bayramım hiç de hoş geçmiyor. dağlarda karlar içinde mahsur kaldım. durmadan kar yağıyor, soğuk, duman felaket. beş şişle çorap örmeye çalışıyorum, bakalım başarabilecek miyim.
devamını gör...
yoruldum. kısa ve net. ama tatlı yorgunluk Allah herkese böyle yorgunluk nasip etsin. hepinizin kurban bayramı mubarek olsun cogicanlar.
devamını gör...
oğlumun akikasını kestim. hamdolsun. hem delikanlı hem eli kanlı adamım. yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum*
devamını gör...
bu bayrama özgü sms yoluyla otomatik mesaj olayını abarttım, gayem herkesi anmaktı ama demek ki çoğu kişiye gına gelmiş bu konuda. ayrıca bu yaklaşımı cogito'ya da yansıtıp, bir şekilde diyaloğum olan kişilere ayrım yapmaksızın uyguladım. üzgünüm.
devamını gör...
toplu mesaj atılmasını doğru bulmuyorum. hiç atmadım atmam da. zamanında atanı da eleştirdim. ama son zamanlarda düşündüm de bu yaptığım şey yanlışmış. adam düşünmüş işte sonuçta. nedir bu özel ilgi beklentisi ki? sen hiç bi şey yapmayarak ondan daha mı üstün oluyorsun. bi boku da beğensek ya.
devamını gör...
bundan yaklaşık 4 sene önce eşimle nişanlı olduğumuz dönem bir hafta sonu gezmesindeyiz. otobüsle eminönü'ne gidiyoruz. otobüsün arka kapısının önünde ayakta dikiliyoruz. yanıbaşımızda bir 35 yaşlarında bir adamla 8-9 yaşlarında oğlu oturuyor. unkapanı köprüsünü bitirdik ve karaköy tarafına dönerken azapkapı çeşmesini geçtikten sonra azapkapı durağına geldik.
azapkapı ismini görünce içsesimle "dur tarih bilgimi konuşturayım da etkileyici olayım" diyerek başladım sallamaya hatuna:

"bak bu durağın ismi neden azapkapı biliyor musun ?"
"hayır"
"önceden istanbul'da şehri çevreleyen surlarda şehre giriş çıkışın sağlandığı birçok kapı varmış (bu kısım doğru). mevlanakapı, yenikapı, topkapı, edirnekapı v.s. azapkapı da işte bu kapılardan birisi. buranın isminin azapkapı olma nedeni ise o dönemin mahkumlarının şehre bu kapıdan alınması ve burada bekletilip işkence çektirilerek azap görmeleri. azap gören mahkumlar buraya azapkapı ismini vermişler ve günümüze kadar gelmiş bu isim"
" vay be !"
" evet (aha yedi valla)"

tarih bilimine olan hakimiyetime hayran kalan nişanlımı etkilemiş olmanın verdiği huzurla nişanlımın vay be sine cevap verip yoluma devam edecekken yanıbaşında dikildiğimiz çocuklu adam bize döndü ve bana baktı. adam anlattıklarımı duymuştu ve konuşmaya hazırlanıyordu olacakları anlayıp "abi gözünün yağına yumurta kırıp francala ekmeği banayım nolur sus" der gibi bakarken konuşmaya başladı:

"yanlışın var geenç. buraya azapkapı denme nedeni şehre giren esnafların bu kapıdan içeri alınırken çok fazla bekletilmeleri ve getirdikleri malların titizlikle aranmasından."
"ya hadi ya demek ki ben yanlış duymuşum ehehe. evet."

nişanlıma dönüp baktım gülerek diğer tarafa bakıyordu.
otobüsten inip nişanlımla denizi seyrederek yürüdüğüm yol boyunca yaklaşık yarım saat bir şey konuşamamıştım. şimdi düşünüyorum da keşke o adama diklenseydim "senin anlattığın hurafe esnaflar bu kapıdan değil ayakapı dan alınıyordu" diye.
ayakapı'da ayakkabıcıların çokca bulunduğu kapı ismi gibi duruyor aslında.
devamını gör...
istifa etmek ya da işten çıkarılmak çok kötü bir şey şüphesiz..ama bu ikisinden daha kötü olansa ihbar süresi..

diyelim istifa etmeye kesin olarak karar verdiniz..dilekçenizi de yazdınız müdürünüze/patronunuza/ik yetkilisine teslim ettiniz,nedendi,niçindi geyikleri yapıldı ve son cümle olarak hayırlısı olsun denildi..işte o andan itibaren o iş yerinde çalıştığınız süreye göre değişen bir süreç başlıyor 15 gün ile 2 ay arasında değişen..buna ihbar süresi deniyor..özeti de şu..hacı ben işten çıkıyorum,tamam belki yeri doldurulamaz biriyim ama sen gene de yerimi doldurmaya aday birini bulmak için çalışmalara başla,bulabilmen için sana benden x* gün,buldun buldun bulamadın alırım ben voltamı..

yine farzı muhal patronla anlaşamadınız,işi beceremediniz,kriz vurdu ayva nardan ayrıldınız,müdür/patron/ik yetkilisi çağırdı,paşam durum böyleyken böyle,sorun sende değil bende,sen benden daha iyisini hakediyorsun filan gibi şeyler söyleyerek işinize son verdi..işte yine bu andan itibaren başlayan ve size "hadi bak işten çıkardım ama son bi kıyak sana iş bulana kadar x* gün daha maaş veririm,buldun buldun,bulamadın sen yoluna ben yoluma" diyen bir süreç başlar..

işte bu ihbar süresidir işten ayrılmaktan/çıkarılmaktan daha acı olan..zira o x gün geçmek bilmez,çalışayım desen çalışasın gelmez,insanların tavırlarında hep bi "kıyamam gidici bu üstüne gitmeyek" hissi vardır,hepsini geçtim o ofisin duvarları üzerinize üzerinize gelir..

kısacası çekilir çile değildir a dostlar..
devamını gör...
biliyorum bu tanımımda eksilenecek yazısı okuduğumda, üşenmiyorum bakıyorum eksilenmiş mi. eksilenmemiş ise eksiliyiveriyorum ki kimsenin beklentileri boşa çıkmasın. bu beni iyi biri yapar mı yapmaz mı diye düşünmüyorum bile.

bir de takip ettiğim yazarların yazılarını iki kere okuyorum. mutlaka bir oy veriyorum, artı veya eksi. ama takip ettim ki, sözlük arkadaşlarım, ben anlarım, onlar bana oy vermeyebiliyor, bu çok önemli mi, hayır, bunu dert tasa vs ediyor muyum, tabi ki hayır, ben ergen miyim.*
devamını gör...
ferdi baba duygularıma tercüman olmuş:

huzurum kalmadı fani dünyada
bilsen uzaklarda kimler ağlıyor
gelemem sevdığım felek koyuyor
gurbet eller bana
bir mesken oldu
gelemem bir tanem kader bağlıyor

yapıştı canıma bır kara sevda
huzurum kalmadı fani dünyada
yapıştı canıma bır kara sevda

bu hasretlık bizi çürütecek mi
bir gün ağlatmayıp güldürecek mi?
yoksa kavuşmadan bizi yaradan
şu gurbet ellerde öldürecek mi?

http://www.cogi.tk/dg5ao0


devamını gör...
cogito sözlük girdimden sonra egomun "en beğenilen tanımları" kısmının değiştiğini görmek çok iyi geldi. kendimi dalkavuk gibi hissediyordum. daha doğrusu dalkavuk olmak lazım değilmiş cogitosözlükte diyebildiğim için rahatladım/
devamını gör...
ben aşığım be cogito.biliyorum;

aşk! senin için herşeyi "var ettim" diyen rabbe; senin için herşeyi "terkettim" diyebilmektir!”

ama ben gerçekten aşığım.nasılsa ilahi aşka giden yol da beşeri aşktan geçmiyor mu ?

(bkz: züğürt tesellisi)
devamını gör...
ben aşığım be cogito.biliyorum;

aşk;senin için herşeyi "var ettim" diyen rabbe;senin için herşeyi "terkettim" diyebilmektir.

ama aşığım işte.zaten ilahi aşka giden yol da beşeri aşktan geçmiyor mu ?

(bkz: züğürt tesellisi)
devamını gör...
karşı koyamıyorum, insanların fütursuz isteklerinin peşine düşmek karşı konulmaz geliyor. aciz miyim, neyim.
devamını gör...
apartman toplantılarını seviyorum. hayatımda bir kere sadece bir kere 2 hafta önce merakımdan katıldım.
daha önce neden gitmediğimi pişmanım.
- beyefendi ben sizi dinledim
- ben de size söz vereceğim
- oylama ne zaman ya
- hadi oylama yapalım
- oylama yapmadık
1 buçuk saat sonra:
oylama sonucu: 8-8
artık kaçırmam hiç.
devamını gör...
hayat felsefen ne diye soranlara afilli cevaplar verememiştim hiç.ta ki iett otobüsünde o sesi duyana kadar.telefonla konuşan hayat felsefemi dillendiren kişi"zaferden değil seferden mükellefiz"demiş ben ise evraka!hayat felsefemi soranlara cevabım,iett otobüsünde de kulaklık takmama sebebim var artık.
devamını gör...
niye ben, niye sen ve niye bize düşman olan o birinci çoğul şahıs.
o şahsı boğasım var sözlük.
bizi biz yapmayan, yapamayan o şahsı.
devamını gör...
iki adet itirafım var sözlük.

birincisi kendimden epey utanmama vesile olmuş bir itiraf. koskoca abandone kelimesini şimdiye kadar hiç işitmemiş olmam. lanet gitsin kendimi hiç bu kadar cahil hissetmemiştim. üstüne bir de cogito sözlükte düşünce suçuymuş iyi mi? yani şu an ki hislerim laf olsun diye değil sahiden tarifsiz. işin en kötü tarafı ise hadi ben bilmiyorum cahilim, ama neden etrafımdaki bir Allah'ın kulundan duymadım bu kelimeyi neden, neden, neden? arkadaş çevremi değiştirmeliyim sanırım. kendime kelime haznesi geniş, entel arkadaşlar bulmam an itibariyle şart oldu. *

ikinci itirafım ise;

biliyor musun sözlük ben küçükken gerçekten bir trafik canavarı var zannederdim. ama bildiğin canavar. onun trafiğe girip insanları öldürdüğünü düşünürdüm. öyle işte..
devamını gör...
son bir aydır feci dağıtmış durumdayım. bölüm beni sarmadığı için üniversiteyi bıraktım ve tekrar hazırlanıyorum tabi buna ne kadar hazırlanmak denirse. bi kere girdim bir daha girerim edasıyla egom tavan yapmış durum da ama o iş öyle değil biliyorum ve bile bile aynı davranışlarıma devam ediyorum. benden adam olmayacak galiba sözlük bilinçsiz olarak yapmak neyse de bilinçli olarak yapmak gerçekten salaklık yani...
devamını gör...
değerli insanlarla aranın bozulması kötü bir şey..

itiraf: bunu bilerek yapıyorum...

sonuç: daha o aşamaya gelemedim..
devamını gör...
bişeyi bilmiyorsam ya çaktırmamaya çalışıyorum ya da "iyi bişey olsa kesin bilirdim" şeklinde aymaz bi tavır alıyorum..abandone kelimesinin anlamını bugüne kadar bilmiyordum,ama hiç kimseye de çaktırmadım,madem bilmediğim artık biliniyor,"iyi bişey olsa kesin bilirdim"..
devamını gör...
babam spor olsun diye evde bir oraya bir buraya yürüyor. buraya kadar sıkıntı yok fakat yürürken sessiz sessiz konuşuyor hatta resmen tartışıyor.kiminle tartışıyor ya da neye kızıyor bilmiyorum. tek bildiğim beni hep babama benzetirler. korkuyorum.
devamını gör...
babam spor olsun diye evde bir oraya bir buraya yürüyor. buraya kadar sıkıntı yok fakat yürürken sessiz sessiz konuşuyor hatta resmen tartışıyor.kiminle tartışıyor ya da neye kızıyor bilmiyorum. tek bildiğim beni hep babama benzetirler. korkuyorum.
devamını gör...
demin bi başlıkta comün diye bi kelime geçiyodu. düşünüyorum lan bu ne demek filan diye.komün mü acaba falan bile dedim. sonra dank etti cogitomünazara kısaltması diye.tabi tartışmayı pek sevmeyen bi insan olduğ... beyin koşarak uzaklaştı.
devamını gör...
kararsızlık ve güvensizlikle boğuşuyorum. yine yol gösterecek kimse yok. ceremesini sonradan çekeceğim hataları yapmaya başladım bile.
devamını gör...
twitter'da beni takip eden herkesi takip etmek zorunda hissediyorum kendimi. nasıl bi vicdana sahipsem, takip etmezsem ayıp olurmuş gibi geliyor. *
devamını gör...
burasi o kadar huızurlu insanca olsun istiyorum ki konuşmak üpaylamak hiç dert değil huzur ver kardeşim ben buranın bizim olduğunu hissedeyim diyeyim ki memleket korkma bizim çocuklar boş zamanlarında sözlükte iyi şeyler yazarlar diyeyim ki kardeşim madem sosyal medya denilen tiri vırı var bizim çocuklar da var. böyle şeyler düşünüyorum abiler. çok mu şey istiyorum.
devamını gör...
eski tanımlarımı artılıyorum, ne güzel yazmışım diye de hayret ediyorum.
devamını gör...
çok sinirliyim sözlük. sırf sinirimden böyle bir sürü tanım yazıyorum. muhtemelen sinirim geçince yahu ben ne mantıksız şeyler yazmışım deyip sileceğim.
devamını gör...
uyku öncesi kitap okumak akıl işi değil.. bir cümle ile dağılıyor insan. sonra dönsün dursun o cümle sabaha kadar zihninde...
devamını gör...
toplantılarda numaramı gizleyip müdür beyin telefonunu çaldırıp rahatsız ediyorum.allahım affet.
devamını gör...
herhangi bir masanın etrafında oturduğum çoğu zaman çevremde dönen esrarı, hep ben içmem diyerek çevirdiğim zamanlarım çok oldu. aslında hep oldu. bir kere içip, nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemiştim ki şimdi hiç konuşmadığım arkadaşım sen hiç içmedin, o yüzden sana yok diyerek reddetmişti isteğimi.

ta ki bu yıl, bu gece yarısında, ondan istememle bu durum ilk kez bozuldu.

ilk kez içtim ve kova olarak. sigara gibi değil tabiki.

nasıl bir şeydi onu anlatayım, 2 sefer çektim kovadan, 2 sefer.

ilk çekişimde hiçbir şey yoktu, en azından ilkinde yoktu. ikinciyi çekişte ise kafanın bir ton halinde insan vücuduna yaptığı yükü gördüm. öyle böyle bir şey değildi hani, yürüyemiyorsun, yürütmeyecek kadar da çok kötü bir ağırlık. sonra bacakların bedende olmadığını düşünmek, o şekilde hissetmek de çabası. sonradan kolların yerinde olmayışı ve kafanın içinin bomboş olduğunu hissetmekle de bu iş tam da nirvanaya ulaştı ve yatmak zorunda olduğumu hissettim.

yatakta, o etkilierin hepsini gördükten sonra, vücudu saran ilginç ağrılar, yüzünüzde sanki bir yerlerden kan aktığını hissetmek sizi paramparça edercesine sarıyor. öyle kötü şeyler düşünüyorsunuz ki o ağrının olduğu yerleri kesmek, 10. katta oturmanın etkisiyle tüm ağrılardan kurtulmak adına atlamak, gerçekten kötü şeylerdi. kendime kötü bir şey yapmaktan korktuğum için arkadaşımın, odadan yanıma gelmesini ve ben yatana kadar da gitmemesini isteyecek duruma düştüm. banyoda yatıp, kapıyı üzerime kilitlemeye kadar düşündüm. 10 katta oturuyorsunuz, kafanızın güzel olmasıyla neler yapacağınızı, bir sonraki hamlenizin ne olacağını düşünememek.

ne yapacağınızı tam olarak kestiremiyorsunuz, kötü bir şeyler yaparım diye düşünüyorsunuz. tek istediğiniz yatıp, uyumak. yattığınızda ölü gibi olacağınız için en iyisi o diye düşünseniz de vücudunuzdaki ağırlık sizi uyutmuyor. gözlerinizi kapatıp, dalmak istiyorsunuz fakat olmuyor. her ne kadar sonradan uyumuş olacağımı bilsem de, korku besliyorsunuz durduk yere.

bu ilkti ve son olarak kalacaktır da. bir kere taddım, nasıl bir şey olduğunu gördüm bir daha mı? asla.

not: içmeyin sakın.
devamını gör...
ağrı kesicileri mahsus kullanmadığım zamanlar oldu. sırf acıya ne kadar dayanabileceğimi öğrenmek için .
devamını gör...
ilkokula başlayacağım yıl, sırf atatürk kurdu diye, evimize hayli uzak olan cumhuriyet ilköğretim okuluna* gitmek istedim. ailem de o okul iyi diye oraya yazdırmak istemişti. neticede arada 2 tane okul daha bulunmasına rağmen o okula yazılmıştım. tabii benim mutluluğumun sebebi atatürk' ün kurduğu okula gidecek olmamdı. gitti mi o okula gidilirdi.

***

okul başladı, günler geçti, ben okuma yazma öğrendim. hayat bilgisi diye bir ders de girdi öğrencilik hayatıma. akabinde tarihler falan.
ve işte, atatürk'ün ölüm tarihini öğrenmemle o dersin teneffüsünde, okulun tabelasındaki kuruluş tarihine bakıp "anaaa" demem arasında geçen buhranlı evreyi hatırlamıyorum. lâkin yaşadığım hayâl kırıklığının daha sonraki okul hayatımda ne denli çalkantılara sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. o gün içimdeki duygu çatışmalarının verdiği etkiyle bütün maddi birikimimi futbolcu kartlarına yatırmıştım.

yıllar geçti ve ben öğrendim ki türkiye' de her on okuldan dokuzunun adı cumhuriyet. *
devamını gör...
seni özledim sözlük..

yoğunum bu aralar, gelemem, bekleme..

sen de beni özle..

selamlar..
devamını gör...
market bakkal karması dükkanın önünden geçerken küçük iş makineleri oyuncağı gördüm. altında bir tüp üstüne tutturulmuştu. tüpün içi bonibon çakması şekerlerle doluydu. sigaram olmasına rağmen sigara alacak gibi girdim içeri, sanki sigara alırken gözüm ilişmişte farketmiş havası vererek bunlar neymiş?, kaç lira bunlar? diye sordum. bir silindir bir tane de kazıcı yükleyici aldım. şekerleri bir güzel yedim oyuncaklarla da oynuyorum.
devamını gör...
dün metrobüsten inip diğer metrobüse bindiğinde tekrar kart okutan kişi bendim. o şöförün güldüğü kişi yani. hatta abi bir kere daha basayım beni evin önüne kadar atıver diyen de o ben değildim işte arkadaşımdı.
devamını gör...
istanbul'a yolu düşenler bilirler,metrolarda akbil turnikelerinin hem girişinde hem çıkışında akbil okutulabilecek mekanizma vardır..giriştekine basarsanız biletinizi alır,turnike çalışır geçersiniz..lakin turnikenin öbür tarafında kalan mekanizmaya bastığınızda akbilinizden bişey düşmez sadece cihazda ne kadar kontör kaldığını görürsünüz..

işte ben istanbul'da yaşadığım dönemlerde iş çıkışlarında çok yorgun olduğum bazı zamanlarda metroya binerken bastığım gibi çıkarken karşıma gelen o kontör sorgulamaya yarayan mekanizmaya da akbil basardım..ama öyle bakayım kaç kuruş kalmış demek için değil,bildiğin turnike açılsın diye..çok pis rezil olunuyor,denedim yüzde yüz çalışıyor..
devamını gör...
bazı entrylerimi gördüğüm zaman artılamak için büyük bir istek duyuyorum.

diğer yandan eksilenmediğimi görüp kızıyorum.

tuhaf bir ikilem.
devamını gör...
beklenen telefonun gelmek bilmemesi çok ama çok iğrenç bir şey..gelmiyor,bekliyorsunuz,siz bekledikçe daha çok gelmiyor,gelmedikçe daha çok bekliyorsunuz..böyle saçmalardan saçma bi paradoks halini alıyor..
devamını gör...
başka bir sözlüğü okurken kendi mahlasımı gördüm. Allah Allah, ben bu yazıyı nasıl yazmış olabilirim diye düşünürken aslında benim mahlasımı çalan başka bir yazarmış. bu sözlükte muhibbi'yim ama başka sözlükteki muhibbi ben değilim. sinirlendim açıkçası.
devamını gör...
biraz utanç verici. küçükken sabıka kağıdını, temiz kağıdını; savcılıktaki bir yetkilinin a4 üzerine sadece onlara özel kaşe ile temiz bir kağıt sanardım. evet gerçekle işe alındığımda yüzleştim. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar