babanın sevgisinin anlaşıldığı anlar

sabah ezanı'na eşlik eden anne çığlığı ile uyanıldığında ne olduğuna anlam verilemez. birşeyler oluyordur evde. ev yavaş yavaş akrabalar ile dolmaya başlar.
çıkarsın odandan teyzeni görürsün, sorarsın; "teyze ne oldu?" cevap yoktur. halaya sorarsın "hala ne oldu? neden evimiz bu kadar kalabalık? neden hepiniz geldiniz. annem neden çığlık attı? neden ağlıyor ? cevap yoktur..

tak demiştir canına.. odanın ortasına geçip var gücünle bağırırsın; biri bana cevap versin! bu evde neler oluyor?

anne daha bir hıçkırır. herkes gözlerini kaçırır. cevabı verecek kadar cesur bir insan evladı yoktur evde. şöyle bir göz gezdirdikten sonra farkedersin. biri eksiktir onca insanın içinde... en önemli kişi eksiktir.

-babam nerde ?
-...
-babamm nerdeee ?
-...


yoktur.
gitmiştir.
ve bir daha gelmeyecektir...

o istanbula bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığında benim oğlumun paçaları islanmayacak! diye omuzlarında okula götüren adam gitmiştir. bir gece önceden bir torba kiraz alıp yarın beraber yemeye söz vererek o gece yemene izin vermeyen adam gitmiştir. ne olacak şimdi o kirazlar ? kim yiyecek onları ? işte o andan itibaren biri vardır bir daha hiç kiraz yemeyecek. biri vardır her kiraz gördüğünde babasını özleyecek.

ve biri vardır, istanbula her yağmur yağdığında paçaları islanacak. işte o ıslak paçalı çocuk, 50 yaşına da gelse seni özlemekten vazgeçmeyecek...
haberin olsun...

(bkz: sizin hiç babanız öldü mü)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.