ilahi adalet

demet akalın ın yeni şarkısı. rezalet olmuş, dj kantik kalitesinde müzik altyapısı var.
devamını gör...
tecelli edişine bazılarımızın çok şaşıracağı bir şeydir.

- ama, dindar nesil yetiştiriyorduk!
devamını gör...
insanların adalet anlayışının çok ötesinde hatta bazen insanlara haksızlık gibi görünebilen adalettir. mutlak olarak ahirette tecelli edecektir.

bir olayın ilahi adaletin tecellisi olup olmadığını bu dünyada yalnız yaradan bilir.

Allah adına konuşmayı adet haline getirmiş hadsizlere göre kendilerine yarayan her olay ilahi adalettir.
devamını gör...
demek akalın'ın şarkı yapmaktan7söylemekten geri kalmadığı.
devamını gör...
mazlumun sığınağıdır. öteki aleme intikal etmeden'de zalimin, zulmünün karşılığını almasını görmesi kuvvetle muhtemeldir.
devamını gör...
inanan insanların, yaşatılan tüm haksızlıklara tahammül sebebidir. er ya da geç en adil tarafından sağlanacaktır.
devamını gör...
kesinlikle ama kesinlikle inandığım bir kavram. "men dakka dukka"(eden bulur.)
devamını gör...
nokta konuş:


--- ali şeriati ---

soyut bir tanrı anlayışı, egemenlerin tanrı anlayışıdır. asr-ı saadet’te din ile adalet eşdeğerdi. ama sonradan ilahã® adalet diye adaleti göklere çıkardılar ki, yeryüzünde ondan söz edilmesin. bunu söyleyenler, dinin afyon tüccarlarıydı..

--- ali şeriati ---
devamını gör...
2002 yılında adalet myo ya verilen isim. o yıl imam hatiplerin iki yıllıklara artık alınmayacağı haberleri dolaştığı için kazanabileceğimiz en iyi iki yıllığa gitmeye karar vermiştik ve o yüzden adalet myo daki imam hatipli sayısı tavan yapmıştı o gün bu gündür adalet myo daki imam hatipli sayısı diğer liselerden oldukça fazla. ve hukuk fakültelerine dikey geçiş yapanların çoğu imam hatipli.
devamını gör...
yapılan her kötülüğŸün karşŸılığŸını er ya da geç almak. ne zaman yapılan kötülüğŸü unutup aklından çıkarırsın o zaman karşŸılaşŸırsın.
devamını gör...
sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine, akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan; bütün samimiyetinle affet.

hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir.

şems-i tebrizi|
devamını gör...
--- alıntı ---
bir gün ;
hz musa ibadetini bitirdikten sonra bir ağacın altına oturur.
hemen yakınındaki çeşmeyi seyrederken , atlı bir savaşçının çeşmeye geldiğini görür.
savaşçı su içmek için eğildiğinde boynundaki altın kesesini ıslanmasın diye çıkarır çeşme başına bırakır.
suyunu içtikten sonra altın kesesini unutur ve yoluna devam eder.
hemen arkasından hoplaya zıplaya bir çocuk gelir.
tam su içecekken altın kesesin farkeder ve hiç düşünmeden alır ve uzaklaşır.

çocuğun arkasından çok yaşlı bir ihtiyar inleyerek su içmeye gelir.
bu arada altın kesesini su başında unutan savaşçı keseyi almak için çeşmeye doğru yaklaşır.
fakat çeşme başında hiç bir şey bulamaz...
hemen yanındaki yaşlı adamın boğazına sarılır ve altın kesesini vermesini ister.
ihtiyar ne kadar "ben almadım" dese de savaşçıyı ikna edemez.
iyice sinirlenen savaşçı kılıcını çeker ve yaşlı adamı oracıkta öldürür.
olan biteni gören musa ''ey rabbim bu nasıl bir adalettir'' der..
"ben hiç bir şey bilmiyorum.. senin işine sual olmaz ama ben anlamadım" der.
bu isyana benzer açıklıktaki sözlere karşılık rab şöyle seslenir :
''ey musa ;
ben sana benim işlerimi anlayacak kadar akıl vermedim ki , sen benim hakkımda yorum yapıyorsun?
ama kalbinin yatışması için gerçek şudur :
savaşçı o küçük çocuğun babasının malını yağmalamıştı.
ölen ihtiyar ise gençliğinde çok güçlü bir adamdı
ama bir hiç uğruna bir köylüyü öldürmüştü.
o ihtiyarı öldüren savaşçı işte o köylünün oğludur..
ey benim gafil kulum şimdi tövbe et
çünkü benim adaletim işte bu kadar açıktır."

--- alıntı ---

halis niyetli olalım müslüman kardeşlerim. bilmediklerimiz, bildiklerimizin yanında okyanusta zerre kadarken, o kadar çok ahkam kesiyoruz ki...allah affetsin..
devamını gör...
daha bugün şahit olduğum cezalandırma.

yakın bir zamanda aileme büyük bir yamuk yapmış bir düşmanım vardı. babam ve eşim çoğu zaman yoldan çevirdi bırak Allah ından bulsun diye ama insanın içi soğumuyor işte.

bir saat önce bir haber aldım. kızını kamyon ezmiş ve ölmüş. suçsuz, sabi kız çocuğuna ne kadar üzülsem de anamın ahını, feryadını duymuş kulaklarım ve ruhum rahatladı.

ama Allah ın adaletinin bu kadar hızlı ve acı verecek şekilde işlediğini görmekse ayrı bir şok.

boşuna sabır tavsiye edilmediğini yaşayarak öğrenmek aynı zamanda.
devamını gör...
chp isimli, müstemleke zihniyetin yönettiği partiyi, 40 derece sıcağın altında 450 km, adalet için yürüten güçtür.

çok şükür bugünleri gösterene.

allah ın kanunlarıyla hükmedilmeyen dünyada kötülüklerden şikayet etmek gafletinde olmayalım.

şeri hükümler uygulanmadığı sürece daha çok adalet arar dünya insanları.

5,5 milyar kafirli dünyada kötülükleri müslümanlara yüklemek hastalığını da bırakalım. ki müslümanız bizde diyerek en çok müslümanlara kin kusmak derdinde olmayın ayrıca.

devamını gör...
zamanında baklava çaldıkları çocukları şikayet edip 9 yıl hapis cezası çıkartan faruk güllü kişisinin, fetö olayından hapse atılmasına denir.
devamını gör...
şöyle bir hikayesi vardır.

vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. . saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. - vur usturayı berber efendi, der. berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. derviş aynada kendini takip etmektedir. başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.

doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak: - kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer. dervişlik bu... sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. kaideyi bozmaz derviş. ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. berber mahcup, fakat korkmuştur. ses çıkaramaz. kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: 'kabak aşağı, kabak yukarı.' nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. kabadayı oracığa yığılır, kalır. ölmüştür. görenler çığlığı basar. berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar: - biraz ağır olmadı mı derviş efendi? derviş mahzun, düşünceli cevap verir: - vallahi gücenmedim ona. hakkımı da helal etmiştim. gel gör ki kabağın bir sahibi var. o gücenmiş olmalı!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.