kuzenim whatsapp durumuna "kalp kalp kalp tekkem kalp kalp kalp " yazmış.
sonra kocasıyla kara el izi çıkartmışlar onu koymuş felan. instagram açmış yaptığı yemekleri felan atıyo.
bu kiz ki telefonda yabancı bi erkek sesini duymasın diye arkadaşlarıyla şifre uydurmuşlardı. telefonun camına 3 kere tıklatıyolardı öyle konuşuyolardı. bu kiz ki ben üniversiteyi kazandığım yıl " okuyan kızlar iffetsizdir rereerörörö" diyr konuşan kız.
neyse ben bişey demiyorum.
devamını gör...
hoca bana evinden getirdiği keki ikram ediyor, dedikodu filan yapıyor, ben hala ondan çekiniyorum sözlük. yaş farkımız da çok yok, çok rahat arkadaş olabilirim. neden bu öğrencilik psikolojisinden çıkamıyorum.
devamını gör...
bugün ders sonunda hocanın bilgisayarından konu slaytını almak için izin istedim ve tam alırken" aman yarabbim didim" hoca başımı öpüp canım ... dedi. ne yapacağımı bilemedim. hiç bozuntuya vermeden slaytı aldım ve teşekkür ettim. çıkışta arkadaşıma sordum "+ hoca başımı öptü değil mi?" " - evet evet öptü valla." şaşkınım sözlük ;benim başımı en son ilkokul hocam öpmüştü sanki yani ondan da tam emin değilim, hemcinsim tarafından hem bu sevgi gösterisi hem de hocanın bana ön yargısız olması çok hoşuma gitti çünkü bizim üniversitede bu tür davranışlara şahit olmak çok zordur.
devamını gör...
çok hastayım çook. ve çok hasta olduğumu bildiğimi halde bir geçmiş olsun bile demedi sözlük.
devamını gör...
soyadim hayatimi sekillendirmiscesine bir hayatim var.ama bu durum sadece beni etkiledi.ailemde herkes bu soyadindan uzak bir hayat surduruyo.
devamını gör...
merhaba, iki gündür intiharı düşünüyorum.

uzunca bir süredir arada bir çürük diş gibi sızlayan, zihnimin dışına ittiğim bir durum bu.

geçenlerde biriyle tanıştım, değişik bir heyecan rüzgarı var serde.. sanırım yaşamı hissetmek gibi bir şeydi bu ve ben bu durumu çok sevdim. olağanca emek vermeye başladım, sıkı sıkı tutunmalıydım çünkü yaşam hissi, çünkü komik anılarını anlatıp eğlendirmeyi uzun süre sonra istiyor olmak.


bu şebelek ruh halimden dolayı biraz yüzsüz, sulu, fazla ilgili ve bu yüzden zırt pırt ezilen ama bunu görmezden gelen bir hale düştüm. umursamadım çünkü tutunmalıydım. bu ısrar sanırım iyice paçavra muamelesine dönüştü ve bir anda neden böyle bir duruma düştüm, bu ne acizlik ? şeklinde sorular, ardından bir daha belki de öyle değildir yüreğimi anlar, uzun süre sonra yüzümü güldürdü apayrı bir insan olmalı iyimserliği ve bir yıkım, yıkım üstüne daha.

açılmayan telefonlar, işitilen azarlar derken... bir dakika ya kimdim ben ? insanların arabasının plakasını ezbere bildiği, sahtekarca da olsa yüksek itibarlı günler görmüş, bugün o hallerinden uzak, tül inceliğinde bir kalkanı kalmış müflis tüccar. gurursuz mu ? neden bu kadar değersiz? neden bir güldürdü diye havari sanmaya başlamış, sürekli bir mesih bekleyen çaresiz ?

ve diş ağrısı yerini varoluşsal boşluk sancısına bıraktı. geldik mi yine dilber kalesinin burcuna?

bir insan kaç yıl boğulur gibi olup küçücük soluklarla yaşam mücadelesi verebilir ki okyanus'ta ? kulaç atamayalı çok oldu da sürüklenmekten de yoruldum. silah masada külllüğün hemen yanında aldı yerini. hayırlı olsun seyr u sefer. geliyorum, çıkardım gömleğimi vücudumdaki her iz ayan beyan, her biri ayrı bir hikaye ve bu kitap gömülecek!

kumu akıyor saatin. o mu ? en son:

sabaha saçmalamalarını görmek istemiyorum!

deyip uyudu. ulan ne uyuması? ben sana bir iki şaka yapıp güldürecektim ve bununla yaşadığımı hissedecektim, yüküm de yok desen de uyku tatlı şey arkadaş! biz mahrum olsak da.


ezan okunalı çok olmuş, kafam masaya izmaritler arasına bir güzel devrilmiş, kokudan ( koku hastasıyım) tiksinip kanepeye düşmüşüm. açtık gözleri, yok hala aynı kafayım, dürtüyor bizim çürük diş. cinayeti tasarlayarak işleyeceğim belli oldu bu.


ne yapacağım ben ? bir karar vermeliyim, bu araf'ı kaldıracak gücüm yok. akşama gidip şu eski ortama bir bakınayım, ya yeniden doğrulucam ya da bu maratonu bitirmek istemediğime emin olup sonlandıracağım.

alo, iyidir iyi akşam tayfayla otele takılalım diyorum?

cepte 5 para yok da kartta var birkaç yüz lira. hallederiz herhalde.

bir sokağa çıkıp nefes alayım, yine kahvaltı yapmadık dönerci şaban'ın 3 liralık bol acılı tavuk dönerine talimi edip tanesi 75 krştan birkaç çay ile uyanmış olduk birader. akşamı beklerken biraz sağı solu kurcalayınca bir de gördüm ki bizimkisi yakın bir arkadaşımla birbirlerine şapşiklik yapmaya başlamış, inceden inceye yürüme işi almış gitmiş.


vay anasını arkadaş! dün gece gebermiş olabilir bugün haberlere bile konu olmadan birkaç fukaranın kıldığı namaz ile gitmiş olabilirdim. gitseydim keşke de şuna bak nasıl da yoluna bakıyor birader? bırak günü saati boş geçmiyor.

öfke nöbetlerini sürekli dizginlemek bizim uzun sigaraya düştü. iç babam iç.

tutamadım kendimi, aramayacaktım sessizce geberecektim ama sinir tuttu asıldım telefona. sen de 10 ben diyeyim 20 kere aradım. cevap yok..

lanet olsun ulan hepinize deyip hızlıca eve gidip akşama hazırlanayım dedim. sakal traşı 50. seferde başarıldı, tamamdır. hah ver şu tom ford'u misler gibi kokalım kaç aydır dolapta ( dönerci şaban'a giderken sıkamam ya) o da oldu. aç bakalım ekşideki en güldüğün yazıyı https://eksisozluk.com/entr... olsun, gülümseme de geçti surata. çek dolaptan eski günlerden kalma ceketi, du bakim... hmm bizim omuzlar düşmüş baya be birader, bir buçuk yıldır parasızlıktan gidemeyince salona.. iyiyiz ama güzeliz sıkıntı yok.

kopacak dedik ya gariban dananın kuyruğu, silah belde acaip havalı iniyorum aşağı,

peyman oğlum işin var mı? benim uydu yine kafayı yedi kanallar yok!

şükran teyze Allah'ın adını verdim bak oynama şununla 100 kere nasıl bozar insan ya?

yükledik kanalları iki dakikada hooop binanın önüne geldi canti peyman.

araba? borçlardan dolayı gitti ya tee ne zaman..

ben bu kılıkla binemem dolmuşa hadi yürü şimdi. yolda mesaj attı yine bizimki, kendisi telefonda konuşmaya tenezzül etmez bir derdin varsa mesaj at der sağolsun. başı filan çok ağrır bildim bileli bu yüzden konuşmak için bin tane maymunluk gerekir.

neyse ağzım dolu, bir de baktım sevdiği biri ölmüş. ben malım ya yine attım içime, oturup bir de teselli ettik viraneliğimizin üstüne. bunlar bizim arkadaşla yürüşmüş, arada ben keriz sandal gibi gidip gelmişim filan... saçmalama Allah aşkına zaten morali bozuk kim çeker bunları ? kaşar şansı diliyorum tüm kızlara.


oturduk otelin restoranına masa donandı, oturuş on numara dış cepheye mantolama yapılmış eski bina modu velhasıl. ben önden bi aç karnına çaktım iki duble, ulan şaban bu biberleri nereden alıyorsun yanan sırf midem değil her yerim be..

şu sağımda oturan babasının ameliyatının bıçak parasını verdiğim, abiden başka laf bilmeyen, çalıştığım bankanın şubesine hatırla yerleştirdiğim bugün peyman diyen özgüvenli genç. oturuşuna bak, fed başkanı sanki aç ulan o kravatı, çekip sıksam mı lan kafasına kendimden önce ?

ee hadi beyler dibi delik bu akşam, yapıştır!

yapıştıralım.

diğer yanımdaki benim dosyamla girdiği ihaleyle palazlanmış köpek, beş parasız kalmama yorumu hayırlısı filan yani. bir de şuna versem 9 mm'yi içim soğur mu lan şu dünyaya..

bakındım gece boyunca ortama etrafa, ben yaşamak istiyor muyum? başlayabilecek takatim var mı yeniden ? yoksa erken esen rüzgardan sonra güneş yakacak mı ? bizim kız ? mesaj atmış yine teselli peşinde al ulan sana teselli. sen de ferahla anasını satıyım, hakederek değil ya bu iş. kısmet meselesi. bizim payımız bu.
çaldılar bir de şarkımı tam yılan hepsi, oynuyorlar yalandan. çok kıyak arkadaşlarıyım ya.. kalk toparlan peyman bunların yanında mı aranır ne yapacağıma cevap .


mesaj: kalktım ben.

tabi hemen cevap yok, çok da umurunda değil herhalde. bende de şu var bir döksem içime ya geberip gidicem ya da seni yenicem istanbul! deyip eski iştahımla mücadele edicem. yok abi başı ağrıyor biliyorsunuz arasak açamaz ki.

bir ara alkolün de etkisiyle,

ben intihar edicem sen başım çatlıyordasın be
demişim. gelen cevap,

konuşmadan vazgeçemez misin kararından?

zuahahaha, sinirim bozuldu lan böyle ölüm öncesi mi olur ?

yok ablacım o mübarek başın ağrımasın da gerisi mühim değil. baş ağrısı benim bildiğim ev hanımlarının kocalarından istediğini alamayınca kullandığı bir şeydi. benim sebebim olucak abi nasıl iş yaw ? hem bizim arkadaşla da başı ağrıdığı için yürüşmüş herhalde acılı smayli vaz hir kardeşim.


gece uzun, sokaklar da ıssız abicim istediğimiz gibi, yürümekle aşınacak tek şey şu rugan ayakkabım kaldı. o da gitsin zaten. yürü babaların oraya, canım babam. ışık yanıyor, açık oturum izleyip chp'lilere küfrediyor herhalde. demokrası lafını duydukça da iyice basıyordur. bir an cumali gibi gördüm kendimi babam da baran..

ben:

çok korkuyorum eşkiya
beni bırakma
çok korkuyorum
çok

babam:

korkma
sadece toprağa gideceksin
sonra toprak olacaksın
sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin
oradan özüne ulaşacaksın
çiçeği özüne bir arı konacak
belki
belki o arı ben olacağım...

ol baba ya ne olur ol. ama sen şimdi kahrolursun arı filan sarmaz seni. keşke böyle olmasan da defolup gitsem. ağlamaz görünürsün ama için ağlar. hani ben askere giderken de içinden ağlamış, ağzıma ettirmiştin ya.

göz göze geldik mahallenin itiyle. hehe en son askerde komutanın golden köpeğiyle bu kadar yakındık da bu terbiyesiz uysal bir şeye benzemiyor. doğru lan ben en son askerde mutluydum. insan askerde mutlu olur mu be en son ? ölsem beşiktaş şampiyon olucak göremiycem, bunu da yaz bir köşeye. ben yaşadıkça ol maz.


biraz yeraltından notlar oldu ama kusura bakmayın. normalde biri atlayayım dese ya atla denir (moda şimdi) ya da hulusi kentmen ikna eder kadir savun sahilde yürütür, esas kızı da çağırtır filan. ben çatıda kaldım, çünkü başı ağrıyor herkesin, benimse içim.


bu da babaya ayıp olmasın, telefondan 50 kere dinlediğim şarkısı. düşsün kaydı müsaademle kardeşim.


devamını gör...
sözlük şifremi bu kadar süre sonra tek kalemde hatırlamış olmaktan dolayı kendimden korktum. normal değil.
devamını gör...
itiraf ediyorum. fm oynarken tum maclari kapsamli modda oynarim. bir ara; pc basindan kalkmadan onceki son macimi "oylesine" bir sadece spiker modunda oynayip kazanirsam kazandigim maci da kaydederek cikardim, kaybedersem zaten "oylesine" oynadigim icin kaydetmeden cikardim.*
devamını gör...
merhaba,

bu gece azimliyiz birader.

hatırladım genel kalite düşüklüğünü ahir zaman evlatlarının. ne demişti nazım? en fazla 1 yıl sürer 20. asırlılarda ölüm acısı. bir an unutmayıver hemen toplanıyor etrafına çiyanlar ve sen kıyamadığından fiyakalı bedenine, etrafında yangın olan akrep gibi iğneyi kendine batırıyorsun.


bak hakkını teslim edeyim geçen bin yıllardan taşınan her kelime genetik olarak dilimizin kıvraklığını arttırdığından acaip güzel şeklimiz var hepimizin. şekil ama işte. şeytan artık emekliye ayrılınca iç dünyasında kendini mahrum etmeme halimiz vaki. genel konuştuğuma bakma birader sen yine de.

insanların kendine saygısını yitiremeyişi, itirafı sadece iki sırrın ifşası görüşünden olsa gerek. bak bu da takıldı aklıma. rabbimiz de biliyor ya kulunu o yüzden kabul edip tövbe edene ödül verecem demiş. büyük sensin, günahkar da olsam biliyorum ben.


duyarsız, hareketsiz, bıkkın, dünyaya gözü doymuş, emek vermeye bir çift gözden başka ne kaldı ki bu alemde halimden ağzıma edildiği için caydığımı tahmin edersiniz. ben hala boş diyorum gördüğümüz ne varsa ama maalesef insanoğlu bu hali acziyet görüyor. oysa ben kolayca başarmaya doğuştan yetenekli ama böyle olunca da etrafıma toplaşıldığında kişiler adına utanıp bunalıma giren kardeşiniz olarak; köküne kadar bilirim nasıl yaşanabildiğini.

benim caydıklarıma karşılık kaçırılmayan konfor sıktı canımı. yok peyman ne dünya dilediğin gibi olacak ne bu insanlar bölüşecek ruhunu. ne demişti müteveffa küçük burjuva mühendis amcamız ?

"eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa
anlatamıyorlar anlatılamayanı...
anlatmak gerek: düşman sarmış her yanı
oysa, mesela selim ışık
anlatmadan anlaşılmaya aşık...
böyle adama
(darılma ama)
yaklaşmaz hiçbir güzellik,
doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
almak için bütün sızıları içine...
..."

örttük üstünü birader, sızlatmasın artık ruha üflendiği yanılgısına düşüren safi rüzgar.

yaklaşmıyor hiçbir güzellik evet, yaklaşanlar hep güzelliğimsi işte.

bu gece ayak üstü bağlandı sipariş, sermayesi atikliği olan herkes gibi biz sadece payımızı alıyoruz birader. iyi bakalım, başlamış olduk yine. alınır yine 4 tekerlek ve polyester barındırmayan ceketler. hatta 3+1 saadetine özeniliyor ya, o da kolay. lan yediler içtiler doymadılar, onlar bitti sansın dur bakalım hele diyerek zulada duran arazi de satışa çıktı. yapacağız işte yeniden. ölme, yaşa derken kasıt bunlar sanırım. hatta bolca ahlaklı pozları, çıkarı kadar hürmeti olan tiplerin yüceliği, her biri melaike kıvamında ( aşağısını kabul etmiyorlar) kadınlara da amenna.

buyurun size 2015 model, günün türkiye şartlarını yakalamış, "yaşayan" peyman!


vazgeçtik biz mesihi beklemekten, avucunu her uzatan havari değil, ayaklara serdiğimiz yüreğimiz ise sakatat. hepsine tamam be kardeşim!


edit: zamanın eli değmiş ve biz babaya saygı duruşunu unutmuşuz bu gece. hiç de söylemiyorsunuz.


devamını gör...
küçükken tebbet suresinin mealini öğrendiğimde birinci ayetin "ebu leheb'in iki eli kurusun!" kısmından dolayı aklıma geldikçe tekrar tekrar okurdum ki böylece ebu leheb daha çok acı çeksin.
devamını gör...
hocalı katliamına üzüldüğüm zaman azeri olmadım. srebrenitsa katliamına üzüldüğüm zaman boşnak olmadım. çeçenler için üzüldüğümde çeçen olmadım. manevi destekçileri oldum. arakanda katliamlara üzülürken arakanlı olmadım. filistine destek için yürüdüğümde filistinli olmadım. başörtüsü yasağı kalksın diye imza topladığımızda, direndiğimizde muhafazakar olmadım. ülkemdeki savaş bitsin diye haykırdığımızda da ne türk ne başka bişey olmadık. aklınıza gelecek neresi varsa zulüm gören, türkiye dahil. hepsinde tepki gösterdim. yardım topladık dayanışma gerçekleştirdik.

fakat bugün görüyorum ki herkes benim gibi düşünmüyor. çeçenler ve diğer milletleri temsil ettiğini düşünenler, uğruna üzüldüğüm müslümanların içinden bazıları, toplanıp kobani'ye saldırdılar. kobani akrabalarımın olduğu yerlerden biridir. ve oradakiler de müslüman ayrıca (başka dinden olsalar da ne farkeder ki). ülkemin büyükleri de neredeyse sevinç çığlıkları atacaktı. kürdistanda ne zulüm olursa olsun hiçbir müslümanın sesini işitmedim. aksine bizler katledilirken sevinç çığlıklarını duydum ve hiç unutmadım. dünyadaki bütün örgütler birleşip suriye ve ırak'ta bizlere saldırdı. hiçkimseden ses çıkmadı. kürtler kendilerini savununca terörist oldular. bize saldıranlar da hep "öfkeli gençler" olarak kaldı.

Allah bunları bilmiyor mu ? biliyor. kurulan sistemler, dünyanın bütün güçleri bizim oturduğumuz topraklar üzerinde kendini hak sahibi görüyor. bazıları bunu abartıp üzerinde yaşayan bizleri de kendi kölesi olarak görüyor. nitekim camide "kanları ve malları size helaldir" diyebiliyorlar. atam hz. ali'ye yaptıkları gibi kuran sayfalarını mızrakların ucuna takmışlar.

büyüklerimin bana verdiği öğütler haklı çıkıyor. öngörüleri de bir bir gerçekleşiyor ve netleşiyor. dünyayı net görüyorum. bize bir haksızlık yapıldığında haksızlık yapanları bilinçsiz zannederdik. hayır biz bilinçsiz mişiz. onlar gayet de bilinçli bir şekilde bize haksızlık yapmışlar. biz de sesimizi 100 yıldır çıkarmadık. artık mazlumun çığlığı kulakları sağır edecek.
devamını gör...
adımı çok seviyorum. adımla hitap edilmesini de seviyorum. hatta kendimle ilgili en sevdiğim şey adım olabilir.
devamını gör...
üstteki giriyi kıskandım. adım ender isimlerden ben de çok severim. ilk adımı değil onu kullanırım.
*
devamını gör...
binanın asansöründe tek başıma çok acayip şeyler yapıyorum. üstümü soyunup aynada vücudumu incelediğim bile oldu. işte bunlar hep zeka katsayım yüzünden.
devamını gör...
facebook twitter instagram ne varsa sildim. sözlüğü de silicem. hoşçakal sosyal medya merhaba huzur.
devamını gör...
arkadaş çevremi gözden geçirmeliyim ve hatta değiştirmeliyim, ancak üşeniyorum. bazen beni aşırı derece de sinir ediyorlar. bir gideyim sürteyim sağda solda dedim. birini arıyorum, tamam akşam görüşürüz diyor, akşam oluyor arıyorum, başka elemanların yanına gitmiş beni ekmiş. öbürünü arıyorum, yok şöyle işim var böyle işim var yerinden kaldıramıyorum. başka bir at kafalıyı arıyorum o telefonları açmıyor, genelde açmaz ne işler çeviriyorsa, sonra arar ama iş işten geçmiştir. diğer arayabileceklerim şehir dışına gitmiş. bu ne arkadaş kimse yok. bunlar benim en yakın arkadaşlarım. ağız dolusu sövüyorum ama şu an onlara.

şimdi canı sıkıntısından gidip tek başıma dolanacam, ne yapacam bende bilmiyorum. belki kızılay'da atari salonu var oraya gider tekken oynarım.
devamını gör...
az önce 4-5 yıldır tanıdığım bir kız arkadaşımın kız arkadaşıyla birlikte çektirdiği profesyonel çekim fotoğraflardan lezbiyen olduğunu öğrendim facebookta.
biri diz çökmüş, diğerinde mutluluk gözyaşları falan, belli ki özel anlarını ölümsüzleştirmek istemişler. peki.

yaklaşık 6 ay önce de, amerika'dan gay bi arkadaşım türkiye'ye taşınma kararı almıştı. burda ingilizce öğretmenliği yapıyordu. taşındıktan bikaç ay sonra, "nimbus, ben ve nişanlım tarık seni evimizde ağırlamak istiyoruz" gibi mesaj attı.
adam türkiye'ye yerleşip, düzenini kurup bir de üstüne nişanlanmış diye kafaları yedim. baya baya benden 30 cm falan uzun, sakallı adamı deli gibi kıskandım.

şükürsüzlük etmek istemem, hamdolsun çiçek gibi hayatım var da, keşke eşcinsel dostlarımı kıskanacak kadar yalnız kalmasaydım bu hayatta. kendimden utandım.
devamını gör...
bugün hiç yaşamadığım kadar önemsiz hissettim kendimi. kimsenin umrunda olmayan bir ucube gibi hissettim. sabahtan beri neredeyse hastalıktan öleceğim fakat ne arayan oldu ne soran, 2 kişi aradı sadece, onlarında işi düşmüş, ondan. yoksa hiç halimi hatrımı soran yok. cidden çok yalnızım. keşke bu kadar yalnız kalmasaydım.
devamını gör...
bu gidişle tekrardan sigaraya başlayacağı diye tırsıyorum sözlük.
devamını gör...
yüzümü biraz rönesans dönemi tablolarındaki insanlarınkine benzetiyorum. özellikle retrica'yla fazla ışıklandırılan fotoğraflarda kaşlarım falan iyice siliniyor o zaman adeta mona lisa'nın kuzeniyim.
devamını gör...
bugün eminönü esnafını trolledim sözlükcüğüm.bide kızlar şu, "pardesü lazım mı abla?" diyen serserilerden intikamımızı aldım merak etmeyin.esnaf lokantasında çorbamı içtikten sonra eve geldim, teşekkür ederim.
devamını gör...
olm ne pis bi oda olduk lan;, bi arkadaşın yarın 8.40'ta dersi var, ötekinin 9'da projesi var, benim sabah 10.30da bir tane ve akşam 18.30da bir tane olmak üzere çalışmaya hiç başlamadığım 2 adet sınavım var. biz napıyoruz peki? bu saate kadar kantır attık ve şimdi de yemeksepetindeki konumu ebesinin nikahında olan ve 40 tl aşağısı sipariş getirmeyen tek açık restorandan 3 adet arnavut ciğeri söyledik. pişman mıyız? hayır! sonumuz nolcak? hah işte orasını hiç karıştırma hacı abi Allah kerim. *
devamını gör...
2 gecedir yıldız kayıyor sanıp dilek tutuyordum meğer 5. kattan komşu sigara atıyormuş.
devamını gör...
dövesim gelen arkidişler var. çok gıl oluyorum.
bah.
kıyamam tabi.*


devamını gör...
insanın kendi evinde ağlayamaması çok ağır saçma bi durum.
güçlü görünmek istemiyorum ama mecbur bırakılıyorum.
devamını gör...
hollandalı bir arkadaşım itiraf etti: türkiye'nin avrupa birliğine alınmamasın sebebi yasalar, ekonomi, terör vs. değil, hıristiyan olmaması, nokta! aksarayı viyana kapısına getirin isterseniz..

ben: getirebiliriz ama..

a:..
devamını gör...
tam olarak sıkışıp kaldığım hiçbir yerin tam ortasından selam olsun.
devamını gör...
ayh yarın tasavvuf dersinde abdulkadir geylani yi anlatıcam. ders 10.10 başlayacak başlarken ayh heralde geylani beni düşünüyo diye şaka yapmayı düşünüyorum.
şaka bi yana bi duanızı alırım cogitanlar.
devamını gör...
uzun süredir tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım, daha az gazete okuyorum, gündemden uzaklaştım o kadar içime, aslıma döndüm ki dışarıda ilgimi çeken birşey yok şuan. kendime izin verdiğim süre içinde sözlüğe girip güncelden haberdar oluyorum diyebilirim. rahatım sözlük, kafam rahat, insanları gözlemlemeyi severdim ben eskiden, evde kitap dışarıda dergi okumayı severdim , "insanlar kötüydü kitaplara sığındım." demeyeceğim belki cemil meriç gibi çünkü her insan bir kitap benim gözümde, yeniden gözlemleme yapmaya başladım keşke sosyal bir bilim okusaydım diye hayıflandım, 2 yıl aradan sonra tekrar yazı yazmaya , insanlar ile uzun uzun konuşmalara yapmaya başladım, sinirlerim alınmış gibi her konuda sabır gösterebiliyorum daha güzeli içimde yaşadığım değişimi çevremdeki insanların fark edip " hayırdır." sorularına maruz kalıyorum. hayırdır gerçekten ,bilmediğim bir hastalıktan kurtulmuşum da iyileşiyormuşum gibi hissediyorum.
devamını gör...
merhaba birader,

bugün biraz dokuma nedir, nasıl yapılır, hangi ilmek doğru atılmazsa iş berbat olur onun hesabındayız. adımlarımız sağlam, her taşın arkasına bir parça ekmek saklamak üzerine.

ite gem vurup at sanmıyoruz artık. her kapıya bir tebessüm, her duvara çatık kaşı esirgemeden ama hiçbir şeyi atlamadan, her şeye bir cevap, bir tepki, bir aksiyon göstererek, yorulmadan, yılmadan, zamanın hakkını vere vere, ömür defterini yeniden açmış gibi ilk sayfalara sonradan yazabilmek için çize çize!

kimsin sen? neden hep bir adım öndesin de paçan kapılmıyor? her köşe başında, yemek yediğin lokantanın mutfağında, çay içtiğin bardağın içinde nasıl olabileceksin? kaç kişinin gömüldüğünü görebileceksin onlar seni gömemeden, kaç kişi daha dolanmadı diye ayağına kahrolacak? daha kaç kişi gözlerinde bir şeyler arayıp göremeyecek seni ? kaç kişi daha sırrından ürkecek?


dama oynadın mı hiç birader ? vermeden, yedirmeden tükenebildiğini göremedin mi ? sakınma verilmesi gerekeni, olmak istemiyorsan eldekinden de. bölüştür kendini kime ne kadar lazımsan. en kılçıklı yerinden, en lezzetlisine.


sözler duy, kelimeler nakşet ruhuna, her gözün içine ama içine bakıp çek çekebildiğin kadar üfleneni. damağını temiz tut, balı da biberi de anla diye.


nasihata ne hacet insanoğluna, ibret gerek sana. yürü ki takılıp düşesin, dizinde kabuk olmayan bacak zor taşır bedeni.
devamını gör...
öz eleştiri yapacağım. az önce bir başlıkta görüşümü belirttim. ancak ölçüp biçmeden yazdım. ifadelerimde bir yanlışlık yok. sadece tam olarak ifade edemedim kendimi.

benim sinirlendiğim nokta şu : bu tür video görsel ve birtakım dini argümanlarla habire siyasete ve yangına odun taşımaktır. ülkede o kadar insan ölüyorken, hırsızlık yalan ve zulüm her tarafı sarmış durumdayken, camiler yıkılırken kurşunlarla delik deşik edilirken, minarelere sniperlar çıkarken, cami hoparlöründen miting çağrıları yapılırken sesi çıkmayanlar, benim ve halkımın da lanetlediği bir olay üzerinden yine benim halkımı dinsiz ateist olarak ilan ediyor olmaları.

biliyorum ki sinirlendiğim insanların gözü dönmüş. onlar için her yol mübah. ancak biz öyle olmamalıyız. yeri geldiğinde öz eleştiri yapabilmeliyiz. sadece kendimden ve Allah'tan özür diliyorum. sinirlendim ve hata yaptım.
devamını gör...
merhaba,

türkümüzü yalnız söylüycez artık. sesimize dağlar ses verin madem. olsun yankı da boşa değil demektir bir yerde. geçenlerde şurada #1836408">#1836408 biraz söyleştik, hatırlarsınız belki.

bugün öğrenilen şey diye başlık açılıyor ya hani; ahlak duygusunun tamamen yadırganmaktan korkma olgusu kanısına vardım. kimsenin yok saygısı kendisine, kimse utanmıyor yaptıklarından başkaları bilmediği sürece. herkesin içerisi caddenin altından geçen lağım gibi. yüzüne tükürdüğün etrafına bakmaya başlıyor biri gördü mü acaba? diye. görülmemiş olsa yutulacak, en fazla küçükten bir kin kalacak geriye. utanamamak başka bir şey. darılma e mi birader?

bugün gri ramsey takımımızı çektik kardeşim*, hani şu zero koleksiyonundan. yerel siyasileri bilirsiniz, dünyanın en işe yaramaz, hayatlarını başkalarının sırtından geçinmek üzerine kurmuş, habitatımızda kene rolünü üstlenmiş, her gülüşleri/tavırları rollerinin gereği olan profesyonel alçaklar grubudur. fakat bir şehir de ben varım diyeceksen, gözlerine parmağını, bedenini sokman gerekir. seni asla sevmezler ama öyle aşağılık pragmatiktirler ki varlığından herhangi bir çıkar devşirmek için sıkarlar elini. böyle bir adam var, lafını tüm şehre yaymak amacın varsa bu çiyanların yuvasına girmen gerekir.

girdik birader. oraya da ektik bir tohum, hoşgeldinler uçuşurken havada sen ölmemiş miydin bakışları arasında, en ölümsüz gülüşlerimizi saçtık. yorulmadan yılmadan, yeniden var etmek için uğraşıp dururken, bir de yukarıda hani şu söyleştik dediğim yazıdaki arkadaşı da alalım yanımıza dedik. oysa boşver, bunları sağa sola yaz dedi galiba. neyse canı sağolsun. dedik ya türkümüzü yalnız söyleyeceğiz diye.

ha sana şeyi söylemeyi unuttum birader, başı sıkışmış gibiydi, canı ise hepten sıkkın. dur dedim geliyorum 1700 km yol dediğin nedir ki? koskoca şehir gel diyemem ya dedi*. olmuyor kardeşim olmuyor, bahsetmiştim 21. yüzyıl insanından hani, bir gece geç yattı diye emek verdiğini sanan -ki sanırım bunda kimsenin kimseye emek vermemiş olması etkili- vermeden alma gibi kolayından sıyırma peşinde, yüzmeyi öğrenmeden çekil yanımdan ufuklar benim diyecek kadar salak olan insanı diyorum. kibirinden caymaktansa köşeye sıkışmayı yeğleyip, bunu da onurlu bir davranış sayıp kendini tatmin eden insan. böyle biri olarak diğer insanların işlerini dünya ahiret kolaylaştırdığının farkında olmayan insan. neyse kardeşim..

küçücük aklıyla çözümler arayıp dışlayan insanın, yalanını yüzüne vurmayıp, düşenin elinden tutma derdine düşmüşlüğümüz rabbimce de vakidir. bunu da kimsenin başına kakmışlığım yok lakin bu kadir bilmezlik, nobranlık neden acaba diye düşünmüyor değilim? kader. kiminin de böyle sanırım. her çeşit hayvanın nasıl bir işlevi varsa doğada, insanın da öyle be kardeşim. dikkatli ol derim ben sana ki duy sesimi belki de bu son seslenişimdir sana. bacım dediğinin neden bacı? diye sormasına iyice bak. o bacısı gibi görmek isteyenlerin zihnini karıştıran, zihni karışık olanın ise bacısı olmaya çalışan bir meczuptur belki.

belki kayıyordur ayakları ve kirli temiz ayırmaksızın herhangi bir yere tutunmaya çalışıyordur. sen tutacaksan elinden, belki biraz da paspas olman gerekecektir o yürüyene kadar. ifşa etme yine de sırrını. yazıktır. bırak bu tiyatroda o da herkes gibi oynasın rolünü. sahnesi onun olsun, bir iki de alkışı olsun ki yaşayabilsin. biz cani değiliz, iş adamıyız unuttun mu?

şunu demişti#1843089">#1843089 bir de bu kardeşin ki inan hiçbiri kolpa değil. kulak verir, vermezsin canın sağolsun. " bizde faiz yok, hata payı veriyoruz" verdik herkesin nemasını, kimse ama hiçkimse ne yaptığı kıyağın, ne de keleğin hakkını almadan gitmedi bu kapıdan.

şişirmeyeyim başını kardeşim, bilmesi gerekenler lal, sana bildirmek belki de zul. hadi türkümüzü seçelim bu gecelik.

devamını gör...
sürekli düşüyorum. mecazi anlamda değil gerçek anlamda. acayip sakarım.
saçma sapan bir sakarlığım neticesinde ölürüm diye çok korkuyorum.
devamını gör...
çok sevdiğim bölümü okuyorum şuan çok şükür. hazırlıklı 1. sınıf öğrencisiyim. 2 sene içerisinde defalarca bırakmak istedim. bazen okula ağlayarak gelip ağlayarak çıktığım oluyordu. şimdi düşünüyorum da ne çabuk pes ediyormuşum ben yahu.! kendi kulağımı çekeceğim neredeyse.!
devamını gör...
kontörüm bittiğinde şese özledim diye mesaj atarım. şes arar, akabinde arankazandan dakikalar akar akar akaaaaaaar.............
devamını gör...
bi dünya para bayılıp gaming mouse, mousepad ve kulaklık aldım, içim yanıyo ama olsun gamerlık bunu gerektirir!*
devamını gör...
beni eksileyenlerin beyninde hava baloncuğu olduğunu düşünüyorum. el göz koordinasyonunda bi sorun var.
devamını gör...
kız kardeşim dün sokaktan bir kedi bulmuş getirmişti. ben de yedirdim içirdim ve onu aldığı yere geri bırakmasını söyledik. çünkü zaten evde bir kedi var ve aşırı kıskanç falan. biraz mırın kırın etti ama dedim başka sorumluluk şu an için alamam falan. akşam bıraktı kediyi tekrar bulduğu yere. sabahın köründe apartmanda bir viyaklama sesi, eşim uyandı gitti, o! Allahım her kapının önüne gidip ağlıyor hayvan. neyse aldık tekrar eve, Allahım sanki babasının evi, bir günde ele geçirmiş sıpa. hareketleri bi görcen, beni nasıl tekrar bıraktınız lan modunda takılıyor. kaldı başımıza eşşoğlusu. duygularımla oynuyor şu an kalabilmek için, kurbaz şey. pis fırsatçı.

napcam ben lan, of!

şunun tipine bakın;

(resim: )


çok severseniz sizinde olabilir. hemen verebilirim size bunu.
devamını gör...
google maps kameralarına yakalanmışım. zayıf çıktığım için sorun etmiyorum. başka türlü olsaydı ortalığı ayağa kaldırırdım.
devamını gör...
bir insanın gelecek adına hiç mi bir düşüncesi olmaz ya? bunu hali vakti yerinde bir mühendis olarak yazıyorum; şuan gelecek adına hiç bir hedef hiçbir kaygı beslemiyorum. araf gibi araf yani. sanki her an ölecekmişim de bu sefil hayattan kurtulacakmışım gibi bir his. lanet olsun paraya, mala, mülke tamah edenlere. dünya malı için yıllarını verirsin ve elde edebildiğin iki göz oda. belki o bile yok.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar