seri yanici hiç mi yorulmuyorsun? bişi sorcam müsaitsen?

seri yanicimi takdir ediyorum azminden.
devamını gör...
2 gündür ayık gezmiyorum ve bu başlığı zibilyonuncu yazışımda buldum.
devamını gör...
2 gündür olur olmadık konularda gözlerim doluyor. ha ağladım ha ağlıcam.

10 gündür uyuyorum ama bir türlü uykum bana yetmiyor.

6 aydır ergenlere karşı olan tahammülüm her gün azalıyor.

3 yıldır insanlardan nefret edebiliyorum.

7 yıldır ilk defa evimi bu kadar özledim.

10 yıldır farklı sandığım hikayelere başlayıp aynı sonlara ulaştırıyorum ya da o hikayeler hep aynı sonla bitiyor.

24 yıldır müthiş bir yaşama enerjisi, sevgi ve mutlulukla doluyken aynı zamanda nasıl bu kadar mutsuz olduğumu, bir şeylere nasıl bu kadar öfkelenebildiğimi anlamıyorum.
devamını gör...
fiiliyata dökemedikten sonra, ne yapayım canımı cicimi!
devamını gör...
cemaatciyim kıl yazıyorum diyedışlıyorsunuz ya alayınızdan romantikmişim en bunu farkettim sizlerde ruhsuzsunuz.
devamını gör...
dünyanın en saçma fobisine sahip olduğumu düşünüyorum: anadolu yakası!

ergenliğimde yaşadığım bazı duygusal travmalar sebebiyle tek başıma metrobüse binmekten inanılmaz huzursuz oluyorum.sırf metrobüs kullanmamak için ayvansaray'dan pendik köprüsü'ne 500t ile ayakta gittiğimi bilirim.
ve haliyle metrobüsün götürdüğü yer olarak anadolu yakasına zaruri işim olmazsa asla gitmek istemiyorum.murphy yasaları gereği her türlü zaruri işim stajım,seminerlerim,iş görüşmelerim hepsi anadolu yakası'nın ücra köşelerine denk geliyor.tuzla osb de 1 saatlik toplantı için trafikle birlikte 4-5 saat yol gittiğimi bilirim.böylece iş stresi ve anadolu yakası fobisi birleşip kombo oluyor,bir kez daha nefret ediyorum.artık anadolu yakası'nı ayrı bir şehir yapsalar da ben gitmek zorunda kalmasam!

ve kendimi birazcık tanıyorsam ya atanınca ya evlenince kurtköy'de yaşamak zorunda kalacağım*
devamını gör...
aynı renkte lalelerden oluşan büyük peyzajın içine karışan o tek farklı renkteki laleyi yolma fikri bazen çok saçma, bazen çok mantıklı geliyor.
devamını gör...
kimseyi düzeltmeye çalışmıyorum. kendimi ikna etmek zorunda hissetmiyorum. biri yanlış bir şey yaptıysa alınmıyorum, sadece soğuyorum. eleştirmiyorum, gözümden düşüyor. böylelikle bir sürü arkadaş kaybediyorum. pişman mıyım? hala değilim. ama hayatımda bazı insanlar var ki onlar düzelmek zorunda. yaptıkları yanlışların (bana yaptıkları) farkına varmalılar. çünkü onları seviyorum. onları benimsedim. sayıca çok değiller. bazen sabrımı öyle zorluyorlar ki, onları da diğerleri gibi görmemek için kendimi zorluyorum. en yakınım yaptığı aptalca davranışı hala kabul etmedi ve alınmamayı tercih etmeyi düşündüm. böylelikle umurumda olmazdı. "olsa da olur olmasa da olur" olacaktı. bana ne yanlış yaparsa yapsın düzeltmeye çalışmayacaktım. bir şeyler için teklif etmeyecek, böylelikle uzaklaşmış olacaktım. ama onu seviyorum. bu yüzden bundan vazgeçtim. ama sonra, amaaan dedim. kim ne yaparsa yapsın.
devamını gör...

yanıma geldi sırıtmaya başladım onu görünce zaten. ismin ne dedim kağaaan dedi. elimi tuttu. elini gıdıklamaya başladım kıkır kıkır gülmeye başladı. seni öpebilir miyim dedim. hemen kafasını çevirdi önce o öpecekmiş. yanaklarımı öptü. ben de onu öptüm. kaç yaşındasın dedim döyt yaşındayım dedi 5 parmağını gösterdi. el sallayıp durakta indim. otobüste gördüğüm en şapşik çocuktu sanırım.
devamını gör...
ben öyle 50 gram 100 gram et döneri yemem. olacak ki 300 gram, et döner yedim diyesin gardaş..
devamını gör...
büyük ama çok büyük bir derdim vardı, lanet olsun ki var hala. kendim başarabilirim dedim üstesinden gelirim, psikolojik tedavi olayına girmeden, okuyarak, dua ederek gezerek. ama olmadı başaramadım, yapamadım. durum kötüye gitti iyice, sağlığımdan oldum. sınavdan erken çıkmak gibi kötü şeyler düşünmeye başladım ve artık korkarım ki ne kadar yan etkisi de olsa ilaç tedavisi kaçınılmaz oldu.
devamını gör...
günün birinde "boklamanın ahlakı" adlı bir makale yazıcam. bir ideoloji, görüş, aşırılık yahut popüler kültür nasıl boklanır, tutarlılık açısından dikkat edilmesi gerekenler nelerdir gibi sorulara cevap bulunacak. bu sayede hayatta hiçbir şey yapmadan salt boklayan yoldaşlarım ile belli bir sistem içerisinde güçlerimizi birleştirerek akım olacağız. akım akım akacağız. mantıkî açıklamalar, teskin çabaları bizi durduramayacak. formatlama işi böylece gerçekleşecek. sonra yeninden medeniyetler, kültürler, onların bozulmaları filan...
devamını gör...
o değil de okudum ettim doktor oldum. nöbette klinikte kritik hasta varsa tepkim net şudur: "allah'ım bu gece hastaya birşey olmasın"
devamını gör...
içeridekilerde bulunan ilk kez gördüğüm mahlas sayısı çoğaldıkça ve aşina olduklarım azaldıkça miadımı doldurmuş gibi hissediyorum.
yaşlanmış gibi hani. ne bileyim uzaktan akrabaların çocukları sürekli büyüme ve değişme halinde de ben tanıyamıyorum her seferinde sanki çocukları. hepimizin oflayıp pufladığı o teyze gibiyim.
emekliye ayrılma vakti gelmiş gibiyim.
devamını gör...
insanın ömrüne çok kısa bir zamanda temas etmiş biri hakkında düşündüklerinin, tahmin ettiklerinin zamanla birer birer gerçekleşmesi nasıl bir şeydir Allah'ım?

sadece neden ? bir gün bunu öğrenebilecek miyim.
devamını gör...
keşke ben panda olsaydım. belki o zaman neslim tükeniyor diye kıymetimi bilen olurdu. panda olsam ya ben. panda olmak istiyom.
devamını gör...
zorundalıklarım kaçışlarıma sebep olurken ve bu durum bir fasit daireyi de doğururken... bende hiç bi aaa hadi kalk kendini acık düzelt diyecek içsel enerji yokken... durumlar böyleyken... vesselam duaya ihtiyacım var, buradan bütün sözlük ahalisine selamlar.*
devamını gör...
bizi köpekler kovaladı arkadaşlar. hem de böyle tepe aşağı kovaladı. sonra bir dede geldi köpeklere sssdddt yaptı. köpekler de gitti. olay bu. ama köpekler bizi gerçekten ısıracak gibiydi. iki tane köpek vardı, biz de iki taneydik. zeynep bir tarafa ben bir tarafa koştum. köpekler de zıt koştuujfnksk. ben terliklerimi fırlattım, zeynep yumurta topukla koşmaya çalıştı, tın tın tın koştu salak. sonra dede sssssdddddtt diyip köpekler gittikten sonra benim ilk cümlem de şey olmuş zeynebe: bu da böyle bi anımdır. afksdnfksdjfkljl.
devamını gör...
babamın tüm kalıtımsal hastalıklarina sahibim lipomalar,alerjiler,taşikardi. sekiz çocuğu arasında kendisine en çok benzeyen benim. huylarımız, düş dünyamız da çok benzer. şimdi esas konu babam tam altı kere evlendi a dostlar. çok korkuyorum.
devamını gör...
bugün yeğenimi izlemek için futbol antremanına gittim. hava çok güneşliydi, antrenman saatini beklerken bunaldım ve gölge bir yer aradım. ağaçlık altında bir bank vardı ve oraya geçtim.

beklerken yanıma yeğenimden daha küçük ve kocaelispor altyapısında olan iki çocuk geldi. bana dediler ki" abi seni uyarayım orada zehirli örümcek var oturma oraya.. biz zehirli örümcek gördük!" dediler. ben de "hadi ya! bir şey olmaz" falan dedim ve merak ederek "kaç doğumlusunuz siz?" diye sordum. bana "2008 doğumluyuz" dediler. 2008 lan 2008! şaka gibi... o an anladım "paso sen yaşlanmışsın" dedim kendi kendime.

2008 lan 2008 daha dün gibi ve o çocuklar büyümüş de futbol oynuyorlar şimdi. harbi şaka gibi.
devamını gör...
dün gece ödünç aldığım bir eşyayı bırakmak için bir arkadaşıma gitmiştim. kullandığı anti deprasanlar çarpıntı ve titreme yapınca fenalaşmış. hemen acile gittik. önemli bir sorun olmadığını öğrenince gel biraz hava alalım dedim ve dışarı çıkıp bir bahçede oturduk.

anti deprasan kullandığını önceden bilmiyordum. duyduğumda çok şaşırdım. çünkü hayatta en son psikoljik sorunu olabilecek insan oydu benim gözümde ama iki yıl önce babasını kaybetmiş ve bir yıl önce ise sevdiği insan bana söylemediği bir sebeple onu bırakmış. ve bunalıma girmişti. bir yıla yakın bir zamandan beri psikolojik tedavi görmeye başlamıştı.

biraz vakit ilerleyince kendinin aptal ve deli gibi göründüğünü söylemeye başladı. okulda ve sosyal hayatta çok aktif her projede gönüllü, yardımsever ve ideal insan diyebileceğim bir yapısı vardı halbuki. onu böyle gördüğümü ve imrendiğimi söyledim. ben de ergenligimden beri biraz asosyal olduğumu ve sebeplerimi anlattım. o da şaşırdı ve çok rahatladı.

sonra farkettim ki hepimiz iyi hal oyuncusuyuz. mükemmel sanılan birinin dertlerini dinlemek bize psikoterapi etkisi yapmıştı ve her zamanki gibi anlatarak değil dinleyerek rahatlamıştık.
devamını gör...
olmuyor. ne yapsam ne için çabalasam hiçbir şey değişmiyor. ne öz güvenim yükseliyor, ne uğraştığım özelliklerim değişiyor, gelişiyor. aylar, yıllar sonra bir bakıyorum başladığım yerdeyim. nefret ediyorum bu durumdan...
devamını gör...
nefes alış verişini duymak ne güzel lan. evet bu bir itiraf. ne derseniz deyin.
devamını gör...
şimdi arkadaşlar;
numaraları yanlış yedeklemişim geçen senenin yedinci ayından itibaren kaydedilen numaralar gitti. numaran yazmıyor diyince, hadi ordan falan demeyin. *
facebook hesabımı tamamiyle sildim yaklaşık bir ay oldu, sonra efenim özdemir asdasdasdasd bizi silmiş defterden olmasın. *
devamını gör...
"çok kalbim acıyor lan" deyip yanına koştuğum dostum çok uzakta ve benim çok kalbim acıyor lan.
devamını gör...
arkadaşım dediğim insanlar bir elin parmağını geçmez ha. bir kaç ay önce bile böyle değildim. tahmini 5 aydır acayip değiştim, eski takvam kalmadı ibadetlerimi huşu içinde yapamıyorum tahammülüm korkunç az , kimsenin zerre kaprisini çekemiyorum. genel olarak insana değer veremiyorum sevdiğim insanlar bu dünyada çok sınırlı, hislerim çok çabuk değişiyor eskiye nazaran daha çabuk kinleniyorum hırslanaıyorum, toplu taşımda gözleriyle yiyen kızı bile dövesim geliyor salak buluyorum kadınları ciddi salak buluyorum, yanına yaklaştığın zaman seni gördüğünde hindi gibi kabaran kendi kendine triplere giren hemcinslerime tahammül edmiyorum. deli kalp kırıyorum, şiddet göstermemek için kendimi çok zorluyorum. eskiden umursardım yok yeminle zerre çabalama yok. bir ara öyle çabaladım ki balataları sıyıracaktım ama pes artık oluruna bırakıyorum. lanet insanoğlunun bencilliklerine her gün şahit oluyorum ben bunları çok takıyorum. neden herkes bu kadar kaprisli egoist ve benmerkezciyken etrafındakileri bencillikle suçlar . ama senin fikirlerine değer vermiyourm arkadaşım. seni ve tavrını sevmiyorum.s.ktir git. deli doldum bildiğin gibi değil. kendimi garip hissediyorum.

rahatlama geldi hafiften.
devamını gör...
yalnızca kendi kararıyla hallolacak bir işle karşı karşıya kalınca anlıyor insan kocaman olduğunu ve o dönemeçte o kararı vermekten başka çarenin olmaması da omuzlarının yükünü iyice artırıyor. yüzünde tebessüm varken gözleri gülemeyen bazı insanlar vardır ya derinlerdeki kederini merak edersin, işte kocaman olduysan artık o insanlardan biri oluverirsin.
devamını gör...
dersim yoktu bugün. kardeş evleniyor alışveriş yapılmalı falan gezdim tozdum baya. öyle yoruldum ki üstümu değiştirmeye uşendim. aradan saatler geçti baktım rahat böyle erteledim de erteledim. yarın da nöbet falan var
bi an once zibarmam gerek.. napayım dedim.. sonuç kot ten corap ve tunikle yatıyorum. eşofman giymekle nevresim makineye atmak arasındaki secimim ikinciden yana oldu. başörtüsünu de yapsam olur muydu ama iğne falan cesaret edemedim.

(bkz: true story)
devamını gör...
her şey boşa gidiyor. her şeyi harcıyorum. acınacak haldeyim. zaten kendime acıyorum da. ama artık suçlunun tamamen ben olmadığımı da biliyorum. bu yaşıma beni neler getirdiyse onlar da sorumlu şu durumdan. insanların sevgili dertlerinin, kız dertlerinin, para dertlerinin içine bi şeyler... benden daha az canı sıkkın olup da derdini dert sananın, üstüne edebiyatını yapanın da... ezberden söylenen saçmapa sapan veya gerçekçi avutmaların da... bu sıkışmışlıkta başka bir stres atma aracı olmadığından bu nefreti püskürttüğümü de biliyorum. bu da umrumda değil. çözümler çok zor. zor lan işte. gidenler de geri gelmiyor. gerçek olan bu ıstırap. ama bu da tutunulacak, tapınılacak, "gerçek olan bir şey buldum" denecek bir şey değil. daha da yazarsam okuması sakıncalı olacak.
devamını gör...
dün ellerimi ve ağzımı kırmak istedim. gerçekten. kırılınca hatalarımı tekrarlamam diye düşündüm. sonra yavru kuşumun bana ihtiyacı olduğu aklıma geldi, yapamadım. ağladım.

sonra telefonuma gelen mesajlarımı okurken şu ayet-i kerimeyi gördüm:
"...rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?" (fussilet suresi/53. ayet)

basitliğime ağladım, rabbimin merhametine şükrettim.

devamını gör...
öyle bir yoruldum ki sözlük. ilişkilerden,götü kalkık kızlardan, hayatın rutinliğinden, günde 4 saatimin yola heba olmasından,kafa dengi bir tane arkadaşımın olmamasından. gençliğimin böyle böyle gidiyo oluşu da ayrı bir olay.

devamını gör...
dün geceki başlık yüzünden ankaralı ayşe dinçer'in tiki tak tak adlı şarkısı halen beynime yankılanıyor. ofisin bilgisayarında hoparlör olsa son ses açıp dinleyeceğim, o derece.
devamını gör...
ya çok pis günah aldım ya da hedef yanıltmaca. seri eksicim artı oy veriyor. günaydın herkeşeee.*
devamını gör...
birisinin fiziksel bir hastalığa yakalandığını öğrendiğimde ne kadar üzülüyorsam, psikolojik bir hastalığa yakalandığını öğrendiğimde de o kadar üzülüyorum. ikisi de acı çekiyor çünkü biliyorum. birisi zihninin yaptıklarını kontrol edemiyor, istemeden hayatı kendine dar ediyor; aslına bakarsak öteki de hücrelerini kontrol edemiyor belki, sonuç olarak ondan bağımsız gelişen sıkıntılar var vücudunda.
psikolojik rahatsızlıkları olan insan, hassas insandır. her ne kadar hastalık olarak sayılabilmesi için beyinde birtakım işlev bozuklukları görülmesi gerekiyor olsa da, o kimyasal bozukluğu da başlatan kişinin o zamana kadarki düşünceleri ve bunun sonucunda oluşan stres oluyor. tabii ki bir yatkınlık söz konusu olduğu da bir gerçektir bu anksiyetenin bir hastalığa dönüşmesinde.
Allah bütün hastalara şifa versin, kimseyi hastalıklarla sınamasın. insan ne yaparsa yapsın kurtulamayabiliyor bazen.
devamını gör...
hep bir yere yol alırken, bir kafe ya da ne biliyim bir yer, birileriyle görüşeceğim zamanın hayalini kurunca çok güzel bir anmış gibi oluyor ama gerçeğini yaşayınca beğenmiyorum. bu muymuş yani diyorum. en basit şeylerde bile böyle...
devamını gör...
artık instagram'da muhabbet kuşu içermeyen fotoğrafları sadece üst üste muhabbet kuşu fotoğrafı paylaşmış olmamak için paylaşıyorum.
devamını gör...
çok büyük konuştum ama hak ettim böyle bir şeyi, Allah acı çekmem için yeni bir bela verdi. şimdilik cicim ayları ama yaza doğru müslüm ve azer tadında paylaşımlarımı göreceksiniz. ha tabi onun yerine nişan davetiyesini de atabilirim buraya.
devamını gör...
iki tane itiraf depresif ve mizah içerikli.
birisi dayımla uyumak isterdim çocukken benle uyudu ayağımı salladım diye deprem oluyor sanmış...
ikinci depresif itirafım ise... bilemiyorum sözlük sevenim olmadı belki de sevenim oldu sevdiklerimi istediğim için göremedim.
sevginin kıymetini bilmedim sanırım.
sağlk olsu.n
devamını gör...
ortaokul zamanında karnemdeki 1'leri kurşun kalemle 4 yaptım. evdekiler anlayınca tertemiz dayağımı yiyip oturdum.

edit: lise zamanı da olabilir tam hatırlayamadım.
devamını gör...
uykum var.

bir üstteki üç ünlemleri görünce başka bir sözlükteki sahte hesabım geldi aklıma. devrimin coşkusunu hissettiriyordum. random gülüşüm (sscbsscbsscb) ile beraber marka olmuştu. ah gidi.
devamını gör...
ben o son kahveyi içmeyecektim. genelde kahve yaparken türk kahvesiyle dibek kahvesini karıştırıyorum millet de merak ediyor tabi kahveyi nasıl yaptığımı anlamıyo kimse dibek karıştırdığımı sanıyolar ki elimin lezzetinden.
devamını gör...
ben yine yoruldum. sarılmak istiyorum birine. annemin dizlerinde uyuyakalmak, gece uyandığım zaman sıcak yatağımda bulunup mutlu olmak istiyorum. kız arkadaşımla buluşacağım zaman karşıdan gelirken gülümsesin, içim huzur dolsun istiyorum. özledim... insan elindekinin kıymetini bilmeli derdim hep ve bildiğimi sanırdım ama şu an bilemiyorum. yalnızlık zor. 41 günüm kaldı. dayan gd. dayan. ulan erasmustasın ne dayanması, tadını çıkar, demek isterdim ama olmuyor be. cidden çok olumsuzluk var ve ne yapsam olmuyor. neyse. iyi geceler.
devamını gör...
ilk sözlük deneyimime burada başladım.
haliyle sözlükte işlerin nasıl yürüdüğünü (bkz: racon) olaya vakıf olabilmek için biraz zaman harcadım.
bu sebepten ötürü hanımla küçük çekişmeli hallerimiz oldu.
-hanım ben yazarım artık yazar
+sen yazarsan bende çizerim!*
-?!+%&...ben şok
devamını gör...
parkta güneşli bir sonbahar günü koşu yaparken o gün yaşadığın olaylar yüzünden sinirli olmak ve sana çarptığını düşündüğün kıza "kör müsün?" diye bağırmak. ve kızın "evet, görmüyorum" demesi, sonrasında kızla bir banka oturmak hayat hikayesini dinlemek. oradan geçen bir roman'ın sizi yanlış anlaması ve "kıpkırmızı gül abi alsana bea güzel ablama" demesi. bir tane almanız ve kızın size "kırmızı nasıl bir şey" demesi. ve anlatamamak, o an ölmeyi istemek. o kızın kollarında ölmeyi istemek. o kıza aşık olmak...
ve tanıdıktan kısa bir süre sonra trafik kazasında ölmesi...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar