besmele

#din 

rahman ve rahim olan Allah ın adıyla manasındaki lafız.
devamını gör...
|
müslümanların, bir işe başlarken söylediği "bismillah" (allah'ın adıyla) sözü.
devamını gör...
|
her hayrın başı.
devamını gör...
|
başladığımız her işte bereketin olması için gerekli olmazsa olmaz.
devamını gör...
besmele-i serifin ıngilizcesi: ın the name of allâh, the most gracious, the most merciful.
devamını gör...
cemal safi'nin bir şiirinin adıdır.

--- alıntı ---

hergün biraz daha yoruyor beni
hasretinle başa çıkamıyorum
hergece bir yerden vuruyor beni
sağ salim sabaha çıkamıyorum

savaşta geçirdim sanki bir ayı
düşmandan almadım ben bu yarayı
giderken verdiğin tek sigarayı
hatıradır diye yakamıyorum

vicdanın halimi hiç mi sormuyor ?
küsecek ne yaptım aklım ermiyor !
zalimsin demeye dilim varmıyor
tavrına bir isim takamıyorum

yeterki mektup yaz canımı dile
yetmezse uğrunda çektiğim çile
nazar değer diye resmine bile
besmele çekmeden bakamıyorum...

--- alıntı ---

devamını gör...
|
ders çalışmaya ya da kitap okumaya başlamadan önce ardından bir de hamdele ve selvele getirilirse; zeka açıcı iksire dönüşebilen mucizevi mümin silahı.
devamını gör...
|
besmele söylendiğinde yerzünü yerinden oynatacak kadar büyük bir anlama sahip önemli lafızdır.müminlerin dilinden düşürmeyip, her işe bu lafızla başlamaları gerekir.
devamını gör...
|
latince incilde; di nomine domini, olarak geçer. en büyük olanın adıyla, anlamındadır.
devamını gör...
|
besmele o kadar sihirli bir kelimedir ki;
denemişler ve inanmışlar, şöyle ki bir adet koyunu besmele çekmeden kesmişler soymuşlar, pişirip yemişler, yine başka bir koyunu besmele ile kesip soyup yemişler ikisinin arasında inanılmaz lezzet farkı ortaya çıkmış. * * *
devamını gör...
islâmiyet'ten önce araplar, herhangi bir işe başlarken, bağlı bulundukları ilâhlarının adlarını anarak başlarlar, meselâ, bismi'l-lat (lat'ın ismiyle), bismi'l-uzza (uzza'nın ismiyle) derlerdi. her kavimde buna benzer sözlerin kullanıldığı ve meselâ bir hizmetlinin, âmirinin verdiği bir emri yerine getirirken,

"bunu falanın adına yapıyorum" demesi âdettendir.

resulullah (s.a.s.), islâm dinini tebliğ etmeğe başladıktan sonra, cahiliye arapları'nın kullandığı sözü değiştirmiş ve, "ey Allah'ım, senin adınla" anlamına gelen, "bismike Allahümme" ve "allah'ın adıyla" anlamına gelen, "bismillahi" sözlerini kullanmıştır. ancak kur'an-ı kerã®m'de neml suresinin otuzuncu ayeti nazil olduktan sonra besmele son şeklini almıştır. bu ayette süleyman (a.s.) tarafından yazılan bir mektup söz konusudur. mektupta "bu mektup süleymandan'dır ve rahman, rahim olan Allah'ın adıyla başlamaktadır." denilmektedir. kısaca besmele dediğimiz ve "rahman, rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen bismi'llahi'r-rahmani'r-rahim'in kur'aân-ı kerã®m'den bir ayet, yahut bir ayetin bir kısmı olduğu anlaşılmaktadır.

"işime, rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla başlıyorum. o'nun emriyle ve o'nun için bu işin başındayım ve o'nun adına teşebbüste bulunuyorum, o'nun emriyle yapıyorum. çünkü bu başladığım işin tamamlanmasında gerekli olan kuvvet ve kudret o'rıun tarafından bana verilmiştir ve o'ndandır. o bana bu kuvvet ve kudreti vermezse ben bu işi tamamlayamam."

helâl ve hayırlı bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerindendir. kur'an-ı kerã®m'de buna işaret eden pek çok emir vardır.
devamını gör...

--- alıntı ---
peygamberimiz (a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlanmasını tavsiye etmiş ve "besmele ile başlanmayan her iş bereketsiz ve sonu güdüktür" buyurmuştur (aclã»ni, keşfü'l-hafa, ıı,174). kur'ân okumaya, bir şey yiyip içmeye ve bir işe başlanırken besmele çekilir. kur'ân'da Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanların etlerinin yenmeyeceği bildirilmiştir (en'âm, 6/121).

besmele çeken insan; başka bir varlık adına değil sâdece Allah adına, o'nun rızası için ve o'nun izniyle başlıyorum, demiş olur. besmelede yüce yaratıcının üç ismi geçmektedir: Allah, rahman ve rahim. besmele çeken kur'ân okumuş ve Allah'ı anmış olur.
--- alıntı ---

*
devamını gör...
|
bir cemal safi şiiri.


her gün biraz daha yoruyor beni,
hasretinle başa çıkamıyorum.
her gece bir yerden vuruyor beni,
sağ salim sabaha çıkamıyorum...

savaşta geçirdim sanki bir ayı,
düşmandan almadım ben bu yarayı,
giderken verdiğin tek sigarayı,
hatıradır diye yakamıyorum...

vicdanın halimi hiç mi sormuyor?
küsecek ne yaptım, aklım ermiyor!
zalimsin demeye dilim varmıyor,
tavrına bir isim takamıyorum...

yeter ki mektup yaz canımı dile!
yetmezse uğrunda çektiğim çile!
nazar değer diye resmine bile,
besmele çekmeden bakamıyorum...
devamını gör...
|
medrese eğitiminde olmazsa olmaz olan üçlüden biridir. şöyle ki:

- kitaba ne ile başlanır?
- el-cevap: besmele, hamdele ve selvele. emma ba'dü diye de devam eder.
devamını gör...
bismillahirrahmanirrahim tümcesinin simgesel kısaltmasıdır. * *
devamını gör...
|

--- alıntı ---
eğer kur'an'ı muhteşem bir site kabul edersek, fatiha bu sitenin ana kapısı, besmele de o kapının anahtarıdır. besmele, kulluk listesinin altına atılan imzadır. besmele, Allah'la ve Allah'lı yaşamaktır. besmele o'nun sayesinde ve o'nun verdiği imkan ve güçle yaptığının bilincinde olmaktır. "senin verdiklerinin farkındayım, senden bağımsız bir varlık alanı düşünmüyorum" demektir. besmele eylemle alakalıdır. zira besmele çeken biri, bir eyleme girişiyor, bir işe başlıyor demektir. besmele, islam ahlakının bir "eylem ahlakı" olduğunu gösterir.
--- m. islamoğlu ---
devamını gör...
|
besmele bir paroladır. bilinen ve herkes tarafından bilinmesi gereken bir parola.
devamını gör...
ilahi koordinat boyutunun şifresi.
devamını gör...
|
(bkz: fatiha suresi 1)
ayrıca rahman ve rahim Allah'ın adıyla anlamına gelir. olan kelimesi kullanılmaz.
devamını gör...
|
bismillahirrahmanirrahim diyerek yapilir,

her ise besmele ile baslamak o isin Allahin izni ile bereketli olmasina vesiledir.
devamını gör...
|
Allah teala'nın aciz bir kulu olduğunu insanın sık sık hatırlaması ve ikrar etmesi olarak düşünülebilecek anahtar..
devamını gör...
sözlükteki ilk yazımı kendisi için çizip-zikretmekten onur duyduğum, bütün hayır kapılarını ardına kadar açan ilahi nefes!
devamını gör...
|
çocukların dilinden kulağa daha bir hoş gelen kilitsiz kapı / kilitsiz kapılardan biri.
devamını gör...
''rahman (dünya) ve rahim (ahiret) olan Allah'' terkibi bile islam'ın dünya (yahudilik)-ahiret (hristiyanlık) dengesi gözettiğinin, salt dünyaya veya ahirete yaslanmadığının apaçık kanıtıdır.

devamını gör...
besmelenin önemi ve kıymetini ele alan ve ziyadesiyle istifade edilebilecek kaynakları da serlevha edelim...

tefsir-i kebir (mefâtihu'l-gayb), fahreddin râzi, akçağ y. c.1, s. 139-241

hak dini kur’an dili, muhammed hamdi yazır, eser y. c. 1, s. 15-49

şifa tefsiri, mahmut toptaş, cantaş y. c.1, s. 57-61

ahkâm tefsiri, m. ali sabuni, şamil y. c. 1 s. 13-14

fi zılali’l- kur’an, seyyid kutub, hikmet y. c. 1, s. 34-36

tefhimü’l kur’an, mevdudi, insan y. c. 1 s. 40-41

hadislerle kur’an tefsiri, ibni kesir, çağrı y. c. 2, s. 35-73

fatiha suresi ve türkçe namaz, sait şimşek, beyan y. s. 23-27

islam ansiklopedisi, türkiye diyanet vakfı y. c. 5 s. 529-540

şâmil islam ansiklopedisi, şamil y. c. 1 s. 226-229

sorularla fatiha suresi, zabit ali durmuş, ali içipak, yenday. s. 36-59

fatiha üzerine mülahazalar, hikmet işık, nil y. s. 75-104

kelimeler kavramlar, yusuf kerimoğlu, inkılab y. c. 1 s. 41

iman risalesi, mustafa islamoğlu, denge y. s.180

cahiliyye düzeninin ruh haritası, mustafa çelik, ölçü y. s. 21-24

namaz duaları ve sureleri, ali akpınar, suffe y. s. 21-26

iislâm ve sosyal değişim, ihsan eliaçık, bengisu y. s. 20-24

esenlik yurdunun çağrısı, celaleddin vatandaş, pınar y. s. 135-136

müslümana mesajlar, abdullah büyük, suffe y. s. 15-26

kendimizi tartışmak, selâmi çekmegil, timaş y. s. 200-201

besmele ve fatiha tefsiri, ebulleys semerkandi, sezgin neşriyat

besmelenin şerhi, abdülkerim b. iibrahim cili, kitsan kitap kırtasiye y.

besmele tefsiri, hacı bektaş veli, kültür bakanlığı y.

besmele albümü, ziya bilgiç,

besmele bahsi risale-i nur, said nursi
devamını gör...

--- alıntı ---
sual: besmele çekmenin hükmü nedir?
cevap
yerine göre, besmelenin hükmü değişir. birkaç örnek verelim:

farz olduğu yerler:

hayvan keserken, besmele çekmek farzdır. besmelesiz kesileni yemek haramdır.

vacib olduğu yerler:

namaz dışında fatiha okumaya başlarken besmele çekmek vacibdir. åžafii mezhebindeyse, her zaman fatiha okurken besmele çekmek farzdır.

sünnet olduğu yerler:

namazda her rekâtta fatiha’dan önce, gusletmeye ve abdest almaya, yiyip içmeye, mektup yazmaya ve her faydalı işe başlarken besmele çekmek sünnettir. namaz dışında, fatiha’dan başka bir sure okumaya başlarken de, besmele çekmek sünnettir.

müstehab olduğu yerler:

namazda, fatiha ile zamm-ı sure arasında besmele çekmek, caiz veya müstehabdır.

mubah olduğu yerler:

yürümeye, oturmaya, kalkmaya ve her mubah işe başlarken besmele çekmek mubahtır.

mekruh olduğu yerler:

avret yerini açarken, necaset bulunan yere girerken, berae suresini önceki sureye bitişik okurken, sigara içmeye ve bunun gibi kötü kokulu, mesela soğan, sarımsak gibi şeyleri yemeye başlarken ve sakal tıraşı olmaya başlarken besmele çekmek mekruhtur.

haram olduğu yerler:

haram işlemeye başlarken besmele çekmek haramdır. haramlığını kabul ederek yaparsa haram olur, harama önem vermeden veya helal kabul ederek yaparsa küfür olur.

küfür olduğu yerler:

bizzat kendisi haram olan mesela, şarap içmek, zina etmek, domuz eti yemek gibi haram olan işleri yapmaya başlarken, besmele çekmek küfür olur. burada, haramı helal saydığından veya harama önem vermediğinden dolayı küfür oluyor.

sual: besmelesiz kesilen hayvanı yemek caiz mi?
cevap
åžafii’de besmelesiz kesilen hayvanı yemek caizdir, diğer üç mezhepte kasten besmelesiz kesmek haramdır.

hayvanın boğazındaki yemek borusu, hava borusu ve boynunun iki yanında birer kan damarı vardır. maliki’de hepsini kesmek gerekir. hanefi’de bu dört borudan üçünü kesmek kâfidir. åžafii’de ise yemek borusu ile nefes borusu kesilirse kâfidir. ancak gırtlak düğümü baş tarafında kalmalıdır! gırtlak düğümünün tamamı vücut tarafında kalırsa, kesilen hayvan yenmez. hayvanı ensesinden kesmek haram ise de, ensesinden kesilen hayvan, hanefi ve åžafii’de yenir, diğer iki mezhepte yenmez.

sual: besmele unutulursa, kesilen hayvan yenir mi?
cevap
besmele çekmek unutulursa yenir. maliki’de yenmez.

sual: besmelesiz olarak kesildiği bilinen bir hayvanın etini yerken åžafii’yi taklit gerekir mi?
cevap
evet gerekir. (hulasat-üt-tahkik)

sual: mezbahada sabah bir besmele çekiliyor. diğerleri besmelesiz kesiliyor. etleri yenir mi?
cevap
etleri yerken åžafii’yi taklit lazımdır.

sual: tavuklar, bir anda kesiliyor. hepsine bir besmele kâfi mi?
cevap
her tavuğu, kesim makinesine koyarken, besmele çekilir. keserken de, müşterek bir besmele kâfidir.

sual: yemek yerken besmeleyi unutan kimse, sonunda hatırlarsa ne yapmalıdır?
cevap
bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(yemeğe başlarken Allahü teâlânın adını anın, yani besmele çekin. başında besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “bismillâhi alâ evvelihi ve ahirihi” desin.) [ebu davud, tirmizi, hâkim]

sual: doyduktan sonra yerken, besmele çekmek haram mı?
cevap
hayır. çünkü yemeğin kendi haram değildir.

sual: besmele çekince veya ezan okununca şeytanların kaçtıklarını ve bir daha oraya uğramadıklarını söylüyorlar bu doğru mudur?
cevap
besmele çekince ve ezan okunurken şeytan kaçar. fakat ezan bitince geri gelir. yemekte besmele çekince o yemeği yiyemez. devamlı Allah zikredilirse, vesvese veremez, zikri bırakınca hemen gelir.

sual: soğan veya soğanlı yemek, salata, turşu yerken besmele çekmek caiz mi?
cevap
tam ilmihal'de diyor ki:
kötü kokulu şeyleri, mesela soğan, sarmısak gibi şeyleri yemeye [ve sakal tıraşı olmaya başlarken], besmele çekmek mekruhtur.

sarmısaklı, soğanlı yemekleri, salatayı, turşuyu yerken besmele çekilir.

meyhaneye girerken
sual: bir iş için meyhaneye, kumarhaneye girerken besmele çekmek caiz olur mu?
cevap
evet caiz olur. haram işlerken besmele çekilmez. bir iş için günah işlenen yere girmek günah olmaz.

sual: bir mekruha dalgınlıkla besmele çeken mazur olur mu?
cevap
evet.

besmele çekerken
sual: besmele çekerken, bismillah demek yeterli midir?
cevap
evet, yeterli olur; ancak he harfini belli olacak şekilde çıkarmalı (bismilla) dememeli. yani (bismillah) denirse, besmele çekilmiş olur. daha uygunu ise (bismillahi) demektir.

besmelesiz hayvan kesmek
sual: (kur’anda, hayvan keserken değil, sadece kurban keserken besmele çekmek farzdır) deniyor. yemek için hayvanları keserken besmele farz değil midir?
cevap
o ayetin meali şöyledir:
(allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği dört ayaklı hayvanları belli günlerde [kurban ederken] o’nun adını anarak kessinler.) [hac 28]

hayvan keserken besmele çekilmesi yalnız kurban kesmeye mahsus değildir. resulullah efendimiz buyuruyor ki:
(hayvanı keserken besmele çekip tekbir getirin!) [taberani] (yani bismillahi Allahü ekber demeli.)

(hayvan keserken Allah’ın ismini söylemek [bismillahi demek veya Allahü ekber demek] kâfidir.) [beyheki]

(åžu üç yerde ismimi söylemeyin: yemeğe besmele çekerken, hayvanı besmeleyle keserken ve aksırınca.) [beyheki]

åžafii’de besmelesiz kesilen hayvanı yemek caizdir, diğer üç mezhepteyse kasten besmelesiz kesmek haramdır. ibni abbas hazretleri de buyuruyor ki:
hayvanı keserken besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bir mahzuru yoktur; ancak besmele kasten terk edilmişse, kesilen yenmez. (rezin)

besmelesiz olarak kesildiği bilinen bir hayvanın etini yerken åžafii’yi taklit etmelidir. (hulasat-üt-tahkik)

besmele çekmek
sual: hadis-i şeriflerde, (besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır) ve (işe besmeleyle başlayanın günahları affolur) buyuruluyor. eã»zü çekmek de gerekli mi, yoksa sadece besmele çekmek yeterli midir?
cevap
evet, yeterlidir. bir işe başlarken eã»zü okunmaz, sadece bismillâhirrahmanirrahã®m denir. (f. hindiyye)
--- alıntı ---

http://www.dinimizislam.com...
devamını gör...
|
yemek yerken söylenmesinin unutulması üzerine;

hz. aişe radiyallahü anha'dan rivayet oluduğuna göre, resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdular "herhangi biriniz yemek yerken Allah'ın adını anmayı unutmuşsa o zaman bismillahi evvelihi ve ahirihi (başında ve sonunda Allah'ın adı ile) desin"..(tirmizi)

devamını gör...
|
her hayrın başıdır.
devamını gör...
|
kendisiyle başlanmadığı takdirde yapılacak işin hayırsız ve kötü olacağı söz.
devamını gör...
|
üzerinde tefekkür ederek size verdiği bakış açısıyla birlikte varlığa bakılabildiginde, alemden cennet kokuları alınabilir.(bkz: rahman) (bkz: rahim)
devamını gör...
insana her güzel şeyin kapısını açan ilahi anahtardır. bir müslümanın sadırına damardan akan kandan daha önce gelmelidir.
devamını gör...
|
bir yola baş koyma stilidir.
huzura davetini bekleyen bir aczin rabb'ine sığınağı.
yekünü kir ve tutam tutam balçık olan bir yüz karasının buyur edilmeyi beklemesinden önce kapıyı çalış sesi.
devamını gör...
|
abdestten önce söylenmez ise abdest kabul olmaz....

*
devamını gör...
|
kuran-ı kerim'de 114 tane besmele vardır ve tevbe suresi hariç her bir sure besmele ile başlamaktadır.

elbette kuran'da 114 tane de sure vardır ve besmele sayısı da buna eşittir ama tevbe suresi'nin besmele ile başlamaması, neden 113 tane besmele yoktur sorusunu getirir.

açıklaması şu şekildedir:

kuran-ı kerim'deki her ayet sayılıdır ve iki tane de sayılı besmele vardır (sayılı ayet olarak), bunlar; fatiha suresi'nin ilk ayeti ve neml suresi'nin 30. ayetidir. bunun dışında da 112 tane sayıyla belirtilmeyen besmele vardır (fatiha suresi'nin ilk ayeti besmeleyle başladığından sureyi okumaya başlamadan besmeleyi okumaya gerek yoktur).
devamını gör...
|
hz. ali besmele tefsiri hakkında şöyle buyurmuştur:

“isteseydim, sizlere besmele’den yetmiş deve yükü kadar tefsir yapardım.”

abdullah bin abbas bir akşam hz. ali’den besmele’nin tefsirini sormuştu. hz. ali tefsire başlamış ve sabaha kadar devam etmişti. abdullah bin abbas’ın yorulduğunu gören hz. ali tefsirini kesmiştir.

hz. muhammed (sav.) : "bütün ilahi kitapların sırrı kuran’dadır. kuran’ın bütün sırrı fatiha suresindedir. fatiha suresinin sırrı besmele’dedir. besmele’nin sırrı , besmele’nin başındaki ba harfindedir. ba harfinin sırrı , ba harfinin altındaki noktadadır.” buyurmuştur.
devamını gör...
|
--- alıntı ---

bütün besmelelerin zamanı nerelerde söyleneceğine geçmeden evvel şunları söylemek isteriz.
bunların bir kısmı :
1-yalnız söyleyenin kendi işitmesi, başkasının işitmemesi gerekenleri vardır. yalnız dil oynatmak ve kendi kendine söylemek.
2- başkasının duyması gerekenleri vardır.
3- tamamiyle gizli söylenenleri vardır.
4- besmele hakk’ın “kün!” ol emrinin anahtarıdır.
"besmelesiz işlerde hayir yoktur!“ hadisi şerif.
yani o işte hakk’ın izni alınmamıştır.
düşünülürse besmelesiz başlayan her iş ve harekette hakk’ı unutmak gizlidir.
bunun altında da çok ince tehlikeli inkâr saklıdır.
amma bu “azim” denilen müsamaha, hakk’ın hoş görme hududu içindedir.
fakat bu da incelerin incesi bir hududdur.
akla gelip de fiili, hareki ve söze intikal etmiyen düşüncelere verilen isimdir.
“azim”. böyle bilinmelidir.
islâm dini çok ince bir dindir ve Allah'ın indinde en makbul bir dindir.
âyet-i kerime ile hakk bunu bildirmiştir.
"besmele", "abdestsiz iken kat'iyen sesli söylenmez."
1. bismillah : abdestsiz söylenebilir ve kimse duymamalıdır.
içten söylenecek ve fakat dil oynatılacak sessiz bile olsa dili oynatmak dil ile ikrar demektir.
abdestli iken sesli duyulacak sûrette söylenir.
"niçinleri var: abdestsiz kimse “nas” dır.
lâalettayin bir insandır.
imanı izhar için kendi kendinde gizli insan demektir.
abdestli insan “mü’min” dir.
âdemiyetini izhar ve kendi kendine tasdik için sesli duyulacak sûrette söyler"
abdest alacağın zaman sesli olarak:
“euzubillahi mineşşeytaniricim“ suya daha dokunmadan evvel söylenir.
eller yıkanır, ağıza su verilir.
sonra tekrar ellere başlarken bismillah söylenir.
yâni suya temas ettiği zaman...
teyemmümde hepsi sessiz ve zihnen bismillah...
gusülde "sessiz" euzubillahi menişşeytânirracim bismillah.
bu besmele suya hürmeten cesedin söyleyişidir.
cimâda, başlarken “sessiz” euzubillahi meneşşeytânirracim.
gusülde evvelâ abdest alınır.
sonra ağız ve burun 3 er defa yıkanır bu farzdır.
abdestte ağız ve burun yıkamak sünnettir.
gusülde ağız yıkamağa "mazmaza" denir.
bu olmadan gusül olmaz.
sonra başından aşağı su dökülür.
bu cesedin bir nevi istiğfarıdır.
sonra sağ omuzdan, sonra sol omuzdan su dökülür.
bunlar “hafaza meleklerinin” tekrar sana yanaşmasının ve gusül yaptığının şahedetidir.
cimâda hafaza melekleri ve bütün haramlarda içkide, kumarda, zinada çekilirler, onların çekildiği zaman insan mü’min değildir. kâfirlerde, münkirlerde münafıklarda hafaza melekleri çekilirler.
"zina yapan o anda mü’min değildir" hadisi serif.
kadın olsun erkek olsun...
hafaza meleklerinin çekilmesi hakk’ın rahmetinin hududsuz olduğunu ilandır.
kul tövbeye gitsin diye.
livata yapanlar küfürdedirler.
tövbeleri makbul değildir.
av yaparken, abdestli olmak, kurşun atarken veya hayvan ile avlarken, şahini salarken bismillah.
balık avlarken ağı veya oltayı atarken abdestli bismillah...
hayvan keserken, abdestli olmak lâzımdır.
sesli başkasının ve hayvanın duyacağı şekilde : “bismillah Allahu ekber” “allah” sessiz söylenecek.
“ben bunu yapmiyorum!” demektir
abdestsizken yemek yersen “tuz” ile başla.
ve sesli olarak bismillah de.
tuz ile başla. ve sesli olarak “bismillah! ” de.
tuz ile değilse sessiz söyle.
sebebini de sorma.
abdestli iken de tuz ile başlamak ve tuz ile bitirmek iyidir ve sünnetir.
abdestli yemek yemek, en doğrusudur.
“iyi” dir, sözünü islâm lügatında ; çirkindir, fenâdır, iyidir kelimelerinin anlaşıldığı mânâ değildir.
iyidir: bunda hakk’ın rızası var demektir.
sünnet, sünnet-i resûl demektir.
"su içerken iş bambaşkadır.
abdestsiz olarak yalvarırım su içmeyin.
sebebini de merak edip sormayın !.."
suyu mümkünse oturarak, çökerek için :
"bismillah yâ rahmân !" deyin.
içtikten sonra da : “ve cealnâ minel mai külle şeyin hay” diyerek : “elh amdülillah yâ vâcid” söyleyin...
sıcak ve soğuk suya, yemeğe üfürmeyin (soğutmak için.) hadisi şeriftir.
üfürmekte nimete karşı ince bir hakaret ve hürmetsizlik gizlidir.
bunu söyleyemem sebebi çok mühimdir, söyleneni yaparsanız iyi olur. sözümüz o kadar...
resûlü ekrem'in bazı hadislerinde emir gizlidir.
“yapınız !”.
bazılarında da ihtiyar bırakılmıştır.
ihtiyara bırakmakda da büyük bir şey gizlidir.
bu sebep bilinirse o hadisin bildirdiği şey insana âdeta farz olur.
terki, insanı felâkete götürür.
o zaman tahammülün üstünde bir yük olur.
böyle hadisleri söyledikleri zaman sorulan suallere resûlüllah cevap vermemişlerdir.
ibâdetlerde "sünneti müekkide" ve "gayri müekkide"ler vardır.
tekid edilmiş yâni yapılması muhakkak lâzımdır.
tekid edilmeyenlerde kendileri terk ederek ümmetine fazla külfet vermemişlerdir.
bunların hakikati anlaşılırsa, o zaman insan tedirgin olur ve terkinde küfre bile gidebilir...
küçük bir misal verelim :
1- daima abdestli bulunmak.
2- gece namazı kılmak.
3- yerde yatmak. resûlü ekreme farzdır, ümmetine bir şey değildir.
soğan ve sarımsak ve bazı gıdaları yemek resûlü ekreme haramdır. ümmetine mübahtır.
cünup olduğu zaman, gusül ümmetine farzdır.
hakikatlara vukufu olan öyle büyük kullar vardır ki.
hakk’ı bir an unuttukları zaman gusül etmeye mecbur olurlar. bu gusül çok mühimdir.
sorma! sen bildiğin guslü yap o sana yeter artar bile...
guslü icâb eden hallerde insan herşeyi unutur.
kendini ve hakk’ı dahi...
ondan dolayı cesedin tövbesi için gusül emrolunmuştur.
hakk’ın neden halkettiğini bildirmediği ve her şeyi ondan halkettiği su, ile yıkanmak emri bundan dolayıdır.
“su içmesi men edilen bir hastanın diline su damlatılırsa ferahlar, neden?” bunda birşey gizlidir.
su olmadığı zaman cesedin yaratıldığı, toprak, ile teyemmüm edilmesi bildirilmiştir.
toprak olmasaydı.
su görünmezdi.
hakk suyu göstermek için toprağı halketti.
su ile toprak sarmaş dolaş oldu.
ve hakk bu hakikati, kadir bilen ahbaplığı sevdi, ondan insanı halketti.
ve kendi emrinden bu hamura ruhu gönderdi.
onun için toprak insana şöyle söyler :
“allah seni benden yarattı. yine bana vereceğini va’d etti. borç vermekle ödenir.“
bunda ince ilâhî bir haykırış gizlidir.
“kudreti ilâhîye evvelâ sudan.
sonra benden geçerek, insanda tecellî etti.
yol o halde bendedir.
tekrar oraya benim yolumdan geçilerek gidilir.
size temiz pak olarak karıştık, döndüğünde sende bize temiz gelirsen ne sen ne de ben utanırız.
huzurda...“
Allah suyu neden halkettiğini bildirmedi.
beni neden halkettiğini hiç haber vermedi.
biz hakk’ın kudretinin bilinmeyen perdesiyiz...
topraktan halkedildiniz.
tekrar bize döneceksiniz.
tekrar biz de, “sur” ile dirilip hakk’ın huzuruna hep birlikte çıkacağız.
aman, bize sorulacak suallerde bizi müşkül duruma sokmayınız...
indiilâhîde bizim şahâdetimiz çok makbul ve doğrudur.
kâinâtta her şeye rızık bizden verilir.
söylemiş ya bir hakk dostu :
“benim sadık dostum kara topraktır!“
ayakta su içmek mecburiyetinde kalırsınız :
sağ ayak başparmağını yukarı doğru kaldırıp :
“allahümme salli alâ men şerebe kaimen ve kuuden” diyerek içmelidir.
bu hadistir.
sağ ayak başparmağını yukarı kaldırmakta “babenskî” refleksi müsbettir.
mide yolundan içilen su bağırsağa geçmez.
"tabes" denilen, hastalıkta mide plöründe şiddetli sancılar olur.
bu plörün kapamasıdır.
burada da babenski müsbettir.
ayakta mide yolu açılır.
su doğrudan bağırsağa geçer.
parmağı yukarı kaldırırsan yol kapanır.
o an için su midede kalır...
en iyisi oturarak içmektir...
besmele : Allah’ın kullara en büyük hediyesidir.
hakk ile temas ve onun insana bahşettiği kudret ve kuvvetler, besmele kullanmak ile mümkündür.
hakk’ın kudret ve güçlerini kullanmak için müsaade almaktır. âdeta hakk’ın kapısını çalmak bununla olur.
bugün müslüman geçinenler besmeleyi âdeta ağızlarında çiklet yapmışlardır.
bu hal günahmıdır?.. hayır...
hakk’ın ismine birşey yapamazsın...
fakat ondan zerre kadar fayda göremezsin...
bu hal devam ederse cesedin utanır ve yavaş yavaş kendini helâka getirir. seni...
böyle olan “sen” nedir bilirmisin?
cesedin ile ruhun arasına giren “nefis” sin.
sen nefisle tamamiyle bitişiksin.
âdeta osun.
fakat sen değilsin...
aynaya baktığın zaman kendinsin ama sen aynada görünen değilsin...
hakk’ın kapısını çalmak besmele iledir.
senin verdiğin kudretle senin yerine iş göreceğim müsaade et.
kulların kapısını çalmakta selâm ile olur.
evine girerken sol ayağını evvela çıkar, yere basmadan evin içine at. evin içine basarken “selâmun aleykum” de..
sağ ayağını da çıkarıp basarken bismillah söyle.
çıkarken evinden ilk defa sağ ayağınla besmele çekerek çık!..
arzuladığını ondan sonra oku...
"esselâm" deme!..
harf-i târifli selâmın nerede söyleneceğini de öğren...
benden değil!..
kitaplardan, hocalardan.
bana sorma seste çıkarma!
benim sözlerim zordur.
o kadar!..
ben ne sana benzerim nede sen bana!..
bu bir makam veyahut kibir, büyüklük meselesi değildir.
belki senin ayarına kadar bile ulaşamamış bir kulum...
hakk katında ben bir hiçim.
hakk’ın benim yanımdaki kıymetini çoğaltmağa çabalıyorum. gölgesi görünmeyen hakk’ın gölgesini takip ediyorum.
saman çöpünde perdelenen zikri işitmezsen bile o zikri sezmeye çabala.

her türlü ince bidatten, ince şirkten, ince haramdan kurtulmak lâzımdır.
"esselâm" Allah’ın kulunu koruyan gizli ismidir.
bu esmâdan dolayı biz :
“selâmet ile git!”
maasselâmi!
hakk’ın hıfzı senin üzerinde olsun!
"esselâm" esmâsının melekleri seninle olsun!
eskiden “sağlimen geldim!” diye telgraf veya mektup yazarlardı.
bu, Allah'ın selâm esmâsının melekleriyle geldim, getirildim.
selâmet ile... hakk’a bin şükür olsun demektir.
“selâmün aleyküm. esselâmu aleyküm.”
“aleyküm selâm. ve aleyküm selâm.”
bunlarıda bugün dejenere ederek ağzımızda çiklet yaptık...
bu hal hiç doğru değildir.
ne yapalım dersen.
her yerde söyleme.
"merhaba" kâfidir.
merhaba demek benden çekinme, bensen sana zarar gelmez demektir.
"essalam" bilene söylersem iyi olur.
bilmeyene söylemem.
amma sende bilmiyorsun.
o halde "merhaba" da kal!
senin için iyi olur.
eskiden sağ eli alına getirip ağıza doğru indirirlerdi.
bir de ağızdan yukarı alına kaldırırlardı.
bunların mânâları büyüktür.
ne zaman öyle ve ne zaman böyle yapılır bilmek lâzımdır. bugün dünya bunu bilmeyenlerle doludur.
ondan dolayı bunun modası geçti diyorlar.
iyi diyorlar, zira insan hem kendi günaha girer ve küfre...
bu senin, benim veya üç sapığın işi değildir.
hakk istemedi.
artık lâyık görmedi de bugünün insanlarından sildi...
modası geçti diyorlar.
buda çok iyidir.
pirinç, ayıklanıyor, kimse farkında değildir.
bu lafı bile anlamadınız.
anlıyamazsınız!
öğrenemezsiniz de!..
yukarda dedik ya sözlerimiz zordur.
el ile selâmın "nahr" ile alakası vardır.
tekbir getirirken eller göğüs hizasına kaldırmak mânâsınadır.
boğazlamak mânâsına değildir.
bayram namazı ve kurban bayramında, kurban kesmek hakk’ında sarih bir emir olmadığı.
yalnız bazıları Allah'dan başkası namına kurban keserdi. bunun ürerine Allah namına olması emrolundu.
hazreti ali efendimize nahr hakk’ında sorulmuş ve bu cevabı vermişlerdir.
“namaz kıl ve tekbir getirirken ellerini göğüs = nahr hizasına kaldır!”
resûlü ekrem: “yâ cebrail, burada nahr nedir?“
(cebrail as) : “yâ resûlullah! bu hayvan boğazlamak değildir.
Allah namaz için tekbir getirileceği zaman ellerini göğüs hizasına kadar kaldırmayı emrediyor.
rüküda eğildiğinde de, secdeye vardığında da böyle yapacaksın...
çünkü bu bizim ve yedikat gökteki meleklerin namazıdır, selatıdır.
her şeyin bir süsü vardır, namazın süsü ise her tekbirde elleri kaldırmaktır!“
"bayram namazındaki tekbirleri düşünmek lâzımdır."
"ahkamü’l- kur’ân fi ihtilafi eimme"
vitir namazında : üçüncü rekatta tekbir alıp kunut duasını okumak.
bu bambaşka bir tekbirdir.
vitir namazı vâcibdir.
bunun hakk’ında bir çok rivâyet vardır.
bu namaz “tek” kılınır.
yalnız teravih de cemaatle kılınır.
bunun sebebi de mühimdir.
öğrenmek lâzımdır.
merak edersen, boş merak değil.
öğrenirsen o namaza başka bir kıymet vermek gerekir ki ihmali insanı küfre götürür “yestehziun” zümresine sokar.
onun için babandan öğrendiğini yap.
bunlar hakk’ında binlerce eser yazılmıştır, yıllarca evvel...
bu kitaplar bugün çürümekte, bazıları güvelenmekte, rutubetten yazıları kaybolmadadır.
anadolunun her köşesinde kütüphaneler tozlar içindedir.
bunları bugün ancak meraklı ilim adamları belki inceleyebilirler.
o da bilselerdi…
tarihe kızılmaz.
aktörlerine kin beslenmez.
ilerleyiş sebeplerini gerileyiş sebeplerini düşünmek lâzımdır.
mâziyi birden kötülemek doğru değildir.
dededen kalma örf âdetleri bırakmak ve değiştirmek hakiki insan işi değildir.
taklid çok büyük helak vasıtasıdır.
eski yazı ile bağlantımızdan ayrıldıkça tarihimizde, kültürümüzde kayboluyor ve olmuştur da...
geçmişin sahifelerini çevirin!
geçmişte güzel bir eskiyi güzel bir yeni yapın!
insanlık : fâni insanın ölmezliğidir.
örf ve âdetlerinizi öldürmeyin!.
aynaya baktığınız zaman nasıl görünüyorsanız hiç olmazsa öyle görünün!..
ayna hiç olmazsa yalan söylemez.
Allah’ın, resûlullahın, herhangi bir gönül erinin yanında makam, mertebe, rütbe aramayın :
onların sizin yanınızdaki kıymetini ölçün.
çoğaltın o zaman hakiki kıymetinizi belki bulabilirsiniz...
"hakk’a yakın olanlara hakk, kul farkına varmadan onun matlubu içinde tecellî eder yâni arzusu ne ise onun içinde tecellî eder."
bu sözü gönül ve akıl laboratuvarında en ince tahlilden geçirin.
boş söz değildir.
hemen anladımda deme çok düşün...
içinde büyük bir yol bir müjde gizlidir.
tekrar ediyorum anlaşılması güçtür.
matematik problemi gibidir.
bu problemin altında hakiki "kul" gizlidir.
onun nasıl olacağını bul!..
nasıl bulacağım deme!
hakk’ın emirlerini resûlü ekremin bildirdiklerini yap!..
daima abdestli ol : abdestsiz, konuşma, yeme, içme böylelikle: şeytan sana yanaşamaz...
daima aklın değilse bile, cesedin huzurdadır.
hafaza melekleri seni daima korurlar.
hafaza melekleri nedir.
biri sağda diğeri solda.
omuz hizasında-dırlar.
namazda onlara da selâm verilir.
senin ruhun, levhi mahfuzdan, ana rahmine geldiğinde, onlarda birlikte gelirler.
seninle birlikte büyürler.
birlikte doğarlar.
ruhunu teslim edinceye kadar seninle birliktedirler.
bunların vazifeleri nelerdir.
bildiğin kadar kâfi.
bunların ne olduğunu, ne iş gördüklerini hakk’ın emirlerini tamamiyle yaptığın zaman öğrenebilirsin...
onları görüp anlayanlar, dünyada iken dünyayı terketmiş gibidirler...
hırs bilmezler.
bütün arzuları hakk’ın arzularıdır.
ne rızık verilirse ona şükrederler.
hamd içindedirler...
bilmezsin : resûlü ekrem yerde bir post üzerinde yaşardı... yediği şeyler bugünün fakirinin bile anlayamayacağı tarzda idi.
elbisesinde yama bile vardı.
bu basit, sadelik içinde icâb ettiği zaman semâvâti gezerdi..
şimdiki insanlara bak,
evlerine bak, yediklerine göz at, hırslarına bak, arzularına bak, hareketlerine bak...
çıldırmak işten bile değil...
bir endişe, bir korku içindedirler.
yek diğerine saldırıyorlar.
hakk’tan uzak olduklarını bu halleriyle âdeta haykırıyorlar.
besmeleyi hakkıyla söylemek nasibine Allah cümleyi kavuştursun!
duamız bu olsun...
kelimeler :
nizam : sıra, dizi, düzen. dizilmiş olan şey, sıralanmış. * icaba göre yapılan kanun. bir kaideye binaen tertib olunmak ve ona binaen tertib olundukları kaide. * bir işin sebat ve kıyamına medar, sebep olan şey ve hâlet.
tesbih : sübhânallah demek. cenab-ı hakk'ı (c.c.) şânına lâyık ifadelerle yâdetmek. yâni: Allah'ın zâtında, sıfâtında ve ef'âlinde cemi' nekaisten münezzeh olduğunu ifade etmektir. (bak: sübhan)
cazibe : çekme kuvveti. * mc: letafet zamanı. hüsn-ü cemal
riâyet : iyi karşılamak, ağırlamak, hürmet etmek. * uymak, tâbi olmak. * otlamak veya otlatmak. * hıfzetmek, korumak.
ziya : işık, aydınlık, nur. ruşenlik.
iltica : sığınmak. melce' ve penaha varmak. birinden himâye istemek.
iltica : sığınmak. melce' ve penaha varmak. birinden himâye istemek.
idrak : anlayış. kavrayış. akıl erdirmek. fehim. yetiştirmek
mantık : (intak. dan) konuşturan, söyleten. * doğru muhakeme ve doğru düşünceyi öğreten ilim. akıl kaidesi. * akıl, nutuk, söz.
mevhum : aslı olmayıp evham mahsulü olan. vehim.
müsamaha : (c.: müsamahât) hoş görürlük, dikkat etmemek, aldırış etmemek. kusurlara göz yummak.
intikal : bir yerden bir yere nakletmek. tebdil-i mekân etmek. * göçmek, geçmek. * sirâyet. bulaşmak. * bir şeyin miras olarak kalması. * bir mes'eleden diğer bir hususu veya neticeyi anlamak
izhar : açığa vurma. meydana çıkarma. * göstermek. zâhir ve âşikâre ettirmek. * yalandan gösteriş.
mazmaza : gusül veya abdest alırken, elleri yıkadıktan sonra üç kere ağız dolusu su alıp ağızda çalkalamak.
hafaza : (hâfız. c.) muhafızlar. muhafız melekler.
cimâ : cinsi münâsebet. çiftleşmek. * zamm etmek.
müekked : te'kidli, kuvvetli, sağlamlaştırılmış, kuvvetlendirilmiş. tekrar edilmiş.
“allahümme salli alâ men şerebe kaimen ve kuuden : Allahım ! ayakta ve oturarak su içene salât et!”
nahr : boğazlamak. bir hayvanın göğsü üstünden bıçak vurup boğaz damarını kesmek. * iki şeyin birbirine göğüs göğüse olması. * boyun. boğaz çukuru. * sadır. * gündüzün evveli. * namazda kıyamda iken sağ eli sol elin üstüne koymak.
örf : insanlar arasında güzel görülmüş, red ve inkâr edilmeyip mükerreren yapılagelmiş olan şeydir. bu kelime; ihsan, ma'ruf, cud, sehâ, bezl ve atâ olunan, atiyye, tanımak, bilmek, biliş, ikrar eylemek, arka arkaya tetebbu ve tevâli etmek, Allah (c.c.) tarafından ulülemre ve sultana tevdi' olunan hüküm, müstahsen, yani hazret-i peygamberin (a.s.m.) iyi gördüğü şeyler, gibi mânalara gelir.
âyet ve haidisler :
--- “ve lemma cae musa li mikatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erini enzir ileyk kale len terâni ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe terâni felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saika felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü'minin : musa tayin ettiğimiz vakitte (tûr'a) gelip de rabbi onunla konuşunca «rabbim! bana (kendini) göster; seni göreyim!» dedi. (rabbi): «sen beni asla göremezsin. fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, musa da baygın düştü. ayılınca dedi ki: seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. ben inananların ilkiyim.“ (a’raf 7/143)
--- “fe kad kezzebu bil hakki lemma caehüm fe sevfe ye'tihim embaü ma kanu bihi yestehziun : gerçekten onlar, kendilerine hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.“ (en’âm 6/5)

--- alıntı ---
münir derman
devamını gör...
kalbine nakşedenlerden olmakta bütün iş.
devamını gör...
|

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar