tanımları yazar temelli okuyordum* itirafları da öyle okuyorum. ne uğraşacam yoksa. çok saçma bir itiraf ise veya itiraf değil de günlük gibi yazma ise eksisini veriyorum kişinin. hatta çok sık mı tekrarlıyor bunu, o zaman bir kaç tane başka tanımına da eksi verebiliyorum, üşenmezsem, bazen. böyle işler güçler işte.
devamını gör...
her akşam kafamı yastığa koyduğumda, sabahında gözlerimi bir kez daha açamayacağımı düşünüyorum bir şekilde. neden ya da nasıl düşündüğümü bilmiyorum ama böyle bir his var içimde. fakat sonra herkesin - ki öyle bir şey yok- uzun yıllar yaşadığını düşünüyorum, düşünmesine düşünüyorum da her insanın ölecek yaşta olduğu sözünü aklıma getirimce de tuhaflaşıyorum. ölümden korkmamam gerektiğini biliyorum fakat sabahında gözlerimi açamadığımda ailemi arayarak ya da herhangi bir şekilde söylenecek 'çocuğunuz öldü' sözünden sonra ailemin nasıl bir duygu yaşayacaklarını düşününce içim cız ediyor. bazen ailemden önce ölmek istediğim oluyor, aslında ruhumdaki o odunsu insanlık yüzünden belki de ailemi kaybettiğimde üzülemeyeceğimi düşünüyorum, insanların yüzüme bakarken ağlamadığımı görünce bu nasıl bir insan ki ailesi öldü üzülmüyor demelerinden çekiniyorum da.

iki arada bir derede kalıyorum. ne kendimi ne de ailemi istiyorum böyle bir durumu yaşamasını. ne istediğimi belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.

hele o kız kardeşimi hiç ama hiç düşünmek bile istemiyorum. (bkz: engelli bir kardeşe sahip olmak) o her görmeye gittiğimde beni görünce yüzünde gördüğüm o gülücüklerin bir gün hiç olmayacağını düşünmek bile deli ediyor. her ne kadar ara sıra kızsam da yaptıklarına, onsuz da yapamam.

her ne kadar böyle düşünsem de kız kardeşimin, ailemden sonra bana kalması durumunda ne yapacağımı hiçbir zaman düşünmedim, düşünemedim.

erkek başıma, bir engelli kız kardeşe nasıl bakarım hiç bilmiyorum.

nasıl bir istek bilmiyorum fakat herhalde istediğim şey şu olacak, öleceksek hep beraber ölelim, hiçbirimiz, birbirimizin ardından üzülmeyelim. gideceksek eğer bir sonsuzluğa, inanaşım da o yönde hep beraber gidelim.
devamını gör...
artık iyi niyetimi rafa kaldırmak istiyorum, bıktım usandım. ben insanları kırmak istemedikçe, falsolarını hoş gördükçe, onlar en ufak bir insani hatada en kaba ve en kırıcı şekilde davranmaktan kaçınmıyorlar. üstelik ailendekiler bile. niye herkes böyle bu hayatta? niye herkes şu üç dirhemlik kalbimi kırıp bin parçaya bölüyor? kimsenin tavuğuna kış demiyorum, kimsenin kusurunu yüzüne vurmuyorum ama en ufak bir hatada en kötü adam ben oluyorum. neden kalplerin kırılacağını hesap etmiyorlar? bu kadarda mı değer vermiyorlar? vallahi üzülür, kalbi incinir diye borcunu veremeyen arkadaşımın sokağından değil de başka bir sokaktan gidiyorum eve ola ki karşılaşırız da yüzü yere düşer diye. insanların gönüllerinin ve yüzlerinin mahzun olmasına dayanamıyorum çünkü. ama maalesef ne kadar iyi niyetli olursan o kadar eşek oluyorsun ve üzerinde tepiniliyor şu hayatta. ben kurduğum tahayyül alemimde mutluyum, gerçek hayatınız sizin olsun. ama bari o hayali aleme karışmayın, bari orada rahat bırakın beni. daha ne diyeyim ki. sayenizde sürekli bir can verme haline dönüştü yaşamak.
devamını gör...
sonunu bildiğim bir oyun oyun oynuyorum. garip bir değersizlik hissi var üzerimde. duyarlılığımı yitirmekten korkuyorum. yine de akşam yatıp sabah kalkıyorum işte. kafam patlayacakmış gibi oluyor. kimseyle konuşasım yok. kendimi bile sallamıyorum. ne acayip zamanlar.
devamını gör...
evdeki mayanın son kullanma tarihi 21 aralık. noluo lem? bi ben kalmistm suyunu cikarmayan katilim dddim hhiihihi..
devamını gör...
şifremi bastianiye verdim ve o da bütün özel mesajlarımı okudu.* *
selam ve dua ile..
devamını gör...
ilkokulda kazandığım "sabah kalktım, elimi yüzümü yıkadım" girizgahlı günlük tutma alışkanlığım yüzünden bir arpa boyu yol alamıyorum. günün ne kadar ne enteresan geçerse geçsin, ne kada afilli aforizmalar yazarsan yaz bu girizgahla eziksin, eziğim.
devamını gör...
şirket beni kariyer koçuna gönderirken ben banka borçlarımı sıfırlayıp ev kızı olmanın hayalini kuruyorum.
devamını gör...
hergün düzenli olarak nikaltımı kontrol ediyorum ama değişen bişey yok.
devamını gör...
o aramızdaki birine ben de gıcık oluyorum. herkes onu seviyor. ona seri artılar veriyor. bir gün gerçek yüzünü gösterecem herkese.*
devamını gör...
bu aralar nickaltı doldurmaya sardım. ama içimden bazı yazarlara yazmak geliyor, pek bir samimi geliyorlar.
yoksa tanrı beni nick altı cancişliğinden korusun.
devamını gör...
2 gündür bilerek ve isteyerek özgür irademle uyuyakalmış numarası yaparak derslere gitmiyorum ve bu numarayı kendi vicdanım rahatlasın diye yapıyorum muhtemelen yarın da gitmeyeceğim bu da benim acizane itirafımdır.
devamını gör...
soğukta, çocuk gibi çenem titriyor.
engel de olamıyorum.
bugün gelirken güldü biri çenemin titremesine.
töbe est.*
devamını gör...
bugün bir kızcağıza sırf beni dolandırabilir diye yardım etmedim. o beni kesin troll falan sanmıştır. ama gerçekten bankamatik başındayken sağımı solumu hatta bankamatik makinesini bile kolluyorum. yan bankamtikteki kız şüpheli sorular sordu ''altı haneli müşteri şifresi'' ben hiç duymadım ya da bilmiyorum. kıza ilk defa mı kullanıyorsun cihazı dedim. uff snane be slk. demedi iyi ki. ilk defa para yatırıyormuş. doğrusu buna ihtimal vermedim nedense . sonra ben işimi bitirip arkama dönmeden çıktım gittim. neden yardım etmedim ben de bilmiyorum ama çaresiz kalan insana bir tekme de ben koyayım ki can çekişmesin mantığını iyi kavradığımı umuyorum.
devamını gör...
işe giderken cep telefonumu evde unutmuşum ama, televizyon kumandasını almayı ihmal etmemişim.

devamını gör...
hayatımda hiç kimseye vurmadım. şiddete karşıyım.
ama şiddet dolu da bir insanmışım.
bunu az daha da fiile döküyordum bugün.
kendimden korktum..
devamını gör...
hayatımda ilk defa diyet yapıyorum. gayet güzel gidiyordu ancak sanki pişman olmaya başladım da her ne kadar ne gerek var deseler bile bilenlere yarım bıraktı dedirtmemek için devam ediyorum. çevre baskısına ve karın gurultusuna yenik düşmeden tamamlamalıyım.
devamını gör...
yabancı filmleri türkçeye uyarlayamıyorum yahu. düsündüm düsündüm aklıma birsey gelmedi.
devamını gör...
upuzun, italik yazılmış ve aralarda büyük harflerle desteklenmiş tanımlara okumadan basıyorum artıyı...
devamını gör...
çektiğim acıların demindeyim bu akşam.

ders mers bahane. hüznümün adı belli. hayatla ölüm arasına sıkışıp kalmış gibi yaşıyorum. hayat hep başkalarına güzel. dün ağlamaklı uyudum. bugünüm desen öyle. yarınım zaten yok. son on yılım böyle geçti. güldüğüm günler sayılıdır. hatta şöyle söyleyeyim; ola ki yanlışlıkla güleyim, annem veya babam hemen farkeder ve kızım ne güzel gülüyorsun der. o an, gülümsediğimin farkına vardığım an, büyü bozulur ve ben yine dalar giderim karanlıklara. değişmek öyle yılanın kabuk değiştirmesi gibi zamana bağlı olan birşey de değil üstelik. bilse değişeceğim, mutlu olacağım, ömrümün sonuna dek beklerim. ama bu ümitsizlik başka şey. başa gelecek musibetlerin en kötüsü. ümitsiz vakayım evet. geçmişime bakınca, geleceğime karşı ümit besleme inancım peşinen kayboluyor zaten. dünyam başıma yıkılmış, banane çiçeklerin açmasından...
devamını gör...
bugün çok önemli bir sınavım vardı, yaklaşık 1 aydır çok yoğun bir şekilde ders çalışıyordum. hatta son hafta ders çalışmaktan başka hiç bir şey yapmadım. evde tek başıma, ders çalışmaktan canım sıkıldıkça mutfağa, tuvalete falan gidip evin içinde salak salak 5 dakika dolanıp tekrar başlıyordum çalışmaya. ders çalışmak hayatımı o kadar çok dolduruyormuş ki günlerdir bugünü beklediğim halde şimdi kendimi boşlukta hissediyorum, napacağımı bilemiyorum. ve her sınavdan sonra bunu yaşıyorum. itirafa gelince, ben asosyalim galiba.
devamını gör...
o kadar düz bi insanım ki düz olmamdan başka itiraf edecek hiç bir şeyim yok.
devamını gör...
48 saattir uyuduğum uyku 8 saat.
size göre bu normal olabilir ama 8-12 saat uykuya alışmış bir bünye için uykuda ceset modu.
bugün cocukları yazılı yaparken masaya oturdum, dirseğimi masaya dayayıp yüzümü de avcumun içine aldım.
sonuç?
uyumama ramak kalmış.
kafam düşüyodu Allahtan fark eden olmadı.
devamını gör...
çakmakla maden suyu açtığım için herkes beni biracı zannediyor.
devamını gör...
yaklaşık 1 saattir kahvaltı ediyorum. gelen gitti gelen gitti ben hala kahvaltı ediyordum. bu kadar yavaş yemek yemek gerçekten de hiç iyi değil. ahh zaman ne de çabuk geçiyor diğğğ mii ?
devamını gör...
yazılanları okumakta zorluk çekiyorum. o keskin bakışlı gözceğizlerim hastalandı. mikrop kapmış. bana nazar ettiler sanırım.
devamını gör...
bence üç kağıtçılar ve babanın evlatları filmleri bu zamana kadar sinema tarihinde yapılmış en keyifli filmler ve benim yeşilçam filmleri içerisinde en sevdiklerim * . şöyle bir yazsam diyorum önce üç kağıtçılardan başlayıp, cüneyt arkın dan robert widmark a geçip oradan da babanın evlatları filmine atlayıp, bu iki filmin etkilendiği dünya sinemasından filmleri örnekleyip yeşilçam komedi maceralarından çıkayım. ama olmuyor. ne zaman yazmaya başlasam kafamda bu filmler ile ilgili çok fazla söyleyecek söz olduğundan kalıyorum. evet bilgi ve heves fazlalığından tıkanıyorum resmen... sonra da bu bilgiler yüzünden canım filmleri izlemek istiyor ve işi gücü bırakıp filmlere bakıyorum. * *

neyse ben şunları bi izleyeyim de sonra başlarım...
devamını gör...
bazen her şeyden o kadar çok sıkılıyorum ki. şu çok sevdiğim sözlükten bile sıkılıyorum lan bazen. bu aralar iyi değilim sanırım.
devamını gör...
bu başlıktaki entryleri tek tek okuyup teselli ediyorum ya da bir yorum yapıyorum ama içimden. bu entrynin de itiraflik bi yanı yok sadece yazmak istedim. geçen gün sağlam rezil oldum ama onu da size anlatacak degilim.

edit: telefondan entry girmek çok zor.
devamını gör...
kantincimiz benim paramın olmadığını düşünüyor. olaylar şöyle gelişti, bir gün cüzdanımı sınıfta unutmuşum, arkadaşımla nescafe almaya gittik, parayı ödeyeceğimiz zaman farkettim ki cüzdanım yok. aa benim param yok dedim, arkadaşım bilmiş bir tavırla hep aynı numaralar tamam ben öderim deyip ödedi kahvemin parasını. bikaç gün sonra yine aynı arkadaşım bana çikolata ısmarladı, parayı öderken de parası yok ya bunun ben ödüyorum dedi. kantinci bana bakıp acı acı gülümsedi. ben gülmekten başka tepki vermiyordum. sonra ertesi gün arkadaşımla sakız almaya gittik kantine. galiba on yıldır sakız almıyorum ki hala 5 kuruş sanıyordum sakızları, 5 sakız aldık ben öderim deyip artistlik yapıp çıkardım 25 kuruşu uzattım. kantinci yüzüme bakıyor garip garip. sonra arkadaşım gülmeye başladı fakir, yine yetmedi parası dedi paranın üstünü tamamladı. ben mahcup ve şaşkın bir halde gülümsedim yine. sonra öğle arasında yine aynı arkadaşımla bir şeyler yemeye gittik kantine, ben kahvaltımı yeni yaptığım için aç değildim, hem de kaç gündür tost yiyordum canım tost istemedi. arkadaşım ben tost istiyorum dedi, ben de çubuk kraker istiyorum dedim. kantinci acır gözlerle bana bakıp, siz neden tost yemiyorsunuz dedi. arkadaşım hemen parası yok ondan dedi. ben canım istemedi falan dediysem de inanmadı adamcağız. neyse ben de biraz garip hissetmeye başladım, çünkü adam bana acıyordu, paramın olmadığını sanıyordu. arkadaşıma da dedim adam bana üzülüyor diye yok daha neler anlıyordur şaka yaptığımı dedi. aradan vakit geçti biraz, ben gidip pahalı bir çikolata alacağım bakalım kantinci napacak dedim. sonra gittim en pahalı olarak bildiğim çikolatayı aldım, geçen sene de hep ondan alırdım, ama bunu yeni kantinci bilmiyordu. neyse ben aldım çikolatayı uzattım parayı. kantinci dedi ki ama hocam o çikolatalar 2 lira, tamam dedim olsun, gerçekten alacak mısınız dedi acır bir halde. evet dedim. şaşırdı, paranın üstüne verdi ama hala inanamıyordu benim o çikolatayı alabildiğime.

geçen yılda manavda yeşil elma istedim, adam önce bu elmalar ekşi yalnız dedi, tamam olsun dedim. sonra da yalnız pahalıdır ha bunlar, söyleyeyim de dedi. parası neyse vereceğim dedim.

insanlar neden beni böyle parasız sanıyor sözlük, parasızlığı ayıpladığımdan falan değil ama ihtiyaçlarıma yetecek kadar param var şükür, ama herkes bana fakir muamelesi yapıyor, garip.
devamını gör...
her şey elitleşelim güzelleşelim diye söze girizgah yapan kötü arkadaş çevremle başladı.malumunuz her şehirde ne yapsak da insanları yolsak mantığıyla kurulmuş forum adı altında kazıkveriş merkezleri vardır.işte buralarda starbuckslar,tommyler gelene geçene süslü manzaralar sunar.ismini ifşa edip daha fazla rezil olmak istemediğim kahve içilebilen düttürü bir mekana girdik.o güne kadar forumda bardakta alacağım tek şey mısırdır diyen ben lafımın üstüne bir güzel kahve içiyordum.menü geldiğinde ilk tereddütümüz con panna nasıl okunur ile başladı hayır hayır kan panna diye okunmalıydı hatta uzatılıp italyan aksanı serpiştirilmeliydi.öhöm 5 tane kan paanaa alabilir miyiz? kon pana 5 tane hmm.ilk bozulmamızla birlikte ardı arkası kesilmeyen rezillik zincirimizin adımlarını atmıştık.gülüşmeler filanlar.evet 5 kon pana geldi.o da ne köpüğü var bunun böyle bir sürü,ama resimde fincan daha büyüktü sanki neyse buna şükür,ya kaşıkta kocaman,lan hemen köpükle mi başladınız?iyi biz de başlayalım o zaman ne eksiğimiz var.ımm bunu tadı çok güzel şşş ekmekle yiyin doyarsınız keh keh keh.e kahvesi kaldı neyse içelim bari,püüüüüüh bu ne la apacı bu.vay arkadaş köpüğün üstüne ağzımızın tadını bozduk.çaktırmayın yüzünüzü buruşturmadan için.
5 dakika içinde yüz buruşturmadan kim içecek turnuvası yapıldı.fincanlar gönderildi.konuşmadan geçen 10 dakika derin susuşlar.işte bugün o cafede 5 kişilik aylak sürüsü içerisinde ben size dediydim derken linç edilen kişi bendim.
devamını gör...
doktordan izinsiz ilacımın dozunu artırdım. içimdeki sıkındı azalsın, biraz olsun güleyim diye. şimdi neşeden uyuyamıyorum resmen. *
devamını gör...
yanlış hatırlamıyorsam, tek celsede sağ salim kısa url ekleyemedim henüz tanımlarıma.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar