vladimir vladimiroviç mayakovski

güzel adı olan şair.
devamını gör...
|
çok genç yaşta siyasete girişmiş bir şairdir. intiharı yesenin inki gibi değildir, intihar mektubunda ailesini bolşeviklere devlete emanet eder, bu açıdan hala rejime güvenir oysa yesenin sisteme inancını kaybetmiştir.
tek başına oynadığı bir oyunu (tiyatro) vardır. şiir tarzında yazılmış bu oyun bol miktarda hiciv içerir. ilginç adamdır vesselam.
devamını gör...
7 ya da 19 temmuz (ne annesi, ne babası, ne de kendisi tam olarak bilmiyor) 1893'te gürcistan'ın kutais kentinden 20 verst uzaklıktaki bağdadi köyünde doğdu. babası vladimir konstantinoviç mayakovski bağdadi bölgesi orman işçisi idi ve luda ve olya adında iki kız kardeşi vardı. ona kendi aralarında volodya olarak hitap ediyorlardı. kızkardeşi luda'nın anılarına göre, aile, gürcü geleneklerine bağlı bir hayat yaşayan ancak rusça'yı da korumaya özen gösteren mutlu bir ailedir. aile bir süre sonra kutais kentine taşınır ve mayakovski burada 1900 yılı sonunda kutais lisesi'ne gitmeye başlar. okulda çok başarılıdır, hatta okulun en iyisidir. bu dönemde kurmaca romanları özellikle de jules verne'i çok sever. öğretmeni onu bir sanatçı olarak kabul edip onunla özel olarak ilgilenmeye, dersler vermeye başlar.


mayakovski ve ailesimayokovski bu dönemde politikaya da ilgi duymaya başlar. 1905 başarısız devrim girişimi sırasında kızkardeşi gizlice moskova'ya gider ve onu devrim ile tanıştıracak bazı belgeler getirir. bu sıralarda kutais de bolşevik partisi'nin yeraltı eylemlerinin merkezlerinden biri olmuştur. bu dönemden sonra şiir ve devrim onun için bölünmez bir bütün haline gelir. bir süre sonra babası kesik parmağından kaptığı bir enfeksiyon sonucu ölür.

moskova yılları [değiştir]
bu ölümden sonra aile kuatis'den moskova'ya göçer. moskova'da bir süre büyük bir yoksulluk içinde yaşarlar. annesi çalışmaya başlar. mayakovski ise sosyalist arkadaşlar bulur ve kendini bir sanatçı olarak moskovaâ’da tanıtmaya çalışır. tekrar okula başlar. derslerde felsefe kitapları okumaya, düşünmeye başlar. marksizm onu büyüler. sosyalist devrim hayalleri ile yaşamaya başlayan mayakovski'nin dersleri artık eskisi gibi iyi değildir. bu dönemde sadece 14 yaşındadır. annesi anılarında bu dönemi şöyle anlatır.

ⓠ...okula gitti ancak zamanının çoğunu derslere vermek yerine propagandaya ayırdı. daha 14 yaşında idi ancak 19 yaşında biri gibi davranıyordu ve çok ateşli idi. parti üyeleri onunla görüşmeye geliyor, onunla buluşuyor ve devrim için ondan faydalanıyorlardı. vlademir adeta yaşlanmıştı. â”


mayakovski'nin çalışma odasımayakovski bir olaydan sonra okuldan atılır. birçok kez tutuklanır. bolşevik partisinde propagandacı, örgütçü ve yazıcı olarak faaliyet göstermeye başlayan mayakovskiâ’nin evi 29 mart 1908'de polis tarafından basılır ve mayakovski tekrar tutuklanır. bu esnada gizli bilgilerin de yazıldığı not defterini yutar. parti bu dönemden sonra ona daha fazla bağlanır. 15 yaşında bir daha dönemeyeceği evinden polislerce alınır ve bilinmeyen bir yere götürülür. ilk girdiği hücrede 12 ay geçirir. bu dönemde 3 yıl aradan sonra tekrar kurmaca romanlar okumaya ve yoğun bir şekilde yazmaya başlar. bu mayakovski'nin okuduklarından ziyade kendi özgün fikirlerini yazdığı bir dönem olarak tanımlanabilir. hapis yıllarından sonra bu sefer moskova resim ve heykel okuluâ’na kaydolur. burada özgün ve halktan olan çalışmaları ile diğer öğrencilerden farklılaşır. 1911'de fütürist harekete katılır ve fütürist bildiri'ye imzasını koyar. burjuva göreneklerine meydan okuyan ve sığ kamu beğenisini sarsan edebi ürünler verir.

öğretmenlerini eski dünyanın temsilcileri olarak görmekte ve devrimle kurulacak yeni dünyaya ilişkin resimler yapmaktadır. bu çalışmalarının rus fütürizminin başlangıcı olduğu söylenebilir. bir zamanlar elden ele dolaşan puşkin'in şiirlerinin yerini mayakovski'nin şiirleri almaya başlar. bu arada polis tekrar mayakovski'nin peşine düşer. åžair, trajedi adlı oyununu st. petersburg'da bir parkta sahnelemeye başlar. bu oyundan sonra ünü iyice yayılır. 1913 kışında korni çekovski'de bu oyunu izler ve oyun hakkında yazar. ona göre bu oyunda bizzat mayakovski vardır. oyunda ortada bir adam ve çevresinde değişik kılıklarda onu yok etmeye çalışan birçok insan vardır. çekovski, bunun gerçekten bir trajedi olduğunu ve bunun için şairin bir büyük bir ün yapacağını söyler. gorki'nin eşi maria ise anılarında mayakovski hakkında şöyle der:

ⓠ...1918'de mayakovski'yi sahnede izledim. bana göre o eğer bu meslekte ilerlese idi müthiş bir oyuncu olabilirdi. â”


ı. dünya savaşı ve ekim devrimi yılları

mayakovski1914 yılında ı. dünya savaşı patlak verir. mayakovski başlarda oldukça heyecanlıdır ve zafer kazanma duygusu ile başı dönmüştür. ancak ilk meydan savaşından sonra tanık olduğu şeyler fikirlerini değiştirir. 1915 yılında pantolonlu bulut adlı şiir kitabını yazar. maksim gorki bu şiirini çok beğenir ve şairle ilgili övgü dolu yazılar yazar. gorki'nin eşi anılarında gorki'nin mayakovski hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirmiştir:

ⓠ...eşim mayakovski'ye çok önem verirdi. onun şiirde bir yerlere gelmesini istiyordu. çünkü her ikisi de aynı şeyleri düşünüyor ve aynı şeyin peşinde koşuyordu. onun günün birinde hakkında çok konuşalan biri olacağını çok iyi biliyordu. â”


mayakovski'ye göre bulut çağdaş sanatın birleştiği bir değerdir. bunun yanında cehennem şiddet ve bireycilik gibi şeyler de yeni bir anlam kazanmıştır. 1915-1917 yılları arasında lili brik ile büyük bir aşk yaşar, yıllarca bu aşkın etkisinde kalır. mayakovski'nin moskova'nın fütürist sanatı kabul edeceğine dair en ufak bir şüphesi yoktur. ona göre devrim onun devrimidir ve devrim gerçekleştiğinde tüm düşleri gerçek olacaktır.

bu duygularla 1917 ekim devrimi'ni çoşkuyla karşılar ve devrimin başlıca sözcülerinden birisi olur. devrim sonrası çıkan iç savaşta mayakovski bu sefer sanatını propaganda afişlerinde göstermeye başlar. artık duvarlarda, direklerde binalarda mayakovski'nin hazırladığı propaganda afişleri vardır. ekim devrimi ile rusya'da fütürizmin gelişmesinin aynı döneme denk gelmesi nedeniyle fütürizm bir tür komünist fütürizm olarak algılanır ve bir araya gelen fütürist sanatçılar halka seslenmeye başlar.

åžair 35 gazete ve 57 dergide yazı yazmıştır. dergi ve gazetelerde yazdıkları siyaset ve propaganda koksa da onu diğer köşe yazarlarından ayıran birçok şey vardır.


mayakovski'nin hazırladığı afişlerden biriåžairin izvestya'da yayımlanın politik şiirlerini okuyan lenin şöyle der.

ⓠ...mayakovski'nin şiirlerinden pek bir şey anlamıyorum ancak onun meydanlarda savaşacak bir uzman olduğunu hissediyorum. onun yazdıkları siyasi açıdan belki tartışılabilir. åžiirlerinde çok fazla politik bir şey yok, insanları bir şeye davet eder bir hava yok. åžiiri komünistleri birleştirmeye yetmez. ama politik bakış açısının doğru olduğuna inancım sonsuz. â”


lenin mayakovski'nin dobra dobra konuşmasından fazlası ile hoşlanır ve bu nedenle özellikle propaganda da ondan faydalanmaya çalışır. mayakovski de bolşoy tiyatrosu'nda vilademir ilyiç lenin adlı şiirini okur.

yeni lef dergisini (1922-1923) yeniden yaşatmaya çalışır 1927-1928). kağıdın yetişmediği, basımevlerinin çalışmadığı, savaşın yıprattığı dönemlerde; halkın gazete ve mizah dergileri yerine kullandığı rosta (rusya telgraf ajansı) pencereleri adlı pankartları hazırlar. 1925'te yazdığı bazı taşlamalar yüzünden ingiltere'ye girişi engellenir. abd'ye dolaylı olarak, meksika'dan geçerek girer. aynı yıl yakın dostu sergey yesenin leningrad'da ingiltere oteli'nde intihar eder. yesenin, son şiiri; "elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı. buna karşılık hemen bir şiir yazıp, okumaya başlar, fakat zamanın devrimcilerinden büyük tepki görür. bu olaydan tam 5 yıl sonra; 1930'da lili brik'i ve ailesini sscb hükümetine emanet ettiğini belirten bir mektup bırakarak silahla intihar eder. ölümünden sonra doğduğu köy olan bağdadi'ye şairin adı verilir.




åžiirleri

pantolonlu bulut
omurganın flütü
lenin destanı
yüz elli milyon

oyunları

trajedi - vladimir mayakovski
gizemli güldürü
tahtakurusu
banyo
moskova yanıyor
kitapları

amerika'yı keşfim
ekim devrimi
sergey yesenin

kaynak: wikipedia
devamını gör...
tuhaf olan lenin'e bu kadar bağlı birinin lenin tarafından kıyasıya eleştirilmesidir....
devamını gör...
bilirim gücünü sözcüklerin
bilirim gücünü sözcüklerin, o çınlayan sözcüklerin ben;
onların değil, o yığınları coşturan, kendinden geçiren,
başka sözcüklerin gücünü, çıkarıp ölüleri topraktan
tabutları meşeden adımlarla götürenlerin her zaman.

gün olur okunmadan, basılmadan atılırlar da sepete,
bir çıktıları mı oradan gemi azıya alırlar elbette,
gümgüm öterler yüzyıllar boyu, tırmanıp gelen trenlerdir
öpüp yalamağa nasır tutmuş ellerini şiirin bir bir.

bilirim gücünü sözcüklerin. esip geçmiş de bir rüzgâr
bir halayın topraklarına düşmüş taçyapraklarıdır bunlar.
insandır bütün ruhu, dudakları ve bütün iskeletiyle.
vladimir mayakovskı



devamını gör...
|
bütün sene edebiyat dersinde ismini duymaktan bıktığım rus şair.
devamını gör...
|
lenin'e destanlar yazmıştır, bazen yurdum kıytırık şairlerini andırır hani atatürk'e mersiyeler düzmeleri bakımından....
devamını gör...
|
sovyetler'i sosyolojik boyutlarıyla irdeleyen herkes mayakovski'nin yesenin gibi komünizme olan inancını yitirdiği için intihar ettiğini bilir.

bizim gençler ve akademisyenler komünizmi nazım hikmet'in şiirlerinden, bazı bölümlerini okuyup bazı bölümlerini anlayamadığı için okumayı bıraktığı kapital'den ve marks, engels gibi komünist aydınların haleflerinden ibaret biliyorlar. sosyalizme tam manasıyla vakıf olmak için dönemin şartlarına da göz atmak lazım. 1920'de volga yakınlarında kendi çocuklarını yiyen insanların varlığını biz komünist parti toplantısında lenin'in itiraflarından öğrendik zaten.

"mayakovski komünizme olan inancını kaybettiği halde geride bıraktığı mektubunda neden bunu itiraf etmedi. hatta itiraf etmek yerine iftihar ettiğini söylerek ailesini, karısını ve saire hepsini partiye emanet etti? "

evet öyle yaptı. çünkü öyle yapması icap ediyordu. eğer o mektubu yazmasaydı çocukları, akrabaları, karısı ve tanıdıkları hapislere atılacak ya da kurşuna dizilecekti.
sallama kardeşim demeden evvel sovyetlerde yaşamış aydınların ve siyasetçilerin biyografilerini incelemeniz gerekiyor. 1930 yılında, stalin dönemi.. sovyetlerin en katı olduğu süreç bu dönem.

düşünün en sevdiğiniz dostunuza mektup yazıyorsunuz. diyorsunuz ki; ahmet selamlar, nasılsın? partide işler nasıl gidiyor?
ahmet'ten cevap geliyor: halk düşmanı faşist, seni tanımıyorum. beni bir daha arama. senin gibi vatan hainleriyle benim işim olmaz.

ahmet'in yazdığı bu mektup sebebiyle sizi hapislere atıyorlar.. eğer birazcık insafları varsa kurşuna dizilmekten kurtarıyorlar sizi ve aç biilaç olarak günde 18 saat kömür taşıyorsunuz ya da hayvanların bile yaşamakta güçlük çektiği ( ki bu denemmiştir ) kamplarda hapis yatma mecburiyetiniz var.

stalin öldükten sonra sağ kolu olan baş komiser yardımcısı idam edildi. bu komiser yardımcısından önceki komiser yardımcısı da kurşuna dizilmişti.

osman nasır tam bir leninci olduğu halde kurşuna dizilmedi mi? neden? çünkü rusya ve harezm bölgelerini gezdikten sonra insanların yaşadığı sefalete şahit olmuş bunu değiştirmenin gerekliliğini savunmuştu.
bakın sadece savunmuştu diyorum. rejimi tenkit etmiyordu. rejimin daha ideal ve istimal olması için çaba sarfedilmesi gerektiğine kanaat getirmişti. şairdi ve insanların açlıktan it gibi titreyerek ölmelerini kabul edemiyordu. lenin'e hala yürekten bağlıydı. komünizmi deli gibi seviyordu.
fakat ne oldu? kurşuna dizildi.. osman nasır gibi onlarca şair var. öldürüldü..
hapislerde komünizm ideolojisine gönül vermiş onlarca şair ve entellektüel vardı. bu insanlar neden suç işlediklerini bile bilmeden 25 yıl hapis cezasına, 5 yıl hak mahrumiyetine mahkum oluyorlardı. mahkeme bu insanları rejimi yeterince övmemekle ve şiirlerinde, eserlerinde sosyalizmi işlmemek suçundan 25 yıla hapsetmişti. güler misin, ağlar mısın. yalan değil. bunlar kitaplarda, otobiyografi ve biyografilerde yazılan şeyler.. bugün sovyet sistemde yaşamış tataristan, başkurdistan ülkelerine gidin, oradaki rus, çerkez, tatar, kazak, özbek, türkmen ya da slav ırkına mensup her hangi bir ülkenin vatandaşıyla konuşun ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaksınız. komünizm sisteminde ağabeyiniz bir suç işlerse bütün sülaleniz tetkik edilir, takip edilir ve siz de abiniz gibi isyan edersiniz ya da suç işlersiniz diye hapislere atılırsınız.

mayakovski intihar etmeden evvel rejimi tenkit etseydi ya da rejime olan inancını kaybettiğini söyleseydi kendisiyle beraber karısını, arkadaşlarını ve sülalesini öldürecekti. bunu inkar edebilmeniz için sovyet tarihini baştan sona değiştirmeniz gerekiyor. hangisi daha kolayınıza gelir bilmiyorum. seçimi size bıraktım.
devamını gör...
hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır.
bırak, gitsin..
bırak, git.

demiştir.
devamını gör...
afiş de hazırlamış abimiz.



ilginç.ayrıca bugün el manana üstadın verdiği bilgiye göre sinema ile de hemhal olmuş.araştırmalı sözlük.

edit: sinema ile ilgisi direkt değilmiş,rahat ol derzulya,sakinleş*.
devamını gör...


--- alıntı ---

tütün dumanı kemiriyor havayı.
oda
kruçyonıh'ın cehennem' inden bir bölüm gibi.
anımsıyor musun
iì‡lk kez
ardında bu pencerenin
tutkudan çıldırmışçasına okşamıştım ellerini.
şimdi oturuyorsun aynı yerde,
yüreğin demirden bir kılıf içinde.
ve yarın paralayan sözlerle kovacaksın belki beni.
ve loş antrede uzun süre
titreyişlerle sarsılan bir kol bulamayacak ceketteki yerini.
çıkacağım, ezilmiş.
fırlatacağım vücudumu sokağa.
yabanıl, çılgın
umutsuzlukla paramparça.
hayır gerek yok buna, sevgilim, biriciğim
gel vedalaşalım şimdiden.
ağır bir gülle gibi aşkım
nereye kaçarsan kaç asılıdır sana nasıl olsa.
bırak son bir haykırışla uluyayım horlanmışlığın acı yankısını.
çalışmaktan anası ağladığında öküzün
gider salar kendini soğuk sulara.
aşkından başka deniz yok bana,
ve gözyaşları da bir erinç koparamıyor ondan.
yorgun fil sessizliği aradığında yatar kızgın kumlara saltanatla.
aşkından başka güneş yok bana.
ve bilmiyorum bile neredesin şimdi ve kiminle.
eğer bir başka şair olsaydı böylesine üzdüğün,
onarırdı acısını parayla ve ünle.
fakat sevinç vermiyor bana hiçbir çınıltı
senin sevgili adının çınıltısından başka...
atmayacağım bir boşluğa kendimi, zehir içmeyeceğim.
ve dayayıp şakağıma namluyu çekmeyeceğim tetiği.
ağzı hiçbir bıçağın bakışların kadar senin kesemez beni.
yarın unutacaksın seni taçlandırdığımı,
ve yakıp tükettiğimi çiçeklenmiş bir ruhu aşkla.
ve uçarı günlerin fırtınalı karnavalı dağıtacak
sayfalarını kitaplarımın.
sözlerimin kurumuş yaprakları mı durduracak seni
çırpınan soluğuyla.
bırak hiç değilse son bir sevgi dalgası sereyim
beni bırakıp giden adımlarının altına..

--- alıntı ---

devamını gör...
|
en sevdiğim şiiri pantolonlu bulut olan rus şair.

"siz çıtkırıldımlar!
kemanlara geçirenler sevdayı.
siz geçiren hamhalatlar dümbeleklere.
derinizi kolaysa tersyüz edin benim gibi,
ortada baştan aşağı dudaklar kalsın bir kere!"
devamını gör...
"bir varmış bir yokmuş"
derler hani:
aşkın küçük sandalı
hayat ırmağının akıntısına kafa
tutubalir mi!
dayanamayıp parçalandı işte sonunda
acıları
mutsuzlukları
karşılıklı haksızlıkları
hatırlamağa bile değmez:
ödeşmiş durumdayız kahpe felekle.
ve sizler mutlu olun
yeter

şairin ölmeden önce yazdığı şiir.
devamını gör...
bazı yazarlar devrim yapar...

bazıları devrimi yazar denmiştir şairlerde yazar çizer takımından olduklarından bu böyle...

mayakovski devrimi yazan hatta amiyane tabirle devrim liderlerine yalakalık derecesinde şiirler kaleme alan vasat bir şairdir aslında...

hani bir dönem bizde de vardı atatürk şiirleri tanrım diyen sapkınlar bile çıkıyor işte...

lenin ise esasen kendisinden hiç hazzetmez ve adı geçtiğinde yalakalığından dolayı ve şiirlerinde ki kalitesizlikten vurur yerden yere...

amma petersburg şehrinin en güzel metro istasyonlarından birine isim vermiştir...

binersin leninski prospektten yada abdavoy istasyonundan mayakovski'de indin mi hop nevski desin...

mesele şair ve şiirse orada ite sorsan gösterir sana puşkin'in oturup şiirler yazdığı kafeleri...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.