el kaide

british yazılışı "al qaeda", american yazılışı "al quaeda" olan örgüt.
devamını gör...
hakkında bu kadar az entry girilmesine şaşırdığım islami cihad örgütü.
devamını gör...
cihadın sadece bedenle yapıldığını savunan, tevhid ve tağutu ağızlarda sakız edip, itikadı kendileri gibi olmayanları kolayca tekfir eden, mezhepsiz, selefiyiz diye geçinen fikir babalığını ibn-i teymiyye nin yaptığı ekol üzerinde olan, islam dünyasının terörist olarak adlandırılmasına sebep olan ne idüğü belirsiz topluluk...

devamını gör...
islamı, terörle aynı cümle içerisinde kurduranların terör örgütüdür.

büyük veballer altındadırlar. hem örgütün üyesi olanlar hemde destek verenler.
devamını gör...
en nefret ettigim olusumlardan biri.

bir digeri icin: (bkz: taliban)

en son christmas gunu detroit'e inecek olan delta airlines ucagini patlatma amaci guden geri zekali ve (maalesef) musluman kimlikli biri tarafindan tekrar su ustune cikarilmis orgut.

vahabi inancini benimsemislerdir. kendi dogrulari disindaki (islam icinden baska hak mezhepler bile olsa) herseyi kufur, herkesi de kafir ilan edebilen beyinsizlerin orgutu. cok sayida musluman'in dunya'nin cesitli yerlerinde terorist gibi gorunmelerinin en buyuk musebbiblerinden. muslumanlar'a kafirlerden bile daha cok zarar verebilen bir olusum.

edit: yalan mi kardesim? kime ne faydalari olmus? ben bile siradan bir musluman olarak onlarin yaptiklari yuzunden zorluk cekiyorum.
devamını gör...
tanımadan bilmeden sövülmemesi gereken islamcı cihad grubu.kötüleyenlere sormak lazım ırakta bacılarmızın ırzına geçilirken siz ne yaptınız.


devamını gör...
â“bir musluman icin namaz nasil farz ise, cihad da oyle farzdir. cihad, unutulmus bir ibadettir.â”

iste bu inanci amele dokmeye karar veren musluman ne yapar?

hersey 1980 lerde abdullah azzamâ’in afgan savasina islam cografyasindan gelen genc mucahid adaylarina yol gostermeyi ve savas tekniklerini ogretmeyi amaclayan gonullu tesekkuller kurmasiyla basladi. mucahidler cephede savasiyor, zaman zaman geri geliyor, yeni gelenlere egitim veriyor, onlarin yerine baskalari gidiyordu.

gerilla savasinda insanlar her an savasmazlar. afgan cihadi da sonucta bir cephe savasi degildi. mucahidlerin bos zamanlari cok oluyordu. bu surecte abdullah azzam, onlari bilinclendirme yolunda bu imkani cok iyi degerlendirdi. afganistanâ’da bir cesit cihad okulu olusmustu artik. iste hattablar buradan cikti.

savas bitti; afganlar ruslari yendi.

***
bir avuc insan â“allah rizasi icin cihad┠demisti ve dunyanin en buyuk guclerinden birini dize getirmisti. ve onlari yenerken ne tanklari ve ucaklari vardi, ne de kendi ulkelerindeki liderler gibi gidip abdâ’nin elini opmuslerdi! ucyuz yillik zillet uykusundan ummeti uyandirabilecek bir yol bulmuslardi ve bu yolda Allahâ’in dogrudan yardimini gormuslerdi.
***

ulkesine donen her mucahidin bir amaci vardi artik.

bir musluman icin namaz nasil farz ise, cihad da oyle farzdir. cihad, unutulmus bir ibadettir ve artik islam aleminin bunu hatirlamasinin zamani gelmistir. bu amacla her turlu imkani kullandi mucahidler. abdullah azzamâ’in cephede verdigi dersleri kitaplastirdilar. videolar getirdiler savastiklari yerlerden, cogaltip dagittilar. savas bittikten sonra cihad dersleri ve kaide denilen tesekkuller, afganistanâ’da devam etti. cecenistanâ’da cihadin basini cekenler yine bu insanlardi ve dolayisiyla cihad okullari oraya da tasindi.

11 eylul saldirilarinin ardindan, cıa ortadogu uzmanlarindan biri (nedense en cok onu konusturuyorlardi cnn⒠de) soyle demisti: "sorun ladin degil... bu yeni birsey de degil, abdullah azzam onlara yeni birsey ogretmedi. dedelerinin cihad ederken hangi kaynaklardan beslendigini hatirlatti, o kadar. bu yuzden bizim artik fikir bazinda mucadele etmemiz cok zor, cunku ıslami benimsemis ve abd'yi seytan olarak goren bolge halkina cihad yapmamalari gerektigini anlatamayiz..."

el kaide, bir orgut degil, bir harekettir, zihniyettir. kim ne derse desin, islam ummetinin cihadi noktada bilinclenmesinin amele donusmus en belirgin adidir. bugun somaliâ’de, cecenistanâ’da, irakâ’da, afganistanâ’da, yemenâ’de cereyan eden mucadeleleri el kaideden soyutlayamazsiniz. cunku oralarda bu insanlar var.
devamını gör...
sırf terör var diyebilmek için afgan milletinin dışından birileri tarafından kurdurulmuş taşeron grup.
devamını gör...
ya israil kuklasıdır yada israillilerin amacına farkında olmadan hizmet eden ne idüğü belirsiz müslüman görünümlü şahsiyetsizlerdir.

zira türkiye nin israille arası ne zaman bozulsa o zaman hükümet aleyhinde açıklama yapmalarının başka anlamı olamaz.

http://www.habervaktim.com/...
devamını gör...
--- alıntı ---

at izinin it izine karıştığı bir hengamede ne menem güçlerin kucağında olduğu belli olmayan el kaide'nin, iì‡srail'in sözcülüğüne soyunurcasına yaptığı açıklamalar kötü kokular yayıyor.

görünen o ki uluslararası arenada eli güçlenen ve toplumunun dini hassasiyeti yüksek olan bir ülkenin yükselişini tehir etmek için yaymaya devam edecekler..

--- alıntı ---

devamını gör...
2000 yılından bu yana ırak ve afganistanda ve dünya nın bir çok yöresinde kendileri bahane edilerek öldürülen müslümanların katili olan örgüt. evet müslüman katilidirler. kısaca teröristler.
devamını gör...
sürecin başında rusya'nın afganistan'a girmesi ile iyi niyetli olarak kurulmuş bağımsız mücahit topluluğu. rus yenilgisi sonrasında amerika'nın bahse konu toprakları bir anda boşaltması sonrasında kendi kendini manupile eder hale gelmesi ile teröristleşmiş grup. bu süreç içerisinde taliban da pakistan gizli servisi tarafından kurulmuş ve ruslara karşı savaşarak miadını dolduramadan aynı akıbeti paylaşmıştır.

eee her zaman somut-soyut bir düşman lazım tabii böyle -güya- geçici oluşumlar karşısında...
devamını gör...
bazı gereksizler tarafından yerden yere vurulmaya çalışılan örgüt. ne yazık ki her şeyi bilenler bunu bilemedi. *

edit: imla.

yuh lan andaval yazdım sildiniz ve şahsa söylenmemiş bir şeyi.
devamını gör...
dağdaki yiğitlerdir.
http://www.dailymotion.com/...

hindukuş'tur dağları
mücahittir adları
cihattır okulları
lailaheillallah

o dağlarda, o dağlarda
anlatırlar dünyaya
anlatırlar çağlara
lailaheillallah

besmeleyle başlandı
halka halka toplandı
onbeşinde genç yiğitler
dağlarla nişanlandı

o dağlarda, o dağlarda
anlatırlar dünyaya
anlatırlar çağlara
lailaheillallah
devamını gör...
(bkz: el-kaide'den bombalı saldırılar hakkında açıklama)

bu kadar zaman sonra böylesi net bir mesajı gözümle gördükten ve kulağımla duyduktan sonra ne desem, bilemedim.
eperyalist düşmanların ve cahil müslümanların yaptıkları, söyledikleri, zanda bulundukları onca şeyden sonra bu açıklamaları nereye koyacağız? dünyayı şekillendiren hakim güçlerin propagandalarına sanırım çok dikkat etmemiz gerekiyor.
devamını gör...
afganistan menşeli amerika ile bağlantısı olduğu iddia edilen bir örgüt.

öldürülene kadar liderliğini usame bin ladin yapıyordu. bugün öldürüldü ilan edilmiştir.

devamını gör...
ilk zamanlar kafirlere karşı savaştığı için herkesin desteklediği..
sonrasında kafir müslüman ayrımı yapmayıp bütün müslümanlar için kara bir leke olan gruptur..
devamını gör...

soru: ister ülke içinde, isterse ülke dışında ortaya çıkan şiddet ve terör hâdiseleri bahane edilerek müslümanların toptancı bir yaklaşımla zaman zaman kamuoyu nazarında maznun durumuna düşürülmek istendiği görülüyor. bu tür hâdiseleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu hâdiseler karşısında mü’mince tavır nasıl olmalıdır?

cevap: hemen başta ifade edeyim ki, ben, bu tür hâdiselerin, müslümanların oluşturduğu bir organizasyon tarafından planlanıp tasarlanarak gerçekleştirildiğine hiçbir zaman inanmadım. zannediyorum hâdiseleri bir bütün hâlinde, başı-sonu, önü-arkasıyla, önyargısız ve insaflı bir şekilde tahlile tâbi tutan her akl-ı selim sahibi kişi de benim bu inancımı paylaşacaktır. zira doğudan batıya, kuzeyden güneye dünyanın değişik bölgelerinde gerçekleşen ve müslümanlarla irtibatlı gibi gösterilmeye çalışılan hâdiselerin figüranlarına bakıldığında, bu figüranların, her ne kadar isimleri müslüman ismi olsa da, dünyayı kendi zihniyetlerine göre şekillendirmek isteyen şer şebekelerinin, belli güç odakları ve servislerin, oynadıkları satranç oyununda kiraladıkları kanlı katil veya ilaç içirip iradelerini ellerinden aldıkları, düşüncelerini felç ettikleri robotlaştırılmış hasta ruhlar oldukları görülür.

islâm asla teröre cevaz vermez

meselenin islâm’la irtibatlandırılmasına gelince, bilinmesi gerekir ki, daha baştan islâmã® esaslar bu tür hâdiselerin yapılmasına asla müsaade etmez. evet, müslümanlık hakkında sathã® seviyede, şöyle böyle malumatı olan bir insan dahi bilir ki, hiçbir müslüman, ülkesi işgal edildi veya hürriyeti elinden alındı diye kalkıp tek başına savaş ilan edemez, hürriyet mücadelesi deyip masum insanları hedef alamaz. böyle bir anlayışı, müslüman mantığı ile telif etmek mümkün değildir. dinimizde harp, ülke çapında, bütün bir milletin organizasyonu ile ve ancak belli kurallara bağlı kalarak gerçekleştirilebilir. hiç kimse, kafasına estiği gibi, ulu orta, dinin koyduğu esas ve disiplinlere muhalif bir şekilde bir mücadele şekli ortaya koyamaz. bu açıdan daha önce nice kere ifade ettiğim hususu müsaadenizle bir kez daha ifade edeceğim: terörist, müslüman olamayacağı gibi, müslüman da terörist olamaz. mutlak zikir kemaline masruf olduğundan, biz burada, “terörist müslüman, müslüman terörist olamaz” derken, müslümanlığın özüne ve ruhuna açık olan bir insanın, böyle bir işi yapmasının mümkün olmadığını anlatmak istiyoruz.
eğer bir insan müslüman olduğunu söylediği hâlde bu işi yapıyorsa, onun müslümanlığında islâm’ın esas ve prensipleriyle telifi mümkün olmayan bir eksik ve gediği var demektir. maksadımı ifade adına, peygamber efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) başka bir konuyla alakalı beyan buyurduğu bir hadis-i şerifi nakledeyim. insanlığın iftihar tablosu (aleyhissalâtü vesselâm) buyuruyor ki:

ù„ùŽø§ ùŠùŽø²ù’ù†ùùŠ ø§ù„ø²ù‘ùŽø§ù†ùùŠ ø­ùùŠù†ùŽ ùŠùŽø²ù’ù†ùùŠ ùˆùŽù‡ùùˆùŽ ù…ùø¤ù’ù…ùù†ùŒ ùˆùŽù„ùŽø§ ùŠùŽø´ù’ø±ùŽø¨ù ø§ù„ù’ø®ùŽù…ù’ø±ùŽ ø­ùùŠù†ùŽ ùŠùŽø´ù’ø±ùŽø¨ù ùˆùŽù‡ùùˆùŽ ù…ùø¤ù’ù…ùù†ùŒ ùˆùŽù„ùŽø§ ùŠùŽø³ù’ø±ùù‚ù ø§ù„ø³ù‘ùŽø§ø±ùù‚ù ø­ùùŠù†ùŽ ùŠùŽø³ù’ø±ùù‚ù ùˆùŽù‡ùùˆùŽ ù…ùø¤ù’ù…ùù†ùŒ

“zina eden mü’min olduğu sürece zina etmez, hırsızlık yapan mü’min olduğu sürece hırsızlık yapmaz, içki içen mü’min olduğu sürece içki içmez.” (buhari, eşribe 1) bu hadis, inanan bir insanın, imanın şuurunda iken zina, hırsızlık yapmayacağını, içki içmeyeceğini anlatıyor. başka bir ifadeyle, hadis-i şerif; zina eden, hırsızlık yapan, içki içenin en azından bu günahları irtikâp ettiği esnada hakiki mü’min olmadığına dikkat çekiyor.

bu hadis-i şerifi izah adına kelam kitaplarında, bazı tekellüflü yorumlara gidildiğini görüyoruz. ben burada onlara girmeyeceğim. fakat kanaatimce meseleyi şu şekilde anlayabiliriz: Allah’a (celle celâluhu) inanması gerektiği şekilde inanan, işlediği günahların hesabını ahirette Allah’a vereceğine iman eden, cennet, cehennem ve haşr u neşrin varlığını kabul eden bir insanın, bu duygular kendisine hükmettiği sürece bu günahları işlemesi düşünülemez. işte bu mânâda, bir terörist, teröristlik yaptığı esnada mü’min değildir. evet, bir insan halis ve kâmil mânâda mü’min olduğu sürece asla terörizme girmez/giremez.

dolayısıyla ben, ne turan’da ne fizan’da yapılan terör eylemlerinin şuurlu müslümanların organizasyonu ile yapıldığına hiçbir zaman inanmadım. hatta bu olayların mevhum figüranlarının şu an hayatta olmadıkları kanaatindeyim. zira birilerinin ısıtıp ısıtıp önümüze sürdüğü, internette görüntü ve videolarını yayınladıkları bazı isimlerin gerçekte şu an var olup olmadıklarını dahi bilmiyoruz.

bilgi kirliliği ve safderã»n insanlar

diğer taraftan, dünden bugüne, dünyadaki şer şebekeleri, karanlık odaklar, hususiyle de müslümanlığa karşı belli bir tavrı olanlar hep aynı silahı kullanmış ve hep aynı oyunu oynamışlardır. bunlar paranoya ihtiyaçlarını karşılama adına toplumda oluşturdukları korku ve panik havasıyla insanların vehimlerini tetiklemiş ve insanların yüreklerini ağızlarına getirmişlerdir. diyelim ki, onlar kendi karakterlerinin gereğini yapıyorlar ama beri tarafta ne acıdır ki, kendi ülkemizde de hâdiseleri basiret ve firasetle tetkike tâbi tutmadığından, dünyadaki belli güç odaklarının ve merkezlerin üretip yaydıkları haber ve sözlere hemen inanıveren safderã»n diyebileceğimiz insanlar var.

geçmişte bu tür bir hâdise gerçekleştiğinde çevremdeki insanlara şöyle demiştim: “hâdisenin failleriyle alâkalı yüzlerce ihtimal varken, hâdisenin oluş keyfiyeti üzerinde derin bir sis perdesi bulunuyorken, bazı insanlar, meseleleri niçin hemen internet siteleri veya gazetelere düşen şekliyle okuyup değerlendiriyor ve ona göre hüküm veriyorlar. Allah aşkına, bu insanlar, söylenen şeylerin bir de aksinin olabileceğine niçin hiç ihtimal vermezler?” zira güç, kuvvet ve menfaatten başka herhangi bir değer ölçüsü kabul etmeyen zalim insanların dünyasında, onların düşünce ve akide hayatlarında yalan diye bir mefhum yok ki! aksine onlar, yalan ve aldatmayı bir akıllılık olarak görüyor ve hayatlarını buna göre yaşıyorlar. inanan insanlar olarak biz, bir cemaatin huzurunda “şu insan yalan söyler” derken bile, yani başkasının yalanını anlatırken dahi hicap duyar, bu durumu ifade etme mecburiyetinde kalmışsak, “kusura bakmayın, yalan gibi çirkin bir lafı huzurunuzda ağzıma aldım” deyip özür dileyerek söyleriz. bu, islâm’ın bize verdiği terbiyenin ve islâm’dan kaynaklanan kültürün gereğidir. evet, bizim kültürümüzde yalan söyleyen bir insana doğrudan doğruya “yalancı” demekten hicap duyulduğu için “hilaf-ı vaki beyanda bulunuyor” diyerek mesele ortaya konur. fakat –bağışlayın– yalan ve aldatmayı hayat tarzı hâline getirmiş kişilerin söylediklerine niçin hemencecik inanıyor ve onların yalan söyleyebileceklerini göz önünde bulundurmuyoruz. bu şahısların şimdiye kadar ortaya çıkan yalanlarından ve bu yalanların bize gösterdiği karakterlerinden her şey bekleneceğinden dolayı ihtiyatlı olmamız gerekmez mi? fakat maalesef, söylenen sözlere, okuduğumuz haberlere mutlak doğruymuş gibi hemen inanıyor ve meseleleri buna göre yorumluyor, buna göre değerlendiriyoruz. hiç unutmuyorum, bir zaman bir yerde büyükelçilik yapmış olan bir zat, meydana gelen bir fecâi ve fezâiden sonra, aradan daha bir iki saat geçmeden kalkmış ve “bu meseleyi falan yapmıştır” demişti. o zat, suçlu olarak gördüğü şahsın ismini dahi yanlış telaffuz edecek ölçüde meselenin cahili olduğu halde hükmünü vermekte hiç tereddüt göstermemişti.

işte bilgi kirliliği ve yanlış yönlendirmeler sebebiyle maalesef her bir hâdise sonucunda müslümanlığın tertemiz imajı kirletilmiş, onun dırahşan çehresine zift atılmıştır ve hâlâ atılmaya devam edilmektedir. hani, halk arasında, “çamur at izi kalsın” diye bir söz vardır. ne acıdır ki günümüzde müslüman imajına böyle bir çamur atılmış ve maalesef o çamurun izi kalmıştır.

bu, bir vâkıadır. bu vâkıa karşısında yapılması gereken ise, bütün dezenformasyon ve iftiralara rağmen, islâm’ın gerçek mânâ ve hüviyetiyle her yerde anlatılması, güzel temsille her yerde gösterilmesidir. fail-i meçhul bu hâdiselerin, islâm’ın özünü temsil eden insanların işi olmadığını bıkıp usanmadan dile getirmeliyiz. gerçek bir müslüman’ın herkese el uzatıp, herkese sinesini açabileceğini göstermeliyiz. silm u selâmetten gelen müslümanlığın sevgi, barış ve merhamet çağrısını amerika’dan avrupa’ya, uzak doğu’dan afrika’ya bütün insanlığa duyurmalıyız.

diyalog köprüleri ve vehimlerin izalesi

takdir edersiniz ki, bu hakikatin bütün gönüllere duyurulması birdenbire olacak bir iş değildir, uzun bir zamana vâbestedir. senelerden beri ister bir kısım din mensuplarının, isterse oryantalistlerin müslümanlığın aleyhine yazıp çizdikleri şeyler, öyle korkunç bir şekilde zihin ve düşünceleri kirletmiştir ki birdenbire bunu silip temizleyemezsiniz. zaten siz, islâm’ın bütün güzelliklerini birdenbire meşherde teşhir ediyor gibi ortaya koysanız, insanlar bunu hazmedemezler. uzun zaman onların içinde kalacak ve sizi tanıyıp öğrenmelerine fırsat vereceksiniz. akıllarındaki, “åžimdi böyle diyorlar ama acaba biraz güçlenip bazı imkânları elde ettiklerinde de aynı şeyleri söyleyecekler mi?” türünden istifhamlarını fiilã® tavır ve davranışlarınızla izale edeceksiniz. on sene boyunca sizin nabzınızı tutacak, kalbinizin nasıl attığına bakacaklar. bir on sene geçecek, bir kere daha nabzınızın aynı atıp atmadığını kontrol edecekler. böylece on, yirmi, otuz sene sizi test edecekler. işte sizin bu süreçte hep aynı yerde durduğunuzu, ifade tarzınızı hiç değiştirmediğinizi görecek ve sizin hakkınızda ona göre bir hükme varacaklar.

evet, siz bir taraftan islâm’ı gerçek esas ve prensipleriyle anlatacak; diğer taraftan da onların sizi dinlemelerine, görmelerine ve test etmelerine imkân vereceksiniz. belki sizin evlerinize, müesseselerinize, iş yerlerinize gelecek, kendi dünyanızda sizi tanıyıp sizin hakkınızda bir kanaate varacaklar. eğer yıllar boyunca kafalarda oluşmuş/oluşturulmuş bir olumsuz imajı gidermeyi düşünüyorsanız, bence takip edilmesi gereken yol budur.

bir misal olması açısından arz edeyim: ben bir karınca öldürmediğimi nice kereler ifade ettim. evet, hayatımda tek bir karınca dahi öldürmedim. hatta bir zaman yanımdaki bir arkadaş, bana eziyet ediyor diye eliyle üzerimdeki bir karıncayı süpürmüştü. seneler geçmesine rağmen bu hâdiseyi unutamadım. kendi kendime, nasıl oldu da o canlıya kıydı, diyorum. başka bir zaman bir arkadaşımız bir kampta su içmeye giderken gördüğü bir yılanı yakalayıp kuyruğundan silkerek belini koparmış. ben bir-iki ay o arkadaşla konuşmadım. senin ne hakkın var ki, onun yaşama hakkının önüne geçiyorsun? hayvan seni sokmaya gelmiyordu ki, su içmeye gidiyordu. eğer hakikaten ağzını açar ve bir kobra gibi sana doğru gelirse, o zaman nefsi müdafaa meselesi söz konusu olur. kaldı ki ben böyle bir durumda bile onu öldürmek yerine kaçmayı tercih ederim. çünkü onun da ekosistem içinde bir yeri var. dinimizde mecbur kalındığında öldürmeye cevaz verilmiştir ancak bunun sevap olduğu söylenmemiştir.

åžimdi kalbi bu türlü mülâhazalara kilitli bir insanın herhangi bir insana kıyması hiç mümkün olur mu? yanlış anlaşılmasın, ben burada kendimi anlatmıyor, sadece sizin hissiyatınıza, inanan gönüllerin duygu ve düşüncesine tercüman olmaya çalışıyorum. fakat bütün bunlara rağmen, bazı insanlar hâlâ sizin hakkınızda değişik vehimlere giriyorlarsa, bu durum karşısında yapılması gereken aktif bekleyiş içinde sabır göstermektir. karakterinizi, ruh yapınızı, hissiyatınızı, iç dünyanızı bir “showroom”da, bir galeride teşhir ediyor gibi teşhir edeceksiniz. el âlem gelecek, girecek, gezecek, görecek, bakacak ve sizin hakkınızdaki vehimlerinden kurtulacak. siz belki de bu süreci fark edemeyeceksiniz. onlar gelecek, sizin üzerinize bir işaret koyacak ve daha sonra geldiğinde bu işaretin yerinde durup durmadığını kontrol edecekler. daha sonra bir kere daha gelecek ve aynı desen ve şivenin olup olmadığına bakacaklar ve böylece hakikã® müslümanlığı gerçek derinlik ve enginliğiyle görecekler.

netice itibarıyla, müslümanlar hakkında oluşturulmak istenen günümüzdeki bu olumsuz imajı gidermek belli bir zamana vâbestedir. mesele bir takvime bağlanarak çok iyi tanzim edilmeli, süreklilik ve ciddiyet içinde olumsuzluklar birer birer izale edilmeye çalışılmalıdır. eğer günümüzün inanan gönülleri belli bir zaman isteyen bu meselede, aktif bir sabırla hareket eder, meselenin ciddiyeti ölçüsünde ceht ve gayrette bulunurlarsa, gün gelir, hasımlarının, insanlığın iftihar tablosu (aleyhissalâtü vesselâm) ve o’nun güzide ashabı hakkında dedikleri “bu insanlar emindir, emniyet ve güvenin temsilcileridir.” sözünün kendileri hakkında da ifade edildiğini göreceklerdir.

f. gülen
devamını gör...
--- alıntı ---
ünlü savaş muhabiri, el-kaide liderinin öldürülmüş olabileceğini ancak “åžehit bin ladin” imajıyla bin ladinciliğin, amerika’yı iflas ettirerek ve müslüman dünyadaki diktatörleri devirerek başarılı olduğunu öne sürdü.
.....
bir şeyin altını çizmek istiyorum. cihatçı gruplar ile bin ladin’in hocası ve yol göstericisi åžeyh azzam’la ve afganistan ile pakistan’daki uzun deneyimlerime dayanarak, sürekli iddia edildiği gibi bin ladin’in cıa ile birlikte ya da onun için asla çalışmadığını temin edebilirim. sovyet-karşıtı mücadelede sadece aynı saftaydılar.
...
--- alıntı ---

http://www.timeturk.com/tr/...
devamını gör...
ünlü savaş muhabirinden bir kesit:

"artık bin ladin öldüğüne göre asla bilemeyeceğiz. ölüler hikâye anlatmaz. bin ladin uzun zamandır 9/11’de rolü olmadığını söylüyordu. buna rağmen olayın ardından onayladı ve destekledi. cıa tarafından vahşice işkence gören ve itirafa zorlanan el-kaide şüphelileri, abd mahkemelerine çıkamayacak derecede güvenilmez kaynaklar. "

bu nasıl bir şey böyle? ben çok iyi hatırlıyorum 9/11 olayının ardından bin ladin'in kasetleri bütün dünyada yayınlandı. ladin, "abd'yi vurduğunu söyleyen beyanlarda bulundu." daha sonra ise bu iddialar bin ladin tarafından reddedildi. görüntüler montaj mıydı bilmiyorum ancak bu görüntülerin montaj olduğuna dair çok sağlam argümanlara da şahsen ben rastlamadım. bin ladin'in "bana aitmiş gibi gösterilen görüntüler sahtedir" dediğini de okumadım. belki bu tür açıklamaları ve benzer savunmaları mevcut. özellikle el cezire yayınlarına bu hususta ihtiyacımız var. maalesef ortadoğu'yla çok fazla alakadar olmayan türk basını bizi bu konuda muğlak düşünmeye mecbur bırakıyor.
amerikalı belgesel ve sinema yönetmenlerinin 9/11'den sonra çektikleri belgesel ve filmlerde el kaide'nin cia ile alakasını bariz bir şekilde gördük. bush'un saldırıdan sonra tutarsız açıklamaları ve çelikten yapılmış binanın olduğu yere çökmesi hep soru işareti olarak aklımızda kaldı. sovyetlere karşı abd ile işbirliği içinde olan bin ladin elbette abd'nin ajanlarıyla kuşatıldı ve örgüt, abd'nin direktiflerine göre bazı eylemler gerçekleştirdi. diyorum ya bu eylemlerden en büyüğü de müslümanların yetiştirdiği nadir yönetmenlerden mustafa akkad'ın öldürülmesi olayıdır.

geçmişi bırakıp aktüeli değerlendirecek olursak hala bazı soru işaretleriyle muhattap olduğumuzu anlıyoruz. bugün bin ladin öldü diyorlar. belki 10 yıl önce öldürdüler ve abd'nin başkanlık seçimini etkilemek adına sırf obama'yı o koltukta tutmak için bu gerçeği şu anda bize paketliyorlar. adamın cesedi yok. denize atılmış. yüzyıl düşünsem abd'nin usame bin ladin'i dünyanın gözü önünde rezil etmeden öldürmeyeceğini aklıma getiremezdim. saddam'ı nasıl dünyaya rezil rüsva ettikten sonra öldürdülerse usame bin ladin'i aynı şekilde refüze edebilirlerdi. zaten bütün güç ve kudretini prestij denilen o kahbe hasletten sağlayan abd bunu nasıl ihmal edebilirdi? ( olmayan bir cesede ceset muamelesi yapmak için onu denize atmak halkı inandırmak için tek mantıklı yol gibi görünüyor. ) belkiler çoğaltılabilir. bu konu üzerinde çok tartışma yapıldı. medyanın dünyaya sipariş ettiği şeyler insanlar tarafından hapur hupur yeniliyor. ha diyeceksiniz ki millet bu yediği yalanları tuvaletini yapar gibi çıkarıyor mu? tabii ki çıkarmıyor. 50 yıl önce aya çıktıklarını sahte bir kasetle dünyaya yutturan adamlar 2000'li yılların teknolojisiyle bin ladin'e istediği şeyi söyletir, istediği şekilde gösterir. bin ladin'i mazur görmüyorum. onun hakkında ulvi ya da menfi fikirlerim de mevcut değil. ancak saf bir örgüt olduğu da söylenemez. kasıtlı olarak değil mecburen ve istemdışı abd'ye hizmet etti bu adam. şu an için islamiyet afakı çok muayyen değilse de çok karanlık da değil. kafirlerin yaptığı her plan daha büyük gediklerin açılmasına olanak sağlıyor. daha sonra o gediği kapatmak için başka bir plan devreye giriyor ve bu böyle devam ediyor.


ünlü savaş gözlemcisi eric s. margolis'in yazısından çok çarpıcı birkaç bölüm daha :

"kuzey amerika medyası ve bush yönetimi, el-kaide’nin gücünü, tehdidini ve elinin uzanmasını deli gibi abarttı. analist kevin phillips’in sözleriyle, ortabatı’nın ücralarındaki varoş anaları, çocuklarını usame bin ladin’in almaya gelmesinden korkutacak kadar amerikalıları paniğe soktular. "

abimiz aslında örgütün çok küçük olduğunu söylüyor. medya tarafından küçücük bir örgüt dünyayı tehdit eden bir yapılanma olarak işlenmiş.

son zamanlardaki sayıları hakkında bilgiyi şu şekilde anlatıyor:

"ya el-kaide? 1999’dan beri yazdığım gibi bu aşırı grup, her zaman küçüktü. 2001’de 300 kadar kişiydi. bugün pakistan’daki çekirdek el-kaide, aranan bir avuç insandan oluşuyor. cıa şefi leon panetta, afganistan’da 50’den daha az sayıda el-kaide üyesi olduğunu belirtti. pakistan’da bir 100 kişi daha olabilir. hepsi kaçak. "

olayın politik yapısını ve abd'nin ihtikarcılığını şöyle anlatıyor:

"el-kaide öcüsü, orta asya’ya komşu stratejik bölgeyi güvene almak, çin’i uzak tutmak ve silah harcamasını iki katına çıkarmak için afganistan’ı işgal için işe yarar bir bahane oluşturdu. petrol-zengini ırak’ın işgali de beyaz saray’ın saddam hüseyin’in usame bin ladin’le 9/11’de ortak olduğuna dair tescilli yalanıyla meşrulaştırılmıştı."

ve yazının devamı :

"usame bin ladin, gerçekte ve hakikatte ölmüş olabilir. çok uzun zaman önce abd güçleriyle bir mücadelede şehit olacağını öngörmüştü. bin ladin, son 8-10 senedir o ya da bu şekilde emekli olarak yaşıyordu. zamanının ve enerjisini başına konan 25 milyon dolarla canlı kalmak için harcıyordu. neredeyse konu-dışı kalmıştı.

el-kaide’nin 2 numaralı ismi mısırlı ayman el-zevahiri, uzun yıllardan beri operasyon şefi olduğu örgütten arta kalanın lideri olmayı sürdürüyor. mısır’da vahşice işkence gören dr. zevahiri, ellerinde fazlasıyla kan bulunan ve intikam ateşiyle yanan tehlikeli bir aşırı.

bin ladin öldü ancak bin ladincilik yaşıyor. usame’nin esas amacı müslüman dünyadaki batılı tahakkümü ve yağmalandığını söylediği kaynaklarının sömürülmesini sonlandırmaktı. yabacı çıkarlar için vekilharç olarak görülen müslüman dünyayı idare eden batı-destekli diktatörler, generaller ve krallar, bin ladin’e göre devrilmeliydi.

müslüman dünya bin ladin’in kanlı-düşünce yapısını ve yeni islami halife ütopyasını reddetmiş olabilir ancak birçoğu, özellikle gençler, batı çizmelerini yalayan, yozlaşmayı yayan ve filistin davasına ihanet eden zorba sultalardan bölgeyi kurtaracak devrim çağrılarını benimsedi. hüsnü mübarek, tam bu tanıma uyuyordu.

usame bin ladin, gençler arasında büyük ateşlere dönüşecek kıvılcımları çakan devrimleri görecek kadar çok yaşadı. bu bağlamda, åžehit usame’nin imajının yardımıyla bin ladincilik, başarılı olacak ve yayılacak.

suudi devrimciliği başka bir miras daha bırakıyor. birçok sefer, abd’yi müslüman dünyadan uzaklaştıracak ve valilerini yenilgiye uğratacak yegâne yolun birleşik devletleri, onu nihayetinde iflas ettirecek küçük ancak pahalı savaşlara sürüklemek olduğunu söylemişti. başkan george w bush ve barack obama yönetiminde birleşik devletler, bin ladin dikkatlice hazırlanmış tuzağına düştü.

bugün neredeyse iflas etmiş birleşik devletler, senelik yüzlerce milyarı afganistan, ırak, somali, yemen ve sahra’daki küçük savaşlar için harcıyor. gülünç derecedeki abartı askeri harcama ve borç bağımlılığı birleşik devleti felce uğratıyor. bu yüzdendir ki bin ladin’in hayaleti gülümsüyor.."


devamını gör...
bu aralar, el kaide ile ilgili olarak, güncelden bağımsız bir yazı yazmayı düşünüyordum. hatta, bin ladin'in ölüm haberi gelmeden hemen önce bir şeyler yazmaya karar vermiştim. fakat, uyku ve yorgunluk sebebiyle erteledim; bugüne kısmet oldu...

***

yaklaşık 40 yıldır, birleşik devletler'in iç ve dış siyasetini belirleyen en önemli isim -hiç tartışmasız- zbigniew brzezinskidir. uluslararası stratejilerle ilgilenmeyenlerin pek bilmediği bu polonya göçmeni aşkenazi, carter'dan beri amerikan yönetimlerindeki şahin kanadın "ruhani lideri"dir.

brzezinski'nin her şeyin önünde tuttuğu hedefi ise, abd'nin daha uzun süre, gücünü korumasıdır(abd'nin öngörülen ömrünü uzatmak). bu yolda stratejiler geliştirir, yaşadığımız dünya üzerine senaryolar yazar(çoğu zaman bunları uygular). soğuk savaş döneminde "yankee"lerin tek rakibi olan sovyetler'i zora düşürmek için her yolun denendiği malum. brzezinski de, afganistan'ın büyük coğrafyasında, vur-kaç taktiğiyle savaşan afgan milislerin ruslara büyük zaman ve para kaybettireceğini düşünüp, buna uygun bir yol tasarlıyor.

bu amaçla, bir organizasyona gidiliyor ve basit yapılı ama verimli bir örgüt kurulmasına karar veriliyor. o aralar, amerika'nın kralı rockefeller ile suudi monarkı'nın arası, aramco sebebiyle oldukça iyidir. ve suudi arabistan, bölgedeki en büyük amerikan müttefikidir(israil'in yeri ayrı tabii). ve bu iyi ilişkiler sebebiyle, brzezinski'nin planının uygulamaya konmasında suud ailesinden destek istenir. ailenin yakın bir akrabası olan usame bin ladin(bin ladin'le brzezinski'nin yan yana fotoğrafları da vardır) vasıtasıyla da, başta belirlenen plana uygun bir grup oluşturulur. gerisini zaten hollywood'dan tüm dünya izledi: rambo 3.

1. dünya savaşı'nda, osmanlı'ya asıl sıkıntıyı çıkaran ve arap isyanı'nı başlatan şerif hüseyin yerine arap yarımadası'na konan ve aramco sayesinde trilyon dolarlık servet yapan suudların başka türlü davranmasını beklemek yanlış olurdu zaten.

fakat, başta iyi işleyen sistem vahhabilik'e takılır. genel islam inancının tersine, aşırı katı bir ahlak ve din kabulü olan vahhabi suudlar(ve dolayısyla bin ladin ve dolayısıyla el kaide), bir süre sonra, pentagon'un birlikte çalışmaktan çok da mutlu olmadığı bir partner halini alır. ve dışarıdan göründüğü kadarıyla, öküz ölür(sovyetler), ortaklık bozulur. ama, amerika'nın dünya kamuoyuna asla açıklayamadığı bir şey vardır bana göre: ortaklık bitti ama neden ve nasıl düşman oldunuz? ne oldu da, el kaide amerika'yı şeytan ilan etti? ve 11 eylül'ü yapmaya karar verdi?

burada, çok sayıda teori devreye giriyor. zeitgeist'te anlatılanların büyük kısmı "komplo teorisi" olarak adlandırılamayacak kadar makul görünüyor. bugün, amerikan halkı'nın %78'i federal hükümetin 9/11'e dair gerçekleri söylemediğine inanıyor. ırak'ta ortaya çıkmayan "kitle imha silahları" da, teorileri destekler nitelikte.

artık bin ladin devri resmi olarak kapandı. ve brzezinski'nin, şu an ne olduğunu bilmediğimiz, yeni planı yürürlüğe konacak gibi. ben, hiç tanımamama rağmen, obama'ya güveniyorum nedense. ve şu an arkasına aldığı rüzgarla birlikte, 2012 seçimlerini atlatabilirse, brzezinski'nin(ki kendisi obama'nın da danışmanıdır. ama bu obama için bir zorunluluk gibi. başkanlar değişir; bazıları değişmez) yeni planına dayanabilir ve amerika, içine düştüğü finansal krizden(birçok ekonomiste göre, abd çoktan iflas etti) çıkmak için yeni bir düşman üretmez, üretemez.

ilgisiz ek: örgütün ölen lideri usame bin ladin'in adının usa-me diye ayrılabiliyor olduğunu şimdi bir başka yerde gördüm. ilginç. aynı şekilde, adının içindeki harflerden made in usa de yazılabiliyormuş. biri "tesadüf" mü dedi?
devamını gör...
usame bin ladin in abd tarafından öldürülmesi üzerine başta abd'de ve fransa'da olmak üzere terörist eylemler yapacağına inanılan örgüt.
devamını gör...
ladin in intikamını pakistan da müslüman sivilleri öldürerek almış, henüz türünü tanımlamaya layık kelime bulunamamış örgüt.

bizimkiler de helvalarını bitirdiyse bi zahmet pakistanlılar için bir fatiha falan okusunlar, "e müslümandır sonuçta."
devamını gör...
el kaide yeni liderini belirlemiştir.

el kaide'nin başında geçici olarak kalacak kişi seyful adel'dir. yönetimin başına muhammed mustafa yemni ' nin getirileceği söylenir. ladin döneminde 2.adam olarak bilinen eyman el zevahiri eski görevinde kalacak ve örgütün uluslararası bağlantılarını kontrol edecek.

yönetimde mısırlıların baskınlığı dikkat çekiyor.
devamını gör...
el- kaide, abd'nin açıkça desteklediği ve lider olarak dayattığı kimselerin de şaibeli her durumu üstlenip, uygunsuz islam hareketine öncülük ettiği aşikar olan bir örgüttür.
devamını gör...
yaptıkları eylemlerle amerikalılara hizmet ettigi belli olan örgüt.
devamını gör...
kenyalı yetkililer, el kaide'nin doğu afrika sorumlusu fazıl abdullah muhammed'in, çarşamba günü mogadişu'da öldürüldüğünü bildirmişlerdir.

devamını gör...
--- alıntı ---

terör örgütü el kaide'nin yeni liderinin eymen el zevahiri olduğu bildirildi.

el arabiya televizyonu, örgütün, geçen ay pakistan'ın abodabad kentinde öldürülen el kaide lideri usame bin ladin'in yerine, eymen el zevahiri'yi getirdiğini duyurdu.

--- alıntı ---
devamını gör...
bin ladin'den sonra etkinlik gösterebileceklerini sanmıyorum. ruhuna el kaide. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar