soğukta sokakta seri yürümek için - namazda kendimiz duyacağımız şekilde okuduğumuz kadar sesli - sıfırdan başlamak koşulu ile altmışsekize kadar çifter çifter sayıyorum. eğer bunu uygulamazsam üşüyorum.
devamını gör...
soğuk hava uykumu getiriyor. kışın uyuyasım geliyor yani. ayılar gibi kış uykusuna yatmak istiyorum hatta. ayı mıyım neyim. *
devamını gör...
yarım boğazlı slim kazak giyince çok pis yakışıklı olduğuma inanıyorum. kendimi 40'lı yılların gangsterleri gibi falan hissediyorum. bu da böyle bir itirafımdır.
devamını gör...
kendimi tutuyorum. gerçekten. millete baka baka utanmadan yalan söyleyen birisine sırf "benimle uğraşıyor ya" demesin, diyemesin diye, böyle bir görüntü vermemek için kendimi tutuyorum.
devamını gör...
sözlükten uzun bir süre ayrı kaldım. bu süreç içerisinde çok çalkantılı bir hayat geçirdim. sevdiğim kızın öldüğünü hâlâ kabullenemedim. edebiyata olan ilgim yok oldu. hala evden çıkmıyorum ve hâlâ ikilemlerim içinde boğuluyorum. çok yoruldum ve umarım (allahtan ümit kesilmez) tekrardan kendime gelebilirim. giderek kötü, ruhsuz bir insan olma yolunda ilerliyorum. bugünlerde tekrar buralarda yazarak kendimi sosyal bir mecrada anonim bir şekilde uyuşturmaya devam edeceğim.
devamını gör...
soundcloud'a birkaç bir şey yüklemiştim. bugün bana "aga şiirler neyse de şarkılar olmamış" dendi. basbaya hiç kurtarırı yok dendi. daha da zor söylerim hevesim kırıldı lan. eve gelince de kaldırdım direkt parçaları. bu kadar da dış etkilere açık bir insan olabiliyorum bazen.
devamını gör...
ınsan ölümle burun buruna geldiğinde ne oluyor, biliyor musunuz? hayatınız, ufacık bir gün ışığı parçası oluyor. dunyanizin küçüklüğü ile yuzlesiyorsunuz. dahası, bir sinek kadar değeriniz olduğu gerçeğiyle. basit ve sacmasiniz. "dönsem" diyorsunuz. "dönsem ve büyuk bir hayat yaşasam..."
dönüyorsunuz ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. ve yavaş yavaş tekrar o küçük gün ışığının içinde kayboluyorsunuz...
devamını gör...
bazen insan anlamıyor. ama anlamadığını itiraf edemiyor. anlıyormuş gibi yapıyor.

bazen bütün bu anlama çabalarımın aslında anlayamadığım gerçeğinin örtüsü olduğunu düşünüyorum. çok anlıyor görünüyorum ama değil. hani çok karizma duran birisinin aslında içinden aptalca bir bilgisayar oyununu oynaması gibi.

ışte bunu gören kierkegaard, bir şey bilmemeyi ama yaşama karşı samimi olmayı bilgiden üstün tutmuştur. aslında bu örneği vermem bile kendimi temize çıkarma güdüsünü yansıtıyor.

doğrusu, bu konuda kesin bir yargı yok.
devamını gör...
burasi itiraf yeri. ama itiraf kelimesi iğrenç. ıtiraf, modern gösterişli bir günah. gösteriş olduğu için bu günahı herkes seviyor. hayır, benim itirafını edeceğim bir şeyim yok. ıyiliklerim kibirlendirir, kötülüklerim alcaltir. bu saçma bir oyun. ve tehlikeli.
devamını gör...
itiraf ediyorum buraya itiraf edebileceğim hiçbir şeyim yok. çok şey var aslında ama buraya yok.
devamını gör...
bazen karşımdaki kişi bana bir şey anlatırken söylediklerini hiç önemsemiyor anlamaya çalışmıyorum. belki o an kafamda daha önemli gördüğüm şeyleri düşünüyorum ve konuşmasını dinliyormuş gibi başımı sallayarak karşılık veriyorum. sonra bir an geliyor soru sormuş oluyor ve cevap bekler gözlerle bana bakıyor. o an mecburen "ne dedin anlamadım?" demek zorunda kalıyorum ve hiç hoş olmuyor...

devamını gör...
eskiden güzel severdim ben. iyi severdim yani. sonra bir şey oldu gönlüm mü köreldi büyüdüm mü ne, zor sevmeye başladım hatta sevmemeye. bu her ne ise bu durumdan hoşnut değilim eski ben olabilmek de mümkün gözükmüyor. ne olacak şimdi başkan kaldık böyle.
bu saatler çok tehlikeli adama demeyecegi şeyi dedirtir aman dikkat.
devamını gör...
itiraf ediyorum ben bu başlıktan nefret ediyorum arkadaşlar.içinde yazılanlardan değil özenle okuyorum aslında. ama kendim bu başlığa yazmayı bi türlü beceremiyorum. doğru dürüst bişey yazamıyorum. yazsam da siliyorum. aslında doğru dürüst yazmadığım için silmem daha iyi oluyor herhalde.neyse bi tanım daha denemiş oldum bu başlığa belki kalır belki de yine kehanet gerçekleşir ve gün doğmadan silerim tanımı.
devamını gör...
sanırım buraya itiraf ediyoruz. çövdürmek gibi bişi aslında yani. bırakan gidiyo. e madem öyle, ben de katılayım kervana..

kendime çok kızıyorum. kavga ediyorum kendimle. araya girmesem ağzımı burnumu kırıcam o şekil yani. bazen iyi dellenip kafama levyeyle falan girişmek istiyorum, sonra çocuklarım geliyor aklıma, elimi diğer elimle geriye büküp alıyorum elimden levyeyi, fuzuli aksiyona lüzum yok genç! diye nasihat bile veriyorum. peki ya şimdi biz* neyiz?
devamını gör...
2005 eylül'de almaya başladığım ilk maaşım ile 2017 ocak'ta aldığım son maaşım arasındaki artış oranı %583.

emeği geçenlerden Allah razı olsun.
devamını gör...
cahil insanları görüp de söylemek istediğim fakat söylemediğim o kadar çok şey var ki. özellikle vatan-millet-siyaset üçgeninde. o kadaraptal şeyler görüyorum ki; adamlar açık açık ihanet içerisindeler, ya bilerek yapıyorlar ya da aptallar. konuşmak istiyorum ama çok sert bir üslubum olduğu için vazgeçiyorum. bu tür konularda sakin kalamıyorum. bu ülkenin düşmanlarının değirmenlerine su taşıyorlar bilerek veya bilmeyerek. düzeltmeye çalışan insanları da hainlikle suçluyorlar. diyorum ya; bu tür konularda sakin kalamadığım için nasıl yazacağımı bilemiyorum.

ya ben lan neyse bir şey demiyorum
devamını gör...
az önce 177 tl telefon faturası ödedim geldim.içime oturdu acımı kelimelere dökesim bile yok tamamen benim düşüncesizliğim bi servis gibi bişey ücretsiz zannediyordum ah bileydim neyse bu da bir itirafım işte şuan hayırlısı falan deyip acımla oturuyorum.
devamını gör...
bilek güreşi kurallarını bilmeyen (ve dahi siz de bilmiyorsanız) +120 kg'lik birisiyle güreşmeyin. adam bileğimin üstüne çıkacaktı hırstan . bilek güreşini yanlış anladı mübarek.
devamını gör...
1 yıl kadar uzun bir süre yoktum buralarda. döndüm. 1 hafta güzel insanlarla vakit geçirdim. şimdi tekrar gidiyorum görüşmek üzere. hepinizi çok seviyorum. birbirinizin kalplerini kırmayın. güzelce uyarın. sevin birbirinizi sevin. ben gelecek sene bu zamanlar ne olurum bilmiyorum ama inşallah Allah sizi istediğinizden de hayırlı yerlere götürür.
selametle
devamını gör...
bu yaşima kadar sadece bir kişi benim için akrostiş şiir yazdı. o şiiri aldığımda kaç yaşında olduğumu bile hatırlamıyorum. şiirin sanatsal değeri ise tartışılır.
devamını gör...
saat sabahın 5 i ben başımı hala belaya sokabiliyorum. nasıl?
ben ne ara bu kadar mal beyinli olabildim?
devamını gör...
hayalini kurduğum hayat,
herkesin düşlediği,
oması için dua ettiği, acı çektiği,
beklediği, yalvardığı aşk.

bilinmeyene akan ırmak gibi,
sonsuzluğa açılan bir kapı gibi,
gizem dolu biraz da kronolojik.

egoma açtığım savaşın komutanı,
damarlarımda gezinen kan damlası,
vücudumu ayakta tutan şey, kalbim.

kendi kabuğunun hükümdarı, al!
emrindedir tüm yengeçler,
bağır, hisset.

david lynch kadar karışık kafa senaryosu,
bir son var ama kesik, tamamlanmamış.
gör, anla diye çırpınan kağıt parçası,
durma! dök harfleri kelimelere, cümlelere.

duyuyor musun? hiçliğin sesi bu.
varoluşun yegane anlamı.
tutunulan tek dal, alınan her nefes.
sahi sigara içenler bilmez nefes.

sinir sistemimi kontrol et beynim,
organlarımı yalnız bırakma.
beyincik ağlıyor.
ihtiyacım var sana anlasana.

müziklere anlam katmam gerek,
bunu tek başıma yapamam.
yanımda kal, bir sigara içeyim.
sonra çek fişimi.

aşkımın bana ithafen yazdığı ve hayatında yazdığı ilk şiir denemesi. buraya yazdığımı bilse kafamı kırar. itirafımsa hayatımda ilk defa biri benim için şiir yazdı ve ben çok mutlu oldum laan.
devamını gör...
yıllar sonra itirafımdır.

sene 2005. memurluğa atanmamın ilk senesi. üniversite yeni bitmiş, 4 yıllık ciddi olduğunu sandığım birlikteliğim son bulmuş şekilde, gurbet ellerde takılıyorum iş ev arası. tam o sıkıcı zamanlar içerisinde beyaz gelincik diye bir diziye takıldım. bizim adana'da çekiliyor. işte o dizide ceyhan diye bir kız vardı. dizinin esas oğlanının güzel kız kardeşi. diziyi izlerken bu kız çıktığında daha başka izlediğimi farkettim. gel zaman git zaman bir arkadaş ortamında anlattım mevzuyu. dizide adana'da çekiliyor ya belki bununla karşılaşırım gibi hayaller kuruyorum. bir arkadaş msn'den mesaj attı. kardeşim senin hatunun (benim hatun nerden oluyorsa) hotmail adresini buldum diyerek yazdı bu adresi. tabi hemen bu adrese güzel bir mail attım. sizden hoşlanıyorum, istediğiniz bir haftasonu adana'ya gelip sizinle buluşmak isterim minvalinde. dizide oynadığınız ceyhan karakteriyle ters orantılı bir iç güzelliğiniz olduğunu düşünüyorum dedim.

kısa bir zaman sonra cevap geldi bu mail adresinden. ben ceyhan değilim, zeliha karakterini oynayan kızım gerizekalı şeklinde oldukça naif bir mesaj. yahu dedim ben zeliha'dan da hoşlanıyorum diyerek sıvama pozisyonuna geçtim.

yani azizim, nasıl bir imtihandaysam, bu aşk meşk işlerinde işlerim hep duvara toslamakla geçti. bende sardım spora tabi. (bkz: :))
devamını gör...
birkaç sene blog tuttum. edebi karalamalar ve genelde bu minvalde fikirler. hemen hiç yoktu okurum. arada bir uğrayan bir kaç kişi. ama rusya'nın hazar denizi civarındaki bir şehrinden bir link vardı bloga çokça uğrayan. onu hep merak ettim. bot olmadığını biliyorum.
devamını gör...
dokuz yaşımda iken bir arkadaşla beraber evden kaçmıştım. sebepte yaramazlık yaptığımız için hoca okuldan atıldığımızı yarın velilerimizle gelip kaydımızı sildirmemizi istemesiydi. tabi arkadaş epey korkmuştu, babam beni öper eve gidemem diyordu. ben yapma oğlum beni kaç sefer böyle tehdit ettiler desemde ikna edemdim. bu ben evden kaçacağım diyince bizde arkadaşımızı satmadık beraber kaçtık. ama nereye kaçacak dokuz yaşındaki iki çocuk? cebimizde toplasan 3 lira yok. neyse akşama kadar ilçede boş boş dolandık. nihayetinde 3-4 polis aracı etrafımızda belirdi, peder beyde yanlarında. gelip alıp eve götürdüler. malca bir girişim böylece son bulmuştu.
devamını gör...
evde tek başıma kalacağım zamanlar odaları tek tek gezip kapı arkalarına saklanmış biri var mı diye kontrol ediyorum. fazla tırsak günlerde bu kontrollerde bana ekmek bıçağı da eşlik ediyor. ve gaptir ama şu minnok adrenalin için bile tek başına yaşanılır. hanımefendi (bkz: kendine ait bir oda) demiş, görüyorum ve artırıyorum: kendine ait bir ev. hadi inş.
devamını gör...
yirmilik dişlerimi çeken orta yaşlı, tontiş, tatliş, hoşsohbet doktorla arkadaş olmak istiyorum. ama imkansız, üzülüyorum.
devamını gör...
bana bir zamanlar ''al kızım şu kirpiğine, kaşına bir şey sür evde kalacaksın bu gidişle'' diyerek takılan belki isteyerek belki istemeden gururumu kıran benliğimi oldukça zedeleyen bir anıya sahip olmama sebep olan saygıdeğer hocam. o rimeli ve göz kalemini hiç kullanmadım, hiç makyaj yapmadım -yapamadım- ve bu sayede hayatımın aşkıyla tanıştım, teşekkür ederim. meğer siz ne kadar iyi bir insanmışsınız.
devamını gör...
küçükken de şimdi olduğum kadar gerçekçi biriydim. hiçbir zaman "astronot olacağım" gibi şeyler demedim mesela. arkadaşlarım çok güzel resim yaptığımı düşünüyordu, "sen büyüyünce ressam ol benceee" diyorlardı bana tatlı tatlı. ben ise "ya bırak Allah'ını seversen!" dercesine bakıyordum onlara sanki daha 9 yaşındayken bile bunun türkiye'de zor olduğunu, kendi ayaklarım üstünde durmama yetmeyeceğini biliyor gibiydim.
neyse, bu ön bilgiden sonra asıl anlatmak istediğim olaya geçeyim. ilkokul yıllarımda 3 kişilik bir çok yakın arkadaş grubumuz vardı. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu tam olarak. yaz tatillerinde bile birbirimizin peşinden birbirimizin memleketlerine gidiyorduk, o derece. işte bu arkadaş grubundaki diğer ikili istese uçabileceğine, bir gün denizkızına dönüşeceğine falan inanan arkadaşlardı. herhalde 10. falan yaş günümde aralarından biri bana bir doğumgünü kartı hediye etmişti. kartın üstünde güzel bir çayır ve bir ağaç resmi vardı. arkadaşım da bana kartı verirken "bir gün üçümüz bu ağacın olduğu yere gideceğiz!" diye romantiklik yapmıştı. ben ise her zamanki ayılığımla "yalnız bu fotoğraf değil ki, biri çizmiş bunu. böyle bir yer yok gerçekte." diyerek teşekkür etmiştim. Allahım, utanıyorum kendimden. insanda çocukken "ayıp olmasın" kafası da olmuyor, laps diye söyleyiveriyor aklından geçeni.
özür dilerim eski arkadaşım.
devamını gör...
dün 29 yaşıma girdim. hiçbir şey başarmış olmadan koskoca 29 yıl geçirdim. ne sevilen bir evlat olabildim, ne doğru düzgün bir sevgili, ne de iyi bir kul. neresinden tutarsan elinde kalan bir yaşam. kursağımda kalmış onlarca sevince , ruhumu sömüren acılara baktım hiç ders almamışım. ne acı.
devamını gör...
bugün kasapta arkadaşlarım, yanlarına gelince senin hakkında konuşuyoruz çok öküzsün lan dediler ve 2 saattir bunun sevinciyle kıpır kıpırım. insan dediğin beğenilmek sevilmek istiyor ya. insanı mutlu etmek bazen bir cümle kurmak kadar kolay ve zahmetsiz. neden eriniyoruz neden kaba ve umursamazızz.
devamını gör...
2014 yılındaki halime dönmek için neler vermezdim.
devamını gör...
her şeyini bilecek kadar yakın olmak istemiyorum ben de kimseye ama anlatıyorlar. sağır değilim ki duyuyorum. kör değilim ki şahit oluyorum. kavgaları, acıları, hüzünleri, beklentileri... her şeyi anlatıyorlar. yaşananlar ulu orta. kendim yetmezmiş gibi, bir de başkalarının hayatları ile uğraşıyorum lan.
devamını gör...
gerçekten köylüyüm ben ya. millet oreo, biscolata falan yer ben dolabı açıp açıp salatalık yiyorum agzımada tuz döküyorum. çok gösel.
devamını gör...
boşluktan atlamak istiyorum. sonra düştüğümü fark edip en başa dönme şansı istiyorum. o şans verilirse tekrar atlamak... tüm hatalarım gibi.
devamını gör...
ilkokulda okuma yazmayı sökenlere kırmızı kurdela takıyordu hoca..eylemin yaygınlığını bilmemekle beraber en son kurdelayı ben almıştım..tahtaya yazı yazarken tepeden başlayıp tahtanın dibinde bitirmiştim yazıyı..hoca da acımış olsa gerek ki taktı kurdelayı..hatta babama da bundan bi cacık olmaz minvalinde laf etmiş..çok zoruma gitmişti tabi..inat edip bu hale gelmedim de..sonradan açıldım biraz..bu arada türkçe dersi vermiş olmama rağmen hala cümlede virgülü nereye koyacağımı tam olarak bilmem..
devamını gör...
6 senelik dostumun 6 ay önce hayatına giren adam yüzünden bana daha az ilgi ve sevgi gösteriyor olmasına içerliyorum. sen müzmin bekarken biz daha mutluyduk farkında mısın ayşenur. bana bu yaptığın doğru mu sence?
devamını gör...
az önce iyi mi kötü mü olduğunu bilmediğim bir şey öğrendim. 15 gün kadar önce bizim departmandaki müdürün işine son verilmişti. zaten 2 kişiydik, ben kaldım o gitti. benden daha tecrübeli, cv'si daha dolgundu oysa. neyse sadede geleyim;
aynı gün şirketin büyük ortağı benim çıkışımı da vermiş meğer. muhasebe müdürünü de soğukluğundan dolayı hiç sevmem, adam tutmuş ben bu kararı ona söyleyemem , bu dönemde böyle bir adama yapılacak şey bu değil diyerek karşı çıkmış.

adam karşı olan art niyetime mi utanayım, işten çıkarılmadığıma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. gurur yaptım bir de, istenmediğim yerde durmam deyip basıp gidesim de var, bilemedim.

oysa insanların ne güzel dertleri var, bugün ne giysem gibi...
devamını gör...
içimde acayip bir öldürme isteği var sözlük..yani tarif edemem..birçok insanda geçici dönemlerde olur bu aslında..yani şahit olunan kötü bir hadisede insan içinden der..imkanım olsa da boğsam şunu diye..ama bendeki bitmeyen bir şey..sadece kötü insanlara karşı bu tabi..ama bitmiyor..yani helal olduğunu bilsem öldüreceklerimin haddi hesabı yok..vallahi yok..aslında bir başlasam..ardı arkası kesilmeyecek onu da biliyorum ya..neyse..
devamını gör...
250-300 işçili bir firmada çalışıyorum. 1 haftada tamı tamına 24 kişinin işine son verildi. sebep? ekonomik kriz. 24 kişiden 18'i evli ve çocuklu orta yaş üstü adamlar. herkes sıra bana ne zaman gelecek diye bekliyor.
dolar artışından dolayı malzeme alınamyor. haliye işler aksıyor. maaşlar 2 ayda bir alınırsa çok şükür deniliyor.
mali müşavirimizle konuştum, birçok firma aynı durumda. işçi çıkararak krizi atlatmaya çalışıyor.

babalar çocukları karşısında boynu bükük, Allahım nolur hasta olmasınlar, masrafları karşılayamazsam? diye ödü kopuyor insanların.

bunlardan biri de benim. hak etmediğim bir şekilde bu krizi yaşamak durumundayım. neden? karınları tok siyasilerin aralarındaki çatışmalardan dolayı.

filler tepişiyor, biz çimenlerin canı çıkıyor aşağıda.

desteklediğiniz, canınızı verdiğiniz o siyasi kuklaların umurunda bile değilsiniz. bilin istedim.

not: sade vatandaş. kremasız, şekersiz.
devamını gör...
dert anası oldum. sorunların müsebbibi ben değilim. söylesem kırılacaklar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar