twitterda bazı yazarların adreslerini ve resimlerini gördüm. burdaki herkesi oldukça anonim kabul ediyordum şu zamana kadar, bu kadar çabuk şahsi bilgilere ulaşınca saşırdım yani. gideyim de turp yiyeyim bari şaşkınlığımı alsın.
devamını gör...
kim tarafından yollandığına hiç bakmadan hazır olarak gönderilen cuma smsleri ve watşap mesajlarını hiç okumuyorum. her hafta bu böyle. Allah affetsin ne diyim. ha son olarak sözlüğün kalitesini düşüren bir şey varsa o da yerli yersiz nick altı sevdası yapmanız. nalet olsun şu vıcık vıcık yağ gibi akan nick altı sevdanız...
devamını gör...
zavalli erkek kardesimi sevgilisinin babasi yakalamis.bu olayda ilgilendigim tek nokta yusuf benden once mi evlenecek?benden benden ablasindan?
devamını gör...
birgün söyle ağız dolusu küfür ederek sözlükten atılmayı hedefliyorum. kimsenin nevi şahsına küfür etmem.hic de sevmem. ama ortaya karışık sovmek o iste tam
benlik.
o vakit yarası olan gocunsun.
devamını gör...
geçen sene bu zamanlar beyrut için bilet alıp, otele kadar her şeyi ayarlamıştım. 2 hafta sonra israil füzeleriyle yerle bir etti iç savaş desen yeniden alevlendi. bu yüzden beyrut'a gidemedim. bu sene daha stabil bir ülke olsun bari diyerekten. rusya'yı tercih ettim ve 3 hafta evvel gidiş dönüş biletimle, oteli ayarladım. yine gidemeyeceğim, yine bir sürü olay. üzerimdeki cenabetliği atmak için sanırım seyahate kudüs ya da mekke'den başlamalıyım. Allah benim cezamı vermiş.
devamını gör...
açıkçası cemaatten çıktığı anda soluğu ak gençlerin yanında alanları da zerre samimi bulmuyorum. az omurgalı olun ya....
devamını gör...
en sevdiğim kitap: huzur- tanpınar.
en sevdiğim şapşal romantik komedi: l'arnacoeur.
en sevdiğim film: the fall.
en sevdiğim tatlı: brownie.
en sevdiğim içecek: şekerli bergamotlu siyah çay.

hayatımda bazı şeyleri açıklığa kavuşturduğum için mutluyum. phew.
devamını gör...
açmaya korktuğum deli dehşet başlıklar var. açarsam linç edilirim diye tırsıyorum.
devamını gör...
ehehe bazen bu sözlükte çok eğleniyorum. bazen ise eyleniyorum. inceyi gördün mü inceyi şşş bak ince bak şşşş (nokta).
devamını gör...
böyle bütün gün gülümsemek istiyorum ama çok korkuyorum. bir daha hayat tarafından "ne gülüyosun len"** diye tokatlanırım diye korkuyorum. ben çabuk pes ederim valla. normal insanlar gibi 10'u 15'i bekleyemem, bu korkuya sahip olmak için 1-2 tokat yeter de artar bile.

edit: bütün sosyal çevrem mahlasımı biliyor diye metaforlu entry girmekten sembolist oldum çıktım be!
devamını gör...
geçenlerde bir arkadaşımın "en sevdiğin renk?" sorusu üzerine fark ettim ki, en sevdiğim şey diye bir şey yok. -mercimek çorbası hariç, bu en sevdiğim çorbadır-.
ne bir kitap, ne bir film, ne bir şiir ne de başka bir şey. birçok şeye eşit mesafedeyim. en üste bir şey yok. yani hiçbir şeyi benimseyememişim tam olarak. buradan bunu çıkarıyorum, ya da olağanüstü diyebileceğim bir şey ile karşılaşmamışım. garip bir durum bence. neyse mercimek çorbasının bünyemde ki üstünlüğü ile idare edeceğiz artık.

devamını gör...
suya her taş atıldığında hep birlikte bir tarafa kıran, yönelen o balıklar gibiyiz artık. su, varlık alanımız dünya, taşlar ise güncel hadiseler.
meseleyi görmek güzel de, bundan kaçamamak büyük sıkıntı.
devamını gör...
arkadaşlarım doğum günüm için plan yapmaya uğraşıyorlar ama ben durumu çaktım bile.
devamını gör...
bugün arabanın ön lastiklerini kışlık olanlarla değiştirmek için sanayiye, lastikçiye gittim. lastikler değiştirildikten sonra başka bir yere gittim, ki beş altı kilometre mesafe, şehir trafiği bir de. bir hayli uzaklaştıktan sonra çıkan yazlık lastikleri almadığım aklıma geldi, ki onlar da yeniydi. ama hemen geri dönemedim. derken diğer işe de boş yere gittiğimi anlayınca tekrar lastikçiye döndüm. lastikleri almayı unuttuğumu öğrenen usta biraz içerde bakındı, lastikleri değiştiren çırağa soruşturdu vs. sonra, "abi lastikler arabanda ya" dedi. ve arka koltukta poşetlenmiş iki kocaman lastiği kapıyı açıp bana gösterdi.

artık " ben dalgın bir adamım" diyemedim. çünkü eskiden dalgınlığı, şirin bir kusur sayar, kendime şirinlik payı verirdim. fakat hayat bana gösterdi ki insanlar dalgınlığı 'aptallık' olarak değerlendiriyor. ister en cahil kişi olsun, ister bilgili. ister yakın kimsen, ister yabancı, uzak. sayısız dalgınlık kazasına uğradım ve öğrendim artık saklamayı, saklanmayı.

"başka bir tamirle uğraşırken arka koltuğa bakmayı unuttum" diye bir yalan kıvırdım ustaya. en azından böylesi daha makul bir bahane oldu.
devamını gör...
bir arkadaş var. çok zamandır," gel pes oynayalım," diyordu.söylemesi ayıp, bende de bu aralar bir galibiyet serisi var. onun özgüveniyle,"genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma" deyiverdim. adamı yeneceğime eminim çünkü. neyse buluştuk bugün. gittik salona. içimden diyorum ki, "çok yüklenmeyeyim çocuğa. ayıp olmasın!" neyse, o barçayı aldı ben de chelsea'yi. mütevazıyım ya, güçsüz takım alıyorum. başladı maç, ilk maçı 3-0 kazandı. baktım olmuyor. m. city'yi aldım. 4-0. madrid'i aldım. 6-0... fenerbahçeliydi. dedim, "feneri alayım. belki insafa gelir de çok atmaz!" diye düşündüm,düşünmez olaydım. 8 tane attı insafsız...velhasılı kelam, para ile pes oynama kabiliyetinin kimde olduğu hiç belli olmuyor arkadaş. çok pis taklaya geldim. pazartesi rapor alıp işe gitmemeyi düşünüyorum. hiç de belli etmediydi vicdansız!

keşke, "genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma" demeseydim. "genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma!" demedeydim, iyiydi.
devamını gör...
ben şiirleri otobüs camına yazan bir şairim. ve dizelerimin çoğu şampuan kokulu saç yağıyla kirletiliyor. olur da bir gün otobüsle giderken yolda geçen bir kıza yıldırım aşkıyla vurulursanız bilin ki kızın yüzü en sevdiğim şiirimin ilk mısrasındaki "aşk" kelimesine denk gelmiştir.
devamını gör...
bir olay yada olgu hakkında insan neden uzman yada yetkin kişinin görüşleri yerine tanıdık, tanımadık sıradan kişilerin görüşlerini merak eder ki? mesela rusya hakkında stratejist x bey'in görüşleri dururken, albatros'un görüşü neden mühim olsun?

insanın "cemaate dahil olma istenci" herhalde. insanın bilgisayarlık değil, insaniyetliği yaşama istenci. kendi sesine bir akis arama çabası, bulma sevinci.
devamını gör...
yazarken cümle düşüklüğü yapan, nokta virgül koymadan dümdüz yazan, fikrini yarım yamalak anlatan, hatta anlatamayan, olmadık her tanımı 3 noktayla bitiren yazarları seri eksilememek için uğraşırken ciddi nefis terbiyesi yaşıyorum. artı eksi verirken yazar gözetmem asla, ama mimlemek istediğim tek insan tipi bu.
devamını gör...
bazen diyorum ki keşke ailem muhafazakar bir aile olsaydı en azından klasik geleneklerine bağlı bir aile olsaydı da ben islam'ın gerektirdiklerini küçük yaşlarda alışkanlık edinebilmiş olsaydım. boy abdestinin varlığını dahi din kültürü dersinde öğrenmiş biri olarak beş vakti, teheccüdü bu kadar özenle yerine getirebilmek beni inanılmaz yoruyor. bunları yapabiliyorum elhamdülillah ama birçok yer eksik, yapmak istesem de ya "abartma" tepkisi alıyorum ya "saçmalama" zira bunlar hiçbir şeye engel değil ki bunlar bu yolda çile bile sayılmaz ve biliyoruz ki çile çekmeyen pişemez.

bazen de diyorum ki iyi ki muhafazakar değiller yoksa kendimi çok uçlarda bulabilirdim. feraceyi giyip ibda-c eylemlerinde en önlerde koşabilirdim mesela. hala koşabilirim, bu potansiyeli görüyorum kendimde. bir şey bana "dur" demedikçe kendimi en uçlarda bulmamam için hiçbir sebep yok. galiba sonum mini etekten sonra ferace olacak.
devamını gör...
mutfakta bulaşıkları yıkarken ''kalbin işine bak yüzüne bakamaaazzzz '' diye şarkı söylemeye başladım. arkadaşım odasından '' Allah belanı vermesin. ne biçim insansın '' diye bütün konu komşuyu temsilen yorum yaptı.
genelde ilişkimiz bu şekil..
neyse..
ağlaaaaarrr duruuuurr sen uyurrkeeeeennn ..^^
devamını gör...
mercimek çorbası dahil hayatta herşeye esit mesafedeyim. en sevdiğim bişey yok. ne bileyim, ne gereği var bir renge diğerlerinden daha çok bağlanmanın diğmi.

*
devamını gör...
yazarlar buraya tanım yazmak, tecrübe ve bilgilerini paylaşmak yerine geyik için geliyor galiba çoğu zaman. benim de bunu son zamanlarda yaptığımı farkettim. bilgi içerikli, faydalı tanımlar da hiç ilgi görmüyor, en çok artı, iltifat komikli tanımlara, daha da kötüsü başlıklara. sözlük formatında forum gibi olmuş resmen, ya da sözlük formatında twitter. neden bir müslümana faydamız dokunsun istemiyoruz? tecrübelerimizi daha sık aktarsak, hastanelerden, doktorlardan, okullardan, üniversite bölümlerinden bahsetsek. kültür merkezlerinden, yaşadığımız semtin, ilçenin imkanlarından bahsetsek. birine lazım olur? hadi bakalım.
devamını gör...
bir kez daha anladım ki insanlar ikilik çıkarttığı hiç bir yerde istenmiyor. tekdüzelik ruhlarına işlemiş ve tek hedefe kitlenmişler. insanın kendini rahat hissettiği hor görülmediği karşıt görüşlü bile olsa tüm sevecenliği ile konuştuğu yerler de varmış. o yerler iyi ki var. ve üvey evlat muamelesi görmek hiçte hoş değil.
devamını gör...
farkındalığınız ve soyutlama yeteneğiniz için bir ölüye dokunun...
devamını gör...
dün akşam nereden estiyse iyi, kötü ve çirkin filmini bir kere daha izledim. filmin sonuna doğru bi sahne var. hani üçlü bir araya geliyor, mezar kazılıyor filan. sonra bizim sarı kafa önce hakedelim diye diğer ikisini düello'ya davet ediyor ya heh işte o düello sahnesi...

ben çay içiyordum; hanımla kız da ödev yapıyorlardı odada. çayımı tepsiye bıraktım; elimi, silah çekecekmişim gibi kemer hizasına yaklaştırdım ve bekledim. o esnada sırayla elemanlar ekrana geliyor. beni de gösterirler diye bekledim ama beni göstermediler. sırayla üçünü göstermeye devam ettiler. oysa ben de öyle keskin, dikkatli bir şekilde bakıyordum. derken pattt...! kötüye sıktım. bi baktım ellerimin içi terlemiş, alnımdan boncuk boncuk ter akıyor. o derece kaptırmışım kendimi. lee van cleef ölünce derin bi oh çektim. hatta bi doğrulur gibi oldu, clint reyiz'le beraber bi tane de ben sıktım bizim kanepeden... adam harbi kötü... melek göz...

neyse toparlandım, baktım ev halkı bana bakıyor. kızım şaşırdı tabii... babasını daha önce öyle çatışmadan çıkmış vaziyette hiç görmemişti tabii... bir şey olmamış gibi yaptım. bi puro da ben yakayım diye kalktım ama sigarayı bıraktığım aklıma geldi. gidip bi elimi yüzümü yıkadım, bi la ilahe illellah dedim bi kendime geldim...
devamını gör...
taa kaç ay önce benim tendom kopmuştu ve ameliyat olmuştum ya! ha işte.. o ameliyat sonrası et tendomun üzerinde kaynamış geçen çarşamba ikinci ameliyatı oldum. serçe parmağım baş parmağımdan daha büyük oldu. 10 dikiş var üzerinde. doktor sürekli, parmağını, parmağın köküne kadar eğeceksin diyor. "olmuyor, ağırıyor, dikişler patlıyor", diyorum, "olacak," diyor. beş gündür imanım gevredi. canım çok yanıyor. içimde öfke birikiyor. birine patlamam lazım. kimse yok! çocuklara patlasam, ne günahı var sabilerin! hatuna yöneliyorum, zaten geçen hafta onu da mahvettim. içime patlayacağım yeminle... kimseye çatamamak ne kadar kötü bir şeymiş! Allah, düşmanımın bile başına vermesin. amin!
devamını gör...
bana göre mucize çünkü ufak şeyleri mutluluk olarak görüyorum bu duyguyu Allah değiştirmesin.bazen böyle duygular olur, bitmişlik,yorgunluk,bıkkınlık işte o anda rabbin seni hatırlar ve ben buradayım der sana arkadaşlıklar verir,kendini sırf yalnız hissetme diye bugün şahit oldum,böyle bir duruma gerçekten çok mutlu oldum.
devamını gör...
okuldayken amerikan futboluna dadandım ve bir kaç antrenmana çıktım. okulun renklerinin baskılı olduğu montla da bir iki ay takıldım. aşırı sportiftim. sürekli body tişört takılırdım, biraz üçgendim. ve lakabım jhonny white'tı. kumral ve biraz imajım olduğum için bazıları gerçekten yabancı sanırdı. arkadaş grubunun en renkli üyesiydim. bensiz muhabbet dönmezdi.

ama boşluktan dolayı ağlıyordum içimden. sonra birden değiştim. çekildim kalabalıktan ve geceleri yaşamaya başladım. radyo'da kur'an.

devamını gör...
belkide hayatımın geri kalanını şekillendirecek aya girdim sözlük. ruhsat hazır alınıyor, ilk defa davaya gireceğim, mülakat sonuçları inşallah belli olacak bu ay içinde. gerçi mülakattan yine eldensek de pes etmek yok ama artık bir yola da girmek gerekiyor. Allah hepimiz hakkında hayırlı olanı versin. zaman da çok çabuk geçti. geçmeye de devam ediyor.
devamını gör...
üniversitenin ilk senesi ingilizce hazırlıktı. birden girdiğim bu aşırı özgürlük ortamında, babamın nasihatlarına da uyup siyasetten uzak takıldım. bir kaç yakın arkadaşlıklar kurdum sınıftan. biri pkk sempatizanı, diğeri dersim kökenli aleviydi. bunlar konuşur, ben geyik yapardım. apolitik görünürdüm. bir de sınıftan solcu bir kıza hafif meyil duyardım. bu yüzden onun peşinden ödp'nin kuruluş programına bile gittim. yirmi bin komünisti ilk defa bir arada gördüm. oysa tv'den görmüştüm şimdiye dek ve diş bilerdim. coşkulu kalabalığa eşlik etmediğim için şüphe çekiyordum. kısa amerikan saçla da solcu tipolojisine terstim. arkadaşım, " sen faşist misin" diyordu sıklıkla. grup yorum dinliyordu ve kafayı faşistlerle bozmuştu. been de imalıca gülerek hafiften kızdırıyordum. o sene çydf'ye de takıldım. bir hayli gözlem yaptım içerden. gericilere! karşı verdikleri mücadeleyi takdir ettim. tabi kapıdan çıkınca parmak işareti yapmaktan da kendimi alamıyordum, tabi asansörde.

ajanlık hoşuma gidiyordu. gerçi hiçbir yere bir rapor vermiyordum, ama benim gördüklerim bana yeterdi. ülkeyi tanıyordum. sonraki senelerde bilgiyle desteklendiğinde çok yararını gördüm bu gözlemlerin.

bir kaç yıl sonra artık dindar hayatımı ilan ettiğinden sonra, o faşist düşmanı, pkk sempatizanı arkadaşla karşılaştığımızda " selamun aleykum" diyor, " nasılsın kardeşim? hamdolsun iyiyim" dedikten sonra, " ulan bizi iyi yedin. ajan mısın sen?" diye hayıflanıyordu. gülümsüyordum. aldatmak değildi niyetim. her şey kendiliğinden gelişiyordu hayatta.
devamını gör...
keşke yine eskisi gibi olabilsek.
devamını gör...
herkesin döküldüğü sınavda, benden daha düşük bir not alıp da hava atan insanların yanında ağzımı açmadığım için kendimi cool hissediyorum valla ne yalan söyleyeyim.
ayrıca en yüksek notun 70 bile olmadığı, en düşüğün ise eksi sonsuza uzandığı bir okulda ben de belirli bir geçme notu olmamasını destekliyorum. hayır o notun altına düşeceğimden değil de, sınıf arkaaşlarım mağdur olmasın... *
cidden çok çalışıyorum da ondan bu kibirli sözlerim. Allah herkese emeğinin karşılığını versin.
devamını gör...
haftaya oralardayım..
9 ay aradan sonra belki ilk defa görüşeceğiz. bugün baktım da tam 6 yıl olmuş, nasıl bir handikaptı hatırlamıyorum... seni üzüp bu hale geldiğimiz için üzgünüm. eşek kadar olduk, ciddiyet içinde kimseyle görüşüp, yolumuzu çizemedik. beraberde çizemedik. "zor bir yaştaydım seni tanıdığımda.. çok hatalar yaptım, yordum belkide.. ama inan çok küçüktüm..". diyesim geliyor. büyüyünce de zaten ben taşınmak zorunda kaldım tam her şey seninle oluyor derken.
burda mutlu değilim ve o kadar yalnızımki kimseyi tanımıyorum, zaten çok tekin bi yerde oturmuyorum biliyorsun. geçen sevgiline atacağın mesajı yanlışlıkla bana attın diye de üzüldüm, bilmiyordum... beklemiyordum... ama bu da gol değildi .. olmadı yine değil mi.. olmadığına üzüldüm diyemem...
"dillere düşeceğiz" dinliyor musun hala nazan'dan. verdiğin cdlerden teoman olanının bi tanesi çizildi ama atmadım. sen askerdeyken yazıp yollayamadığım mektupları da, söz bu defa gelirken getireceğim. özledim yemin ederim adım gibi özledim. küfürler eşliğinde ansam da bazen seni..
hayıflanma... bi sebebi ziyaretten yolun düşerken buralara, gecelerin uzun olduğu vakit gel.
devamını gör...
departmana yeni başlayan stajyer çok kötü kokuyordu çocuğa bir şekilde söyledik.
şimdi yeni başlayan bir kız var o da kokuyor ve burnu koku almiyor. söyleyemeyeceğiz de bayılmak üzereyiz, onun yüzünden bir de gıybete giriyoruz. oy dağlar
devamını gör...
sorumluluk duygum gelişsin deyu bir balık edindim. ikidir yemini unutuyorum ve bu inanılmaz vicdan azabı veriyor. * * *
devamını gör...
felaefe dersindeki yogun tanri ve arche kuramindan rahatsiz olup siniftan ciktim kantine geldim cikolata kahve esliginde robert downey jr videolari izleyip ya yerim ay yutarim rabbim nasil tatli yaratmis dedim bir ilahiyat ogrencisi olarak kimse yobazlik seviyemi sorgulayamaz!
devamını gör...
ya ben bu bu zalimler icin helak eyle bizi ya rabbi!iyi ki olum var yarabbi triplerindeki insanlari anlayamiyorum.sevaplari hesaplayan bir app falan mi cikti ne bu ozguven nasil eminsiniz cennetlik oldugunuzdan?sizce cehennem yalnizca fazlaca sicak bir dinlenme mekani mi?
devamını gör...
-ankara'da son 1.5 yılımın kaldığını öğrendim. bir an için kötü hissettim gibi oldu ama sonra sevindim. bu şehirle iyi hatıralarım olmadı.

-toki'de kuradan bir bardak soğuk su içip çıktım. lan bari yedeklere filan girseydim ama o da yok.

birde küçükken şanslı adamdım ama bugün çok şanssız bir insan olduğumun farkına vardım. meğer ne gudubet adammışım.
devamını gör...
hani benim bir "f" vardı ya! beni 7 ay önce saçma sapan bir sebepten dolayı terkeden; onun için haysiyetimden, insanlığımdan, onurumdan her şeyimden taviz verdiğim "f"! nişanlandığımı duymuş ve bugün bana gelip hesap sordu biliyor musunuz? yemin ediyorum, cinnetin eşiğine geldim. ulan! sen beni terk etmedin mi, geri zekalı? hiç utanmadan gelip hesap soruyorsun birde.. nasıl ya hu? ahan da onun yüzünden yine sigaraya başladım.
devamını gör...
aralık ayına girdik hâlâ bu soğuğa direnip hayatta kalmayı başaran sinekler var. uykumun içine etselerde saygı duymaya başladım.
devamını gör...
mutlu değilim. olabildiğim zamanları çok net hatırlıyorum. akılda kalacak kadar az yani. sorun biraz da bende sanırım. mutlu olabilmek de bir beceri galiba.
devamını gör...
uzuun zamandır buralara ugrayamadığimı itiraf etmem lazim.
yazacak çok şey birikti fakat yazacak kafa ve vakit pek yok.
tekdüze hayatımı renklendirecek canlandıracak adımlar attım bu arada.
yakın zamanda umuyorum ki ilk santur performansım ile karşınızda olurum.
devamını gör...
sosyal medya ile tanıştığım güne lanet olsun. tüm hayatımı alt üst etti.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar