dünyevi mecmua 7. sayı



çıktı elhamdülillah…

bi dünya derdimiz var sloganıyla 2018’e giriş yapan mecmuadır!

içimde çocukça bir heyecan var. belki de rastgele bir yerde yürürken görüp de aşık olduğun kızla evlenmek gibi bir şey şuan hissettiğim. hiç tahmin edebilir miydim ki...

herkese çok ama çok teşekkür ederim. normalde çok rahat yazan birisiyim ama şimdi inanın ne diyeceğimi bilemiyorum.

diyeceğim şudur ki, samimi insanlarla güzel işler yapmak gibisi yok!

buradan herkese şükranlarımı sunarım.

ayrıca teşekkür etmem gereken iki insan var ki, bunlar da “cartoonpiyer” ve “we born we play we die” mahlaslı yazarlardır. onlara gerçekten nasıl teşekkür ederim bilemiyorum. Allah onlardan razı olsun.

şimdilik bu sayının pdf linkini sizlerle paylaşıyorum fakat yakın zamanda direkt sözlük üzerinden dergileri okuyabilme imkanı oluşturmaya çalışacağımızı belirtmek isterim.
umarım tasarım noktasındaki amatörlüğümü maruz görürsünüz. amatörlüğümü zamanla atacağımı umuyorum.

herkese tekrardan çok teşekkür ederim.

bir sonraki sayıda görüşmek üzere!
alttaki linkten dergiye ulaşabilirsiniz:
https://drive.google.com/op...
devamını gör...
bi dünya derdimiz var mottosu ile geldi. burada ki hiçbir şey tesadüf değil.
hayırlı olsun.
devamını gör...
benim okuyacağım ilk sayı olacak. bir göz attım güzele benziyor. elinize sağlık.
devamını gör...
emeği geçmeyen herkese de ayrı teşekkürler.
devamını gör...
emeği geçen herkese teşekkür ederiz. inşallah birgün basımı yapılmış halini de görürüz.
devamını gör...
herkesin ellerine saglik muazzam otesi bir calisma olmuş. lakin "manzarayı sırtlayanlar" adlı yazıyı yazan arkadaş "vera benim" demiş, inanmayın arkadaşlar vera benim o degil.
devamını gör...
katkıda bulunan arkadaşların hiç birini tanımıyorum. vay arkadaş ne güzel rumuzlar kullanmışsınız..

ellerinize sağlık.
devamını gör...
mahlaslar yazsaymış iyimiş, böylece kimin ne yazdığını bilerek okurduk.
devamını gör...
umut zaafiyetini okuyunca ruhsal bunalımlarınıza açılan bir pencere hissi oluşuyor. evet evet tam da böyle hissetmiştim. diyorsunuz. yazının dilinde öyle muazzam bir betimleme kullanılmış ki sahne bir anda karşınızda beliriveriyor.

bir şeyi anlatmak yaşamasından zor diyor hikayede. mottomuz bi dünya derdimiz var olunca, bir avuç yazarın derdine de kelam oluveriyor bu hikaye.
dinleyen salim miydi, yoksa biz mi salimleştik, belki de biz baştan hikayenin sonunda gidendik...

evrensel batı medeniyeti ile titreyip kendinize geliyorsunuz. inceden inceye çuvaldız önce kendimize sonra başkasına batırılmış. makale havasında okurken hah tam 12’den vurmuş dediğim birçok ezberbozan cümle oldu. altını çize çize okumalık bir dertleniş olmuş.

yeremya hezeyan’ın aniden gidişinin tahmin edilebilir sonuçları bir nefeste okunamayan başlığın, bir solukta okunan duygu durum hikayesi. onca derdimizin içinden sımsıcacık bir sesleniş var bu hikayede; sana bana ve yaremya’ya dair beyne çakmalık bir cümle: babaların yapamadıklarını oğullar yapar.

leylasını/mecununu arayanlara bir alternatif : hangimiz sevmedik. mecnun kimdir? mecnun’laşmak nedir? leyla niye leyla’dır? ve sevmek nedir? ... bu yazıyı okuduktan sonra aradığımız sevgiyi en başından itibaren sorgulama eylemi oluşuyor. mecnun ile leyla hikayesine açılan farklı bir pencere olmuş bu yazı.

sonsuza kadar- aşk eli değmiş albüm mecmuadaki bunca deneme ve hikaye arasında farklı bir renk ve farklı bir soluk olmuş.

farkındalık oluşturma açısından şöyle açık denizde fırtına gibi bir yazı: türkiye’de kurumsal hizmet mantığı. doğru bildiklerimizin üstünü çizip geçmemizde bir pusula olacağa benziyor, ele alınması ve gümdem edilmesi elzem olan bu konunun yeterince idrak edilmesini can-ı gönülden dilerim.

şiiri ne denli sevdiğim bilinir sözlükte. haymatlos’u şöyle gür bir nida ile hafif sert ve yürekten bir fon müzik ile okumak istedim. hele bazı dizeler var ki ahh bir dili olsa da konuşsa... tam da böyle bi’ şiir olmuş. herkese güzel yazı olmuş; sana yüreğine sağlık şair dost...h a y m a t l o s l a n d ı k *)

manzarayı sırtlayanlar bakıp göremeyenlerin, en çok da bakmasını bilmeyenlerin dünyasında bi dünya derdi olanların derdine bir iç ses olmuş. yüreğimize naif bir dokunuş var yazıda: “yüreğe işlemek manzaranın gönle sirayet ediş şeklidir.” bir kadraj ile gönle sirayet etmenin derdinde olanlar için bir soluklanma niteliğini barındırmış, çok da iyi olmuş.

sıdk diye yazılır ebubekir (r.a) diye okunur. hz. ebubekir’i anlatmaya ne kelimeler yeter ne de gücümüz. doğrulukların bu denli çöküşte olduğu çağımızda hz. ebubekirce bir dert olsun yüreğimizde diyenlere sıddıkların sultanı bir hatırlatıcı oluyor. yazıyı okuyunca fark ettim ki bizler ebubekirlere hasret kaldık... doğru olmak, dürüst olmak ve bu çağ... elimizden kayıp gidenler...özlüyoruz seni ya ebubekir!

gark köşesini okur okumaz esaslı bir soru çıkıyor karşımıza. sahi sahip çıkamadıklarımız başkasının olur muydu? peki kaybettiğimiz değerler? dilimiz? kaybolan kültürümüz? batı ve doğu arasındaki git-gel’lerimizi anlatan bir yazı. yani bizden, en içimizden durumlara temas edilmiş. yazıyı okurken ya cidden tam da böyle diye diye bir hal oldum. verilen emeğin had safhada olduğu bir yazı. tarih/dil/kültür sevenlere hitap eden toplumsal kimlik arayışı niteliğinde...

vee mecmuanın tam da sonunda muazzam bir serbest şiir ile uğurlanıyorsunuz: dönüş. şiirin resmen kendi içinde bir konusu var. bi dünya derdimiz var dedik ya hani taa derginin kapağında, derdimizin derya olduğu mecmua bir şiirle de sonlandırılmış. dönüş şiiri bunca gürültüye bir şiir sessizliği olmuş, insanlar bunca derdin arasında boğulurken hızla akıp giden hayatta işaretleniyordu çoktan, seçmeli sorular...
devamını gör...
hımmm. hayırlı olsun.

okuyoruz gecenin saatinde.

şu ana kadar editörden, umut zaafiyeti ve hikaye'yi okudum. ağırlıklı olarak biçimsel değerlendiricem. nazarım o yönde oluyor ister istemez şu an için. normalde de elime bilhassa edebi kitap alsam önce biçim olarak bakıyorum. metne sonra dalabilirsem dalıyorum.

başlayalım;

editörün güzel ve samimi üslubu sıcak bir karşılama ile selamlıyor bizi derken umut zaafiyeti başlıyor. yazı sıradan gibi başlıyor sonra derinliğine çekiyor insanı. evet, gerçekten coşmuş bir yazıya dönüşüyor. sonlara doğru tekrar didaktik emarelerle bürünürken coşku yavaşça azalıyor. coşku dediysek bir kıvranışı hissettirebilmek babında. öyle ki bir iki yerinde içim titrer oldu. bu kadar uzun cümleler kurup dikkati diri tutabilecek bütünlüğü sağlamak her yiğidin harcı değil. yüreğine sağlık diyorum yazarına da bir yazar mahlası bulamadım.

gelelim hikaye'ye. valla ne yalan diyeyim şimdi pek olmasa da eskiden hikayeler yazan biri olarak kalitesine imrendiğim bir hikaye bu. bilinen basılı birçok dergideki zaman zaman rastladığım kimi hikayelerden daha üst düzey geldi bu metin bana. yani derginin kalitesini baya üste çeken bir yazı olmuş. mir mektum yazar kişisine yazarlık hayatında başarılar efendim.

bakalım.
devamını gör...
çok güzel bir tasarim olmuş emeklerinize sağlık.
devamını gör...
ne kaçırıyorsam uyurken kaçırıyorum ya. millet neler yazmış ben uyumuş kalmışım yine.
dergi baştan aşağı emek kokuyor, bunda editörun tasarımcının yazarların kısaca eli değmiş herkesin emeği büyük.
kapağından bile belli oluyor ciddi bir emek olduğu. herkesin eline diline yüreğine sağlık. tamamını okuyup yorumlayacağım tek tek inşallah.
devamını gör...
öncelikle emeği gecen her yazarı tebrik ediyorum. yazılar harikulade olmuş.

öncelikle kapak cizimi icin, hepimize ilham olan cartoonpiyer'e teşekkürler. cizmeye devam!

editörden: cok helecanlı olduğu notlama işaretlerinden bile anlaşılan bir yazı olmuş. bir işe kalkışıp, cabuk sıkılan biri olarak imrendim heyecanının tazeliğine. yeni hayatında başarılar.

umut zaafiyeti : bu yazıyı yorgun halde sabaha karşı okudum. ve dedim ki yaktın beni zalim!
ve kim olduğunu tahmin ediyorum. hatta emin gibiyim. ama onu da kendime saklıyorum. betimlemelerin icime işlediği bir yazı olmuş...
umudu da yitirsem, ölüvereceğim tek mısrada...

hikaye: bu yazı sabahlara kadar uykusuz kalınıp yazılmış, belli, biliyorum!
mir mektup ne de güzel birleştirmiş bizi... hepimiz salim olduk... sustuk kaldık öylece...

evrensel batı medeniyeti: kalemdaş ümmetin derdini ortaya sermiş. kapitalist düzeni icselleştiremeyen birinin kalemi belli ki... şu sıralar her alışverişte ''buna ne kadar ihtiyacım var'' sorusunu soran biri olarak, yazı ruhuma iyi geldi.

yeremya hezeyan'ın aniden gidişinin tahmin edilebilir sonucları:
sesinin artık değmediği bu dört duvarı karanlığa kiraladım. ne hoş bir cümle olmuş.
genel anlamda bakacak olursak duygu yükü fazla yazılardan biri olmuş.
babaların yapamadıklarını oğullar yapar... bu cümle eski türkiye'de kendileri yapamayanların cocuklarına yaptırması konulu olayları hatırlattı bana....

hangimiz sevmedik?: cılgınlar gibi! diyesim gelmişti başlığı okuyunca. *
ama konu itibariyle eklemek istediklerim var. eskiden, şu edebiyat dergilerinin ünlü olduğu vakitler, kadın yazarlar erkek isimleriyle yollarlarmış şiirlerini. şiir erkek işi olarak görülürmüş, kadın yazsa, yaftalanırmış.
ondan sebep aşka ve sevgiye karşı bir kadın ötekileştirilmesi elbet mevcut. yaşayan derdini elbet bilir.
ağlamak icin duşa girip sulara karışan gözyaşlarını yakalayamayan cok kadın olduğuna eminim.

aşk eli değmiş albüm: albümü dinlemediğim icin yorum yapamayacağım ama dergiye farklı bir soluk olmuş. sevdim...
secilen fotoğraflar da gayet güzel.

yola dair: cok naif ruhla yazılmış bir yazı... keyifli bir yol arkadaşı imiş yazan kişi. mahlasını da pek beğendim.
o güzel yoluna cıkan dikenler canını yakmasın inşallah. sen bilirsin ki, imtihan pek tatlıdır.
yol arkadaşların öyle bir yol olsun ki, sırat dostun olsun inşallah.


türkiye'de kurumsal hizmet mantığı: bu yazıyı yazan vatandaşla toyota'nın hikayesi üzerine uzun uzun konuşabilirim. bununla ilgili birkac kitap okumuştum. mühendislik alanında ilham veren bir hikayesi var.

haymatlos: ''oysa ben mantığıma ve aklıma gizli ayinler düzenleyeceğim''
şiir beni mutlu ediyor, beni mutlu ettiği icin bu kişiye teşekkürler.

manzarayı sırtlayanlar: yazıyı yazan kişi, edebi mi terimsel mi yazsam diye arada kalmış hissiyatı verdi bana.
biraz şiirle biraz manzarayı göğüsleme derdinde olan biri icin, güzel bir mahlas olmuş.
mahlası bulan ve düşünen kişinin yüreğine sağlık.
ayrıca gazel severiz. yazının sonlarındaki gazel de güzel anlam katmış. o zaman manzaraya doyalım. *
he ek olarak yazıdan sonraki fotoğraf sanırım yazıyla alakalı, manzarayı sırtlayanlara inat güzel bir fotoğraf.

sıddıkların sultanı: hz. ebu bekir'i bize hatırlattığı icin teşekkürler. ondan uzak kalışımızı, hatırlattı. rabbim yolundan ayırmasın.

gark köşesi: bu yazıyı okurken, yakın zamanda dil üzerine bir yazarla ettiğim sohbet geldi aklıma.
dil ile kayboluşumuz, değerlerimiz, kültürel varlığımız yok olup gidiyor. bağlılığımız azalıyor gercekten.
emek sarfedilmiş bir yazı.

dönüş: ise sanki bize en başa götürüp ''bir dünya derdimiz var'' mottosunu icimize işletti.
bol şiirler!


editörümüz sert eleştiri sevdiği icin, onu eleştireyim. eleştirilerim aleyhinde olacak gibi algılamayacağını biliyorum. kendisini geliştirmek icin, eleştiriye ihtiyacı olduğunu biliyorum sadece. ondan sebep cekinmiyorum.

öncelikle genel olarak temasını beğenemedim. kapak ve icindekiler kısmından sonrası benim icin kötüydü. resim ve fotoğrafların konumları ve boyutları hoş durmuyordu. özellikle konumlar... fotoğraflar ve resimler yazılara karıştırılmış, mec edilmiş olsa cok daha mukemmel olurdu.
başlıkların fotoğraflar üzerine konumlandırılmasını sevdim.
fotoğraflar ve yazıların mecedilmesine bir örnek olarak ''haymatlos'' şiiri olabilir. hepsi böyle olsun demiyorum tabi ki, o zaman genel bir tema kalmaz ama icice gecmeye iyi bir örnek.


son eleştirim ise dış arka kapak.
ön kapak muhteşemdi! cartoonpiyer amcamıza teşekkürler, aynı performansta bir de arka kapak olsa imiş, muhteşem olurmuş.
ayrıca icindekiler kısmını kim hazırladıysa, cok beğendim!

ve bu derginin gizli kahramanı we born we play we die kişisine bol teşekkür!
devamını gör...
emeklere sağlık bir sayı daha.*

öncesinde yazılmış ama ben de yazayım da bir daha böyle şeyler yapmayın piliiss; mahlasların gizlenmesi biz gibi meraklı insanları üzdü açıkçası. **
devamını gör...
ben mobilde olduğum için dergideki yazıları henüz okuyamadım ama burada fikirlerini sunan president ve kameray abilerimizin yazılarıyla birlikte yorumlamayı düşünüyorum.

bakarsın şerhler de düşeriz belki.
devamını gör...
mihteşem. kapağı, arka planı, yazıları vs. hepsi çok güzel. basılı olsaydı da iyi olurdu. sadece -editörün açıklamasına rağmen- müstear isim yerine mahlasları bileydik diye hayıflandım, onun haricinde hepsi çok güzel. yapanların emeğine sağlık.
devamını gör...
tasarım noktasında eleştirilerim olan ve bunları paylaşmak istediğim mecmuadır.

-kameray adlı yazarın da belirttiği üzere sayfa tasarımlarının özelleştirilmesi gerek.

-yine mevzu bahis yazarın dediği üzere fotoğraflar ve yazılar meczedilmeli.

-dergi mobile uygun hale getirilmeli.

-içindekiler kısmına mahlaslar* da eklenmeli.

-sitede okunabilecek bir mekanizma sağlanmalı.

en kısa zamanda yazılar hakkındaki yorumlarımı da objektif olarak yazmaya çalışacağım.
devamını gör...
derginin kapak tasarımı güzel. ama sayfa tasarımı için aynı şeyi söyleyemiyorum. aslında arkadaşlar alınmayacaksa ortada bir tasarım yok. ayrıca neden her yeni sayıda tasarım değişiyor bunu da çözemedim.

kapaktaki isimde "i" harfi görsel taşmayı azaltmak için küçük yazılmış. ama "ü" unutulmuş. diğer sloganda 'bi'nin başındaki apostrofun sebebini de anlayamadım.

sözlükte "küfürsüz" sloganına baştan beri karşı çıkmışımdır. böylelikle aslında "küfürlü"leri referans aldığınızı, yani onları "asıl" kabul ettiğinizi ortaya koymuş olursunuz. halbuki asıl olan bizdik, anormal olanlar ise onlardı!

içindekiler kısmında "zafiyet" kelimesinin yanlış yazılmasından başka bir hata göremedim. yazar ne kadar hata yapsa da imla hataları dergiyi hazırlayanların hatasıdır. böylelikle derginin genel olarak editöryal süzgeçten geçmediği belli oluyor.

hazırlayan kardeşimiz sağolsun gereksiz satır boşluklarına bile dikkat etmediği gibi dipnot açıklamalarını da okumamış. yapılan iş kontrol dahi edilmemiş. kimse yardım etmedi mi arkadaşa yahu?

her şeye rağmen "editörden"deki iyi niyetli duygularına istinaden editörümüze fazla yüklenmiyorum ve eline sağlık diyorum.

devam edebilir...
devamını gör...
eleştiri çıtamı aşırı yükseltip zevkle yapacağım acımasız eleştirilerimden
nasiplenmek isteyen tüm dergi yazarları özelden ulaşabilir!

(önemsiz not: yazarlık kariyerinize pişman olmayacağınızın garantisi verilmemektedir!)
devamını gör...
bu sözlükten o yazılar nasıl çıktı bilmiyorum..
sol freym ve dergi..
öyle farklı öyle yabancı ki birbirine..
demek ki sansür sansür büyüyen içreklerimiz varmış..
leadri olacaksa böyle olmalı..
devamını gör...
emeği geçen tüm yazarları tebrik ediyorum. yüreğinize, dimağınıza sağlık..
henüz tamamını okuma fırsatı bulmadım. ancak müşahede edebildiğim kadarıyla emek verildiği belli oluyor, bunun bir nüve oluşturup çok daha güzellerini okuyacağımızı düşünüyorum.
eleştiri yapılacak konular da yok değil. kendi adıma daha çok şiir ve ayrıca mizah da görmek isterdim diyebilirim.
ayrıca bazı yazılarda seslenilen kişilere yabancı adlar verilmesi beni irrite etti. ayşe, fatma, ahmet mehmet'e seslenemiyoruz maalesef illa bir olrik yaratmalıyız inancı...
ha bir de okuduğum bölümlerden en çok "hikaye"yi beğendim, yazarına saygılar... belki derginin tamamını okuyunca başka düşünceler ve beğeniler de oluşacak, büyük ihtimal...
tekrar emeği geçen herkese teşekkür ederim. devam edin lütfen...
devamını gör...
hoş gelmiş eski dost.
içeriğin kalitesi ışıldıyor. daha da büyüsün, serpilsin inşallah.
noktalamada, mizanpajda, tasarımda da koşacak, inanıyorum.
devamını gör...
deruni baba hazretleri gark köşesinde aşırı mükemmel yazmış!

bu konuda yukarıdaki arkadaşlara ben de katılıyorum!

okuyunuz okutunuz!
devamını gör...
gözden kaçırmışım. ne güzel bi proje bu. çok güzel harbiden. içeriği felan tasarım da on numara. fevkalade bir çalışma. emeği geçenlerden Allah razı olsun. devamını bekleriz.
devamını gör...
7. sayıya özel olan kapak çiziminin oluşum evreleri;
7 saat 46 dakika süren bir çalışma oldu.











devamını gör...
şöyle bi göz gezdirebildim sadece. en kisa zamanda da okuyacagim.

ön kapak muazzam olmuş. * icerikler dil uslup gorsel secimi ve sanirim bu sayidan başlayarak devam edecek dergi mahlasi secimleri.. hepsi ayri basarili olmuş. omayra fikri attiginda hayal gibiydi. nizam i kelam ve nesir macunu ile gelişti. Ama su an geldigi yer cok iyi. u n k n o w n a cartoonpiyer e ve we born we play we die ve emegi gecen herkese tesekkurler. giderek daha da iyi olacagindan eminim. merakla bekliyorum 8. sayiyi.
devamını gör...
okumayan, okuyup da yorumlamayan yazarlara aşırı kırgın olduğum bir dergi...

insanlar emek harcayıp vakit ayırıp tek tek yazmış.
sözlüğün uzun tanımlarının okunmaması gibi bu dergi de yeteri kada dokunmadı hissi verdi bana ve üzdü...

inşallah daha çok yazarımız yazıları okur ve eleştirir.
devamını gör...
yazılarının burada paylaşılmasını beklediğim dergidir.
pdf halini okuyamadım ama web sayfasında metin olarak daha iyi okunur.
niye pdf içine hapsedildiğini anlamak güç.
devamını gör...
bir sonraki yeni sayı çıktığında ve yahut yayınlandıktan belli bir süre sonra bu başlık altında da yayınlanabileceğini düşündüğüm dergi. aksi takdirde dergi düzeninin, resimlerin, grafiklerin vs uğraşmanın pek bir anlamı kalmaz. dergi çıkınca burada okur herkes ki ona da dergi(mecmua) denir mi o zaman tartışılır.
devamını gör...
vücudumun biraz kırgın , havanın da kapalı olduğu şu pazar günü kahvemi hazırlayıp baştan sona güzel güzel okumayı düşündüğüm sayı.bundan daha iyi bir fırsatta olamazdı sanırım. değerlendirmelerimi sona bırakıyorum , böyle güzel bir işte emeği geçen tüm arkadaşlar da can-ı gönülden teşekkür ediyorum. iyiki varsınız.
devamını gör...
hii mecmua mı baktım da güzel çalışmışsınız yine.

inşallah beni de işe alırlar buraya hokkanızı temizler, mürekkep doldururum.
Allahım bana okuyacak yeni yeni kaynaklar veriyorsun mükemmel.

(bkz: ayten bak sen çıktın)
devamını gör...
samimi ve güzel yazılarıyla insanın gönlüne hitap eden yazılarla dolu. zamanla daha da gelişeceğini düşünüyorum. yaklaşık 8 saat kapak çalışması için çizim yapan cartoonpiyer'e, monsieur noir'e we born we play we die'e ve farklı mahlaslarla yazılarını bizimle paylaşan sözlükdaşlara teşekkür ederim kendi adıma. (protokol konuşması gibi oldu bu da) *

ne demiş mir mektum dünyevi mecmua'da; "kaybedilmiş bir hikayenin tek masumu olmaz."

kazananlardan olmanız ümidiyle!..
devamını gör...
8.'sini beklediğimiz güzel dergi. çizimleri gerçekten çok güzeldi.

yola daldığımız gerçektir.
devamını gör...
her bir içerik ayrı ayrı güzeldi fakat umut zaafiyeti adlı yazı ve haymatlos adlı şiir sanırım bir ömür unutulmaz. içimizde profesyonel yazarlar mı var diyor insan. belki de profesyonel acı çekmiş insanlar vardır. ikisinin farkı mı var sanki...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar