peyami safa

#edebiyat 

ismail safa'nın oğludur. kendisiyle ilgili bir anekdot.. -'lan anektod muydu yoksa-

bir gün bir üniversitenin türk dili edebiyatı bölümünde bir hoca bir öğrenciye sorar.. "ismail safa'nın en önemli eseri nedir?"
öğrenci cevap verir.. "peyami safa'dır, başka da önemli eseri yoktur."
(gülüşmeler)
devamını gör...
ölümünden sonra, necip fazıl kısakürek kendisini şöyle tarif etmiştir:

"kafası vardı, kültürü vardı, cümlesi vardı, üslûbu vardı, meselesi vardı, iç dünyası vardı, hafakanları vardı, çilesi vardı, metafizik arayıcılığı vardı, imanı vardı, şüpheleri vardı, nefs murakabesi vardı, estetiği vardı, diyalektiği vardı, cesareti vardı, hasılı bir fikir ve sanat adamına gerekli vasıflardan payı vardı. onun yokluğunun, ölüm tarihi olan bu gün, bu vasıfların yokluğunda seyrediyoruz"

peyami safa romanlarını erken yaşlarda okumak hem avantaj, hem dezavantajdır. dile hakimiyetin en çarpıcı örneğini, çok derin kurgulanmış, edebiyatımız açısından benzersiz, dünya algılamaları örneklerini, erken yaşta tanımak, bilmek müthiş bir kazanımdır. bununla birlikte, hafıza unutkandır. bu unutkanlık da, bu eserleri erken yaşta okumuş olmanın, uzun dönemdeki dezavantajıdır. her okunuşta, farklı tatların alınacağı, "yüz akı" romanlara, denemelere ve makalelere imza atmış, edebiyatımızın köşe taşı yazarlarındandır.
devamını gör...
bugün ölümün 50. yıldönümü olan büyük yazar.
devamını gör...
vefatının 50.yılında edirnekapı şehitliği'ndeki mezarı başında bugün, 17 haziran cuma, yad edilecek. edebiyat sanat ve kültür araştırmaları derneği tarafından düzenlenen anma programında mehmed niyazi konuşma yapacak peyami safa'nın edebiyat ve fikir dünyamızdaki yeri hakkında.
saat 15.00'te edirnekapı mihriman sultan camii avlusunda buluştuktan sonra mezarlığa geçilecektir.
devamını gör...
fransızcayı kendi kendine öğrenen adam. kaç kişi -bir kimse öğretmenden ya da o memlekete gitmeden- o dili kendi kendine öğrenebilir..
devamını gör...
çileli bir hayat
yılın bugünlerinde kaybettiğimiz peyami safa, hayatının hangi şartlarda başladığını şu cümlelerle anlatıyor: "benim şuurum bir facia atmosferi içinde doğdu. ben iki yaşında iken babam ve kardeşim sivas'ta on ay içinde öldü. böyle kısa aralıklarla hem kocasını hem de çocuğunu kaybeden bir kadının hıçkırıkları arasında kendimi bulmaya başladım. belki bütün kitaplarımı dolduran bir facia beklemek vehmi ve yaklaşan her ayak sesinden bir tehlike sezmek korkusu, böyle bir başlangıcın neticesidir."
dokuz yaşında yakalandığı kemik hastalığı, onu on yedi yaşına kadar esir alır. hastadır, ama hayatını kazanmak zorundadır: "ayaklarında delik pabuçlar, üzerinde eski bir elbise" bulunan on iki yaşındaki peyami, posta-telgraf nezareti'nin açtığı sınavı üstün başarı ile kazanarak memur olur. bir yıl sonra ilkokul öğretmenliğine başlar. dört yıl süren öğretmenliğinden, zamanını kalemine vermek için ayrılır. yıl 1918; i. cihan savaşı'nda yenildik; milli mücadele'nin arefesinde bulunuyoruz; ekmek aslanın ağzında değil midesinde; böyle bir günde hayatını kalemiyle kazanmayı göze almak, alkışlanacak bir özgüvenle mümkündür.
bir taraftan roman, hikâye yazıyor, diğer taraftan da geçimini temin etmek için akşam, cumhuriyet, tasvir, milliyet gibi günlük gazetelerde fıkra, başmakale kaleme alıyordu. nebahat hanımefendi ile evlendi; merve adını verdikleri bir oğulları dünyaya geldi. çok geçmeden eşinin felç olması, zorluklarla dolu hayatını daha da ağırlaştırdı. merve'nin yedeksubay öğretmen olarak erzincan'da askerî görevini yaparken ölmesi, herhalde peyami safa'yı sona yaklaştıran darbe oldu.
ömrü boyunca hastalıktan kurtulamayan, yakınlarının acılarına tahammül etmek zorunda kalan peyami safa, milleti için de boğuşmak durumundaydı. balkan, i. dünya, istiklal savaşlarından çıkan ülkemiz yetimler, dullar memleketiydi. 1929 ekonomik buhranı, ii. dünya savaşı milletimizi kasıp kavuruyordu. güçlü kuzey komşumuz milletimizin bu durumundan yararlanmanın peşindeydi. devletin nimetleriyle yaşayan vedat nedim tör, yakup kadri ve arkadaşları "kadro" dergisinin çevresinde toplanmışlardı; adeta devletimizin imkânlarıyla sosyalist sistem adına milletimizin kuyusunu kazıyorlardı. peyami safa, bu kadroyla mücadele etmek için "kültür haftası" dergisini çıkardı. sosyalizme zemin teşkil etmesi için inkılapların yapılmadığını, milliyetçilik ve medeniyetçilik gibi iki önemli sebebi bulunduğunu belirtmek amacıyla "türk inkılabına bakışlar"ı kaleme aldı. "aramızdaki müfritler müstesna, hepimiz hem doğulu hem de batılıyız. doğu-batı sentezi, bizim, yani bütün insanların tarih ve ruh yapısı kaderimizdir. doğu ile batı arasındaki mücadele, her insanın kendi nefsiyle mücadelesine benzer. bunların sentezi, insanın var olmak için muhtaç olduğu vahdetin ifadesidir." cümlelerinden de anlaşıldığı üzere ne körü körüne batıcı ne de batı düşmanı idi. her büyük idrak gibi sentezci idi.
sosyalizmi ülkemizde hakim kılmak isteyen nazım hikmet'le, sabiha ve zekeriya sertel'lerle, kemal tahir, kerim sadi, suat derviş'le, ankara'daki dil ve tarih coğrafya fakültesi'nde kümelenen pertev naili boratav, mediha ve niyazi berkes, behice boran ve müttefikleriyle kıyasıya mücadeleye girişti. ona hücum eden aziz nesin'i birkaç darbeyle sindirdi. resmi makamlar, devletin ve milletin bekasını düşünmeden "ilericilik" adına sosyalistleri destekliyorlardı. profesörler, utanmadan öğrencileri tahrik edip aleyhine nümayişler yaptırmışlardı. milliyetçi olduğu için komünistler, sentezci olduğu için de batı taklitçileri tarafından şiddetli hücumlara uğradı. çoğu zaman basında tek kaldı; bazen de yazacak gazete bulamadı; fakat yılmadı; bütün kapışmalardan galip çıkmayı başardı. bir eski tüfeğin; "peyami'yi ikna edebilseydik, türkiye'yi komünist yapardık" yakınması boşuna değildir.
bugün bayrağımızın egemenlik rüzgârıyla dalgalanmasını biraz da peyami safa'ya borçluyuz. bize bağımsızlığı çok görenler ülkemizde matbuat umum müdürü, milletvekili, diplomat, profesör, rektör oldular. peyami safa ise geçimini temin etmek için her gün sütununda yazmak zorundaydı; öldüğü gün dahi gazetesinde yazısı yayınlandı. ne yazık ki resmi makamlar cenazesine ilgi göstermedikleri gibi örfi idarenin baskısı altında defin merasimi yaptırdılar. ancak merasimi uzaktan nemli gözlerle seyreden sevenlerinin duygularını; "beni peyami'nin mezarı başında konuşmaktan kimse men edemez" diyerek emrivaki ile söze başlayan nizamettin nazif dile getirdi. onu da fatihalarla anıyoruz.
devamını gör...
dil konusu üzerine özenle eğilmiş, eşsiz tavsiyelerde bulunmuştur. tükçe de var olan yabancı kelimeler üzerine ciddi yazılar neşretmiştir. yabancı kelimeleri ilk dönemlerde ısrarla reddederken, sonraları tutumunu yumuşatıp bir takım kaidelerin yerine getirilmesi şartı ile kabullenmiştir.
devamını gör...
daha çok edebiyatçı yönü ile bilinse de aslında kalemi sağlam bir siyaset sosyoloğudur da. romanlarında işlediği konu daima doğu-batı çelişkisi olup, batılılaşmaya çalışıp, arada kalan kimlik sorunu yaşayan insanların öyküleri ve düşünce ve ruh dünyalarıdır. romanlarının dışında türk inkılabına bakışlar adlı iki ciltlik eseri, konu hakkında yazılmış olan en açıklayıcı kaynaklardandır. türkçe ile ilgili olarak da yazılmış kitapları vardır. mesela "osmanlıca-türkçe-uydurmaca" gibi. yine marksizmi ve sosyalizmi yeren kitapları da vardır. örneğin "nasyonalizm-sosyalizm-mistisizm" gibi. doğu-batı çelişkisini ele aldığı eserleri vardır. mesela "doğu - batı sentezi" gibi. nazım hikmet ile yaşadığı polemik ve cumhuriyet gazetesindeki köşesinde nazım hikmet'le ilgili olarak yazdıkları basın tarihimizin en önemli polemikleri arasında yer almaktadır.
devamını gör...
romanlarını okurken hafakanlar geçirdiğim yazar. hep bir felaket olacakmış endişesi ,romanlarının sonunda gerçekleşir.
devamını gör...
doğu batı ikilemini en çok yaşayan yazarlardan. batıyı simgeleyen karikatürize bir züppe karakteri, doğuyu simgeleyen naif ve fakir delikanlı ile bunların arasında gel- git yaşayıp sonunda doğuya, aslına yönelen genç kızdan oluşan bir trio temelinden hareket eder. batı züppedir, doğu naiftir, ama yazar da bilmektedir ki roman batılıdır, kendini romanla ifade etmektedir.
devamını gör...
''bu dünyada kendisini iyiliğe ve güzelliğe veren bir tek kişi de kalsa, evler memleketler ve insanlar yine bahtiyar olurlar.''

*

devamını gör...
"kıskançlık, ifrata varmazsa faydalıdır, yaşama hevesimizi çoğaltır ve rakiplerimiz dostlarımızdan fazla işe yararlar. onları iyi seçmek lazımdır. ben zeki bir düşmanı,ahmak bir dosta tercih ederim."
devamını gör...
"her aldatıcı sevgiye aşk ismini vermek bir israftır."
devamını gör...
''kaç defa yazdım: bir fikir ve san'at münâkaşasının ortasında, elinden kalemi atıp derhal mahkemeye koşan muharrir, bir ringde çarpışan iki boksörden birinin, yediği yumruklarla sersemleyince, elinden eldivenleri atıp seyirciler arasında duran polislere ve müdde-i umumîlere: "amca!... amca!... baksana... bu adam beni dövüyor!" diye koşmasına benzer."

**

devamını gör...
"aşk mücadelesi içinde olma, mücadele aşkı içinde ol."

bugün vefatının yıldönümü imiş.. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun..
devamını gör...
yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır. zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.
devamını gör...
-aptallar bütün hayatları boyunca akıllı kişilerle gezseler bile gerçekleri öğrenemezler hiç, kaşık çorbanın lezzetini alabilir mi?

-hayat böyledir. çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. batar insan ve boğulur. marifet o anları geçirmektir. sonrası gittikçe kolaylaşır. kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. bu acizlik değildir. dikkat et sözüme: bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır.
devamını gör...
‎"sıkıntı yapmayın, anlaşılmayan ruhlara deli demek adettir."
- peyami safa
devamını gör...
yalnızız kitabını yeni okumaya fırsat bulabildiğim yazar.açıkçası gayet başarılı ve akıcıydı bana göre.yapılan yorumlara bakınca acaba fikri oluştu ama bikaç kitabını daha okumadan hakkında fikir sahibi olmak zor.
devamını gör...
kitaplarının kapakları hep tek tip olan yazar.en azından benim okuduklarım öyleydi.
devamını gör...
bir milleti yok etmek isterseniz askeri istilaya lüzum yoktur;
tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevî değerlerini, ahlâkını yozlaştırmak kâfidir.
devamını gör...
gençliklerinde peyami safa, nazım hikmet ve necip fazıl yakın arkadaştırlar. yıllar geçtikçe yolları ayrılan ve farklı kutupların kahramanı olan bu isimler, bir zamanlar aynı apartman dairesinde saatlerini, gecelerini, günlerini beraber geçirirlermiş. ne kadar garip. yazarlık hayatlarında birbirleri hakkında hakarete varan şeyler yazan, hatta birbirleri üzerinde baskı oluşturup manevi linç ederek çalıştığı gazeteden attırmaya kadar vardıran* bu garip nesil, gençliklerini beraber geçirmiş. beraber gezmiş, içmiş, eğlenmiş, aç kalmışlar. hayatın binbir türlü halinden biri de bu sanırım.
devamını gör...
kendine ayna tutmaz su
gül kör olmaz kokusundan
boğulmaz derinliğinde okyanus
kendini ısırmaz acı

alışmasın elleriniz bir kere
her akşam eski bir acının
kurtlarını temizlemeye

terazi
zorla tartar zamanı,

hileyle
borçlandırır hayatı

sonra
su akar,
okyanus boğar,
geçmis kemirir..
devamını gör...
döneminde güzel romanlara imza atmış, edebiyat tarihi kitaplarında unutulmayacak yazarlardandır.
devamını gör...
''en karizmatik isimli yazarlar'' sıralamasında başlarda olan bir yazarımız. çok da başarılıdır ayrıca.
devamını gör...
server bedii eyvallah ''hücum edilmez bir vücut içinde ölümsüz bir ruhum vardır'' diyen o cingöz recai'ye eyvallah ama ağırdır peyami, dili falan değil kendisi yaşamak bir ağırlık gibi durur bu adamda her kelimesinde acı vardır sanki...
devamını gör...
marcel proust un alt kümesi yada doğudaki öğrencisi denilebilir.yazdığı cingöz recai hikayeleri ise arsen lüpen den devşirmedir.yalnızız, bir tereddüdün romanı,matmazel noraliyanın koltuğu okunası kitaplarıdır. doğu ile batı kültürünün çekişmesini iyi analiz eder ama bir sentez oluşturabildiği tereddütlüdür.
devamını gör...
edirnekapı şehitliği'nde oğlu ve eşinin ortasında bulunur kabri.
safa* ile merve'nin arasında kalmak gerekçesi ile oğlunun adını merve koymuş.
devamını gör...
lisede her zerresine kadar tekrar tekrar okuduğum matmazel noriliyanın koltuğu,biz insanlar,bir tereddüdün romanı,yalnızız romanları ile halihazırda okumakta olduğum bölüme yönelme sebebim olan türk edebiyatının şahsıma göre en iyi roman yazarı ve düşünce adamı.

ayrıca fazla obsesif bir düşünce de olsa öldüğü tarih doğduğum gün olduğundan ötürü doğum günümden hoşlanmama sebebim.

devamını gör...
vefatının ardından tam 54 sene geçmiş..
devamını gör...
server bedi adıyla da yayımlanan kitapları bulunan iyi yazar.
devamını gör...
romanlarında kişilik tahlilleri ,iç düşüceler yazarın başkahramanın dilinden sizlere yansır.
ileri görüşlüdür,sizi kendine abone eder.bir kitap bir kitap daha.bir bakarsınız peyami safa hayranı olmuşsunuz,o kadar yani,tarifi yoktur...
devamını gör...
hayat onu kalemiyle yazmaya ve karnını doyurmaya itmiştir ama hiçbir eserinde zorla yazılmışlık ve kalem amelesi gibi söz bir araya getirme çırpınışları görmezsiniz
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.