ingilizce

bu devirde bilmeyenin gerçekten çok şey kaybettiği dildir.
devamını gör...
inanılmaz bir yayılım süreci gösteren batı dili.. bunu yalnızca sömürgecilik anlayışına bağlamak hata olur zira vakt ü zamanında portekiz, fransa, ispanya gibi ülkeler sömürgeciliğin kralını yapmıştır fakat böylesine kapsamlı bir yayılma gösterememiş, dilleri etkili olmamıştır.

ingiltere için 'üzerinde güneş batmayan ülke' nitelemesini kazandıran ingilizcedir mesela, bugün çin bile dünyaya inanılmaz bir hızla ve inanılma zbir oranda dağıttığı ürünlerinde ingilizce uyarılara, ürün tanımlarına daha çok dikkat etmektedir. zira çince bilinmez ama ingilizce kesin bilinir mantalitesi onları da esir almıştır.

elbette aslan payını amerika'ya vermek gerekiyor. değil mi ya dünya devi dediğimiz bu ülke ingilizce konuşmakta, ingilizce yazmakta, ingilizce sömürmekte, ingilizce saldırmaktadır..

internette de durumun pek farklı olmadığını gördükten sonra artık 'çabalama safhası'nın geride kaldığını maalesef görüyoruz.

bizim genç akademisyenlerimiz makalelerini yazarken bile ingilizce kaynakları çevirip mantığını alıp öyle işe koyulduğuna göre ingilizce kesin bir zafer kazanmıştır dünya dili olma yolunda..

nasıldır, ne aradır, ne şekildedir sormak lazım ama gerçek budur.. tam bilgi çağının ortasında ingilizce kendi hükümrablığını kurmuş, batırılamayacak olmanın hazzını yaşamaya başlamıştır..
devamını gör...
vakti zamaninda adamlar oturmuslar ve kullanilacak ortak bir dunya dili belirleyelim demisler.. belli kriterlerden gecen bir cok dil arasindan siyrilan iki dil kalmistir. ingilizce ve almanca. yapilan oylama sonunda da ingilizce cok ufak bir farkla almancaya galip gelmistir. bundan dolayidir ki bir cok alman ve fransiz cok iyi bildigi halde ingilizce konusmamayi tercih eder.

ps: belirli kriterler icerisinde ogrenmesi en kolay ve diger dillerle en cok ortak kelime barindirmasi gibi kriterler on siradaymis.

ps2: tabi bu sehir efsanesinden baska bir sey olmayadabilir. bilemedm onu.

edit: turkce niye yok bu kriterde diye vikvikleyenlere soylenecek cok bir sey yok, hersey ortada. biz native speaker olanlar bile hala de'leri ki'leri ayirt etmeyi beceremezken, bunu elin adamindan beklemek cok acimasizca olurdu.
devamını gör...
herhangi bir türk yavrucağına; ilköğretim dördüncü sınıftan başlatılarak, üniversiteye kadar, genel olarak lisede de ders olarak verilen, fakat her nedense özel bir kursa gitmeden veya kişinin özel bir çaba göstermeden öğrenemeyeceği bir dil.*

(bkz: hep sistemden var ya)
(bkz: sisteme sataşan cogitocu)
devamını gör...
itiraf köşesi değil burası ama konu ingilizce oluna itirafımı buradan paylaşmak istedim. ingiliz dili ve edebiyatından 3,30 üstü bir ortalamayla mezun olacak * biri olarak sevemedim şu ingilizceyi. meymenet bir dil.
devamını gör...
devlet okulundaysanız ya da kursa gitmediyseniz yapamayacağınız dil.takviyesiz anlayanı görmedim.soruları da saçma.ali ayşe'ye neden how are you desin ki?
(bkz: saçmasapan sorular)
devamını gör...
devlet okulunda* ve takviyesiz de öğrenilir bu dil. ilgi ve -her şeyde olduğu gibi- düzenli çalışmadır bizden istediği.
devamını gör...
ingiltere'de doğan çocuklar dili çalışarak öğrenmiyorlar. çocuğun öğrenmesi elbette farklıdır. ancak yöntem açısından en doğrusu çocuğun öğrendiği yöntemi izlemektir. özetle kendinizi ingilizceye maruz bırakın. dinleyin, dinleyin, dinleyin, sonra konuşmaya, okumaya, ve yazmaya da başlayacaksınız.
devamını gör...
--- alıntı --- dinleyin, dinleyin, dinleyin --- alıntı ---
kesinlikle en önemli kısmı bu bir dil öğrenilirken yapılacak. şarkı dinleyin sözlerini bulun ve eşlik edin, altyazılı film ve dizi izleyin, o seviyeyi aştıysanız yollarda podcast dinleyin, okuyun da diyeceğim ama yapılmayacağını biliyorum. yine de "okurum ben" diyorsanız aman dikkat okuduğunuz şey kesinlikle roman olmasın! bilimsel makaleler, kısa hikayeler olur ama roman çok ağır. o kadar kelime, söz sanatları fln fazla gelir. hem kısa şeyler çabuk biter.
devamını gör...
bilmeyenlerin çok şey kaçırdığı dil.

en temel ansiklopediler ingilizcedir ve en temel öğretiler, en temel kitaplar mutlaka bu dile çevrilmektedir. internetteki bilgilerin %65'i ingilizcedir. eserlerin kendi anadilinize çevrimini bulamazsınız ama mutlaka bir şekilde ingilizceye tercüme edilmiştir.

bundan dolayı asrımızın ilmi dilidir ve bilmeyenlerin gerçekten çok şey kaçırdığı dildir.

bu arada inanamazssınız dostlar geçence ingiltereye gittim orada küçük çocuklar bile ingilizce konuşuyor. işte çağdaşlık ve medeniyet dediğin budur. boşuna adamlar ab 'yi kurmadı.
devamını gör...
phrasal verb diye bir şey vardır ki dillere destan.

bunları öğrenmek ingilizceye 0'dan başlayan türkler için tam bir ölümdür. çoğu zaman alakasız verblerle, alakasız prepositionları yanyana getirip alakasız fiiller türetebilirsiniz. türkler bunu öğrenmeye çalışırlar ama çok fena hata yaparlar. pharasal verb en iyi ezberlenerek öğrenilir. bunu öğrenmenin başka bir yolu yoktur çünkü, mantık aranmaması gerekir bunları öğrenirken, kullanırken.
devamını gör...
bilgi bakımından ingilizce bilmeyenler zaten herkesten bir adım geride olduğunu bilsin, iş hayatında gerekiyor falanı bıraktım. artık ingilizce bakılmıyor bile, bu dile bu kadar aşina olunması gerekiyor.

neredeyse en temel eserler mutlaka ingilizceye çevrilmektedir, misal ibn-abbas'ın tefsirini türkçe bulamayan ben ingilizcesini internetten buldum hemi de ey buk, bundan dolayı bile kaçırılmaması gereken bir dildir.

dilin zorluğuna gelince, sistemden midir, yoksa alışkanlıktan mıdır yoksa ezber sisteme karşı olunmasından mıdır bilmem ama burada bu dil zor öğreniliyor. kıyaslayabileceğim 3-4 dil var ingilizce ile ve ingilizce göreceğiniz en basit en gramersiz hatta amele bir dildir. kesinlikle incelik yoktur, ama genede derdini anlatan bir dildir. (klavye sen nelere kadirsin, du bunları şekspir efendi )

evet eğer ezber sistem türkiye'de bu kadar karşı olunmasaydı yutmuştuk bu dili çoktan. işte ezbere karşı olduğumuz için sürekli tekrarlarla dili unutturduk. dil öğrenmek eşittir, kelime ezberidir. ingilizce grammer toplasan en fazla 2 ay tutar, sıkı bir çalışma günde 20-30 kelime ezber ile bir sene sonra siz beni gibi sherlock holmes'i ingilizce okursunuz.

geçmiş-geniş-şimdi-gelecek zamanları , ortalara which, why koymasını bilenlere aşağıdaki tavsiyelerim geliyor ;

-bol bol kitap okuyun, ilk okuduğunu kitabı yüzde 5 anlasınız bile başarı bilin. bolca okuyun, bilmediğiniz kelimelerin altını çizipte geri dönmeyin. bir de klasikten çok çerez kitapları okuyun.
-10. kitaptan sonra artık bilmediğiniz kelimelerin altını çizin. misal sherlock holmes kitabından bir cümle ;"our father would never tell us what it was he feared, but he had a most marked aversion to men with wooden leg" burada -aversion- bilmediğiniz kelime olsun, bunun anlamına internetten bakın, sonra bunu google'de nerede cümle içerisinde kullanıyor diye aratın ve kafanıza yerleştirmeye çalışın. sonrada ezberliyorsunuz. her 10 sayfada bir geri dönüp o kelimelerin geçtiği cümleleri tekrar okuyun ve böylece aklınıza yerleşecektir.
-10 kitap önceside mutlaka kelime ezberlemeyi unutmayın. zaten göreceksiniz, kelimeler hem fiil, hem isim olarak aynı kalıptan olduğu için zamanla çözeceksiniz.
-bol okuma sizi türkçe aklınızda tercümeden çok bizzat cümleleri direk anlamanıza yardımcı olacaktır, bundan dolayı kalıpları yıkarsınız. misal "i need to talk with you" direk çevirince, "seninle konuşmaya ihtiyacım var" oluyor ve biraz manasız oluyor hatta zor oluyor.cümlenin asıl tercümesi "konuşmamız gerek". bol bol okuma sizi cümleyi kafanızda tercüme ederek vakit kaybetmek kurtaracaktık. dilin ruhunu anlamak gerekiyor.
-şarkılardan uzak durun.
-filmlere gelince, sırf her izlediğiniz filmin adının tercümesini bilmek bile size onlarca kelime öğretecek.
-ilk başta tavsiyem, 20 dk'lık mini diziler izleyin, önce türkçesini (altyazı) sonra ingilizcesini izleyin. bir ay böyle geçsin. ondan sonra tamamen ingilizceye geçin. mutlaka 2 dilli olsunki, anlamadığınız yerde filmi geri sarıp türkçesini öğrenme imkanınız olsun.
-şarkılardan uzak durun gene.
-en zor kısmı "listening" dedikleri dalgadır, hala çokça zorlanıyorum. gerçi konuşan sonradan ingilizce öğrenmiş biri ise anlaması çok kolay ama özellikle seri konuşmalarda kaçırabiliyorsunuz. bundan dolayı kalıp cümleleri öğrenmek çok önemli.
devamını gör...
yurdum insanının pek sallamadığı ama tatil bölgesine gidip geldikten sonra "ingilizce'yi öğrenmek lazım abi, adamlar zibil gibi kız ayarlıyorlar" diye serzenişte bulunduğu dil,lisan. *
devamını gör...
temelden başlayacağım derken çok abarttım herhalde.
bi elimde 7. sınıf ingilizce kitapları bi elimde kpds.
seviyem ne tam olarak bilemedim.

tanım: milletcek ögrenemediğimiz dil.miş.
devamını gör...
bu dilde yazılan tüm metinler insana ingilizce biliyormuşsundan ziyade hem ingilizce hem latince biliyormuşsun gibi muamele ediyor ya en çok buna kıl oluyorum! (bkz: kıl oldum abi) Allah'tan sözlükler latince kavramları da içeriyor.
devamını gör...
bu dili kullanmaya çalışırken araya f*ckin' katıp çok iyi ingilizce bildiğini sananlar olmasa ülkemizde konuşabilen insan bakımından epeyce ilerlediğini düşüneceğim dil.
devamını gör...
öğrenmediğim öğrenemediğim öğrenmek için çaba gösteremediğim öğrenme isteğinin hiç olmadığı hiç sevmediğim dil. ama mecburum ve yapmıyorujm.
devamını gör...
bu dili anadili gibi konuşan bir arkadaşım var. isim verip rencide etmek istemiyorum, ama gittiği yol yol değil. ankara! akıllı olsun akıllı!
devamını gör...
parca parca ogrenilecek bir dil degildir. bizdeki sinav sistemlerinin de dayatmasiyla kelime ezberleme diye bi ogrenme teknigimiz var. arkadas nerede nasil kullanildigini bilmedigin kelimenin ne anlama geldigini bilmenin faydasi cok dusuk. sadece bi seyler okurken yardimci olabilir ki o da kesin degil. dil bir butundur. parca parca ogrenilmez. sonra i drink cigarette diye cumleler kuruyoruz olmuyor.
devamını gör...
ülkemizdeki herkesin aslında belli bir temele sahip olduğu ama pratiğinin olmadığı dil.
arkadaş biriniz de bilmiyorum desin dişimi kıracam. 21 yıldır bu dil ile bir şekilde ilişki içindeyim,devamlı yabancı yayınları okuyorum, çeviri filan yapıyorum ama hala biri ingilizcen nasıl dediğinde, eh işte derim.
bu nasıl bir özgüvendir anlamadım gitti.bir şeyi de bilmeyin olmaz mı? sonra da yabancı biri ile karşılaşıldı mı koskoca üniversite mezunları taş kesiliyor. halbuki yarı tarzanca, yarı beden dili ile bile her türlü iletişim kuruluyor.
öyle zamanlarda senin temeline tüküreyim diyesim geliyor.
devamını gör...
başka bir ile karıştırıldığında ortaya çok farklı bir dil çıkıyor.mesela ben türkçeyle karıştırdım:
ay hayatım çok kuuulsun , wow çok fascinating vs. insanı samimilikten uzaklaştırıyor. *
(bkz: dingilizce)
(bkz: dingiltere)
devamını gör...
doğru konuşulması gereken dildir.
devamını gör...
speaking çalışması yapabileceğim birilerini deli gibi aradığım, bir ay sonra seviyesini ölçen bir sınavına gireceğim dil. çevresinde yabancı uyruklu olup türkçe öğrenmek isteyen birileri olan veya "ne var ki hacı dayı, günde 10 dakika seninle hangout yaparız" diyen cogicanlar için dualarımla şol cennetin ırmaklarına leğen leğen su dökeceğim inşallah.
devamını gör...
bu dili ingiliz veya amerikan aksanı ile konuşma meselesini bizim kadar kafaya takan yok.

herkes paldır küldür konuşuyor.
devamını gör...
ogretilmek yerine surundurulen, angarya haline getirilen ve en nihayetinde nefret ettirilen dil. ustelik her sene dersler "i go to school" seviyesinden baslar nedense, bir ilerleme neyin de olmaz.

oysa ki o kadar hasir nesir oldugumuz bir dil ki, kelime hazinesi filan sorun olmuyor bile. tabii kimi devlet okullarinda ogretmenin bransi olmadigi halde bu dersi "ogretmeye calistigi" gercegi dusunuldugunde, cok da garip gelmiyor bu durum ne yazik ki.
devamını gör...
o da seviyor biliyorum, papatya falına baktım.

tanım: harika 1 dil.
devamını gör...
bi turlu oğrenmeye hevesim olmadı ve sanırım olmayacak. ayriyetten ingilizce bileninde havasından geçilmiyor
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.