the shawshank redemption

tekrar tekrar izlenebilen kült filmlerdendir. hali hazırda imdb puanı 9.2 olup, ilk 250 listesinde birincilikte yer almaktadır.
devamını gör...
red: sen bir dahisin.
andy dufresne: biliyor musun red. asıl garip olan; ben dışarıdayken dürüst biriydim. sahtekar olmak için hapse girdim


+ müzik buradaydı yani içimde. müziğin güzelliği budur. bunu sizden alamazlar. hiç müzik için böyle şeyler hissetmemiş miydiniz? unutmamak için ona ihtiyacınız var. unutmamak için.. senin olan bir şey..
- sen neden söz ediyorsun ?
+umut...


unutma red, umut iyi bir şeydir, belki de en iyisi. ve iyi şeyler asla ölmez. (andy dufresne)



replikleriyle beni benden alan filmdir. ve tabi ki en ironiği de hapishane müdürünün `kurtuluş incilin içinde` demesiydi.izlenmeden ölünmesi ziyan filmlerdendir.

devamını gör...
kutsal bilgi kaynağı imdb'ye göre tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi filmidir. içinde karı kız aksiyon çarpışma sahneleri falan olmadığı halde insana hayatı sorgulatan senaryosu ve oyuncularıyla kanımca hak ettiği bir yerdedir.
devamını gör...
kültleşmiş bir hapishane filmi.
devamını gör...
türkçeye "rita hayworthu seven adam" * olarak çevrilmiş bir stephen king hikayesinden uyarlamadır. her ne kadar ana karakteri tim robins canlandırsada baş rolde moregan freeman'ın yine oyunculuğu ile döktürdüğü filmlerden biridir.
filmin ana fikir olarak clint eastwood'un escape from alcatraz'ından aparılmış gibi gelsede filmin kalitesine gölge düşürmemiş.

--! spoiler !--

yönetmenin red karakterinin ağzından sık sık üçüncü şahıs anlatımı tekniğine gitmesi, neredeyse 0 denebilecek kadar az cinsellik içermesi filme ciddi anlamda kalite katmıştır. burada morgan freeman(red) her ne kadar başrol gibi gözüksede aslında anlatıcı karakter konumundadır. algısal olarak filme yaptığı tek etki taş çekici bulması ve andy'nin vergi hesaplarını aktardığı sahte karakterin varlıgını öğrenmemize sebep olan diyalogtaki rolüdür. onun dışında sadece tahliye reddinde karşımıza çıkar ki o da akışın dışında bir olaydır. ha birde filmin reverans kısmında ki dostluk vurgusunda..onun dışında film daha çok andy karakterinin üzerine kurulmuştur.

filmin başından itibaren karakterinizin başına hapisanede gardiyanlar tarafından dövülmesi, tecavüze uğraması gibi olayların gelmesi sizi "cinayet işlemiş cezasını çekmeli" olgusundan uzaklaştırıp iyice "yazık ya adama" kıvamına getirir. okuyan kültürlü bir adam oluşu bizim katilin üzerindeki tozu hafif hafif silkeleyip bize katil ile cani arasındaki ayrımı gösterir.

sonra tecavüzcülerden kurutlması ve çatı ziftleme olayında arkadaşlarına geçtiği kıyak adamın katil olduğunu unutturup gözünüzde yavaş yavaş bir kahraman profiline yaklaştırır. son olarak gardiyanaların vergi denetimlerini düzenlemeye başlaması, kütüphane kurması ve yine müdür odasından yaptığı müzik yayını ile tüm hapishaneye geçtiği kıyak artık onu tamamen kahraman yapar.

bir şeyi anlatmanın en iyi yolu onun zıttıyla sunmaktır. böylece bir kıyaslama yapabilir ve bir çıkarıma varabilirsiniz. bunu kuruglama yapan her sanatçı bilir. ister senarist olsun, ister roamancı, ister oyun yazarı.. ve bu yöntemi karakter oluşturuken sıklıkla uygularlar. işte bu noktada filmin içerisinde silik kalsada artık alışkanlığın aidiyete dönütüğü brooks karakteri ve inatla pes etmeyen andy karakterinin oluşturduğu zırtlık izleyciyi farkında olmadan bir kıyaslamaya götürür. yani farkında olmadan 50 yıl içeride kalmış bir adamın acınası haline üzülüp artık kahramanınız andy için içten içe "bu adamda böyle olmasa bari dersiniz"

işte tam burada tommy denen genç ve sevimli karakter filme dahil olur ve sempatik tavırları ile sevilir. burada siz içten içe özgür kalmasını istediğiniz ama suçlu olduğu için bunu kendinize itiraf edemediğiniz ve artık kahramanınız olan andy'nin suçlu olmadığını öğrenirsiniz. bu durum filmin başından beri sizde uyarılan acıma duygusuna eklenince artık tüm beyin fonksiyonlarınız andy'nin dışarı çıkmasını ister. ama üzerin uğradığı haksızlık ve hiç yere sempatik karakter tommy'nin ölmesi sizi mucizevi beklentilere iter.

üzerine andy'nin birden kayboluşuyla abartıya kaçmadan tadında bıraklımış merak üzerine sos edilir ve kanalizasyondan kaçıp yağmur altında ellerini havaya kaldırıp avazı çıktığı kadar bağırdığı sahne tamamen film boyunca sürüklendiğiniz tüm duyguyu tatmin eder.

yine her filmde kaçınılmaz olarak kullanılan obsesif karakter:
burada hapisane müdürüdür. takıntısı fazlaca dindarlık ve incil vurgusu yapmasındadır.

filmin unutulmaz repliği ise brooks'un çıktıktan sonra yazdığı mektuptur:
"dışarda her şeyin ne kadar hızlı olduğunu anlatmam mümkün değil.küçükken dışarda bir otomobil görmüştüm.artık onlar heryerdeler..dünya gerçekten çok aceleyle hareket ediyor.belki de bir silah alıp birini vurmalıyım.o zaman beni eve gönderebilirler.."

filmdeki mantık hatası:
andy nin kaçarken tünelin ağzını posterle nasıl kapattığıdır. sahne de gördüğümüz kadarıyla yuvarlak şekilde oyulmuş tünelin ağzını o şekilde dikdörtgen bir posterle * kapatabilmek anca dışardan mümkündür. oysa andy tünele girdikten sonra kapatmıştır posteri hemde atılan küçük bir taşla hemen delinecek kadar gergin...

filmin üzerimizde kalan etkisi: her gittiğmiz yere "brooks was here" tarzı ve türevleri notlar bırakmak..
(bkz: ismailoğlu dinlenme tesisleri umumi tuvaleti)

--! spoiler !--

tek şanssızlığı holywood'un altın yılı olan 1994 yılında çıkmasıdır. zira aynı yıl oscar için forrestgump, pulp fiction gibi filmlerle yarışmak durumunda kalıp oscarını forrestgump'a kaptırmıştır.

edit: sanırım bu üçüncü izleyişim oldu. yok lan aptal değilim bi defada anlıyom ama harbi güzel film. izlemeyeli baya olmuştu film tema şeysi var dediler. izledik yorumladık. ama gözünü seveyim hepsini izlemeyin o listeye nasıl girdiğini anlamadığım çok saçma filmler ve bir kez izleyip tadında bırakılması gereken filmler var orda.
devamını gör...
çok küçükken babamla birlikte izlemiştim.
sonrasında bir kaç kez daha izledim.
ölmeden önce de, olursa kendi çocuklarımla bir kaç kere daha izlerim.
devamını gör...
ilk kez 12-13 yaşlarında izlediğim film. hatta filmin başını kaçırmış andy'nin tam olarak niçin hapse girdiğini anlamamıştım bile. o zamanda filmden çok etkilenmiş herkese '' hayatımda izleiğim en güzel film '' diyordum. imdb'ya girip top 250'de gelmiş geçmiş en iyi film seçildiğini görünce insanlarında aynen benim gibi düşündüğüne sevindim.

içerisinde öyle ahım şahım bir aksiyon sahnesi, yürekleri burkan bir aşk ya da şöyle iddialı bir savaş sahnesi falan olmamasına rağmen bu filmde insanları etkileyen ne var diye düşündüğümde, filmin sonunda andy'nin red'e mektubunda yazdığı umut tartışmalarının devamı niteliğindeki '' unutma red, umut iyi bir şeydir, hatta belki dünyadaki en iyi şeydir ve iyi şeyler asla ölmez'' sözü aklıma geldi. bu filmde insanlara devamlı umudunu yitirmeden çalışmalarının güzel sonuçlarını gösteriyor ve temelde insanların ihtiyacı olan şey detam da bu olduğundan film insanların hoşuna gidiyor kanımca.

film 1994 yapımı stephen king'in "rita hayworth and shawshank redemption'' adlı kısa hikayesiden yola çıkılarak çekilmiş. tüm romandan sinemaya aktarılan filmlerde olduğu gibi karakterlerdeki derinlik ve konunun deliksiz bütünlüğü insana gerçeklik hissini yşatıyor. sanki gerçekten zamanında bu hikaye yaşanmış gibi.

film yine aynı yıl çekilmiş olan forrest gump ve pulp fiction'un azizliğine uğramış ve hiç oscar alamamıştır. zaten vince*in dediği gibi birisinin oscar alabilmesi için ya sakat ya da eşcinsel filmi çekmesi gerekiyor. (bkz: tom hanks)

fakat akademinin ona layık görmediği ödülleri ona halk verdi ve onu şimdiye kadar çekilmiş en iyi film seçti. üstelik başrol oyuncusu o filmden sonra elle tutulur adam gibi bir filmde oynamadı bile.

gelelim filme..

!!!!!!!!!!!!!dikkat bundan sonraki yazı filmin içeriği ile ilgilidir!!!!!!!!!

genç ve başarılı banka müdür yardımcısı eşi tarafından terkedilir ve bir sabah bu kadın sevgilisiyle yatağında ölü bulunur. tabi suç kocasının üzerine kalır. filmin başında andy'nin suçlu ya da suçsuz olduğu bize gösterilmez. hapse giren andy, oranın gediklilerinden red'in hep dikkatini çekmiştir. zaten hikayeyi red'in ağzından dinleriz hep. (söylemeden geçmeyelim. ğer morgan freeman'ın bu red karakteri olmasaydı eminim film şu andaki yerini elde edemezdi.)
hapishanedeki zor koşullara alışmaya çalışan ama alışamayan, kafasının içinde hep çıkış fikri oluşan andy yıllarca bu amacına ulaşmak için milim milim ilerler. eka, kararlılık, sabır ve biraz da şansla bu amacına ulaşır.

filmin içinde sayılamayacak kadar çok tarihi cümle geçer. aklımda kalanlar:

red: burda herkes masumdur.
andy:ben dışarda masumdur, içeri girince sahtekar oldum.
hapishane müdürü: kurtuluş incil'in içinde.
brooks: brooks var here.*
andy: unutma red, umut iyi bir şey belki de dünyadaki en iyi şey.. ve iyi şeyler asla ölmez.


devamını gör...
"iyi film, güzel film" den ziyade bulunduğu yeri hak edecek kadar "iyi film, güzel film" midir yoksa değil midir bunun üzerinden gitmek bence daha doğru olur bu filmle ilgili.
devamını gör...
(bkz: overrated)
bir "gladiator", "the last of the mohicans" , "the good the bad and the ugly" ya da "lock stock and two smoking barrels" varken birinci sırada olmaması gereken filmdir. *
daha çok film yazılabilir tabi buraya. benim yazdıklarım film tarihinin en vurucu son sahnelerine sahip filmlerdir. hepsini tereddütsüz tekrar tekrar izlerim.
devamını gör...

oyuncular bence morgan freeman dışında çok sivrilmiyor, adam resmen karizması ve oyunculuğuyla "bu iş böyle yapılır" demiş; ayrıca hikaye gerçekten muhteşem... son derece zekice bir kurgu.. her sahnede "bir sonrakinde ne olacak acaba" diyorsunuz, filmde geçen birkaç espri tam yerinde ve çok güzel.hapishane ortamını ne bazı filmlerdeki gibi ajitasyon yüklü ağlak bir hikaye olarak ne de o abartılı savaş arenası benzeri aşırı şiddet dolu göstermişler; her şey tam yerinde ve dozunda, gerçekçi...

ama bana göre yine eksikleri var, mesela film müziği..böyle bir filme, uzun süre hafızalara kazınacak bir parça iyi gidermiş ama işin o kısmıyla kimse ilgilenmemiş gibi.. bir de niye bilmiyorum ama çok çok güzel bir film olmasına rağmen diğer bazı ünlü filmler gibi vurmuyor insanı, çok güzel zaman geçiriyorsunuz ama iz bırakmıyor insanda. yine de çok güzel tekrar tekrar izlenesi bir film.
devamını gör...
imdb sıralamasında birinci olan stephen king'in romanından uyarlanmış hapiste gecen ve insan olmayı mücadele etmeyi dostluğu anlatan izlenmesi gereken filmdir zannımca
devamını gör...
alakasız çevirilere güzel bir örnektir.
devamını gör...
modern zamanların başarıyı nasıl da merkezleştirdiğini anlatan film.
sanki katlandığımız şu dünya hayatında tüm esaretlerimizin bedeli bize ödenecekmiş gibi bir algı dayatılıyor.

halbuki biz biliyoruz ki bir mahkeme-i kübra var.
başaramasak da varız biz.
devamını gör...
yakin bir zamanda ilk kez izledigim ve bu zamana kadar neden izlememisim diye hayiflandigim muhtesem otesi bir filmdir. izledikten sonra okudugum hic bir yorum da beni sasirtmamistir. icinde cinselligi barindirmayan kalite konusunda oldukca saglam birden fazla odule layik bir filmdir.
ozellikle andy'nin zeki bakislari, yapabileceklerinin sinirsizligi insani etkileyen saheneliklerden. film oneri listemin ilk sirasinda yerini alan bu filmi tek sefer izlemekle doymayacagima eminim.
devamını gör...
türkçesi esaretin bedeli olan bir adamın hapis hayatını ve hapisten kaçışını konu alan kült film.
devamını gör...
bu film gibi/bu tarzda film önerisi olan varsa söyleyebilir mi?

izlediğim en manalı filmlerdendir.''korkun seni mahkum eder umudun seni özgür bırakır.''
devamını gör...
içerisinde sadece 30 saniyelik bir sahne hariç hiç bir tane bayan oyuncu barındırmayan efsane film.
devamını gör...
basrolde tim robins ve morgan freeman'in oynadigi bir frank darabont filmi.
1994 senesine ait olmasina ragmen hala sevilen ve tavsiye edilen filmlerin basinda gelir. insani motive eden filmerdendir.

-! spoiler !--

andy keskin zekasi ve cesareti sayesinde hapishaneden kurtuluyor.

--! spoiler !--


gözümden kacmis olabilir, 24 entry girilmis kimse basrolleri ve yönetmeni yazmamis, cok ilginc.
devamını gör...
aynı cogito da tanınmış adamlar seri arti ya da seri eksi verenler gibi bir film. herkes cok beğenir ama o kadar da sey degil. ney degil? ne bilim sey degil iste.
devamını gör...
bizim mahallede bu filmi izlemeyeni, izleyip de aga süfer film demeyeni fena dövüyorlar.
devamını gör...
sirf andre deki o once yasamdan bikma ama daha sonra once gundelik evrak sonra kutuphane isiyle hayata donusunu izlemek icin minimum 3 kere izledigim film. bir insan isterse sifiri 100 de eder.
devamını gör...
http://imdb.com sitesinde birinci sırada olmasından dolayı dokunulmaz ilan edilmiş olduğunu düşünüyorum. hakkında olumsuz yorum neredeyse yok.güzel film ama illa ki "kusursuzlaştırma"mıza gerek de yok.

--! spoiler !--
velhasıl kelam brooks amcamızın yemekhanede o kurtçuğu yemeyeceksen ver diyip kargasına yedirdiği sahnede hepimizi iyi trollemişti *
--! spoiler !--
devamını gör...
v for vendetta, gal ve braveheart ile birlikte 'en sevdiğim filmler dörtlemesine' girebilmiş sinema başyapıtı. senarist zeki, yönetmen zeki, kamera ve görüntü yönetmeni usta olunca ortaya böyle bir başyapıt çıkıyor.
devamını gör...
seyrettigim en güzel umut asilayan bir film..insanin gözlerini de gönlünü de yakiyor...acitiyor.bogazima yumruk gibi bi sey oturur.her seyredisimde...hele son sahnesi yok mu deniz kenarinda kavustuklari an...iste bu ya hayat bu.umut bu..
devamını gör...
en favori 5 filmim den biridir,her seferinde izlerken hic izlememisim gibi heyecanlandigim bas yapit.
devamını gör...
1995 yılında 7 dalda oscar'a aday olup hiçbirini kazanamayan filim.
devamını gör...
muhteşem ötesi bir film, kaç defa izledim hatırlamıyorum, ne zaman görsem izlerim, maalesef titinik ile aynı sene gösterime girdiği için farkedilememiş ve değeri geç anlaşılmıştır. imdb ye göre tüm zamanların en iyi filmleri sıralamasında birinci ve ikinci sıra arasında gidip gelir.
devamını gör...
tüm zamanların en iyi filmlerinden olduğuna kesinlikle katıldığım şaheser. bi de afişi var ki, filmin bile ötesine geçmiştir kanımca.
devamını gör...
tek kelime ile mükemmeldir, ölmeden izlenmesi gereken filmlerde başı çeker.
devamını gör...
türkçe dublajı da gayet başarılı olan tüm zamanların en iyi filmleri arasına her daim giren beyaz perdenin son yüzyılındaki en iyilerinden.
devamını gör...
unutma red!. umut iyi bir şeydir. belki de en iyi şeydir. iyi şeyler ise asla ölmez.
devamını gör...
iraklilar icin demokrasi getirilmenin bedelidir ki,agirligini yuzyillar boyunca tasiyacaklardir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.