dünya sözlük şiir köşesi

acı ve sıkıntı verici
kendi elinden yapma çiçekler
yürek, dışarıda çarpmaktan tiksiniyor.

peki, kimindi o sabah düşü
tutkuyla öpmekte geçmiş bir hayali
hayal de onu öpmekte
zifiri karanlık bir çerçevede.

acı ve sıkıntı verici
kağıda düşen başkalarının gölgeleri
yürek, korkuyor bir arada görünmekten.

hayır hayır
bu bir hastalık...
"ah" dememek için hastalanan hastalık.
devamını gör...
yaslı yaslı uzun yollar,
çiçekli dağlı patika yollar,
aldık bir uyarı attık geri vitese,
aydinoglu kaldı naçar bilmem ki ne dese.
evet.
devamını gör...
yine yorgun sabahların gecelerine içtim ve bazı kelimeler döküldü parmaklarımdan. ben bilmediğime karar verdim anlatmak zorunda olmadığım düşlerin cismini.

***

bel üstü aşk altı tetik çekince zamana,
harfler ayrılıyor, durmuyor yan yana.
yine de körpe zihniyetin topraksız yüzünü taşı taş kolyende,
vursun ekvator rüzgarı son tel yaprak saçlarına,
kesilsin nefessiz soluğun,
boşalsın kuru dudaklarıma!

zor…

ayrılırken tutmayan frenlerin zehir oldu çiziksiz bedene,
bilumum seferler yaptığın portrem,
siyah şemsiye açıyor ılık yağmurlarına.
değmiyor kimse oluksuz fularına…
yetişmek gerek yerinde durmayan alfa-beye
betayı çoktan aştı reenke doğan bakışlar.

melodilerin notalarını yaktığı sayfaya,
bir imza da sen at kendi adınla.
nasıl olsa hissetmeyecek makinist arkasına kattıklarını,
rüzgarda savurduklarını..

sen beni seç.
hayatımda ilk defa,
göz damlaların gölüne adımı boyuyorum.
devamını gör...
ey gemisi batarken ülkesine marşlar adayan adam
ey sirenleri yalanladığı halde şarkılarına dadanan ins
ey nerede dursa orada bir anafor ve dibe çöken tin
ey kendi kendine gölge yapan ve güneşi arayan cüsse
ve ey suni ışıklarda derinlere gömülüp giden hazine.

ey varlık maddeyken buhar olup uçan töz,
ey töz maddeyken buhar olup uçan varlık
ey uyuşma, ey kaçış, ey akşamları silinen yollar.

yarın yeni bir sabah, bir ıslık, bir yüz
kararmaya, bitmeye ve eskimeye teşne
ama yarın yeni bir sabah, bir ıslık, bir yüz.
devamını gör...
şu sözlükte bir sürü şiir basligindan bir diğer köşe. dönem dönem de yeni başlıklar açılmaya devam ediyor. keşke tüm şiir başlıkları bir yerde toplansa,kötü mü olurdu be hacılar?
yetkili arkadaşlar bi el atsanız iyi olurdu sanki.
devamını gör...
hudutlarına
yüreğimi yüklediğim
kayıp bir ülke gibisin
gizeminde sevdam saklı
yüreğimde gizemin
ve hiç görmediğim
gözlerin saklı sabahlarımda
devamını gör...
şu köşe yaz köşesi
şu köşe kış köşesi
ortadaki dünya sözlük şiir köşesi.
not: benden bu bile beklenemezdi ama işte nasıl oldu bende bilmiyorum çok şaşkınım sözlük.
devamını gör...
bir akşam uyandığımda
tersinden buldum dünyayı
'öldün' deseler, inanırdım
çok uzaktı madde.

şu zaman ne garip
şu yatak ne tuzak
ağlamamak elde değil
sevdirilmiştir insana yaşamak.

kerahat vakti baş koyduğumdan
diyeceğim ama
bunun bir ilgisi olmadığı söylendi,
kitaplarla.
devamını gör...
geriye küçük bir yara izi kaldı
zamanın ilaç olamadığı
hatta senin bile deva olamayacağın
küçük ve derin bir çakı bıçağı yarası
yara bandı olarak dilimde estağfurullah
kalbimde tövbe iniltileri, içim ise yangın yeri
devamını gör...
herşey yapılabilir bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela.
devamını gör...
uzun vâdede emel

ecel önünde tuzak

fısıltısı şeytanın

daha menzilin uzak



biliyor biliyorum

doğmamış çocuk ölür

dudaklar ayrı söyler

bacaklar başka yürür



tek perdelik bu oyun

dünya rolüne soyun

ferman gelince haktan

tabut içine koyun



diyebilirsem ki dedim

bu hayatta gaye tek

Allah'a giden yolda

_'bana yalnız sen gerek!'

1983

salih mirzabeyoğlu
devamını gör...
hüdayi divanı'ndan

neyleyim dünyayı
bana Allah'ım gerek..
gerekmez mâsivayı
bana Allah'ım gerek..

ehl-i dünya, dünyada
ehl-i ukbâ, ukbâda
her biri bir sevdada
bana Allah'ım gerek..

dertli, dermanın ister
kullar, sultanın ister
aşık, cananın ister
bana Allah'ım gerek..

fani devlet gerekmez
dürr ü ziynet gerekmez
haksız cennet gerekmez
bana Allah'ım gerek..

bülbül güle karşı zar
pervaneyi yakmış nar
her kulun bir derdi var
bana Allah'ım gerek..
devamını gör...
ve yeryüzü bir podyumdur, kadınların salınarak yürüdüğü
traş olur her sabah taze ölü erkekler, çünkü alışkanlık.
yazı anlaşılmaz olur yazıldıkça, bir ekran üfürümüdür harfler.
bir salyongoz gibi asfaltın üzerinde üşengeç ilerleyen beyin
elbet anlayacaktır, içinde taşıdığı evrenin içinde olduğunu geceleyin.

evvel zaman içinde, bir aslanın yaşadığı ormanın
üstüne bir kafes indirilmiş ve aslan bunu anlamış.
vakit yoktur artık, bütün kepenkler sonuna kadar açık.
tanrım, hiçbir yere gitmeyen bir akarsu olmak nasıldır
aklım almıyor halen, tam da böyle bir şeyken ben.
devamını gör...
saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın 
saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen 
tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin 
gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir 
sen kaç köşeli yıldızsın 

fabrika dumanlarında resmin 
kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun 
hâtırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi 
aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun 

benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim 
bir tek köşen bile ayrılmamışken bana 
var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim 
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim 
sen kaç köşeli yıldızsın 


evlerinin içi ayna döşeli 
ayna hâtıra gözler ve sevmek 
benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli 
bir köşe gidince bin köşe yeniden gelecek 
ayna hâtıra gözler ve sevmek 

evlerinin içi kabartma bahar 
köşelerinde keklik gibi bakıp duran saksılar 
halıları öpe öpe nakış yapar nakış gibi ayaklar 
siz söyleyin insan seve seve ölmez ne yapar 
köşelerde keklik gibi bakıp duran saksılar 

evlerinin içi yeni güllerden 
görülmemiş güneşleri görülmemiş gözlerine getiren 
sağ köşedeki entari sol köşedeki şapka 
beni katil suların ortasına bıraka 
katil sular güneşi gözlerinden götüren 

evlerinin içi gurur döşeli 
benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli 



sen geldin ve benim deli köşemde durdun 
bulutlar geldi ve üstünde durdu 
merhametin ta kendisiydi gözlerin 
merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu 
bulutlar geldi altında durduk 

konuştun güneşi hatırlıyordum 
gariptin yepyeni bir sesin vardı 
bu ses öyle benim öyle yabancı 
bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı 

dişlerin öpülen çocuk yüzleri 
güneşe açılan küçük aynalar 
sert içkiler keskin kokular dişlerin 
içinden geçilen küçük aynalar 

ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı 
insanı ağlatan yağmurlar yağdı 
yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak 
yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı 

sen geldin benim deli köşemde durdun 
bulutlar geldi üstünde durdu 
merhametin ta kendisiydi gözlerin 


taşların ortasında leylâ'nın gözleri 
leylâ köşe köşe göz göz şiirin ortasında 
ben leylâ'yı bulduğumdan yahut kaybettiğimden beri 
leylâ ya o adamın bardağında ya o dağın ortasında 

ben leylâ gibi güneş doğarken uyanamam 
şehir gece gündüz benim içime uyur 
leylâ'yı götürüp londra’nın ortasında bıraksam 
bir bülbül gibi yaşamasını değiştirmez çocuktur 

leylâ diyorsam kesik yanaklarıyla leylâ 
üç köşeli dünyasıyla 
okuyla yayıyla yaylasıyla acımasıyla 
leylâ diyorsam şu bizim gerçek leylâ 

biz seni işte böyle seviyoruz leylâ 

o gitti bize ağlamak kaldı kala kala 


beni yeraltı sularına karşı iyi savun 
tırnağını taşa sürten yitik keçilere karşı 
bu çeşmenin üç köşesinden hangisinden su içecek 
senin bahtsız ve mesut eyyub'un 

atların en güzel biçimini sessizce kalbime indiriyor 
içimde istanbul çalkanırken bozbulanık çeşme 
bir dans için can vermeğe hazır bekliyorum 
sen orda gelirayak kuklalara insan gibi konuşmasını öğretme 

su akıyor birikiyor kan lekeleri 
kurtulsam diyorum bir eser buna engel 
öyle büyüyor öyle çoğalıyorsun 
istanbul kalmıyor 

hangi köşesinde huzur o köşesinde sen 
hangi köşesinde yeni çağlara uygun odalar 
ben bölünmez bir şairsem 
sen bölünmez bir anne 
bir çeşme

sezai karakoç "köşe"

her satırı , her mısrası bambaşka anlam ile dolu. kelimeler arasına saklamış duygularını. anlamak zor.
devamını gör...
işte öldünüz bu genç yaşta
en çok bir mankeni andırdığınız.
bir cadde üzeri banktaydınız, bakıyordunuz sağa sola
güzel bir çehreniz vardı, farkındaydınız
hayat size gülümsüyordu, gülümsüyordunuz
demek sonsuzluk buydu, sonlu olanı düşünmemek.
ama bir gün yaşam sizi savaşın ortasına attığı zaman
birden dünyanın bütün ışıkları söndü, ama başka bir yaşam
belirdi göz bebeklerinizin derininde.
karanlık deniz, karanlık giysi, kürekler ellerinizde
avına atılmak üzere bir kaplana benzerdiniz.
ve artık hiçbir şey de yoktu aklınızda.
ne sahte yüksek bir yaşamı imleyen tablolar
ne projektörlerin aydınlattığı kalabalık caddeler, loş koridorlar
artık tek bir projektör vardı, düşmanın size tuttuğu.

ve işte öldünüz, resminiz artık haber sitelerinde
hızla kaydırılan diğer resimlerle beraber küçük bir haber
gecenin siyahında bir gök çiziğine benzer
siz şehitsiniz, beriki porno yıldızı
dahili olmaya çalıştığınız ve vazgeçtiğiniz dünya işte bu!
cadde, sokak, bank, kadınlar, sanatçılar, filozoflar
işte hep buraya dahil.
rüzgar atınızla üstünden atladığınız bu kirli pınar
hiçbir zaman o güzel simanızı saklamayacak.
ki suları hep zehir saçardı.
devamını gör...
zombi yarim haber salmış gel diye,
gideceğim korkuyorum yer diye.
devamını gör...
kendi yokluğumdan geçiyorum
anlamadan, niçin ve neden.
devamını gör...
"çocuk olsam yeniden.
bir tek düştüğüm için acısa içim.
ve kalbim çok koştuğum zaman çarpsa sadece..."

cemal süreyya
devamını gör...
zor ve geç olsa da anlaması
muhteşemdir Allahın zamanlaması
devamını gör...
"biliyorsun ben hangi şehirdeysem
yalnızlığın başkenti orası
bir de yine sevgili çocuk
biliyorsun kişi tutkularıyla
yalnızlığını adlandırıyor o kadar
"
*
devamını gör...
elimden gelen bu ben iki kişiyim
ikisi birden çıkmaya uğraşıyor
bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
birisi yeni baştan serüvene başlamış
öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
çoğalmak neyse ne azalmak zor



*
devamını gör...
selam duruşu


al bayraklı bir tabut ve işte karşıda belirdi umman!
ebedi güzellik ve saadet! orada bütün yarım şeyler tam.
zaman ne de sığ bir ırmak; bak, kolayca çıkıldı işte!
ah, bu kızıl akşamın semasına o canım simalar vurmasa!
zaten isteğimiz budur: cennet bildiğimiz yerde sonsuz nöbet!
hiçbir yerde bulamayız bundan daha güzel bir belde.

kalanlar ise utanç içinde; bir heykele benzer, elleri kopuk
boşlukta yer kaplamaktan... öylece bakar durur.
ve yeryüzünde ateş yakmış şeytanların curcunasına ortak.



not: bu şiiri, terörle savaşta şehit olan askerlerimize selam durmak adına yazmıştım nisan ayında. orada 'sonsuz nöbet'ten bahsetmiştim. darbe girişiminde şehit düşen astsubay ömer halisdemir'in babası da oğlunu rüyasında hep nöbette gördüğünü söyleyince...
devamını gör...
"sana da yazıklar olsun, çağırsam yine gelmeyeceksin."

ya da öyle bişey işte.
devamını gör...
her ölüm biraz daha öldürür beni
yakınlardan kopup gelen bir haykırış
ya da uzaklardan belli belirsiz bir fısıltı.

nerede şimdi o güneş, o bitimsiz yaz
o parıltısıyla bizi mest eden bengisu
artık hangi düşün yer değiştirmiş gölgesi.

Allah'ım, yüzünü görüyorsam bağışla
zaman zaman yırtıldıkça bu gökyüzü.
her ölüm biraz daha öldürür beni.
devamını gör...

göğe bakma durağı

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım




turgut uyar

devamını gör...
hiçbir ölüm şiiri
benzemiyor ölüme.
ölüm,
tanrı'dan bir kelime.
devamını gör...
kafiye kullanmadan
duz yaziyla yazilan
her yazi da siir olabilir.
sair siir yazmasa da
okuyana okudugu
siir gelebilir...
devamını gör...
sabah

serin rüzgârlara pencereni aç!
karşında fecirle değişen ağaç,
bak, seyret ağaran rengini ufkun
mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.
gümüş çıplaklığı bir başka bahar
olan vücudunu ondan gizleme.
ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
esîrden dudaklar okşasın sevsin
mademki geceden daha güzelsin!



ahmet hamdi tanpınar
devamını gör...

ah benim nergis kokulu cehaletim...
ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
anlatmak isterdin kendini durmadan
bir bardağa bile olsa.
ne diyecektin, ne söyleyecektin
şairlerin şahı olsan,
bir ah’dan başka.
ah benim nergis kokulu cehaletim
bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.
ah

didem madak
devamını gör...
yağmur altında sırılsıklam olmuşken haykıra haykıra bu şiiri okuduğunuz bir dostunuz varsa çok şanslısınızdır!

bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince,
nefesten yumuşak, yağan bu yağmur.
bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince,
aynalar yüzümü tanımaz olur.

bu yağmur, kanımı boğan bir iplik,
tenimde acısız yatan bir bıçak.
bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,
dayandıkça çisil çisil yağacak.

bu yağmur, delilik vehminden üstün,
karanlık, kovulmaz düşüncelerden.
cinlerin beynimde yaptığı düğün,
sulardan, seslerden ve gecelerden...

nfk
devamını gör...
yaşamak hüzün hüsran
yaşamak keder acı
hayat tatlı olsaydı
pastaneler olmazdı

-posta gastesi şiir köşesi /ismini vermeyek istemeyen bi şayir-
devamını gör...
şimdi sen seslere, kişilere karışmışsın
aklımdasın, yürüyorsun yani benimle
şimdi sen zamanı bükmüşsün ellerinle
bana benden yakınsın
anlatsana bir şeyler,
bana bir şeylerden bahset
gözlerinde boğuluyorum
beni affet...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar