dünyevi mecmua 8. sayı

#edebiyat  #din  #teknoloji  #sinema/tv  #müzik  #bilim  #sanat  #oyun  #moda  #magazin  #tıp/sağlık  #eğitim  #felsefe  #sosyal  #tarih 

sayın sözlük sakinleri acaba çıkmasını heyecanla bekleyen bir ben miyim? nerde yeni sayımız!!! yetkililere sesleniyorum insanlara gaz verip çıktı çıkacak kardeşim yapıyorsunuz ve gördüğüm kadarıyla şu an hareket falan yok. ne yani maksat yerli araba geyiği haline gelmek mi? sayın monsieur noir sıhhatler olsun efendim???

taze fırından yeni çıkmış şekilde merakla beklenendir. benden duymadınız fahrettin fahrenheit atlarla ilgili yazılar kaleme alacakmış. at derken binek hayvanı değil elbette. sonuçta binek hayvanı uzmanımız dei intellectualis bunu bilmeyen yok.

7 serisi çıktı meydaneeee
8. hepsinden merdaneeeeee
devamını gör...
merakla beklediğim sayıdır. elma dersem çık, armut dersem yine çık! litfen.
devamını gör...
Allah'ın izniyle 2 hafta içerisinde aramızda olacak dergidir. bir sonraki sayıya yazmayı düşünenler şimdiden kalemtıraşlarıyla kalemlerinin ucuyla kalemlerini açsınlar.*
devamını gör...
çıkmasına çok az kaldı. dünyevi mecmua 8. sayısı da benim jübilem olsun.
devamını gör...
u n k n o w n diye bir arkadaş ilgileniyordu. sonradan nickini değişti yazamam şimdi aşina değilim.

sözlüğün en güzel girişimlerindendir. desteklenmeli. boş bırakılmamalı.
devamını gör...
okumamak gibi bir tercihinizin de olduğu mecmua. önemli olan ortaya karakter koyabilmek okumak yada okumamak tercihleri değil.
devamını gör...
dünveyi mecmua diye bir çalışmadan şimdi haberdar oldum.

okumayacaklar okumasın, neden bunu belirtmek ihtiyacı hissediyor? kolektif bir yayın ortaya koymak, üstelik bunu istikrarlı şekilde sürdürmek dahi yeterince zor bir iş değil mi? neden insanların hevesini kırmak hevesindesiniz? hasta mısınız?
devamını gör...
emek sarfedilen bir mecmua. yazı gönderen insanların, ciddi çaba sarfettiğini biliyorum adam gibi birşeyler ortaya çıksın diye. okumak ya da okumamak kişiyi bağlar, paşa gönlü bilir insanların. bir kalemde silmek hoş değil.
devamını gör...
elhamdülillah tamamlanan sayıdır.

dergideki çizimleri için cartoonpiyer'e, kapak için we born we play we die'a ve son olarak tashih için rebelin korubenisi'ne teşekkür ederim. emeği geçen, yazı gönderen, okuyan ve okumayacak olan herkese teşekkürler. kısmet olursa bir sonraki sayıda görüşmek üzere. slogan için de pia'ya ayrıca teşekkürler.
not:sözlükteki mahlaslarla dergideki benzer veya aynı mahlasların hiçbir alakası yoktur.


link: https://drive.google.com/fi...

önceki sayıları incelemek isteyenlere;
1.sayı
2.sayı
3.sayı
4.sayı
5.sayı
6.sayı
7.sayı
devamını gör...
(bkz: #6132161)

Allahım çok mutlu oldum. sloganım seçilmiş. benim içün ayrı önemi olan güzel dünyalıların güzel eseri. ellerinize sağlık...*

edit: frantz, siyah beyaz bir hayat- pia & adam eving yazısındaki pia ben değilim. nick benzerliği. bana da sürpriz oldu.
devamını gör...
ilk okuyanlardan biri olma mutluluğuna eriştiğim güzel sayı. yok ama bana da hangi yazarın hangi yazıyı yazdığı söylenmedi.* Bu galiba coca colanın formülünden sonra dünyanın en büyük sırlarından biri... Yazıları, çizimleri, tasarımı harika bir sayı daha. Emeği geçenlere teşekkürler. Dünya'yı okumayı sevenlerin göz atmasını öneririm.*
devamını gör...
okuyağım mecmuadır. daha öncekinin de tüm yazılarını okudum o kadar.

not: okumak ya da okumamak benim kararım kimseye de hesap verecek değilim. ben okumam gerekenleri okuyorum zaten. (hepsini yani) çok sevdiğim bir yazar rica etseydi 2-3 defa okurdum ama yeniyim kimse rica etmedi. okudum o kadar yine rica ederse yine hepsini okurum. (yani yeniyim ama rica ederlerse) düzgün insanlarla iş yapılsın destekleyelim. hep destek tam destek.


ağır üsluptan dolayı affınıza sığınırım. lakin beğenilme ve destekleme hissimi en iyi bu şekilde aktarabileceğimi düşündüm. inşallah bir dahaki sayıda yine aynı kişiler yazar. ve inşaallah gereksiz ve kimsenin merak etmediği yorumlar olmaz.
devamını gör...
kim bu nickimin hayranı dediğim sayı. o pia ben değilim, burdan duyurmak isterim. *

edit: frantz siyah beyaz bir hayat- pia @adam eving yazısındaki pia ben değilim. nick benzerliği. bana da sürpriz oldu.
devamını gör...
ilk kez bu 8. sayısıyla tanıştığım dergi. kesinlikle hoş, desteklenmesi gereken bir çalışma, tebrik de ediyorum ancak;
- font seçimi ciddiyetsiz, kötü, başarısız. başlık fontu ve yerleşimleri de keza.
- bu ne biçim bir sayfa tasarımıdır? neden böyle bir tercih yapılmış, yapan veya yaptıranlar açıklayabilir mi? mesela koyu mor/erguvan gibi çok riskli arkaplan sayfa tamamı kaplamalara siyah yazılar falan?
- sızıntı dergisi gibi desenli kirli sarı sayfalar falan?
- açıklamasız, garip fotoğraflar arada. yine mi sanatsalız? sorarlarsa hani...
- içeriği henüz hiç okumadım ama piacığımın büyük/küçük harf olmayan yazısıyla vermek istediği mesajı alabileniniz var mı?
- aman tanrıçam! pia yalnız değilmiş! nice yazılar öyle...
- 2 ayda bu kadar yazarlı bir sitede sadece 25 sayfa çıkarabilmek de kolektif başarı değil, kolektiflikten çakozlama örneğidir ve ayrıca birilerinin bir şeyleri çok iyi yaptığını sanıp güya çok seçici olması ama aslında bireyciliğiyle de yorumlanabilir.

diyeceklerim şimdilik bu kadar.

ensenizdeyim... tısss!..
devamını gör...
önceki sayıya nazaran değişim "ben buradayım!" diyor. emek kokuyor emek...
fonları çok beğendim renkleri harika olmuş, mösyö tecrübe kazanmış belli. hazırlayan ekibe teşekkürler sunarız, yazılar da cok iyi, kedili kapak zaten mükemmel. ben susuyorum.
devamını gör...
bir tadımlık babında. okuduğum metnin en güzel kısmı. yemliyha yazmış.

"ben buraya hiçbir insanın kalbinde yaşayamadığım için düşmedim mi? patikalarında sürüye sürüye saçlarımı, ben sana sığınmadım mı ey orman? emekleye emekleye varmadım mı sana? sana varmayı varmaların en güzeli bilmedim mi? sen bana dallardan gövdenle sarılmadın mı? cevap vermiyor. yalnızca gitmemi istiyor. peki nereye? şehir olmaz. gerçek yüzü rögar kapaklarının altında onun."
devamını gör...
daha sözlükle tanışalı iki hafta olmamışken, monsieur noir adlı yazarın samimiyetini ve çabasını gördükten sonra benim de katkıda bulunmaya çalıştığım sayıdır. desteklenesi bir dergi.
devamını gör...
ne olduğuna dair iki gram fikrim dahi yok ama merak etitm indirdim. maç yorumlarından sonra bir göz atacağım.
biz konu hakkında fikirsiz olalım, adamlar 8. diyor, maşallah.
devamını gör...
kapağı pek bir güzel gözüken dergi. içeriği en kısa zamanlarda okuyacaklar listesi top 1'e alındı.
devamını gör...
bu sefer yazılan yazıların kime ait olduğunu gerçekten merak ettiğim dergidir.

keşke birileri bana da söylese de o müthiş benzetmeleri kimin yaptığını bilme şerefine erişebilsem.
kelimelerin üzerine fazla ve güzel düşünülmüş bazı yazılarda çok hoş.

ek: ya ne olur ilk yazının sahibini çok merak ediyorum bir mesaj atsın Allah rızası için. *
devamını gör...
bi' dünya dertten oh be dünya varmış temasına geçişinde gözlerinin ülküsü ile bahara kanat çırpmış dergi.

gözlerinin ülküsü:

telefondan okurken arka fonun harflerin netliğini alarak mecmua tadı verme babında tasarımı ve oldukça uzun metin ve cümleleri ile zihnimi ve kalbimi yoran bir gülnihal hanım yazısı. tasarım dedim de en güzel resimler bu şiirsel metin içine serpiştirilmiş resimler. üzerinde oldukça düşünülmüş izlenimi veren çok hoş benzetmeler ve konu bütünlüğü var. etkileyici vurgular var. yine okumalı hissiyle doldum.

taç çizgilerinin dışında hiçbir şey yoktur:

çocukluğumun tutkusu futbol ve futbolcu olma hayalime gitmişliğim ve bir amatör maç da olsa o sahada bir defa yer alamamışlığımın hüznüne dokunan malamedre yazısı. "taç çizgilerinin dışında hiçbir şey yoktur hissiyatı ile yaşanan anlar nüfuz sahiplerinin torpilli oğullarının tribünlere oynama tutkusundan kat be kat güçlü dersleri verir sahada" mesajını yüklüyorum metne. ben öyle yükledim valla.
devamını gör...
kaliteli bir ekip,kaliteli bir çalışma.

evvela dergide yazan bütün arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.

derginin kapağıyla ve mottosuyla başlamak gerek. çok güzel bir çizim ve tasarımla karşılamıştır bizi dergi.oh be dünya varmış diyebilmek cesaret işidir. lakin mevzu dünya olunca mevzu ister istemez kendini kabul ettiriyor.

editör manifesto edasındaki yazısıyla bilincimizi sersemletti. güzel de etti.

ormanın kalbinden şehrin rögar kapaklarına dolan bir haykırışı duyduk kulaklarımızda. tanıdık bir ses geldi. yeraltının kapısıdır rögar kapakları. şehir istemediği her şeyi yer altına iter. lakin yazıda itişten çok,kabulleniş ve gidiş kendini gösterdi. kaçışın kralıdır bu yazı! anlaşılamanın verdiği huzursuzluk kabullenişe dönmüş.

anlamıyorlar.
anlamalarını istemiyorum.
geç kaldılar. geçti.


diyerek de bitişini ve özetini sunmuştur yazının yazar.
yemliyha'ya saygılarımı sunuyorum.

aşkın limiti olur mu diye içimden geçirmiştim başlığı ilk okuduğumda. çünkü aşkın bir sınırı yoktur dedim içimden. lakin paskal gönülzade olayı matematiğe vurarak tehlikeli sularda yüzdüğünü gösterdi.

söz konusu değil aşkın hesaplanabilirliği diyerek tanımlayamadığı o güzelliğe methiyeler dizerken sayıların da sözler kadar kifayetsiz olduğunu gösterdi bize.

haneke sinemasına giriş , vechi arazbar çok iyi bir eleştiri yazısı kaleme almış. haneke ve filmleri hakkında birkaç yerde okuduğum yazıların dışında herhangi bir malumatım yoktu. bu yazıyla beraber ben de haneke sinemasına giriş yapacağım. izleyeceğim filmler arasına (bkz: beyaz bant) filmini ekledim.

(bkz: gözlerinin ülküsü) yazısı tam bir profesyonelin elinden çıktığını cümlelerinin yapısı ve ahengiyle belli ediyor. uzun cümleler kurarak derdini anlatmak öyle her yazarın harcı değildir. ve cümleler arasında geçişlerin sağlam düğümlerle atıldığı göz önünde.

biliyorum yine koşacağız.
biliyorum yine şiirler karışacak havanın böğürtlenli kokusuna.
cümleleri bizi mest etmiştir.

diğer yazıları da okuyunca yorumlarımızı yapacağız haddimiz olmayarak.

tekrardan emeği geçen bütün arkadaşlara saygılarımı sunuyorum.
devamını gör...
şöyle bir göz attım, revizyondan sonraki ilk sayıdan daha iyi bu sayı görsel olarak. kademe kademe daha da iyi bir yere geleceğine ve artik işin bu biçimsel kısmına değinmeye gerek kalmayacağına inanıyorum.

yazı-şiir gönderen herkese bir tebrik öncelikle. haneke incelemesi bilhassa dikkatimi çekti ama gri sayfada siyah fontun okunması baya zor. buna bi el atılsa iyi olur. tasarım işinde işlevsellik önde her zaman estetik sonraki iş.

herkesin edebiyata yaklaşımı, zevk aldığı tür/üslup farklı olabilir tabii. ama bir tane eseri çok fena eleştiresim geldi. yazanın yaşını bilmediğimden bu işe girişmiycem. yeni olabilir. edebiyata küstürme diye bi gerçek vardır.* onun yerine şöyle genel konuşayım... ezberden, büyük "sesleniş"lerden, büyük laflardan, kendini veya başkasını tekrar etmekten kaçmak lazım -bana göre- edebi eseri üretirken. şimdi sanane abi isteyen istediği gibi yazar sen çok mu şeysin diyor olabilirsiniz. ben çok şey değilim, kimseye kardeş sen yazma diyecek ukalalık veya yetkinlikte de değilim fakat bu işten anladığım kadarıyla bildiğim en kilit nokta bu; özgün olmak, abartıdan kaçınmak, yaşadığın kadar söylemek ve bir de tabii ahenk.

her neyse umarım emekçileri üzmeden pointimi açıklayabilmişimdir. xeşke bi yazı da ben yetiştirebilseydim bu sayıya. başka sayiya artik.

son olarak, seni, editörünü, yazarını-çizerini destekliyoruz dünyevi mecmua. inadına senciyiz.
devamını gör...
bir insana hayran olabilemem için kaleminin güçlü olması yetiyor. bu dergide yazan tüm yazarlara hayranlığımı bildirmek istiyorum.
kaleminize, emeğinize sağlık.
duygularını, insanları hayran edecek şekilde kağıda dökebiliyor olmak çok güzel ve özel.
devamını gör...
emeğinize bereket, daha nicelerine inşallah, doğum gününüz de kutlu olsun. *
devamını gör...
müzik kısımı var ise katılmak istediğim dergidir.
daha okumadım sözgelimi elinize, emeğinize sağlık sayın arkadaşlar. en güzel şey okuyup yazmak ve bunu paylaşmaktır.
devamını gör...
okumayacağım mecmuadır. birileri üstteki tanımı silmiş o yüzden tekrar yazmak durumunda kaldım. tam olarak ne yazdığımı hatırlamıyorum şimdi ama zaten bir çoğu okuduğu için bilir. okumayacağımı yazdım diye tanım silmek de nereden çıkmış onu anlamadım. hatırladığım kadarı ile kimseye bu konuda hesap vermeyeceğimi düzgün birine emanet edilirse destekleyeceğimi söylemiştim.
devamını gör...
33 mb olduğu içün indiremediğim dergi. vicdansızlar şunu bir kaç mb yapsanıza.
devamını gör...
eski tebrik kartı tadında kapak. geçmiş zaman özlemi çektiğimiz şu zamanda nokta atışı olmuş. çay kahve stoğu olduğuna göre okumaya başlamak gerek.
devamını gör...
tüm ekibin ellerine sağlık..

mesai sonrası kahve ile okuyacağım bende inşallah. acizane tek tavsiyem sonraki sayılarda arka fonların daha aydınlık renk seçimleri olması olur. özellikle laptoplarda yazıları seçmek bazı sâifelerde zor oluyor.

onun haricinde hem tasarım olarak hem de okuduğum bir kaç yerdeki anekdotların güzelliği açısından baya bir keyifli çalışma olmuş. sonuçta burası bir sözlük imece usulü çalışılan, zaman ayrılan bir mekan. insanlar ne koyuyorsa ekip olarak sahiplenmek , desteklemek varsa yapıcı fikir söylemek lazım gelir.

heyecanlara ortak olununca en mükemmele doğru ilerler herşey.

2011'de yazarlar vardı.

2013'de yazıları vardı.

2015'de başlıkları vardı.

2018'de dergileri var.

keep walking..
devamını gör...
vay vay vay... ne güzel, demek sonunda gelmiş iki gözümüzün çiçeği..!
kapağı, sloganı, kapak çizimini beğendiğim sayı.
içeriğine dair de okudukça yorumlarımı yazacağım inşallah.
emeği geçenlere saygılar, sevgiler...
devamını gör...
okuduğum yere kadar olan düşüncelerimi paylaşmak istediğim dergi. umarım dürüstçe olmasına özen gösterdiğim eleştirilerim nedeniyle kimsenin kalbini kırmam. dostluk bunu gerektirir diyerek yazdım, affola...
editörden: anlatım bozuklukları var. dağınık ifadeler, melali anlatmada sıkıntılar…. daha güçlü bir editör yazısı beklerdim açıkçası.
ormanın kalbinden şehrin rögar kapaklarına: üslup güzel, anlatım duru ancak düşünceler dağınık. çok şey bilen ancak nasıl anlatacağını bilemeyen bir insan gibi. okurken konunun odak noktasını bulmakta zorlanıyoruz. daldan dala düşünceler ancak bağlantı zayıf olunca ahenk kayboluyor. yemliyha mahlası çok güzel, yazmaya devam ederse mahlası kadar güzel hikayelerini okuyacağız tahmin ediyorum.
aşkın limiti (şiir: )ergil bir dil, büyük olasılık erkek bir şair adayı. aday diyorum zira dilim şair demeye varmıyor. mahlasındaki paskal gibi bir bilim adamı veya futbolcu olması daha olası geliyor bana. bir diğer tahminim de sayısalcı olması. sevgilisine matematiği öğretme kaygısına saygı duydum. naçizane daha çok şiir okuması tavsiyesiyle sonsuz saygılar…
haneke sinemasına giriş: yazının arka fonunun koyu olması okumayı güçleştirmiş. ancak yazıyı çok beğendim. sinema konusunda bilgi sahibi, kalemi ve anlatı yeteneği güzel bir yazarın elinden çıktığı anlaşılıyor. sayın vechi arazbar’ın dünyada hangi mahlası kullandığını bilmesem de sözlükte sinema başlıklarının müdavimi bir iki yazardan biri olduğunu tahmin ediyorum. eline yüreğine sağlık, diğer yönetmelere ait devam yazılarını da okumak isterim.
gözlerin ülküsü: sayfa renginin okumayı güçleştirdiği yazılardan biri daha. hem lila mı mor mu o nedir yahu! yazıya gelirsek; betimlemeler, teşbihler müthiş. misal şu ifadelere bayıldım; “gece uğradığı sancılı hayalet saldırısından, ince bir solukla sıyrılmış, güneşi güney yamaçlarına zarif bir baş selamıyla kabul etmiş, günün ilk ışınlarıyla kazandığı zaferden gelen bir ganimet gibi sabah rüzgarını kendine mükafat kılmış bir dağın eteklerindeyim şimdi.”
yazarının mahlası “gülnihal hanım”. yanlış hatırlamıyorsam önceki sayıda da bir yazısı vardı. o yazısı için bir şey diyemem ama bu kesinlikle olmuş, çok sağlam, çok kaliteli bir çalışma... yemeğin sonunda yenilen baklava gibi, okuduktan sonra dimağda tatlı bir lezzet bırakıyor. yazarına tebrik ve saygılarımla…
devamını gör...
biliyorum sen de çok oldun diyeceksiniz ama, okumuşken bir bölümüne daha çemkireyim dediğim sayı.*
tamamını bitiremedim, okuduğum bölümler itibariyle beğendim. her sayıda olgunlaşmaya devam ederek, tadından yenmez hale geleceğine inanıyorum. tüm emekçilerini tebrik ederim tekrar. evveeett, nerede kalmıştım?
güneş yanığı: kısa, temiz, akıcı bir hikaye. hezarfen’in hikayesinin yeniden yorumlanması gibi. yazının içeriğinde anlamını bilmediğim ve daha önce karşılaşmadığım “layalem” kelimesini okuyunca merak ederek sözlüğe baktım. maalesef t.d.k.’da veya başka bir yerde bulamadım. sonunda yazar tarafından bulunmuş özel bir isim olduğuna kanaat getirdim. ingilizce lie kelimesinin okunuşu ile alem sözcüğünü birleştirerek yalan dünya demek istemiştir belki yazar diye düşündüm. farklı bir anlamı varsa bilmek isterim. yazarının emeğine sağlık…
senin olsun (şiir:)
“o dünya denen dul, bir bakışta
nice belamlar uğurlayışta!
öyle soyun ki bu karda kışta,
hülle gibi kaftan senin olsun”
dörtlüğü ile,
“avuçların gebe bir ufuktur,
gönül güneş olmaya layıktır,
nice gönül var ki yıkıktır,
onar ki onaran senin olsun.”
dörtlüğünü çok beğendim. “saksıda çiçekçi”nin kalemine sağlık, daim olsun…
taç izgilerinin dışında hiç-bir şey yoktur: ülkemizde yaşayan belki yüzlerce, milyonlarca erkeğin futbol tutkusunu ve serüvenini anlatmış. ailesinde benzer süreci yaşayan kardeşleri olan bana hikaye çok tanıdık geldi. üslup da çok sıcak, doğal. ayrıca sokakta çamurda oynayan çocukların fotosu da yazı ile bütünleşmiş, güzel olmuş. sayın malamadre’nin futbol tutkusuna eşlik edemesek de yazılarını keyifle okuruz. nitekim büyük futbol düşünürünün de söylediği gibi; vat ken ay du samtayms efenim.
seher: anlatım bozuklukları ve noktalama işareti eksiklikleri okurken gözlerimi kanattı. ancak samimi dili, heyecanlı ifadeleri fotoğrafçılığa tutkuyla bağlı olduğunu hissetmemi sağladı. ikna oldum, ben de çekeceğim inşallah. ayrıca devamını dilerim. hatta öyküleriyle beraber çektiği fotoğrafları da görmek isterim. kalemine sağlık…
frantz-siyah beyaz bir hayat: bir film eleştirisi…en keyif alarak okuduğum yazılardan biriydi. üslup, görseller, içerik…sadece teşekkür edebilirim. lütfen yazmaya devam edin.
devamını gör...
sonuçta hepimiz çatıları olan bir şehirden yazıyoruz sözlüğe ve dergiye. başka şehirler başka siluetler ama aynı çatılar ve pencereler. kimi zaman öfkemizi atmak kimiz zaman mutluluk adına bir şeyler yazmak kimi zaman sebepsizce... yazıyoruz işte bir derdimiz var ki yazıyoruz * dünya derdini sırtlandık gidiyorduk ki baharın gelişi bize oh be dedirtti. şimdi herkes kendini o kadın ve adam yerine koyabilir ama onlar değiliz, onlar bizim yansımalarımız bizler orada ki fularlı ve çok bilmiş kediyiz. selam ve dua ile.
devamını gör...


evet ilk başta kadın yoktu bütün işi bitirdikten sonra ekledim. kadınsız dünyamı olurmuş dünya emekçi günümüz kutlu olsun.
devamını gör...
taç çizgilerinin dışında hiçbir şey yoktur

adlı yazıyı okuduk. yazarının kalemine sağlık. futbolun kendince bir yapısı var. futbola gönül vermiş çok sayıda genç olumsuz koşullar sebebiyle terkediyor bu sporu. bir arkadaşımızın konuşmasına şahit olmuştum. bir altyapıda futbol oynamanız için zengin olmanız ve takıma bağışta bulunmanız yetiyor dedi. böylece seçmelerde daha iyi olmasına rağmen elenen çok genç bulunuyor. bunu duyunca türk futbolunun gelişmemesini anlatabiliyorsunuz.

lakin ne olursa olsun bu oyun gerçek bir tutkudur. çocukluğumuz bu oyunla geçti. ve malamadre nam yazar bizi o günlere götürdü.
devamını gör...
çıkmasını merakla beklediğim ama tam çıktığı hafta komitem olması dolayısıyla bir türlü okuyamadığım, okumak için henüz fırsat bulabildiğim, kapağında “oh be dünya varmış” sloganı ile beni sınav sonrası rahatlığımdan yakalamış dergi.

geç kalınmış bu entry’im için kıymetli dostum monsieur noir’den af dileyerek başlıyorum. * )

içindekiler kısmına bakınca elhamdülillah baya baya ilginin arttığını anlıyoruz, eser sayısının çokluğu göze çarpan olumlu bir gelişme; ki daha da artacağına şüphem yok.

editör dostum giriş yazısında kalemlerin kağıda değme derdine ses olmuş, kelimeleri ile umut aşılamış; ruhlarımızı bir bakımdan bahara hazırlarken ilerleyen yazıların aslında ne kadar yüreğe dokunacağının da işaretini veriyor. sağolsun, varolsun...

ormanın kalbinden şehrin rögar kapaklarına’yı okurken bu kadar mı güzel anlatılır dedim. “ben buraya hiçbir insanın kalbinde yaşayamadığım için düşmedim?” cümlesi ile gerçeklere sağlam bir tokat atmış. şehri ve unutturduklarını hatırlatmış, ölümü anmış yemliyha. olmak isteyip olamadığımız yerlere inat ruhlarımızın sürüklenişe dem vurmuş, “anlamıyorlar, anlamalarını istemiyorum. geç kaldılar, geçti.” diyerek yazısına son vermiş ama aslında hiç bitmeyecek bir serüvenin; varoluş ve hüzün sahnesine perde aralamış. yazarımızın kalemine ve yüreğine sağlık, ölümü anmamıza vesile olduğu için...

aşkın limiti ile bir şiir arası veriyoruz, pascalgönülzede mahlası ile şiirin temasını yeterince yansıtmış.
“ey en tanımsız şeylerin en güzeli,
seni tanımlayana kadar aşığım sana”

mısrası ile şiirin biraz da tanımsızlıkları tanımlama çabası olduğuna kanaat getirdim, şiirin kendi içimde tanımladığım anlamlarına yeni bir boyut daha ekledim.

haneke sinemasına giriş’te yönetmen michael haneke ile tanıştırıyor vechi arazbar bizi. sinemanın da kalitesini yitirmeye başladığı şu çağda her şeyi izlemememiz gerektiğini de hatırlayarak bu yazıyı okuduğum için gayet memnun oldum. film izlerken nelere dikkat etmeli, bir filmin kalitesi nasıl anlaşılır’a dair ufak ufak dersler edindiğinim bir yazı da oldu ayrıca. yazarımıza bu güzel yazısı için şahsen teşekkür ediyorum.

gözlerinin ülküsü’de kelimeler gülnihal hanım’ın kaleminden ordan oraya bir bilinmezliklere sürüklüyor bizi. “ülkün olmasa kalbim yüktür bana...” diyerek taşıdığımız kalbin onca ağırlıklara dayanabilmesi gerçekliği ile karşılaşıyoruz. ülkü’nün gözlerimizden yansıdığı, sana, bana, hepimize dair bir şeyler taşıdığı haykırışların sessiz çığlığı olmuş bir yazı.
şu pasajın altını renkli kalem ile çizelim kalsın bi’ kenarda: “..sonra koyardım önüme ruhumu. ‘niçin ciğerlerime cam kırıkları dolu bir amaçsızlık yüklüyorsun?’ diye hesap sormak isterdim. bir bakardım ki hesaba çekilen ben olmuşum, davacı ruhum..” altını çizdim ve ardından yazara bir eyvaallah bıraktım şuraya. varolsun...

güneş yanığı kısa ama etkili bir hikaye. âlim-layalem halkı-güneş üçlüsü arasında geçen, kendimizden ve hayatımızdan birçok kesit bulabileceğimiz bir yazı. âlim’in hayallerini hangimiz taşımıyoruz ki? hangimiz insanların imkansız olarak nitelendirdiklerinin hayalini kurmuyoruz ki? layalem halkına aldanmayıp tayyaresi ile güneşe koşar adım varanların elbet kazanacağına dair umutlarımızı diri tutan yazarımız felak’a sonsuz teşekkür, hakikate ve mânâya vesile olan kelamı için...

senin olsun diyerek bir şiir durağına daha varıyoruz. saksıda çiçekçi dizeleriyle kelimeleri tak tak diye gerçeklere nişan almış, tam da on ikiden vurmuş hepsini.
“avuçların gebe bir ufuktur,
gönül güneş olmağa layıktır,
nice gönül var ki yıkıktır,
onar ki onaran senin olsun.”
onarmaya niyetlenip onaramayanların hikayesini şu dörtlüğe sığdırmak herkese de nasip olmazdı, yüreğine sağlık. nefse tokat etkisinde bir şiir olmuş...

taç çizgilerinin dışında hiçbir şey yoktur’da yazarımız malamadre’nin futbol tutkusuna şahitlik ediyoruz. futbolu anlatmayı dışardan değil de saha çizgilerinin içinden-yüreğinden- aktarmış yazar. yazıda çocukluğunuzu buluyorsunuz, kendinize dair detaylara denk geliyorsunuz. “..çünkü herkesin tek bir derdi vardı. hayır kazanmak değil, oynamak!” cümlesi ile çocukluk masumiyetimize ait özlemlerimizi tazeleyip dünya hayatının nasıl da ruhlarımızı kirlettiğini bir kez daha hatırlamamıza yardım etmiş yazarımız. kelamına ve futboluna sağlık...*

seher’de vâreste adlı yazarımızın fotoğrafçılık yönünü keşfediyoruz. seher ile arasında geçen diyalog bize büyük bir insanlık dersi veriyor. bir çiçeğe, bir insana verilen değerin ne hale geldiğine ufak bir gönderme yapıyor seher. yazıyı okuduktan sonra haklısın küçük seher, haklısın... dedim. belki birgün bi’ yerlerde seherle karşılaşırız, kim bilir...

frantz-siyah beyaz bir hayat adlı yazıda film yorumu, şiir, türk edebiyatı yazarları ve edebiyata dair her şeyi içeren bir eser ile karşı karşıya kalıyoruz. bir filmin yorumuna bu kadar mı edebiyat harmanlanır, bu kadar mı özümsenir...evet bu mecmua için tüm bunlar olmuş. büyük, çok büyük emek kokan bir ruhu olan bu yazı için teşekkür ediyorum.

durmuş durkheim’in ilk ve son mektubu’nda başlığı okuyunca ilk tepkim: ‘ilk ve sonu barındırıyorsa seni iyi bir yazı bekliyor president’ oldu. yazarın konu seçimi ilginç, intihara sürüklediği ruhunun son 10 dakikasındaki buhran ile karşı karşıya bırakıyor bizi. tam bir duyguya bürünüyoruz derken pat diye başka duyguya yönlendiriyor yazar bizi. e kolay mı son 10 dakika...ve yazar matematiğin de edebiyatını yapmış, güzel bir girizgâh bırakmış: “bir insanın mutluluğu eksi bir ise, iki insanın mutsuzluğu negatif sonsuzdur...”. sırf bu cümle için bile bu yazı okunmaya değerdir.


küresel para sistemi ve yahudi tahakkümü-2’de kalemdaş adlı yazar 7. sayıdaki yazıyı destekleyici bir içerik ile tekrar karşımızda. dergimizin kültür kısmındaki eksikliği tek başına doldurmak gibi bir opsiyona talip olmuş. elimizin kiri olan paraya dair bilgi birikimimizi arttıracak; doğruyu yanlıştan ayırt etmeye, zihinleri gerçeklere hazır hale getirmekte kuvvetli bir yardımcı olmuş eser. siyaset-yahudilik-amerika-sömürgecilik-yakın türkiye tarihine kısa bir bakış... bu yazıda hepsi ve fazlası mevcut. yazıyı okuduktan sonra kalemdaş ile oturup “nereye gidiyoruz?”’u uzun uzun tartışmak istedim, varolsun...


kısık bakışlar’da 7. sayıda olduğu gibi yine bir şiir ile sonlanıyor mecmua. şairimiz müsvedde her dizede size soru soruyor. ama bu soruların cevabı baştan belli. cevabını beklemiyor şair, algıları ana noktaya toplamak için sadece sizi yönlendiriyor. “kalemi el değil; yürekler tutar” dizesinin altını renkli kalemle çizdim ve yürek rafımın en güzel köşesine kaldırdım. şair dörtlükleri ile yüreğimizden tutup şiirin rüzgarına bıraktı bizi; kelamına sağlık...

başta editöre, ve emekleri tartışmasız ortada besbelli olan çizerler cartoonpiyer’e ve we born we play we die’a mecmuada emeği geçen, eserleri yer alan yazar dostlarıma kendi adıma çok çok teşekkür ediyorum.

edebiyat dünyasına savurduğumuz 8. sayımız beni hem heyecanlandırıyor hem de gururlandırıyor. mecmuamız güzel bir hareket; dilerim daim olur.

2.sayısında editörün acemiliğini attığı ve dizginin daha da kaliteli olduğu dikkatimden kaçmadı. bu kalite artışı ilerleyen sayılarda daha da ivmelenecek; ben inanıyorum ve sonuna kadar destekliyorum.
vee cartoonpiyer’in çizimlerindeki dertli insan figürlerine gelince; kederli yüzlerindeki dünya yansıması çok harika ve gerçekten büyük bir ilgi ile bakınca ayırt edilebilen ince bir detay olmuş, takdire şayan!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar