eskileri düşününce akıllara gelendir.

lisede, yangın tatbikatı yapmak için çalınan zili duyan bir arkadaş o kadar heyecanlanırdı ki, Allah Allah nidaları ile koşarak sınıfrtan çıkmaya çalışırdı. ve üst üste iki seferde de kapıya tekme atmış ve menteşesini kırmıştı. kapının yere düşmesinin çıkardığı ses üzerine tüm hocalar ve idare bizim sınıfın önüne gelirlerdi ve kaos olurdu tabi. takbikat değil eğlence olurdu okula ve bir de sınıf olarak rezil olurduk aleme.

* * *
devamını gör...
kapının menteşını kıran bir arkadaş (kmka)vardı, aynı kişi bir kere de aynı hızla olmasa da baya bir hışımla üzerime doğru koşmuştu * *. sebebi ise benım pürovokasiyon *yapmam imiş.

edebiyat hocamız,lise 1 olmamıza aldırmaz defter kontroli yapardı ve yazımıza , defter düzenine falan bakardı. bu kmka da benim sınıftaki en yakın arkadaşımın defterını fotokobi için almış ama geri getirmemiş,kaybetmış, defter bulunduğunda da yağmur suları tüm yazıları silmiş ve defteri buruşturmuştu. ben de arkadaşıma üzülme, benim defterimden ben okurum sen yazarsın tesellisi veriyordum ki, bir cisim oturduğumuz yere koşmaya başladı. sınıftaki diğer arkadaşlar ket vurdular o yaklaşan cisme *, ve ben sağasağlim bu günlere erişebildim. bu da böyle bir travmatik anımdır işte. *
devamını gör...
üç kanka aynı kıza aşık olmuştuk.ama birbirimizle hiç kavga etmezdik.o kız kimi seçerse digerleri aradan çekilecekti.sonra bi baktık üçümüzde nal topluyoruz.

(bkz: hey gidi günler)
devamını gör...
lise ikideyiz şimdi,imamhatip..
sınıfta dört kız arkadaş var (zaten o sene karma değildik)..bunlar dövüş sanatlarıyla ilgileniyorlar, sınıfta provalar vs. bir tane de tabir cazise arıza hoca var. kadıncağızın zannedersem bazı problemleri vardı, özünde iyi insan olduğu bilinse de zahirdeki sinirli görünüşü o intibayı da yok ederdi.

bu hoca,kızlara taktı,kızlar da hoca ne derse cevap verirler,lafın altında kalmazlardı. bir gün ben tahtada konu anlatıyordum, kızları da yanıma çağırdı hoca, derste konuştukları için. kız kalkmıyor.zaten bir tanesi karagümrüklüydü, ve herkes o'ndan korkardı.*
çok uzatmayayım, bir bağırış çağrış oldu. sonra bir baktım uçan adam sabri mode on olmuşlar,hocayı dövüyorlar,şu an yazarken gülüyorum ama o zaman ağlamıştım, çok üzülmüştüm hocaya..

bu da böyle bir anımdır işte.
aklımda kalansa hocanın ellerinin titrediği ve o anda felç geçireceğini düşünmemdi, bana sarılıyordu o an.*
devamını gör...
sekizinci sınıftaydık.. ergenlik çağına yeni giren ve okulun en büyükleri olmaktan gurur duyan orta üç bebeleri her alanda güç göstermekten dolayı sonsuz mutluydular..

ilk başta ikili askılıkların kulakları tek tek kırılmaya başlamıştı..

daha sonra muslukları yamultmak ve pisuvarları parçalamakla devam etti orta üç ergenlerinin güç göstergesi.

her neyse bunlar her ergenin her okulda yaptığı şeyler dense de öğretmenler odasında, bizimkilerin neler yapabileceğini hiç tahmin edemezlerdi.

***

ikinci dönemin başında birkaç kişi tarafından hayava fırlatılarak tavana basmak suretiyle azak izi bırakmak moda olmuştu.

daha sonra sınıfımızın bahçeye penceresi olmayan duvarına nedensiz olarak tekme atılmaya başlandı.

aylarca atıldı o tekmeler, omuz omuza birleşip koşarak aynı anda atıldı.

sonra dönem ortasına doğru birgün bir ışık belirdi duvarın arasından.

bu ışık ergenleri daha çok heyecanlandırmıştı, daha çok tekmelendi duvar ve daha çok.

en sonunda azimle tekmeleyen duvarı yıkmıştı.

bahçede top oynayan çocukların sesi artık derste de duyulabiliyordu.

sınıfın en uslu, en sessiz çocuklarından olan hanif sınıfın duvarlarına sprey boyayla graffiti yapma cesaretini bile gösterebiliyordu.

son gün okula gelindiğinde sınıfın manzarası dehşet vericiydi.

camlar pozuk para atılarak kırılmış, boş bira kutuları öğretmen masasının arkasına yığılmış, duvarda el ayası kadar karalanmamış yer kalmamıştı.

şimdi hatırlıyorum ama... yorum yapamıyorum.
devamını gör...
|
okul hayatımdaki birinci sınıfların en birincisi *
son ders, herkes resim yapıyor ama bende bir huzursuzluk var. bir yere acilen gitmem gerekiyor ama hoca bir türlü izin vermiyor.

-öğretmenim gidebilir miyim
-hayır

-öğretmenim gidebilir miyim
-hayır, teneffüsde görseydin işini

-öğret...
-git hadi git


lâkin yetişemedim. tuvaletin kapısındayken olan oldu. sınıfa gelince gülüşmeler falan, ben bîçare vaziyette ağlamakla meşgulüm.

***

1 yıl sonra. okul hayatımdaki ikinci sınıfların birinci ikincisi *
öğretmenimiz değişmiş, zaten değişmese aşağıda yazılanlar yaşanmazdı çünkü huyumu biliyor.
yine son ders, fakat bu sefer müzik miydi neydi. ben yine eğlenceden geri kalıyorum, sebepse tarihin tekerrür etmesi. parmak gene kalktı:

-öğretmenim gidebilir miyim
-hayır evladım

-öğretmenim gidebilir miyim
-hayır

-öğretme...
-bir daha hayır demem bak



bu sefer hoca çetin çıkmıştı. ne olduysa sınıfta oldu, ben yine ağlıyorum, sınıfta kahkaha

-tuvalete git istersen
+*)
devamını gör...
lise kaçtı hatırlamıyorum, karanlık bir sınıftaydık. son ders matematik. hiç canımız ders yapmak istemiyor. sıraların üstüne çıkıp lambaları gevşettik. sınıf kapkaranlık oldu. ders işlemedik. öğretmenin anılarını dinledik.. sonra aynı şeyi birgün kimyacıya yapalım dedik. adam yemedi. gitti hizmetliyi çağırdı. sonra da yanan lambalar eşiliğinde dersini işledi..
devamını gör...
|
üniversite 3. sınıf, yer amfi. yaklaşık 100 kişi din psikolojisi dersindeyiz. hoca ilaçla mistik deneyim olayını anlatıyor. konu nasıl oluyorsa madde kullanımına geliyor. hoca "hangisi esrar hangisi, kokain bilmiyorum ben" diyor. saf deja da tüm ciddiyeti ve bilmişliği ile lafa atlıyor "hocam işte esrar şöyle şöyle, kokain böyleyken, mariuana şöyle kullanılır, bık bık.." diye diye lafı tamamlıyor. birden etrafına bakıyor ve bütün amfi "neci bu kız" diye bakıyor. haklı olarak da hoca soruyor "eee deja loin sen hangisi kullandın?". *

bu da böyle bir anımdır işte.
devamını gör...
|
yaz günüydü arkadaşımla birlikte öğlen tatilinde yemek üzere kavun aldık.kavun'u bir güzel yedikten sonra ellerimizi yıkamak için tulumbaya yanaştık önce ben çektim arkadaş ellerini yıkadı daha sonra arkadaşım tulumbayı çekti ve ben ellerimi yıkarken iki avuç dolu suyu arkadaşımın yüzüne attım .sonra o bana attı,sonra ben ona tekrar attım,oda tekrar atınca bi yerden bardak buldum ve bardakla onu ıslattım,sonra bi dükkana girip poşet aldı ve poşeti su ile doldurduktan sonra beni tekrar ıslattı,bana gülen arkadaşlarımı görünce sinir yaptım bir yerden büyük bir kap buldum gülenlerin üstüne attım.sonra beni kovaladılar ve ben okul a kaçtım,sınıfa girdim peşimden geldiler herbirinin elinde bardakla su ve başımdan aşşağıya döktühttp://ler.af edersiniz donuma kadar ıslanmış ıslanmış fareler gibi ortalıkda dolanıyordum.o sıra hademelerin odasına girdim kova yı wc de doldurdum sınıfa bi daldım Allah ne verdiyse hepsine salladım.yan sınıfta bulunan kız öğrenciler den biri olaya karışınca (allah'ın akıllısı) arada oda kaynadı ve oda ıslandı.daha sonra küçük bir kız o kızı ıslattı,o kız da sinir yaptı gitti o küçük kızı ıslattı ve ortalık su savaşına döndü,ihtilaf yaptığım arkadaşlarımla ittifak kararı aldık ve kızlara saldırdık hepsini ıslattık.
inanmayan incil'e bakabilir.okulun4 cü katından zemin katına kadar oluk oluk sular akmaya başladı,idare anons geçti ve okul 2 saatliğine boşaltıldı.*

(bkz: bir tad bir kavun)
devamını gör...
her gün yaşanan, sıradan olan şeyler uçup gider hafızamızdan. rutin dışı olanlarsa sıra dışılık şiddetine göre iz bırakır.

ilkokul üçüncü sınıfta. bahar mevsimindeki aylardan biriydi. öğretmenlerle birlikte bahçede futbol oynamış içeri girmiştik. köy ilkokullarının standart saatli teneffüsleri yokturdur. o yüzden uzun bir teneffüstü. iki öğretmenden biri çamur olan pantolununu fırçalıyor, kız öğrencilerden biri de elinde suyla fırçayı temizliyordu. diğeri de silahını temizliyordu. (köylerde öğretmenlerin silah taşıması sıradan bişeydi.) silah sesiyle ilk sarsıntıyı yaşadık, ikinci sarsıntıyı da kız öğrencinin "oy anam!" demesiyle yaşadık. sınıfın yüzünde çığlık atarak bir tur attı kız. elinde silah patlayan öğretmen şokta, diğer öğretmen kızı durdurup önlüğünü kaldırdı ve beline baktı. kurşun belinin solundan girmiş ve sağından çıkmıştı. yeni yeni kanlar sızmaya başlamıştı kurşunun girip çıktığı yerlerden.. (bu görüntü zihnimde en taze olanıdır.)

yoldan geçen bir traktörle ana yola, oradan da hastaneye götürüldü, ama üç gün sonra rahmetli oldu kız. sonradan duyduğunuza göre kız hastanedeyken :"jandarmalar öğretmenime bişey yapmasın, kaza ile oldu" demiş.
devamını gör...
şu üç harfli vatandaşlar ilkokulda hep gerilim konusu olur ya..

ilkokul bir olmadı ikinci sınıftayız. olay o noktaya nasıl geldi hatırlayamam ama en sonunda atatürk'ün gözünde cin olduğuna inanmıştık. bir gün, on dakikalık tenefüs arasında sınıftaki herkese: 'atatürk'ün gözünde cin varmış' lafını kulaktan kulağa yaydık ve 8 yaşında olmanın verdiği enerjiyle birden atatürk heykelini taşlayarak cinleri kışkışlayacağımızı düşündük. tenefüste tüm sınıf organize bi şekilde başladık atatürk'ün kocaman büstünü taşlamaya. sanki şeytan taşlıyoruz ama bir tavaf eksik. teneffüs bitmiş tüm okul sınıflarına girmiş bi tek bizim sınıf var gücüyle atatürk'ü taşlıyor. müdür yardımcısının bağırışları öğretmenlerin çağırışları sonucu olay kısa sürede yatıştırılmıştı. iyi ki o zamanlar irtica pek de gündemde değildi. bu da böyle bir anımdır işte..
devamını gör...
|
hiç unutmam;

lise 2. sınıftayım dersimiz coğrafya hocayı çileden çıkarmak için elimden gelen herşeyi yapıyorum. en sonunda adam sınıfın oratsında iki elini tutarak; ' yalvarırım sus, Allah için sus.' dedi. tabi ben anlamamazlıktan geldim. sonra dedi; 'veliler toplantısında görüşürüz.' aradan 2-3 hafta geçince babam okula geldi. doğal olarak babamı öğretmenler odasına götürdüm. bir baktım hoca orda bir veliyle konuşuyor kendi kendime; ' o daha konuşuyor babamla konuşamaz eheheh.' dedim. sonra hoca konuştuğu veli'ye; ' biraz bekler misiniz?' dedi ve babamın yanına geldi. babama; ' çocuğunuz çok çalışkan ama beni çileden çıkarıyor.' dedi.
devamını gör...
bi grupla okuldan kaçmıştık.
ertesi günü bizi ispiyon etmişler.
neyse hoca birbir isimleri alıyo ispiyoncudan.
ispiyoncu : hocam bed de vardı!
hoca : bed yapmaz öyle şey. hastaydın di mi canım?
ben : tabi hocam.hastaydım. *
ispiyoncu dumur.***

(bkz: ne günlerdi be cogi)
devamını gör...
|
lise 1.sınıftayken hiç sevmediğim psikopat bir hocam vardı.onun dersine bazen girmez kütüphanede gizlenip kendi kendime vakit geçirir kafa dinlerdim bu arada sınıf başkanıydım nasıl başkansam.hoca da yoklama yapmadığı için benim olmadığımı fark etmezdi.bir gün sınıftan 4-5 kişi derse girmemiş benimle beraber.dedim yapmayın hoca fark edecek dinlemediler.velhasıl hoca fark etti tabi*bir arkadaş bizi çağırmaya geldi eğer hemen gitmezsek hoca disipline gideceğimizi söylemiş.ben tabi uyanık dedim karnım ağrıyordu dicem siz başka birşey bulun*hemen koştum sınıfa karnımı tutarak girdim hocanın kızmasına fırsat vermeden acıtasyon yaptım.öyle bir rol yapmışım ki bütün sınıf gerçek sanmış.hoca da dedi ki istersen kızım çıkabilirsin.o kadar yüzsüzmüşüm ki e peki cikayim bari diyerek gittim kantine*sonradan öğrendim ki diğer kızların hepsi çok fena azar işitmişler.vay beee ne gunlerdi hey gidi..
devamını gör...
okula tüple gelinir öğle arasından önce ki dersin son on dakikası çayın suyu koyulurdu.

sınıfımız bu olay için müsaitti. başka sınıflarda denemeyiniz.
devamını gör...
lise 2 de, müdür herkesin içinde bana tokat atacakken, elini tutup noluyor demiştim. sonra disiplin tabi.
devamını gör...
|
orta okul son sınıf, sene 2001 nisan 4, üsküdar sınırları içine bir okul, teneffüs.

normal şartlarda hep beraber çıkıp dolaştığım arkadaşım yanımda değil, ki bu yaşıma geldim hala yanımda. sadece o teneffüste yanımda değildi.

okul bahçesinde amaçsızca koşan ben, kaldırıma çıkan ben, inemeyen yine ben. sol ayağını yere atmayı unutup sol kolunun üstüne düşüp önce kolunu kıran sonra kafasını patlatan yine ben.

o malum arkadaş olsa koşmazdım eminim.

sonrasında ameliyatlar, genel anesteziler, 3 gün hastane*, 1 aydan fazla alçı, 22 adet dikiş, 2 adet platin tel.


gerçekten iz bıraktı 22 dikişlik.
devamını gör...
çalışmasanız eğer sınfıta kalırsınız derdi hocamız. ben o zaman türkçeyi yeni öğrenen bir olarak tüm yaz boyunca sınıfta kilitli kalacağımı düşünür korkardım.belki bu yüzden hiç ikmale kalamadım.
devamını gör...
bir keresinde bir kürt köyünde bir türk öğretmenimiz üzüntü kelimesinin anlamanı bize anlatmak için çırpınıyordu. kendisine aval aval baktığımızı bir bok anlamadığımızı görünce çaresizce son bir örnek daha verdi.mesala doğum gününde annenizin ya da babanızın size aldığı kum saatini düşürüp kırdınız o zaman nasıl olursunuz.kimseden ses çıkmadı. öğretmen ağlamaklı andavallar, ahmaklar diye diye masasına geçti. ama bilmediği iki şey vardı birincisi bu köy vb.tüm köylerde herkesin kimliği doğduktan en az üç sene sonra masraf olmasın diye (üç kardeşe yetişmiştir bu süre zarfında) toplu çıkarılır ,ve doğum günlerine de nedense hep 1 ocak yazılırdı.doğum günü kutlamak köyün tarihinde görülmemişti. ikincisi kum saati ne olaki.şimdilerde durum değişti dememe gerek var mı.
devamını gör...
almanca dersimizi iki kollu işlerdik. biri alman, biri türk hocayla. gün geldi, türk hoca bir sınav yaptı ve sırf göz korkutmak için tüm sınıfın notlarını kesti. bunu gören ve kurallar dışında hareket etmeyi bilmeyen hakikaten bilmeyen* almansa sınıftan iki öğrenci seçti, türk hocayla konuşulup itiraz edilecek. öğrencilerden biri benim.

neyse gittik iki hoca, iki öğrenci, bir de her şeyi kılıfına uydurmaya çalışan alman hocanın getirdiği bölüm başkanı*. alman hocalar türkçe bilmediği için mecbur onların dilinde konuşuyoruz. itiraz edilen türk hoca dışındakiler beni yüreklendirmeye çalışıyor, yabancı dilde konuştuğumuz için pür neşe oluyorlar falan da falan. ben de gaza geliyorum, konuştukça konuşuyorum dibine kadar. ve tabii ki ertesi gün iki yerden çağırılıyorum;

alman bölüm başkanı; ''lacrim; dün yapılan konuşmada itirazını dile getirişin, dile hakimiyetin çok iyiydi. saygından ödün vermeden hakkını savundun ve verdiğimiz eğitimin karşılığını görmek bizi çok mutlu etti. diğer öğretmenlerin adına da teşekkür ederim.''

okul müdürü, yani okulun türk yanının başkanı; ''dün alman öğretmenlerinle birleşip türk hocana itiraz etmişsin! böyle bir hak kesinlikle sana ait değildir. yazılılara itiraz etme hakkınız elbette ki vardır, ama almanlarla birlik olup türk öğretmenine karşı gelmek de ne demek?! bunun ucu kesinlikle disiplin suçuna çıkar!''

hey gidi.
devamını gör...
lisede tarih dersinde:

hoca: bizans oyunuyla xxxx yılında kıpçaklar yyyy savaşında hangi türk boyuyla savaşmıştır?
ordo: hocam seçenekler?
h: aferim ordo 100 sana.

*
devamını gör...
anı 1

okul anıları anlatılır bitmez derler ya..
eğer 2000li yıların başında meslek lisesi öğrencisiyseniz, öğretmenleriniz öğrenci ehlini insan değil de hayvan kisvesinde nitelendiriyorlarsa ve üniversiteye yönelik katsayı adaletsizliği nedeniyle hep yitik çocukların olduğu bir okuldaysanız

üstelik bu okulun en arıza ve maraza çıkartan insanıysanız bayağı bir anınız olabiliyor!..

en sevdiğim.
elektrik bölümü öğrencisiyim tüm okul biliyor ki çalıştığım radyo sayesinde medya bağlantılarım var ve il milli eğitim müdürü ile sağlam bir dialoğa sahibim. dolayısıyla öğretmenle bi sorun oldu mu hemen hipo bulunur!..

günlerden bir gün torna tesviye bölümünden iki öğrenci bu şekilde gelip sadist ve dayakçı annesi hakkında pek hoş tahminlerimin olmadığı bir meslek öğretmeni hakkında "dövsek okuldan atılır bir de evde dayak yeriz, nabıcaz?" diye sorar. hipo cep telefonunu arkadaşlardan birine verir ve dayak anını kaydetmelerini söyler.
dayak anı kaydedilir.
ben bunu alır radyomun müdürüne teslim ederim, o da yerel tv'den bir haberci ile bunu vali nuri okutan'a teslim eder.
vali telefonla müdürü arar verir ayarı verir ayarı!..
dellenen müdür ders çıkışında tum sınıfı rehin eder niyeti iyi değildir. müdürün zaten karakterini bilen ve o gençliği kinciliğiyle an kollayan şahsım için ise gün doğmuştur. hemen gerekli yerler aranır! durum bildirilir.
vali o an ki programını iptal eder! gelir... okul yönetiminin anahtarlarına hemde çok sağlam küfürler ederek el koyar!...

müdür vali'ye haber ulaşmasının sorumlusunun ben olduğumu öğrenince hepten dellenir! şahsımı dövmek için odasına çağırır.
yalnız o gün için dikkate almadıkları şey hipo'nun lisanslı bisikletçi olduğu (dolayısıyla sağlam bir kas yapısının olduğu) ve tam o dönemde aikido eğitimi aldığıdır.
elinde sopa olan müdür yardımcısının "elindeki sopa" sırtında parçalanır ikinci saldırı sırasında bileğini bükerek müdür beyin üzerine fırlatılır.

sonuç, müdür yardımcısının bileği zedelenir bir hafta rapor alır, şahsımı mahkemeye vermeye kalkar. savcı ile görüşülür durum izah edilir savcı müdür yardımcısını arar "senin gibi eğitimciler yüzünden bu ülke bu halde şu karşımdaki çocuğun kılına zarar gelirse ....." minvalli bir konuşma yapar.

üzerine müdür yardımcısı fırlayan müdürün ise burnu kanamıştır ama maalesef kırılmamıştır. en büyük üzüntümdür.

mevzu bahis olayın sonundaki dönemde karnemde müdür yalakası tüm öğretmenlerin verdiği sıfır notunu görünce çıldıran ben aynı savcı'ya gidip durumu ifade edip suç duyurusunda bulunmak isteyince iş gayri resmi olarak savcının inisiyatifiyle "yükseltme sınavlarına girmeden" halledilmiştir.

bu olaylar olduğunda hipo lise iki öğrencisidir. ve son sınıfında da müdür tayfası hakkında hep fırsat kollamışlarsa da bi halt edememişlerdir!..


bu da böyle bi anımdır!.

anı 2

daha da beteri ve tüm hayatıma yön vereni de şudur.

meslek yüksek okulunda son sınıfını okumakta ve dgs'ye hazırlanmaktayken, gereken tanıdıklarla gereken görüşmeler yapıldığından hiç bir derse girmiyor sadece vizedir quizdir vs... girip meslek hayatıma devam ediyordum (zira okul adapazarında fakat ben istanbulda ikamet etmekte idim)

gel zaman git zaman kriz patladı, dış ticaret ile meşgul olduğum için piyasa tıkandı ve iş yerimi kapatmak zorunda kaldım. adapazarı'na döndüm fakat elde de para kalmadı!.. 15 yaşından itibaren eve para getiren kişi kisvesindeyken birden evden harçlık almaya başlayan genç moduna girdim. bunun ağır çöküntüsü vardı üzerimde fakat bundan daha kötüsü kendimi çok lanet ve pislik bir kıza kaptırmıştım. ortada ilişki bile söz konusu olmadığı gibi sadece kızın ego tatmin aracı haline gelmiştim. buna rağmen kara sevda gibi inatla devam ediyordu nedense. elde edememiş olmanın siniriyle hareket ediyordum sanırım ama gerçek şu ki bu benim hayatımı darma duman ediyordu.
en beteri, beterin beteri ise anneannem kanser hastasıydı ve sadece birkaç aylık ömrü kalmıştı...
tüm bu ağır durumların psikolojik çöküntüsü içinde vize sınavına girdim. her neden bilmem daha önce aramızda hiç bir sorun olmayan asla kopya çekilemeyecek ağır sayısal bir derste kopya bahanesiyle yerimi altı kez değiştirdi. en son kendi masasına aldı! orada da kopya çektiğimi düşününce 2 saattir yazdığım ve üzerinde halen 45 dakikalık işimin olduğu sınav kağıtlarımı yırttı!... o kadar iğrenç bir haldeydim ki buna bile sinirlenemiyordum fakat hoca sözü olarak önce sataşıp aldığı cevaplar sonrasında argo tabir ile "göt edilmeyi hazmedemeyerek" üzerime yürüdü.

tüm siniri zannedersem ona akıttım. ben nasıl dövdüğümü hiç hatırlamıyorum ama adamın yüzünün tamamı mosmor. bir kaburga kemiği zedeli, kolu çıkık.
ben hocayı ne kadar benzettiğimin farkında değildim ama zaten atılacağım için bu dayağın ardından yaptığım tek şey öğrenci işlerine gidip kaydımı sildirmek oldu.
arkadaşlar telefonda yok dava, karakol, hapis birşeyler zırvalıyordu ama ben hiç o kafada değildim... dünya umrumda bile değil. ha hapis ha dışarısı.. farketmiyor. uyurgezer gibi dolaşıyorum. tam bir serseri mayın... hiçbirşeyle alakalı değilim.
olayın üzerinden bir hafta sonra kıza galiz küfürler ederek hayatımdan def ettim, üç hafta sonra iş buldum, iki ay sonra anneannem vefat etti, beş ay sonra askere gittim.

olayın üzerinden 2 yıl geçtikten yani askerden geldikten sonra neden bunların yaşandığını öğrendim.
sakarya üniversitesi'nde arnavut yoğunluğu söz konusu imiş, kendisi de bölüm başkanlığına oynarken başka bir arnavut tarafından elimine edilmiş. benim bu devamsızlıktan muaflık durumumu da bir arnavut hoca ayarlamıştı ha keza ben de arnavut olduğumdan hoca da yaşadığı durumu sindiremediğinden böyle birşey olmuş...
neyse tehdit felan şikayetini de geri aldırmışlar.
adama üzülüp helallık almaya gittim... çok şükür ki aldım da!..
devamını gör...
ilkokula yeni başlarken yapım ve yaşım itibari ile sınıfın en küçük çocuğuydum.öğretmen sınıfa girdiğinde ayağa kalkmamız gerektiğini ,günaydın dediğinde sağol dememiz gerektiğini öğrenmiştim.ilkokul öğretmenimle sınıfta ilk karşılaşmamızdı sınıfa girdi ben orta sıralarda bir yerlerdeydim.günaydın dendi, hep bir ağızdan sağol dendi ve sonra öğretmenim bana dönerek moonlight sen niye ayağa kalkmıyorsun dedi.bende kızararak öğretmenim ben zaten ayaktayım demiştim sonrasında en ön sıraya oturma şerefine nail olmuştum.
devamını gör...
formatsavara yönlendirmek gibi olmasın.
birinci sınıfın ilk gününde hoca hadi bakalım eğri çizgiler çizin demişti.
ben de çocuk aklı it aklı;
yahu güzelim deftere böyle önemsiz şeyler çizilir mi?*
diyerek;
üstteki boş kısma eğri büğrü iki satır çizip aralarını eğik çizgilerle doldurmuştum.
devamını gör...
|
hiç unutmam birinci sınıftayken cırcır olmuşum, ders esnasında olanlar oldu. yanımdaki arkadaşa kokudan anlamasın diye "ben de bulaşıcı hastalık var yanıma oturma" demiştim. 1 saat sonra kokudan sınıfı tahliye ettiler.
devamını gör...
|
dağıtılan fındıktan zehirlenmiş öğretmenin arabasıyla hastaneye götürülmüştüm.serkan da zehirlenmişti.hastane zehirlenen çocuklarla doluydu.acil yatışımız yapıldı ama yatacak yatak da yoktu.serkan la aynı yatağa yatırdılar.serkanın annesi gülerek birşeyler söyleyen hemşireye kardeşler onlar ablası demişti...
devamını gör...
hoşlandığım kıza sınıf başkanı asılıyordu , çocuğu bir gün wc de kıstırdım kafasını klozete soktum ve sifonu çekmeden

+olum bak o kıza bir daha konuştuğu halde tahtaya yazmazsan seni oyarım

-ne alakası var ya o hiç konuşmuyor ki

+sus lan şerefsiz ! kız sınıfı ayağa kaldırıyor sen ilgisini çekmek için konuşanlara yazmıyorsun. dedim ve sifonu çektim..

*



devamını gör...
lise 1 deydik, sinifimiz zemin kattaydi. zil calinca biz labirent gibi olan koridoru dolana dolana cikardik disari. ama mustafa ozkan vardi, sinifin hasari cocugu, o hep pencereden atlardi. her tenefus ve cikista hemde. ogretmenler onlarca kez uyardilar ama o dinlemedi. ve bir gun bizim sinifi 3. kata tasidilar tamirat vardi okulda. ilk tenefus zili caldi ve mustafa ayyy oyyy demeye kalmadan camdan asagi atladi. aliskanlik tabi. neyseki okulda insaat devam ediyordu da kumun uzerine dustu. bir kac kirikla kurtuldu. mustafanin 3.kattan ucarken asagi noluyooo lan cigligina biz gunlerce gulduk tabi.
devamını gör...
6. sınıftayken derste bir çocuk ''hocam atatürk içki içiyormuş, doğru mu?'' diye sormuştu. öğretmende kızarak ''içiyorsa ne olmuş yani hanginizin babası içmiyor ki? babası bira içenler parmak kaldırsın!'' demişti. sınıftakilerin birçoğu babaları da atatürk gibi içki içiyor diye övünürmüşçesine parmak kaldırmıştı. niye bilmiyorum ama unutamıyorum bu sahneyi. o öğrencilerin parmak kaldırmadaki hevesini...
devamını gör...
orta 1'deyiz. ilk din kulturu ve ahlak bilgisi dersindeyiz. din bilgisi ogretmeni sinifa sirayla soru soruyor. yanimda da abdullah var. ona bakti ve soyle bakalim sen kimin ummetindensin dedi, abdullah gerile gerile hocam ben ahmet yilmaz'in ummetindenim dedi. ahmet yilmazda dedesi abdullah'in, sonra bana dondu soyle kizim sen kimin ummetindensin dedi, abdullah'a tamam dedi deyu bende hocam bende disci nasuh'un ummetindenim dedim. hoca ikimizi cikardi tahtaya, sonra siniftan bi kovaladi ama bildigin kovalama yani, biz onde hoca arkada. ama valla bilmiyordum ki ben o zamanlarda, ama hoca dalga gectigimizi zanneti.
devamını gör...
daima 5 pekiyilik bir öğrenci olup okul birinciliğine oynayan şahsım nasıl olduysa 6. sınıfta sağlık sınavı gibi salak bir sınavı unutup, hoca sınav kağıtlarını dağıtırken baya baya ecel terleri dökmüştür.
öyle büyük bir kaygıydı ki hayatımın geri kalanında bir benzerini tecrübe edemeyeceğimi düşünmüştüm. sınav başladıktan 5 dakika sonra karın ağrısı numarasıyla (o yaşlardaki bir kız için karın ağrısı en geçerli kozdur) lavabo izni istedim. nazik öğretmenim ricamı geri çevirmedi tabi.

kızlar tuvaletinin 3. kapısının kilidi sene başından beri bozuktu, içerden kapandığı zaman ancak dışardan birinin yardımı ile dışarı çıkılabiliyordu. bu bilgiyle kendimi tuvalete atıp, bir güzel kapadım kapıyı. bekledim, bekledim. kalbim küt küt atıyordu. çok büyük bir dolandırıcılık, büyük bir suç işliyordum. eğer durum anlaşılırsa tüm kredimi tüketecek, anlaşılmazsa mazeret sınavıyla tabiki 100 alacaktım. sınıfa dönmememden yaklaşık 20 dakika sonra kıllanan öğretmen, nöbetçi arkadaşı bana bakması için gönderdiğinde, ayak seslerini duyar duymaz kapıları tekmelemeye, kurtarın beni diye çığırmaya başladım. kendimi o kadar kaptırmışım ki, bi an gerçekten orada çaresizce kilitli kalmış gibi hissederek nefes alamamaya başladım. çok şükür ki nöbetçi arkadaş beni kurtardı.(!)

self gazımla bağırmaktan kıpkırmızı olmuş, korkudan da titriyor haldeydim sınıfa geri döndüğümde. takatim kalmamıştı ama son bir kozla sırama yönelip gözleri devire devire kağıdıma odaklanma numarası yaptım. öğretmenden beklediğim reaksiyon gecikmedi ve mazeret sınavına girebileceğim haberi ile birlikte bahçeye hava almaya gönderildim.

şimdi o nimbus çıksa gelse, çok pis kulaklarını çekerim. 3 kuruşluk puan için güzelim hocanın iyi niyetinin çok pis cılkını çıkarmışım.
devamını gör...
|
lise 1 deydim.ergendim.laf sokmak bi başarıydı.sevmediğim bir tarih hocası vardı.birgün derse geldi.bende her zaman yaptığım gibi en arkada kitabımı okuyordum.yanıma doğru geldi.yerdede bi çikolata kabuğu varmış.sonra aramızda şu konuşma geçti;
t.ö: şunu alda çöpe at.
o.o: ben atmadım onu benim değil ki.
t.ö: olsun senin yanında senin o. al ve at.
o.o: benim yanımdaysa benim olmak zorunda mı?
t.ö: evet
o.o: sende benim yanımdasın hocam dikkat et bence.

burdan sonra film koptu.müdürler yardımcılar falan gezdik biraz.o kadar.
devamını gör...
|
ilkokulda erkeklerin çelme merakıyla ilk hamlede kurtarıp ikincisinde tutularak oluştu. 5. sınıfta, çenedeki 5 dikişlik iz. her ne kadar estetik dikiş olduğunu söyleseler de günümüz teknolojisi o zamanlarda bu kadarını yapıyormuş demek fazla olmasa da hala var.
devamını gör...
|
düşüp başını merdivene çarpan bir arkadaşın alnında kalan iz. * *
devamını gör...
|
ilkokulda koridorda birini dövmek için hırsla kovalarken, yakalayıp tam yumruğumu sıkmış vuracakken dirseğimden birinin tutması ve dönmemle öğretmenimle gözgöze gelişim...*
devamını gör...
sahte fiş yaptığımız anlaşılınca müdür yardımcısının odasındaki o 20 dakkayı hiç bir zaman unutamam. hoca omzuma başını koyup ağlayacaktı nerdeyse.
devamını gör...
|
lise 2'deyim. derse gec kaldım. ve yağmurlu bir gün. can hıraş derse girdim. şemsiyem kapanmiyor bir turlu. yani o şemsiyenin sapı katlanmiyor, girmiyor yerine bir turlu. hırs yaptım kapatmak içun olacaklardan habersiz. semsiyenin o kumaş olan tarafi altta, sapı ustte, bi bastirdim sapa, olanca kuvvetimle. bi baktim semsiyenin sapi hocanin masasina dogru yol almis gidiyor. agzim bes karis acik, gozlerim yerinden firladi firlayacak! ve semsiyenin sapinin yolculugu hocanin tam suratinin ortasinda son buldu! korkudan kuculdum siramda. hulya hoca sinirden delirdi tabi. ama biz o benim hedefi 12'den vurmama gunlerde gulduk yani şemsiye sapının. zaten gicik bi hocaydi. semsiye sapi isini biliyor yani.
devamını gör...
ilk defa havuç rendeleyişimi hiç unutmam parmağımda hala eseri var.
devamını gör...
|
bir keresinde sanırım 4. sınıfa giderken herhalde, lavabo için izin almıştım hocadan, dönüşte artık lavabodaki kokudan olsa gerek sınıfın kapısını karıştırdım ve yanlış sınıfın kapısını çalıp kafamı uzattım ki, bi de ne göreyim, başka sınıfa girmişim, hemen geri bir adım atıp, kapıyı çektim. şansa o sıralar da sınıfın kapısını çalıp kaçan biri varmış ve hoca bir koşu kapıya gelip kulağımdan tuttu beni, ihale bana kalmıştı, sonrasında bizim sınıfa götürerek böyle böyle diyerek kendi hocama bıraktı ceza işlemini, hoca bu dinler mi beni, ben haksız yere ceza yediğimden çok sinirlenmiştim, o gün bugündür, görsem selam vermem hocama, hala da vermeyeceğim, iyi ki de vermiyorum, face den takip ettim biraz da adam çok pis atatürkçüymüş. * *
devamını gör...
hoca microsoft access den program yapmamızı istemişti. ama bir şart koydu. -sınıftan birinizin bile diğerine benzerse programı 0 vericem- diye. ben de sınıfın ineği. 3 arkadaşım benden yardım istedi. hepsine orjinal fikirler buldum. deli gibi uğraştım* hepsinin üstesinden geldim. yalnız 1 arkadaşım çok zayıftı derslerde yani herkesçe bilinen birşeydi bu. hoca anlamasın diye ona basit bir hesap makinesi programı yapmıştım.
bir gün bir haber geldi hoca 3 ümüzü odaya çağırıyor. tutuştuk tabi karşımızda 2 metre boyunda azman gibi bir adam ve sinir kontrolü yok. korka korka gittik. Allah dan yüzü gülüyordu. dedim nasıl anladınız? hepsine değişik fikirler bulmuşum ama saf gibi butonların düzeni , renk tasarımı vs. hep birbirine benziyormuş. Allah dan biraz puan kırmıştı. işin garip tarafı uyduruk program yaptığım arkadaşı anlayamamıştı ve o yüksek puan almıştı.
devamını gör...
birinci sınıftayken başkan yardımcısı seçilmiştim. ıı. dönemde herkes okuma-yazmaya geçince öğretmenimiz bize cümle söyler, doğru yazanın defterine imza atar yazamayanlara da cetvelle vururdu.
birgün hem öğretmen hem de başkan okula gelmeyince sınıf yönetimini avuçlarımın içine almıştım. darbe yapmış general edasıyla öğretmenin masasına oturdum ve başladım cümleleri sıralamaya. doğrulara imza, yanlışlara cetvel... (işin komik tarafı normalde teneffüslerde beni dayak manyağı yapan o azmanlar bile gık demiyordu. ben de bunu fırsat bilip sürekli onlara basıyordum dayağı.)
ertesi gün öğretmen okula gelince öğrencilerin defterindeki çakma imzaları görünce haliyle sordu. bizimkiler de papağan gibi öttü. ben iyi bir dayağa hazırlanırken öğretmenin "aferin oğlum! bundan sonra başkan sensin. tülay senin yardımcın olsun." sözüyle, o klasik el hareketini de yaparak, bir oley çektim.
sonuç: sınıf kurallarına uymamaktan dayak, başkanlık elden gitmişken yardımcılık da yalan oldu(sınıf kurallarına uymayan yapamazmış)
hay kurallarınız batsın. tam da krallığımı kuruyordum
devamını gör...
lise 3. sınıftaydım. müdür yardımcımız ben ve en yakın arkadaşıma acayip güvenirdi. bilgisayarda bir iş olduğunda hep bize yaptırırdı.
neyse.
bir gün yine bizi çağırdı. bilgisayarda yapılması gereken bir şey varmış. biz de dersten kaytarıcaz ya hemen tamam dedik.
o gün de kanımız kaynıyor sanki. duramıyoruz. dönen sandalyelerle dönüp videolar çekiyoruz (telefon yasak)
okulun yakışıklı çocuklarını çekiştirip, sevgilisi olan kızların dedikodusunu yapıp, az sözlü veren hocalara sövüyoruz.

ertesi gün geldi. hocanın yanına hal hatır sormaya gittik. bize direk ''can kim?'' dedi. biz de sınıfını söyledik. hoca dedi ki ''o kadar yakışıklı mı? ben hiç farketmemişim'' dedi.

meğer hocanın webcam'i çalışır vaziyetteymiş, tüm konuştuklarımız, yaptığımız şeyler kayıtlıymış. bazı hocalara izletip dalga geçmişler. hem flash belleğine hem de bilgisayarına kaydetmiş. mezun olana kadar silmeyecekmiş .
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar