çocukların teknoloji kullanımı ve bağımlılığı

#yaşam 

eğitimci , araştırmacı, yazar mustafa tezcan'ın ''teknoloji kullanımı '' başlıklı çalışmasında anlattığı özellikle 15 yaşına kadar olan çocukların teknoloji ile imtihan ve etkileşim durumu.

bir eğitimci olarak gençler, öğrenciler ve veliler ile oldukça zaman geçirme fırsatımız oluyor. onları gözlemleme, dinleme ve yönlendirme imkânımız var. teknoloji konusu gündeme geldiğinde de genelde günlük olarak belli bir vaktin ayrılabileceği kanaatine sahiptim. ne zaman ki kendi çocuğum 6. ve 7. sınıfa gelip ergenlik dönemine girince ve onunla beraber o fırtınalı yaşları geçirince tüm bildiklerim yalan oldu. özellikle teknolojiye bakışım değişti. günlük kullanımı geçtim, haftalık kullanımının bile gençlerde müthiş bir erozyona sebep olduğunu fark ettim. mümkün olduğu kadar uzak tutulması kanaati bana hâkim olmaya başladı. öğrencinin teknoloji kullanımı ile ilgili soru sorulduğunda genelde şu üç soruyu soruyorum ben de:
1. ekran karşısında günlük ne kadar zaman geçiriyor?
2. üreterek mi zaman geçiriyor, tüketerek mi?
3. bağımlı mı? değil mi? aday mı?

özellikle 15 yaşına kadar çocukların bir şeylere bağımlı olmaları çok kolay, kısa zamanda bir şeye çabuk bağımlı olabiliyorlar. yukarıda özellikle ekran dedim, ekran ile kastım bilgisayar, cep telefonu, notebook, tablet ve tv. dikkat ederseniz çocuklar ekran karşısına geçtiklerinde hareketsiz kalıp sadece pasif pozisyonda kalarak dinlenme ve izleme yapıyorlar. eğer içerikte düşünme de yoksa zamanı tamamen tüketerek geçiriyorlar. neyi tüketiyorlar? duygularını, enerjilerini, hareket kabiliyetlerini, konuşma ve kendilerini ifade etme yetilerini… ayrıca gözlerini… ve kısaca kendilerini ve her şeylerini...


yazının tamamı için buradan
devamını gör...
yüzyılın en büyük tehlikesidir.

özellikle cep telefonları ve tabletler çocuklarımızın hipnoz olmasıne sebep olan gereçlerdir. anne ve babalar kendi elleriyle çocukları bu illetin kucağına atıyor sevgili sözlük. sırf çocuğu etrafı dağıtmasın,ortada zıplayıp koşmasın diye çocuğun eline tutuşturup kendi köşelerine geçiyorlar ve telefondan sosyal medyayı takibe alıyor fotoğraf beğeniyorlar. hoş kendileri de zaten farklı bir bağımlı. lakin çocukların belli bir süre sonra kendi iç dünyalarında tehlikeli karakterler geliştirdiklerinin zerrece farkında değiller.
o telefonları o çocukların eline vermeyin. iki saat fazla zaman ayırın ama vermeyin.

en kötü taraflarından bir tanesi de çocuğunun telefonu ve tableti iyi kullandığını gören ailenin sevinmesi. benim çocuğum çok zeki izlenimine kapılan aileler var. ee tabi silikon vadisinde çalışan elemanların kendi çocuklarını teknolojiden tamamen soyutlanmış kreşlere veya okullara gönderdiklerini bu kardeşlerimiz bilmiyorlar.

lütfen vermeyin şu zımbırtıları çocukların ellerine.
devamını gör...
teknolojiden kasıt akıllı cep telefonları ve tablet kullanmaksa bunu üreten adamlar en aşağı seviyede bir zekaya sahip bireye göre tasarlandığını söylemişti. yani bu zeka açan bir şey değil. bu çocukları sizden ve çocukluğundan mahrum etmek, onları yalnızlaştırıp, makineye bağımlı yapmaktır. ebeveyn olarak bu kontrolü sağlamak senin görevin. her şeyi geçtim; çocukların ruh sağlığı, kişisel gelişimi, fiziksel ve hormonal durumları için o kadar tehlikeli bir ortam ki...
devamını gör...
teknoloji ifadesi burada yerinde olmamış sanki. teknoloji değildir o. çocuğun, sanal oyunlar, arkadaşlar ve popülerlikle reel hayatı ayırt edememesi ve sanal kişiliği üzerinden bir varlık alanı oluşturması ve buradaki sanal kazanımlarını bir bağımlılık haline getirmesi söz konusu. sanal zaferlerden aldığı hazzın, gerçek hayatta kazanımları için çabalarının önüne geçmesi durumu...
bunu yaparken teknolojik bir alet pc, telefon gibi cihazlar kullanıyor olması, teknolojiyi suçlu yapmaz. onlar sadece bu psikolojik duruma kolaylıkla erişilebilmesini sağlayan araçlar sadece.

bu tip söylemlerle teknolojiyi çocuklar, hatta daha önemlisi ebeveynler için bir öcü haline getirmemek gerek. pekala geçmişte oynadığı evcilik oyunundaki karakterden çıkamayan, psikolojik olarak oynadığı oyundaki o karakterin etkisini, kazanımlarını gerçek hayata taşımak isteyen çok çocuk var. mesela sokakta top oynayan bir çocuğun kazandığı mahlle maçından sonra, hele de iyi oynadıysa futbolun onda bir bağımlılığa dönüşmesi gibi. anne-babaya zorla forma, krampon aldırmalar. her fırsatta okuldan eve gelince çantayı atıp, sokağa maça gitmeler... aslında aynı tip bir bağımlılığın başka bir evresi. yine çocuğun sahte bir zaferin hazzı ile, haz bağımlısı olması söz konusu. yalnız buradaki tek fark, evcilik oynayan çocuğun/sabahtan akşama sokakta maç yapan çocuğun bağımlı olduğu evren yine kendisi ya da akranları tarafından kurgulanıyor. işte kendilerince barcelona oluyorlar, biri messi oluyor, öbürü iniesta oluyor v.s..üstelik bu kurgu evrenin gerçekte bir karşılığı var. bir şekilde gerçekle bağı kopmamış durumda, sokakta oluyor. reel hayatın içinde olduğundan doğal olarak reel hayatın kendisi tarafından denetleniyor. çocuk maç boyunca istediği kadar messiyim desin, arkadaşları onun gerçekte messi olmadığını biliyor, ailesi biliyor, o maç bittikten sonra gideceği ev, bakkal, okul herkes bunu biliyor.. çocukta herkesin bunu bildiğinin farkında olduğu için gerçeklikten hiçbir zaman kopamıyor.

ancak sanal oyunlarda, sanal platformlarda, sanal arkadaşlık ağlarında, sosyal medyada kontrol sizde değil. o kurgusal evreni ortaya çıkaran binlerce aktör var. üstelik gerçek hayatta ki zamandan bağımsız bir zaman akışı var. mesela bir çocuk hiç olmadığı bir profilde hesap açabiliyor, bu hesapla insanlarla yazışıyor. erişemediği, sahip olmak isteyip sahip olamadığı tüm yetkinlikleri o profilde varmış gibi göstere biliyor ve bunu istediği kadar sürdürmesinin önünde hiçbir engel yok.. insanlardan böylece takdir topluyor. bu takdirden haz alıyor. haz aldıkça bunu sürdürmek istiyor. sanal bir oyunda kahraman bir asker profili oluyor, büyük kahramanlıklar yapıyor, düşmanı altediyor, zaferler kazanıyor. bu zaferin verdiği haz ile bunu sürdürmek istiyor. bun aracı telefon ve pc olduğu için bu hazzı sürdürmek istediği süre boyunca daha fazla pc/telefon başında vakit geçiriyor. bir süre sonra gerçeklikle bağı kopuyor. bu yüzden gerçek hayatta başarısızlıklar, kayıplar yaşıyor. bunları yaşadıkça zahmetsiz, sadece tuşlayarak, yazarak, yada bir joystickle kazanabileceği zaferlerin peşinde daha çok vakit harcıyor.

burada yapılması gereken çocuklarınıza teknolojiyi pc'yi, telefonları bağımlılık yapan, sigara, alkol, uyuşturucu gibi bir şey olarak göstermek değil. sadece gerçeklikle bağlarının kopmasına engel olmak. gerçek zaferler kazanabilecekleri alanlar açmak. mesela balık tutmayı öğretin, mesela bir enstürman çalabilmesi için aracı olun, atletizm müsabakalarına hazırlanması için bir spor kulübüne yazdırın, ne bileyim ailece tabu filan oynayın hiç yoktan. ama her durumda çocuğun zafer kazanmaktan aldığı hazzı mutlaka gerçeklikle ilişkisi olacak biçimde tatmin edin.

acaba bunu tez olarak mı verseydim lan?
devamını gör...
günümüzün vebası. üstelik diğerleri gibi aşısı, ilacı falan da yok. iki çocuğum var, henüz çok büyük değiller ama biri bu dönem okula, diğeri kreşe başlıyor. ben onları gözlemliyorum en yakın, aldığım sonuç ne zaman dikkatimi ve ilgimi üzerlerinden çeksem, arayış içine girerek en yakınlarındaki telefon yahut televizyona yoğunlaşmaları. bundan 10-20 yıl önce çoğumuz bunun yerine sokağa çıkıyor ona da bağımlı olarak eve gelmek istemiyorduk. şimdiki çocukların da en yakın elinin altında teknolojik cihazlar var. onlar da yoksa ebeveynler de var. aslında benim düşüncem burada çocukların değil, çocukların bağımlı olması konusunda belli bir yaşa kadar ebeveynin hatası var. ben bazen deniyorum, büyük kızımla oyun oynarken birden hadi sen telefon oyna, ben geliyorum diyorum. istemiyorum diyor hatta ağlıyor istemiyorum diyerek. normalde hemen atlaması lazım. 15 yaşında ergen bir kızkardeşim de var benimle kalıyor. o da benimle vakit geçirdiği sürede hiç eline telefon almıyor. normalde bıraksan 24 saat elinde telefon gezen bir çocuk dalar gel bir şeyler yapalım dediğimde telefonu almak istemiyor bile. bu bir zincir ve biz büyükler bu zincirin halkalarını oluşturuyoruz. yoğun iş temposu, sabahtan akşama temizlik yemek derken, çocuklarımıza ay ne yaparsa yapsın iki dakika dinleneyim gerekçesiyle, uzaklaştırıyoruz, onu en yakınındaki ilgi mekanizmasına kendimiz yönlendiriyoruz. bir de bunu sürekli hale getirdiğimiz de bu sefer çocuk artık belli bir süre sonra sen kendini yırtsan da senle vakit geçirmekten zevk almamaya başlıyor. bence ebeveynler bencilliği bırakarak bu konuda yalnızca çocukların bağımlılığını tartışmak yerine önce kendi bağımlılıklarını aşmalılar. çocuk zaten sizi takipler, siz fedakar olun, bakın.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar