olsun diye dua etmediğim bazı şeyler olmayınca seviniyorum.
devamını gör...
keşke çanakkale harbine katılabilseydim.

1/edit: öylesine sıkılıyorum ki yazdıklarımın okunması bile beni geriyor. bende o yüzden bu entry'i editleyip buraya itiraf girerim sevgili sözlük. hiç değilse kimse görmez ve ben rahat rahat yazmaya devam ederim. 10:51 am 05 aralık çarşamba 2012

2/edit: sanıyorum lise hazırlıkta iken bir kitapçıya gitmiştim. tarih kitabı istedim. derken adamla kısa olan sohbetimiz bir anda yerini muhabbete bıraktı. diyalog nasıl gelişti hatırlamıyorum ama konuşma sonuç itibariyle ermeni soykırımına gelmişti. ben adama liseli yılların verdiği ergen davranışların da etkisiyle "ermeni soykırımı diye birşey yoktur ulan!! türkler eğer isteseydi soykırımın kralını yapardı!" demiş bulundum. "bir daha da buraya gelmeyecem ulan vatan hainisiniz siz!!" falan da dedim. birdaha da oraya gitmedim zaten. şimdi bazen önünden falan geçiyorum, gereksizliğimden utanmıyor değilim. 11:53 am 05 aralık çarşamba 2012

3/edit: hayatım pek parlak bir dönemde olmasa da şu an cicibebe yiyorum ve çok mutluyum. 3:29 pm 31 aralık pazartesi 2012

4/edit: etrafımdakilere her defasında ne istediğini bilen, akıllı, zeki, mantıklı biriymiş gibi imaj çiziyorum. aslında ne istediğim konusunda sabit bir fikrim yok. o anki düşüncelerim sürekli değişiyor. hemen hepsine de mantıklı bir sebep bulabiliyorum, bulamazsam da amaaaan deyip geçiyorum. 3:43 pm 31 aralık pazartesi 2012

5/edit: olağan bi sağlık sorunu karşısında içime kapanıveriyorum. kimseye de bunun hakkında açıklamalarda bulunmak istemiyorum. tabi iş ilerleyip, tıbbi bitakım gereçler kullanmak tek çare olduğunda her ne kadar moralim bozulsa da bunu söylemek durumunda kalıyorum. doktora gitmek de en son çareymiş gibi geliyor bana. 3:57 pm 31 aralık pazartesi 2012

6/edit: candan erçetin'den git adlı parçayı her duyduğumda sanki kadın şarkıyı bana söylüyormuş gibi geliyor, boynumu büküyorum. birde suç işlemişcesin utanıp başka şeyler düşünüyorum. en azından düşünmeye çalışıyorum. 4:03 pm 31 aralık pazartesi 2012

7/edit: hani şu taş diye tabir edilen güzellikteki hatunların mütevazi, ağır başlı, hanımefendi oluşlarına şaşıyorum.
millet senin etrafından ayrılmayacak, övülecek, pohpohlanacak ve üstüne şımarmayacaksın. ilginç, aslında evlenilecek hatunsun. 4:15 pm 31 aralık pazartesi 2012

8/edit: şu sıralar yeni tanıştığım kızlarla konuşurken hafifçe ve sezdirmeden üfler gibi yaparak dudaklarımı dolgun göstermeye çalıştığım oluyor. nereden kapıldım bu teraneye.. kızlar dolgun dudak sever diyerek. erkekler miydi yoksa o ya? lan!? 4:44 pm 31 aralık pazartesi 2012

9/edit: uzun gözlemlerin ardından şunu fark ettim. şöyle ki; ne zaman birisi bana önemli bi sırrını, anısını açıklamaya kalksa cineyet işlemiş olma ihtimali geliyor aklıma. he ne kadar yaptığım kişilik analizi sonucu anlatanın cinayet işleme potansiyeline sahip olamayışını bilsem de kuşkuya kapılıyorum. hayır, bilmek istemiyorum diyesim geliyor ama hâlâ diyebilmiş değilim. henüz birini öldürdüm diyen de olmadı. ya olursa, ne yaparım? 5:05 pm 31 aralık pazartesi 2012

10/edit: kalbim sıkışmaya, gözlerime pus inmeye, vücudumda garip kitleler oluşmaya, saçlarım dökülmeye ve beyazlamaya başladı. herşey anlamını yitirmiş durumda. hayat normalde çok karmaşık, oysa kurallar burada son derece basit. vaktin varken yemeğini ye, uyuyabiliyorsan hemen uyu. moralini yüksek tut ve umudunu yitirme. sahte bir gülümseme bile endişeli bir ifadeden çok daha iyi. korkmanın, endişelenmenin hiç birşeye faydası yok. 10:59 am 05 ocak cumartesi 2013

11/edit: bazen kendi iç sesime ciddi bir şekilde kes sesini diyorum, o da dönüp asıl sen kes diyor. işin ilginci bu döngüde hiç susan olmuyor. 6:51 pm 07 ocak pazartesi 2013

12/edit: fenerbahçe'yi tutacağıma, aklımdan sayı tutarım. 7:08 pm 07 ocak pazartesi 2013

13/edit: adres bulma konusunda tam bir kazmayım. şöyle ki; gittiğim yerlere üçüncü kez gidiyor olsam da bulamıyorum. 7:27 pm 07 ocak pazartesi 2013

14/edit: bundan yıllar yıllar öncesinde(şirinleri düzenli izlediğim zamanlar) 7-8 gramlık beynimle**** kendimi, yerinde ve bilinçli bir tercih olduğunu düşünerek dark side izlemeye vermiştim. hatta öyle ki içten pazarlıklar dahi yaptım. kafamdaki o ne idüğü belirsiz tilkilerin kuyruğunu birbirlerine değdirmemeye özen gösterdim, kesinlikle kendimden beklemeyeceğim bir şekilde eften püften şeyler hakkında yalanlar da söyledim, birinin kalemtraşını çaldım, durduk yere yüzüne gülerek içimden kötü şeyler söyledim, falan. tabi sonra kendiliğinden geçti. insan canı isteyince değişemiyo demek ki. 7:58 pm 07 ocak pazartesi 2013

15/edit: birinde eğlenmeye gittik. karşı masada kızlar işaretler yapmaya başladırlar. ben, ''la noluyo olm'' derken buluverdim kendimi. en nihayetinde 20 yıldır kendimi pek karizmatik olarak değerledirmediğimden karşı cinsin de etkileneceğini düşünmüyordum.


tahminlerimde de pek yanılmamışım, esasen kızlar da arkadaşıma bakıyorlarmış. tabi eziklikten mi dersin yoksa aptallıktan mı bilmem ama.. ben, takmıyormuş gibi olan tavırlarımı sürdümeye devam ettim. o arada içlerinden birini düşürmüş olacağım hissine kapıldım. bir tanesini de bana bakarken görünce his iyice etkisi altına alıverdi. heyecandan mıdır bilinmez benim oturuşum değişti, ellerimi koyacak yeri dahi bulamaz oldum. o kız eline peçeteyi alıp sahneye doğru gidince iyice hayal kırıklığı yaşadım. adam da başladı şarkıyı çalmaya ‘’cesaretin var mı aşka’’ etrafımdakiler de tam gazlıyorlar ''olm kız sana kesik’’ diye. işin enteresanı o zamanlar yalnız biriydim. neyse bi ara mayasa midye ve limon suyu gelmiş.


ben kıza kitlenmişim. ortamın ışıksızlığından mı abazalıktan mıdır kız çok hoş göründü. bakıp bakıp içiyorum. karşıya bakmaktan masaya bakamaz oldum. ben içtikçe ağzımın tadı değişti, içtikçe suratım buruştu. pes etmek yok yine de içiyorum. etrafımdakiler iptal, her çekişimde haykırıyorlar.


limon suyunu da alıp tuvalete doğru yöneldim. hesabı da ödemek suretiyle eve gidip odaya girip 2 gün de çıkmadım. aşkını, cesaretini, ıstırabını.. 4:44 pm 11 mayıs cumartesi 2013

16/edit: orta çağ döneminde yaşamak isterdim. 2:56 pm 25 mayıs cumartesi 2013

17/edit: beni bu sözlükten yakında şutlarlar. 2:59 pm 25 mayıs cumartesi 2013

18/edit: aldatamıyorum. kabiliyet meselesi, denedim olmadı. 3:38 pm 25 mayıs cumartesi 2013

19/edit: çocukken iç ses denilen kavramın sadece bana has bir yeti olduğunu sanıp süper makara yapardım kendi kendime. bir çocukluk böyle heba oldu be sözlük. 3:45 pm 25 mayıs cumartesi 2013

20/edit: şu sıralar saçma sapan bi hayat yaşamaktayım. bunu henüz aşamadım. eskiden bilinçli mantıklı konuşabilen, her ne olursa olsun söyleyecek bir sözü olan ben gitti. arkadaşlarımla birlikteyken saatlerce konuşabilen, mukayese edebilen, tartışabilen ben gitti. ne oldu anlayamıyorum. çok boş hissetmeye başladım kendimi. olanları, sanki ben geriden izliyormuşum gibi hissediyorum çok geçmiyor eve geliyor sözlüğe giriyor itiraf edip geri çıkıyor sonra da yatıyorum. yine kalkıyorum sıradan ve tekdüze vakit geçiriyorum bu böyle devam ederken ben olanlara anlam yükleyemiyorum. biri sohbet etmeye kalkışsa ben konuşacak bi’şey bulamıyorum. strese giriyor, tedirgin oluyorum. derslere yönelik alakayı da kaybettiğimi hissediyorum. ne olacak bilmiyorum. 2:46 pm 16 temmuz salı 2013

21/edit: izlerken etkisinde kaldığım filmlerde kendimi esas oğlanın yerine koyuyorum. o müthiş kadın bana çok saf duygular besliyormuş gibi hisse kapılıyor ve biraz ego yapıyorum. film bittikten sonra annem; ''ezan okunacak git pide al'' dediğinde geçiyor.
devamını gör...
bazen sol frame de başlıkları okuduğumda aklıma gelen tanımı yazmak için giriyorum fakat birebir aynı tanımın başka bir yazar tarafından yazıldığını görüp üzülüyorum haliyle. ama olayım bununla da bitmiyor. ara ara kontrol ediyorum yazarı o tanımda kaç oy almış diye. az oy almışsa iyi de ortalama üstü oy almışsa çok feci koyuyor.

artı oy takıntısı var mı dersen yok aslında. ama benim olmalıydı o artılar anlıyor musun benim!! benim...
devamını gör...
yaklaşık iki haftadır cogiyiler butonuna fena dadandım.çok keyifli bazen dizime vura vura gülüyorum,sandalyeden düşmemek için zor tutuyorum kendimi.bazen de hüzünleniyorum,çoğu zaman da vavv çok doğru tespit deyip takdirlerimi sunuyorum nacizane.işte hani fi tarihinde yazdığınız tanımlar var ya yakın tarihdekiler de olabilir işte onları ben artılıyorum.arada bu tanıma zaten oy vermişsin zoraki yazar uyarısıyla karşılaşıp kendimi azarlanmış gibi hissedip bir tedirgin oluyorum.sonra geçiyor işte.*
devamını gör...
siz hic arap halkının türk şehitleri için sokağa döküldüğünü gördünüz mü ? diyen zihniyeti gerçekten anlamıyorum sözlük neyin kafasını yaşıyorlar? ne yiyolar ne içiyolar da böyle düşünebiliyorlar? küçükken yatır mı görmüşler ? travma mı geçirmişler? nedir bu yani?
peki bunun neresi itiraf? bunların hiç birini anlamamış olmam mesela!
devamını gör...
uzun tanımlarda ne yazdığını çok merak ediyorum.
devamını gör...
"bir ilişkinin olmazsa olmazı nedir?" sorusuna "gadın" cevabı verdiğimden beri acaba yanlış bende mi diye düşünüp duruyorum. *
devamını gör...
bir soğukluk hissediyorum sana sözlük.
mevsim kışmış,
ondan mı dersin...
devamını gör...
"bir ilişkinin olmazsa olmazı nedir?" sorusuna "dalır" cevabı verdiğimden beri yalnızım.
devamını gör...
içimdekileri sadece buraya yazmak yerine en yakınım dediğim kişilere söylemek isterdim ama buraya yazmak birilerinin içini rahatlatmasını beklemenden daha kolay ve belki de daha rahatlatıcı.
devamını gör...
kayserideki yaşayan islam alimi ahmet islamoğlunun ziyaretine gitmek elini öpüp hayır duasını almak istiyorum. ama hocaefendi çok hasta olduğu için ziyaretçi kabul etmiyor diyorlar. nedendir bilmiyorum ama uzun zamandır bu istek bende mevcut.
devamını gör...
nedir bu öğrenci evlerinden,yurtlarından çektiğimiz arkadaş.hadi anne yemeğini de geçtim, insanın kendi evinin abur cuburu bile başka bakıyor yahu.
devamını gör...
ne zaman biriyle sözlü bir münakaşaya girsem, heyecanım ses tonumda o denli sırıtıyor ki. ağlayacağım falan geliyor, zor tutuyorum kendimi. böyle boğuk boğuk konuşuyorum. sonra yüzüm kızarıyor, bir münakaşayı da içimdeki masum, özgüveni gelişmemiş sebiyle veriyorum. öldürmek istiyorum o çocuğu! en acısı ne biliyor musun ama sözlük, en acısı? karşımdaki vicdana gelip "yazık lan, ağlayacak şimdi, alttan alayım azıcık" dediği için mi, yoksa gerçekten onu ikna edebildiğim için mi bir yerde bir duraklama evresine giriyor o münakaşalar hiç çözemiyorum. hem de hiç. evet şimdi arkamdan gülebilirsiniz.

yalnız bu kendimle ilgili en objektif tanımlarımdan biri oldu, şimdi yüzüme yüzüme ağlayabilirim.
devamını gör...
sabah saatlerinde öğrenciler dışındaki vatandaşların otobüslere binmesine sinir oluyorum.ya biz bi okula gidelim binersiniz ya...
devamını gör...
google'a "kız kaldırılan siteler" yazdım kendimi burada buldum.
dıley dıley!
devamını gör...
şu başlığa o kadar gereksiz itiraflar yazanlar var ki, eksilemeye bile üşeniyorum. sonra bir iki üç üşenmenin ardından, elimi buluyorum eksiye. al işte ben de gereksiz bir itiraf yaptım. kınadığın şey başına gelmeden ölmezsin tezahürü sanırım bu.
devamını gör...
sözlük karmamı görünce gözlerime inanamadım. beni ne çok artılamışlar ya, canım kıyamam. o artı veren parmaklarınız zeval görmesin , böyle de hisli biriyim.
devamını gör...
demin etüt salonundaki kitaplıkta okumayı çok istediğim bir kitabı gördüm.sahibini sordum soruşturdum ama bir türlü bulamadıhttp://m.ben de oraya bi not bıraktım kitabı hemencecik geri getireceğimi beni nerde bulabileceğini filan yazdım.ama yine de içim rahat değil.pazartesi günü sınavım var.yaklaşık bi milyon sayfa ezber yapmalıyım.beş gün ders mi çalışsam yoksa iki gün sabahlayıp kitabımı bitirsem karar veremedim.galiba kitap daha cazip geldi.zaten bunun daha finali var bütü var ohooooo.
devamını gör...
dün mutfağı su bastı. öğlen eve geldiğimde fark ettim. bildiğin yüzüyordu halı falan. o an garip bir sey oldu. hayatımın öylesine ebleh dönemleri pek yoktur herhalde.
o suyun içinde ben ne yaptım?
çay demledim.
salona gidiyorum oturuyorum 20 saniye.
sonra mutfağa geliyorum elim belimde bakıyorum suya.
tekrar salona gidiyorum.
tekrar mutfaga gelip bakıyorum falan derken o arada çayımı da içtim.
kendime geldiğimde 1 saatin geçtiğini fark ettim.
ne düşündüm ne yaptım hiç bilmiyorum.
devamını gör...
bugün ses tellerimi gördüm. etkilendim.
eklembik: evet, küçük dilimi de gördüm, ondan da etkilendim. rabbimin sanatına bak dedim, iki tane incecik perdeden ne güzel sesler yükseliyor dedim. biz bu cinsten etkileniyoruz, tahrik babında değil yani.
devamını gör...
aynaya bakinca tahrik oluyorum.cekici gozlerim seksi vucudum her defasinda bir ayna kadar uzak bana.bazen hali saha maclarini hatirlatmiyor degil, icimdeki santrafor ben.

ah o kalede bende olsaydim.
devamını gör...
kurumuş mandalinaya dokunamıyorum; portakalı söylemiyorum bile...
devamını gör...
sözlüğü çok tenha buluyorum.. bu kadar az kişiyle olmuyor..
devamını gör...
biri beni seri artıladığında panik oluyorum. Allahım peşimde biri var bakkala nası çıkıcam moduna giriyorum.
devamını gör...
geçen gün babam yeni aldığım monta bakıyordu. iç cebindeki sigarayı da gördü eline aldı baktı geri koydu bi şey demedi. zaten sigara içmeme hiç karışmaz karışmadı da bu zamana kadar. Allahtan annem yakalamadı. itiraf kısmına gelince sözlük annemden daha çok çekiniyorum.
devamını gör...
hayatımda moleküler biyoloji kadar kasıntı bi ders görmedim.neyse gidip biraz çekirdek yiyeyim de kendimi ders çalışmaktan alıkoyayım.
devamını gör...
çaresizliğin hırsa dönüştüğünü gördüğümde çok üzülüyorum. oysa sadece normal olmalı insan. bir bardağa aldığı kadar su koyabilirsin. sen daha çok su istiyorsun kendine sonra çaresiz kalıyor ardından hırslanıyorsun. çok yazık. üzülüyorum. yapmayın feminikler. ataerkil toplum hepimize yeter. * şaka lan şaka ne haliniz varsa görün. sizden nefret ediyorum diyecektim.
devamını gör...
kore dizisi izliyorum. nerden bulaştım bende bilmiyorum.böyle devam edecek sanırım yengeç misali yandan yandan japonya, tayvan , çin ... bi dolanıp gelecem gibi geliyor.
devamını gör...
daha çok ''neyin var? neden böylesin?'' sorusunu sormalıydım..
o ne halde anlamalıydım...*
devamını gör...
ne kimsenin gorup de okumamasi icin ne de anlatabilecegim baska biri veya baska biyer oldugundan dolayi yaziyorum. dusunmekten ve yalniz basima mirildanmaktan aklimi kaybedecegim artik. simdiye dek hic dusuncelerimi sıraya koyup da dogru duzgun paylasamadim, ne kendime ne baskalarina..
"oyle bir mutsuzluk ki" diye baslayan binlerce cumle kurabilirim. insan buyudugunde bunlar ile basa cikabilmesi daha zor bir hal aliyormus. buyumek insani guclu kilarmis. pehhh! yok oyle bisey. tam tersine daha da kirilgan yapiyor. cevremdekiler beni mutlu biliyor eheahah nasıl bu denli saglam rol yapiyorum ben de bilmiyorum. onceden tanistigim insanlara yabanci biriymis gibi numara yapardım, hepsi inanırdı. sonra da bana ofkelenip, kizarlardi. simdi ise yeni tanistigim tek bir kisi dahi yok. bugune dek tanistiklarim beni boyle yalniz biraktiysa bugunden sonrakiler icin ne yapayım bilmiyorum. yalnizlik belki de benim secimimdi. farkedilmedigimi dusundugum icindir belki. belki de bilmiyorum; ama kim yalniz kalmayi ister ki?
az once de okuldaki en samimi oldugum arkadasimla konusuyordum. ne dediysem; "delisin, ahahah okuz, manyaksin lan, burda gulmekten oldum" dedi. o oyle dedikce benim huzunden gozlerim yasardi, kimse de bilmedi. okumakta oldugu kitabi anlatti. "ask kitabi bu olm, sana göre degil." dedi. bilmiyor ki marul, benim icimde ne kadar buyuk bir ask var. hem de oyle bi ask ki icimi yakan benligimi yok eden. x'e dun gece dedim ki; "tutamiyorum kendimi sana biseyler yazmamak icin, n'olur affet bu gece cok ozledim seni." bekledigim; "ben de özledim" demesiyken, "affedilecek bisey yok, o kadar da sikma kendini" dedi sadece. ben sabaha kadar gozumu kirpmadan bu cumleye yuzlerce mana yukledim.
sabah oldu daha önce hic gitmedigim, ve bilmedigim bir yere girmek için gittim. yalnizlik.. cebimde; banknot para, bilet. elimde; sinav giris belgesi, kimlik, jelatini yirtilmis su sisesi.. akabinde sinavdan ciktim, eve geldim, odama girdim.
sonra saatlerce bir koseye oturup dusundum. hicbir kaniya varmadan ve de ustune ustluk yetistirmem gereken onlarca zimbirti varken okul ile ilgili. ardindan yemege gittim, yine yalniz. ne kadar agirmis her sey, ne kadar zor. bide ben guclu sanirdim kendimi, herkesin beni oyle bildigi gibi. onca yildir bu garip sehirde, calacak tek bi kapi bile olmadan yasamak. simdi tasiyamiyorum sanki hic biseyi.
kimi zaman aksam olunca atıyorum kendimi disari. yuruyorum oyle saf saf yollarda. tren geliyor mesela hic tinlaniyorum. bi amca bagiriyor; "gecmee" diye, yine tinlamiyor geciyorum, biliyorum ezilmem. sonra gozlerim doluyor, amca gelince aklima. eskiden babam tutardı elimden.
cok gecmeden kücük bi cocuk goruyorum durakta, kaldirimlarin ustune oturmus. ben de orda ayaktayim, cocuk bana bakiyor. benim yine gozlerim doluyor, icimden diyorum ki "sen de buyuyeceksin olm, kim bilir ne mutsuzluklar goreceksin."
ileride bi aile goruyorum, yaslilari goruyorum, baba-kiz goruyorum, yeni evli oldugu direkt belli olan bi cift. benim yaslarimdaki sevgililer.. kafamda binlerce dusunce yine gozlerim doluyor ki ben hic aglayamam esasen.
neyse yeter daha fazla anlatmaktan vazgectim.
devamını gör...
sözlükte benim ölmemi isteyen biri varmış, hakkaten şaşırdım.
devamını gör...
unutulmanın verdiği acının ne kadar acı olduğu acı şekilde öğrenmenin acısıyla oturmanın ne olduğunu acı şekilde öğrendim.
devamını gör...
internetten yana yüzüm hiç gülmedi sözlük.evdeyken kotalıydı.yurttayken çok yavastı.şimdi de yedi bilgisayar birden bağlandığımızdan mı bilmem bir tanım girmeye kalktığımda verem olurum diye korkuyorum.işin itiraf boyutu da şu ki; bu talihsizliğimi interneti faydalı kullanmıyorum herhalde o yüzden Allah beni koruyor diye yorumlayarak ego büyütüyorum.allah da beni kahretmeye üşengeçliğim yüzünden armut ve diyet bisküvi ile sahur yapıyorum.
devamını gör...
okumak,yazmak ve yaşamak üzerine kitabını alacağım 10 dakika oldu hala karar veremiyorum 2 kitap gözüküyor internette biri 2011 biri 2012 basım kapak tasarımları farklı arka kapağında yazan farklı içerik 10 ar sayfa okudugumda o da farklı biri girş diye baslamıs digeri sunus acaba girişi sonradan mı ekledıler sunuştan önce. yazar aynı ama yayın evi farklı olunca kafam karıştı hangisini almak lazım ki bilemedim hala düşünüyorum sözlük. 2011 in arka yazısını sevdim onu mu alsam ki yahu aynı olması lazımlar halbuki... tek tek yayınevi mi araştırayım şimdi...
devamını gör...
oturduğumuz apartman saadet partisi'nün üstünde. bu sabah işten geldim, yatıp uyudum öğleden sonra kalktım bir baktım mehter marşları falan gırla gidiyor mahallede. önce bakmadım dedim takılıyordur birileri kafasına göre. sonra bir pencereyi açayım dedim, baktım mhp bayrakları asılmış her yere. "ne alaka" derken bir de gördüm ki tam karşıya ya mhp ilçe temsilciliği açılmış, onun kutlamaları varmış. dedim ki vay arkadaş biz nereye düştük böyle. *
devamını gör...
bugün oturup twitter'da beni unfollow edenleri itinayla unfollowladım.
devamını gör...
tanım yazmak için sözlüğe gelmiştim aslında ama şuan kulaklarımda kulaklığımla son seste müzik dinliyorum ve itiraf ediyorum bu haldeyken cümleleri toparlayamıyorum ve müziği kapatmak ya da sesini kısmak da istemiyorum. çok çaresizim sözlük.
Allah başka dert vermesin.
amin.
devamını gör...
biraz uzun olacak sanırım..belkide hayatımın en uzun entrysi olacak..daha uzununu da yazabileceğimi sanmıyorum..yüksek doz felsefe ve melankoli de barındırı..bence çoğunluk hiç bulaşmasın..içtekileri kusacak haykıracak tek mekan olmadığı için buraya kusulmuştur bu entry..gerçi gerçek mekan olan Allah' a olan samimiyetsizlik hissinden dolayı onu katmıyorum..en yücelerin yücesi kalpte de gönüllerde de olan herşeyi bilir..ama gel gör ki hem vefasız hem samimiyetsiz olunca insan..yüz bulamıyor o kapıya..başka kapı var mı o da muallak..her neyse ben yine de kusayım içimi..

uzum zamandır eskisi gibi yazmıyorum..bazı arkadaşlar gerek sözlük vasıtasıyla gerek diğer iletişim araçlarıyla soruyorlar sağulsun neden yazmıyorsun bu aralar diye..onlara da bir nebze cevap olur belki bu karaladığım..yazarken tek bir çekinge hissediyorum o da otoban faresi arkadaşımızın doğum günü hasebiyle katıldığım etkinlik nedeniyle bazı insanlarla tanışmış olma durumum..hani o da olmasaydı da keşke birileri tanımamış olsaydı diyorum..o zaman daha rahat yazabilirdim belki.gerçi rahatım aslında...çekineceğim veya ispat etmek istediğim bişeyleri olan biri değilim kimseye..ama hani dışarıdan hiçkimsenin fikri olmayan biri olsaydın yine de daha iyi olurdu sanki..

çok doluyum uzun bir süredir..hani öyle böyle değil..bazen pik zamanları oluyor bu doluluğun..bir şekilde baskılıyordum yine de..ama o kadar dolup taştı ki içim şu son günlerde..ne kendimi tanıyorum ne anlayabiliyorum..herşey muallakta kalmış gibi..fizik teorilerinde olduğu gibi hani..yoğunluğu sıvıya eşit katının sıvının ortasında yüzer hali gibiyim..ne aşağı ne yukarı çıkma umudum yok sanki..

sorunum hayatla..aslında hayatla hep sorunlu oldum anlamını kavradığımdan beri..niçin neden yaşıyoruz dediğim ve bunlara cevap aradığım andan beri sorunluyum ben..sorun cevabı bulamamakla ilgili değil Allah'a sonsuz hamdler olsun..cevaptan o kadar eminim ki..allah o eminlikten şaşırtmasın en azından.ancak o cevaptan emin olma durumu çok ayrı bir imtihan..o kadar büyük bir yük ki omuza..o kadar büyük bir imtihan ki..

hani şu çocukluk gençlik dönemlerime bakıyorum * benim kadar hayattan tad alan herhalde çok az insan vardı..başarı dersen başarı..eğlence dersen eğlence..populerlik dersen populerlik..makara durumlar,espritüellik..herşey gırla..gıpta edilen, özenilen bir hayat..kime göre neye göre? sorusu biraz muallak tabi..hani yaşadığım çevrenin çoğuna göre diyeyim..

ilkokulda * 5-6 saat ders çalışan psikopat bir çocuk olmamın dolayısıyla gelen il dereceleri..bedava özel okul dersaneler..hep göz önünde olan, örnek gösterilen kişi durumları..komşuların bak mustafa emre ye..çocuk il birincisi oldu yine gördün mü..sen niye böyle başarılı değilsin..ondan neyin eksik? durumları vs vs..özel okuldayken poh pohlanmak..hele bütün bunları bir aslan burcu çocuğuna yapmak.

işte böyleyken ilkokul 5. sınıfta başka bir hal aldı hayatım..özel okula başladım..çoğunluk zengin züppe tayfası..ben hakederek gelmişim oralara..her hakedilen hayırlı mı değil mi bunu bilemezdim tabi. hayatımı en çok değiştiren 2 özel okul dönemimde oldu çünkü..birincisi bilgisayar ikincisi ergenlik..

Allah'ım hatırlıyorum da ilk defa komşumuz vedat gilde görmüştüm ev aterisini..hani şu tetris oynanan var ya onu işte..o zaman bizim peder beyden * istemiştim bana da almasını...yok emre..sen ders çalışmazsın onla demişti..alamam o yüzden sana.. diye..ne kadar da haklıymış oysa..çünkü tanıştığım o bilgisayar zamanımın çoğunu alır olmuştu..güya ödül sistemiyle yapıyordular oyun saatini..teşvik etmek ders çalışmaya vs..sözlerini de tutuyordular hani..zor soruyu çözene 2 saat bilgisayar izni var diyordular..hep çözen oluyordum böylece..ama gel gör ki bu şuna yönlendirdi..ödül yoksa kafayı çalıştırmak da yok.. e tabi su yakmıyor ya beyin..gören dicek öğrenci değil de konferans veren profesörüm hani..dersi sallama, dinleme, onla bunla uğraş, makara yap dur..ne zaman ki bu soruyu çözene 2 saat bilgisayar oynama ödülü var deyince çalıştır saksıyı..oh valla..

hani bu sistem ne kazandırdı ne kaybettirdi diyorum kendi kendime..güneydoğunun x ilinde yetişen bir öğrenciydim neticede..babam lise mezunu..annem ev hanımı..onları dünyalara değşmem ancak şu da var..hani çocuklarını hayallerinde gördükleri en büyük yer mekteb-i tıbbiye..doktor olacak oğlu..gururların en büyüğü o onlar için..

bu bağlamda bakarsam çok şey değişmedi hani kar-zarar dengesinde o dönem bilgisayara olan ilgim..ama yıllar geçince içimde sadeceteorik fizike ilgi olduğunu farkedince ara sıra hayıflanmadım da değil..ne bileyim belkide daha değişik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelsem şu an mit ya da dengi bir üniversitede teorik fizik üzerine doktora yapan, askılı gömlekler giyen, sabah akşam saçma sapan hesaplarla uğraşan, asosyal manyağın biri olabilirdim..belkide 50 senemi sürtünme kuvvetine verip bir halt bulamayacaktım çoğu teorik fizikçi gibi..ama gel gör ki bir tek orada mutlu hissederdim tam olarak diye düşündüm hep uzun bir dönem..hala da ara sıra aklıma gelmiyor değil..

işte o dönem bilgisayar oyunlarına müptela oldum..fifa 99 demo nun 45 dakikalık tek devresinde 6 gol atabilen tek insandım bütün ilde tanıdığım fifacılar arasında..hep de manchester ile juventus karşılaşıyordu sanırım..belki de yanlış hatırlıyorum..bilgisayar oyunu müptelalığım akif denen hayırsız bir arkadaşın da yardımıyla ateri salonlarına doğru gelişmeye ve yol almaya başladı..büyük hayvan gibi ateri makineleri var ya onlar işte..orada da king of fighter ve hala zorlasam da ismini hatılayamadığım bir futbol oyunuyla il dereceleri yapmaya başladım..bilenler bilir..brezilya'nınbanana shoot u japonyanınsa pas ve kaleci süperi vardı hani..o oyunda mesela abartmadan söylüyorum ilin en iyi oynayanı oldum..tabi o dereceye gelene kadar lise 2 olmuştu..hatta bazen akrabalara gidince başka illere direkt ateri salonlarına giderdim o oyunu benden iyi oynayan var mı diye..orada bile yenen olmuyordu Allah sizi inandırsın..sonra da hala aktif olarak devam ettiğim playstation maceram başladı..wining eleven serisinden pese kadar hemen bütün serileri oynadım..hala da pes12 yüklüdür psp me..en azından salona gitmeyecek kadar bıraktım hani onu diyebilirim..

oyun ve eğlence bir taraftan dersleri sallamamama neden olurken bir diğer yandan da ergenlik yardırmaya başladı çalışmama hissiyatımı..yaşım 12 felandı sanırım..12 de de ergenlige giriliyor mu bilmiyorum..ama yaşadığım aşktı kesinlikle..ezgi diye bi subay kızına aşık olmuştum..6. sınıftayım henüz..kız aklımdan çıkmıyor..sağ ezgi sol ezgi..rüyamda bile görüyordum kızı..aynı sınıftayız bir de..ya o kadar saf o kadar temiz çocuğum ki başkalarından beni sevdiğini duymamama rağmen utangaçlığımdan yaklaşamıyorum bile kıza..o zamanlar justin bieber yok tabi..şimdiki gibi bozuk da değil ortam..bir de güneydoğu hani..iyi ki istanbul değilmiş diyorum o yüzden..sadece derslerde onu izlerdim..bir de hani artislik babında bişeyler yapmak onun için..soruyu ilk çözmek..kalem kullanmadan çözmek..dersi hiç dinlemeden hoca tahtaya kaldırdığında bütün soruları bilmek vs vs..anca bu kadar yaşadık ergenlik aşkımızı işte..ama onun yüzünden doğru dürüst kitap yüzü açmaz olduk..bizi de etkileyen tarafı o oldu hani..

bunca şey birleşince il birincisi girilen özel okulu il 8. olarak noktaladım 8. sınıfta..fen lisesi kazandık yine çok şükür..gitmedim gerçi kazandığım fen lisesine..sebep de uzak diye..o kadar el bebek gül bebek büyüttü ki annem sağolsun..o yaşta çocuğumu hiçbir yere göndermem ben deyip kesip attı fen lisesi olayını..gitmedim ben de tabi..zaten gidip napacaktım ki..o kadar büyük bir özgüven, o kadar büyük bir egom oluşmuştu ki geçen 8 sene içinde..ya napacam fen lisesini ya..kendim okuyunca anlamaycak kadar salak mıyım..bunca zaman zaten hiç ders çalışmıyorum..ona rağmen fen lisesini kazandım..bi tıp mu tutturamayacağız yani? dememek işten bile değildi benim için..neyse ki o sene içinde bizim ilde de yeni fen lisesi açıldı..tercih listesinde olmadığı için puana göre aldılar öğrencileri..oraya da 1. sırada girdim dolayısıyla..çünkü giden herkes il dışına gitmişti..

fen lisesinde de durum değişmedi..yine il birincisi olarak girdim oraya..herkesin gözü üstümde..hani diğer giren arkadaşlara da sağlam puan farkı basmıştım..çünkü giren arkadaşlardan hiçbiri herhangi bir fen lisesini kazanacak puanı tutturamamıştı..orada da dikkatin üstünde olduğu öğrenci pozisyonunun tam yerindeydim..herkes aaa bak bu çocuk şu fen lisesini kazandı ama gitmemiş laflarında..hocalar da hımm..emre sen misin..sen birinci olarak yerleştin sanırım buraya tavırlarında..ilkokuldan da farklı üstelik bu durum..özel okul maceramdan farklı üstelik bu durum..o zaman egosu şişmiş, ukala, küçümseyen bir adam yoktu çünkü karakter olarak..temiz saf bi çocuk vardı..lisedeyse her yanı ben olan kendine aşık insan vardı sahnede..

o zamanlar o kadar net ki aklımda..normalde geçmişi hemen siler hafızam..ama sonradan yaşadığım pişmanlık o zamanı unutmamama neden oldu demek ki..allah'ım bir insan herkesle mi dalga geçme çabasında olur..herkesi mi ezer..herkesten mi kendini büyük görür..bu kadar mı düşüncesiz olur insan..ya gerçekten sonradan süzünce şunu anlamıştım..ben bunları isteyerek yapmıyordum..hani herkesi kırıyordum ama aslında bunu eğlence olsun diye yapıyordum..dalganın alasını geçiyordum milletle..küçümsenin derecesi haddi yoktu bende..ama sırf millet de ben de gülelim eğlenelim diye..sabit hedeflerim yoktu üstelik..bir gün a kişisine bir gün be kişisine sarıyordum olayı..hocalarla bile dalga geçtiğim oluyordu..ilk sınıftan atılmam fizik hocama derste hocam mıknatıs neden demiri çeker de bakırı çekmez diye sorduğumda hocanın verdiği atomun yapısından dolayı emre yanıtına verdiğim ee hocam siz de herşeye atomun yapısından dolayı cevabını veriyorsunuz olmaz ki böyle yanıtından dolayı olmuştu..adam önce sustu..sonra sinirlendi..sonra çık dışarı saygısız herif deyip beni sınıftan atmıştı..ama bu o derste sorduğum 3.kıcık soruydu..üçüne de aynı yanıtı vermişti üstelik..

hani haksız mıydım diye kendime soruyorum..uslup uygunsuz da olsa haklıydım aslında..ama beni haksız yapan ana durum şuydu..mıknatısın neden bakırı çekmediği umrumda bile değildi..hiç önemsemıyordum..soruyu sorarken ki amaç zaten öğrenmek de değildi..amaç hoca bilemesin de rezil olsun durumuydu..millet üstüne gülsün de eğlensin durumuydu..sorduğum diğer 2 soru da aynen bu amacla sorulmuştu zaten..bu açıdan bakarsan haksızdım..

üstte fizik dersiyle olan durumun hemen her derste aynı oldu..dersi sallamayan, eğlenen, gırgır şamata yapan bi tiptim lisede de..ama bi özellğim vardı hani yine..cidden daha önce bilmediğim bir şey çıkarsa derste hemen kulak kabartırdım..yanımdaki elemanla muhabbetteysem dur lan bi dakka burayı bilmiyorum derdim..sonra da derse kulak kesilirdim..orayı öğrendikten sonra makaraya devam tabi..

hal böyle olunca daha sonra derslerden atılma istikrarımı devam ettirmek nasip oldu..herkesin gözünde çalışkan fırlama komik ve tatlı çocuk olmuştum..hatta atan hocaların çoğu bile aslında seviyordu hani beni..kötü niyetimden yapmadığımın farkınadydılar sanki..çünkü bir gün olsun birine bir saygısızlığım, haddimi aşmam olmamıştı dersler konusunda..çık dışarı deyince de efendi efendi çıkardım dışarı..kapıyı bile çarpmazdım hani..daha sonra lise 2'nin ikinci dönemine kadar ara ara atıldım..ta ki düz liseye geçme kararı alana kadar..

o dönemde hatun tayfasının ilgisi oldu hani..ama çok şükür kazasız belasız atlattım fen lisesi dönemini..flört denen o nemenem belli olmayan durumlar içine girmedim o zamanlar..sonra girdiim gerçi nemenem dediğim durumların içine..her neyse en azından o ukala, çok bilmiş dönem yapmadım bunu..bunda fen lisesi erkeklerinin cidden dini manada kaliteli olmasının etkisi de vardı hani..allah sizi inandırsın 32 erkektik..32 si de öğlen namazına istinasız giderdik camiye..o derece..beni aralarına alırdılar sağolsunlar namaz konusunda..maçlarda genelde yedek kalırdım ama..halbuki forvetin solunda bazen yardırırdım..her neyse...

düz liseye geçerken baya bir tepki almıştım..not ortalamam 4.95 ti fen lisesinde..hani 3.50 ler 4.00 lar tamam da sen niye geçiyorsun ya emre diyenler çok olmuştu..haksız da sayılmazdılar hani..80 di o dönem toplam puan..40 ı yansıyordu sanırım öss ye..benim işte fen lisesinde 80 olmasa da 79.4 felan oluyordu..o da 40 a yakın puan ediyordu zaten kat sayıyla çarpılınca..ama anlamadıkları şey şuydu..ben puan için ayrılmadım zaten..hani dersler benim için bu kadar sallanabilir bişeyken milletin hayvan gibi ders kasması..herkesin birbirinin kuyusunu kazma isteği..sınavlarda en üstte benim adım varken milletin inşallah ayağı bacağı kırılır da giremez sınava..ben o kadar çalışıyorum yine beni geçti şe..siz bakışlarından bıkmıştım o okulda..daha fazla dayanamayıp düz liseye geçmem de böyle vüku bulmuştu..

düz lise de ayrı bir macera oldu benim için..inanın bana kesinlikle pişman olmadım geçtiğime..düz lisenin süper kısmına da geçebilirdim..ama özellikle düz kısmını istemiştim..hırsı olmayan, okulu geçme derdi yeterli olan insanlar daha sempatik geliyordu bana artık..nitekim istediğimin hepsini buldum..matematikten 90 alınca hangi sorum yanlış acaba insanlarının arasından 45 i çakınca sevinçten takla atan insanlar arasına geçiş yapmıştım en dikeyinden..inanın bana çok daha sempatik çok daha eğlenceli bi yerdi..bi daha olsa bi daha geçerdim hani..

lise 2 2. döneminden bitirene kadar orada kaldım..orada da arada derslerden atılma vazifemi başarıyla yerine getirmeye devam ettim tabi..ama bu sefer form değişmişti atılma nedenim..sorular aynıydı ama kovulma şeklim farklılaşmıştı..fen lisesinden geldin diye kendini bişey sanıyorsun demi!!çık dışarı şeklinde sonlanıyordu artık kovulma cümlelerim..ama ben efendiliğimi yine bozmadım..sessiz sedasız dışarı çıktım..basketbolu böyle öğrendim lisede hatta..çünkü kendi beden derslerimde okul kıyafeti nedenıyle hoca maç yapmama izin vermiyordu..başka derste karışmıyordu ama..

lise 3 ün son döneminde o'nunla karşılaştım..bugüne kadar en sevdiğimle..yerine koyamadığımla..bitanemle..unutturulamayana..hani sorarsanız her gün hatırlıyor musun? hayır..haftada bir? hayır..ayda bir? e belki..ama sevmedim bir daha o kadar..bazen düşünüyorum bu kadar sevmemin nedeni lise 3 ün son döneminde karşılaşmam mı acaba? gerçekten sınava çalışmamak ve stresi yaşamamak için mi sevdim bu kadar? bilmiyorum..zira mart ayından * haziran ayına kadar balkonunun önünde idim hep..evden denemeyi alıp * diyerek hep balkonu önünde buldum kendimi..hayvan gibi öss kasılan dönemim de böyle geçti..

neden balkon önünde bekledin ezik misin sen? diye merak eden arkadaşlar olabilir..basitçe söyleyeyim nedeni şuydu..bu kıza bir kız arkadaşla teklif gönderdim.. e bizim zamanlar öyleydi be olum..ciddi düşünüyorsan biriyle kendin gitmezdin kıza..arkadaş gönderirdin.neyse kızcaz .biraz düşüneyim dedi..3 hafta geçti..beni gözlüyordu sorduruyordu felan.. bekledim bi süre..sora teklife gönderdiğim kızla çıktım cevabı beklemeden..biliyorum hayvanlığın danişkasıydı..ama çok boşluktaydım lan..ya hem sen niye bekletiosun ben gibi çocuğu..tamam tamam hayvanlığın danişkasıydı kabul..

işte hazirana kadar yok dedi..ağustosa kadar da yok dedi..hep yok dedi..bu kez sabırlı oldum ama..vazgeçmedim..diyorum ya belkide sınavla uğraşmamak için..ama götürdüğüm denemeleri de çözüyordum hani..en azından sayısalını..4 kere 90 da 90 yapınca onları da çözmeyi bıraktım..

yaz boyunca duş altında teoman-o kasedini dinleyerek yalan söyledim kendi kendime..hep ona söyleyeceğim şeyleri planladım..o kadar gururluydu ki..habuki cevabının evet olacağını öğrenir öğrenmez ayrılmıştım diğer kızdan..bir sürü yalana kendim de inandım bi süre sonra..sonra buluşmaya elimde gümüş bir yüzükle gittim..söyledim kendime söylediğim yalanları..araya doğru şeyler de serpiştirdim ama tabi..ama sonradan öğrendiğim söylediğim tek etkili şey bu yüzük bir gün bana evet demeyene kadar çıkmayacak parmağımdan..üniversitede de hep takacağım..nişanlıyım diyeceğim.. lafıymış..

işte böyle başladı bizimkisi..tıp fakültesi 2. sınıfa kadar da liseli aşık mode on edasıyla sürdü..totalde 4.5 sene sürdü..allah biliyor 1 kere bile sarılamadım ona..kıyamadım..dokunsam kırılacak gibiydi..o kadar kutsal o kadar büyük sevmiştim ki onu..sanki ulaşılmaz el değmez bişeydi..iyi ki öyle sevmişim diyorum şimdileri..zira Allah birçok haramdan da muhafaza etmiş beni..tıp fak.2 den sonra zaten istesem de öyle dokunamayacaktım..

aslında şu ana kadar anlattığım çoğu şey (en başlar hariç) itiraftan çok hayat hikayesi dönemimdi bir nevi..ama durumumu anlamak için bu dönem kritikti..çünkü karakter-doğruluk-hayat felsefesi içinde girdiğim çıkmazın çoğu hepsiyle bağlantılı.

itirafın asıl kısmına geçmeden önemli bir noktaya değineceğim.. isteyen inanır isteyen inanmaz gerçekten aktif bir cemaat bağlantım yok şu anda..keşke olsa diyorum çoğu zaman..ama her yerde bişeyler eksik kalıyor gözümde..ve altta bazı hususlarla kitaplarına ve görüşlerine değineceğim kişiyi övmek veya propagandasını yapmak amacıyla anlatmıyorum yazdıklarımı..sadece hayatımda en çok etkilendiğim eserlerin sahibi kişi..ve bence muvazzaf bir insan..eğer tek kol devam etseydi davası kesinlikle o yoldan gidip en aktif görevler için çaba da sarfederdim..ancak durum şu ki hala ayrılan dava üzerine bir yere oturtamadım kişiliğimi..kafam karma karışık bu konuda..okuyanlar yazacaklarımı bu bağlamda değerlendirirse sevinir ve hatta minnettar kalırım..

tıp 2..hayatımın en mühim yılı..o dönem tanıştım hayatımı değiştiren eserlerle..evet nurlarla tanıştım..yıllarca içimde oluşan o boşluğu tamamiyle eksiksiz dolduran o eserlerle..başka şeyde arayıp bulamadığım tadı damağıma bal gibi çalan o eserler ile..allah vesile olanlardan ebeden razı olsun..

tıp 2 den sonra düzenli nur okumaya başladım..günlük ortalama 20 sayfa okuyordum..her gün beynimde yeni ufuklar, yeni düşünceler yeşeriyordu bu vesileyle..beni yaratanı ve yazının en başında bahsettiğim neden yaşıyoruz? nasıl yaşamalı? sorularını o kadar güzel anlatıyordu ki bu eserler..yıllardır susuz kalmışım da en berrak nehire düşmüşüm gibi kana kana içmek istiyordum bu eserleri..başka hiçbir şeye benzemiyordu anlatış tarzı..diğer kur'an tefsirlerinden farklıydı..birebir tefsir değildi evet..ama tefsir ettiği ayetleri açıklaması bile bambaşkaydı..her şeyiyle aşık olmuştum nurlara..

okudukça ufkum açılıyordu..ve yavaş yavaş düşüncelerim oturuyordu.oturan düşünceler de bazı durumların sorgulanmasına neden oluyordu..zira her gün okuduğunuz şey size belli şeyleri benimsetiyordu..en basitinden nasıl yaşamalı? sorusuna verdiğim cevaplar oluyordu..yaptığın şeyleri sorguluyordun..bunu övünme veya başka şeyler adına söylemiyorum zira şimdi o halimden eser yok * ama kitap öyle bir yakin katmıştı ki, öyle bir huzur-i ilahi de yaşıyormuşum gibi hissettirmeye başlamıştı ki bana uyurken bile ayaklarım edepsiz durmasın diye dikkat ediyordum..düzgün nizami uyumaya çalışıyordum..zira Allah uyumazdı..onun karşısında saygısız duramazdım..bu hal otururken de dışarıda yürürken de böyleydi..izleniyor gibi, huzurda yaşıyor gibi..

işte bu sorgulama dönemine flört ettiğim hatun da dahil oldu..flört uygun muydu dine göre? cevap kesin:- hayır ! eee o zaman niye flört ediyorsun ? -etmemem lazım evet!.. eee nereye kadar sürecek bu durum? daha ne kadar Allah a isyan edeceksin sen? tamam elini tutmuyorsun ayda yılda bir görüşüyorsun ama bu da caiz değil dine göre bilmiyor musun? allah a bir saniye isyana değer mi Allah sevgisi dışında bir sevgi söylesene? - değmez..ama ya değişirse, ya düzgün bir müslüman olursa çok..

inanın yukarıdaki sorgulamayı hiç yapmadıysam her gün 20 kere yaptım içten içe..ve bir süre böyle sürdürdüm..bir süre dediğim 2.5 sene..çok güzel gelişmeler de oldu hatun kişisinde..namaz, kur'an, nurlar..ancak kızın babası dağdaki örgüt sempatizanı annesi de ileri laikçi olunca kız git-gellerden benimle ailesi arasında major depresif bozukluğa yakalandı..ve ne yazık ki ailesinin de baskısıyla karşılıklı ayrılma kararı alana kadar sona ermedi bu rahatsızlık..benden ayrıldıktan 5-6 ay sonra ilaçlarını kesmiş doktor..ama müspet gelişmelerin çoğu da yok olmuş şahsındaki..ahiret olmadıkça dünyanın en sağlıklı insanı olsan ne ki?? her neyse..

işte bu süreç geçtikten sonra kitaplarıyla beni tanıştıran arkadaşın cemaatine dahil oldum..güzel şeyler yapmaya çalıştım o dönemler..okula tembellikten gitmiyordum...ama inanın bazen çalışmaya vakit bulamadığım da oluyordu..1000 sayfadan fazla komite sınavlarını 1-2 gün 0 uykuyla geçtiğimi hatırlarım..ama inanın eskiden geriye güzel tek ne yaptın diye sorduğumda kendime o günler geliyor bir tek aklıma..o dönem emek verdiğin insanların güzel yerlere gelmesi bir de..

işte okul böyle gelip geçiyor derken tıp fakültesi 5. sınıfta uzmanlık sınavına hazırlanmamız gerektiği söylendi..namı diğer tus..çok zor bi sınav mutlaka çok çalışmanız lazım dediler hep.hatta 2 sene anca yeter diyenler hic de az değildi..o yüzden 5 ten başlatıyoruz sizi dediler..elimizi ayağımızı da bütün işlerden çektiler..görev felan yok göreviniz ders çalışmak dediler..ilk önce çok korktum..cidden çalışmaya başladım..ha bu arada tıp fak. 5 ten bu yana istediğim bölüm de nörolojiydi..işte nöroloji kazanmam lazım diye kendime hedef de biçtim..puanlarına felan baktım..ortalama 60-65 arasıydı..kitapları aldım..5 ay boyunca günde 7-8 saat çalıştım..ilk defa deneme oldu..denemeye girdim..64.300 gibi bi puan aldım..sonra ne yazık ki ilkokulda girdiğim sendroma tekrardan girdim.. eee iyi de bu tus da bi halt yokmuş beaa.. 5 aylık çalışmayla istediğim bölüme yerleşebiliyorum ki.. dedim ve olay ne yazık ki yine hüsran..çalışmaya ilgim neredeyse hiç kalmadı..

bunda şunun da etkisi vardı..ömrüm boyunca hep başarılı oldum ama hiç hırslı olmadım..ve ilkokul 5 ten sonra çalışmaktan hemen her zaman nefret ettim..o oturduğum 7-8 saat çalıştığım dönem Allah biliyor sırf Allah rızası için ders çalıştığım için ağır gelmedi..ibadet mantığıyla baktım derse..o yüzden çalışabildim zaten..işte hal böyle olunca hırs da olmayınca saldım..e ne oldu durum? derse gerek yok..görev de yok..işte beni batıran olaylar felsefesi orada başladı..

başka başka ilgi alanları..müzik vs..tekrardan oyun oynamalar..playstation bilmem ne..allah a hamdolsun o dönem de hatun tuzağına düşmedim..bunda eski hatun kişisinin de etkisi büyüktü..ve Allah a olan saygım da..korku değil daha çok cidden saygıdan yapamıyordum.. ona saygısızlık olurdu bu kadar nimeti üzerimdeyken haddimi aşmam diyordum çoğu zaman haramlar ilişince..ama nefis boş kalınca önce sayfalar azaldı..sonra hissiyat gevşedi..beni bitiren şeyse inturnluk senem oldu..

Allah ım hastane ortami o kadar iğrenç bişey ki..o kadar kötü ki..anlatamam..tıp 6 da ders kalmaz..hani diğer bölümlerde hep staja gidiler de sınav olmaz ya öyle..sınav yok bişey yok..full hastanedesin..hele o nöbetler..24 saat hastanede kalmalar..allah ım o kadar maneviyat düşmanı şeyler ki..allah ebeden razı olsun onlardan ki kıvamını koruyan insanlar da oluyor..ama ne yazık ki ben koruyamayanlardan oldum onlar arasında..

üstte ta ilkokuldan yazdıklarım da biraz bunu açıklamak adınaydı..fıtratın bazı şeyler üzerindeki etkisini anlatmak adına..daha 23 ünde, eli yüzü düzgün, espritüel, zeki, başarılı ve bekar bi doktor adayı..üstelik sevgilisi de yok..üstelik zaafları çok fazla..aslan burcu, egosu tavan, maneviyat öncesi döneminde uzun dönem ilgi budalası edilmiş bir adam..hal böyle olunca sağolsun sağlıkçısı, eğitimcisi, hasta yakını, hastası bilmem nesi..herkes ne kadar kopardıysa bi yerlerden aldı manevi olarak..6. sınıf tam bir hüsran oldu..

mezun olunca doğru dürüst yaptığı tek şey namaz kılmak olan bir insan haline getirdi sistem ne yazık ki bu adamı..eskiden iş arkadaşları dahil bayanlarla göz göze gelmemeye özen gösteren bu adamdan sene sonunda eser kalmamıştı..günah dillendirilmez şahit doğar derler..ayrıntıya girmek uygun değil..ama eski hassasiyetimden eser kalmadı diyebilirim..

daha sonra mecburi hizmet..başladı..orada da ortaya karışık müslümanlık devam etti..ilk tus sınavı..nörolojiyi kazandım yine hamdolsun..şimdi 1.5 yıla yakın geçti uzmanlık sürecimde..2.5 yıl daha var..biter inşallah o da..çok da umrumda m? inanın değil..

itiraf kısmına gelince..dışarıdan bakınca 26 yaşında, her sınavı ilk girişinde kazanacak kadar başarılı, çoğu kişinin gıpta ettiği bir meslekte ve kariyerde olan, ortalamanın üstünde bir maddi geliri olan, az buçuk eli yüzü düzgün, çevresinde kendisine ilgi gösteren karşı cins bir sürü insan olan, hemcinsleri arasında da bayağı bir sevilen bir adam görülüyor..her gün aramalar sormalar..emre hadi sen de gel buraya gidelim...şunu yapalım diyenler..yine Allah güle güle kullanmayı nasip eylesin babasına jeep almaya, abisine iş yeri açmaya Allah tarafından vesile kılınmış bir adam..ne kadar güzel görünüyor di mi sözlük?

değil işte..allah biliyor yalnızlar içinde yalnızım..1.5 sene içinde kendimi manevi anlamda toparlama gayretine düştüğüm belli dönemler dışında gerçek manada hiç mutlu olamıyorum..iliklerime kadar mutsuz hissettiğim bir sürü dönemim oluyor..yahu diyorum neden olmuyor..neden..neden o mukavemeti gösteremiyorsun..şu manevi halin neden birkaç günden-haftadan uzun sürmüyor diyorum..olmuyor işte..

bir sürü detay soru takılıyor kafama..soruyorum şimdi..ne kadar maneviyat? mesela bu soru kafayı yememe neden oluyor..insanlar nereden sonra yeter diyebiliyor? bakın kimseyi eleştirdiğim yok..ama görüyorum namazında niyazında insan..her gün 5 kere baş secdeye değiyor..ama dışarıda sevgilisine sarılıp öpüyor onu..e yahu nasıl yüz buluyorsun bir sonraki namaza? tamam bul..namaz farz..ama neyin kafası şimdi bu? nasıl mutlu oluyorsun başını yastığa koyduğunda..nasıl çok mutluyum yaaa nidaları çekebiliyorsun samimi bir şekilde anlamıyorum..

aynı şey manevi ablalarımız için de geçerli..allah ım tesettür avret yeri kapamak mı sadece? dışarıda seni görünce açıktan daha fazla tahrik oluyor millet..sen nasıl yeter diyorsun peki? nereden geliyor bu huzur? nasıl mutmain oluyor kalbin..

gerçekten bunları anlamıyorum..sığıştıramıyorum kafama..yani madem yaradan var..madem hayat geçici..madem herkes ölümlü..madem herşey Allah ın huzurunda cereyan ediyor..nasıl o(c.c)'nun hoşnut olmadığı bir sürü davranış sergileyerek mutlu olabiliyor müslümanlar..yasak kıldıklarıyla barışık yaşayabiliyor..sorgulamadan etmeden kabul edebiliyor böyle yaşamaya..

bu soruları önce kendime soruyorum..hani moralim bozuluyor..daralıyorum..ama millete bakıyorum..kral müslümanlar sorsan gözlerinde..ama yaşamıyor..en garibi de yaşamadığından mutsuz bile değil..

kendime soruyorum örneğin..başka bir başlıkta espriyle de karışık söylemiştim..kendime defaatle yukarıda ukala dediğim için bunu rahat yazabileceğim..162 iq un var..çoğu prof. una göre çok daha zekisin..çoğu kişiyi katlarsın..ama onlar çok çalışkan..sen boş boş idare ediyorsun..allah sana sormayacak mı o zekanın hesabını? neden verdiği nimetle doğru şekilde amel etmiyorsun da bedavacı gibi üstüne yatıyorsun..hep idare ediyorsun..güzel yerlerde müslümanların olması varken..çalışkanlık islamiyet vasfıyken neden tembellik ediyorsun..

neden hitabetini din anlatmak yerine hastanede doktor ya da hemşire odasında bomboş muhabbetlerle geçiriyorsun..fanatik-fotomac-ntvspor un bütün ayrıntılarını okuacağına neden 3 sayfa risale-i nur okumuyorsun? şampiyonlar ligi özeti yerine neden gazzede en son durum ne ona bakmıyorsun? bu mu senin müslümanlığın..

saatlerce sözlükte dolaşıyorsun da neden 2-3 sayfa dini bişey karalamıyorsun? Allah seni dini yaşamak ve yaşatmak için vazifelendirmedi mi? bugün ne yaptın peki bunun için de saatlerce sözlükte yazıyorsun?

adidas ayakkabıye 210 lira sarar kemere 104 lira vermeyi biliyorsun da neden gazze yardımına 3 sms göndermek zor geliyor sana he emre? hani samimiyetin hani müslümalığın senin? kardeşin orada öldürülürken sen sıcacık battaniyeni üstüne sarmış muhteşem yüzyıl izlemiyor musun? bi çantaya 250 tl vermiyor musun peki?

daha bu soruların binlercesi..her gün defalarca soruyorum bu soruları kendime..her sorduğumda kendimden utanıyorum..kendimden nefret ediyorum..sonra tekrardan mutsuz ve huzursuz oluyorum..2-3 ayda bir dirileyim diyorum..tekrardan düşüyorum..mukavetimi koruyamıyorum...

daralıyorum işte..yaşamak manasız geliyor..hasteneye bile geç gidiyorum..gitmek istemiyorum ki..allah rızası için çalışmayacaksam..onun rızasında gitmeyecekse yaptıklarım..günde 9-10 yeri geldiğinde nobetlerle 24-35 saat çalışmanın ne faydası var..yerin dibine batsın kariyeri de parası da..bir daha ahireti kazanma fırsatı olan ömrüm gitmiyor mu ? Allah a 1 adım daha yakın olma fırsatım uçup gitmiyor mu..kariyer de neymiş para da neymiş..

işte bu buhranlar, bu haller kafayı yedirtecek gibi oluyor bana artık..ağır geliyor, kaldıramıyorum..herşeyi bırakıp gidesim geliyor..hem kendimdeki hem mutlu gezen samimiyetsiz müslümanlardaki hali görünce..yaşamaya değer bulmuyorum çoğu şeyi..insanlara olan sevgim de azalıyor..saygım da..

yani diyorum bu br mutsuzluk laneti mi..acaba müslümanlık bu mu? ben mi abartıyorum..ama yok abartmıyorum..bir sürü samimi din adamı var..hayatları var..peygamber (s.a.v) var heşeyden önce..değil işte..ama nasıl mutlu oluyor böyle yaşayanlar gerçekten bir gram anlamıyorum..beyin mi uyuşturuluyor..nasıl idare ediyor haliyle idrak edemiyorum..

bu yüzden de yazasım gelmiyor sözlüğe..o doğum gününde tek dilediğim şuydu..allah ım inşallah çok samimi dindar insanlarla tanışırım da belki aralarında dahil olurum ben de..hayırlı güzel işlere vesile olur görüşmemiz..hani sözlükte makara felan var..ben de yaparım..eğlence de olacak ama inşallah çok samimi dindar insanlardırlar diye düşünmüştüm..ama o cepheden de umduğumuzu bulamadık ne yazık ki..ondan sonra da bir süre yazmayı denedim..ama hayallerimden uzak olunca ortam ne yazık ki sürdüremedim bu halimi..

hal ve durum bundan ibaret...kusabileceğim daha çok şey var belki ama yazdıkça sonu gelmediğinden btiiriyorum..imtihan gerçekten çok zor..gerçekten zor..allah hepimize samimiyet ve rıza-yı ilahı nasip eylesin inşallah..samimi insanların duasına çok ihtiyacım olan bir dönemdeyim..inşallah okuyanlar dua etmeyi çok görmezler..

selam ve dua ile..
devamını gör...
insanlar yalan söylediklerinde, ben tabi ki inandığım için salak mı olmuyorum. onlar yalancı oluyorlar, ama bunun umrunda değiller. her sözümüzden, her düşüncemizden ve tabii her hareketimizden hesaba çekileceğimizi ne çabuk unutuyoruz. ne kadar basite alıyoruz ya da o sorgu gününü? Allah'ın rahmeti sonsuz, şüphesiz ama sen o rahmeti hakedecek ne yaptın? ne yapıyorsun? kimlerinin canını yaktın ömrün boyunca da, şimdi geldin rahmet dileniyorsun demeyecekler mi adama? diyecekler muhakkak. kimsenin hakkının kimsede kalmayacağı ahiret gününe hamdolsun. ateistler nasıl kendilerini teskin ediyorlar acaba? bu kadar güzel bir teselli varken, nasıl oluyorlar da zorluğu seçiyorlar.
yalandan hep nefret ettim. söylememek iiçin çok gayret ettim. ve yalan ile muameleden hep korktum. ve tabi ki hep yalana maruz kaldım. bir şekilde ortaya çıkıyor yalanlar, insanlar nasıl saklayabileceklerine emin olabiliyorlar, şaşıyorum.
hayat çok garip, yalanlar filan...
devamını gör...
''tutsana beni bırakmasana
olsun, yaralasana
olsun, ağrısa da
yalan da olsa kalsana!''
devamını gör...
tuskon dünya ticaret köprüsü fuarında stant açan bayan firmalardan bir tanesinin stantında çalışmak üzere ingilizce bilen bayan tercüman aranmaktadır. fuar 29 kasım ve 30 kasım günlerinde gerçekleşecektir.

ilgilenen arkadaşlar bana özel mesaj yoluyla ulaşabilir.
devamını gör...
1986 model insan. esmer, kelepir, saçlar seyrek. 180 cm 77 kg boyutlarında. bir damacana su ile takas olunur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar