce’de dergah ve divan gibi dergilerde yazilar yayinladi. t. ızutsu’nun ıslamda varlik dusuncesi ve darkavi’nin bir mursid’in mektuplari adli eserlerini turkceye kazandirdi. 1992 yilinda evlenen kalin’in rumeysa ve dilruba adinda iki kizi var. akademik calismalarinin yanisira fotograf sanatiyla ilgileniyor, washington dc’deki bir muzik grubunda baglama calip ney ufluyor.
devamını gör...
bir röportajını okumuştum, sıkı adam.
hüseyin nasır'dan bir şeyler kapmıştır.
devamını gör...
bugünkü yazısı çok hoşuma giden insan.anlayabilenlere çok güzel mesajlar veriyor.

--- alıntı ---
newsweek dergisi, "büyük ingiltere"nin giderek nasıl küçüldüğünü kapak yaptı. yazı, ingiltere'nin ekonomik gerekçelerle küçüldüğünü söylüyor ve eski emperyal heveslerinden vazgeçmesini salık veriyor. amerikan dışişleri bakanı dean acheson daha 1962'de şöyle diyordu: "ingiltere bir imparatorluk kaybetti ve kendine yeni bir rol bulamadı." bir zamanlar "üzerinde güneşin hiç batmadığı imparatorluk" olan ingiltere, savunmadan diplomasiye her alanda ölçek küçültüyor.
bunun göstergelerinden biri, ingiliz diplomasisindeki küçülme. 2004'ten bu yana ingiliz dışişleri bakanlığı altı bin olan çalışan sayısını dört bine indirdi. 2009'da 3.3 milyar dolar olan dışişleri bütçesinin 2010'da 2.5 milyar dolara inmesi bekleniyor. bunlar hâlâ büyük rakamlar ama avrupa'nın son imparatorluğu ingiltere'nin giderek küçüldüğü gerçeğini de ele veriyorlar.
ingiltere, bu küçülmeyi ertelemek için amerika ile olan özel ilişkisini kullandı bu güne kadar. tony blair 1997'de iktidara geldiğinde yepyeni bir liderlik profili çiziyordu. fakat ırak ve afganistan gibi bush maceraları blair'in de sonunu getirdi. halefi gordon brown, her gün "çok şükür bugün de iktidardan düşmedik" havasında bir başbakan. amerika'nın dalına tutunarak küresel siyaset yapmanın da bir sınırı var.
avrupa'da başka ülkeler başka sorunlarla boğuşuyor. fakat hepsinin ortak sorunu, ölçek küçültmesi ve vizyon daraltması. obama'lı amerika'nın ne yapacağı dahi meçhul. bu dönemde türkiye ise tam tersi bir yol izliyor ve her alanda büyüyor. bazen devlete, bazen devletçilere, bazen de "dahili ve harici bütün düşmanlara" rağmen. demokratik açılım ve kürt sorunu üzerine yapılan tartışmalar bunun bir işareti.

sorun sadece kürt meselesi mi?
açılım türk siyasetine yepyeni bir heyecan, renk ve dinamizm kattı. fakat sadece kürt meselesini tartışmıyoruz. adalet, eşitlik, hak, hukukun üstünlüğü, paylaşım, kardeşlik gibi en temel ve evrensel değerleri konuşuyoruz. bunlar olmadan türkiye'nin büyüyemeyeceğini, küçük bir türkiye'nin ise türküyle kürdü, dindarıyla laiki, sağcısıyla solcusu herkese dar geleceğini söylüyoruz. "küçük türkiyecilik" yapanlara "büyük türkiye herkesin nefes aldığı bir vadi olsun" diyoruz.
ülkemizin seçkin sosyologlarından prof. nur vergin hanım, geçen haftaki yazıma atfen bir mesaj gönderdi. åžöyle diyor nur hoca: "... birileri mutlaka ne yapıp yapıp küçük ve külüstür bir türkiye'yi gerçekleştirmek için elinden geleni yapar. esamesi okunmayan, kimsenin dönüp bakmadığı, bir zamanlar şikâyetçi olduğumuz "bitli turistten" başka kimsenin uğramadığı bir türkiye özlemiyle..." özal yıllarının heyecanını hatırlattıktan sonra ekliyor nur hanım: "yaşım 70'e doğru ilerliyor. åžahsi hiçbir beklentim yok. ama ölmeden önce yazınızda zikrettiğiniz "türkiye rüyası"nın gerçekleştiğini görmek istiyorum."
nur hanımın hissiyatına katılmamak mümkün değil. temel sorunumuz kendimizi hâlâ cüce aynasında görmemiz. o yüzden büyüdüğümüzün farkında değiliz. kendimize bu haksızlığı yaparken, başkalarını da dev aynasında görüyoruz. hâlâ bizim hep yıkılmakta olduğumuzu, "şer güçlerin" ise büyümekte olduğunu zannediyoruz. oysa artık ne osmanlı'nın yıkıldığı ne de cumhuriyetin kurulduğu yıllardayız. "

türklerin menkıbeleri"
islam kelamının büyük düşünürlerinden el- cahız (ö. 868), "türklerin menkıbeleri" adlı ünlü eserinde, abbasi idaresi altında yaşayan farklı grupların özelliklerini tahlil eder. amacı farklı etnisiteler arasındaki ihtilafları gidermek ve "kalplerini birbirlerine ısındırmaktır." cahız'a göre çinliler zanaatta, yunanlılar felsefede, araplar edebiyat ve belagatte, farslar devlet yönetiminde, türkler ise savaş sanatında temayüz etmişlerdir. fakat türklerin bu özelliğinin arkasında "vatan sevgisi" vardır der ve ekler cahız: "vatan sevgisi bütün insanlarda vardır... fakat bu en fazla türklerde baskındır."
türkler bu yıllarda islam'la henüz yeni müşerref oluyorlardı. kısa sürede muharip kıta olmaktan çıkıp medeniyet ve düzen kuran bir millet haline geldiler. çinlilerin zanaatını, yunanlıların felsefe ve bilimini, arapların belagatini, farsların devlet yönetimini ve başka milletlerin başka nice meziyetlerini alıp bir büyük sentez inşa ettiler. åžimdi oturup "biz bu işi nasıl yapmıştık?" diye kafa yormamız gerekiyor. kendi menkıbemizi bugün nasıl yaşayacağız? temel sorumuz bu.

--- alıntı ---

http://http://www.sabah.com...
devamını gör...
aynı zamanda hem başbakan danışmanı olup hem de sabah'ta yazmasını kendisine yakıştıramadığım, sevdiğim, güzel insan.

islâm ve batı isimli kitabı doktorasını henüz vermiş birisi için fazlaca iddialı. dipnotsuz, kaynakçasız, hikâye tadında bir kitap yazması değil sorun; bu kitabına büyük bir değer atfetmesi ve sürekli öğrenmek için okunmasını tavsiye etmesi. bu tür kitaplar yazabilmek için biraz daha bekleyebilirdi. kendisinden mustafa armağan atraksiyonları beklemediğimiz için, daha fazlasını-kapasitesi müsait olduğundan- istediğimiz için diyoruz tabii bunları.

sakalları kesip sadece bıyık bırakır hâle gelmiştir. alışamadık abiciğim, eskisine geri dönsen? böyle de bürokrat olunabilir aslında*
devamını gör...
yok abi ben sevemedim bu adamı...

ibrahim abi'nin üzgünlük'ünde de bu adamdan, amerika'ya tahsile gidişinden felan bahsediliyordu ama ııı ıııh sevemedim.zorla değil ya!tip bozuk bir defa. bu arada ben de epey uzun saçlıyım şekilci felan değilim yani.
devamını gör...
amerika dönüşü mecburi bursunu ahmet davutoğlu bizat karşılamıştır düşülünenin aksine aslında felsefe mezunudur.
devamını gör...
bilim sanattaki dersleri oldukça zevkli ve kaliteli gecen hocadır,şu sıralar başbakanın danışmanı olmuştur,uluslararası platformlarda kendisini görmekten büyük onur duymaktayız...
devamını gör...
20 yıl önce , biz sabahlara kadar siyasi geyik yapıp öğle ezanından sonra uyanırken , onun sabahın köründe çalıştığını bildiğimiz ve o arkadaşlarca o günlerde bu günleri görmüştük dediğim , "all in one" bir adamdır , eski dostumdur , sabah yazarlığını sevmediğim kişidir , kendisini çok sevdiğim eski dosttur. iyi basketbol oynadığını ve bağlama çaldığını söylemeden geçmeyeceğim adam.
devamını gör...
gerçekten de iyi basketbol oynadığı benim kulağıma kadar gelmiştir. müthiş bir genel kültüre ve kendi alanında akademik olgunluğa sahip birisidir. yazılarına rastgelirseniz oldukça, sade, fikri ve entelektüel açıdan dolu ve anlaşılır olduğunu görebilirsiniz. seta dan sonra başbakan danışmanlığı görevi üstlenmiştir. herkes kendisini sever , en azından ben rastlamadım ibrahim hocayı sevmeyene.
devamını gör...
eski siyaset, ekonomi ve toplum araştırmaları vakfı* genel koordinatörü, şimdinin başbakan danışmanıdır. espritüel ve hoşsohbet insandır. yazılarını yalın bir dil ile yazmasına karşın, yazıları oldukça derin düşünceler barındırır. kimi yazılarında yer verdiği anekdotlar tam yerine oturur ve yazının daha iyi kavranmasını, zihinde şekillenmesini sağlar.
devamını gör...
bir sonraki seçimde milletvekili seçileceğini umduğum, türk siyasetinde iz bırakacağını düşündüğüm insan.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.