çalıkuşu

#edebiyat  #sinema/tv 

türk toplumunu fransız kalıplarına uygun bir hikaye ile moderenliğe, evropalılığa alıştırma çalışmaları bölüm 1.

o yıllarda, öyle bir kız, öyle tek başına, öyle elalemin minik kızıyla, öyle çıkacak dedikoduları sallamayan, öyle cesur mesur, olacak iş mi? fransa'da mıyız monşer, dedirten bir kitap.

dizisi ise, sarı çiyan kamuran'ı yakışıklı fakat sarı olmayan kenan kalav oynadı diye diziyi de seviyoruz işte. feride mi, aydan şenerden başkası oynamasın.
devamını gör...
daha ilköğŸretim sıralarında tanışŸtığŸım ve muhtelif zamanlarda tekrar okuduğŸum doyumsuz roman .
reşŸat nuri güntekin'in filme alınan kitaplarından en ünlü olanıdır .
devamını gör...
seyretmeye doyamadığım osman f.sedenin yazıp yönettiği aynı isimli romandan uyarlama trt dizisi. öyle bir havası vardır ki bu dizinin her seferinde aynı tadı almak mümkündür. başrollerinde aydan şener(feride), kenan kalav(kamuran), sadri alışık(miralay hayrullah bey), eşref kolçak(şeyh yusuf efendi)vardır. yan rollerde de sinema ve tiyatro dünyasından birçok ünlü isim rol almıştır. (ali şen, jülide kural,tomris oğuzalp, rozet hubeş, sümer tilmaç, mine çayıroğlu, seray gözler yeniay, hayati hamzaoğlu, kaya akarsu, mübeccel vardar ...) bu güzel dizinin güzel ötesi müzikleri ise esin engine aittir. anatema ve dramatik olmak üzere insanın içini titreten iki güzel müziği vardır. dizi her yayınlandığında nefesimi tutup seyrettiğimden olsa gerek diyaloglarına kadar ezberimdedir.

"mis gibi gülbeşeker kokuyor"
ben gülbeşekeri çok sevdim
"ah evropa, neymiş efem.."
"kamran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. ben asıl bugün dul kalıyorum. bütün olan geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin, bense bütün ruhumla senin"
"bugün git yarın gel"

birde feridenin arka bahçede kamrana hitaben yazdığı ezberlenesi şu dörtlük vardır

pür ateşim, açtırma benim ağzımı zinhar,
zalim beni söyletme derunumda neler var!
bilmez miyim ettiklerini, eyleme inkar,
zalim beni söyletme, derunumda neler var!

of ya ben biraz çalıkuşu seyredeyim en iyisi..
devamını gör...
rşat nuri güntekin'in bir çok dizi ve filme konu olan tadından yenmeyecek olan romanı.
tekrar tekrar okunalsı birşeydir kendiler.
devamını gör...
ahmet kaya nın acılara tutunmakşarkısında da geçer.
şöyleki ;
acı çekmek özgürlükse
özgürüz ikimizde
o yuvasız çalı kuşu
bense kafeste kanarya..

diye devam eder. küçük ufak tefek, çalılıklarda yaşayan kuş türüdür kendiler.
devamını gör...
aydan şener 'in çok güzel oynadığını düşündüğüm, filme çevrilmiş ,reşat nuri güntekin eseridir.
devamını gör...
anadolu’ya bilinçli eğilen ilk romandır, istanbullu genç bir kız feriâ­de’nin anadolu’nun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapması, cumhuriyet kızlarını öğretmenliğe özenâ­dirmiştir. roman günlük konuşma diliyle yazılmıştır.
devamını gör...
içimdeki öğretmenlik tutkusunun mimarı...

öyle istanbulun ukala çocuklarına değil, hala varsa bir yerlerde anadolunun bir köyünde, işte orada bulunan saf, masum köy çocuklarına...tıpkı çalıkuşu gibi..
devamını gör...
--- alıntı ---
pür ateşim açtırma benim ağzımı zinhar,
zalim,beni söyletme,derunumda neler var;
bilmez miyim ettiklerini,eyleme inkar,
zalim,beni söyletme,derunumda neler var!
--- alıntı ---

devamını gör...
ortaokuldayken uzun versiyonundan okuduğum,ve iyi ki de okumuşum dediğim kitaplardandır.
devamını gör...
edebiyat hocam okutmadan çok önceleri okuduğum harika romandır.
lakin bir hocama verdiğim ve halen almanın nasip olmadığı kitap olduğu da bir gerçektir.
devamını gör...
familyanın bütün üyeleri, 9-15.5 santimetredir. bu kuşların, superciliumunda bir göz-halkası veya çizgisi vardır. erkekler, rengarenk bir taç yamasına sahiptir
devamını gör...
sözlükte mevcuttur bu egitim gönüllülerinden . anadolunun fakir kasabalari dememis , gurbetlik dememis vatan icin , millet icin calismaktadirlar...
Allah yardimcilari olsun..
devamını gör...
eğitim gönüllüsü, anadolunun fakir kasabası, gubetlik, vatan-millet *
devamını gör...
en güzel en masum aşkı içinde barındıran roman..

ve şu kısmıyla defalarca kendisini okutabilmiş, aşka aşık etmeyi başarabilmiş..



--- alıntı ---

bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? bu okumayacağım defteri ben senin için yazdım kâmran. evet, ne söyledim, ne yazdımsa hep senin içindi. yanlış, çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. ben, her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu, bana kâfã® gelmedi. istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile -çünkü buna imkân yok- ona yakın sevileyim. bu kadar sevilmeye benim hakkım var mıydı? zannetmem kâmran. ben, küçük, cahil bir kızdım. sevmenin, kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi kâmran? hâlbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum. senin sarı çiçeğin -taş atmak için söylemiyorum kâmran inan bana, mademki seni mesut etti, ben hayalimde onunla barışıyorum- kim bilir, ne kadar cazibeli bir kadındı? kim bilir, sana ne güzel şeyler söylüyor, ne güzel mektuplar yazabiliyordu? ben, belki senin çocuklarına, çocuklarımıza iyi bir anne olacaktım. bu kadar.

kâmran, ben, seni sevmesini senden ayrıldıktan sonra öğrendim. hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle.

zeyniler mezarlığının kenarlığında, rüzgârın sonbahara kadar haykırıp ağladığı uzun gecelerde, çeçen arabalarının ince sesli, yanık çıngıraklarının titrediği bu ovalarda, söğütlük bahçelerinin ılık iğde kokularıyla dolu yollarında, ben, hep seninle yüz yüze, senin hayalinin kollarında yaşadım. yarın, karısı olacağım bã®çare adam, beni zambak gibi masum bir kız zannediyor, ne yanlış!

sevdanın hiçbiri, bu dul kadın ruh ve vücudunu benim kadar hırpaladığını, yıprattığını zannetmiyorum.

kâmran, biz, asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. ben, asıl bugün dul kalıyorum... bütün olan, geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...



--- alıntı ---

devamını gör...
ilk kez imam hatip orta kısıma* devam ederken okuduğum ve o günden bugüne kaç kez okuduğumu hatırlamadığım eski bir türk filmi tadında, her canım sıkıldığında yeniden başladığım ve artık kimi yerini ezbere bildiğim roman.

su gibi akıp giden cümleler, ve dönemin kültürel şartlarıyla bağlantılı bol bol fransızca sözcük içeren bir türk edebiyatı klasiği.

devamını gör...
eski istanbul'a dair güzel ayrıntılar bulunabilecek roman.

kullanılmaya kullanılmaya kaybolmaya yüz tutmuş kelimeleri öğrenmeye başladığım kitaptır bu arada. bu yüzden erken yaşta okunmalı diye düşünüyorum. tabi geç dönemde okunduğunda da farklı bir tat bırakır.
devamını gör...

--- alıntı ---

daha ileri gitmeye kuvveti kalmamış gibi oraya, kapının önündeki iri bir taşın kenarına oturdu; kumlara şemsiyesiyle ümitsizliği kadar derin, hayatı gibi kırık çizgiler çizmeye başladı.
biraz sonra, kâmran'ın da yanına oturduğunu, omzunun omzuna dokunduğunu, elinin elini tuttuğunu hissettiği vakit, hafifçe heyecanlandı. åžaşkın şaşkın etrafına bakarak kaçmak istiyordu. fakat vazgeçti.
kâmran, onun birkaç defa derin derin içini çektiğini, ilk önce vahşileşen gözlerine birdenbire çaresiz bir mağlubiyet tevekkülü düştüğünü gördü. buz gibi soğuyan, titreyen elini eski nişanlısının eline bırakmıştı, ikisi de gözlerini kapadılar. kâmran, gözlerinin karanlığı içinde kıvılcımlar uçuşarak düşünüyordu: "bu avucumun içinde titreyen el, feride'nin eli. demek insanın, geceleri imkânsız bir rüyası sandığı şeyler de mümkün olabilirmiş!" gözlerini tekrar açtı. feride, ağlaya ağlaya uyumuş çocuklar gibi ara sıra göğüs geçiriyor, gittikçe ağırlaşan başını onun omzuna bırakıyordu. halinde, ellerini bıra-kışında mazlum bir teslimiyet vardı. kâmran, ara sıra kımılda-dıkça onun daha ziyade sokulduğunu, elini daha kuvvetli sıktığını hissediyordu. genç adam, niçin böyle söylediğini kendi de bilmeden, gayet yavaş:
- ben gülbeşeker'i seviyorum, dedi.

--- alıntı ---

çalıkuşunun en güzel sahnelerinden biri..*...
devamını gör...
başucu romanlarımdan biridir.komik ama en az 30 kez okuduğum ve artık kimi yerini ezbere bildiğim tuhaf alışkanlığım.

ne zaman bu dünyanın çıkış kapısını arasam ya bir kitapla, ya bir şiirle, ya da bir şarkıyla bulurum o kapıyı.

çalıkuşu'da bunlardan biri.*
devamını gör...
feride nin evlendiği kişiyle , ilk gecesindeki olayları aklıma getiren getirdikçede güldüren kitap.

devamını gör...
ve kitaptaki salıncak sahnesinden yıllar sonrasında:



--- alıntı ---

feride, çocukların birini bırakıp ötekini alıyor, hepsinin sıra ile gönlünü hoş etmek istiyordu.
çocukların en büyüğü, fakat en korkağı olan nermin'i cıyak cıyak bağırttıktan sonra salıncaktan atladı. saçları, terden kıpkırmızı kesilen alnına, yanaklarına yapışıyor, elindeki ip yanıklarını gidermek için avuçlarını birbirine sürüyordu.
- zannederim artık kimse kalmadı. kâmran, tereddütle:
- beni unuttun, feride, dedi.

--- alıntı ---

devamını gör...
rusya ve dolayısıyla türkã® cumhuriyetlerde accayip sevilen bir romandır çalıkuşu. korolek- ptichka pevchaya ismiyle bilinir. dizisi de çok fazla rağbet görmüştür haliyle. aydan şener ve kenan kalav bu ülkelerde angelina jolie-brad pitt kadar meşhurdur*.
devamını gör...
daha 6. sınıftayken okuyup çok da bişey anlamadığım, sonradan bahsi açıldıkça hatırlayıp "haa, hmm" tarzı efektlerle idrak ettiğim eser.
devamını gör...
yazarının anlatımıyla 'sevda gözlerinden uyku gibi akan' feride'yi ve sevdanın tarifini
böyle okuyunca
gözlerinden uyku gibi akmadan sevda tatmin olmuyor insan.
hep mevsimlerin insanlara yaptığı fenalıklar olacak değil ya.
bu da edebiyatın bize yaptığı bir fenalıktır.

devamını gör...
fahriye evcen in canlandıracağı feridekarakteriyle ay yapım tarafından tekrar çekilecekmiş...

bari buna bulaşmasalardı..çalıkuşu hepsinden farklı...

ay yapım ın elinde ne hale gelir hayal bile edemiyorum...

feride evden kaçar kötü yola düşer..düşüp kalkmadığı erkek kalmaz..kamran zamparanın önde gideni olur..

küçük munise ölmeden önce hamile kalır...

off..sıkıntı bastı..ben de ay yapımı basıcam..


devamını gör...
eğer bir kaç kelimeyle tanımlamak gerekiyorsa "güzel günlerin kitabıydı" diyebileceğim kitap.

kitabın yaşandığı zamanların ne denli çetin ne derece yoksunluklarla dolu olduğu malum ve fakat insan da öyle güzel bir tad bırakıyor ki.. acaba insan mı daha güzeldi be arkadaşlar? evet evet sanırım insanlar daha güzeldi o zamanlar. dizisi da ayrı güzeldi ama.. hiç unutmuyorum gurbetteki ilk yılımda 12 metrekarelik odama kapanır saatlerce izlerdim bölümlerini. neyin arayışıydı kim bilir ama aradığım ne ise buluyordum. hey gidinin...
devamını gör...
ötücüler ailesinden olup böcek kurtçuk ve küçük tohumlarla beselen en küçük kuşlardandır. çam ormanları ve çalılıklarda yaşarlar. ömürleri 25-30 yıl olup çeşitli türleride bulunmaktadır.
devamını gör...
ay yapım'ın şiddetle uzak durmasını temenni ettiğim, rezil yeniden çevrim edebiyat eserleri furyasına düşmesinden korktuğum reşat nuri güntekin eseri.
devamını gör...
kim ne anlar bilemem ama ben bunu duyunca aydan ablayı hatırlarım.
devamını gör...
usta aktör sadri alışık' ın '' miralay hayrullah bey '' karakterine hayat verdiği tv dizisi. işte o diziden sadri alışık' ın bir monoloğu...
miralay hayrullah bey : sonra bir gece, ona yazdırdığım bir raporu arıyordum odasında, birden elime bir defter geçti hatıra defteri idi. zavallı o deftere bütün hayatını, bütün acılarını yazmıştı. o zaman yarasının ne kadar ağır olduğunu anladım. o zaman, senden ümidi kestim ve yaşadığım müddetçe onu korumaya karar verdim. istanbul' da arkadaşlara mektup yazıp sizi adım adım takip ettirdim, karınızın öldüğünü öğrendim bu arada benim o menhus hastalıkta ilerlemeye başlamıştı. bir kaç aylık ömrüm kalmıştı. bir sabah onu yanıma çağırdım ve vasiyetimi bildirdim... kendisini senin ayağına gönderiyorum, gene senden kaçmaya kalkarsa ölüceğini bilsen de bırakma. emin ol, kollarında ölürse zevkinden ölmüş olucak, aramızdaki nikaha gelince sadece bir oyundan ibarettir. ferideyi sana, çiçeklerden daha saf ve temiz olarak teslim ediyorum.
devamını gör...


--- alıntı ---

-sen sebep oldun vallahi sen sebep oldun!

--- alıntı ---

bir fransız romanından uyarlandığı hatta çalıntı olduğu iddia edilen bir eser. fakat bir yazar, bir eseri bu kadar güzel çalabiliyorsa, böyle mükemmelleştirebiliyorsa, helal olsun diyorum başka bir şey diyemiyorum vallahi. ah be gülbeşeker, akşam akşam bir kez daha okuyasım gelmez mi şimdi.

film müziği de harikadır ayrıca:

devamını gör...
pek çok öğretmen gibi benim de öğretmen olmam da etkili olan önemli şeylerdendir.

6. sınıftayken okumuştum, hala ara sıra okuyorum.

ah kamran ah!...neler ettin feride'ye
devamını gör...
ilk gençlik yıllarımızda defalarca okuduğumuz, izlediğimiz harika bir eser. gerek kitabı olsun, gerekse televizyona uyarlaması, müzikleri, her şeyiyle bir neslin favorileri arasında yer aldı.

esin engin tarafından bestelenmiş müziği için buyrunuz:

http://tinyurl.com/23l4o5

ayrıca feride'nin leyla hanımdan söylediği unutulmaz dizeleri de hatırlamak güzel olur:

pür ateşim açtırma benim ağzımı zinhar
zalim beni söyletme derûnumda neler var
bilmez miyim ettiklerini, eyleme inkar
zalim beni söyletme derûnumda neler var
devamını gör...
yazarının olanca devrim yanlılığına rağmen sansüre uğramış güzel roman. sansüre uğrayan kısımları ise elbette en ufak dini referans içeren cümleler, kelimeler. dua, şehit gibi. sansürlü haliyle sansürsüz hali arasında 60 sayfa fark var. bu durumda bizim okuduğumuz başka bir şey.
http://www.dunyabizim.com/n...
devamını gör...
aydan şener ve kenan kalav'ın başrollerini paylaştığı 1986 yılında biz seyicilerle buluşan çalıkuşu versiyonu, benim fikrimce, kötünün iyisidir. ikiside yeni yetme oyunculardır, henüz bu diziyle keşfedildiklerinden, diziyi kurtaran asıl adam yan karakterlerden miralay hayrullah'ı canlandıran sadri alışık'tır.
devamını gör...
genelde olduğu gibi dizisi-filmi romanı kadar tad vermeyen eser.

romanı okuyalı çok oldu, neredeyse 15 sene. ama dizisini yeni izledim. romanı ilk okuduğum zamanlar deli gibi beklerdim dizisini ama nafile. defalarca gösterildi trt de ancak bana baştan sona izlemek kısmet olmadı. bugün son bölümünü izleyip bitirdim ama hiç bir film ya da dizide bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum.

ah kamuran...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar