yetişkinlere "yetişememişiz" dedirten diyaloglardır.


-abi yıldızlar nasıl havada duruyolaar?
-bilmem, sence nasıl duruyolardır?
-onların yıldızları var ya onları mı çırpıyolar?
-hı?
-hani yıldızların yıldızları var ya, kanat gibi ya işte uff... onları çırparak duruyolardır.
-yıldızların yıldızı mı varmış?
-var ya abi hani köşelerinde.

*rakibi nakavt etmeye yönelik soru:

-tamam yıldızların yıldızları var çırpıyolar, ay nasıl duruyo havada? *
-uff abi ya, bi şeyi de bilmiyosun, onu da yıldızlar üflüyolaaar!*
+pembe sabundan nasıl beyaz köpük çıkıyo abla?
-bi düşüneyim ben bunu.
|
küçük elvincik, abicim abicim diye sairimsi'nin peşinde koşturmaktadır. henüz 4 yaşında olmasına rağmen aklının ermediği bir şey yok tabi. susamış, sairimsi'nin annesine sesleniyor mutfakta,

-teyzeee, susadııııım.

canım anneciğim bardağa suyu doldururken elvin hiç durur mu,

-evin çocuuu içti ondan, baaşka bardaa koyyy!

tabi bu olayın üzerine sairimsi'nin aile içindeki adı "evin çocuğu" olarak kalmıştır.*

kapıdan çıkamayınca bacadan kaçmaya çalışılan diyaloglardır.
|
*+ rabbi yesir vela.. ııı, şeyyy...
-tuassir, rabbi yesir vela tuassir.
+ ama sen sınıfta yoktun nerden biliyosun?
- ben önceden biliyorum.
+ tamam ama önceden de yoktun ki, hiç gelmedin. *
soru: heyelan nedir
cevap: toprağın heya heya aşağıya inmesi. *
|
birebir yaşadığım bir anektod efendim..

3 yaşında dünyalar güzeli/ yakışıklısı yeğenim var benim..
biraz da canidir kendisi hani..
kuşları vardı bunların, sinirlenmiş nasıl yaptı vurdu mu boğazını mı sıktı hala muallak sebeplerden dolayı kuşu hakka ulaştırmış bizimkisi..
annesi sorduğunda;
+ sinirlendirdi beni, hak etmişti cevabını vermiş..

aradan 1 ay geçti,telefonla konuşuyorum..
-nasılsın teyzecim diyorum..
başlıyor dökülmeye..
direk;
+bizim kuşumuz öldüüüü biliyomusun..
-(bilmiyormuşcasına soruyorum) aaa nasıl , kim öldürdü
+allah öldürdü..
-hadi ya, niye öldü?(gülmemek için zor tutuyorum kendimi)
+ölme zamanı gelmişti de ondan..
-bak senn..nasıl oldu peki?
+şimdi son zamanlarda çok sinirliydi, bize dayanamıyordu..ama Allah öldürdü..
-üzüldün mü peki?
+yok üzülmedim, onun için iyi oldu..

gene de vicdan yapıp kendine böyle savunma geliştirmiş yavrucum.


dedim uzaktasın şimdi yanımda olsan ısırırdım sıpaa seni *

bizim cücük gomunistin torunu babasının boynuna atlayıp;
-hadi at, dıgıdık dıgıdık yülüüüü... der.
ama baba kitap okuyordur ve olağanüstü okuma aşkının sonucu kitap okuyarak atçılık oynamaya çalışır. bunun üzerine gomunistin torunu bebem, babasına olayı özetler, hayatın gerçeklerini yüzüne çarpar;
- üsgünüm babaaa, atlal kitap okumaaz. *
konu şeytanın cennetten kovulması:

+şimdi bu şeytan meleklerin hocası konumunda iken Allaha isyan ediyor ve cennetten kovuluyor
-ykps abi birşey soracam
+sor
-şimdi bu şeytan cennette meleklerin hocası idi ya
+evet
-şeytan kovulunca meleklerin hocası kim oldu?
+ ee ıı hönk!
|
çocuk 4 yaşında,erkek.yeni doğan kız kardeşine alışamamış.baba soruyor:
-kardeşinin adı ne olsun?
çocuk:iğrenç olsun.
- teyze benim kaynımda kuyt vay biliyo musun ?
+yaa oyle miii ?
-anne ben biyaz daha çoyba istyoyum kuyt doymamıs daha.
sofradan kalkar..
-teyze çekiydek vaymı ben istemiyoyum kuyt istiyo ..
hadii beee... *))))
metin ağabeyin oğlu'nun hepimize verdiği inanılmaz bir ayar var ki oyuncak tamirhanesi gibi sağlam bir esere mülhim olmuş..

+ baba oyuncağım kırıldı

- üzülme oğlum yarın aynısından alırız

+ ama aynısı olmayacak hiçbir zaman...

+mehmet can kız arkadaşın var mı okulda?
-evet var.
+ne yapıyorsunuz kız arkadaşınla peki?
-o sınıfın bir ucuna gidiyor, bende diğer ucuna gidiyorum sonra koşuyoruz koşuyoruz kelebek olup uçuyoruz..

***
-oğlum şunu niye şöyle yaptın.
+işte. (açık net kısa ve ikna edici)
hamile ablaların yanına yaklaşıp:''sen bebeğini niye yedin?'' diye sormaları... *
+ ne yapıyorsun öğretmenim
- etkinlikleri düzeltiyorum sergi için
+ niye düzeltiyorsun ki bizim yaptıklarımızı mı beğenmiyorsun?
+ bugün parka çıkalım mı?
- olmaz hava soğuk

5 dakika geçer...

+ bugün parka çıkacak mıyız?
- hayır canım hava soğuk..

yine 5dakika geçer

+ bugün dışarı çıkacakmışız şule öyle diyor
- yok canım çıkmıyoruz. havanın soğuk olduğunu söylemiştim

yine 5 dakika geçer

+ bugün
- oturur musun yerine çıkmayacağız dışarı.. hava soğuk!

5 dakika bile geçmeden

+ dışarı çıkalım mı?
- tamam! çıkacağız. şimdi yerine geçer misin?!!!
mendelin bezelyesi: mb
yeğenim:a
5 yaşındaki yeğenimle yerde can çekişen böceği inceliyoruz.

mb: hadi ilkyardım yapsana hayvancağız acı çekiyor.
a: ilkyardım mııı?
mb: evet, hadi..
a: öpsem geçer mi acaba teyzecim?
4 yaşındaki kardeş:

abla hale'nin çantasının iplerini düğmeliyer misin?

demek istediği: çantanın askısını bağlar mısın?
5 yaşındaki yeğenim plastikten iskelet bir anahtarlık ile oynuyor.

mb: seni bizim okula götüreyim mi, orda bunların gerçek kemikten olanları var. hem de büyük.
a: canlılar mııı? onlar sizin okulda mı okuyoo?
bazen acaip derecede yaran diyaloglardır..dün çocuğun birine sordum:

- babayı vereyim mi sana
- önce soğuk su ver bana..
- anneeee...
- efendim keremcim..
- bana ne alacaksın?
- porsche cayenne..
- başkaaaaa...
- hımmmm... chrysler crossfire...
- başkaaaa...
- mini cooper...
- başkaaaaa...
- traktör ...
- ama ben traktör kullanmakı bilemem kiiii...
2,5 yaşında olduğunu tahmin ettiğim kuzenimle bizde kaldıkları gece aramda geçer;

-yavrucuğum uyusana artık hadi bakiim
+sen uyumuyosun ama
-benim işim var
+iş mi babalar işe gider sen baba mı oldun hihi
-yani namaz kılacağım
+niye oturuyosun o zaman
-hım kem küm öhhö sen de haklısın tabi!
koldaki siyah beni göstererek;
- bu ne?
+ ben
(koldaki başka bir beni göstererek)
- bu kim?
6 yaşındaki küçük kuzen olayın başkahramanı. mutfaktayken beni balkona çağırdı..gökyüzünü göstererek;

- bak şu taraftaki yıldızı görüyor musun? o benim işte.. hadi sen de kendine bir yıldız seç..
-hımm bakayım..ama diğer yıldızlar onun kadar parlak değil..senin yıldızın benim de yıldızım olabilir mi.. ortak olalım ona..
- tamam olur..
-ama sen sahip çık, kaybetme yıldızı. yoksa tekrar bulamayız..

o gece yıldızı kaybetti çocuk. hala arıyor. ben de bakıyorum ara sıra. hala ortalarda yok..
|
öğretmeni okuldan ayrılan 2. sınıf öğrencisi, yanağından sızmakta olan yaşları silerek sorar;

-öğretmenim benim öğretmenim kim olacak şimdi?
+senin öğretmenin nihan öğretmen artık nisa, tanışmak ister misin?

sınıf öğretmeninin ücretli görevlendirildiğinden haberdar olan çocuğun söylediği söz, zihnindeki ücretli öğretmen tasvirini şöyle dile getirir;

-öğretmenim ben üvey öğretmen istemem, ben öz öğretmen isterim.
|
bir yakınınız ve oğlu ofisinize gelir, siz babasıyla konuşurken sıkılan küçük çocuk resim yapmak için sizden kağıt ister. tek yüzü daha önce kullanılmış, müssetteye ayrılmış kağıtlardan verirsiniz. bir yüzünün neden karalı olduğunu sorduğunda bunun karalama kağıdı olduğunu, israftan kaçınmak için tekrar, tek yüzlerini önemsiz işlerinizde kullandığınızı açıklarsınız. babasıyla daldığınız sohbet yan odadan gelen fotokopi makinası sesiyle bölünür, etrafa bakarsınız çocuk yok, koşturarak yan odaya dalarsınız;

y: oğlum ne yapıyorsun?
ç: müsvetteleri çoğaltıyorum*
b: neden yapıyorsun böyle birşeyi?
ç: daha çok müsvette elde edip kağıt tasarrufu yapmak için
b: evet
y: böyle zehir gibi kafa var bunda amcası
b: gerçekten tüm samimiyetinle mi söyledin bunu?
|
kedi taklidi yapan çocuğa hadi subhanekeyi oku dedik aldığımız cevap gayet mantıklı ''kediler subhaneke okumaz''.. fatma henüz 4 yaşında.
birinci sınıfa yeni başlayan kardeşim, yaptığı çizgi çalışmalarından mustarip, ağlamaklı ve isyankar bir ses tonuyla dert yanar bana.
-ama hiç ikinci sayfadan onuncu sayfaya kadar ödev verilir mi? bari tatilde verseydi. bügünde* nasıl yapabilirim ki ben bunu? hep müdürler yüzünden. onların tek amacı çocukları yormak.
-bi dakka ya, müdürler ne alaka canım?
-onlar verdiriyor ödevleri. müdür yardımcısına söylüyorlar, onlar da öğretmenimize söylüyorlar.
-yok bitanem, müdürler size verilen ödevlere karışmaz, öğretmeniniz kendisi veriyor ödevleri.
-o zaman müdürlerin ne anlamı kalır ki.
-?!??!!??!
5 yaşındaki yeğenden, 14 yaşındaki dayısına (evet 9, dayı olmak için erken bir yaştır) gelsin:

-dayı, ben seni yanımdayken bile özlüyorum.
ikisi de 3 yaşında olan iki küçük hanım kendi arasında konuşuyor:

a: benim babamın ahmet
b: ımm benim babamın adı da.. baba!
a: hayır senin babanın adı baba olamaz, senin babanın adı amca olabilir.
-zennebabba bu oyundan sıkıldım başka aç bana!
+açamam onunla oyna kotayı ağlattın zaten!
-kota kim ki?
+boşver anlatsamda anlamazsın sen.
-niyemişşş?
+gerizekalısın çünkü.
-ıııııı anneeee!
+tamam lan tamam al bak bu oyunda güzel topları vuruyon...
anne ile kızı, komşuları hayriye ablanın doğacak olan tüp bebeğine hediye bakmaya giderler..

- aaaneee biz bu elpiseyi kime alıyooooss?
+hayriye teyzenin tüp bebeği olcak ya kzım ona alıcaz işte.
-tüp kız mı olcak oooo!
+yok kızım oda benim senin gibi birisi olcak.
-şeeyyyy ben onu kuçağıma alçam yaaa onu böle böle sıksam içinden gaz çıkar mııı?
+ hönk!
ana sınıfı öğretmeni 1. sınıfa geçen öğrencisini ziyaret için sınıfına gider. ahmet bu sırada yemek yemektedir;

-ahmetcim nasılsın, alıştın mı sınıfına?

+ alıştım çok seviyorum öğretmenimi de.

-ağzında lokma varken konuşmamalısın ahmet.*

+sen de soru sorma o zaman!
|
öğretmen 6. sınıflara insanların üremesini anlatır. akabinde sorar:

+çocuklar yumurta nerede döllenir?

fırlama bir çocuk cevap verir:

-yatak odasında. *
benim tanık olduğum en şaşırtıcı ve komik olan:

dayım kanada'dan kısa bir süreliğine eşini orada bırakarak geldiğinde, teyzem serpil hanımın 3 yaşındaki cimcime kızı esma yengesini göremeyince:

"senin serpil'in nerdeeee ?!"*
birinci sınıfa giden kardeşimin şok tespiti:
-rabia'nın silgisi yere düşmüştü, hem de soyadı keskin olmasına rağmen bulamadı silgisini. ben gördüm verdim ona.
*nasıl yani, soyadıyla ne ilgisi var?
-soyadı keskin ya, gözlerinin keskin görmesi lazım, ama görmüyor işte.

sonra da yaramaz yaramaz sırıttı. vereceğim tepkiyi gözlemlemek için çırpınan aç bir kurt gördüm resmen gözlerinde yemin ediyorum. maytap geçiyor benimle hergele.
küçük kardeşim bir diğer kardeşime sorar:
-abla, şeytan taşlama yeri ne demek?
*şimdi bir yer var, orada güya şeytan var ve sen taş atıyorsun oraya. çocuğun zihninde canlanması muhtemel korkunç bir sahneyi 'güya' kelimesiyle güya tersine çevirecek. atıldım olaya:
+güya mı? ne demek güya. güya değil. yok güya müya. ablam sembolik bir şey bu anladın dimi?
-heh, doğru bak. sembolik. nasıl da anladı. * * *
3 yaşındaki yeğenim + olsun
ben de - olayım *

-kardeşin ne kadar da yaramaz, sen hiç öyle değilsin.
+yok, o da aslında benim gibi akıllı ama kalabalığı görünce şımarıyo.
-?! *

çocuk*: boğazım çok acıyoo
ben: gel bakayım neresi?
çocuk: içiii.
ben: :)

|
---- abla?
--- efendim
---- bakarız demek hayır mı demek?
--- şey demek, şimdi değil de belki sonra yaparız demek.
---- ama sen bakarız deyince hiç yapmıyosun, bakarız hayır demek.
|
-allah rızası için ekmek parası.
-bir ekmek parası toplamışsın ya!*
- gecen gün seni rüyamda gördüm

-niye?

.......

-in aşşağı!

- in aşşaamam!
|

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar