istanbul'dan ve dahi türkiye'den gitmek istiyorum sanırım.

çünkü şöyle bir haberlere göz gezdirdiğimde istanbul'un artık yaşanmayacak noktaya geldiğini görüyorum. ve bu hani toplumsal bozulma ahlak yoksunluğu vs gibi suçu rahatlıklar toplum katmanlarına atarak laf kalabalığı yapacağımız cinsten bir durum değil.

aksine, şahsım adına güvendiğimi sandığım, yönetim tabakaları tarafından ancak kasıtlı olarak yapılabilecek yönetim bozuklukları kokuşmuşlukları.

istanbul'da olan şeyler geçiyor gözümün önünden; fsm köprüsündeki tadilat işleri tam bir yönetim hatası. hani bir laf vardır "bu kadar cehalet ancak ilimle olur" diye işte bu da aynı durum. bu kadar yanlışlık ancak yetkili kişilerin kasıtlı müdahelesi ile olabilir. başka bir açıklaması yok.

madde malumunuz, maksimum düzensizliğe geçmek ister, istanbul trafiğini madde kabul edip maksimum düzensizliğe geçmesi beklenseydi, yöneticileirn yaptıklarından daha kötü olamazdı eminin.

dahası, avcılar metrobüs köprüsünün söküm işleminde köprünün yıkılması. bir inşaat mühendisi olarak ne tür bir zihni alt yapı(sızlık) ile hangi masraf, önlemlerden kaçılarak bir insanın yaşamına mal olduğunu tahmin edebiliyorum. yazık gerçekten yazık.

dahası, başbakan'a van il kongresinde, van depremin vefat eden ve fotoğrafına baktıkça içimizin parçalandığı yunus'un, işte o içimizin parçalandığı fotoğrafının çerçeveletilmiş şekilde hediye edilmesi.

ne diyeyim ki

baştan sonra ümitsizlik.
devamını gör...
son birkaç gündür klima suyu içerek hayatımı idame ediyorum.
devamını gör...
hani bu yurdum manzaralarında, dolmuşlarda filan, başını örtmüş diğer tüm kısımlarını bışvermiş hanım resimlerini görürürüz ya, ben onun canlısını gördüm demin. ve istemsiz olarak elim telefonuma gitti, çekecektim ben de fotoğrafını. koyacaktım buraya caps olarak. sonra dedim kendi kendime, sakin ol. saçmalama. ve saçmalamadım.
devamını gör...
salı günü geleneksel ankara tatilimi yapmak üzere bütün planlarımı yapmıştım ki ananem hasta olmuş, yanında kimse yokmuş, sürekli düşüp bayılıyormuş, haliyle de doktora gidemiyormuş... hemen ankara işini iptal ettim yarın ananemin yanına gideceğim.
ekstrem olan şu ki;
genelde ailenin bu tür ciddi işlerinin dışında tutulan, kafasına göre takılan "şımarık tombiş bebek" olan ben, annem de müsait olmasına rağmen ben, evet ben yaşar usta, ananeme yardıma gidiyorum sözlük. kendi keyfine düşkün olan, kimi zaman bencil ben, benim için çok çok önemli olmasına rağmen ankaraya gitmekten vazgeçiyorum. bundan da gram üzülmüyorum. içimde bir garip his var.
yani;
ben büyüdüm evet. ama daha güzeli ailemin gözünde de büyümüşüm.
devamını gör...
yaklaşık 2 yıldır oturduğum evim, 2 yıldır hiç olmadığı ve benim evim olamayacak kadar temiz.
odalara teker teker girip adnan oktar gibi burundan konuşarak "sen aşırı derecede sevimli bişeysin, maşallah sana" diyesim geliyor o derece.
devamını gör...
espri yapabiliyorum, gülebiliyor ve eğlenebiliyorum.

bazen durup kendime bakıyorum. "normal mi bu" diyorum.
buna "evet" dediğim de oluyor, "hayır" dediğim de.

her şeyin insanlar için olduğunun ayrımına varıyorum bazen.
"sonsuz şükürler olsun ki inançlıyız, rabbim dirayet veriyor" diyorum.

kitlenip kalıyorum. gözlerim dalıyor / doluyor.
"ne yapıyoruz biz, normal değil bunlar bir şey oldu bizlere" diyorum.
bazen gelip bir suçluluk duygusu peyda oluyor, sebebini kestiremiyorum.
daha her şey çok taze.

babamla son görüşmelerimden birinde arayışta olduğumu anlatmıştım ona.
o her ne arıyorsam bulacağıma inanıyordu, bense ne aradığımı bile bilmiyorum.
fakat o, onu da bulacağıma inanıyordu.

"o bulacağımı söylediyse mutlaka bulacağımdır" demek geliyor içimden şimdi.
bunu söyleyebilmem için onun aslına rücu etmesi mi gerekiyordu bunu bilmiyorum.
bildiğim bir şey var ki kendimi suçlu hissetmemi gerektirecek hiçbir şey yok.
bildiğim bir şey var ki Allah hep bizimledir, o ne verdiyse bir hayır vardır.
bildiğim bir şey var ki artık daha farklı da olsa hayat devam ediyor. çünkü öyle olmak zorunda.

insanoğlunun ömrü hep bir şeyleri aramakla geçiyor.
"bulabilene ne mutlu" diyeceğim geliyor ama belki de bulmamız gerekmiyordur.
kim bilir..





devamını gör...
ertelemek.. ah ne feci birşey. bu gün değil yarın.. yarın değil öbür gün... bu ay değil öbür ay... sonraki bayram... belki seneye... doğru değilmiş. yapmamak gerekirmiş... bu gün bir kez daha öğrendim ki, biriyle dost olmak istiyorsan hemen olman gerekiyormuş... acele etmek gerekiyormuş. hiç vakit kaybetmemek gerekiyormuş...!
devamını gör...
bilen bilir, ben yer yön duygusu gelişmemiş olan insanlardan biriyim. neyse bunu pek kimse bilmiyordu yakın zamana kadar. bi gün amcamın oğlu evlenecek ve davetiyelerini dağıtmak amaçlı bizim semte geliyor. ve güya bizim semt olduğundan ve ben orayı avcumun içi gibi bildiğimden, onun bilmediği yerlere ben götürmekle görevliyim onu. bi yakınımızın evi vardı önceden üç kez gitmiştim ama sadece bi kez tek başımaydım ve evi önündeki büyük trafo sayesinde bulabiliyordum. kuzenim ile çıktık yola, hava da karanlık. trafoyu arıyor gözlerim, yok bulamıyorum. kuzenimi rastgele sokuyorum sokaklara, dolanıp duruyoruz, o da fark etti mi artık bi şey demiyor. ben de azalarak bitiyorum tabi o sırada. bi binayı çok benzetiyorum ama trafo yok önünde. sürekli bu mu acaba filan diye soruyorum kendi kendime. neyse dedim yiğitlik gitmesin elden, gittim bastım zile. orası çıktı. o gün sevindiğim kadar çok hiç sevinmemiştim o derece. meğer trafo artık yokmuş, bağlantıları yer altına almışlar. kuzenimle dört dönerken de binanın önünden 3 kez geçtik ha. Allah'tan bi şey demedi.
devamını gör...
bugün eski arkadaşlardan biriyle karşilastim yolda. kendine slovak arkadaslar falan yapmış vay arkadas dedim. bileydim. ah ah.
devamını gör...
evin kapısını açıp duvarlarda örümcek var mı diye bakıyorum..
devamını gör...
babası irticadan sürülmüş bir emekli terörle mücadele polisinin oğluyum. bu durum her nekadar yeşil pasaport almama engelse de ben gurur duyuyorum.
devamını gör...
evde çözülememiş çengel bulmaca yığını var, her bulmacayı çözeyim diye elime alıyorum bir kaç yaptıktan sonra devamını getiremiyorumi bulmaca kültürü sıfır.
devamını gör...
verdiğim bkzların yanına, yıldızımın içinde küçük bir not yazmadan edemiyorum az önce fark ettim. neden yapıyorum ki bunu. hiç bir şey değil rahatsız oldum bkzlarımdan durup dururken.
devamını gör...
space ye basınca sayfa da aşağıya iniliyormuş, bugün yanlışlıkla elim space tuşuna gitti, sayfa aşağıya doğru kayınca dedim ki zaten bu daha zahmetli gerek yokmuş...
devamını gör...
sözlükte ciddi mânâda rahatsızlik duyduğum insanlar var ve yazma artık , kaç git burdan dedirtiyoar bana . evet bu bi itiraf.
devamını gör...
boş bkz ne işe yarar, neden verilir, ne amaca hizmet eder bilmiyorum.
devamını gör...
allı turnam'ın anlamanı az önceki belgeselden öğrendim ve açıklık getirdim kendi içimde. belgeselde çok dikkatimi çeken şey turnaların başının üzerindeki kırmızı bir bölge. sanırsam bunun için allı turnam denilmekte cogi. değilse de canım sağ olsun.
devamını gör...
bizim camii'nin halıları değişti. gül kurusu renginde. bir özelliği daha var. şimdi ıslak alnınla halıya secde yaptığın zaman, tüyler alnına yapışmıyor. çok feci birşey. adamın namaz kılası geliyor valla.

devamını gör...
kariyer ve gelecek planlamami tamamen degistiriyorum. herkes davasina sahip cikip hedefine hirsla ilerlerken ben sosyal etiket ve statu pesinde kosamam. bundan sonra sahip olacagim meslekle ve birlikte yuruyecegim insanlarla bir seyleri degistirmeliyim. yoksa onlar bizi degistirecek.
devamını gör...
çok sevdiğim halde kötülük yapmak istiyorum ona. böyle canı yansın falan. yetti çünkü tahammülde bir yere kadar.
devamını gör...
şöyle öğleye kadar uyuyayım dedim bugün. sabahın köründe şantiyeden asansörcü aradı
-anahtarı bulamıyorum kızım. kapı açılmıyor.
ve ismimle hitap etti. uykulu halimle bir şey demedim ama o adamı dövebilirim her an. anahtarından banane. bir günde bir şeyden şikayet etme. en ufak şey için bile beni arıyorsun. bir gün de şikayet etme .

o yetmedi ardından boyacı kalfası aradı. o da yetmedi en yakın arkadaşım dünkü macerasını anlatmak için aradı. o da yetmedi şehir dışındaki kuzenim aradı. o da yetmedi tekrar en yakın arkadaşım aradı. tabii ilk arayan hariç kimseye cevap vermedim. sesim bile çıkmazdı konuşmak istesem. bunların üstüne üniversiteden arkaşım mesaj attı.

normal zamanda kimse aramaz da bu sabah ne oldu anlaştılar mı bilmiyorum. şu an hala o mahmurluğum var üzerimde. ama hala o asansörcüyü boğasım var.
devamını gör...
hayatım bir yemek menüsü gibi gözlerimin önünden geçiyor. ölürken mi böyle oluyordu ?
devamını gör...
kafam çok karışık bu aralar. sanırım aşık mı olacam ne. yok lan ne aşkı saçmalıyorum.
devamını gör...
son zamanlarda enterasan şeyler oluyor. böyle içimden konuşuyorum mesela, bir şeyi tartışıyorum ya da, sonra pat ordan bi cümleyi sesli söyleyiveriyorum." olay yerindekiler " bi şaşırıp ne diyon lan sen diyorlar. mecburen iç savaşlarımı paylaşmak zorunda kalıyorum. * hayır kendi kendime olduğum için gayet samimi bir dille konuşuyorum bi gün fena olacak.
devamını gör...
son zamanlarda enterasan şeyler oluyor. böyle içimden konuşuyorum mesela, bir şeyi tartışıyorum ya da, sonra pat ordan bi cümleyi sesli söyleyiveriyorum." olay yerindekiler " bi şaşırıp ne diyon lan sen diyorlar. mecburen iç savaşlarımı paylaşmak zorunda kalıyorum. * hayır kendi kendime olduğum için gayet samimi bir dille konuşuyorum bi gün fena olacak.
devamını gör...
ezan okunduğundan beri yatağımın altına kimse bulup da yemesin diye sakladğım negroları düşünüyorum. dün de yiyememiştim cancağızlarımı, içim kan ağlıyor. şş kimse duymasın.
devamını gör...
kürk mantolu madonna'nın son cümlesini okuduktan sonra usturuplu bir küfür salladığım ardından da ağladığım ve geçen onca zamana rağmen her hatırlayışımda "ah" dediğim doğrudur. evet.
devamını gör...
sana yazmaya cesaretim yok. kim bilir neler dökülecek diye tırsıyorum. o yüzden genellikle uzak durmaya çalısıyorum senden yazılanları bile okumuyorum var sen düşün gerisini. *
devamını gör...
ölüme birlikte koşabileceğim birini istiyorum. onunla adeta yarışmak. koşarak onu geçtikten sonra, bitiş çizgisinde ona son kez ''beni seviyorsan dur'' demek ve ölmek istiyorum.
devamını gör...
internette yaptığım bir teste göre belirgin şekilde depresyondayım. bence de öyleyim. hadi hayırlısı.
devamını gör...
internetten kız düşürmeye bayılıyorum. son 4 senedir, it gibin gezdiğim, herbişeyimi paylaştığım, gecenin bi körü çekinmeyen arayabildiğim en yakın kız arkadaşlarımla hep internetten tanıştım. bu akşam iftar için vosvosumolsun,madamdarlandi ve diğer üç online arkadaşla yaptığımız iftar sonrası taksimin ortasında mideyi bozup ayaklı kültablasına danalar gibi kustum. baya baya eyüp camiinin önündeki fıskiyeleri andırıyordum. kızların hiçbirinin midesi bulanmadı ağzım yüzüm silindi, çok acaip duygulandım.

demem o ki cogitanlar, başkaları sizi rezil etmeden, siz uygun bi dille (acındırmalı, duygusal) rezilliğinizi ortaya dökerseniz, daha dün internetten tanıştığınız üç-beş haspa sizi sanal alemde rezil etmekle tehtid edemez.
devamını gör...
itiraf ediyorum 1, kimyasal ilaçlara güvenmeyin.
itiraf ediyorum 2, derviche moderne bana bu sabah insanı acayip mutlu eden bir mesaj attı. *
itiraf ediyorum 3, astımın fitoterapötik tedavisi olabileceği ihtimalini öğrendim bilimsel temellere dayandırınca paylaşacağım.
itiraf ediyorum 4, twitter'ı seviyorum.
itiraf ediyorum 5, camel'i de seviyorum.
itiraf ediyorum 6, o zaman twitter camel midir?
devamını gör...
çok tembelim. o kadar uykum var şu an, bilgisayarı kapatıp yatağa gitmeye üşeniyorum. yatak da yanımda ha. ayağımla dürtebiliyorum.
devamını gör...
çok tembelim. o kadar uykum var şu an, bilgisayarı kapatıp yatağa gitmeye üşeniyorum. yatak da yanımda ha. ayağımla dürtebiliyorum.
devamını gör...
bugün gözlerimde bir yeşil hüzün var... hüphüzün ve yemyeşil...

canımın diğer yarısının, abimin tam 10. ölüm yıl dönümü bugün... temmuz hep iyi insanların gittiği zaman mı be abi?

bugün tamda bugün mezarının başında saatlerde oturup seninle konuşmak isterdim. anlatmak isterdim yaptığım, yapacağım her ne var ise. hep dinlerdin ya beni gözlerini kısarak, keşke şimdi de olsan abicim ve dinlesen beni biraz gülümseyip, biraz alay edip beni sinirlendirerek dinlesen, sonra ağlaşsak birlikte, sonra gülüşsek, biraz annemi, biraz babamı çekiştirsek, biraz benim sevgilimden biraz senin sevgilinden bahsetsek.

hani birlikte kaz dağlarına çıkacaktık ya, bayram sonrası gidiyorum işte oraya. bitanecik sevgilimle ve oğlumla... fotoğraflar çekeceğim sen varmışsın gibi, hamakta uzanacağım sen beni izliyormuşsun gibi. çok zor be abicim çok zor. hani bir deyim vardır ya "kardeş acısı gibi" diye, o deyime tanıklık etmek çok zor. ve her gün dualarıma ekliyorum usanmadan, rabbim kimseye bu acıyı yaşatmasın...

dün akşam ben yine senin fotoğraflarına bakıp gözlerimden akan yaşlara engel olamazken, oğlum geldi, anne dayım ne kadar da bana benziyormuş dedi. evet ya abi, oğlum tıpkı sen, huyu, suyu fıtratı herşeyi sen. o da senin gibi duramıyor yerinde, o da tıpkı sen gibi çok titiz, o da sen gibi bayılıyor parfümlere, o da senin gibi bayılıyor beni kızdırmaya... hani hayaller kurardık ya, sen ve oğlum maça gidecektiniz, babasına ve bana inat onu fenerbahçeli yapacaktın... keşke olaydın da yapaydın be abi...

zaman denilen şey, deva değil bu acıya, zaman geçtikçe öyle bir işliyor ki içine insanın, sevdiğin şeyleri görünce içimden bir parça kopuyor, canım acıyor abicim. kadere isyan etmek gibi bir hakkımız yok, ondan geldik ona gideceğiz ve dahi kaderde ne varsa o çıkar karşımıza ama keşke o gün kıbrısa gitmeseydin abicim, keşke gidipte ters trafikte o aracı deli cesaretinle kullanmasaydın...

o acı haberin geldiği gün, dün gibi aklımda... cehennemin gayya kuyularından birine atılmışım gibi hissettiğim o gün hala aklımda... mekanın cennettir umarım abicim...
devamını gör...
geçen gün bir film izliyordum bir de baktım ağlıyorum. hemen gittim elimi yüzümü yıkadım, sonra youtubedan sabri'nin atamadığı golleri izledim ve bir kaçının altına yorum yazdım kendime geldim.

edit: yazım hatası
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar