itirafımdır.

sözlük ben var ya öyle böyle değil çok rahat bir insanım. cidden. mesela haftaya vizelerim başlıyor. ben daha hiç bir konuya başlamadım. sonra 20 sayfalık çevirim var, yapmadım. bir arkadaşa yardım edeceğime dair söz verdim ama yok olacak gibi değil. sonra son zamanlarda..
öyle işte. niye buraya yazdığımın sebeb-i hikmeti ise;
(bkz: dua)
devamını gör...
sabah uykusunun rehavetinden ve tatlılığından bir ölçek fazla, her esnemede zuhur eden, bir önceki uykusuz gecenin hoş sohbetinden bir yudum fazla... veda'nın acısından bir tutam, vuslat'ın saadetinden deste deste, yarım çay bardağı mutluluk, bir su bardağı heyecan, bir kova dolusu hüzün, bir tutam korku, bir tutam ateş... her daim gözbebeklerinde ''var'' olan deruni bir ışıltı... acının göz kamaştıran ışıltısı. soluk bir sima, umutların gömüldüğü iki gamze...
beynin sarp kıyılarında her zaman ''ah!'' gibi duran ''kaybetme tedirginliği...'' zaman ve mekan da değişiklik gösteren, fert ve toplumlarda farklılık arzeden, rivayetlere göre 20.yüzyılın ortalarında güneşe iltica eden, beyinsel, fiziksel, fikirsel, beşeri bir his ummanı.

(bkz: anlatılanların yalancısı olmak)
devamını gör...
sözlüklerin demirbaşıdır bu başlık.ben d epek severim kendisi.

metronın yeni şeklini bilen bilir, herkes yan yana oturur ve bu biraz can sıkıcıdır.ben de biraz zayıf olduğumdan oturduğum koltuğu tam anlamı ile dolduramayorum malesef.zayıflık işte.her neyse yanım boş ise yanıma kilolu biri oturmasın diye dua ettiğim oluyor.çünkü benim dolduramadığım koltuğun yarı hissesine ben müsade etmeden sahip oluyor bu arkadaşlar. bu da böyle çirkin bir itirafımdır.
devamını gör...
artık ihl sozlukte yazınca bir şeyler, buraya ihanet ediyor gibi hissediyorum. ama ıhl'e de girmeden edemıyorum ama sadece arkadşlarımın entrylerını okuyup çıkıyorum. başlıkları alt alta bile okuyarak vakit kaybetmek istemiyorum.
devamını gör...
ceylan'dan antep'in hamamlarını dinlerken, cool, yabancı müzik dinleyen arkadaşıma yakalandım...bana bir gülümsedi ve geçti gitti...
devamını gör...
sarkozy'nin ekseriyetle içişleri bakanıyken yaptığı ve çok eleştirilmiş politikalarını savunmak için yazdığı kitaba verdiği isim.

edit: "itiraflarım" başlığı buraya taşınınca böyle de anlamsız oldu.
devamını gör...
bir çok sözlükte yapılan yazarların itiraflarıdır. ciddi yazılanları dikkatle okurum. nedense çoğu benim ya yaptığım ya da içimden geçirdiğim şeyler oluyor. hepimiz aynı mıyız ne?
devamını gör...
bir çok sözlükte yapılan yazarların itiraflarıdır. ciddi yazılanları dikkatle okurum. nedense çoğu benim ya yaptığım ya da içimden geçirdiğim şeyler oluyor. hepimiz aynı mıyız ne?
devamını gör...
sözlüklere ya da internete genelde gündüz ofisteyken takılıyorum..neden çünkü ofisteyken çok fazla boş vaktim oluyor, peki neden evdeyken takılmıyorum, çünkü evdeki boşluk halinde dahi ofistekinden daha yoğunum..düşünün gayrı..
devamını gör...
sözlüklere ya da internete genelde gündüz ofisteyken takılıyorum..neden çünkü ofisteyken çok fazla boş vaktim oluyor, peki neden evdeyken takılmıyorum, çünkü evdeki boşluk halinde dahi ofistekinden daha yoğunum..düşünün gayrı..
devamını gör...
az önce bozuk süt içtim.sabaha çıkmazsam buraya yazıyorum ki sebebi geç de olsa bilinsin
devamını gör...
*süttün bozuk olduğunu bilmeden mikrodalada ısıtmıştım. on saniyede yoğurt olmuş nasıl oldu anlamadım. sonra o yoğurt olduğunu fark etmediğim şeyi kardeşime içirmeye çalıştım içmedi haliyle. neden içmediğini anlamak için bardağı salladığımda içindeki sallanmadı. o zaman anladım mikrodalga fırından her çıkana güvenmemek gerektiğini.
devamını gör...
*süttün bozuk olduğunu bilmeden mikrodalada ısıtmıştım. on saniyede yoğurt olmuş nasıl oldu anlamadım. sonra o yoğurt olduğunu fark etmediğim şeyi kardeşime içirmeye çalıştım içmedi haliyle. neden içmediğini anlamak için bardağı salladığımda içindeki sallanmadı. o zaman anladım mikrodalga fırından her çıkana güvenmemek gerektiğini.
devamını gör...
başka sözlüklerde de var bu başlıktan. %99'u itiraf olamayacak beni daha iyi tanıyına dair ipuçları veren yazıları barındırır. yalnız kaldığımda burnumu karıştırırım düzeyinde itiraf bile zor bulunur. en fazla çocukken mahmut amca'nın ayakkabısının yerini değiştirmiştim tadında itiraf bulabilirsiniz.

edit: kendimi muaf tutmuyorum.
devamını gör...
*'ın ne amaçlı kullanıldığını öğrenmem , gün itibari ile düne tekabül eder. ben onu sadece bir nevi smiley zannediyor ve ona göre kullanıyordum, meğer daha işlevsel, daha süper bir şeymiş. beni aydılatan halleyy'e bunun için müteşekkirim. *)

bir de hala sözlüğün ismini doğru yazamıyor bir de gidip yanlış yanlış başlık açabiliyorum. öğreneceğim ama, gidip boş bir kağıda yazarak çalışacağım olmadı. *
devamını gör...
10 yaşındaydım. ankaraya yeni taşınmıştık, annemin memleketteki evde, kapısını sürekli kilitli tuttuğu misafir odamız, yer sıkıntısından dolayı oturma odamız haline gelmişti. en güzelinden koltuklarımız vardı yeşil çiçekli, taçları bir harikaydı. ama hep, annem bu ahşapların arasındaki tozları nasıl temizliyor diye geçirirdim içimden..
vitrinimiz vardı 2 tane. bir tanesinde abimin ilmihalleri, risaleleri, sıra sıra dizilmiş tefsir kitapları vardı. diğerinde ise babamın gittiği şehirlerden getirdiği el yapımı porselen kahve takımları, cam işlemeli tabaklar, kristal şekerlik ve sair misafir takımları dururdu. annem sürekli tembihlerdi : "bu dolabın kapaklarıyla oynama, içindekiler çok değerli şeyler".
o zamanlar bir para biriktirme merakıdır gidiyordu bende. paramı biriktirip kendime hiç sahip olamadığım sindi bebeklerden alacaktım. annemin bez bebekleriyle oynamaktan sıkılmıştım zira.. babamın her hafta verdiği 5 milyon harçlığı biriktiriyordum. paramı annemin o çok değerli porselen kahve takımının sütlüğünün içinde saklıyordum. kumbaraya ayrı para vermek istemiyordum çünkü..
bir gün;
babam haftalığımı vermişti yine.. ve sindi için son paraydı bu. artık parayı toplamıştım. 5 milyonu kapar kapmaz soluğu vitrinin yanında aldım. paramı içine koyup yarın sabah erkenden gidip sarı saçlı ve elbisesi mavi olan sindiyi alacaktım oyuncakçıdan..
vitrinin kapağını açtım. sütlüğü çektim. ama elim titredi.. sütlük yere düştü. paralarım ortalığa saçıldı. sütlük paramparça oldu..
çok korkmuştum. anneme ne diyecektim. görse beni öldürürdü. Allahtan yakınlarda kimsecikler yoktu. hemen delilleri karartmalı, olay mahallini terketmeliydim. ortalığa saçılan paralarımı birbir topladım. sütlüğün kırılan parçalarını da yandaki kanepenin arkasına sakladım. ve oradan uzaklaştım.
10 gün sonra annem kanepenin arkasını temizlemek için çektiğinde kırıkları gördü ve çığlığı bastı. hiç oralı olmadım. kendiliğinden düştü sandı.
ama şimdi.. 2011 yılında, ve 28 yaşındayken ben, ve artık çocuk değilken, ve mutlu da değilken eskisi gibi.
itiraf ediyorum anne, babamın antepten getirdiği el işlemesi porselen kahve takımının sütlüğünü ben kırdım.
beni affet
devamını gör...
10 yaşındaydım. ankaraya yeni taşınmıştık, annemin memleketteki evde, kapısını sürekli kilitli tuttuğu misafir odamız, yer sıkıntısından dolayı oturma odamız haline gelmişti. en güzelinden koltuklarımız vardı yeşil çiçekli, taçları bir harikaydı. ama hep, annem bu ahşapların arasındaki tozları nasıl temizliyor diye geçirirdim içimden..
vitrinimiz vardı 2 tane. bir tanesinde abimin ilmihalleri, risaleleri, sıra sıra dizilmiş tefsir kitapları vardı. diğerinde ise babamın gittiği şehirlerden getirdiği el yapımı porselen kahve takımları, cam işlemeli tabaklar, kristal şekerlik ve sair misafir takımları dururdu. annem sürekli tembihlerdi : "bu dolabın kapaklarıyla oynama, içindekiler çok değerli şeyler".
o zamanlar bir para biriktirme merakıdır gidiyordu bende. paramı biriktirip kendime hiç sahip olamadığım sindi bebeklerden alacaktım. annemin bez bebekleriyle oynamaktan sıkılmıştım zira.. babamın her hafta verdiği 5 milyon harçlığı biriktiriyordum. paramı annemin o çok değerli porselen kahve takımının sütlüğünün içinde saklıyordum. kumbaraya ayrı para vermek istemiyordum çünkü..
bir gün;
babam haftalığımı vermişti yine.. ve sindi için son paraydı bu. artık parayı toplamıştım. 5 milyonu kapar kapmaz soluğu vitrinin yanında aldım. paramı içine koyup yarın sabah erkenden gidip sarı saçlı ve elbisesi mavi olan sindiyi alacaktım oyuncakçıdan..
vitrinin kapağını açtım. sütlüğü çektim. ama elim titredi.. sütlük yere düştü. paralarım ortalığa saçıldı. sütlük paramparça oldu..
çok korkmuştum. anneme ne diyecektim. görse beni öldürürdü. Allahtan yakınlarda kimsecikler yoktu. hemen delilleri karartmalı, olay mahallini terketmeliydim. ortalığa saçılan paralarımı birbir topladım. sütlüğün kırılan parçalarını da yandaki kanepenin arkasına sakladım. ve oradan uzaklaştım.
10 gün sonra annem kanepenin arkasını temizlemek için çektiğinde kırıkları gördü ve çığlığı bastı. hiç oralı olmadım. kendiliğinden düştü sandı.
ama şimdi.. 2011 yılında, ve 28 yaşındayken ben, ve artık çocuk değilken, ve mutlu da değilken eskisi gibi.
itiraf ediyorum anne, babamın antepten getirdiği el işlemesi porselen kahve takımının sütlüğünü ben kırdım.
beni affet
devamını gör...
evden çıktığımda 'acaba giyinmiş miydim lan?' diyerek kendini süzen bi insanım. septik miyim neyim. bunu her sabah yapıyorum, evet.
devamını gör...
evden çıktığımda 'acaba giyinmiş miydim lan?' diyerek kendini süzen bi insanım. septik miyim neyim. bunu her sabah yapıyorum, evet.
devamını gör...
insanlarin imla hatalarini duzeltmek hosuma gidiyor. cok egleniyorum.

not: ozellikle insanlarin imla kurallari hakkinda umursamaz, bilgisiz ve uste cikma meraklisi oldugu su sozlukte, hafif bir obsesyon kazanmis bulunduk bir yandan.

devamını gör...
insanlarin imla hatalarini duzeltmek hosuma gidiyor. cok egleniyorum.

not: ozellikle insanlarin imla kurallari hakkinda umursamaz, bilgisiz ve uste cikma meraklisi oldugu su sozlukte, hafif bir obsesyon kazanmis bulunduk bir yandan.

devamını gör...
ne yalan söyleyeyim müthiş bir inançla bu ortama girmiş olsam da; ilk zamanlar pek başarıl olamayacağını düşünüyordum cogito sözlük'ün. kendi çapımızda eğlendiğimiz, çalıp söylediğimiz bir izbe cafe gibiydi şahsım adına. ama yine de tanım üstüne tanım yazıyordum. önüme gelene tekme sallıyordum. umutsuzdum yine de. sonra 'bende mi bir şeyler var acep? önyargı mı yoksa?' düşüncesine kapılıp duruldum ve duranlığı seçtim. hem böylece daha iyi şekilde izleyebildim serencamı. bu analiz ve geride duruş bakışı olduğu gibi bakıştan doğan görüşü de farklı kıldı. cogito sözlük'ün çizgisini devam ettirdiği ve sapmadığı müddetçe çok büyük bir bilgi/muhabbet kütüphanesi olacağını düşünüyorum Allah'ın izniyle. olmasa da can sağolsun. cogito sözlük gider farabi sözlük gelir. *

sözlük kurulalı kısa süre olmasına rağmen şimdilik intibası budur fakirin.

Allah ayaklarımızı sabit kılsın vesselam.
devamını gör...
ne yalan söyleyeyim müthiş bir inançla bu ortama girmiş olsam da; ilk zamanlar pek başarıl olamayacağını düşünüyordum cogito sözlük'ün. kendi çapımızda eğlendiğimiz, çalıp söylediğimiz bir izbe cafe gibiydi şahsım adına. ama yine de tanım üstüne tanım yazıyordum. önüme gelene tekme sallıyordum. umutsuzdum yine de. sonra 'bende mi bir şeyler var acep? önyargı mı yoksa?' düşüncesine kapılıp duruldum ve duranlığı seçtim. hem böylece daha iyi şekilde izleyebildim serencamı. bu analiz ve geride duruş bakışı olduğu gibi bakıştan doğan görüşü de farklı kıldı. cogito sözlük'ün çizgisini devam ettirdiği ve sapmadığı müddetçe çok büyük bir bilgi/muhabbet kütüphanesi olacağını düşünüyorum Allah'ın izniyle. olmasa da can sağolsun. cogito sözlük gider farabi sözlük gelir. *

sözlük kurulalı kısa süre olmasına rağmen şimdilik intibası budur fakirin.

Allah ayaklarımızı sabit kılsın vesselam.
devamını gör...
halen daha üniversiteden arıcaklar da "hacı biz sana diplomayı verdik ama bi hata olmuş gelip az biraz daha okuman iktiza eder" diyecekler diye deli gibi korkuyorum..rüyalarıma giriyor bu resmen..nasıl bi travma yaşattınız lan bana..
devamını gör...
halen daha üniversiteden arıcaklar da "hacı biz sana diplomayı verdik ama bi hata olmuş gelip az biraz daha okuman iktiza eder" diyecekler diye deli gibi korkuyorum..rüyalarıma giriyor bu resmen..nasıl bi travma yaşattınız lan bana..
devamını gör...
salya sümük aşık olmak istiyorum sonra da buna pişman olmak istiyorum cogi...
devamını gör...
bir entry'im bir sozlukte *, en kötülenenlerde ilk 5'e girmiş. ismimi o listede gormek bana mutluluk vermiş, sonra aman Allah'ım troll hastalığına mı yakaladım diye endişelenirken, endişelememin saçmalığı ve içimdeki entresan mutlulukla bu sözlüğüme geri döndüm. bu da böyle saçma * itirafımdır benim.
devamını gör...
telefonuma gelen mesajları çok nadir cevaplarım.. birşey soruluyorsa açar konuşurum.. kandil ve bayram mesajlarına cevap yazmam.. bir iki kişinin ki hariç...
iki yıldır evimde televizyon yok. ben kırdım. sonrasında elime sağlık ne güzel yapmışım dedim. binikiyüz liraya aldığım televizyonu 1 tl ye sattım.
istanbul dan nefret eden biri olarak istanbul da yaşamaya başladıktan beş yıl sonra istanbul suz yaşayamadığımı farkettim.
çay muhabbetini çok severim lakin benimle çay içmek çok gıcıkmış öyle sylerler. zira konuşmaktan çay içemiyormuşum.
büyük bir inatla hala şafak saymıyorum. saymayacağım..
vs vs vs
devamını gör...
telefonuma gelen mesajları çok nadir cevaplarım.. birşey soruluyorsa açar konuşurum.. kandil ve bayram mesajlarına cevap yazmam.. bir iki kişinin ki hariç...
iki yıldır evimde televizyon yok. ben kırdım. sonrasında elime sağlık ne güzel yapmışım dedim. binikiyüz liraya aldığım televizyonu 1 tl ye sattım.
istanbul dan nefret eden biri olarak istanbul da yaşamaya başladıktan beş yıl sonra istanbul suz yaşayamadığımı farkettim.
çay muhabbetini çok severim lakin benimle çay içmek çok gıcıkmış öyle sylerler. zira konuşmaktan çay içemiyormuşum.
büyük bir inatla hala şafak saymıyorum. saymayacağım..
vs vs vs
devamını gör...
artık bittiğim beyanındadır.

yarın bir sınavım var.. ben bu derste çok iyi olduğum için artizlik yapıp, koca dönem bir kere girdim derse. arkadaşlara ders çalıştırdım. ve lakin yarınki sınavdan cidden korkuyorum. hem de çok. "insanoğlu çok acizdir çok muhtaçtır fazla artistlik yapmamalıdır" halbuki. öyle böyle değil ve çalıştığım arkadaşlarım benden daha iyi notlar alacak gibi bu gidişle. ah ya.. neyse..

e boşuna yazmadım dimi sevgili, kıymetli cogitanlar bi' dua edersiniz artık.kendi düşen de ağlayabilir unutmayın.
devamını gör...
ilkokulda pazartesi ve cuma günleri istiklal marşını bize söyleten kantinde görevli hoca'ya hayranlık duyardım.çünkü istiklâl marşını onun yazdığını zannederdim *
devamını gör...
bazen aklımdan geçenleri tanım haline dönüştürene kadar canım çıkıyor sözlük.yok o değil,isilik çıkaracam yakında...
devamını gör...
içimden geldiği halde yani samimi olarak yazdiğim yazılarda bazen bunlari yazmama hiç gerek yoktu diyorum. utaniyorum kendimden.
devamını gör...
bu itirafı yapmadan uyuyamıycam.
senelerden 2008 ya da 2009. yıl sonu tatili için eve gidilmiş. küçük kardeşin balık beslemeye başladığı görülmüştür. fakat benim bu kardeşim değişik fanteziler peşinde koştuğu için balıklara solucan atmış ve solucana yani ete alışan hayvanlar birbirini yemeye başlamıştır. büyük balıklar afiyetle küçük balıkların kuyruk ve gözlerini de yemiştir. geriye kalan 4-5 balık da sürekli birbirinin peşinde dolanmaktadır. o arada su maymunu dedikleri şeylerden geçti elime. hani bu suya atılınca şişen ve yüzlerce katına ulaşan varlıklar. ben baktım bu hayvanlar atılan herşeyi yiyo zekalarını ölçmek maksadıyla bi adet su maymununu kardeşime çaktırmadan salıverdim akvaryuma. en atik olanı atılıp yuttu bu su maymununu. deney 1 başarılıydı gerzekler her önlerine geleni yiyorlardı. sabah kalktığımda hazin tabloyla karşılaştım. deney 2 başarısız olmuş ve maymunu yutan balık karnı şişmiş halde ters yüzüyodu. tabii kardeşime hiç çaktırmadan durumu vefat haberini verdim. adam aldı eline balığı kuyruk tarafından ittirerek su maymununu parçalar halinde çıkarttı. çok hazin bi tabloydu. kardeşim hala katilin kim olduğunu araştırıyo..
devamını gör...
çok düşündüm artık itiraf ediyorum;

şu sıralar çok yoğunum, gündüz ayrı gecem ayrı... kimsecikler beni anlamıyormuş gibi geliyor... yoruldum artık, uzun bir tatile çıkmak istiyorum, şöyle gidilince dönülmeyecek bir yerlerden... çok mu arabesk oldu ne içimdeki arabesk tutuma da acaba fazıl küfrediyor mudur? hadisin o kendi işine baksın, piyanist bozuntusu... hem itiraf edeyim piyanistleri de hiç sevmem. eski türk filmlerinde olur bu sahneler, nereden esinlenmişler anlamadım. zengin ailenin kızı yahut oğluna mutlaka yalıya!(eskiden herkes yalıda oturuyor ya hani) bir piyano öğretmeni tutulur! gülmek geliyor içimden hatırladıkça bu sahneye her zaman gıcık olmuşumdur...

yahu saz dersi versin, davul dersi versin, ud dersi versin mübarek , olmadı şan dersi versin, flüt dersi versin hepsi de türk çalgılarında var, yahut sesini eğitsin yalının bahçesinde güzel güzel şarkılar söylerken bir plak yapım şirketcisi duysun artiz yapsın bu kızı, ya da yoldan geçen simitçi aşık olsun filan olaylar gelişsin... piyano dersi nedir yahu? hiç gerçekte böyle bir olay vukuu bulmuş mu acep?

itiraf ediyorum çok sinirlendim... başımdan dumanlar çıkıyor şu an. yok kimseye sinirlenmedim, türk filmlerindeki o piyanist bozdu kafamı..
devamını gör...
çok tokum ve sol şeritte yemek isimleri okudukça midem bulanıyor..
devamını gör...
yine vize haftası geldi çattı,yine ben ders çalışmayan öğrenci modunda.
devamını gör...
çok az itiraf var, niye kimse bi şey itiraf etmiyor ki. itiraf edin de okuyalım.

benim itirafım şu; bir iki yazara acaip derecede gıcığım.
devamını gör...
itiraf ediyorum sözlük, ilkokul birinci sınıftayken mertcanın cebine koyulan o aşk mektubunu ben yazmıştım. yazan kişiyi sinem olarak göstermiştim, sineme gıcık oluyodum, ona bi kötülük yapmak istedim.
doğru bi adam seçmişim kızı rezil etti. şimdi ikisi ile de fesbukta arkadaşım. pişman değilim sözlük.
sinem hala çok gıcık.
devamını gör...
itiraf ediyorum;
uzun tanımları okurken, önce yazarın kim olduğuna bakıyorum.takib ettiğim yazarsa okuyorum.takib ettiğim yazar değilse göz gezdiriyorum satırlarda..
devamını gör...
itiraf ediyorum , mahlasları tanıdık gelmeyen yazarlar kısa yazdılarsa hiç okumuyorum. ama eğer tanıdık mahlaslı ıseler, uzun da olsa kısa da olsa okuyorum.ama uzun yazanları tanısam da tanımasam da mahlaslarını okuyorum. emeğe saygı kardeşim diyor iç sesim. bu da böyle bir itirafımdır işte diye de ekliyor akabinde.*
devamını gör...
uzun tanımları hiç okumuyorum, kısa tanımlara da şöyle bir göz gezdiriyorum.
devamını gör...
kapalı kızlara alakası olmadığı halde onları çok beğenmiş gibi davranıyorum, rahatsız etmeden ama hissettirerek gözlerimi ondan alamıyormuş gibi kaçamak bakışlar atıyorum. muhabbet kurarsam minik kadınsı oyunlarına karşılık veriyorum, kelimelerle kaçtığında kovalar gibi yapıyorum. işin aslı acıyorum zor bi sınavları var, arada kadınlıklarını beğenilmeyi hissetsinler istiyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar