can sıkıntısı

bütün insanlığŸa armağŸan edilmişŸ hede. hele ki sebepsiz gelen bir sıkıntıysa daha çok çekilmez oluyor.
devamını gör...
|
aynı zamanda sevinmek kadar doğal bir olaydır. her zaman gülmeyeceğiz öyle değil mi ?
devamını gör...
|
çok kötü birşey.
devamını gör...
|
boşta kalmanın, hiçbiş yapmamanın neden olduğu sıkıntı hali.
devamını gör...
üretimi pek kolaydır.hiç birşey yapamasanızda bünye kendisi üretir.
devamını gör...
genellikle süre gelen monotonlaşan bir hayat düzenin oluşumu ve bu gidişata bir nevi dur sinyali olarak algılanabilir.olay bütünü ve gidişatı kontrol ve öncelik ayarları gözden geçirilirse heleki dost gibi bir jokeriniz varsa atlatılabilecek pek sevilmeyen bir ruh hali.
devamını gör...
sözlükte saçma sapan anlamsız başlık açmanın tarif edilemez hali olsa gerek.
devamını gör...
dünyaya tembellikle birlikte gelen:
''can sıkıntısı dünyaya tembellikle birlikte gelmiştir.'' *
devamını gör...
|
pozitif düşünememenin bir eseridir.
yarım bardak suyu gösterip, bu ne diye sorulduğunda pozitif düşünenin bir bardak su, negatif düşünenin yarım bardak su işte ne olacak demesi ile eşdeğer canın sıkkınlık hali.
devamını gör...
öf, pöf diye ne yapacağınızı bilemez halde oturursunuz. ne kalkmak, ne oturmak içinizden gelir.
devamını gör...
|
baş ağrıları ile seyreden ağlamak ile az da olsa rahat bulacağıma inandığım ruhsal durum.
devamını gör...
insanın içini daraltır, pek te kötü değildir...belki de afrika'da çocuğunu açlıktan kaybetmiş annenin gözyaşıdır; belki de filistin'de, ırak'ta veya doğu türkistan'da zalimlerin mazlumlara yaptıkları gelmiştir aklına...

bütün iktidarlar sömürü biçimi olduğundan, psikiyatri de burada çıkmaza girer..."neden" der sana...şairim ulan şairim, başka bir sebebi yok!
devamını gör...
tek cümlelik tanımların başlangıcı.
devamını gör...
(bkz: ennui)
devamını gör...
|
yaşlı büyüklerin yanında öfleyen, ''canım sıkıldı'' diyen kızlara, ''koca mı istedi senin canın'' diye dumur edici bir cevap yapıştırılır ki, evlerden ırak...
devamını gör...
insanın ne yapacağını bilmediği anlarda fütürsuzca hareketlere sebep olan durum.
devamını gör...
|
an itibariyle içinde bulunduğum durum. valla sözlüğün formatlı halini özlettiniz be.
devamını gör...
|
biraz kuran-ı kerim okumakla yok olmaya mahkum durum.
devamını gör...
en kötü durumlardan biridir. ne yapsan geçmez...
devamını gör...
|
sıkıntı halinin nedeninin belli olmaması durumunda , ne mutsuzluk ne huzursuzluk denilebilecek hayattan o an için tad aldırmayan ve hiç birşey yapma isteyi uyandırmayan en büyük ruhsal düşmandır.
devamını gör...
|
sözlüğü kapatmama sonra açmama sonra bi daha kapatmama sonra bi daha açmama, tanım yazmaya çalışmama ama yazamamama sebep olan şey. o diil de biraz daha oynarsam sözlük yalama olucak lan.
devamını gör...
|
parabolik artan bir şekilde hayatın içine eden şey, doruğa ulaştığı bu tip anlarda insanın da bir reseti olmalıymış diyorum.
devamını gör...
|
tam da bu sefer oldu galiba, hayatımda bir şeyleri nihayet değiştirebildim, kör talihimi nihayet yendim, diye düşünürken yerdeki köpek bokuna basmam o gün içinde canımı sıkan ilk şeydi ve umarım son olurdu, ama son da olmayacaktı. kızla buluşmaya gidiyordum ve şimdiden kan ter içinde kalmıştım. koltuk altlarımdaki koyu ter lekelerini çekici bulmuyorsa büyük bir sorunum daha şimdiden var demekti. ayağımı kaldırımlara süre süre yoluma devam ettim. köpek bokunu ait olduğu yere doğaya geri kazandırdımküfürler eşliğinde.

tipik bir eminönü manzarası yine karşımdaydı. balıkçıları dolduran o aç kalabalık, turşu ve suyunun satıcıları, simitçiler, yaşadıkları anı adeta posasını çıkarırcasına değerlendiren turistler ve ben. hava çok sıcak, çok nemli, istanbul berbat bugün. kalabalığın ben de uyandırdığı tek şey kocaman bir soru işareti. hava kararırken bile nasıl bu kadar haraketli olabilir hayat. nerden buluyosunuz bu kadar enerjiyi, yaşama sevinci oro.... çocukları.

sevgilim olabilecek kızla buluşmaya giderken bu fikir bile beni yeterince heyecanlandırmıştı. tam aradığım kızı buldum, bu işte bu, gülünce nasıl da yüzünde kelebekler uçuşuyor dediğim anda herşeyin sonunun gelmiş olduğunu henüz bilmiyordum. sevgilim olacak, çok güzel bir dille bunu bana açıkladı sağolsun. senaryosunu daha öncesinden yazdığı tek kişilik oyunu ustaca sergilemeye başladı karşımda. aslında beni haketmediğinden bu ilişkiyi sonlandırmak istemediğinden, benim ne kadar iyi karakterli bir insan olduğumdan, herşeyin bambaşka olmasını istediğinden ama bazı şeylerin insanın elinde olmadığından filan bahsetti. inandırıcı olması için arada gözlerini kaçırdı, etrafa ürkek bakışlar attı. giderken ellerimi ellerinin arasına alıp gidiyorum ama bir yanım hep seninle kalacak demesi ben de herşey bitti dediğim anda büyük bir umut daha yarattı. can simidi gibi sarıldım, bende kaldığını söylediği yarısına. başımı yana doğru eğmiş dudaklarımı ona doğru uzattım, evet evet. ama aradan saniyeler geçtikten sonra gözlerimi açtığımda etraftaki insanların bana tuhaf tuhaf baktıklarını gördüm. kız ortada yoktu, hatta bu sahne lanet olası bir sinema filminde olsa etrafta kesin elinde taşıdığı şeyleri düşüren bir yaşlı amca olurdu bana bakarak. hiç bir şey yapmıyormuş gibi dudaklarımı aynı uzaklıkta sabit kalacak şekilde sağa sola oynatmaya başladım ben de ki insanlar hayattan sıkıldım garip şeyler yapıyorum şu an, bilmem ki nasıl bi hayat bu tribi yaşadığımı sansınlar diye. yemediler tabi, yerler mi, yemezler tabi canım ülkemin uyanık insanları. holivud sizin hayatınıza pek uğramamış galiba piç kuruları diye içimden geçirdim. aralarında telepati kurup beynimi okuyan birileri vardır diye endişelenerek oradan hızlıca uzaklaştım. işte eminönü' ne burdan geçtim.

ex sevdiceğimin insanın gözünün içine bakarak nasıl da iyi yalanlar atabildiğini de o gün öğrendim. tiksindim. olayların gidişatının farkında değilmiş gibi yaparak bir öpücük koparmak için yaptığım fırsatçılıktan dolayı kendimden iki kere tiksindim. bilgisayarın başına geçince ilk yapacağı şey beni facebookundan silip, msn inden engellemek olacaktı. ben de diğerleri gibi onun hayatında kısa bir süreliğine konuk oyunculuk yapmış ama rolünün hakkını tam da verememiş birisi olarak "hani bi çocuk vardı ya" muhabbetinde bi çocuk olarak yerimi alacaktım. şansım varsa adımla da hitap edebilirdi ama, giderken söylediği o güzel sözler onun hayatında "bi çocuk vardı ya" ki çocuk kadar bile yerimin olmadığını göstermişti bana.

bir iki turisitin fotoğraf makinesi yere atıp parçalamak, simitçilerin simitlerini alıp martılara frizbi şeklinde atmak, o an aklımdan geçen şeylerden sadece bir kaçıydı. çok öfkeli ve buruktum.

ilişkilerin amk ben. tam hayatıma birisi girdi, bak beni de önemseyen biri var diye düşündüğüm geleceğin nasıl olacağına dair hayaller kurduğun o insan hayatından bir anda çıkıyor. bi gece önce "iyi uyu tımam mı, rüyan da beni gör xd" diyen biri bi gün sonra senin hayatından çoktan çıkmış oluyor. garip diyerek turşu suyunu fondipledim, hımm, lanet olsun bu seferki çok sertti. turşucu çocuğa para üstünü verip göz kırptım, see you another life brother göz kırpmasıa "afiyet olsun abiiiy" şeklinde aldığım cevap hayatta bazı şeyleri yanlış yapıyor olabileceğim fikrine yoğunlaşmam gerektiğini hatırlattı bana.

o gün eve giderken insan yaşlandıkça hayatın nasıl daha da acımasızlaştığını farkettiğini farkettim. eskiden komik bulduğum şeyleri yapıyordum. hiç bir zaman bir kız arkadaşım olmamıştı ve çabalamama rağmen yine olamamıştı. her zaman arkasına saklandığım istesem kendime göre bulurum bir tane ama istemiyorum tezim çürümüş oldu böylece. dükkanların camlarında kendi yansımama bakarak eve doğru gitmeye başladım. takım elbiseli mankenin tam kafasının olduğu yere kafamı denk getirip "vay beee, iyiyimş lan" deyip bir takım elbise almam gerekliliğini kendime not düştüm. bu halimle çok luzır olmama rağmen eve geldiğimde kendi küçük dünyamın sıcaklığının yüzüme yüzüme vurduğunu hissettim bu gün içinde beni terletmeyen tek şey işte bu sıcaklıktı ve içimi bir huzur kapladı.

ertesi gün iki sınavım vardı ve benim canım sıkılıyordu.
devamını gör...
|
ne yaptığın neyle meşgul olduğun nasıl adam olduğunla ilgili zannedilen aslında herkese periyodik aralıklarla musallat olan ruh hali.
devamını gör...
sevdiğin hiçbir şeyin sana artık cazip gelmemesi, amansız bir boşlukta olma ruh hali. bu durumda kuran okumak faydalı olmaktadır, zira "kalpler yalnız Allah'ı anmakla huzur bulur" ayeti tecelli etmektedir.
devamını gör...
sigaramın bitmiş olmasından ve bakkala gidecek adam olmamasından kaynaklı içinde bulunduğum durumdur.
devamını gör...
sıkıcıdır. ne uyumayı ister canın, ne de evde seni bekleyen işleri yapmayı. bir umut tosbağımı * açayım deyip sözlüktü facebooktu bakayım dersin. onlarda açmaz. geriye o sihirli cümle kalır hokus pokus sol frame eğlendir beni.*
devamını gör...
|
sözlükçülerin canı sıkılınca aradığı başlık. ve evet, işte bu çözdü olayı.
devamını gör...
hiç tanımadığım sözlük yazarlarını feysbuktan eklememe sebep olan şey. yolda görsem selam bile vermem çoğuna halbuki.
devamını gör...
peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin sinirli hale vermiş olduğu formülün bu haldeyken de işe yaradığını gösteren his.

o formül:
ayakta isen otur, oturuyorsan uzan, geçmedi mi?
kalk abdest al, geçmedi mi? iki rekat namaz kıl.

(bkz: inşirah suresi)


devamını gör...
yapışan şey. evet yapışıyor bırakmıyor adeta.
devamını gör...
|
tembel(yada boş kalan) insanların sıkça kullandığı bir kelimedir.
devamını gör...
iki manada da kullanılır. ilk akla gelen: vakti değerlendirememek. içinde bulunulan boşlukta yapacak birşey bulamamaktan kaynaklanan sıkıntı..

sâniyen: herhangi bir sebepten mütevellit moral bozukluğu, keder ve gam hali..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar