beyin bedava....

ya sözlük. saf ben kalktım yanımdaki saate baktım ve gördüğüm saat 8.20 . apar topar kalktım ama bir yandan telefonun alarmına söyleniyorum bir yandan arkadaşıma.
az önce kendime geldim ve saat daha 7.30 .

bu tanım ağır gripten ölmek üzere olan erkenden kalkmış zavallı sulu sepken tarafından yazılmıştır.
tamamen hazırlanmıştı hatta pardüsesini giyecekti ama heyhat...
devamını gör...
bütün kapalı kızlar birbirinize benziyosunuz diyen otobüs şoförü de sevilir.
devamını gör...
bana delisin sen denilmesinden çok hoşlanıyorum.

ayrıca sözlüğe telefonla girince harfleri doğru yazabilmek için tuşlarla boğuşmaktan da nefret ediyorum!
devamını gör...
tadelle çikolatası ben küçükken bir reklam kampanyası başlatmıştı. reklamda tadellelerden bilmem kaç kişiye oyuncak, bilmem kaç kişiye akülü araba, bilmem kaç kişiye bisiklet çıkacağı şeklindeydi. ama bunun için çikolatanın ambalajında yazılı olan kodu göndermek gerekiyormuş.

ben ise o oyuncakları direk çikolatanın içine koyduklarını sanmıştım. çocuk aklı işte. bir de çikolatayı ısırdığımda içinden çıkacak oyuncak dişimi kırmasın diye dikkatlice yiyordum. tabii o tadellenin içinden hiçbir zaman bir şey çıkmadı. bu bilinçaltıma nasıl işlemişse hala tadelle yerken dikkatle yerim.
devamını gör...
cogito mizahı diye bir ekolden bahsediyoruz.
ilk 2 yıldan bu yana sözlükte bu ekole az çok katkı yapanlardan birisi olduğumu düşünüyorum. ancak bazı mizahi başlıklarıma denk geliyorum arada. gereksiz zorlama, ironi olsun diye fazlaca kasmışlık. özellikle kişilerle ilgili olanlar. yok harun yahya nın elinden tutup darwin'in karşısına çıkarmak falan.
önce bunları nasıl yazdığıma sonra da o zamanlardaki vaktimin genişliğine şaşırıyorum. bu farkındalığın sebebi yazarlıkta terakkiyattır deyip ontolojik şerhe bağlayarak yine lehime oynayabilirim ama bu tam da öyle değil. ergenlikte saça sakala şekile yapılan gereksiz müdahaleler, mübalağalar gibi. bir zaman sonra abukluğunu fark etmek.
yine de böyle dandik her yazımla ,başlığımla karşılaştığımda elim sil butonuna gitse de birkaç saniye sonra "onlar benim çocuklarııım ! dokundurtmam onlara" diye titreyerek kükreyen münir özkul hasisliği kaplıyor içimi.
devamını gör...
likea yıkıldığından beri, acayip bir mide ağrısı çekiyorum. uykumda var. ayrıca yetiş ya yoda.
devamını gör...
evde kalmış kızlara çok yüklenildiğini fark ettim sözlük. hani vardır ya bir ayşen gruda tiplemesi, ben ona artık hak verdim. * ben daha çok gencim cümleleriyle insan kendini böyle şeylerden uzak tutmaya çalışsa da etraftakiler evlenmeye başladıkça, kafa bi yerden sonra otomatikmen evliliğe çalışmaya başlıyor. o güne kadar gezmiş tozmuş, tek istediği azıcık eğlenmek olan kızların, evlilik telaşıyla çeyiz düzmeye başladığını görünce makus talihi anlıyorsun. bu biraz her sofistike başlayan düğünün de ankaralı namık ile bitmesine benziyor. ne bileyim sözlük, prison break izlerken telefonuma şöyle bir mesaj geliyor: " düğünü hidiv kasrında istiyoruz, inşallah olur, dua et :)))))" böyle prison break bi boş gelmeye başlıyor bu mesajdan sonra. insan kendini hop gönühttp://ldensevenler.com'da buluveriyor.* zaten prison break'te de michael scofield ile sara tancredi evlendi. vay arkadaş! insanlar gerçekten de evleniyor.
devamını gör...
kurban derisi başlıgını gördüm, şimdi aklıma geldi. evvel zaman içinde kalbur saman içinde * hani teravih namazına diye evden cıkıp, sahile kacılan çaglar işte. neyse ben ve benim emsal bir arkadasım şimdi hala arkadasım, o zaman ki suç ortagım işte. bizim aileler bir öküzün 7 ortagının 2 si idik. neyse kurban bayramı sabahı kurban kesildi, deri tuzlandı camiye verilmek üzre thk dan saklanıcak. biz camiye götürürüz hemen bekletmiyelim dedik aldık deriyi koyduk el arabasına, kankamla ben. tabi derinin para ettigini biliyoruz, camiden yakın olan bir de kasap vardı. bi soralım dedik neyse girdik sorduk adam actı deriyi kesigi az falan filan ölctü bicti simdi hatırlamıyom ama iyi bi fiyat verdi. tabi ki deriyi sattık. o gün bugündür iki yakamız bir araya gelmiyo lan.

not: ne çok işte demişim yaw. *
devamını gör...
bu saatteburnuma portakal kokusu gelmesini ve canımın çekmesi durumunu açıklayanla olur bence. bir de malzemeler olsa fena olmaz.
devamını gör...
cogito yazarlarının genel kültür düzeyinin dini bilgilerle sınırlı olduğunu düşünmeye başladım sözlük.sıkıldım.. bi de koca bulmaya geldiğini tahmin ettiğim bir iki yazarın her entrysinde dişi olduğunu kapalı olduğunu falan milletin gözüne gözüne sokmasından bana sinir geldi be sözlük.. anladık bayansın.anladık bekarsın. anladık kapalısın. bari özelliklerini liste halinde yaz da ona göre sana birilerini bulup şu kendini anlatan entrylerinden kurtulalım.ekşide bile yok bunlar yaw.
devamını gör...
eskiden kadınlar evde gün yapardı; şimdi dışarıda yapılıyor.
apartmandakilerle tanışma/kaynaşma gününü bir konakta başlatacağız bugün.
haftaya da okuldaki arkadaşlarla yapılacak.
insan dışarıda ne kadar samimi olabilir ki?
gitsen bir türlü, gitmesen bin laf.
devamını gör...
en sevmediğim programın uzaktan eğitim kursuna başladım. sevmiyorum bunu ya, sevmiyorum. geçen sene bırakmıştım, şimdi bakıtm aynı hoca anlatıyor. sevmiyorum arkadaşım sevmiyorum. sırf basit sakil firmalarda işe başlayacağım için öğreniyorum bunu. işe yarar bir şirket bu programı kullanıyorsa Allah belasını versin zaten.
devamını gör...
kibrit, sünger, kalemtraş ve yarabandı üreticilerinin nasıl kâr ettiklerine şaşıyorum.
devamını gör...
kısır, yalancı dolma. iki lezzetli yemek. ama isimleri bir tuhaf. bilmem belki bana öyle geliyor. ikisinin de lezzetli olmasının dışındaki tek ortak nokta, etin malzeme olarak bu yemeklerde yer almayışı.
demek ki diyorum, et olmayınca kısır, yalancı oluyor yemekler. öyleyse diyorum et, doğurganlık katıyor, sahicileştiriyor yemekleri. sanki can katıyor.
ülkeme bakıyorum, ülkem her bağlamda kısır, belki yalancı. yolu, şantiyesi, bilgisayarı, metrosu, sanatı, edebiyatı var. ama bir şey eksik?
çetin altan ikide bir, gevrek güler ve sathımızdan bir kaşif çıkmadığına vurgu yapar. doğru söze ne denir ki, hakikat; kısır ve yalancıyız adeta.
sanatkarımız, sanatçımız, mimarımız, evet siyaset adamımız hep bir cemaatin insanı; tümel değil; tikel, tekil.
yemek gibi otantik sanki; kısır, yalancı dolma, komagene.
ruhumuzda can yok. ideoloji, kattığıyla kaskatı yapmış adeta. ne sevincimiz, ne üzüntümüz, ne umudumuz; evrensel değil hatta biz değil.
mizahımız? koyunlar gülseydi; tıpkı bize benzerdi. biz ise meleyemiyoruz, kurt misali ısıramıyoruz bile. bir eksiğimiz var. kısırız, yalancı dolma bir kaderde ortaklaşmışız galiba.
devamını gör...
"kitap okuyacam ben ya" diyerek uyumadım ama hala bilgisayarın başında sözlük okuyup yazıyorum, olacak iş değil. bağımlılık bu olsa gerek, atın beni denizlere.
devamını gör...
sabah 8 den beri dışarıdayım. zaten hastayım hastalıktan ölmek üzereyim.
ama şehitlerin ruhu bir başka. hayranım ben bu şehre.

ne gezdim be...
devamını gör...
ben namım yürüsün diye o çok çok çok güzel adama pas vermedim ama arkadaşım haklı, o iki hafta sonra hatırlamaz ama ben iki ay sonra da hatırlarım, muhtemelen.
ühü. *
devamını gör...
sabah ise giderken, her zaman ki bekledigim yerde taksi bekledim. bir taksici geldi nihayet bos, normalde durak taksisi olmayan taksiye pek binmem ama gec kalmistim... neyse bindim taksiye adam donup donup bana bakiyor, nerden taniyorum ben bunu dercesine... laaaan bizim gizz taniyamadim ya la seni dedi tum kabaligiyla. kafami hic oynatmadan gozlerimi devirerek baktim adama, ben sizi taniyamadim dedim. balcilarin mehmet ben dedi. kimdi ki o dedim, basladi anlatmaya... tanidim evet ama ucuz hamilesi gibi gobegi dokulen saclari engel oldu ilkin tanimama. lisedeyken ne guzel cocuktu oysa... hayat dedim icimden... degistigini hic.belli etmeden...

ama o ne yapti?!, bizim giz sende yaslanmissin be dedi yine tum kabaligiyla! enistem mi cokertti seni dedi tum umarsizligiyla ahahah yok yahu dedim dislerimin arasindan gulerek.

itiraf ne mi, bozuldum cok uzuldum, bu lafi duymak moralimi bozdu. yasli degilim ben tamam mi sensin yasli! ben sana dedim mi gobeginde ayri bi ulke mi yasiyor diye, gobegini kessek afrika doyar diye, hele kel kalan basindan hic sozetmedim ben.

yaslanmisim hadi ordan. hih. peh!
devamını gör...
işe geç geldim. kapıdan geçerken hızlı yürüdüm ki kapıdaki lavuk ispiyonlamasın. dışarda işi varmış sansın. yerse tabi.
devamını gör...
hiçbir zaman istediğin biri gibi olamayacagini bilmek gercekten kötü ,çok kötü kötünün ötesi nasıl bir can yakış anlatamam.
devamını gör...
kendi düşen ağlamaz hem de bal gibi ağlar. erkekliğine laf söyletmemek için o anlık orada ağlanmaz. yalnız kalınca hemde nasıl ağlanılır. bildiğiniz gibi değil dostlar, acıyor işte. iki göz yaşı geçirir.
devamını gör...
bazıları isteyerek gidiyor. arkadaşlarım evlenip ister istemez gidiyor. yeni tanıştığım insanlar bile hep bi yere gidiyor. bazen durağa geliyorum ve otobüs beni beklemeden gidiyor. metrobüste yanıma oturan insanlar hep benden önce iniyor. sözlük, kalmaktan nefret ediyorum, gidemiyorum da. "insan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim, gidemiyorum."
devamını gör...
adam facebooka 18 tane farklı saatinin resmini koymuş. ulan benim 18 çift çorabım yok. zalımsın dünya.
devamını gör...
yıllar yıllar önce, üniversitede, gecenin bir yarısı dondurucu soğukta * kampüsün önünde otobüs beklerken, üşüdüğümü görüp bana '' atkımı verebilirim, beremi de verebilirim'' diyen çocuğa çok kaba davrandım. uzun yıllarda kendisiyle dalga geçtim. pardon ya !
devamını gör...
içimde ölen biri var. Allah rahmet eylesin.
devamını gör...
itiraf ediyorum bi gün kazara evlenirsem bak kazara diyorum oldu da cocuğum oldu erkek olsun istiyorum. kız cocuklarının sımarıklıgı katlanılmaz geliyor bana. ama mesela ikiz olup biri erkek diğeri kız olacaksa katlanabilirim.
diceksin her önüne gelenin ikizi olmuyor,genetik.zaten ben bunu göz önünde tutup konuşuyorum. bir de ben böyle söyleyince zaten genelde kdınlar erkek erkekler kız cocuk ıster dıyen hatunlara sinir oluyorum. bi de zaten kız cocuguna da sinir oluyorum. heh ya banane sımarık kız cocugunu daha cok seven erkege de daha cok sinir oluyorum. işte banane ya.
devamını gör...
"günün nasıl geçti" diyenlere "dün gibi iğrenç" demek istiyorum. ama o kişi beni memnun etmek için sormuş benim de terslenmemem gerek de mi? hayat senin bu huyundan nefret ediyorum neden trübünlere oynamak zorundayız neden nedennnnn.
devamını gör...
bir zamanlar kendi kendimizi dış etkenler yaptı diyerek kuyuya hapsetmiştik sonra farkettik ki kafamızı devekuşu gibi kuma gömmekten farklı değilmiş yaptığımız.
o zamanlar çok daha gençtik tabi ergenlikten hemen sonra olgunluktan çokça zamanlar önce. bir kemal sayar kitabından niyet çekerken dertli dertli nostaljia hastalığına denk geldik evet dedik işte bu peki bunun bir çözümü olsa gerektir o da hemen yazılmış sanki sesimizi duymuşlar: nostus(eve dönüş).
ne çektiysek ne çektiğimizi sandıysak hep bundan bildik, özleyişler özleyişler özleyişler...
durup dinlenmeden beklemek ne demektir, samuel becket o kitabı nasıl yazabilmiştir?
nostus'a dair içimizde hiçbir ümit yokken fakat herşeyi bütün umutsuzlukları, mutsuzlukları, bekleyişleri, özlemleri, ağlamaları, hüzünleri, iç sıkıntısını, kalp sıkışmasını.. işte bütün bildiğimiz anjina pektoris sebeplerini götüreceğini sanarken yani eninde sonunda hayatın bir yerlerinde 'la vent nous portera' çalmaya başlayacakken bundan adımız gibi eminken...
nostus
eve döndüm
evvelden mutsuzluğum mazur görülürken ve hatta paylaşılmaya hazırken, kendi düşen ağlamaz diyenler kadar üzülme bu da geçer diyenler de varken fakat ben gene de herkesin bana, kendi düşen ağlamaz gözüyle baktığını sanarken şimdi kime, nasıl, ne hakla ve niçin durduk yere, hiç akıllarda yokken hala aynıyım nasıl derim!
kendi kendimden tiksintim geçer sandım şu saate kadar ne yazdıysam hiçbirini yanıma almadım. şimdi kime neyi, nasıl söyleyeyim hangi akla mantığa sığar ki sahi.
hem ne diyeceğim, sahi ne söyleyeceğim, hakikaten ne diyebilirim ki.
bitti. bitti. demek böyle bitiyormuş hayatlar
ben şimdi çok mutluyum işte, evde, arkadaşlarla, sokakta. bir tek uyuyamıyorum bazen.
hal böyleyken...
hal böyleyken!
hal?
böyle.
devamını gör...
ne yapacağımı bilmiyorum. yağmurda kalmış kedi yavrusu gibiyim. ölesim var. boğazımda düğümlü kelimeler var, kusamıyorum. yarın bu entriyi görüp gülümsemek istiyorum.
devamını gör...
bu saat olmuş * burada olmamın bir anlamı olmalı, gelen horultular çok uzak değil. bazen hayat çok katlanılmaz gibi. ama abartmak ve çabuk kırılmak gibi bir şeyde var. hatta anlamsızca ölesi gelmek var. ama saçmalık bütün bunlar. uyusam insan olur muyum? aydınlıkta daha az kırılır mıyım? bu kadar çok çay içmek bir insanı yamultur mu? sustugum zaman insanlar sevmiyor, konuştuğum zaman ben..pimi çekilmiş bir bomba olsaydim bile patlamama izin olmazdı...susturun dünyayı inecek var. kırılmışlıklarla birşeyleri kırasım var.
devamını gör...
eskiden forumlarda rockergirl diye nickname alırdım Allah belamı versin lan. *
devamını gör...
az önce bir eksi verdim.ama eksiye boğma butonu olsaydı ona basardım hayret ya.
devamını gör...
bugün derste hoca konuyu anlatırken ağzımdan bir anda 'yav he he' çıktı Allahtan hoca duymadı . terbiyemi bozdu la bu sözlük .
devamını gör...
3g li 20 ay tr garantili ipad mini 16gb, yeşil ışık
devamını gör...
sözlük üyelerinin satılık eşyalarını yayımlamaya yarayan hede.

macbook pro 500gb 2.4 ghz i5 13.3" tr garantisi devam etmekte

düşünen yeşil ışığa abansın
devamını gör...
sahibinden satılık :ankara kizilay atatürk bulvarinda satılık mağaza 500 m2 olup 85.000 tl kira getirisi olup 17.000.000 tl fiyatı vardır.pazarlık sunnettir.
devamını gör...
sabah 5 te otobüsten indim. soğuktan dondum şimdide derste sözlüğe giriyorum.hiç değişmeyeceğim sanırım. ..
devamını gör...
şaşırılacak bir şey fakat nefes alıp veriyorum. sanırım yaşıyorum.
devamını gör...
bir naneye yaramayan başlıktır. 2 tane ilan verdim, ikisine de bir tane talip çıkmadı arkadaş...
devamını gör...
bugün doğum günüm ve gurbet ellerde çok canım sıkılıyor be sözlük. 5 yıldır eğitim için hem bayramları hem de doğum günlerini kaçırmaktan iflahım kesildi. bugün ise en yakın arkadaşım unuttu beni galiba, ailem ile kameradan ağlaştık, arkadaşlarım hala kutlama mesajları atmaya devam ediyor, ben ise yetiştirmeye çalıştığım tezimle sabahın ilk ışıklarından beri pc başındayım. kederliyim işte. sıradaki parça bana gelsin;




devamını gör...
o beğenilen tanım, neden o kadar beğenildi, ben de bilmiyorum. halbuki onu yazdığımda acemi bir yazardım. şimdi yazayım da sonra nasılsa silerim dediydim. o kadar oy alınca silemedim de, kaldı öylece. ne bileyim, sürümden mi kazandı acaba. halbuki daha iyilerini okuyup yazdık. ama o işte kaldı öyle.
devamını gör...
taş var içimde geçmiyor bi türlü. dua edinsene biraz.
devamını gör...
bilgisayarımda yeni tanıştığım birinin fotoğrafı var. ara sıra fotoğrafı açıp bakıyorum, inceliyorum gözlerini,ellerini,gülüşünü çok acayip bir duygu sözlük. insan yeni tanıştığı birinin resmine bu kadar bakarmı sence. acep ne olaki.
devamını gör...
telefondan girdiğimde binbir güçlükle tanım girecek bir sürü başlık varken*,elimin altında pc olduğunda bu kadar sıkıcı olmak zorunda mısın sözlük???
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar