bilginin insanı ilahlaştırması

başlığı ilk tanımda verilen anlamı üzerinden okursak, bilgiden ziyade "ilahlaşma" tabiri yanlış geliyor. çünkü ilahlaşma, aslında karşıtı bir anlamda, içini hıristiyan teolojisinin doldurduğu bir kavram. islam'da ilim ve idrakın yahut mistik tecrübenin (kısaca seyr-i sülûk) gayesi -hâşa- uluhiyet kesbetmek değildir ki... bu hıristiyan ahlakına mahsus, tanrı'nın cevher olarak alınması eşiğiyle gerçekleşen bir kırılma.

elbette islam'da da zahiren bu kavrayışa benzer klişelere rastlamak mümkün; işte, "allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak", "allah'ın ruhundan üflemesi" gibi bahisler... (teferruatları uzun olduğu için kafa karıştırmamak adına her müslümanın iman ettiği ifadeler dışında çok fazla misal göstermiyorum) ama bu anlayışta, hıristiyan mistisizminin aksine, beşeriyet vasıflarını ortadan kaldırmak söz konusu değildir. hatta, bir yerde, islam'da -başından beri- iş ve oluş pratiği, bu gidiş ve gelişin reddi üzerine kuruludur; yani islam'a göre insan, hürriyetini, ancak Allah'ın yaratmasına mahsus bir sırrın keşfine mevzu zorunluluk idraki olarak, Allah'tan gayrına (masiva) esaretten kurtulmak ve yaratılmış olan hiçbir şeyin (en çok da benlik) ne Allah'ın aynı ne de o'ndan gayrı olduğu idrakine kadar yükselmek (ki bu da en nihayetinde "idrakin bile aczinin" idrakına çıkar) suretiyle gerçekleştirir. (bunun da teferruatı uzun, nasipse inşallah başka zaman açıklayabilirim)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.